Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 23:03
Allah gecenizi hayır etsin. Cenâb-ı Hak gönücünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Bediğim zaman Said-i Nur Saadettir, ben Mevlânâ Hazretlerinin zamanında yaşasaydım Mesnevî yazardım. O da benim zamanımda yaşamış olsaydı Risale-i İmâmları yazardı demişmiştir. Ayrıca Risale-i...
Rüyadan kötü bir şey görürsek, rüyadan sonra o iyiliğe dönüşebilir mi? Bir şeyin var mı? Üçtürdüğü rüyalar, salih rüyalar, şeytani rüyalar, bir de bir şeyin etkisinde kalın araktan görülen rüyalar. Salih insanlar ancak salih rüyalar görür. Hadis-i Şerif, siz kötü bir rüya gördüğünüzde evi resmene çekerek sol tarafınıza tükürür. Eğer bir kimse bir şeyin etkisinde kalarak rüya görürse, ona yapılabilecek herhangi bir şey yok. Çok boş veriyor. Rüyalarınızı salih insanlar anlatırsınız hadis-i Şerif ve rüyada semanda, rüya semanda durup tevil edildiği gibi tecelli ederiz hadis-i Şerif.
O yüzden rüyaları Türkiye'ye yormayın. Bu da anlaşılır. Mesela anlaşılır. Ahir zamanında salih insanların gördüğü salih rüyalar mübeşşirattandır. Bu da anlaşılır. Her varlık Allah'ı yaratılışı ile mi zikreder? Evet, bütün yaratılanlar Allah'ı zikreder.
Bütün yaratılanlar Allah'ı zikrederken, bütün yaratılanların kendi içlerinde, kendi dairelerinde, kendi hükümlerinde, kendi akılları var. O kendilerine vahşetilen, kendi hükümlerinde olan akıllarıyla Allah'ı zikrederdir. Bu noktada Allah'ı zikretmeyen hiçbir şey yoktur.
Gözünüzle gördüğünüz görmediğiniz kainattaki her şey Allah'ı zikir ile memudur. Allah'ı zikreder. Tabi bunların zikrullahları tabiri caizse cebridir, iradi değildir. İradi olan zikrullah kime aittir? İnsanlara aittir. Cinlilere aittir. İnsanlar ve cinlilerin yapmış oldukları zikrullah, kendi iradelerinin neticesidir. Bakın, vücudumuz kendi hücreleri itibariyle Allah'ı zikreder, kendi hisanlarıyla. Bu iradi değildir. Midemizdeki hücreler zikreder. Bağırsaklarımızdaki hücreler zikreder.
Kalbimizdeki, gözümüzdeki, kulağımızdaki, elimizdeki, ayağımızdaki, beynimizdeki, vücudumuzdaki bütün hücreler Allah'ı zikrederler. Bunlar iradi değildir. Ama iradi olan insanlara ve cinlilere emredilmiş olan ve yapıldığında sevamı çok fazla olan, yapıldığında sevamı çok çok üstün olan Allah'ı zikretmek vardır ki, öyle zikreder, Cenab-ı Hak ben de zikrederim diyor zaten.
Şimdi kainattaki varolsun hangi noktasına bakarsanız bakın, onda Allah'ın zikrini göreceksiniz. Onda Allah'ın mührünü göreceksiniz. Onda Allah'ın kudretini, kuvvetini, ilmi, hakimiyetini göreceksiniz. O bütün ilmiyle, bilgisiyle, hakimiyetiyle mülkün sahibi ve mülkün üzerinde tasarrufa tek sahip olan varlıktır. Ama bu zikrullah, iradi olan zikrullah değildir.
Midemiz Allah'ı zikreder. Kafirin de midesi Allah'ı zikreder. Dinsizin de midesi Allah'ı zikreder. Dinsizler topluluğunda bulunan ağaçlarda, kuşlarda, böceklerde, toprakta, suda Allah'ı zikreder. Allah'ı zikretmeyen hiçbir varlık yoktur. Ama bunların hepsi de irade olmayan zikrullahlar. Ama insan ve cinnilerin bu noktada zikrullahları iradedir. Bizim buraya toplanmamız iradedir. İradesi değildir. Biz meşhur ya bu kelamız. Rüzgarın önünde kurumuş yaprak değiliz. Rüzgar esti, biz burada toplanmadık. Biz makinede değiliz.
Kurgulandık, buraya geldik. Böyle bir şey de değiliz. Bizim kendi dairemizde, kendimize ait bir irademiz var. Cenab-ı Hak bu iradeyi bize vermiş, bu da imtihanın sırrı. Biz iyilikleri veya kötülükleri seçme noktasında iradeyiz, hürüz. Allah'ı zikretmekle zikretmeme arasında da hürüz. Eğer Allah'ı zikredersek, Allah da bizi zikreder. Bu manada yaratılanların hepsinin de zikrullahı vardır. Ama insanın kendi iradesiyle zikrullahı ayrılır. Meseleyi toparlayacak olursak, o zaman kainatta gördüğünüz her şey Allah'ı zikreder. Kafirler istese de istemese de, müslümanlar, üminler istese de istemese de, vücutları, vücutları, kendi varlıkları, kendi dairelerine zikreder.
Ama eğer ki bir kimse bu noktada insan olarak o zikrullahı murat ederse, onu isterse, o zikrullahı yapmak isterse, bu nur ala nur olur ki, bu sefer kendi aklıyla, fikriyle, ruhuyla, cismiyle, sırrıyla o zikrullah deryasında eriyip yok olur gider. O da o senfoniye, o da o zikrullahın kendi içerisindeki akımını akımına bırakır gider.
Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de belirttiği 99 ismi vardır. Ama İmam-ı Şafi'binin üzerinde Allah'ın ismini tespit ettirler. Bu manada ehli tasavvuf, Allah'ın isimlerinin sınırsız olduğunu, Allah'ın isimlerinin sonsuz olduğunu ve bildiğimiz bilemediğimiz birçok Allah'ın isminin olduğunu, bu manada hatta bir kısım ehli tasavvuf, Allah'ın yarattığı kadar ismi vardır deme noktasına kadar gitmişler.
Çünkü yarattığı her şey Allah'ın ayrı bir ayetidir. Yarattığı her şey Allah'ın ayrı bir ayetiyse, Allah'ın sıfatının ayrı bir tecelliyatıysa ve Allah yarattığı bir şeyi aynı şekilde yaratmaz, Allah'ın şanına yakışmaz. Allah bir şeyi aynı şekilde yaratmaz, benzerini yaratır ama aynısını yaratmaz. Kendi kudretini, kuvvetini, sanatını, kendi malik bir mülk oluşunu tabiri caizse şatahatla anlatır.
ve şatahatla anlatarak da buna güç ve kuvvetin yetmeyeceğini beyan eder. Ve insanlar burada lal olurlar, sus kurs olurlar. Allah sizi dahil yaratırken bir öncekine benzer yaratıyor. Bir öncekine benzer. Bir öncekine benzer yaratmasında bir sürü hikmetler var, kolay bir mesele. Ama burada en önemlisi Allah'ın kudret ve kuvveti. Ve Cenab-ı Hak öylesine muhteşem, öylesine kudret ve kuvvetini sergiliyor ki, yaratılmışların hiçbirisinin de buna aklının ermesi, kalbinin ermesi mümkün değil. Ancak teslim olurlar. O yüzden ehli tasavufun büyük bir kısmı Allah'ın isimlerinin sonsuz olduğunu, ama bilinmesini gereken, bizim için önemli olan, bizim için bu manada tabit olan 99 ism-i şerîfi vardır.
Bu demek değildir ki Allah'ın başka bir isimleri olmayacak. Bize bildirilen, bize tespit edilen bu. Allah'ın isimlerini 99 isimle sınırlandırmak da, Allah'a sınır koymaktır ki Allah muhafaza eylesin, çok hoş bir şey değildir. O yüzden burada sorunda bildiğimizden başka Allah'ın adı var mıdır demiş. Evet vardır. Bildiğimi bilemediğimiz Allah'ın isimleri çoktur. Allah'ı zikrederim. Allah'ı zikredersek Allah bizim bilmediklerimizi öğretir. Allah'ı zikredersek Allah bizi emanına alır. Allah'ı zikredersek Allah bizi affeder. Allah'ı zikredersek Allah bize lütfeder. Allah'ı zikredersek Allah bize ikram eder, ihsan eder. Bu ne büyük müjde, bu ne büyük lütuf, ne büyük ikram ki zikredeni Cenab-ı Hak zikreder.
Hadis-i Kudsi'de eğer beni bir topluluk içerisinde anarsanız oradan af olmuş olarak kalkınızlar. Af olmuş olarak kalkınız. O yüzden her zikrullah meclisine gelirken bayrama gelir gibi, düğüne gelir gibi, şenliğe gelir gibi gelin. Her zikrullah halakasına gelirken yeniden dirileceksiniz. Yeniden temizleneceksiniz. Yeniden inşa olacaksınız. Öyle gidin. Zikrullah halakalarını kaçırmayın. Zikrullah halakalarını terk etmeyin. Kim zikrullah halakasını göre göre terk ederse, tabiri caizse Allah da onu terk eder. Kim zikrullah halakasına sırtını dönerse, Allah da onun sırtını döner. Münafıklar ancak Allah'ı az zikrederler. Münafıklar ancak cennet bahçesini terk ederler.
Münafıklar ancak cennet meyvesini terk ederler. Nasıl Musa'nın o zalim kavmi her gün cennetten meyve yerken, cennet meyvesinden bu karakter, biz biraz buğday yiyeceğiz, arpa yiyeceğiz, soğan sarımsak yiyeceğiz deyip nankörlük ettilerse, ümmetin de ehli tasavvufu, ehli tarikatı, ehli zikrullahı, zikrullahı terk ederse, halakayı zikrullahı terk ederse, beni İsrail'in ofis Yahudiler gibi Allah'a nankörlük etmiş olur ki Allah muhafaza eylesin.
Kalbi de, dünyalı da, ahiretli de bir araya gelmez. Çünkü zikrullah halakasında durmak, cennet bahçesinden meyvelanmak gibidir. Zikrullah halakasında durmak, cennet bahçelerinde dolaşmak gibidir. Zikrullah halakasında oturup Allah'ı zikretmek, cennet meyvesinden, dünyadayken yemektir. Kıymetli kardeşler, madem ki Muhammed-i Mustafa'nın peygamberliğine iman ettik. Madem ki Muhammed-i Mustafa'nın getirdiğine iman ettik. Madem ki Muhammed-i Mustafa'nın hidayetiyle hidayetlenmeye azmettik. Bu noktada yola çıktık, kendimize dikkat edeceğiz. Ola ki zikrullah halakasından bir gün geri durursak, ola ki zikrullah halakasından bir gün ayrılırsak, bileceğiz ki içimizde münafıklık alameti var.
Bileceğiz ki içimizde fitne alameti var. Bileceğiz ki içimiz çıfır çarşısı olmuş. Bileceğiz ki Allah'a nankörlük eden nankörlerden biriyiz. Niçin? Çünkü halakayı zikrullahla Allah bizi cennetine gark etti, cennetine soktu dünyadayken. Halakayı zikrullaha girmek demek, halakayı zikrullahta bulunmak demek, dünyada yaşarken cennet bahçesinde dolaşmak demektir. Ve halakayı zikrullahı terk etmek, ona sırtını dönmek. Halakayı zikrullah ile alay etmek, hafife olmak, küçümsemek, orayla bu şekilde bağını kesmek demek, cennet nimetine sırtını dönmek demek. Cennet nimetini reddetmek demek. Cennet nimetinin üzerine nimet arayan nimetsiz kalırsın. Cennet bahçesinden başka bahçe arayan ne yazık ki hüsrana uğrar.
O yüzden Allah'ı zikretmek kadar büyük bir amel, Allah'ı zikretmek kadar büyük bir fazilet, Allah'ı zikretmek kadar büyük bir lütuf ve ikram yeryüzünde yoktur. Eğer ki yeryüzünde cennet nimeti denilirse onun adı halakayı zikrullah'tır. Eğer yeryüzünde cennet bahçesi denilecekse o bahçe halakayı zikrullah'tır. Kim halakayı zikrullah'a katılmazsa erdemliliğe kavuşması, kemalete ermesi, imanının kemale ermesi, zındıkanın karşısında kendisini muhafaza etmesi müşkülleşmiştir demiş Bediüzzaman Said Nursi.
Bugünkü zındıkanın karşısında durabilmek için kalbin harekete geçecek. Kalbinin harekete geçmesi demek halakayı zikrullah'ta oturmak demek. Allah'ı zikretmek demek. Halakayı zikrullah'ta oturmazsan, zikretmezsen bir mürşide yoluna uğramazsa Allah muhafaza eylesin. Fitne fesat içerisinde kalbin çürüdü çarşısı bir şekilde ölmen muhtemeldir. Kıymetli kardeşlerim, nefesimiz varken, nefesimiz varken halakayı zikrullah'tan ayrılmayın. Halakayı zikrullah'a devam edin. Zikrinizi yapın. Dersinizi yapın. Dersinizi sevin. Birbirlerimize muhabbet besleyin. Birbirlerimize merhamet edin. Birbirlerimize yardım edin.
Birbirlerinizin koluna girin. Birbirlerinizin ayağını çermelemeyin. Birbirlerinizi Allah için seven, toplandığında da Allah için Allah'ı zikreden kullarından olun inşallah. Haklarınızı helal edin. Elbirlerinizin 3. sensizat yeri yersin. Türkiyeinate senseirestra, milkse Indianlar, Amin.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.