mustafaozbag.org

9. Mesnevi Şerhi (51-58 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Temmuz 2020 · 28:20

51. Beyt'ten devam edecekmişiz. Nice inşâAllah demeyen var ki, canın inşâAllah'a eş olmuştur. Bu 50. Beyt'ti. Yani hekimler toplandılar, cariyeyi iyi etmek için, dediler ki, her birimiz birer mesih gibiyiz, kendi dalından, biz cariyeyi iyi ederiz. Ama Cenâb-ı Hak diyor ki, onlar inşâAllah demin unuttular Hazreti Mevla'nın. Hani inşâAllah demedi ya, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerden, ümmetel ders olsun diye, Cenâb-ı Hak on beş gün vahyi kesmişti ona. Ve ondan sonra Cenâb-ı Hak dedi ki, sen inşâAllah dememiştir. Bundan sonra işlerinde inşâAllah de. Bu da onun gibi. Hazreti Mevlânâ diyor ki, nice inşâAllah demeyen vardır ki, ama onun canı inşâAllah'la eş olmuştur. Bu ne demektir?
Allah'la canı eş olmuş. Allah'tan gafleti yok. Allah'tan ayrıtlığı yok. Allah'la arasında öyle bir sıkıma var ki, Allah'la arasında öyle bir muhabbet var ki, onun husisi bir şekilde inşâAllah demesine gerek yok. Hani öyle Allah'ın kulları vardır ki, onlar bir şey olsun dese, Allah oldurur. Hazreti Peygamber Efendimiz anlatıyor bize, naklediyor. Hazreti Peygamber Efendimiz der. Onlar yağmur yağsın dese, Allah onun sözünü geri çevirmez. Yağmuru yağdırır. Onlar araba köşeden dönsün deseler, araba köşeden döner. Onlar inşâAllah demezler o esnada. Gönüllerinden, kalplerinden geldiği gibi konuşurlar. Çünkü onlar o esnada inşâAllah'la canları eş olmuştur. Hani Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ikindi namazını savaşta kılamadı, akşam namazı, öğle namazını kılamadı.
İkindiği kılamadı her tekte. Akşamı kılamadı, namaz kılamadığından canı sıkıldı. Dikkat edin. Düşmana canı sıkılmıyor. Çektiği zorluya canı sıkılmıyor. Namazı kılamadı. Namazı tehir oldu. Namazı gecikti. Hazreti Peygamber Efendimiz'e dedi ki, sen namazını kıldın mı? Kıldım ya Resulallah dedi o. Öyle deyince, dedi ki bunlar yüzünden, öğle ikindi, akşamı kılamadım, kahrolasıcılar dedi. Bir avuç toprak aldı, atıverdi düşmanın üzerine. Namazdan dolayı canı sıkılmıştı. O bir avuç toprak toz duman etti. Ortalığı. Çadırdı çadırları, o savaş alanını, hala sonuçları hatırlardı Cenab-ı Hak.
Hani Cenab-ı Hak ayet-i kerimeye de indirdi. Ey habibim sen atmadın, ben attım. İşte onlar inşallahla eş de atmadın, ben attım. Allah'ın öyle kulları vardır ki, Allah'la dilleri, Cenab-ı Hak diyor ki, benimle konuşur. Benimle tutar. Benimle yürür. Benimle görür. Benimle duyar. İşte onlar inşallahla eş olmuşlar. Onlar husus-i inşallah demezler. O zaten zatullahla beraberdir. Allah'la zikir halindedirler. Kim Allah'ı zikrederse, Allah onu zikreder. Kim Allah'ı zikretmekten dolayı ona dua etmek, ondan bir şey istemeyen zaman bulamazsa, Allah onun ihtiyaçlarını fazlından görür.
Kuluna istekmez. Çünkü dua ederdi. İbadettedir. Düşünceye kadar, kurmay oluncaya kadar. Onun elinde bir keser gibi. Onun elinde bir dester gibi. Onun elinde bir gül bahçesi. Gül dalı gibi. Onun elinde elma, şeftali dalı gibi. Bakmışsın dester olmuş. Keçi, çekeç olmuş. Bir bakmışsın işte mala olmuş. Bir bakmışsın taş olmuş. Bir bakmışsın nur olmuş. Bir bakmışsın gül olmuş. Gök'te yıldız olmuş. O onun elinde artık. Onun ihtiyarı yok.
Onun kendi elinde ihtiyarı yok. İhtiyarı varmış. İçilen elbise o. İçerisinde dolaş. İçerisinde dolaş. Ceviyaları sıraladıkça, kurmay olanlar. Olsun lafı. Olsun deniliyor. Okuyor onun gölmeni. Olsun dediği o da oluyor. Ne gitmiyor? Gel geliyor. Yat yatıyor. Kalk kalkıyor. Sana şu geliyor geliyor. Bu gidiyor gidiyor. Onun elinde bir şey yok. Neye benzer?
Saata benzer. Sen kuruyorsun saati. Saati kurmazsa duruyor. Sen ayarlıyorsun saati. Saat diyebilir mi şimdi? Saatın bir şey söyleme hakkı var mı? Yok. Kur'an'a bağlı saati. İşte o veliler Kur'an'a bağlılar. Kim kuruyorsa ona bağlı. İşte onlar inşallahla eş olmuşlar. İlaç olarak ne verdilerse, ne biçim tedaviye başvurdularsa hastalık arttı, dilek de ele girmedi. Bu işinin ehli olmazsa bir kimse ne yaparsa yapsın o dikiş tutturmaz. Hani doktorlar vardır. Görüntü de işin ehli değildir. O hangi ilacı vereceğini bilmez. Hani insanlar vardır, alimler vardır. Kime ne tavsiye edeceğini bilmez. Çok okumuştur. Karşısındaki kimseye analizi yoktur. Siyaseti yoktur. Çok okumuştur ama kime nasıl davranacağını bilmez.
Oysa Hazreti Ayşe Valdim diyor ki biz Resulullah Salallahu ve Selam Hazreti'nde insanların konumuna durumuna göre davranmayı öğrendik. İnsanlar görürsünüz, kime nasıl davranacağını bilmez. Mesela işte yaşlı bir kadın gelir, yaşlı bir kadına nasıl davranacağını bilmez. Terbiye görmemiş. Hakkılığına, haksızlığına bakma. Yaşlı adı, hakkılığına, haksızlığına hizmet et ona. Hakkılığına, haksızlığına bakma. Şefkatle, merhametle, sevgiyle yaklaş ona. Hakkılığına, haksızlığına bakma. Merhametle şefkat göster. Çok boş bırakırsan iyice eğilir. Çok sert davranırsan kırılır. İnsana göre muamele. Bu kabil insanın halidir.
İşte kabil olmayan şeyhler de insanları dinden imandan eder. İnsanları sapıklığa götürür. Kabil olmayan doktor da insanı sağlığından eder. Hani derler ya yarın doktor candan, yarın iman, insanı imandan eder diye. Yarım hoca onun gibi. İşte o cariyeyi iyileştirmek isteyen padişah da doktorlarını çağırmış. Doktorların herkese bir ilaç vermiş. Bilmediklerinden dolayı her verdikleri ilaç aksine tesir etmiş. O zaman kabil olmayan bir kimseden bir şey öğrenirsen, bir şey öğrenmeye kalkarsan aksine sen de tecelli ederdin. O halayı caz, hastalıktan kıla döndü. Padişahın gözü de kanlı yaşlarla hırmak kesildi. Kader, bu yar. Sirkencevin safraya arttırdığı badem yeğe peklik meydana getirdi.
Sirkencevin nedir biliyor musunuz? Sirkencevin sirkeyle bal karışımı olan şerbettir. Bu eski mevlevi dergahlarında, tekkelerinde yapılırdı bu. Şimdi burada da kardeşler yapıyor, şifadır sirkencevin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin hadis-i şeriflerin cemidir. Bal şifadır. Kur'an-ı Kerim ve bal şifadır hadis-i şerif. Sirke şifadır hadis-i şerif. Mevleviler, ehli tarikan, sirkeyle balı karıştırıp şerbet ederler bu şifadır. Osmanlı'da hasta olanlara sirkencevin içilirlerdi. Sirkencevin mideyi, bağırsakları rahatlatan, insanın iç dizaynını rahatlatan, sıcak içilirse biraz ishal eden, soğuk içilirse ishali kesen, orta sıcaklıkla içilmesi gereken, harareti kesen yazın, harareti keser, kışın ısıtır, yazın harareti keser.
Ve şifadır, her derden. Ama insanlar onun içerisinde sirke var diye, sirke olduğunu bildiğinde hiç insanın içi tuhaf olur. Bilmez ki insanlar sirkenin şifa olduğunu. Arasına evinizde ekmeği sirkeye batırıp yiyin. Hatta kuru ekmek olsun bu. Kuru ekmek. Kuru tıkır tıkır ekmek var ya, kuru tıkır tıkır ekmeği sirkeye batırıp yiyin, şifadır. Balla sirkeyi karıştırın, şifadır. Bunu nasıl yapacaksınız? İşte bir kaşık sirke, bir kaşık bal koyacaksınız, karıştıracaksınız. Bir kaşık bal, bir kaşık sirke. İkisini karıştıracağınız, içine su koyacağınız, sirken cemin olacak. Biraz içerisine eğer karanfil koyarsanız, hoş kokulu olur. Misafirlerinize sirken cemin ikram ediniz.
Gidip de elin Amerikalısının, kolasının, sodasının, fantasını ikram edeceğim diye uğraşmayın. Enferyalistlerin içeceklerini alıp da evlerimizde onları ikram edeceğim diye uğraşmayın. Herkes sokakta yaşasın. İslam tek yolu, İslam bağırmak değil İslam. Traburası söyleme. Cebinde maal var, silamcı kesilme, dinci kesilme, tarikatçı kesilme. Ehli tasavvup kesilme. İçiyorsun, onlar da hesap. Yıldızlı otellerde cebinde Marlboro sigarasıyla bana soğucunu taslamayın derdi.
Cebinde Marlboro'sı yıldızlı otellerde bana ücünü de taslamayın derdi. Otellerde bana indarlık, bana evli, bir sürü. Kimse evet.
Badem ya o da insanın içerisini yumuşatan şeydi. O da sertlik meydana getirmiş. Aslında hep tersine recezi ediyordu. Halile'den pektik meydalandı. Ferahlık gitti, su, neft gibi ateşe yardımcı oldu. Halile ne biliyor musunuz? Halile'yi bilemem var mı? Yok. Bu siyah tohum var ya, ölüm hariç, çörek otu. E şifa aldılar ya, hadis-i şerifte çörek otu.
Unutuldu. Zayıflamak isteyenler, yemekten önünüzde çiğneyin. Tek tek onu ağzınızda çiğnerekten yutun. Suyla zayıflamak isteyenler. Külah almak isteyenler, çörek otunu yemekten sonra yutun. Umur işlerinizde çörek atağı atın. Hastalığı'ya şifadır, hadis-i şerifte. Mürnhan diyor ki Halile'den pektik meydana geldi.
Yine sertlik oldu. Halile içti, yedirdiler yine sertlik oldu. Ferahlık gitti. Su, neft gibi ateşe yardımcı oldu. Neft ne biliyor musunuz? Neft de, emperyalistler benzinin ham maddesi olan petrolü daha benzin gaz haline getirmezler önce yakacak ısınma gibi, ısıtın, aydınlatma gibi neft yaparlardı. Asfaltın biraz daha şeyindiler.
O da diyor, su ateşe yardımcı oldu. Su, neft gibi. Onun ateşini içerisine atarsanız daha da yemem. Petrol çirkinci. Diyor, su içti, neft gibi o da ateşe yardımcı oldu. Yani hararetini yükseltti onun. Su harareti azaltacağına. Ve böylece ne ilaç verdilerse ne oldu? İlaçlar hep aksine tesir etti. Padişah hekimlerin aciz kaldıklarını görünce yalın ayak mescide koştu. İnsan çaresiz kalır ya. Artık gidecek hiçbir kapısı yoktur. O zaman insanın aklına Allah gelir. Oysa işin başında insanın aklına Allah gelmiş olsa, seni baştan tutacak. Hani Hazreti Mevla'nın der ki, seni sen baştan önlem. Bunu hayatınıza ölçe edin. Seni baştan önlemek. Bir hastalık var ileride.
O hastalık bana bulaşmaz demez. Orada önlerini al. O hastalık sana bulaşır. Karantinaya al kendini. Ya hastalığı karantinaya alabiliyorsan hastalığı karantinaya al. Hastalığı karantinaya alamıyorsan, gücün yetmiyorsan kendini karantinaya al. Seni baştan tut. Bir filan ya da bir rahatsızlık gelecek. Birileri sana gelmiş, buna dikkat et demişler. Hastalığı baştan önle. Ona dikkat et. Birisi var, çok böyle işte faiz ya ortalıkta. Seninle alakadan ilişki kurmaya çalışıyor. Seni baştan önle. Ondan para alışverişi yapma. Kes. Bir kimse var. Seni baştan önle. Onun önüne seçecek. Bir hastalık gelecek sana bu taraftan. Onun hemen önünü kes.
Seni baştan önle. İnsan çaresiz kalınca Allah'ı hatırla. Bu da iyi bir şeydir. Ama kamil ol. İşi baştan Allah'ı hatırla. Bir işe girerken Besmele-i Şerife'yi çek. Allah'ı zikret. Allah'a yaslan. Allah'a da yap. İşin başında. Allah'la olan işin sonunda Allah'a hatıra gelir. O kapıya gider, o kapıya gider, o kapıya gider, o kapıya. Bütün kapıları eşindirir. Bakar ki hiçbir kapıdan bir işareti yok. Yarabbi der o zaman. Öyle demektense daha ilk sana bela, musibet, sıkıntı, dert, gam, kasabet. Vurduğunda Yarabbi desen. Vurdu sen Yarabbi der. Sufi olana o yakışır. İşte padişah hekimlerin aciz kaldığını görünce yalın ayak mescide koştu. Mescide girdi.
Girdi, mihraba yöneldi. Secde yeri padişahın gözdaşıyla su içinde kaldı. Ah namaza, ah namaz. Bütün peygamberler her ne sıkıntıyla karşılaştıkları hemen namaza koşmuşlar. Siz Allah'tan namazla sabırla yardım dileyin. Siz Allah'tan namazla zikirle yardım dileyin. Siz Allah'tan namazla sadakayla yardım dileyin. Siz başınızda bir bela, bir musibet geldiyse bir tebessümle de olsa insanlara tebessüm edin. Namaz kılın, Allah'tan yardım dileyin. Tebessüm etmektir. Yüzünüzden tebessüm eksik olmasın. Bu kadar tebessümlü, bu kadar sadaka ehlis. İmniyorsa aşağı, çok affedersin etine, kapıya bile bağır.
Tek tebessüm birbirine. İnsanlık yok, şeytan yüzü oldu yüzü.
Yüzün şeytan yüzü oldu. Tebessümlülere şefkatli ve merhametlidir. Ayet-i kerime diyorsun demektir. Tebessümlüdür. Tebessümlü. Kardeşini, arkadaşını gördüğünde tebessüm eder. Onunla hallesir, onunla konuşur, onunla dertleşir. Ciddi bir şey konuşur, evet ciddi. Ama bu yüzü asık değildir. Yüzü asık olmak farklı bir şeydir. Ciddi olmak farklı bir şeydir. Sen ciddi konularda ciddi ol. Tebessümlsüz olma. Çocuklarınıza tebessüm öğretin. Çocuklarınızın yanında tartışmayın.
Çocuklarınızın yanında atışmayın. Çocuklarınızın yanında sertleşmeyin. Çocuklarınıza sertlik, atışma, viras olarak. Senin hanene yazılacak anne baba. O çocuğa sen kötü örnek bıraktın çünkü. O çocuğa yanlış örnek bıraktın çünkü. Evlerinizde işlerinizi kavgayla halletmeyin. Konuşmasını bilin. Konuşmasını bilmeyenler. Gidin dağda yaşayın. Konuşmasını öğrenin. Ya konuşmasını öğrenin. Eşler, çocuklarınızla, büveninizle, arkadaşlarınızla, komşularınızla, sufi imliye geçinenler. Konuşun, mütesebbim olun, tebessüm edin, yardım edin, yardımlaşın. Günümüzü onlardan eylesin.
İşte o zaman siz bir darda kaldığınızda Allah size elini uzatacaktır. İşte padişah da bütün kapılardan geri dönünce namaza koştu. Namaza, namaza koşun ey iman edemler. Namaz sizi kötü, namaz sizin günahlarınızı affettirir. Namaz sizin kapalı kapılarınızı aç. Namaz sizi viraca götürür. Namaz sizi Allah'a yaklaştırır. Namaz sizi peygamberin, namaz sizi alemler ettirir. İşin içinden çıkılmaz hali aldığında hemen namaza koşardı. İsa namaza koşardı. Hazreti Peygamber Efendimiz namaza koşardı. Ne zaman daraldığını görse koşardı. Namaz, namaz, namaz, namaz.
Gözümün nurunu dedi Hazreti Peygamber. Dinde son yıkılan kaledir dedi namazdan için. Yani namaz yıkılırsa din yıkılır. Namaz dinin direğidir dedi. Bir evin direğini düşünün. Buranın iki, dört, altı, sekiz lirayı var. Bir liraya gitti, iki liraya gitti, üç liraya gitti. Yıkılır burası. İslami yaşantını direkli. Namaz kılmak, oruç. Oruç sağlıkla alakalı. Namaz hayır var. Sağlıkla alakalı değil. Namaz parayla alakalı değil. O yüzden diyor namaz yıkılırsa din yıkıldı. Neden? Namazda kendinde sen. Namaz bir tek baykın olduğundan sorumlu değilsin. Ölü değilsin.
Kardeşim öğlen namazı. Kalkamadım. Kalktı toplantı üstü. Namazında önce iyi, sonra iyi kimimiz yok ya.
Bizim akşam da işimiz var. Ya yatsıda kıl. Yatsıdan önce öğleyi, akşamı, sonra da yatsıyı kıl ya. Toplancılık yaptım değil. Ben toptancıyım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Uhud'da kılamadı. Öğleyi, ikindiği, akşamı Gece yatsıda kıldı. Önce öğleyi, sonra ikindiği, sonra da akşamı kıldı. Hem dekde ikindiği kılamadı, akşamı kılamadı. Bilal'e dedi ki ezanı okudu. Önce öğleyi kıldı. Ardından kahvet getirdi bir daha. Ardından ikindiği kıldı. Bir kahvet daha getirdi, akşamı kıldı. Bir kahvet daha getirdi, yatsıyı kıldı. Gidin Buhari'ye açın, Üslü'nü açın, Tirmizi'ye açın, İbn-i Maciye'ye açın.
Bütün hadis kitaplarını açın. Her dek kazasındaki namazın böyle kılındığını göreceksiniz. Hazreti Peygamber'in Kuran ve Sünnet. Namazdan kaçış yok. İşte padişah da gitti, namaza durdu. Allah'la en yakın olduğu zaman secde zamanıdır. İçinde secdeyi barındıran namaz. Meleklerin ibadetlerini barındıran ibadet, namaz. Ve kulun bu noktada Allah'a en fazla götürecek olduğu hediye, namaz. O yüzden kıymetli dostlar, bir namazımız eksik olmayacak, iki, zikriniz eksik olmayacak, üç, tövbeniz eksik olmayacak, dört, o önemlisi. İnsanlara hiç zarar vermeyeceksiniz.
Veli dolumu. Bu anlattığım şey veli olmayız. İnsanlara zarar vermeyin. En fazla faydalı olanınız, en iyiyiz. En hayırlı. Allah onlardan eylesin. Baktığı yokluk denizinden çıkıp kendine gelince hamd etmek, dua etmek için bir hoşta dilini açtı. Namazdan sonra dua etmek müstecaptır. Namazdan sonra dua etmek Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetidir. Şaşarım o kimsenin aklına ki atlet aldıktan sonra namaz kılmaz. Şaşarım o Müslümanın aklına ki namaz kıldıktan sonra dua etmez. Hadisi şer. Allah bizi onlardan eylesin. İnşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi