Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 39:00
Cenab-ı Hak, gündüzlerinizi hayırlı eylesin, kunduklarınıza nail eylesin, korktuklarınıza ruhs-i muhafaza eylesin, aşağıdınız. Bölgede, bölge dersimiz varken, oraya gitmeyip, kendi mahallemizde ders yapıp, bir de bölge derslerimizin, gündüzlerinden anlamadıklar. Bu topluluktan ayrılmamışta rahmet vardır. Şimdi bunu normalde böyle yasaklıyormuş gibi veyahut da illaki zorlukluymuş gibi argılanılması, tamamen ve lakin hep büyük topluluklar daha fazla rahmete nail olan yani vardır.
Tabi bunu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem anlattıkları söylerken, bu şimdi söyleyeceğim hadis-i şerifi dini bir bütün olarak anlayalım. Biz cemaattan bir karış ayrılırsa, işte o helaklı bir manasında, ama buradaki o cemaattan kasıp, Kur'an ve sünnet dairesinde. Ama biz bunu böyle işte insanların gelip getirdikleri, ders okudukları, ders yaptıkları cemaatler olarak algılamamıyoruz.
Bir kimse kendi bulunduğu dersler, veya kendi bulunduğu mahalleden de, veya kendi bulunduğu işte böyle bölgesel ders, bir ikna adında ders var, işte bir başka bir yerde elde ders toplamak çok uygun bir şey değil. Bölge dersler, anladığım bir şey. Hacı amat yaptırmak sünnet midir? Sünnettir. Faydası nedir demiş. Ben hiçbir sünnetin faydasına bakmam. Bir şeyin faydası olmayabilir.
Veya biz onun faydasını tespit etmemiş olabiliriz. Tespit edememiş olabiliriz. O zaman musüneti terp mi edeceğiz? Peygamber sayın olan hacı amatı met etmiş, övmüş, yapmış, yaptırmış. İnsanlar bunun üzerinde çalışma yapsınlar, bunun üzerinde ilim sahibi olsunlar. ilimle hacamatın faydalarını bir şekilde ortaya koysunlar.
Evet işte baş ağrısına, adele ağrılarına, değişik sancılara, ağrılara, değişik hastalıklara Allah'ın izniyle şifa olduğu söyleniyor. Ama bu öyle olmamış olsa dair sünnettir. İnsanın ömründe bir sefer daha yaptırması tatlı bir şey. Vefa nedir? Vefasızdır. Sahabelerden Peygamber Efendimiz sallallahu veselerine vefasızlık eder buldu mu?
Bu durumda Peygamberimiz ne yaptı? Buna bağlı olarak günümüzde vefasız derviş nasıl olur? Dervişin üstadına vefasızlık nasıl olur? Bu durumda bizim ne yapmamız gerekiyor? Hakkımıza helal edelim. Vefa aşığın bir sıfatıdır. Aşığın sıfatı. Herkes aşık olmaz. Herkes aşık olamadığı için herkese vefat olmaz.
Vefasızlık ise şeytanın sıfatı, nefsin bir kimsenin üzerine tecevye edilir. Muhakkak ki her devirde her zaman insanlar vefasızlıklar doğduğu gibi insanların bazen vefasızlıkları da olur. Bazen bir kimse hayatı boyunca vefasız değildir ama o vefasızlıklar olabilir mi? Olabilir.
Veyahut da bir kimse bütünüyle vefasız sağlam olmaz eylesin. Onun durumu daha da zor, daha da perişan. Sahabelerden vefasın olan oldu mu? Oldu. Onları dillendirmek istemiyoruz. Mesela Huneyn'de bazıları dövüp gittiler. Savaşın en capcaplı döneminde.
Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adretleri Hz. Abbas'a söylendi. Dedi ki söyle bunlar nereye gidiyorlar? Hz. Abbas bu ölmeye başladı. Giden kabilelere, giden insanlara, isimleri zikreder. Bu bir vefasızlıktır. O esnada ölmeyi tercih etmedilerdir. Dikdik ayak yanında durmadılardı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adı. Ulut'ta okçuların yerleştirildiği yerde okçuların nefsine uyup, nevzileri terk edip ganimet onlarının peşine düşmeleri vefasızlıktır. Bir kimse Allah'a vefasız oldu. Allah'a vefasız olması Allah'ın emir ve yasaklarını yerine getirmemesi.
Allah farzlarını beyan etmiş, haramlarını beyan etmiş. Bu manada insanın din noktasında Allah'a karşı olan vazifeleri tamamlamış bitirmiş. Kul Allah'a vefasız olursa bile bile bir farzı terk eder. Bile bile bir haramı işler. O kimse aşık değildir vefasız. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri Allah'ın dinini en iyi şekilde, en güzel şekilde yaşayan kimsedir. Ve bütün insanlığa, bütün cinlilere, bütün varlıklara örnekler. Ve Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem adetlerini bile bile bir sünnetini terk etmek. Bile bile bir sünneti yokmuş kim görmek.
Bile bile Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri hidayet yolunu terk edip, şeytanın tağutun, zeccaliyetin yolunu tercih etmek, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine karşı işlenmiş vefasızlıktır. O kimse aşık değildir. O kimsenin müminliği kemale ermemiştir. Allah muhafaza eylesin. Bir kimse üstadına karşı da vefasız olur. Sonuçta üstadın talebelerinin üzerinde bir emeği vardır. Talebelerinin üzerinde bir bu noktada çalışması vardır. Derviş bir gün nefsine uyup, işte çeker giderse vefasızlık yapmış olsun. Kendince bu manada, bana bir harf öğretenin kölesi olur mu diyen Hz. Ali Efendimiz'in ilmin kapısı olan, Hz. Ali Efendimiz'in disturunu da terk etmiş olur.
Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerinin yolunu da terk etmiş olur. Bir kimse muhakkak ki bir tarikat değiştirebilir, muhakkak ki bir üstad değiştirebilir. Eğer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetleri veya fil efendilerine, veya sahabeler, veya geçmiş peygamberler, onun başka bir üstada gitmesini, başka bir üstattan ders almasını söylediyse, onun gelip üstadıyla helallaşıp, hayırlaşıp, başka bir üstada gitme hakkı kadar doğal bir hakkı olmaz.
Ama yok böyle bir şey değil de, kendi nefsinden, kendi hevasından, kendi kendisine, müstadı terk ediyorsa, cemaati terk ediyorsa, o da vefasızdır, o da aşıklardan değildir. İnsanlar birbirlerinin arasında da vefasızlık olur. Mesela bir kimse anne babasına vefasız olur. Anne babasına bakmaz, görmez, gözetmez, onlarla ilgilenmez, onların hatırını sormaz, gönüllerini yapmaz. O kimse anne ve babasına vefasızdır. Vefasızdır o kimse. Eşine karşı vefasızlık yapar. Eşi onun çilesini çekmiştir, kahrını çekmiştir, varlığını çekmiştir, yokluğunu çekmiştir. Parayı bulduğunda, rahatı bulduğunda, herhangi bir şey bulduğunda, eşine karşı vefasızlık yapar. Çeker gider, bırakır gider, yüzüstü bırakır gider.
Veyahut da eşi bir rahatsızlık duyar, veya bir hastalık olur. Herhangi bir şey olur, eşine karşı vefasızlık eder, çeker gider. Veya eşi iş kaybeder, para kaybeder, mevki kaybeder, bir kadın çeker gider. Vefasızdır o kimse. Vefasızlık aslında arkasında gizli olarak nankörlüğü götürür. O kimse aslında nankördür. Nankörlük gizli olarak aslında kibirliliği vardır yanında.
Vefasızlığı sadece vefasızlık olarak görmeyin. Onun alt ve üst kategorileri vardır. Vefasız insan aynı zamanda kibirlidir. Vefasız insan aynı zamanda nankördür. Vefasız insan aynı zamanda isyankardır. Allah muhafaza edersin. Vefasız insan aynı zamanda şeytanın ve nefsin vesvesesine kalmıştır. Vefa aşığın sıfatıdır. Vefa Allah'ın sıfatıdır. Vefa peygamberlerin sıfatıdır. Velilerin sıfatıdır. Evliyaların sıfatıdır. Sufilerin sıfatıdır. Vefasızlık ise nankörlerin, aşktan nasip olmayanların, sevgisizlerin sıfatıdır. Sevmeyen insan vefasıdır. Onun üzerinde şeytani bir hal vardır. Hani şeytan vefasını kazandı.
Ne yaptı? Allah'ın emrine itaat etmedi. Allah ona bir emir verdi. O Allah'ın emrine itaat etmedi. Vefasız. Oysa onu yaratan, ona ruh veren, ona can veren, onu ayakta tutan, onu meleklerin hocası yapan Allah'tır. O Allah'ın emrine getirmemekle kendisini vefasız ve nankörlerin sınıfına attı.
Kendi kendisine attı. Kendi kendisine attı. Cenab-ı Hak bütün herkese secde emri verdi. Sadece şeytana secde emri vermedi ki. Ve herkese secde emri verirken şeytankan bundan müstesnasın demedi ki. Bazıları şeytanın secde etmeyişinin, Allah'ın kudret ve kuvvetinin bir tecelliyatı, Allah'ın bir muradı, Allah'ın bir isteği olarak görüyorlar.
Bütün her şey Allah'ın kudret ve kuvvetiyle tecelli eder. Ama şeytanın secde etmemesi Allah'ın muradı değil idi. Şimdi eğer bir sonra Allah'ın muradı, burada sonraki meseleleri yerli yerine oturtamayız. Vefasızlar derler ki, bizdeki vefasızlık da Allah'ın muradı. Bizdeki nankörlük de Allah'ın muradı.
Bizdeki hainlik de Allah'ın muradı. Allah muhafaza eylesin. Kudret'i sevmez. Allah kullarının kötülük yapmasını da istemez. O zaman vefasızlık, onun kendi nefis gayyasına düşmesinden kaynaklanır. Ve insanlar Allah muhafaza eylesin. Vefasızlığın karşısında sakın vefasızlık olarak cevap vermeyin. O zaman siz de vefasızların sınıfına girersiniz. Bir vefasızlık gördüğünüzde siz ona vefasız davranmayın. O zaman vefasızlığı büyütürsünüz. Vefasızlığı büyütmemek için vefasız olana vefalı davranın. Kimse hayır hak değildir. Bir kimseye karşısız hayır hak olur. Niçin?
Çünkü hayır haklık artsın, hayır artsın. Birisi size güzel davranmayabilir. O güzel davranmayana güzel davranın ki güzellik aksın. O yüzden vefasızlık, insanoğlu yaratıldığından beri insanların içerisinde şeytanın sıfatı olarak kol gezmekte. Şeytanın sıfatıdır bu. Ve şeytanın sıfatına. Ne kadar bilerek bilmeyerek insanlar düşerler. Buradan toparlanmak, tövbe edip geri dönmektir. Tövbe edip geri dönenlere Allah affeder. İnsanların arasında, bugünkü kapitalist sistemde, deccaliyet sisteminde, bugünkü insanların arasındaki ahlak sisteminde, bugünkü insanların arasındaki sosyal sistem ne yazık ki? Sünnetten uzak olmuş.
Vefasızlık hüküm sürmekte. Vefasızlığa karşı aman kıymetli kardeşler, vefayla cevap vereceksiniz. Birisi size elini uzatmamış olabilir. Siz elinizi uzatın. Birisi size kötü söz söylemiş olabilir. Siz ona iyi sözle mukabil edin. Birisi size yanlış davranmış olabilir. Siz ona iyi davranışla cevap verin. İslam'ın hukukundan, Kur'an ve sünnetin hukukundan dışarı çıkmayın. Kur'an ve sünnet dairesinde kalmaya gayret edin. Ve Allah'tan korkun. Allah'tan korkasız olurlar. Oysa Cenab-ı Hak der ki, kim Allah'tan korkarsa ona bir kapı aramaz. Onu sıkıntıdan kurtarır.
Onu kolaylığa erdir. Kim Allah'tan korkarsa, korkmak aşığın sıfatıdır. Buradaki Allah'tan korkmak, Allah'ın cehenneminden korkmak değildir. Bu Allah'ın cehenneminden korkmaktır. Bu Allah'ın azabından korkmaktır. Bu Allah'ın cehennemindeki vadilerinden korkmaktır. Allah'ın cezalandırmasından korkmaktır. Bu işin zahiri tarafıdır. Ehli tasavvuf, aşıklar, cehenneminden korkarlar. Bu korku ayrıdır. Ama kendi iç dünyalarında Allah'tan korkuları, aşığın sevgilisini kırmaktan korkar. Aşık sevgilisini üzmekten korkar.
Aşık sevgilisinden ayrı kalmaktan korkar. Aşık sevgilisinin yüz çevirmesinden korkar. Aşık sevgilisinin kaş kaldırmasından korkar. Aşık sevgilisinin kendisine selam vermeyişinden korkar. Başını okşamayışından korkar. Yüzünü okşamayışından korkar. Yanağını okşamayışından korkar. Olar ki tebessüm etmezse diye korkar. Olar ki ayrılığa düşerim diye korkar. İşte Allah'tan hakkıyla korkanlar. Aşığın bu noktada sıfatıdır. Korkmak. Korkusuzluk nedir? Korkusuzluk Allah muhafaza eylesin. Aşktan nasipsizliktir. Bu manada. Sevgiden nasipsizliktir. Hani insanlar üstadlarından böyle temanna ederler.
Böyle saygılı davranırlar. Millet de der ki ne korkuyorsunuz o adamdan. Korktuğunu zanneder. Halbuki o korku öyle korku değildir. Üstadın karşısında edepsiz noktaya düşmekten korkar derviş. Üstadın karşısında açıya düşmekten korkar derviş. Üstadın karşısında boşlukta bulunmaktan korkar derviş. İşte bu aşığın sıfatıdır. Dışarıdaki kimse bunu anlamaz. Der ki siz onu ilah yerine tutuyorsunuz. Siz onu tanrı yerine tutuyorsunuz. O sizin neyiniz oluyor ki? Neden onun karşısında böyle duruyorsunuz der. Oysa ki o duruş aşığın duruşudur. Ve aşığı sevdiğinden bu manada korkar. Kim korkmaz? Edepsiz korkmaz. Kim korkmaz? Sevmeyen korkmaz. Kim korkmaz?
Küstah olan korkmaz. Kim korkmaz? Kibirli olan kimse korkmaz. Çünkü onda kibir vardır. Onda edepsizlik vardır. Onda terbiye yoktur. O korkmaz. Ve korkmadığı için de edepsizliğin dik halasını yapar. Korkmadığı için o bayasızlığın dik halasını yapar. Korkmadığı için derviş olmuş olsa dahi Üstadına karşı, derviş kardeşlerine karşı saygısız davranır. Neden? Onda aşığın sıfatı yok. Oysa Allah der ki kim Allah'tan korkarsa Allah ona bir yol açar. Ve onun sısını giderir. Onun müşkilatını halleder. Ayet-i kerimenin devamında da Ummadığı yerden onu rızıklandırır. Bakın Allah'tan korktu bir kimse. Allah'tan korkunca Cenab-ı Hak ona bir kapı araladı.
Cenab-ı Hak ona bir yol araladı. Çıtmaz sokağa erişin gibi gördün. Ama Allah'ın korkusu var. Sevgin var. Yarabbi de ev çıkmaz yerinde Ve o olursa olsun sevdiğinden O korku olarak gelir.
İşte o korku, korkusu. Yüreğinde hissedememe korkusu. O muhabbet ederken, Allah'ın zikrinin duymaması. Allah'ın zikrinin duyulmaması. Çünkü Allah beni zikredersem ben de seni zikrederim.
Ama o zikrullahı sen duy. Seni zikrediyor sen de onu duy. Aşık bu korkuyla yana tutuşuyor. Düşünürler. Ayet-i korkarlar. Düşünürler. Onların korkuları. Aşık. Aşık. Onun ahiretin korkusu yoktur. Aşık. Onun bir tek korkusu vardır. Sevgiliden uzak kalırsan ben. İşte bu korkuyla hemhal olan aşığa Allah Allah ona kapılarını açar. Allah ona perdelerini aralar.
Allah ona mağrivesini aralar. Bir merdiven indirir. Bir yerde, derdi ya birisi. Dedi ki ya Resulallah çok etkintim var. Çok müşkilatım var. Ona dedi ki Allah'tan korkma tövbe. Enteresan bir şey bakın. Bir kimsenin borcu var. Bir kimsenin borcu var borcu. Sahabeden birisi borçlu. Dedi ki ya Resulallah borcum var. Ona dedi ki tövbe et Allah'tan kork. Allah Allah. Bakın neden? Tövbe et mi? Kulluk.
Tövbe et mi? Sıfatının. Sıfatı. Ve Cenab-ı Allah'ın aşınmadığı yerden biz onu rızıklandırırız. Allah'tan korkun. Aşığın sıfatı bu. Allah'tan korkanlar vefasız olamazlar. Allah'tan korkanlar hayırsız olamazlar. Allah'tan korkanlar edepsiz olamazlar. Allah'tan korkanlar ahlapsız olamazlar. Allah'tan korkanlar. İnsanların içerisinde lamba gibi yanar. Allah'tan korkan namazsız olur mu? Allah'tan korkan oruçsuz olur mu? Allah'tan korkan edep bahaya da uzak olur mu?
Allah'tan korkan kötü söz söyler mi? Allah'tan korkanlar. İnsanların arasında bacak bacak üstüne dayatmaz. O Allah'tan korkan. Der ki yeryüzünde kibirli dolaşmayayım. Yeryüzünde yüksek dolaşmayayım. Yeryüzünde kafamı kaldırmayayım. Kıymetli kardeşler. Allah'tan korkun. Kendinizi bir şey görmeyin. Allah'tan korkun. Kendinizi bir şey görmeyin. Allah'tan korkun. Devamlı tövbe halinde olun. Devamlı zikir halinde olun. Devamlı etkilit vurun. Edepsiz şeyler söylemeyin. İnsanlara haksızlık yapmayın. Dilinize kilit vurun.
Dilinize kilit vurun. İnsanların arasında kötü söz dolaştırmayın. Kötü söz söylemeyin. Dilinize kilit vurun. Allah! Dilinize kilit vurun. Diline kilit vurmayanlar ne yazık ki dinlerini kaybediyorlar. Dininizi kaybediyorsunuz. Dininizi dilinize kilit vurun. Allah'tan korkun. Allah'tan korkanlar Allah'ı zikrederler.
Allah'tan korkanlar kendi kendine, ben düşünürüm kendi kendime. O şeytan bana vuracak diye. Hangi perşembe gel.
Ya Rabbi zikrinden ve zikrullah alakasından beni ayırma. Ya Rabbi kardeşlerimizi zikrullah alakasından ayırma. Bizi kendi safında, suç kullarından eyle. Hikmetli kardeşler. Allah rızası için söylüyoruz. Hatta hakkıyla korkarsanız yoktur. Zıt genişliğine tabi olurlar. O kimse maddelerin zıt genişliği vardır. Aldığı bereketlidir, sattığı bereketlidir. O kimsenin kazandığı bereketlidir, yediği bereketlidir, yedirdiği bereketlidir. Allah'tan korkuyor çünkü.
Allah'tan korkuyorsa zahirini zaten düzeltin. Ölçüde tartıda yemede, içmede almede, satmadan, insanlara normalde davranmadan ölçüyü tutturur. O hukuktur, o sınır. Allah'tan korkanlar Allah'ın hırını çiğnemezler. Allah'tan korkanlar Allah'ın hukukunu dermezler. Bir kutsu var ya. Allah der ki her sultanın bir sınırı vardır. Allah'ın da sınırı ve hukuku vardır. Allah'ın sınırı ve hukuku haramlar. Sakın haramlara düşmeyin. Allah'ın sınırı ve hukukudur. Allah'tan korkanlar kıldıklarına asla işlemezler. İşlerler ise derhal tövbe ederler. Zikrederler. Zahiri manada gözüne sahip olur. Diline sahip olur.
Cinsel uzuna sahip olur. Kalbine de sahip olur. O Allah'tan korkuyor çünkü. Bu zahiri manada. Herkes zahirden birinci derecede sorumlu. Farzlardan birinci derecede sorumlu. Emirlerden birinci derecede sorumlu. Biz Allah'ın yap dediklerinden birinci derecede sorumluyuz. Allah'ın yapma dediklerinden birinci derecede sorumluyuz. Allah'tan hakkıyla korkanlar farzları komple yerine getirirler. Müşterinin yettiğinde. Ve o Allah'tan korkanlar kibirli de değillerdir o yüzden. Allah'tan korkan kibirli olmaz. Ama Allah'tan korkmayan farzları terk eder. O kibirlidir. Allah'tan korkmayan Allah'ın yasakladıklarını yerine getirir. Yasakladıklarını işler o kibirlidir.
O Allah'tan korkmuyor. Neden İmam-ı Şafi? Hadis-i Şerif'e bakaraktan içki içmeye devam edenler kübür ehlidir dedi. O çünkü Allah'tan korkmuyor kibirli. Allah'tan korkmuyor kibirli kübür ehli dedi İmam-ı Şafi. Niçin? Gönlünde zerrece kibir olan asla internetime giremez dedi. Hadis-i Kudsi. Neden namazını kattan terk eden kimse kübür ehlidir dedi İmam-ı Şafi? Hadis-i Şerif'i baz alarak kim namazı kattan terk ederse O kimsenin dini yoktur dedi Azis-i Şerif. Ve İmam-ı Şafi dedi ki o kimse kübür ehlidir. Neden? O kimse kibirli Allah'tan korkmuyor. Allah'tan korksa kibrini ezsek secdeye duracak. Allah'tan korksa kibrini ezsek orucunu tutacak. Allah'tan korksa kibrini ezsek haramı işleriz.
Açıkça haram istiyorsa kimse açıkça herkesin önünde gözünün önünde. Gözünün önünde kadını almış sarmış sarmalamış öpüyor. Gözünün önünde çırıl çıkmak dolaşıyor. Gözünün önünde içki çığ dolaşıyor. Gözünün önünde haram acena bak haram etmiş. Hiç o haram değilmiş gibi iş diyor. Allah'tan korkusu yok. Kibri önde Allah muhafaza eylesin. Şafi İmam Şafi Allah rahmet eylesin şefaati üzerimize olsun. O yüzden bu tip şeylere hep küfrüne fetva vermiş. Allah muhafaza eylesin. Ehli tasavvuf bunları geçmiş insanlardır. Ehli tasavvuf farkları yerine getirir. Ehli tasavvuf haramlara bulaşmaz. Ve daha içsel yaşar. Daha derinlemesini yaşar. O sevgilisinden uzak kalmanın ızdırabıyla yanar tutucu.
Onun için korkan. Allah bizi hakkıyla korkanlardan eylesin. Allah hakkı manevi rızıklandırdıklarından eylesin. İşte ayet-i kermenin arkasında da der ki Allah onları görünmeyen yerden, bilinmeyen yerden, olmadığı yerden rızıklandırır. Allah onlara bir genişlik verir. Mahdi manada. Bir de genişlik verir kalbi manada. Manevi rızık. Öbürkü bin sefer la ilahe illallah der. O on seferden uçar gider. Bu manevi rızıktır. Allah'tan korkan için. Birisi Allah'tan korkmuyordur. Yetmiş bin tevhid çeker. La ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah. Allah hakkı etsin. Bir adım yol gidemezsin. Ama birisi sevgiliyi özlemle. Sevgiliden ayrılma korkusuyla la ilahe illallah der biter işi.
Allah bizi onlardan eylesin. Amin. Bir sahabeden birisi geldi. Sıkıntısını anladı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e müddetlerden. Allah resimü sallallahu aleyhi ve sellem'e müddetler çok enteresan dedi ki, Allah'tan kork ve sabret ve la havle ve la kuvvete illa billahil alil azim çeker. Çok kısa bir surede Cenab-ı Hak onların sıkıntılarını kaldırdı. Allah'tan korkun, Allah'a tövbe edin ve Allah'ını zikredin. Üç ilas bir Fatiha çeker. מצ 그렇지 değil. Aslan MY viene.
Aman in que hå. N serverler aleyh aleyhi ve sellar ile yarabbim ve sellemler. Üst сч Leaf'e nasıl berço olabilir shalla araştırma? Hazır pul bazar ile yarabbim'de yarabbim fena'lı işlemler ile selimin ettir lessons yeti quellemezler. Hajáklar physics the war is from Allah at this sometimes of Shiq?? Shumayn up within us to Allahis remain firm. Allah has not shout kids.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.