mustafaozbag.org

83. Mesnevi Şerhi (569-582 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 23 Aralık 2020 · 54:44

Vezir'in müritleri huzurundan sürmesi. Vezir dedi ki, aklınızı başınıza devşerin, a dedikoduya dalanlar, a ağızdan çıkan kulakla duyulan övdü arayanlar, aşağılık duygunun kulağına pamuk tıkayın, gözlerinizden duygu bağını çözün, can kulağının pamuğu baş kulağıdır. Bu baş kulağı sağır olmadıkça, can kulağı sağırdır.
Duygusuz kalın, kulaksız, düşüncesiz bir hale gelin de, geriye dön sözünü duyun. Uyanıklık dedikodusunda kaldıkça, rüyadaki konuşmadan nasıl bir koku alabilirsiniz? Bizim sözümüz de, işimiz de dışarıda yürümektedir. Can yürüyüşü ise göklerin üstünde olur. Duygu, kuruluğu, karayı gördü. Çünkü karadan doğmuştu o. Can İsa'sıyla ayağını denize bastı. Şu kuru beden karada gezebilir. Canın gezişiyle denizin ta göbeğine ayak basar. Ömür, kimi dağlara tırmanarak, kimi denizlere geçerek, kimi ovalar aşarak karada geçip gittikten sonra, ağa bu hayatı nereden bulacaksın? Denizin dalgalarına nereden yaracaksın? Toprağın dalgası bizim vehmimizdir.
Anlayışımızdır. Düşüncemizdir. Düşüncemizdir. Denizin dalgası ise kendinden geçiştir. Sarhoş oluştur. Yokluktur. Sen bu sarhoşlukta kaldıkça, o sarhoşluktan uzaksın. Bundan sarhoş oldukça, o kadehe karşı kör kesilirsin sen. Şu duyulan dedikoduya, dedikodu toza toprağa benzer. Bir zamancağız da aklına başına al, susmayı huy edin. Vezir dedi ki, aklınızı başınızı devşirin de, a dedikoduya dalanlar, a ağızdan çıkan kulakla duyulan öğüdü arayanlar. Filanca fişmanca fişmanca böyle demiş. Dedikodudan ibarettir. Vezir, müritlere ders veriyor. Ey müritler, Allah'a giden yol, Allah'a yakınlık kurbiye etmek, Allah'a yakınlık peydah etmek, dedikoduyla olacak bir şey değildir.
Siz, sufili, tasavvufu okursunuz bir yerlerden. Okuduğunuz her şey, size bir bilgiymiş gibi gelir. Ama sizde bağ yapar. O yüzden sen, mürşidini can kulağıyla dinle. Ona can gözüyle bak. Bu aleme can gözüyle bak. Yaşadığın hayata, can kulağıyla dinle. Sen, canından gelen, o Rahman'dan gelen, o ilahi sesi duymadıkça, duyduğun her şey dedikodu. Söylediğin her şey de dedikodu. Enel Hak, Hallâc-ı Mansûr, Enel Hak demiş. Sana Enel Hakk'ı anlatsan ne olacak ki? Hallâc-ı Mansûr demiş onu. Geri kalan onun dedikodusunu yapıyor. Sen Hallâc-ı Mansûr ol da, kendi Enel Hakk'ını de.
Kendi Enel Hakk'ını diyemeyenler, Hallâc-ı Mansûr'un dedikodusunu yapıyorlar. Kendisine bir şems bulamayanlar, bir şemsin önünde diz çökemeyenler, Hazreti Mevlana ile şemsin, arasındaki ilahi bağın dedikodusunu yapıyorlar. Filanca söyle aşıkmış, dedikodusunu yapıyorlar. Fişmanca şöyle demiş, dedikodusunu yapıyorlar. Söz odur ki Kur'an ola. Söz odur ki sünnet-i Resulullah ola. Söz ola ki keşş deryasından gele. Söz odur. Eğer söz o değil ise, söz Kur'an'dan gelmiyorsa, söz sünnet-i Resulullah'tan gelmiyorsa, söz ilmi ledinden gelmiyorsa, dedikodudan başka bir şey değildir.
İşte sufiler, vezirin etrafında dedikodudan başka bir şey yapmıyorlardı. Kendilerince, o vezirin manasına dalmayı bırakıp, vezirin zahiriyle uğraşıyorlardı. Aşağılık duygunun kulağını pamuk tıkayın. duygu vardır, aşağılıktır. Heva ve hevesten gelir. Duygu vardır, ilahidir. İlmi ledinden gelir. Seni canlar canına, seni Allah'a doğru çeker. Seni manaya doğru çeker. Seni sünnet-i Resulullah'a çeker. Allah'ın farzlarına çeker. Duygu vardır, seni hevaya doğru sürükler. O hevaya doğru sürükleyen duygunun ağzını tıka. O hevaya doğru sürükleyen duygunun burnunu tıka. O hevaya doğru sürükleyen duygunun kulağını tıka.
O hevaya doğru seni yürüten, o duygunun ayağını kes. O hevaya doğru senin elini uzatan, o duygunun elini kes. Eğer sen gören gözü olacaksan, o aşağılık duygunun gözünü kapat. Kimsenin mahremini araştırma. Harama bakma. Kimsenin osuna busuna bakma. Gizli işlerini sen kalkıp da, gözünü onlarla oyalama. O gözünü kapat sen. Senin kalbin çıfıt çarşısı. Kalbinde kötülük olduğundan gözünde şehvet var. Kalbinde şehvet olduğundan kulağında şehvet var. Kalbinde şehvet olduğundan elinde şehvet var. Kalbinde fuhşiyat olduğundan ayağında fuhşiyat var. Aşağılık duygu bu. Bu aşağılık duygunun kulağını, burnunu, gözünü ört, kapat, tıka.
Tıka ki sana mana aleminden duygu kapısı açılsın. Tıka ki sana ilm-i ledünden kapı açılsın. Tıka ki sen aynel yakine doğru yürüyesin. Tıka ki sen hakkel yakine doğru yürüyesin. Gözlerinizden duygu bağını çözün. Göz yanılır. Senin gözün yanılır. Senin gözün o aşağılık duygunun emrinde çünkü. Sen gözden o bağı çözmen için mana gözü takman lazım. Mana gözü takarsan duygu bağından kurtulursun. Hazreti Pir Mesnevi'nin başında dedi ki Ey oğul bağı çöz. Ne zamana kadar altına ve gümüşe bağlı kalacaksın. Senin gözün duygu bağına bağlı. Ama bu duygu bağı aşağılık bir duygu. Manevi değil. Nefsine uymuşun. Heva hevesin içerisinde batmışsın. O yüzden sende mana duygusu açık değil.
Mana duygusu seni Allah'a zikrettirirdi. Mana duygusu keşten haber alırdı. Mana duygusu işin hakikatine seni götürürdü. Can kulağının pamuğu baş kulağıdır. Can kulağının açılmasını istiyorsan baş kulağını tıka. Baş kulağını tıkamak ne demektir? Günahı dinleme. Haramı dinleme. Gıybeti dinleme. Dedikoduyu dinleme. Dinliyorsun. Dinlediğin müddetçe can kulağın açılacak diye bekleme. Dinlediğin müddetçe sana hitap gelecek diye bekleme. Temiz kulaklılar hitabı duyabilir. Senin kulağın temiz değil ki. Senin kulağın kirli.
Sen ha bire dedikodu gıybet dinliyorsun. Kendince yapmadığını söylüyorsun. Ne dedi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri? Yapmasan dahi seviyorsan ya günaha girersin ya sevaba girersin. Yapmıyorsun ama gidemedin. O gece zikrullah halakası var. Herkes Allah Allah Allah zikrediyor. Oldu ki sen bir mani oldu gidemedin. Kalbin orada. Kalbini oraya bağla. Rabıtanı zikrullah halakasına koy. Zikrullah yapmış gibi oturduğun yerden zikrullahı yap. Ama tembellik edip televizyonun karşısında oturursan bu hali yaşayamazsın. Bir yere yetişeceksin. Yetişemiyorsun boyuna. Neresi? Zikrullah halakası. Can kulağın kapalı. Neden? Duymuyorsun. Çünkü senin kulağın, baş kulağın heva ve hevesi dinliyor.
Senin baş kulağın dedikodu dinliyor. Gıybet dinliyor. İftira dinliyor. Sen aman eşim kırılmasın diyorsun, dinliyorsun. Aman annem kırılmasın diyorsun, dinliyorsun. Aman babam kırılmasın şimdi. Dinliyorsun. Aman ya bu benim şimdi ya. Kardeşim, kız kardeşim. Kocasının problemleri var. Yani anlatmasın mı? Dinliyorsun. Millet karısının, kocasının dedikodusunu yapıyor etrafta. Anasına, babasına yapıyor. Anneler, babalar, çocuklarınızın dedikodularını dinliyorsunuz. Eşler, etrafın dedikodularını dinliyorsunuz. Ondan sonra yazıyorlar. Ben burada sohbete geliyorum. Burada hal gören arkadaşlar var. Ben hiç görmüyorum. Geldiğine dua et o dedikodunun içinde. Sen, kulağın manaya açık değil ki. Öyle bir derdin de yok senin.
Hele şimdi, dedikoducu olmuş herkes. Koca koca cemaatler, tarikatlar gıybet ediyorlar. Müslüman, Müslümanın dilinden emin değil. Müslüman, Müslümanın elinden emin değil. Müslümanlar dillerinden emin değil. Aynı evi paylaşan eşler, birbirlerinin dillerinden emin değil. Aynı çatının altında yaşayan anne, baba, çocuklar, akrabalar dillerinden emin değil.
Aynı dergahdaki dervişler, birbirlerinin dillerinden emin değil. Nasıl can kulağı açılsın ki? Sorma ya, abimiz iyidir ama ya, işte ya, bazı böyle şeyler. Ben onun iyiliğini istiyorum aslında. Sus! Dedikoducu derviş. Ağzı bozuk derviş. Dili çürümüş derviş. Ağzından leş çıkıyor. Abisini çok severmiş bir de. Lafta bu. Ne gıybet ediyorsun? Ne dedikodu yapıyorsun? Ben aslında kardeşimi çok seviyorum da. Sus! Kardeşinin dedikodusunu yapıyorsun. Aslında ben eşimi seviyorum da ama ya bazen işte.
Sus! Eşinin dedikodusunu yapma! Gıybet işleme! Eşin senin! Çocuklarının annesi, çocuklarının babası! Eşin! Sus! Eee haramlar! Tatlı geliyor! Ondan sonra biz haramla helalı bir istiyoruz. Senin kulağında dedikodu varken, senin nasıl keşfin açılsın?
Kulağında dedikodu varken, nasıl Musa'nın hitabını sen duyabilirsin ki? Musa'ya hitap etti. Ey derviş kardeşler! Musa'ya edilen hitap orada duruyor. Senin kulağın duysun. Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin kalbine gelen ilham orada duruyor. Yok edilmedi o. Dinle! Kulağını aç! Hz. sahabenin, Hz. peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sorduğu sorular orada duruyor. Sen kulağını aç! O soruyu dinle! O soruyu dinle! Ondan sonra, sufiler bu hadis sahih deyince hopluyorlar. Nereden sahih?
Ya, söyleyenden dinledim. Sahih! Hopluyor! Neden? Senin kulağın duymuyor çünkü. Senin kulağın tıkalı. Sığırsın! Sığır olmasaydın, Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sözleri taptaze, ilk günkü gibi, ilk andaki gibi duruyor. Ashabıyla konuşmaları ilk günkü gibi duruyor.
Senin için Muhammed Mustafa öldü sallallahu aleyhi ve sellem. Bizim için yaşıyor. Senin için sustu. Bizim için susmadı. Hala da ümmetinin başında. Hala da manen, ümmetini sek ve idare ediyor. Sen kulağını ona daya. Ama sen ne üstadına kulağını dayayabildin ki ona dayayasın. Sen zahire dayamadın ki kulağını batına dayayasın. Sen kulağını dedikoduya dayadın. Sen kulağını gıybete dayadın. Sen kulağını iftiraya dayadın. Sen kulağını vesveseye dayadın. Sen kulağını heva hevese dayadın. Sen kulağını aşağılık duyguya bağladın. Duyamazsın. Duyamazsın.
Ya sen kulağını manaya bağla. Bunun için kulağını haramlardan koru. Bunun için dilini haramlardan koru. Ne dedi önce? Dedikodu yapıyorsunuz. Dilin haramları. Ondan sonra ne dedi? Gözlerinizin bağını çözün. Bu ne? Harama bakıyorsunuz. Ondan sonra dedi ki can kulağının tıka. Bu ne? Kulağını afetleri. Sen kulağını tıka. Haramlara tıka. Bakın dilini haramlara tıkadın. Gözünü harama tıkadın. Kulağını harama tıkadın. Duyu. Duyu, duygu bu noktada duyu organlarıyla alınan şeyler. Görmemiz, duymamız, dil tat alma, el dokunma. Duyu organları.
Duyu organlarını harama kapat. Dilini, gözünü, kulağını, elini, ayağını. Malum organlarını harama kapat. Ama önce kalbine bir sütre çek. Ne kalbe sütre? Sizde bir et parçası vardır. Orası iyi olursa bütün azalar iyi olur. Orası iyi değilse bütün azalar iyi olmaz. Kötü olur. O da kalptir. Kalbinde zikrullah var ise azalarda zikrullah var. Kalbinde zikrullah yok ise azalarda zikrullah yok. Kalbinde zikrullah olmadığından dolayı dilinde dedikodu var. Kalbinde zikrullah olmadığından dolayı gözün aşağılık duyguya bağlı. Kadının eteği bu kadarmış.
Oğlum o kadar mı dedim? Bir karıştır. Ölçtün mü? O kadar ne der baktın? Hani dedi ya ey iman edenler gözlerinize haramdan sakınınız. Sen nasıl dervişsin? Sana ne eteğinin kaç karış olduğundan? Sana mı sordular dedim? Mezura mı verdiler elenine? Sokaktaki kadınların eteğini öç mü dediler sana? Gözünü haramdan sakın. Kalbinde haram olduğundan senin gözünde haram var. Kalbinde haram olduğundan senin kulağın harama doğru gidiyor. Senin çünkü kalbinde zikrullah yok. Bir kimse hem zikrullah edip hem ulan hatunun ne güzel bacakları varmış der mi? O zaman orta yerde yanılma var. O zikir zikir değil. Dil zikretti. Kalbe inmedi.
Kalbe indiğinde o her yerde mana kokusu alacak. O baktığı yerde zikrettiğini görecek. Her duyuşu onun zikrettiği olacak. Her duyuşu. O zaman zikri kalbe yerleştir. Kalpler ayeti kerimede Cenab-ı Hak ne dedi? Kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. Senin kalbin zikrullah ile mutmain olur. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Allah'a dua edin. Allah'a yalvarın. Allah'a yakarın. Ama gözünüzü, kulağınızı, kalbinizi koruyun. Duygusuz kalın. Kulaksız, düşüncesiz bir hale gelin de geriye dön sözünü duyun. Bu hani Allah'a döndürüleceksiniz. Geriye dön bu.
Siz sonunda Allah'a döndürüleceksiniz. Geriye dön. Yani bu haramdan uzaklaş. Bu yanlışlıklardan uzaklaş. Yönünü Allah'a döndür. Veçeni Allah'a döndür. Yolunu Allah'a döndür. Kalbini Allah'a döndür. Gözünü, kulağını, azalarını Allah'a döndür. Dönüşün ona olacak. İstesen de ona olacak. İstemesen de ona olacak. Cennetlik de olsan ona olacak. Cehennemlik de olsa ona olacak. Şimdiden dönüşünü yap. Kendi ihtiyarınla yap. Kendi ihtiyarınla Allah'a yönel. Kendi ihtiyarınla onu görmeye çalış. Kendi ihtiyarınla onun sesini işitmeye çalış. Kendi ihtiyarınla. Ona yönel.
O hitabı duy. O hitabı al. Kalbin rahatsız olsun zikrullah yapmadığı zaman. İçin kabız hali olsun. Böyle bir tuhaf ol. Etrafında dedikodu duyduğun zaman. O dedikoduyu duyduğunda kulağın tırmalansın. İçin bulansın. Miden kalksın. Harama baktığında gözün bunalsın. Gözüne perde insin. Sen öyle bir hale gel ki bir anlık gaflete düşsen harama bakacak olsan Allah kendi rahmet deryasından gözüne perde indirsin senin. Görme. Asıl delil bu. Asıl hüccet bu. Allah'a öylesine yakinlik, öylesine yakinlik, öylesine yakinlik peydah et ki velev ki sen bir anlık gaflete düşsen harama bakacak olsan Cenab-ı Hak alemini değiştirsin senin.
Kendi muhafazasını alsın. Kendi korumasını alsın. Katından korusun seni. Katından muhafaza etsin. Ama bu kalbin zikrullahıyla senin Allah yolunda koşmanla senin ona doğru koşmanla alakalı. Ona koş. Her halinle. O zaman o senin gören gözün, duyan kulağın, tutan elin olacak. Ama sen ona koşmazsan bunlardan haberdar olmayacaksın. Ve Cenab-ı Hak seni rahmetine barındırmayacak. İman edip iyi amel istersen seni kendisine yakınlaştıracak. İman edip zikredersen seni kendisine yakın tutacak. Sen zikrettikçe o seni kendisine çekecek. Sen zikrettikçe kendisine çekecek. Sen zikrettikçe kendisine çekecek. Sen hayır hasenet işledikçe kendine yakin edecek.
Özel bir yakinlik bu. Bu senin cüz-i iradene bağlı bir yakinlik. kün-i irade noktasında ilmel yakin her şeye. Allah bütün var oluş noktasında kün dedi var etti her şeye. Ve var etti her şeye kudretiyle kuvvetiyle ilmiyle alimliyle her şeyle yakın. Bu manada Allah'ın yakin olmadığı hiçbir şey yok. Sizlere de bu manada aynı şekilde ilmel yakinde yakin. Size şah damarınızdan daha yakın. bu ilmel yakin bu husisi bir yakinlik değil. Bu husisi bir yakinlik değil. Aldanma. Allah bize şah damarınızdan da daha yakın.
Farkında mısın? Bana dedikodu yapma. Bana ezbere konuşma. O Kur'an ayetini ben de biliyorum senin kadar. Allah her şeye şah damarından yakın. Sen neredesin? Edebiyat. Kullarına şah damarından yakın. neden namaz kılmadın? Ondan bu kadar yakinlik varken sendeki uzaklık niye? Bu nankörlük değil mi? Bu hainlik değil mi? Bu zalimlik değil mi Allah'a karşı? O sana şah damarından daha yakın. Bunu biliyorsun da bu haram ne kulağında? Bu haram ne dudağında? Bu haram ne gözünde senin?
Bu haram ne senin vücudunda dolaşıyor? Bana edebiyat yapıyor. hocam Allah kullarına şah damarından daha yakın değil mi? Yakın sen neredesin? Sen neredesin? Neden namaz kılmazsın? Yakinde neden oruç tutmazsın? Yakinde neden haram işlersin? Sana o kadar yakinken senin gözünden sana bakarken sen nasıl yalan söyledin gıybet ettin dedikodu ettin iftira ettin sen nasıl Kur'an ve sünnete aykırı işler yaptın?
Aaa sen yakin değilsin Allah Hristiyan'a da şah damarından yakın Allah Musevi'ye de şah damarından yakın Allah Ebu Cehil'e de şah damarından yakın ne fark kaldı ki Ebu Cehil'le senin aranda Ebu Cehil de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri namaz kılmasın diye her türlü zulmü yapıyordu ve ona diyordu ki kılma bu namazı bu ibadeti nereden çıkardın sen? namaz diye bir şey yok diyordu zamanın Ebu Cehil'leri var mı? var adı tasavvuf adı altında milleti namazdan men ediyorlar Ebu Cehil'den ne farkınız kaldı? E sen namazı kılmıyorsun içinde Ebu Cehil var nefsin diyor ki namazı kılma Ebu Cehil içinde senin ona uydun kılmadın namazı ne farkı kaldı?
ha sen ona yakınlik peydah et kim bana bir adım gelirse ben ona on adım gelirim bir adım git yaklaş kalk abdest al kalk abdest al kalk guslet bilmiyor öğren guslum farzı ki ağzı burnu su vermek vücudu komple yıkamak bitti ben böyle söylüyorum bana da yazıyorlar hocam oraya oturup guslum farzını mı söylüyorsunuz?
be ahmak gece yarısı saat ikide telefon açıyorlar saat üçte saat dörtte gündüz insanlarda din mi bıraktılar? gusül almasını bilmiyor evlenmiş altı yedi yıl olmuş kadın dedim ne yapıyorsunuz siz? e yıkanıyoruz dedi ağzınıza burnunuza su vermiyorsunuz mu? hayır dedi gusül diye bir şey var bunu bilmiyorsunuz mu? dedim ben hayır dedi senin annen baban müslüman değil mi? dedim ben evet dedi müslüman anne baba kızına gusül öğretmemiş altı yedi yıllık evli kızı çocukları var müslüman anne baba müslüman anne baba kendi kızına gusül öğretmemiş o kendince ama müslüman diyor müslümanım diyorsun değil mi?
evet müslümansın sen dedim sıkıntı yok gusülün farzı iki dedim ağzı burnuna su vereceksin bütün vücudunu yıkacaksın su değmemiş hiçbir yerin kalmayacak bu kadar mı gusül dedi bu kadar kızım dedi hemen kalk guslet guslettikten sonra telefon aç bana yine gusletti Allah sizi yandırsın ne dedi biliyor musunuz? üzerimde kocaman bir ağırlık varmış sen kocam dedi kuş gibi hafifledim dedi sizin telefonunuzu bir arkadaşımdan almıştım dedi böyle böyle ben dedi sıkıntı yaşıyordum dedim bak sen şimdi otur tevhid çek dedim la ilahe illallah de bakayım la ilahe illallah diyemiyor bir daha la ilahe illallah dedi dedim şimdi Muhammedun Resulullah de bir daha harika dedim harika tabi bunları konuşuncaya kadar ben Akşehir'den ondan sonra yaklaşık Eskişehir'e yaklaştım
Akşehir Eskişehir arası 150 km en azından 150 km konuşuyorum anlatıyorum söylüyorum çocuklarınızı öğretin ha o zaman ne oldu biz Allah'a yakınlık Allah'a yakınlık peydah edemedik yaklaşamadık kul farzları yerine getirmekle Allah'a en sevgili iş yapar nafilelerle Allah'ı yaklaşır nafilelerle yaklaştıkça yaklaşır yaklaştıkça yaklaşır neyle yaklaşıyormuş nafilelerle farzları yerine getirdi nafilelerle yaklaştıkça yaklaşacak sonu var mı yok bunun temeli muhakkak ibadetler en önemlisi ahlak en önemlisi ne kadar ibadet ediyorsanız edin
ahlakınız düzgün değilse yaptığınız ibadetlerin bir anlamı kalmadı Hz. Pir'in dediği gibi ambarında fare var senin diyor ambarında fare var önce fareyi bul önce farenin deliğini tıka o deliği tıkamazsan sen kazandın alıp götürecek bu ne haram işlemek namazı kılıyoruz haram var orucu tutuyoruz haram var Allah muhafaza eylesin uyanıklık dedikodusunda kaldıkça rüyadaki konuşmadan nasıl bir koku alabilirsiniz yani biz kendimizce bu dünyaya karşı biz böyle çok uyanıkız nereden ne devşirilir nereden ne alır kim ne yapmış
kim ne etmiş biz bu noktadayız eğer bu noktadaysan diyor o zaman rüyadaki konuşmadan nasıl bir kok alabilirsin rüya dediği hakikat alemi sen hakikat aleminden bir şey alamazsın bizim sözümüz de işimiz de dışarıda yürümektir can yürüyüşü ise göklerin üstünde olur biz bu mecazdayız biz görünen alemdeyiz bu dünyanın üzerinde dolaşıyoruz biz bizim sözümüz de işimiz de dünyalık sözümüz de işimiz de dünyayla alakalı biz manaya doğru metafizik noktasında öteye doğru bir işimiz yok biz kendi kendimize hesaba çekip sigaya çekip işin mana tarafına bakmıyoruz
işin bir de mana tarafı var ayetle sabit hadis-i şeriflerle sabit mana var o manadan bir şey almıyoruz rüya görüyor muyuz evet mana rüyalar size mana aleminin delilidir rüyalar size aslında bu görünen aleminde delilidir sen yönünü o tarafa doğru çevir sen hakikatten rüyalar görmen lazım rüya illaki yattığında uyuduğunda değil bu kalbine gelecek senin o yatıp uyuduğunda yolun başı yolun başı rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğinin başıydı rüya
önce peygamberlik rüyayla ona öğretildi gösterildi ona mana rüyayla açıldı önce rüya sufi de önce rüya görür ona rüyadan işaretler gelir şeyhini rüyasını da görür Hz. Pir efendilerimiz de görür şeyhini Hz. Peygamber efendimiz de görür görür zikrullah da ondan sonra uyanıkken rüya görmeye başlar ama başlangıcı nedir bu rüyadır kalbini o tarafa doğru çevir yönünü o tarafa doğru çevir oradan bir şeyler al oradan bir şeyler almaya çalış senin rüyada bir anlık gördüğün rüya bir kitaba bedeldir rüyanda gördüğün bir anlık
bir anlık keşf binlerce kitaptaki bilgiye bedeldir o bir anlık keşf sana binlerce kitap yazdırır o bir anlık keşf sana binlerce kitaptaki hikmeti kalbine koyar bir anlık keşf bir anlık o manadan bir haber alma binlerce kitaba bedeldir binlerce dünya sözüne bedeldir o binlerce dünya sözüne geliyorlardı benim şeyhim için de bir sürü laf söylemeye çalışıyorlardı bana etrafımızda anlatıyorlardı biz bir ikisini çarpıverdik yanımızda kimse konuşmuyor o zamanlar böyle şimdiki gibi değilim ben hoş şimdi de o zamandan çok bir farkım yok da
öyle birisi gelecek bizim sevdiğimize laf söyleyecek mümkün mü? bir kafa yer oturur kenara benim öyle dervişliğim hiç süktüm püklüm olmadı yapamadım ben öyle bir dervişlik adam benim sevdiğime laf söyleyecek onun boğazından tuttuğum gibi yere vururum ben onu konuşmasın benim yanımda ben içim içim iyiydi adamın bir kafa vurmadım otobüste diye adam gelmiş otobüste gidiyoruz ben Nevşehir'e gidiyorum şeyhimin yanına oturdum ben işte boyuna kendimce zikrullah yapıyorum bir adam var içeride sakallı görüntüsü derviş içimden ne kızıyorum adamı sevemedim bir türlü
adam da almanca konuşuyor gidiyor turistlere turist kadınların çıplak kollarını tutuyor böyle ben bakıyorum elini okşuyor o kadını diyorum ki haine bak ya bir çuval sakalıyla diyorum kadını okşuyor onlara almanca bir şeyler anlatıyor tam aksarayda geldi benim yanım oturdu keçinin sevmedi ot burnunda bitermiş böyle selam böyle hani vardır ya tipler böyle hani böyle bu kalemun gibi selamun aleyküm dedi bana ben aleyküm selam dedim hiç ben alet-i ruhiyem iyi değil adamım nereye gidiyorsun dedi nevşehir'e dedim hayırdır dedi şeyhin var orada onu ziyarete gidiyorum dedim
kim senin şeyhin dedi nevşehirli gubbasenoğulları abdullah efendi dedim böyle baktı ha senin şeyhin o mu dedi he o dedim böyle yüzünü ekşitti ya kalklayın şuradan yanımdan dedim seni edepsiz terbiyesiz adam dedim takşırdan dedim ben buna bu kalktı onu kaldırdığıma sonradan pişman oldum bir kafa vurayıp da göndereydim diye bu gitti öteye böyle bana doğru bakacak oluyor ben bir bakıyorum ona tak kafasını çeviriyor bu sefer ön tarafta o turist kadınlar var ön tarafa hiç geçemiyor şimdi biz tabi Nevşehir'de indik ben sabahleyin indim
garaj orada meydanlık bir garaj var garajda değil işte öyle derme çatma bir şey Nevşehir'in girişinde birisi bağırıyor bayındırlı Mustafa efendi bayındırlı Mustafa efendi dedim benim baba seni bekliyor dediler bindim arabaya bir arabayla birisi gelmiş tam dergahtan içeri girdim Şeyh Efendi de karşıda oturuyor şimdi çok eski arkadaşlar bilir Şeyh Efendi'nin evinin yanındaki dergah Ali sen yetiştin değil mi oraya baya eskisin demek maşallah kendini eski görmek de bağdır ha girdim ben içeri öyle karşıda gel Mustafa efendi maşallah
gel bakayım dedi ne dedi o baba yiğit hani böyle efe bu manada bir sarıldı bana sarıldı o an dedim ne oldu acaba otur bakayım şöyle dedi oturdum ben şimdi ne oldu yolda dedi bir anda düşündüm yolda en önemli olay benim için o sakallı dedim ki efendim hakkınızı helal edin sizden dedim özür diliyorum bir kafa vuramadım adama dedim böyle tebessüm etti nasıl yani dedi dedim efendim o dedim benim kafam meşhur ben önceden yumruk filan atmak uzun iş öyle adam konuşur karşımda benim bir çekebileceğim bir zaman var bir müddet var
işte 30 saniye 40 saniye 50 saniye 60 saniye ben önceden de böyle çok kavga etmesini sevmem elim kolum kalkarsa da kimse indiremez kendimi biliyorum öyle ben bekliyorum öyle adam konuşuyor konuşuyor konuşuyor çok ben böyle sakin duruyorum böyle bir şey yapmıyorum ya ondan sonra bir koyuyorum kafaya ben bunu küm düşüyor adam şemşiye gibi ikinciyi vurmama gerek kalmıyor benim o ara çok kızarsam mesela duvara vuruyorum kafamdan annem bir gün kızdırdı kızdırdı laf söyledi söyledi söyledi sustum sustum sustum …
ondan sonra o esnada demek ki gidiyor işte bir anda gitmiş benim o anda ben kafamı vurduğumda kendime geldim arkada bizim iki göz bir odamız vardı ara duvar var ben bir koydum kafayı annem korkmuş kafasıyla evi yıkacak bu diye öylesi susmuş ama sonradan da itikafa girdim de ilk itikafa girdim geldiler dediler ki bu direğe kafanı vur işte şunu oku kafanı mest et caminin ortasında böyle bir direk var lan vur dediler ne yapayım sabah namazından önce sabah namazını bekliyorum ben de kimse gelmiyor camiyi açmıyor itikafta
ben mest ettim Allah Allah nidalarıyla bilmiyoruz ya bir şey biz ben böyle caminin içinde hızlanarak bir gittim caminin orta direğine tahtaya bir vurdum güm yaptı lan cami mi sallanıyor ben mi sallanıyorum böyle değil ben ona kafa vuramadım diye canım sıkılıyor ya benim böyle bir laf atsa bana ben vuracağım ona kafa bir laf atmadı Şeyh Efendi dedim ki efendim hakkınızı helal edin benim ona bir kafa vurmam lazım dedim vuramadım yok Mustafa Efendi maşallah oğlum Allah dedi bütün herkesi senin gibi yapsa dedi sevdiğinde sen dedi
sımsıkısın dedi hani böyle gevşek sevmiyorsun gibisin lan millet gider beni şikayet ederdi beni şikayet etmesinin sebebi şuydu ben Şeyh Efendi'ye karşı gevşek bir şey söylerse çarpardım ben adamı o geri zekalı da gider Şeyh'e şikayet eder beni neden efendim ben işte böyle dediydim de böyle olması lazım değil mi ha ben Şeyh Efendi'yi çok met etmişim suç bu kalbinde maraz var adamın Sivaslılar da bir kısım Sivaslılar hepsi değil Ahmet Duran abiyi şikayet ediyorlar orada istişare yapıyoruz Şeyh Efendi'ye şikayet ediyorlar
diyorlar ki efendim Ahmet Duran abi sohbet esnasında benim şeyhim bir denedir diyor şimdi Şeyh Efendi dönüyor ona Ahmet Duran neden öyle dedin yavrum diyor tamam mı o da kendini savunacağım ben içimden yalvarıyorum Duran abi sus susmak da bir edep sus kendini savunacağım diye uğraşma adam kendi kendine açını verdi kendi kendisini şikayet ediyor Mürşid-i Kamil'in kerameti Derviş aslında kendini şikayet ediyor diyor ki efendim bu adam seni çok seviyor ben seni bu kadar sevmiyorum bu adam sana candan bağlı ben de kalbden bağlıyım
bunu söylüyor diyor ki bu adam kendince diyor ki ben yal dervişim ya bu hal dervişi bunun gözü senden başka bir şey görmüyor ben içimden diyorum ki Duran abi sus ne olursun Allah rahmet eylesin Duran abi kendini savunacağım diye uğraşıyor sonra dedim mübarek ne yapmak kendini savunuyorsun adam dedim kendi kendine şikayet ediyor ne diyor efendim Ahmet Duran abi sizi çok meth ediyor insan sevdiğini metheder bir kimse sevdiğinin gözünü anlatsa bin bir gün bitiremez bir kimse sevdiğinin bakışını anlatsa bin bir gün bitiremez
bir kimse sevdiğinin bir şeyini anlatsa bin bir gün yetmez yetmez seven için sevdiğini tarif etmek sevdiğini anlatmanın sonu yoktur yoktur sonu anlat anlat anlat anlat bitmez ki sevmeyen kimse usanır sevmeyen kimse dinlemekten bile usanır içinden der ki ulan ya sapıtmış bu şizofrenik bir durum şeyhini bu sapkın ya şeyhini ilahlaştırmış bu bu böyle şeyhini ha bire şeyhini anlatıyor ya siz hazreti peygamberle kafayı bozmuşsunuz biri söyle dedi bana sen dedi hazreti peygamberle kafayı bozmuşsun dedi he biz onunla bozduk kafayı dedim
böyle durdu dedim doğru söylüyorsun biz kafayı onunla bozduk bizim yolumuz o bizim yolumuz selamber sallallahu aleyhi ve sellem hazreti sen bozma kafanı onunla duygu kuruluğu karayı gördü çünkü karadan doğmuştu o can isasıyla ayağını denize bastı duygu o zaman bu aşağılık duygu dünyaya bağlı olan duygu mecaza bağlı olan duygu karayı gördü o karaya bakmadı ama isa diyor can isası isa ayağını denize bastı can isası haydi sizi isa aleyhisselama götüreyim havariler balık tutuyorlar gölün içerisinde
havariler balık tutarken gölün içerisinde bir fırtına vuruyor fırtına vurunca diyorlar ki ey isanın rabbi bizi koru bizi kurtar bir bakıyorlar ki isa aleyhisselam denizin üzerinde koşa koşa geliyor eliyle kayığı tutuyor dınk gölün kenarına getiriyor bakıyorlar ki isanın ayağında ıslaklık bile yok can isası suya ayağını basar sen bu görünenden kurtul manaya kanat çırp bu gördüğün her şey aldatıyor seni seni kandırıyor
sen ona döndürüleceksiniz hitabını duymaya çalış şu kuru beden karada gezebilir canın gezişiyse denizin taa göbeğine ayak basarak olur sen bu bedene bağlı kalırsan dünyada dolaşabilirsin bu bedenden kurtulursan sen manadan manaya perdeden perdeye hayretten hayrete geçersin bu da mana denizinde seni yüzdürür e sen bu bedenden sen bu dünyadan sen bu karanlıktan kurtulmazsan o mana aydınlığına erişemezsin sen mana aydınlığına erişmeye çalış ömür kimi dağlara tırmanarak kimi denizlere geçerek kimi ovalar aşarak karada geçip gittikten sonra
neden bulacaksın sen ömrünü bu mecazda geçirir yok şunu yaptıramadım da yok bunu ettiremedim de uğraşır da Allah'a yakinleşmeyi kendi üzerinde tesis edemezsen sen bu gördüklerine bu dünyayı gördüklerinle bu hayatı sadece değerlendirir o bağda kalırsan a bu hayatı nereden bulacaksın a bu hayat ne ölümsüzlük ölmeden önce ölmezsen nasıl ölümsüzlüğü yakalayabileceksin bu dünyada e imtihan yeri burası yakalanacak yer burası olacak olan yer burası burada a bu hayata erişeceksin burada manaya erişeceksin yoksa sen son nefesinde gördün
seni kurtarmayacak son nefeste herkesin gözünden perde kalkacak herkes gittiği yeri görecek sen gel daha son nefesine vermezden önce gözünden perde kalksın da sen buradan gör şimdi sen son nefesi bekleme perdenin kalkması için şimdi perdeni kaldır şimdi sen cennetin kokusunu al şimdi cennetin kokusunu almıyorsan öldükten sonra bir anlamı kalmayacak şimdi bu dünyadan göçtükten sonra bir anlamı kalmayacak şimdi sen musanın hitabına eriş musanın hitabına erişmiyorsan öldükten sonra bir anlamı kalmayacak dur şimdi sen
onun zikrullah halakasına otur şimdi onun cennet bahçesinde dur şimdi onun zikrullah yaptığı aleme sen de kanat çırp da onunla beraber aynı alemde Allah de yoksa bir anlamı kalmayacak sonra sen sabahlara kadar uyuyorsun horul horul sen bir bin tane tevhid çekmeden ya yatmayayım demiyorsun beş bin tevhid çekmeden yatmayayım demiyorsun o kadar twitterda işin çok ki o kadar facebookda işin çok ki o kadar orada burada işin çok ki senin o vatan kurtaracaksın sen iki tweet atmakla evet sen tevhid çekmeyi bırakmışsın sen namazı da bırakmışsın
sen güzel ahlakı da bırakmışsın sen bu dünyada kalmışsın bu dünyadasın bağı çözmemişsin dünyayla uykuyla bağı çözmemişsin heva hevesle bağı çözmemişsin nefsinle bağı çözmemişsin ömür kimi dağlarda kimi denizlerde geçti gitti beyhude gitti ömrümüz Allah bizi affetsin denizin dalgalarını nereden yaracaksın e sen normalde bu dünyayla alakalı şey yaptın nerede manadesin denizinde yürüyeceksin nerede manadesin denizinde dalgaları yaracaksın toprağın dalgası bizim vehmimizdir anlayışımızdır düşüncemizdir denizin dalgasıysa
kendinden geçiştir sarhoş oluştur yokluktur o zaman bu dünya bizim için neymiş vehim kendi kendimiz vehmimiz kendi anlayışımız kendi düşüncemiz ilahlaştırmışız üç tane ilah vehim anlayış düşünce toplamı eşittir akıl ilahımız bizim biz kendi vehmimizin doğru olduğuna inanıyoruz Kur'an sünnete bakmıyoruz biz bu noktada kendimizce kendimizce kendi anlayışımızı ilahlaştırıyoruz işin manasına bakmıyoruz bizim için kendi düşüncemiz önemli yani Allah ne der Resulü ne der değil bunları ilahlaştırmışız laat uzza menat
gibi bunlar üç tane Allah bizi muhafaza eylesin denizin dalgasıysa kendinden geçiş sarhoş oluştur Allah'ın Allah'a doğru yürüyüş mana kendinden geçmektir kendi vehminden kendi anlayışından kendi düşüncenden sıyrılıp Allah'a teslim olmaktır o ilmin ledüne teslim olmaktır o ilmin ledüne tabi olmaktır sen bu sarhoşlukta kaldıkça o sarhoşluktan uzaksın dünyanın sarhoş olmuşsun dünyanın aklın sarhoş olmuşken sen manadan uzak olursun mana sarhoşluğundan uzak olursun bundan sarhoş oldukça o kadehe karşı kör kesilirsin sen
sen dünyadan bu gördüklerinden sarhoş oldukça sen mansur şarabına kör olursun içemezsin şu duyulan dedikodu tozu toprağa benzer bir zamancağız da aklına başına al susmayı huy edin susmak büyük erdemlilik Allah bizi onlardan eylesin müritlerin halvetten çık diye yalvarmalarından devam edeceğiz 583 inşallah selamun aleyküm el fatiha aman selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi