Üstad Mustafa Özbağ

9. Siyasal İslam

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 30 Kasım 2019 · 56:12

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. En son bir monarşi, bir demokrasi, bir cumhuriyet mi olacak, bir din adamı ya da bir savaş adamının diktatörlüğü mi olacak, bu soruların hiçbirine, kaynakların hiçbirinde konmuş bir kural yoktur.
Buraya okuyup şerh etmiştik, devam ediyoruz. Bir parantezde, herkesçe çok bilinen Yusuf Akçura'nın üç tarzı siyasetini açalım. Bu makale 1904'te yazılmıştır. Akçura, devlet yönetimini üçe ayırır. Bir, Osmanlı milleti yaratarak idare, iki, Müslüman dini bir idare, üç, Türklerin ön planda olduğu ırkçı bir devlet.
Akçura şöyle devam eder. Osmanlı milleti yaratmak siyaseti ciddi olarak 2. Mahmud zamanda doğdu. Bu padişahın ben tebaamdaki din farkını ancak cami, havra ve kiliselerine girdikleri zaman görmek isterim. Sultan Mahmud, devletin ırk ve dini farklı tebaasına serbestlik ve müsevat ile, emniyet ve karşılıklı dostluk ile burasını meze ve terkip edip tek bir millet haline sokmanın imkanına inanıyorlardı.
Osmanlı milleti fikri en ziyade Ali ve Fuat Paşalar zamanında geçerliydi. İkinci yönetimde, yani Müslüman dini bir idare, ikinci yönetimde ise Efe ve Laosmanlı ülkelerindeki sonra bütün küreği arzdakileri soylarına bakmaksızın dindeki ortaklıktan istifade ile tamamen birleştirmeye, her Müslümanın en küçük yaşta ezberlediği din ve millet birdir kaidesine uyarak, bütün Müslümanları son zamanların millet kelimesine verdiği manayla tek bir millet haline koymaya çalışmak lüzumuna kane oldular.
İlkin sırf nazari olup, yalnız matbuat safirlerinin sayfelerinde görülmekte olan bu fikir gitgide tatbik olunmak istedi. Abdülaziz'in son devirlerine panistanizm özü diplomatik konuşmalarda işitilir oldu. Osmanlı milleti ihdası fikrinin hükümete büsbütün terk olunmasından sonra Sultan 2. Hamid de bu siyaseti tatbike çalıştı. Günümüzdeki hükümdar Sultan Padişah lakapları yerine halife dini sıfatını koymaya çalıştı. Genel siyasetinde İslam dini mühim bir mevki tuttu. Üçüncü yönetim ırk üzerine müstenit bir Türk siyaseti milliyeti hususu getirmek fikri pek yenidir. Türklük siyaseti tıpkı İslam siyaseti gibi umumidir. Yazar kitabında uzunca anlatır.
Sonuç olarak devletin menfaati bütün Müslümanların ve Türklerin menfaatlerine aykırı değildir. Zira tebaa olan Müslümanlar ve Türkler devletin kuvvetlenmesiyle kuvvetlenmiş demek olduğu gibi diğer Müslüman ve Türkler de kuvvetli bir destek bulmuş olurlar. Üç tarzı siyaset Yusuf Akçıre 14 Nisan 1904 Bunlar şimdi ben bu meselelere bakarken genel olarak kendimi Kur'an ve Sünnet dairesinde tutma, Kur'an ve Sünnet dairesinden sapmama adına kendimi böyle mıhlamış gibi kendimi bu noktada dizayn ederim.
Müslümanlar İslami noktada duran düşünürler, siyasetçiler, askeri erkan, bürokrat erkan muhakkak ki dünyanın gelişmesinden haberdar olup farklı farklı düşüncelere, farklı farklı felsefelere tanımlama açısından okurlar, incelerler, araştırırlar. Kendilerince bir yol çıkarırlar. Bunlara karşı değilim. Ama benim durduğum nokta bu meselelere bakarken benim elimde veya bir Müslümanın evinde bozulmamış, geliş noktasında inkıtaya uğramamış, kirlenmemiş, dejenere ve deforme olmamış Allah'ın kitabı Kur'an ve Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sünneti. Sonra çok iyi bir şekilde yaşanmış ve örnek olmuş Halife-i Raşid'in dediğimiz dört halifenin dönemi var.
Bu meselelere bakarken eğer kendinizi o tarafa doğru meylettirir, onlar ne yaptı diye bakarsanız bu meseleleri çözmeniz daha kolay olur. Sonradan gelenler ne yapmış değil, dinse söz konusu olan ilk önce onlar ne yapmışlar. Ona bakmamız gerekir ve din genel manada insanın milliyetine karışmaz. Hani böyle bir dinin üstün ırk düşüncesi yoktur dinde veyahut da toplumda eksik ırk düşüncesi de yoktur. Bütün tebaayı kendince mutlu etmenin yolunu arar. Şimdi böyle olunca mesela biz şimdi döneceğiz, Osmanlı milleti yaratmak mı düşüneceğiz?
Veyahut da Müslüman bir dini idare mi kurmaya çalışacağız? Veyahut da Türklerin ön planda olduğu bir devlet sistemi mi kurmaya çalışacağız? Bunlara şimdi teker teker baktığımızda üçünde de sakatlık görürüz. Ben sakatlık görürüm. Bana deseler ki, bakın bu topraklarda yaşıyoruz, Anadolu'nun üzerindeyiz. Anadolu'nun üzerinde yeniden bir Osmanlı milleti kurmaya çalışmak, bu Don Kişot gibi yel devrimlerle savaşmak gibi bir şey.
Yine Anadolu topraklarının üzerinde dine dayalı, direkt İslam dinine dayalı bir devlet sistemi kurmaya çalışmak, yine Don Kişotlarla savaşmaktır. Bakın bunun belki de sizin hiç alışık olmadığınız, belki de duymayı duyarken de kendi kendinize hayret edeceğiniz bir şey bu. Bu söyledim. Dine dayalı devlet sistemi dediğinizde bir dine dayalı. Yani İslam dinine dayalı bir devlet sistemi dediğinizde sizin tebaanızdaki İslam olmayanları ne yapacaksınız? Bu soruyla karşılaşırsanız, ben Hristiyan'ım, Hristiyan dinimi yaşamak istiyorum. Siz bir Müslüman devlet sistemi kurduğunuzda, ben Hristiyan olarak o sistemde benim yerim nerede olacak? Eğer benim yerim Müslümanlar kadar değerde olmayacaksa, ben de orada bir din savaşı çıkarabilirim.
Ben de orada farklı bir savaş çıkarabilirim. Veya biz Türklerin ön planda olduğu, yani ırka dayalı bir devlet sistemi olduğunda, Anadolu'da Türk olmayan, kendisini ben Türk değilim diye tanıtan ırk var. Bugün adam diyor ki, ben Kayseriliyim ama Çerkezim diyor. Çerkezlik var bizde diyor. Adam ben Çerkezim diyor. Onun Çerkezim deyişini redmedeceğiz şimdi. Şimdi bunda da sıkıntı var. Bakın, geçen size hani Mekke Sözleşmesi'nden bahsetmiştim. Bu Mekke Sözleşmesi, Mekke'deki müşrik, dindar veya gayri dindar veya herhangi bir dine mensup, hiç önemli değil. Herkesin altına imza attığı ortak bir metin vardı.
Bu ortak metinle Mekke'ye dışarıdan gelen tüccarların, mallarının, canlarının, paralarının emniyete sağlanmasıydı. Emniyetiydi. Hac yapmaya geldiyse, bakın daha o zaman İslam yok da, haç yapmaya geldilerse, haç yapmaya gelen insanlar, haç ibadetlerini de emin bir şekilde yapıyorlardı. Bu Mekke Sözleşmesi'ydi. Ve Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, bu sözleşmenin altına henüz peygamber değil iken, amcasıyla beraber toplantıya katılıp, bu sözleşmeye müdahil olanlardan birisi. Ve Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, Medine döneminde devlet çok güçlüyken, bu normalde Müslüm'ün müsnedinde geçer.
Hazreti Şerif der ki, rivayet edilir. Bugün de o sözleşme, altına imza atılacak bir sözleşme der. Ve o sözleşme, İslam döneminde de icra eder, devam ettirilir o sözleşme. Ardından bir Medine Sözleşmesi vardır. Bunlar İslam tarihinde önemli dönüm noktalarıdır. Medine Sözleşmesi, Medine'nin korunması ve muhafaza edilmesi ve Medine'nin bu noktada, hani, nerede, nasıl olmalının sözleşmesidir.
Medine'de de Hristiyanlar vardır. Örneğin Mekke'de Hristiyanlar yoktur, oturmuş vaziyette. Mekke'de Yahudiler de yoktur. Mekke'de Yahudi ve Hristiyan azınlık yoktur, hiç yoktur. Mekke müşriklerden kuruludur, İbrahim'idir aslında Mekkeliler. İbrahim'idir. Bir kısmı putlara şey yapar ama gelenekleri yine İbrahim'idir. Ama putları bu noktada, hani, vesile edenler vardır. İbrahim'lerin bir kısmı, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve Kureyş'in, büyük bir çoğunluğu putlara tapanlardan değildir. Ve Medine'de Hristiyanlar ve Yahudiler vardır. Mesela Medine'nin savunulmasıyla alakalı, Uhud'da olsun, Hendek'te olsun, hep böyle Medine'de oturan kimselerin görüşleri alınmış, istişare edilmiş.
Savunmaya onların da katılması sağlanmış. Ne zamana kadar? İslam kuvvetlenince kadar. İslam kuvvetlendikten sonra, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Hristiyanlardan ve Yahudilerden askeri güç alarak artık almamaya başlamış. Şimdi, dünyamızın geldiği bu noktada, İslam dünyasının gelmiş olduğu bu noktada ve İslam dünyasının siyaseten, ekonomik ve askeri olarak durduğu bu noktada ümmete nefes olacak.
Bakın, ümmete nefes olacak. Ümmeti bu noktada ayakta tutacak yeni bir felsefeye ihtiyaç var. Bu yeni felsefe, biz buna siyasi felsefe diyelim, önemli değil. Bu yeni felsefe, bütün insanların ortak yaşam paydalarında buluşması olması gerekir. Ortak yaşamı, ortak yaşam paydayı oluşturmamız gerekir. Örneğin, biz şimdi kendi ülkemizden ele alacak olursak, herkesin korkusu bu değil mi? İslami bir yönetim olursa, İslam'ı yaşamayanlar öldürülürler. Veya İslam'ı yaşamayanlar sıkıntıya duçar olurlar. Beklenti bu değil mi? Daha açık konuşmak gerekirse, Türkiye'de bir kesim var. Bunlar dinsiz değil.
Ama dini hayata ve dini düşünceye mesafeli duranlar var. Bakın, mesafeli. Bunlar oturup konuştuğunda, oturup sohbet ettiğinde bu kimseler dinsiz değil. Ama siyaset uğruna veyahut da belli şeyler uğruna taraf oluşturuluyor. Bu uluslararası bir oyun. Yani bir kimse X partiliyse, dinsiz demek değil. Ama oy adına veyahut da siyaset adına kamplaşma gerçekleştiriliyor. Bu kamplaşmanın önüne geçecek ve bu kamplaşmayı derinleştirmeyecek ve bu kamplaşmada kardeş kardeşe düşürmeyecek bizim yeni bir söylemeye ihtiyacımız var. Bizim yeni bir felsefeye ihtiyacımız var. Bu söylem ortak yaşam, örneğin benim aklıma gelen şey beraber yaşama, müşterek yaşama.
Beraber aynı o topraklarda barış içerisinde müşterek yaşama. Barış içerisinde insanların birbirlerine saygılı davranması. Ama bizim müştereklerde birleşmemiz gerekir. Müştereklerde birleşmemiz şu olmalı. Bir, devlet bizim aklımızı muhafaza etmeli. Müştereklerde birleşme. Devletin adı önemli değil. Devletin burada görevi önemli. Devlet işlevsel olarak ne yapması gerekiyor? Bu önemli. Benim bir vatandaş olarak birinci derecede devletten beklediğim şey, benim aklımı korusun. İkinci beklediğim şey, ikinci beklediğim şey. Benim dinimi korusun. Örneğin ben Hristiyanım. Ben Hristiyan adet, gelenek, göreneklerine göre yaşamak istiyorum.
Ben bu ülkede Hristiyan olarak yaşayamayacak mıyım? Benim atam, ceddim bu topraklarda, bu topraklarda büyümüş. Ben din adına bu topraklardan sürgünmeyeceğim. Ben din adına sürülürsem, o zaman Müslümanları din adına sürenlerden bizim farkımız ne olacak ki? Biz bu ülke topraklarında bizim istediğimiz gibi dine sahip değil diyerekten insanları süreceğiz mi, öldüreceğiz mi, katleteceğiz mi?
Ne yapacağız onlara? Bu sorunun cevabı lazım. Bir kimse dedi ki, ben Yahudiyim. Ben Havram'a gitmek istiyorum. Dini ibadetlerimi yerine getirmek istiyorum. Dinimi yaşamak istiyorum. Biz o kimseyi, sen Havra'ya gitmek istiyorsun deyip de buradan sürgün mü göndereceğiz onu? Onun evini mi yıkacağız? Malını yağmalacak mıyız? Onun malına devlet olarak el mi koyacağız? Veya onun malına Müslümanlar adına, din adına el mi koyacağız? Bunu yapamayız. Din buna müsaade etmiyor. İslam dini buna müsaade etmiyor. İslam bir Müslüman olarak siz kiliseye ateş edemezsiniz. Kiliseyi yakamazsınız. Kiliseyi yıkamazsınız.
Siz eline silah almamış Hristiyan tebaayı öldüremezsiniz. Onları sürgüne gönderemezsiniz. Siz hangi dine mensup olursa olsun onların can emniyetlerini, mal emniyetlerini, din emniyetlerini, akıl emniyetlerini, namus emniyetlerini korumakla mükellefsiniz. Bakın bu beş emniyet insanlık için çok önemlidir. Bir, o kimsenin siz aklını koruyacaksınız. Aklını korumak için onun uyuşturucuya ve beyni öldürücü her türlü şeyle mücadele etmeniz gerekir. Uyuşturucunun rahat dolaştığı, içkinin rahat dolaştığı, insanların akıllarının gittiği, sokaklarda zombi gibi dolaşılan bir ülkeyi hiç kimse istemez. Ve böyle bir operasyon varsa o ülkenin üzerinde o ülke işgale hazırlanıyordur.
Ülkeyi işgal edecek olanlar o ülke insanlarının, gençlerinin, gençlerinin akıllarını yok ederler. Akılları yok olursa onlarda ülke anlayışı, insan anlayışı, belli kavramlar ortadan kalkar. Şu anda belli kavramların içi boşaltıldığı gibi bizim ülkemizde de. İçi boşaltılıyor. Neyle boşaltılıyor? Layla ile onunla boşaltılıyor. Neyle boşaltılıyor? Farklı akıl giderici unsurlar var. Sosyal medya gibi, oyun bağımlılığı gibi. Gençlerimiz oturuyor bilgisayardan oyun bağımlısı. 5 saat, 6 saat, 8 saat oyun oynuyor. Bu aklın yozlaşması demek. Veyahut da 4 saat, 5 saat, örneğin Kore filmleri, Kore dizileri izleniyor.
Bu uluslararası bir oyun. Bütün uluslararası bir şekilde gençliğin aklını yok ediyorlar. Boşaltıyorlar. Ve ne bileyim işte internet oyunları, ne bileyim işte dizileri, ne bileyim işte değişik böyle film yayınlayan YouTube gibi, YouTuberlar gibi, Netflix gibi ismi daha birçok şey olan bunlarla gençliğin, dünya gençliğinin beyni boşaltılıyor. Dünya gençliğinin diyorum, sadece Müslümanları söylemiyorum. Ben iyi bir Hristiyan olmasını isterim karşımda. Ben iyi bir Musevinin olmasını isterim. Ben iyi bir Ateistin olmasını isterim. Ben iyi bir kendisini alev olarak nitelendiren bir kimse isterim karşımda. Bakın, iyi bir Yezidi isterim örneğin.
İsterim. Ben iyi bir güneşe tapan kimse isterim. Aklı çalışan, akleden, düşünen, bu konuda fikir üreten, iyi bir kimse olsun isterim. Düşmanın iyisi makbuldür. Ama bütün dünya insanlığı cahil bırakılıyor. Bütün dünya insanlığı. Bugün Hans'ın bizlerden bir farkı yok Almanya'daki. Neden farkı yok? Hans da sabahleyin erkenden kalkıyor. İşte örneğin Mercedes firmasına, BMW firmasına, Volkswagen firmasına gidiyor. Eline sandviçini, soğuk sandviçini alıyor. Biniyor trene. Tren dosdoğru fabrikanın içine gidiyor. Fabrikanın içinde iniyor. Sekiz saat mesai yapıyor.
Yanında götürdüğü sandviçiyi yiyor. Soğuk sandviçiyi tekrar biniyor trene. Evine geliyor. Evine geldiğinde onun yapabileceği çok fazla bir şey yok. Evine geldiği sokağında gidiyor bir birhaneye. Onun zaten içecek iki tane birhane parası var. Bira parası var. Üç tane yok. Hans'ın maaşı belli. Veya İngiltere'deki Joseph'in maaşı belli. Veya Amerika'daki örneğin atıyorum bir kimsenin maaşı belli. Sizin de maaşınız belli. Maaşlı olmayanların da gelirleri belli. Dünyada bir vahşi kapitalist sistem var. Bu vahşi kapitalist sistem bütün dünyayı sömürüyor. Güney Korelisi'nde sömürüyor. Japon'unu da sömürüyor. Afrika'lısını da sömürüyor.
Amerika'lısını da sömürüyor. Dünyayı iki bin tane şirket sömürüyor. Senin dininin, senin devlet sisteminin, senin partinin o iki bin tane şirket için hiç anlamı yok. Sen hangi devlet sisteminden bahsediyorsun? Yok ki. Dünya üzerinde devlet yok. Dünya üzerinde kurgulanmış devletler var. Dünya üzerinde gerçek bir devlet yok. Çin dahil buna, Rusya dahil buna, Amerika dahil buna, İngiltere dahil buna. Bunların hepsi de kartondan evler. Hepsi de. Ve o kartondan evlerin asıl sahipleri o iki bin tane şirket. O iki bin tane şirket oturdukları yerden isterlerse Çin'i batırırlar, isterlerse İngiltere'ye batırırlar, isterlerse Türkiye'ye batırırlar.
İstedikleri anda, istedikleri ülkede anarşi çıkarırlar. Senin devlet sisteminin bir anlamı yok. Sen istersen o devleti, örneğin işte İslam devleti de, üç günde karıştırırlar seni. Sen istersen o devleti Türk devleti de, üç günde karıştırırlar seni. Sen istersen o devleti Osmanlı devleti de, nasıl Osmanlı'yı parçaladılarsa yine parçalarlar. Sizin gözünüzü korkutmak için söylemiyorum. Bir realiteyi gösteriyorum. Bu realite. Bakın İran'ı istedikleri anda kaynattılar mı? Kaynattılar. Irak kaynattılar mı? Kaynattılar. Irak bombaladılar, bombaladılar, yetmedi bir daha kaynattılar. Suriye'yi işgal ediyorlar, bölüyorlar, parçalıyorlar. Yemen karışık. Bakın Yemen karışık.
Yemen'de her gün çocuklar ölüyor. Bakın Yemen'de her gün çocuklar ölüyor. Bizim ortak yaşamımızı, ortak yaşamı kuvvetlendirmemiz lazım. Hamasi din nutuklarıyla, Hamasi milliyetçilik nutuklarıyla bu işin içinden çıkamayız. Ey Ümmet-i Muhammed! Ortak yaşama felsefenizi geliştirin. Bugün Pakistan'la Hindistan'ın arasında sıkışmış kalmış Bangladeş'in ne yapabilirsiniz?
Bakın Hindistan bir bütün devletti. Hindistan'dan ayrı yetten bir Pakistan çıkardı İngilizler. Yetmedi, Pakistan'ı bir daha böldüler Bangladeş olarak. Bir de Bangladeş çıktı. Yetmedi, bir de Keşmir çıktı. Bunların hepsi bir bayrak altında toplanmış olmuş olsaydı, bunlar ortak yaşamış olsaydı, Hindistan'ın önünde hangi güç dururdu? Hiçbir güç duramazdı. Burada büyük global bir akıl var. O büyük global akıl seni birleştirmez. Seni birleştirmemek için her şey yapıyor. Hindistan daha önce bir İslam devletiydi. Siz Hindistan'ın İslam devleti olduğunu biliyor musunuz? Hindistan daha önce Müslümanların idaresinde olan bir devletti.
Siz Hindistan halifesinin olduğunu biliyor musunuz? Siz bir tek Osmanlı'da halife var zannediyorsunuz. Hindistan'da da halife vardı. Hindistan halifesi vardı. Ve Osmanlı zora düştüğünde Hindistan halifeliği yardım etti Osmanlı'ya. Nerede şimdi? Yok. Ve şu anda Keşmir, Bangladeş karıştırılıyor. Karıştırılmasının sebebi orada bir savaş çıkaracaklar. Orada savaş çıkardıklarında yine ölen Müslümanlar olacak. Ve Hindistan'la oradaki Müslümanları savaştırmayı düşünüyorlar. Bir taşla iki kuş vuruyorlar. Bakın bu son dönem Çin'i zorlamak için Doğu Türkistan'ı karıştırıyorlar şimdi. Hepimiz birer Doğu Türkistan cihatçısı kesiliriz yakında.
Ve Doğu Türkistan cihatçılarını Amerika yakında silahlandırabilir. Yakında silahlandırdığında biz hep beraber cihatçı ruhuyla Doğu Türkistan'a özgürlük şarkıları çalıp Doğu Türkistan'daki Müslümanların, Türklerin kıyamına, bakın dini terimlerle konuşuyorum. Kıyamına şahit olup oralara para toplamaya başlarız. Yıllarca bitmeyecek kan dökülür. Yakında İran'ın içerisinde, Kuzey Azerbaycan çıkar. Azerbaycan diliyle Güney Azerbaycan. Yakında oradaki Türkler ayağa kaldırılıp İran sistemiyle savaştırılabilir. Yakında Yemen bölünebilinir. Yemen'de Hristiyanlarla savaşamazsın. Yok çünkü.
O zaman onun içerisine bir fitne atarsın. Bir tarafta Sünniler olur, bir tarafta Şia olur. Sünnilerin arkasındaki devlet Suudi Arabistan dolayısıyla Amerika ve Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Şiirlerin arkasında da dolayısıyla İran ve Rusya olur. Ve bitmek, tükenmek bilmeyen bir savaşın içerisine girersin. Herkes birbirini katleder. Herkes birbirini öldürür. Ve resmi ve gayri resmi silah tüccarları silah satar. Dünyanın en büyük silah deposu Orta Doğu'da bugün. En büyük silah deposu. Ve Orta Doğu'ya satılan silahlar eğer ABD'ye ve ABD'ye çevrilirse, ABD ve ABD'ye bir şey kalmaz. Eğer o silahlar İsrail'e çevrilirse, İsrail diye bir ülke kalmaz.
Ama ve lakin bu olması mümkün değildir. O silahlar yine birbirleriyle savaşmak için yönlendirilir. Böyle olunca, ben yine geçmiş, geçen haftaki dersten devam edeyim. Burada Osmanlı milleti yaratarak, Türk milleti yaratarak, işte Boşnak milleti yarataraktan, Arnavut milleti yaratarak, Kürt milleti yaratarak, Pers milleti yaratarak, böyle bir millet oluşturmak, oluşturmak, bugün için mümkün değil veya bir dine dayalı, direkt İslam dinine dayalı bir devlet sistemi oluşturmak.
Bugün için bu mümkün değil. Hiç kimse bunu böyle bizim önümüze koyup, sazan gibi atlayacağımızı düşünmesin. Bu soruyu soranlar için söylemiyorum. Genel piyasal olarak söylüyorum. Bu söylemler, bizi aldatan söylemler, İslam devleti kuracağım, hoş geldin, önce abdest al, İslam devleti kuracağım diyen bir kimsenin abdesti bozuk önce. Önce abdest al, önce necasetten tahareti öğren, bilmem neren de bir avuç bilmem ne ile bilmem ne yapmaya çıkma. İnsanları da heder etme. İkincisi, işte Türk milliyetçiliğinin üzerine kurulacak bir devlet sistemi. Kendisini Kürt görmeyenleri ne yapacağız? Kendisini Türk görmeyenleri ne yapacağız?
Öbürküsü de der ki ben Laz Cumhuriyeti kuracağım. Öbürkü derse ben Çerkez Cumhuriyeti kuracağım. Öbürkü derse ki biz Bulgaristan göçmeniyiz, Bulgaristan göçmenleri devleti kuracağım. Herkes kendi ırkını öne koyarsa, biz ortak yaşam kurulamamız mümkün değil. O yüzden bu kardeş bu soruları hazırlarken, tabi bu soruları hazırlayacağından çok önceden haberim vardı.
Yani böyle bir soru hazırlayacağım demişti. Ben de âlâ olur dedim. Tabi sufiler her şeyde bir tevafık görürler. Aslında bunlar önümüze üçü beş sene sonra önümüze çıkacak olan meseleler. Bizi de böyle kaşıp, bizi de böyle sokaklara dökmek isteyenlerin uygulayacağı şeyler, argümanlar bunlar. Biz bu seneki bizim Şebu Aruz törenlerimizin ana teması, Hazreti Mevlana'da ortak yaşam.
Bizim ana temamız bu. Biz ortak yaşam felsefemizi ve kültürümüzü geliştirmek ve derinleştirmekle mükellefiz. Bu bende son Bosna ziyaretiyle iyice oturdu. Siz Bosna'daki Müslümanları örgütleyip, oradaki Sırplarla tekrar mı savaştıracağınız örneğin? Sayısı belli değil, yirmi bin şehidi var.
Kocasız kadınlar, babasız çocuklar. Hala da yıkık, bombalanmış, ne bileyim füze atılmış, kocaman uçak savar mermileri atılmış evler gözlerinin önde duruyor. Yakılmış düşkünler yurdu, ihtiyarların kaldığı yer orada yolun kenarında duruyor. Komple, bütün dünya insanlığı, bütün inançların, kültürlerin bir arada yaşayabilmenin yolunu bulmalı.
Bunun yolu benim kendimce akıl emniyeti, can emniyeti, mal emniyeti, namus emniyeti, din emniyeti, doğru adalet, doğru paylaşım. Bakın doğru adalet, doğru paylaşım, doğru paylaşım dedim, ülkenin gelirlerinin doğru paylaşılması, bakın doğru paylaşılması, ülke gelirlerinin bir kısmını belli ailelerin yememesi, bir kısmını belli bir zümrenin kaymak zümre oluşturup o kaymak zümrenin yememesi.
Bunlar geleceğimiz için, bu toprakların geleceği için çok önemli. Biz ortak paydada buluşmalıyız. Biz en zengin adamla en fakir adamın hakim huzurunda eşit olduğu günleri aramalıyız. Bakın en zengin adam ile en fakir adamın hakim önünde eşit olduğu günü aramalıyız. En zengin adam ile en fakir adamın, en fakir adamın aklını korumada eşit olduğu günleri aramalıyız.
En zengin adamla en fakir adamın birbirini kucakladığı günleri aramalıyız. En zenginler şehrin belirli yerlerinde oturup, belirli bir sefahat içerisinde yaşıyorsa, fakirler de şehrin belirli yerlerinde, belirli bir sefalette yaşıyorsa, orada gelir adaletsizliği vardır, orada paylaşım adaletsizliği vardır, orada insanların birbirlerinin arasında dostluk, muhabbetlik, kardeşlik oluşması mümkün değildir. Biz ortak yaşam aramalıyız. Ortak yaşam ararken herkes aynı kategoride olacak diye bir kaide yok. Zengini de olacak, fakiri de olacak. Ama onların ortak noktalarda buluşabildiği, ortak çevrelerde kurulabildiği yerlerde olması lazım. Eğer gettolar oluşturuluyorsa bir ülkenin içinde ve siz o gettolaşmış evlere giremiyorsanız, gettolaşmış mahallelere gidemiyorsanız, gettolaşmış, ister fakirlik gettosu, ister zenginlik gettosu, ister suç örgütlerinin çöktüğü suç gettosu, isterse hiç suç işlenmeyen, böyle herkesin sakin, sessiz yaşadığı bir getto.
Bunların hepsi de tehlikeli, hepsi de sakıncalı. Bu ortak yaşamı kurmamız gerekiyor. Ortak yaşam felsefesini oluşturmamız gerekiyor. O yüzden bu noktada nasıl bir devlet tebaasını ortak noktalarda buluşturan, nasıl bir devlet tebaasına adalet veren, nasıl bir devlet tebaasına eşit yaklaşan, nasıl bir devlet tebaasında herkesin kazancına göre vergilendirilen, nasıl bir devlet hür teşebbüsü, herkese açan, belirli ailelere belirli teşebbüsleri teşvik eden değil, her teşebbüsü, her müteşebbisin önünü açan ve onu destek veren bir sistem.
Yani o kimse kendince bir fikir ürettiyse, bir şey geliştirdiyse, devletin onu da desteklediği, devlet teşviklerinin belirli ailelere peşkeş çekilmediği, devlet nemalarının belirli kesimlere peşkeş çekilmediği günleri aramalıyız. Bizim için, benim için ben öyle söyleyeyim, devletin adı önemli değil, devletin işlevi önemli. Bakın devletin işlevi önemli. Biz eğitimde, sağlıkta, adalette, eğitimde, sağlıkta, adalette, paylaşımda, biz ortak yaşamanın paydasını aramalıyız. Bunu bulamıyorsak, bunu oluşturamıyorsak, biz devletin adını ne dediğimiz önemli değil. Yani biz uyuşturucu üreten ve uyuşturucu satan kimseleri önleyemiyorsak, biz devlet bunu önlemiyorsa, devlet bundan caydırmıyorsa insanları, o zaman benim çocuğumun nerede, ne şekilde, nasıl uyuşturucuya bağlı kalacağı, alışacağı, bu tehlike var ise, ve devlet bunu korumaktan aciz ise, devletin adının önemi var mı?
Adam sabahın 8'inde, çok özür dilerim, cin çarpmış gibi, her tarafı yamulmuş bir şekilde sokaktan geçiyorsa, sabahın 8'inde, hangi uyuşturucuyu aldıysa, ve sabahın 8'inde o uyuşturucuya müptela olduysa, hepimizin oturup, ortak paydada birleşmenin, ortak paydada bir şeyler yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekir. Kimin kızı olduğu önemli değil, kimin karısı olduğu önemli değil, kimin annesi, kimin teyzesi olduğu önemli değil, birileri tarafından tuzağa düşürülüp, o kadının eti satılıyorsa, ve o kadının etinin satılmasından,
hainler, zalimler faydalanıyorsa, ve o kadının etinin satılmasından, devlet vergi alıyorum deyip, buna müsaade ediyorsa, oturup namus emniyetimizi düşünmemiz lazım, oturup akıl emniyetimizi düşünmemiz lazım, yolda yürüyen örtülü bir kadına, örtüsüz bir kadın, din düşmanlığından dolayı ona saldırıyorsa, metroya binmiş, mini etekli bir bayana, neden mini etekle bindin deyip, metroda o taciz ediliyorsa, ona saldırılıyorsa, oturup bizim, kendi kendimize, ortak yaşam paydasını, konuşmamız lazım, devletin dini, ne olduğu önemli değil burada,
eğer, bir turist bayan, ne kadar dekolte olursa olsun, bir taksi şoförü, veya yoldan geçen bir esnaf, veya oradaki bir çırak, onu taciz ediyorsa, taciz edilenin dini, taciz edenin dini, önemli mi çok? bizi şaşırtmaya sokan şeyler bunlar, ortak yaşam, benim ülkem, bu topraklar, ortak yaşam, kültürünün yeşerdiği yer olmalı, kimse inancı için öldürülmemeli, kimse dini için öldürülmemeli, birisi oruç tutuyor diye işten atılmamalı, birisi örtülü diye işe alınmamazlık edilmemeli, birisi işte mahkemeye,
etekle çıktı diyen hakimi, etekle çıkan avukat, avukatı hakim kovmamalı, devletin adı önemli değil burada, işdevi önemli, işdevi, bu şaiyalar duyulmamalı, hani vuku, hani şuyu vukuundan beterdir derler ya eski dilde, ya ne, filancaya 10 trilyon vermiş, çıkmış, nasıl ya basbaya, bu duyulmamalı, bunlar olmamalı, o yüzden adalet mekanizması, doğru çalışmalı, hakkaniyet üzerinde çalışmalı, burada önemli olan, tekrar söylüyorum, dinin felsefik olarak neye dayandığı değil, ha neye dayanmalı o zaman,
devletin felsefik olarak dayandığı yer, adaletin üzerine kurulmalı, hukukun üzerine kurulmalı, devlet o zaman aklımı korumalı, adalet sahibi olmalı, benim dinimi korumalı, hangi dinden olursa olsun, benim canımı korumalı, benim namusumu korumalı, beni korumalı, o zaman ancak, bence, ortak yaşam felsefemizi oluşturabiliriz, devam edeceğiz, 13. sayfadan, inşallah, etameli konular, ama güzel, hoşuma gidiyor, bu konuyla alakalı sohbet etmek, hakkınızı helal edin inşallah, sizce bu dünya yalan mı, intiham mı, hayal mi,
yoksa aşk mı, nereden baktığına bağlı, aşıksan, dünyaya aşık olunacak, bir yer görürsün, yok, böyle, kendince, kabuz halindeysen, dünya imtihan alanıdır, senin için, kah, hayale vurduysan, av, on numara hayal alemidir, yalan mı, zorlandıysan, psikolojik olarak, yalan dünya bu diyeceksen, yalan dünyadır, gelin hep beraber, bu dünyanın tadını çıkaralım, başımıza bela da gelse, tadını çıkaralım, musibet de gelse, tadını çıkaralım, ya nasıl basbayağı, ooo böyle, onu öyle yaşayacaksın ki, orada, yaşadığın alanda, yaşadığın perdede,
on numara yaşayacaksın, dünyanın tadı o zaman çıkar, ne yapıyoruz şimdi, burada sohbet yapıyoruz, öyle değil mi, ben bu sohbete, her şeyimle vermem lazım, ben o zaman tat alıyorum o sohbetten, ben her şeyimi buraya dökmem lazım, konuyla alakalı ne biliyorsam dökeceğim, geriye döndüğümde şunu demeyeceğim, şunu da yapsaydım ya, yok ya, fırsatım varken yaptım, fırsatım varken yaptım, fırsatım varken döktüm, fırsatım varken yedirdim, fırsatım varken dostluk yaptım, kardeşlik yaptım, arkadaşlık yaptım, hadi gel yap şimdi,
geriye dön, yapamazsın, o esnada yapacaksın, o yüzden dünyayı iyi değerlendirin, ya yalan bu dünyaya, bu aşağıya, değil, iyi değerlendir, mutlu et insanları, iyi değerlendir, insanlara huzur ver, iyi değerlendir, seni gören böyle bir mutlu olsun, iyi değerlendir, seni gören bir dost görsün, iyi değerlendir, seni gören bir güven gelsin ona, iyi değerlendir, sana baksın böyle, ulan aç kalsam gider, karnımı doyururum, açıkta kalsam gider, benim örter, başım belaya girse gider, kurtarır, başıma bir şey gelecek olsa, o göğsünü siper eder,
böyle olun, iyi değerlendirin, kadın seni sevmeli, seni beklemeli, iyi değerlendirin, çocuk seni sevmeli, seni beklemeli, evet, patron, seni sevmeli, seni beklemeli, elemansın, herkes seni konuşmalı, iyi değerlendirin, işverensin, herkes senin iş yerinde, çalışmaya can atmalı, iyi değerlendir, seni kaybeden, derin bir ah çeksin, ah, ah desin, neydi o be, bunun için yapma ama, bundan mutluluk duy, böyle sahtecilik yapma, harbi ol, harbiden sev, harbiden yürü, harbiden dal, harbiden kalk ayağa, kendin ol, kendin kendin,
yüz olma, çok yüz olma, neysen olsun, argosan argosun, seveyim seni, oh, argo kardeşim, gel, felsefene ayranım senin, oku bana diyeyim, eyvallah, sahtecilik yapma, yapma, dostu ol, namaz kılıyorsun, dost doğru kıl, Allah için kıl, yemişim osunu busunu, ben Allah'ın huzuruna çıktım, Allahu Ekber, yanımdaki dedi ki, abi kaç rekat kıldın dedi, bilmiyorum dedim, abi ikinin farzını kılmadın mı dedi, evet dedim ben, ya abi beş rekat kıldın ya sen dedi, böyle döndüm, ulan dedim, bu mallalar hepiniz aynısınız dedim, hani sen namaz kılmıyor muydun dedim ben,
e kılıyordum, oğlum benim beş rekatımı nereden saydın sen dedim, ben saymadım dedim, sen saymışsın, ben dört kılıyorum biliyorum, beş kılmışım ben, böyle baktı, abi gerçekten, ha dedim, oğlum ne yapayım, Beytullah'a bakarken kaybetmişim, sayayım ayıyı o zaman dedim ben de, patlattım bombayı, abi nasıl dedi, oğlum Beytullah'ı görmeden kıldığın namaz, namaz mı olacak dedim, bu kaldı, namaz, dost doğru kıl, bırak, minnet ne diyorsa desin, yok elin kulağına değdi mi, yok bemesine mi değdi, yok burnuna mı değdi, hani sana ne,
Allahu Ekber de dost doğru namaz kıl, aldatma, kandırma, dost doğru ol, sevdin dost doğru sev, sevmedin dost doğru söyle, arkadaş sevemedim seni, kusura bakma, dostsak dost, dostumuzu gösterelim, dost olalım, dünya ne yalan, ne hayal, ne aşk, ne kötülük, ne iyilik, dünya sensin kardeşim, dünya sensin, sen arkana tatlı bir nefes bırak, sen arkana tatlı bir nefes bırak, kötülük bırakma, zulmetme, haksızlık bırakma, dostluk bırak, arkadaşlık bırak, iyi niyet bırak, harbilik bırak, evet, kadınlar, arkanızdan tatlı nefes bırakın,
adamlar, korksunlar, bu kadın beni terk ederse diye, erkekler, öyle adam olun, kadınlar korksun, korksun, ben bu adam beni terk ederse diye, kör olasıcı adam, git de boynun devrilsin de gelsin, demesinler arkanızdan, gidişin son gidişin olsun, dönüşün olmasın, ya yarabbi, bu adamı gönderme eve bir daha, demesin, arkandan bin bir hatim göndersin, desin ki akşama gelse keşke, evet, şarkılar yazsın arkandan senin, öyle adam olun, öyle kadın olun, adamlar size şiirler yazsın, otursun senin yüzüne baksın, döktürsün, otursun gece,
böyle baksın sana, bu melek miydi ya desin, adam demesin, lanet kadın ölmedi daha, adam demesin, seni tanıdığım güne lanet olsun, kadın demesin, seninle evlendiğim güne lanet olsun, arkadaşınız demesin, sizle tanıştığım güne lanet olsun diye, demesin arkanızdan, paranız gitsin, önemli değil, pulunuz gitsin, önemli değil, zamanınız gitsin, önemli değil, hepsi de karşılanır, yaptığınız yanlışlığın, adiliğin, şerefsizliğin, haysiyetsizliğin karşılığı yok, evet, yaptığınız zalimliğin karşılığı olmaz, aldatmanızın karşılığı olmaz,
sütü bozukluğun karşılığı olmaz, kanı bozukluğun karşılığı olmaz, başınız dimdik yürüyün, dimdik oturun, dimdik yaşayın, adamlıksa adamlığı dimdik yaşayın, kadınlıksa kadınlığı dimdik yaşayın, dervişlikse dervişliği dimdik yaşayın, şeyhlikse dimdik şeyhlik yap yapacaksan, zakirlik mi dimdik zakirlik yap, dervişlik mi dimdik zakirlik yok, ya lakalık yok, ya alamalık yok, dimdik ol, dost doğru ol, din dost doğru olmaktır, bakın din dost doğru olmaktır, namaz dost doğru olmak içindir, oruç dost doğru olmak içindir, zikir dost doğru olmak içindir,
dost doğru olun, öyle, yalan dünyaya, ne yalan dünyası, gerçek dünyaya yaşıyoruz biz, ne yalanı, yalan bir şey yaşamam ben, yalanla işim yok, harbi harbi yaşarım, hem de yaşadığım şeyin ne olması gerekiyorsa, kendi kafamca, aklımca, gönlümce, kalbimce, dibine kadar yaşarım, veririm kendimi oraya, verin kendinizi yaptığınız işe, dost doğru iş yapın, demesin millet, ulan bir iş yaptırdık, yüzüne gözüne bulaştırdı ya, yok, ya helal olsun adama, bir iş yaptı, aldığı para helal olsun ya, ulan ne adammış ya, ulan bakmayın,
adamın 90 kilo olduğunu, 900 kilo o ya, ya ne kadınmış ya, on numara kadınmış ya, uğruna ölünür mü, vallahi de ölünür, billahi de ölünür de, öyle kadın ol, bakın öyle kadın ol, adam gelirken, yüz on sekiz sefer, taklatıp da gelsin eve, heyecanla gelsin, desin ki beni nasıl bir sürpriz bekliyor evde acaba, ee, kadın saçlar dikili kızartmadan çıkmış, üzerinde çamaşır su lekeleri eşofman altında, üstünde rengi kaçmış bir tişört, hala da elinde bez, ayakkabılarını doğru çıkar, Allah seni yiyesin la, hadi selamun aleyküm,
girme daha iyi, böyle kadın olma, böyle de adam olma, gelecek şimdi gene, gene bir şey bahanem bulacak, gene bana laf söyleyecek, gene bana laf sokuşturacak şimdi ya adam ya, adam laf sokma makinası ya, böyle adam da olma, mutluluk, huzur, hoşluk katın dünyanıza, benim bildiğim dervişlik ve adamlık bu, benim bildiğim dünya bu, ben başka bir dünya bilmiyorum, başka bir dünya bilene sorun, yalan mı, imtihan mı, hakkınızı helal edin, geceniz hayır olsun inşallah, selamun aleyküm, alayküm,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi