mustafaozbag.org

87. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 28:04

Allah'ın gecenizi hayırlı eylesin, gönüllerinizi hayırlı eylesin. Cenâb-ı Hak ayeti kerimede müminleri tarif ederken, onlar Allah anındığı zaman kalpleri titrerler. Başka bir ayeti kerimede de onların kalpleri Allah korkusuyla titren namazlarının zor sorumluluğunlar da devam eder.
Demek ki müminin kalbinde korku muhakkaklı olacak. Müminin kalbinde zikrullah olduğunda bir titreme olacak. O titreme kalbin iç alemindedir.
Kalbin iç aleminde o titremenin oluşması için o kimsenin Allah'ı çok sevmesi gerekir. Bir kimse neyi severse sevdiği şeyi konuşurken kalbinde ayrı bir titreme, ayrı bir hay olur. Hani insan sevdiğini aniden görünce hayrete düşer ya, veya böyle çok korktuğuyla karşılaştığında kalbi yerine çok çakmış gibi olur ya, veya çok sevdiği bir kimseyle karşılaşıverince birdenbire bir tuhaflık olur, tüyleri diken diken olur ya, bir heyecan kasırkası onu kaplar ya, elleri ayakları titrer, dudakları kurur, dili feltekleşir, konuşamaz ya, o esnada bir şey düşünemez, bir şeyi akledemez, bir şeyi idrak edemez.
Aniden karşılaşmıştır, hayvet eder, aniden onun kelamını işitmiştir, aniden onun kelamını işittiğinden lal olur birden, ne cevap vereceğini bilemez ve o görür görmez, duyar duymaz, hangi hal içerisinde olacağını kestiremez. Akıl orada idrak etmez, akıl orada susar, akıl orada pes eder, neyi nasıl davranacağını, neyi nasıl yapacağını bilemez.
İşte bu aslında aşığın halidir. Aşık sevdiğini gördüğünde neyi nasıl yapacağını bilemez. Sevdiğiyle karşılaştığında onu nasıl davranacağına kestiremez. Ve işte Allah kendisine aşık olan, kendi dairesinde maruzetullahına ulaşmış, kendi dairesinde lükfü ilahisine kavuşmuş kullarını tarif ederken, diyor ki Allah zikri olduğunda, Allah'ın zikri duyulduğunda, Allah zikredildiğinde onların kalpleri titrer.
Ve onlarda değişik bir hal tecelli eder. O değişik halin tecelli etmesi ama ağlamadır. Ama gönlünde bir hüzündür. Ama içerisinde bir kasırgadır. Ama hayretten hayrete geçen bir titreme'dir. Ama lütfü ilahinin verdiği bir coşkuyla Fırat Nehri gibi coşmaktır. Ama lütfü ilahinin verdiği bir hal ile okyanuz gibi olmaktır.
Veyahut da engin denizler gibi olmak veyahut da durulmak gibidir. Veyahut da dağlar gibi sıralanıp, ayakta dil dik durmaktır. Veyahut da himalayalar gibi başını dik tutup, hükbarın karşısında, karşısında, nefsin karşısında, şeytanın karşısında, hevanın karşısında dil dik durmaktır. İşte Allah'ı zikredenlerin kalpleri titrer. Ve o titreme tek hal üzerinde kalmaz. O titreme tek çizgi üzerinde durmaz. O titreme tek dairenin içerisine sığmaz. O titreme tek anlatımın içerisinde anlaşılması mümkün değildir. O titreme ancak hal ile mümkündür. Hal ile yaşanır. Bu da Allah'ı sevmekle ve sevenin sevdiğini zikretmesiyle sevenin sevdiğinin yörüngesinde olmasıyla mümkündür.
Kıymetli kardeşler, günün hengamesinin içerisinde Allah'ı unutup Allah'a menkörlük edenlerden olmayalım. Günün hengamesinin içerisinde namazını terk edenlerden olmayalım. Günün hengamesinin içerisinde Allah'tan korkmayanlardan olmayalım. Günün hengamesinin içerisinde Allah'tan utanmayanlardan olmayalım. Günün hengamesinin içerisinde Allah'ın sınırlarını çiğneyenlerden olmayalım. Ve kalbimiz Allah zikriyle titretsin. Kalbimiz Allah korkusuyla hizaya gelsin. Çünkü kalbin hizaya gelmesi Allah korkusuyla olur ki bir şeyi sevmeyen bir şeyden korkmaz. Sevgi yanında korkusunu da taşır.
Ümit yanında ümitsizliğini de taşır. Vefa da taşır. Ne yazık ki ceva yanında kolaylığını da taşır. Sıkıntı yanında rahatlığını da taşır. Hastalık yanında şifatını da taşır. Hatta söylediğim olumsuzluklar bir adım geri olumluluklar bir adım ileridir. Allah kalpleri evren çevirendir. Allah kalpleri kalplere tecelli edendir. Allah'ı çok zikredin. Ve Allah'tan korkun. Ve Allah'tan ümit edin. Ve Allah'a yatsının. Ve Allah'a dayanın. Sizi karanlıklardan nuruna çıkaracaktır. Allah sizi bu duygulardan kolaylığa çıkaracaktır. Sizi dertlerden dermana ulaştıracaktır. Allah sizin elinizden tutup sizi semanlara yükseltecektir.
Allah sizi kalbinizin derinliklerine doğru götürecektir. Allah kalbinize yerleşir. Ben buradayım. Ben sultandan sultanım. Mülkün sahibim. Haykıracaktır. Ama Allah'ı ve Allah'ın izi kahvete dalmış, Allah nankörlerden olmuş olanlar için değildir.
Onlar için elin bir cehennem azabı, onlar için Allah'tan uzaklık, onlar için Allah'a körlük, onlar için cennetten kovulma, onlar için cennetten kovulmakla kalmayıp, şeytanın kucağına düşme vardır. Bunun zıddı da olur. Eğer ki bir kimsenin kalbinde Allah yok ise, onun kalbinde şeytan vardır. Kalbinde ümit yok ise, onun kalbinde şeytan vardır. Ben bu hastalık, şifa bulma, nereden geldi bu hastalık bana diyorsa, onun kalbinde şeytan vardır. Ümitsizliğe, karamsarlığa düştüyse, onun kalbinde şeytan vardır. Allah var ise, ümitsizlik yoktur. Allah var ise, Allah var, sende var ise, sende tecelli ettiyse, senin için karamış bir dünya yoktur.
Kardeşler, Allah'a kulluk gösterir. Ama iyi mümin olmak, üstün mümin olmak, Allah'ın sevdiği mümin olmak, Allah'ın zikrinden, Allah'tan ümit kesmemekten ve Allah için sevmekten geçer. Birbirlerinizi severken, Allah için sevin. Birbirlerimize muhabbet beslerken, Allah için muhabbet besleyin. Hani Musa demiş ya, Ya Rabbi, namaz kıldım, oruç tuttum, zekat verdim. Nefsi de senin içindi ya Musa, kendin içindi. Benim için ne yaptın? Senin için ne yapabilirim ya Rabbi? deyince, Ya Musa, dostlarımla dost, düşmanımla düşman oldun mu? Demiş. En büyük dost Allah. Kuramayanlar, hiç kimseyle dostluk kuramazlar.
Allah'ın düşmanı, şeytanla düşmanlık edemeyenler, Allah düşmanlarına da düşmanlık edemezler. Eğer ki biz Allah'la dostluğumuzu perçinleyemezsek, eğer ki Allah'la olan sınırımızı çiğnersek, biz Allah dostlarıyla da dost olamayız. Allah'ı sevenleri sevemeyiz, Allah'a dost olanlarla dost olamayız. Bu neyle mümkün? Allah'ın sınırını ve gururunu korumakla mümkün. Eğer ki siz bir tarlanın sahibinin, tarlasının sınırını aşarsanız, onun hakkına ve hududuna tecavüz etmiş, çiğnemiz olsun. Siz bir komşunuzun evine giremezsiniz. Onun hududunu ondan izinsiz çiğneyemezsiniz. Onun sınırını ondan izinsiz geçemezsiniz. İşte Allah'ın sınırı, Allah'ın da hukuku ve kanunu vardır.
Allah'ın hukukunu ve kanununu çiğneyenler, Allah'la dostluk peyda edemezler. Allah'ın emir ve yasaklarını çiğneyenler, Allah'la dostluk edemezler. Allah'ın emir ve yasaklarını çiğneyenler, kendi iç dairelerinde veyahut da kendi hevalarında, hevadır o, her ne kadar Allah'ı sevdiklerini iddia etseler de, o iddia onların hevasından gelir, adını sevmediğim aşika meydandadır.
Bu konu çok önemli. Bir kimse haramlı işler iken, Allah'la dostluk peyda edeceğine inanmasın. Bu inan yolundan gelir. Bir kimse bilerek katten Allah'ın sınırını yok sayıyorsa, bilerek katten Muhammed Mustafa'nın sınırını yok sayıyorsa, o kimse kendi dairesinde Allah'la dostluk peyda etmeye, bu yola girecek olan kimse, birinci dairede Allah'ın sınırını çok iyi, Allah'ın hukuku çok iyi koruması lazım.
Onu korursa o zaman Allah demediğinde onun kalbi getirecektir, onun kalbi hüzünlenecektir, onun kalbinde bir tarafta sevinç ve sürül olacak, bir tarafında vakar olacaktır, bir tarafında Allah'la hemhal olma, öbür tarafında ayrılık korkusu olacaktır, bir tarafta uslat korkusu, bir tarafta hatıra akısı olacaktır, bir tarafta yakınlaşıyorum derken, öbür tarafta uzaklaşma korkusu olacaktır.
Ve onun ikisi olmazsa, ne yazık ki o kalp kemale ermez, ne yazık ki o kalp Allah'a uslat olmaz. O yüzden Allah'ın zikrinde kalbinizin titremesine bakın, kalbinize korkunun sarmasına bakın, kalbinizde ümit, kalbinize yerleşmesine bakın, kalbinizde merhametin, şefkatin yerleşmesine bakın, kalbinizde Allah'ın hududunun sevgisine bakın, kalbinizde Muhammed'in muhabbetine bakın, kalbinizde Muhammed'in hidayetine bakın, kalbinizde Muhammed'in...
O yola bir şey yok ise, muhakkak ki hevadasınız ve sapıkızdasınız. Allah'ı zikrederken, insanların şeytanın vesvesesine düşüp, nefislerinin hevasına düşüp, üstlerini başlarına yırtmalarına, tas etmelerine, Allah'ı zikrederken, kendilerini şeytanın halini, yerden yere, topraktan toprağa vurmalarına bakıp, zikrederken, kendilerini perişan edercesine, değişik hale hareket edilenlere, zikriyle, kendinden geçip bu hale yardım edelim.
Hevanızı zikreden gerçek mümin zakirler, onun zikriyle bir ağlamak, bir sevinç, bir neşe, peşine düşmüş, şıklar mıydı? Başları yırtmazlar, saçlarını sakallar mıydı? Yolmazlar, kendilerini dövmezler, kendilerini yaralayıp belenemezler. Bunlar hepsi de hevanın işidir. Allah muhafaza eylesin. Allah'ı zikreder, ve Allah'ın zikriyle titreyen kalplerin sahipleri, titreyen kalplerin sahipleri, Allah'ın sınırını çiğnemezler.
Allah'ın vukukunu çiğnemezler. Muhammed-i Mustafa'nın hidayeti üzerine olurlar. Allah cümlemizi onun hidayeti üzerine eylesin. Hikmetli kardeşler, ne pahasına olursa olsun haramı işlemeyin. haramın içerisinde durmayın. Ne pahasına olursa olsun, suizanın fazlasından kaçının. Ne pahasına olursa olsun, namazınızı asla terk etmeyin. Asla! ne pahasına olursa olsun zikrinizi terk etmeyin. Ne pahasına olursa olsun, duaya ne pahasına olursa olsun ümit var olun. İşinizde, eşinizde, çocuğunuzda, anne babalarınızda, akraba ümit var olun. borçlarınızı ödemekle ümit var olun. Çalışın!
Çalışanın çalışma halini. Yerde müminler, gökte, melekler ve her alanda peygamber ve Allah şahittir. Görücüdür. Ne ekerseniz önünüze o gelecektir. Nefret ekerseniz önünüze nefret gelir. Çin ekerseniz yüzde kin gelir. Veş ekerseniz önünüze kor gelir. Vefasızlık ekerseniz önünüze vefasızlık gelir. Menfaat ekerseniz önünüze menfaatsizlik gelir. Yani menfaat peşinde koşan, mutluluk ekerseniz önünüze ekerseniz önünüze vefa gelir. Sevgi ekerseniz önünüze sevgi gelir. Elma acil diken, elma meyveli yer. Elma acil diken, ısırgan osu diken, toprağa ısırgan ellerini dalar.
Muhakkak ki senin önüne gerçektir. Bu dünya kısa, bu dünyada sen dostluk ekmeye çalış. Bu dünyada vefak ekmeye çalış. Bu dünyada sevgi ekmeye çalış. Kölde yürüyen yolcu gibidir. Bir gölgelikte ne kadar gölgelenecekse, dünyada da o kadar gölgelenip gidecektir der.
Dünyada gölgelenip gidecektiniz. Düşmanlık etmeyin. Müminler kardeştir. Düşmanlık etmeyin. Sufiler kardeştir. Düşmanlık etmeyin. Selamun Aleyküm dediniz kimse kardeşinizdir. Aynı kıbleye yöneldiniz kimseler kardeşlerinizdir. Beytullahınız bir, peygamberiniz bir, Allahınız bir. Hepimiz Adem'in çocuklarıyız. Ne yapacaksak önümüze gelecektir. Ne yapacaksak önümüze gelecektir. Deccal deccal, Mehdi mehdiliğini yapacak. Veliler, veliler, dostlar dostluklarını yapacaklar. Müminler, müminliklerini yapacaklar. Münafızlar, münafızlıklarını yapacaklar. Şeytan, şeytanlığını yapacak. Düşman, düşmanlığını yapacak. Gel, sen dostların sınıfında dur. Dostların apartmanında otur.
Dostların sirenine bin. Dostların kompartmanında otur. Varsın insanlar nerede oturursun. Herkes kendi nefsinden sorumlu. Herkes kendi yolundan sorumlu. Herkes kendi girişatından sorumlu. Nerede Cenab-ı Hak yutak? Kasından hanımı da geldi.
Buna söyledik. Nefsindir. Nefis nefisliğini yaptı. Sözde arkaya baktı, helak oldu. Arkaya baktılar, nefis desin. Dönüp arkanıza bakmayın, helak olursunuz. Ne işlediyseniz işlediniz. Dersinizi alın, yürüyün. Allah deyin. Allah deyin. Allah'ı zikretmeye devam edin. Allah cümlemizi muhabbet eylesin. Amin. Cümlemizi sevsin. Amin. Cümlemize hidayet eylesin. Amin. Cümlemizi hızlı muhafaza eylesin. Amin. Cümlemizi korusun. Amin.
Cümlemizi Habibi'nin hidayetiyle hidayet edersin. Amin. Onun şefaatiyle şefaatını ulaştırsın. Amin. Cümlemizi Ebu Beker'in, Ömer'in, Osman'ın, Muhallim'in, Müdür'ün dibinde eylesin. Amin. Cümlemizi Habibi'nin gönlünde eylesin. Amin. Cümlemizi Beytullah'ın peşinde eylesin. Amin. Cümlemizi Kur'an'a uyan müminlerden eylesin. Amin. Cümlemizi Kur'an'ı rehber edenlerden eylesin. Amin. Cümlemizi Muhammed'i Mustafa'yı mürşid edinenlerden eylesin. Amin. Cümlemizi Allah'a görenenlerden eylesin. Amin. Amin diye türlerimizi narı cehennemden eylesin. Amin. Ahlakımızı yüksek, ince eylesin. Amin. Cümlemizi Ahlakımızı kendi ahlakına çevresin. Amin.
Cümlemizi okuz et coeurlerden eylesin verenlerden eylesin. Amin. Cümlemizi had eylesin. Amin. Cümlemimizi dert eylesin. Amin. Cümlemiziigt'e edalan nasip eylesin. Amin. Cümlemizi hüsn ahlak nasip eylesin. Cümlemimize bereket ihsan eylesin. Amin. İçerimize bereketi ihsan eylesin. İçerimize bereketi ihsan eylesin. Birlik, beraberlik ihsan eylesin. İkam-ı ahire mahdi ve manevi kürt nasip eylesin. İçeriden ve dışarıdan dinsizlere müsaade etmesin. İçeride masonlara müsaade etmesin. İmmeretlere müsaade etmesin. Oyunlarını kendi başlarına makus eylesin. Ümmet-i Muhammed'i bir ve beraber bilgi tesis eylesin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi