mustafaozbag.org

82. Mesnevi Şerhi (560-568 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 23 Aralık 2020 · 59:23

Oysa canım dedi dostlardan uzak değil, fakat halvetten çıkmaya izin yok. O beyler şefaate kalkıştılar, ona uyanlar da kendilerini yermeye giriştiler. Dediler ki ne kötü bahtımız varmış ah Kerem sahibi, gönülden de olduk dinden de sensiz yetim kaldık. Sen bahaneler bulmadısın, bizimle dertli yüreğimiz yanıyor da soğuk soğuk ah edip duyuruyoruz. Senin güzelim sözlerine alışmışız, senin hikmet sütünü emmişiz. Allah için olsun, Allah için bize şu cefada bulunma. Hayırda bulun, bugünü yarına atma. Gönlünün razı olur mu ki aşıklar sensiz kalsınlar da ellerine bir şeycilikler gitmesin.
Hepsi de balık gibi karada çırpınsın, suya aç, suyu aç, ırmağın bendini yık. Ey zamanede eşi benzeri bulunmayan, Allah aşkına halkın feryadına eriş. Allah aşkına. Tam bir müridin mürşidine duası gibi o vezir halvete girince, müritler vezirin etrafı vezire yalvarmaya başladılar. Bir müridin mürşidini gördüğü hal, Hz. bir vezirin üzerinden bir müridin nasıl, hangi duyguyla mürşidine bakması gerektiğini öğretiyor.
Vezir dedi ki oysa canım dedi dostlardan uzak değil, fakat halvetten çıkmama izin yok. Halvetin belirli bir zamanı vardır. Eğer itikafsa on gündür. Ramazan itikafıysa. Ramazan itikafında haklı bir gerekçesi yoksa o kimsenin itikafı terk etmesi caiz değildir. Bu şeriata göre işte hastalıktır, şudur budur, rahatsızlıktır. O zaman o kimse şeriata göre itikafı terk edebilir.
Ama sufiler için itikafı terk etme sebebi ölümdür. Ya da o kimsenin komaya girip hasta olmasıdır. Öbür türlü yok başım ağrıdı, yok soğuktu, yok sıcaktı, yok şöyle olduydu da annem rahatsız olmuş da, babam rahatsız olmuş da, yok hanım ölmüş de, yok çocuk vefat etmiş de itikaftan çıkılmaz. Bir sufi için baygınlık ve ölümün haricinde yapması gereken herhangi bir ibadeti yapmaması düşünülemez.
Hastayım bugün derse gitmeyeyim, bugün işim var derse gitmeyeyim, bugün lodos esiyor derse gitmeyeyim, bugün hava soğuk derse gitmeyeyim, bugün hava yağışlı derse gitmeye vereyim, buz oldu ortalık derse gitmeye vereyim. Sufilik disiplininde yoktur. Sufi mutat olan vazifelerini yerine getirir. O gün onun dersi var ise, annesi öldüyse, annesini gider toprağa gömer derse gelir.
Eğer ders saatinde çocuğu öldüyse, çocuk orada ölmüştür, ona can verecek değil ya. Çocuk orada durur, o dersini yapar, gider evde kefenlenecekse, kefenler yıkanacaksa yıkar. Sufi disiplini budur. Sufi disiplini. Bu disiplini elde edemeyenler sufi olamazlar. Bugün perşembe benim dersim var. Yok anam geldi, yok dayın geldi, yok amcam geldi, yok eniştem geldi, yok Almanya'dan ya birader geldi. Yok öyle bir şey. Bugün perşembe, bugün zikrullah var. Ben bugün derse gitmem gerek. Derse gideceğim. Bugün benim zikir günüm. Sufi için ikinci bir alternatif yoktur. Ya o kimse küt tek düşer, bayılır, hastaneye kaldırırlar.
Ya da o kimse ölmüştür. Bir kimse o perşembe dersine gelmediyse, ya ölmüştür, ya baygın hastanede yatıyordur. Üçüncü bir şıkkı yoktur onun. Üçüncü bir şıkkı nefsindendir onun. Üçüncü bir şıkkı nefsindendir. Bunu met etmek, kendimi ona koymak için söylemiyorum. Bütün derviş kardeşler bilirler ki, benim şeyhim, benim bulunduğum memleketteyse, merkezdeyse, benim bir işim yoktur o gün başka.
Bitmiştir benim için hayat. Eğer senin o gün için ikinci bir işin çıkıyorsa, sakın şeyhini sevdiğini söyleme bana. Sakın söyleme. Sufi disiplini budur. Bir kimse itikafa girdiyse, on gün, on gün, Ramazan itikafı on gündür. On gün itikaf mahalindedir. Ona zaten eşi ölse haber verilmez ona. Eşin öldü denmez. Çocuğu ölse gidin itikaf mahalinde haber verin. Çocuğu öldü denmez. Sufi disiplinidir bu. Adam itikafa girer, dünya ile alakasını keser. Onun dersi var.
Birinci gün kendi derslerini beşer yüze çıkarıp çekecek. Yetmiş bin tehvit. İkinci gün yine beşer yüze çek, yine yetmiş bin tehvit. Üçüncü gün yine beşer yüze çek, yine yetmiş bin tehvit. Bizim dergahımızda itikaf budur. Üç gün içerisinde Hazreti Peygamber Efendimiz'i görürse, onunla alakalı bir şey görürse, onunla alakalı bir şey görürse, dördüncü gün on bin salatu selam, yüz bin ya Allah çeker.
Yetmiş bin tehvidi çekmez. Dersi değişir. Bu üç gün içerisinde görmüyorsa o kimse böyle bir şey, kendine iyi dikkat etsin. O kimsenin üzerinde fazla günah kebahir var. Kendini verememiş. Muhakkak görmeli. Ya görmek sert mı? Ben de diyorum ki ya görmek şart değil. İtikafa girdiniz ya, o şeriat. İtikafa girdin mi? Ayakların titrecek, göremezsem diye. Biz, Bayındır'da bir arkadaş itikafa girdi böyle. Birinci gün gittim, sorduk. Oktay da var yanımda.
Var mı bir şey? Yok. Allah Allah. İkinci gün gene gittik. Var mı bir şey? Gene yok. Üçüncü gün gene gittik. Yastı namazında oraya gidiyoruz. Tabii Şeyh Efendi'nin bana söylediğini ben tabii kimseye de söyleyemiyorum ya. Şeyh Efendi de dedi ki bana o sene. Oğlum itikafa git, itikafı idare et dedi. Sanki ben itikafa girdim. Ben de çekiyorum boyuna. O hal gördü mü, görmedi mi? Ne gördü, ne görmedi. Üçüncü gün gene yok adamda bir şey. Geçmiş gün dedim kalk ayağa. Öyle oldu değil mi Oktay? Kalktı kayağa.
Orada ben de itikafa girdim çünkü. Ayakta bir başladık biz. Esma'ya. Allah Allah. Kopuyor ortalık. Biraz da kiloluydu arkadaş. Ulan güm diye bir ses çıktı ama. Öyle oldu değil mi? Katmış mı kendini ortaya? Düştü. Neyse bitirdik tabi Zikola. Ağlıyor bu nasıl ağlıyor? Dedim tamam mı? Nasıl ağlıyor ağlamaktan tamam da diyemiyor. Gençlik var ya o da görecek illaki. Bir de ben böyle orada dergah otursun işte bu iş otursun diye onun da görmesini istiyorum. Yani şahitlensin, delillensin. Velhasıl kelam tabi o itikaf mahallinin bizde ne o çok menkıbesi vardır.
Değil mi Oktay? Bak portakal o limon ağacı ayrı bir dert zaten. Onu da söylüyoruz zaten. Diyoruz burada limon ağacı var bak buradan çatırtı patırtı çıkar. Kimse inanmıyor bize önce. Ondan sonra ilk çatırtıda patırtada kopuyor o etleri. Velhasıl kelam itikaf disiplin ister. O yüzden diyor ki benim canım dostlardan uzak değil. Fakat halvetten çıkamam. Çıkamazsın halvetten. İtikafın ikincisi kırk günlük erbayındır. Musa aleyhisselamın. Otuz gün, on gün daha ekledi Cenab-ı Hak kırk gün. Buna erbayin denir. Eğer kırk günlük erbayine niyet ettiyse kırk gün. Dışarı çıkmak yok. Bu virdlere de devam edecek içeride. Öyle bir kimse kafasına göre itikaf.
Ha itikaf sevabı. Şimdi hep beraber niyet ettik. Ya Rabbi şu dış kapıdan dışarı çıkıncaya itikafa. Ettiniz mi niyet? Niyet edenler kapıdan dışarı çıkıncaya kadar niyet ettik itikafa. İtikaf sevabı aldık şimdi. Bu ayrı. Kapıdan dışarı çıktık. İtikaf sevabı aldık. Öbür türlü on gün. Normalde Hanefi'ye göre bir kimse Ramazan'ın son on günde itikafa girecekse Cuma kılınan bir yerde girecek. Cuma kılınmayan bir yerde itikafa girebilir mi? Adı itikaf olmaz. Adı ne olur? Halvet olur. Halvet etti. İnsanlardan uzaklaştı gitti. Burada bizim içeride bir itikaf odamız var mı? Var.
Bir ara normalde 3'er günlük arkadaşlar itikaf ibadetini halveti öğrensin diye burada giriyorlardı. Şimdi giren kalmadı herhalde değil mi? Var mı şu anda? Yok. Önceden arkadaşlar böyle kendilerince sıra yapıp 3'er günlük 3'er günlük burada giriyorlardı. Hiç itikafa girmeyenler 3 günlük itikafa girin burada. Günlük 70'er bin tevhid çekin. Ömründe hiç 70 bin tevhid çekmeyen insanlar var. İtikafsız derviş derviş olmaz. Olmaz. Lazım. Lazım. Bayanlar evlerinizin bir köşesinde itikaf yapın. Bir secde hadi atın evinizin bir köşesine. Niyet edin. Deyin ki evden dışarı çıkıncaya kadar niyet ettim itikafa. Televizyondan kendinizi kurtarın.
Telefondan kendinizi kurtarın. Kadınların elinde telefon, yemek yerine telefonla uğraşıyorlar. Ondan sonra aşkım yemek yapamadım makarna açladım. Gözün kör olmasın senin. Elinde telefon Whatsapp. Elinde telefon Twitter, Facebook. Dolaşıyor kadın. Dervişler, dervişler bizim. Ben uzağa söylemiyorum. Otur bir 10 bin tevhid çek günlük. Otur bir 5 bin tevhid çek günlük. Erkekler de aynı. Günlük 5 bin tevhid çeken adam mı var? Kaç kişi var? Günlük 5 bin tevhid çeken kadın mı var? Kaç kişi var? Yok. Laf'a gelince çok. Laf, diz boyu.
Zikir yok. Allah muhafaza eylesin. İtikaf, disiplin. Bir kimse itikafa girdi mi? Sufi bir şeyi yapmaya, ders çekmeye karar verdi. Ben size mürid olmaya karar verdim. Benim dersimi verin. O dersi aldı mı o? Onun şaşması olmayacak hiç. Dersini çekecek her gün. Vacip oldu ona. Çekmeyeceksin. Alma kardeşim seni bal mumundan davet etme eden mi oldu? Gel sana ders al diyen mi oldu? Bizim böyle bir çoğalma derdimiz yok. Çekmeyecektin alma. Sana zorla ders veren yok. Hatta ders almaya gelene diyorum ki bizim işimiz zor. Alma bak sen ders.
Ben hayatım boyunca kolay sufilik anlatmadım hiç kimseye. Hiç kimseye anlatmadım. Herkese dedim ki bu yol disiplin gerektirir. Bu yol zorluk, bu yol azamet yoludur. Bu yol sıkıntı yoludur. Bu yol dert çekme yoludur. Bu yol gam çekme yoludur. Bu yol kasavet çekme yoludur. Bu yol acı çekme yoludur. Bu yol problemlerle baş etme yoludur. Yol böyle bir elinde bal bir elinde börek dervişlik biz görmedin. Ben görmedim. Ben görmedim. Böyle bol kepçeden bir dervişlik görmedim ben. Böyle bir dervişlik yaşamadım da. Yol disiplin yolu. Dersi aldın mı?
Namazı kılacaksın kardeşim. Kılacaksın namazı. Orucu tutacaksın. Farzlara riayet edeceksin. Farzlara riayet edeceksin. Haramlardan uzak duracaksın. Hem haramla iştigal et hem sufilik yapacağım diye uğraş. Olmaz. Necasetle nimet bir kap da yeniyor mu? Git tuvaletten bir kaşık necaset al koy bakalım tabağına yiyecek misin? Yok. Git hadi bir köpek pisliğini al koy tabağına bakalım yiyecek misin? Necasetle sufilik bir yerde olmaz. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir kalpte iki sevgi olmaz dedi. Bu ne?
Bir yerde Allah sevgisi var ise orada mecaz yoktur. Bitti. Hem Allah'ı sevecek hem içki içecek. Böyle bir şey yok. Hem Allah'ı seviyorum diyecek hem haramla iştigal edecek. Böyle bir şey yok. Yok. Disiplin lazım. İşte o yüzden o dedi ki Vezir Halvet'ten çıkmama izin yok. Bu şeriaten. Halveti terk edemezsin. Bir de Tarikaten vardır. Yani Batini olarak Batini olarak ne? Bir şeyde dışarı çıkmaya Bir şey söylemeye Manevi izin gerekir. Dünya kelamı konuşman gerekiyor. Manevi izin gerekir. Şeyh'in bana dünya kelamı konuşmamı da yasaklamıştı.
Evladım dünya kelamı da konuşmayacaksın dedi bana. Ben dünya kelamı da konuşmuyordum. Konuşman gerektiğinde sana manen izin verirlerse konuşacaksın dedi. Güneş'e çıkmayacaksın dedi bana. Sen kendi aklınla dersin ki ya Güneş'le ne alakası var? Emir bu. Güneş'e çıkmayacaksın. Dışarı abdest almaya çıkarken başına bir tane örtü örtüceksin Mustafa Efendi dedi. Güneş'i görmeyeceksin hiç dedi. Ben abdest almaya çıkarken kafama bir şey örtüp abdest almaya çıkıyordum. Abdest alıyordum kafamda kocaman battaniyemsi bir şey. Hızla itikaf yerine gidiyordum. Güneş'i görmek de yok.
Dünya kelamı konuşmak yok. Birinci gün üç lokma yedim. İkinci gün iki lokma yedim. Üçüncü gün bir lokma ekmek yedim. Dördüncü gün yiyecek içeceğim yoktu. Bir çay vardı. Dördüncü gün mahalleden oradan mahalleden birisi burada itikafa giren oruçlu gibisinden şeyden akşam ezanından önce hiç haberim yok bundan.
Ben akşam ezanından önce çıkıyorum abdestimi alıyorum giriyorum içeri. Kimse beni rahatsız etmesin diye. Akşam ezanından önce oraya yemek koymuş. Ne koyduysa gitmiş. Yatsıdan önce gelmiş. Hani boğuşları alacak benim hiç haberim yok. Bir bakmış ki içinde irin ve kurt var. Almış yemeğini gitmiş. Etraf adama demiş ki kocasına her ev senin paranda haram var demiş. Ne oldu? Vallahi demiş itikafa giren birisi varmış orada. Akşam demiş oraya yemek götürdüm. Kanla irin olmuş kurt olmuş. Aldım geldim senin paranda haram var demiş. Orada mahallede duyulmuş kim helal mı haram mı denemek istiyorsa gidin kapının önüne koyun. Birisi getirmiş bir kap zeytin koymuş bunları sonradan duyuyorum ben.
Bir kap zeytin kurtlanmış gitmiş vay zeytin kurtlanır mı kurtlandı haram var. Hiç haberim yok bunlardan benim. Ben bir oktay giriyordu içeri. Bir oktay itikaf yerine giriyordu o da müsaadeli. Konuşmak da yok o da gelir zikir yapardı. Öyle değil mi tespih çekerdi. Oktay dervişliğimin ilk başlangıcında bütün karelerde vardır.
Hani benzetmek gibi olmasın ama hani Bedir ashabı var ya. Hazreti peygamber diyor ya ashabı Bedir'den bırakın onu diyor. O yüzden oktay da abiniz. Kimse incitmeyecek. Öyle. Dedemin köşedeki evde karanlıkta biz kafa kafaya çok zikrettik. İki kişi herkes bayındırdı bunlar deli divane oldu derlerken biz eskici dedenin orada çok ağlaştık.
Öyle. Herkes haddini bilecek. Bu Allah'ın lütfu. Herkes haddini bilecek. Kimse haddini aşmayacak. Öyle. Bu işler bir günde olup biten şeyler değil çünkü. O yüzden itikafsa o kimse disiplinli itikaf yapacak. Konuşmak yok konuşmayacak.
Güneşe çıkmak yok çıkmayacak. Ya bu zamanda da güneşe çıkmadan olur mu ya? Diyeceksen girme itikafa. E konuşmadan da nasıl durulacak ya diyeceksen girme itikafa. Bunu kim belirleyecek? Üstad belirleyecek. Kendi kafandan belirleyemezsin bunu. Üstadın derse sen böyle itikafa gireceksin eyvallah ben böyle itikafa girecekmişim. Haddi aşmak yok. Hani var ya oruç bahsinde. Ya Resulallah daha fazlasına gücüm yeter. Böyle böyle tut daha fazlasına. Böyle böyle tut daha fazlasına. Sonra ne dedi sahabe? Keşke ben Hazreti Peygamber'in ilk tavsiyesine uyaymışım. Daha fazlasını istemeymişim. Şimdi buna takatim yok.
Güç yetiremiyorum dedi. O yüzden isterken ölçülü iste Hazreti Mevlana. Saman çöpü bir dağı kaldırabilir mi? Ölçülü. Haddi aşma. Söyleneni yap. Şimdi bakın diyorum ki günde beş bin tevhid çekeniniz mi var? Otur bir beş bin tevhid çek bir bakalım. Bir kırk gün devam et. Bir kırk gün beş bin tevhid çekerekten devam et. Dervişlik yap. Bir kırk gün kendini koru. Halvetteyim de. Kırk günlük halvet yapıyorum. Haram ağzımdan çıkmayacak de. Disiplin et kendini. Terbiye et.
Buradan çıktı mı ağzına geleni söyle. Ele geleni yersin, dile geleni dersin. Böyle dervişlik dursun. Sen derviş olamazsın. Ele geleni yiyip dile geleni demeyeceksin. Dervişlik disiplin. Ve bir kimse kendini üstadının, üstadının şahsi manevisinin kendisinden uzak olduğunu düşünmeyecek.
Velilerin, mürşidlerin şahsi manevileri vardır. Bir mürid, üstadının şahsi maneviyatından uzak olduğunu düşünürse, o müridin körlündendir. Mürşidin yetersin, mürşidin yetersin, mürşidin yetersizliğinden değildir. Mürşidin, Cenab-ı Hakk'ın fazlından mürşidinin üzerine verdiği bir velilik nuru vardır. Bu velilik, mürşidlik nuru onun şahsi maneviyasının üzerindedir.
Ve bütün dervişler nerede olurlarsa olsunlar, eğer mürşidlerini bu noktada kendilerince akıllarına getirseler, kalplerine getirseler, bir bağ kursalar kendilerince şahsi manevilerinin altına girerler. Bunu düşünmeyen kimse, kendini şeyhten uzak görür. Uzak çünkü. Kendini şeyhe yakın gören yakındır. Uzak gören uzaktır. Nerede olduğu önemli değil ki. Hz. Pir demiş ya, kimisi Yemen'dedir, canı canımızdadır. Kimisi yanımızdadır, vücut olarak. Ama canı Yemen'dedir demiş. Canı Yemen'dedir.
O zaman sen, canına can katan, üstadın şahsi maneviyatına kilitle kendini. O yüzden o uzak değil. O beyler şefaate kalkıştılar. Ona uyanlar da kendilerini yermeye giriştiler. Dediler ki, ne kötü bahtımız varmış ah kerem sahibi. Gönülden de olduk, dinden de. Sensiz, yetim kaldık. Bir mürid, mürşidinden uzak kalırsa, bir aşık, maşukundan uzak kalırsa, o yetimdir.
O öksüzdür. Bir mürid, kendisini, bir aşık, sevdiğinden bir nefes ötesini kendince hasret olarak görecek. Deyecek ki, senden uzak durmak, bu dünyadaki acıların en büyüğü, senden bir nefes araya perde girmesi, bu dünyadaki ve öte dünyadaki uzaklıkların en büyüğü. Kilometrelerce uzakta olsaydım bedenen ama her an gözümün önünde olsaydın sen. Her an canında hissetseydim senin canını, her an nefesimde hissetseydim senin nefesini ve her an seni kendimde hissetseydim ve doymasaydım ve doymasaydım ve her şeyin ne kendimde olduğunu görsen dahi ben yine aç olsaydım, ben yine aç olsaydım, ben yine aç olsaydım ve doyamasaydım sana ebediyen. Bir nefes aşık için bir ömürden fazladır. Bir hicap perdesi aşık için dünyalar kadar kalındır. O yüzden müritler diyorlardı ki sensiz biz dinden de olduk, sensiz biz gönülden de olduk, sensiz biz yetim kaldık ey zamanın sahibi.
Bir mürid hali, bir müridin her an kendince tefekkür hali, bir mümin hali, her an Allah'la olan ilişkisinde her an bir nefes dahi ondan uzak kalırım korkusu. Bir mürid bunu üstadında yaşar önce, bunu üstadında yaşarken Hz. Muhammed Mustafa'yı tanır.
Hz. Muhammed Mustafa'yı tanıyınca der ki canlar canı senmişsin, azıl sevilmesi gereken senmişsin. Bir mürid önce mürşidini tanır, mürşidini tanıyınca şöyle der, asıl sevilmesi gereken senmişsin, asıl aşık olunması gereken senmişsin. Benim gönlüm hovarda, caurlarda, buralarda dolaştı ama gönüller sultanı senmişsin. Asıl aşık olmam senmişsin, asıl görmem gereken senmişsin, asıl dizinin dibinde oturmam gereken senmişsin.
Hena fişşehli yakalar, baktığı yerde üstadını görür, yediğinde üstadını görür, içtiğinde üstadını görür, eşinde üstadını görür, çocuğunda üstadını görür, arkadaşında üstadını görür. Giydiği elbisesi üstadının elbisesidir, yediği üstadının yemeğidir, içtiği üstadının suyudur, yürüdüğü üstadının yoludur. Dağa bakar üstadını görür, buluta bakar üstadını görür, güneşe bakar üstadını görür, rüyasında üstadını görür, gözünü yumar üstadını görür, gözünü açır üstadını görür, arabanın önünde üstadını görür, arkada oturan üstadıdır, yanında oturan üstadıdır, yolda bekleyen üstadıdır, denizde bekleyen üstadıdır.
Havaya baktığında üstadını görür Kuşlarla konuşur Üstadının sesinden Ağaçlarla konuşur üstadının sesinden Bulutlarla konuşur Üstadının sesinden Çayla konuşur, bardakla konuşur Tesbihle konuşur, secdade de konuşur Duvarda konuşur, yerde konuşur Tabakta konuşur Tencerede konuşur Her şey üstadıdır Ne tarafa dönerse dönsün Ne tarafa yönelirse yönelsin Her yerde üstadı vardır Ve üstadı bu hal ile hallenen Dervişini görünce hayrette kalır Nasıl sevebiliyorsun böyle der Bu mürid halidir O öyle bir hale gelir ki Üstadı ne düşünüyorsa onu düşünür
Üstadı ne hal görüyorsa onu görür Halden hale geçer Onun kalbinin derinliklerine girer Üstadının kalbine ne ilim geliyorsa Ona da geliyordur artık Bir an gelir üstad zanneder kendini Yahu der Deler duvarları eliyle O esnada üstad olmuştur Üstad gibi hükmeder manan İşte bu fena fişehtir Celali vardır onun Cemali yoktur Celali vardır onun O yüzden müritler ondan korkar Öbür zakirler ondan korkar Öbür zakirler ondan korkar Dervişin etrafındaki Yepildekler ondan korkar Herkes çekinir ondan Neden?
Onda celali sıfatı vardır Celaliyet vurur ona Üstadta fena olan Celal haliyle celallenir Ardından o Üstadının şahsı maneviyatında Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerine aktarılır Artık o her şeyini Muhammed-i Mustafa'ya bağlar Gördüğü nur Onun nurudur Gördüğü nur Önce neydi? Şeyhinin velilik nuruydu Şimdi gördüğü nur Muhammed-i Mustafa'nın nurudur Baktığı her yerde o duvardır Gördüğü her yerde o vardır Şeyhinin üzerinde Şeyhinin fena halinde yaşadığı Her şeyde Muhammed-i Mustafa'da yaşamaya başlar Artık onun yolu Farklıdır Oraya adım attı Yolu değişti onun Yolu geçti onun Yolu değişti Artık o her yerde Her yerde Muhammed-i Mustafa'yı görür Sallallahu aleyhi ve sellem Onun nurunu görür Onun ruhaniyetini görür Ona cevap Ona soru soranlar Ondan cevap alılar Bilmez karşıdaki kimse Ona sorduğu sorunun cevabı
Muhammed-i Mustafa'dan gelir Ona söylenen her şey Muhammed-i Mustafa'dan gelir Onun canı da odur Ruhu da olur Onun gündüzü de gecesi de Muhammed-i Mustafa'nın üzerindedir Ona Rahmaniyet çöker Oradan Allah'a doğru yol alır Bu Sufi terbiyesi yoludur O her yerde artık Vasıtasız Allah'ın nurunu görür Ona da Kahariyet çöker Kahariyet çöker Sonra o Tekrar Geri döndürülür Ona sonra Cemaliyet
Çöker Allah'ın öyle kulları vardır ki Onları gördüğünüzde Allah hatıra gelir Cemaliyettir İşte müritler Diyorlardı ki Sensiz yetim kaldık Sen bahaneler bulmadasın Bizimse Dertli yüreğimiz Yanıyor da soğuk soğuk Ah edip duruyoruz Bazen Sevenle sevilenin arasına Mahşuk perdeler atar Aşıkla maşuğun arasına Mahşuk bir perde atar Aşık o perdeden dolayı Yanar da yanar Aşığın o yangınla Mahşığın hoşuna gider Ama aşık yanar Şiirler yazar Yanar Dörtlükler döker Yanar Döndükçe döner Yanar Ağladıkça ağlar
Ve Her sözü onun Aşığın Bu manadaki Her sözü Mahşuya pırlanta gibi gelir Mahşuk Aşığının her sözünden Başına taçlar yapar Onun her ağlayışının Gözyaşından Kendine pırlantalar düzer Mahşuk için Aşığının gözyaşı Bu kadar kıymetlidir O yüzden O gözyaşından İnciler yapar Ve diğer Aşıklarına karşı der ki Bu Filanca aşığımın gerdanlığı İstemez misiniz Gözyaşından İnciler Sıralansın İstemez misiniz Gözyaşınızdan Pırlanta Yüsükler olsun Aşık Olduğunuza Baktığınızda
Kendi Gözyaşınızın Pırlanta olduğunu Ve Mahşukunuzun Boynunda Bir Nadide Takı Olduğunu İstemez misiniz O hasrete Nasıl yanılmaz Öyle değil mi O hasretten Nasıl gözyaşı Dökülmez Öyle değil mi Ve bir an Bir perdeden Sudur etse Ve dese ki Bu senin Gözyaşından Yaptırmış olduğum İnci kolye Kendinizden Geçmez miydiniz O yüzden Perdeye Küfretmeyin O yüzden Ayrılığa Kötü gözle Bakmayın Bazen Mahşuk Cilvey
Rabbanesinden Bir perde Atar Sakın Hatanı Görmeyip Bana Perde Attı Deyip de Kendini Nazihli Olanlardan Görme Senin Güzelim Sözlerine Alışmışız Senin Hikmet Sütünü Emmişiz Hani Çocuk Bir Anne Sütünü Emer ya Hep o Memeyi Arar Hikmet Sütü Ötelerden Gelir İlmi İlahiden Geliriz Onun Katından Geliriz Hikmet O Kimsenin Kalbine İner Orta Herde Sebep Üstadı Dur Onun Sebep Hz.
Muhammed Mustafa Dır Sallallahu Aleyhi Vesselam Ama Hz. Pir Der ki İster Üstadından Al İster Hz. Peygamberden Bir Fark Yoktur Fark Görür İkilik Görürsen İkilikte Kalırsın Der O Zaman Önemli Olan O Hikmet Sütünü İçmektir Emmektir Buradaki Mevzu Hikmet Sütünü Emmektir Meme Değildir Ha Üstadından İçmişin Ha Hz. Peygamberden İçmişin Ha Direkt Kaynağından İçmişin Aynı Sütü İçersin Ama Onun Adetidir Ya O İnce Seni Dolaştırır Orada Burada Pişirir Seni Önce Bir Üstada Gönderir Seni Üstadın Üzerinden Tecelli Eden De Odur Ama Sen Üstadı Görürsün Önce Ondan Sonra Yine Aynı Üstadının Üzerinden Hz.
Muhammed Mustafa Olarak Tecelli Ettirir Aslında Bir Fark Yoktur Sen Muhammed Mustafa Görüyorsundur Artık Onu Ardından Kendisi Olarak Tecelli Edir Sana Yol Öğretir Hani Bir Yerin Ustası Vardır Bir Çırak Gelir Onu Önce Bir Kalfaya Teslim Eder Ya Teslim Etti Kalfa Oranın En Aşağıdaki Kalfası Üçüncü Derecedeki Kalfası Çırak Önce Onda Eğitilir Ondan Sonra Öbür Kalfa Başlar Eğitilmeye Sonra Usta Ona Gerekli Şeyleri Son Terbiye Verecektir Neden Kıvama Geldi O Çırakken Ustaya İtiraz Edebilir Cahil Ya Ona İlk Kalfa Dükkanın
Adabını Erkanını Öğretir Anahtarların Yerini Öğretir Bütün İstenilecek Olan Malzemelerin Yerini Öğretir Ona Anahtar Tutmayı Civata Tutmayı Pense Tutmayı Öğretir Neyse İşi Ben Cevdet'i Görünce Aklıma Tamircilik Gidiyor Cevdet'i Görüyorum Ya Orada Sonra Orada Başkal Falan İş Yapmaya Başlar O Artık Böyle Yepildeklenmeye Başlamıştır Ondan Sonra Cevdet Son Rütüşleri Vuracak Ona Artık Sonra Onu Araba Teslim Ederler Değil mi Cevdet'i Öyle mi Yapıyorsun Değil mi Sufilik Aynıdır Aslında Dolaylı Olarak Oca Yine O Dükkanın Ustasının
Eğitimini Alıyordur Ama Kimden Oradaki En Çömez Kalfadan O Şunu Diyemez Ben Senden Eğitim Alacağım E Bu Ardakınları İstemiyorum Cahil Gülerler Ona Hani Böyle Bir Derviş Gelir Ben Çavuş Falan Tanımam Bir De Şeyhe Söyler Bunu Ben Çavuşu Tanımak İstemiyorum Ben Başımızda Kız Akire Tabi Olmak İstemiyorum E Sana Tabi Olmak İstemiyorum Ben De Derim Sen Tamam Derslere Git Gel Sen Beni Dinle Öğreneceksin Sen Zaman İçerisinde Çocuk Daha Cahil Sonra İşte Ben Böyle Yapmak İstiyorum Zakire Ne Danış Derim Ben Ona Ama Ben Ona Danışmak
İstemiyorum Sonra Derim Sen Ona Danışarak Bu İş Yapacaksın Ona Danışmadan Bir İş Yapma Zakir Bu Eğitimi Bilmezse Vay Bak Üstad Görüyor Musun Burada İkilik Yarattı Şimdi Beni Bırakıp Ezip Giden Kimseyi Bağrımda Besledi O Zakir De Hamda O Çavuş Da Ham O O Bir Hikmet Vardır Demiyor O O Da Tam Böyle Gönülden Bağlanmamış Bazen Böyle Yepildek Dervişler Vardır Kendi Zakirini Bırakır Başka Zakirlerden Akıl Alacağım Onlara Şirin Görüneceğim Diye Uğraşır Bir De Böyle Edepsizler Vardır Başındaki Çavuşuna Oy Dervişine Oy Zakirine
Oy Yok Ben Filancı Yerdeki Ağabiye Danıştım Böyle Dedi Allah Allah Benim Yaşadığım Şeyler Bunlar O Böyle Başı Dışarı Hani Goyunun Salağı Vardır Ya Çobanın Git Dediği Yerden Gitmez Bu Seferde Çoban Ne Yapacak Ona Bir Daş Atar Süreye Gir İnatçı O Gene Gidiyor Aykırı Hareket Ediyor Bu Sefer Çoban Köpeği Gönderir Ona Köpek Bir Hırlar Onu Bir Dize Katar Ama Koyunun Kafası Karışık Gene Oraya Buraya Hopluyorsa Çoban İçin İlk Önce Kesilecek Hayvan Odur Mal Sahibi Çoban Keser Mal Sahibi Der ki Ya Bunu Böyle İdar Et
Bir Tane Deli Baş Var İşte Bunu Böyle İdar Et Mal Sahibi Öyle Der Ama Çoban Öyle Demez Keser Bir Mal Sahibine Der Bu Deli Baş Kaya Mayaya Çıkıyor Ayağını Bir Yere Sıkıştırmış O Yüzden Kesmek Zorunda Kaldım Sait Öyle Yaparlar Değil mi O Deli Baş Koyun Değil mi Bütün Sürüyü Çeker Her Yere Götürür Çoban İllallah Der Değil mi Ondan Önce Onu Keser Değil mi Sürünün Selameti İçin Sürünün Selameti Çoban Sürünün Selametini Düşünür Mal Sahibi Malın Adedini Düşünür Ama Malımı Koruyayım Diye Düşünür Ama Çoban Sürünün Selametini
Düşünür Önce Onu Ceyirdatır Böyle Dervişlerin De Kendilerince Deli Efendim Sizi Çok Seviyorum E Ama Bu Mustafa Abi Benim İçim Almıyor Biz Arkadaşlarla Bir Yerde Toplansak Olur Mu Şeyh Efendi De Olur Der Ben Olur Demem Bana Da Diyorlar Şimdi Orada Ders Var Derse Gidiyorsanız Gidin Gitmiyorsanız Dersinizi Alayım İstediğiniz Yere Gidin Diyor Hür Ol Sen Benim Oraya Koyduğum Vazifelendirdiğim Çavuşu Tanımayan Şeyh Efendi Ama Zikir Yapsınlar Ayrılmasınlar Diye Düşünürdü Rahmeti Onun Mübareğin Öyle Genişti Ben Öyle
Değilim Yapamıyorum Ben Allah Affetsin Bazen De Söylüyorlar Zaten Yani Abdullah Efendi Bu Konuda Çok Böyle Hani Müsamahakar Davranırdı Sen Müsamahakar Davranmıyorsun Öyleyim Ben Biraz Sertim Birisi Ben Efendim Hakkınızı Helal Ben Dersimi Geri Vereceğim Ben Dergahı Bırakıyorum Dediği anda Allah Yoluna Çıketsin Allah'a Eminet Ol Bir daha Geri Döndü Yok Kardeşim Burası Boyacı Küpü Değil Bir daha Almam Geri Yok Helallaştık Allah Yoluna Çıketsin Git Kardeşim İstedin Yana Bir daha Geri Dönüştün Ha Ben Alırım Alırım Veririm
Bir daha Veririm Ben Çarparım Çarparım Dökerim Dökerim Üzerinde Çiğnenirim Çiğnenirim O da Sabredip Duruyor Duruyor Benim Başımın Tacıdır Gena Ona Kimseye Laf Söyletme Bu Ayrı Egoistim Biraz Ama Birisi Gitti Allah Yoluna Çıketsin Gidenin Dönüşü Yok O yüzden Öyle Hani Bu Dervişlerin Arasında Vardır Biz Yaşadık Bunları Hep Benim Zikrimi Beğenmeyip Bir Hocanın Arkasında Zikir Yapmak İsteyenler Ben Meyhaneden Kalkmayayım Ya Bayındırda Bunları Yaşadık Hep Biz Veya Bursa'da Şey Efendi'ye Telefon açıp Efendim Biz Ayrı Toplanabilir
Mıyız Toplanın Oğlum Diyordu Toplanıyordu Onlar Hala Ayrı Toplanıyorlar Bende Geri Dönüş Yoktur Geri Fites Yoktur Hiç Hikmet Sütü Sen O Sütü İçmeye Bak Kimden İçtiğine Değil Önemli Ama Sen Hikmet Sütünü İçiyorsan Sakın O Memeye Nankörlük Yapma Süt İçmeye Devam Et Allah İçin Olsun Allah İçin Bize Şu Cefada Bulunma Hayırda Bulun Bugünü Yarına Atma Allah İçin Bizimle Sohbete Devam Et Bizimle Dostluğa Devam Et Bizimle Yoldaşlığa Devam Et Biz Senin Yoldaşlığına Muhtacız Senin Dostluğuna Muhtacız Senin Manevi Senden Gelen
Hikmet Sütüne Muhtacız Senin Sözüne Muhtacız Sen Bizim Yol Aydınlığımız Sen Bizim Elimizde Yolumuzu Aynı Dınlatacak Nur Işıksın Sensiz Yolumuzu Göremeyiz Önümüzü Göremeyiz Ardımızı Göremeyiz Sağımızı Solumuzu Göremeyiz Sen Elimizi Bırakırsan Biz Kimsesiz Yetim Çocuklar Gibi Afun Tufun Olur Gideriz Gönlün Razı Olur Mu Ki Bu Aşıklar Sensiz Kalsın Larda Ellerine Bir Şeycik Girmesin Gönlün Razı Olur Mu Herkes Seni Severken Aşıkların Senin Etrafında Dönerken Aşıkların Senin Etrafında Pervane Onların Yüzüne Bakmamak Onların
Başına Okşamamak Onun Gözyaşlarını Silmemek Onlara Azap Vermek Onlara Acı Çektirmek Onları Hasretten Hasrete Katmak Onları Perdeden Perdeye Uzaklıklara Doğru Göndermek Hangi Maşuk'un Gönlüne Razı Olur Hangi Maşuk Aşığına Cefa Çektirmekten Zevk Alır Ama Sana Zevk Geliyorsa Cefa Çektirmekten Sana Zevk Veriyorsa Uzak Tutmaktan Var Sen Bütün Sefalar Senin Olsun Beni Ne Tarafa Atarsan At Ben Senin Sevdanla Yanmaktan Senin Sevdana Koşmaktan Senin Sevdandan Kavrulmaktan Sana Tat Gelecekse Var Sen Beni Nereye Atıyorsan At
Benim Gözyaşım Sana Tat Verecekse Fırat Nehri Gibi Aksın Sana Doğru Akacak Sen Tatlan Ey Sevgililer Sevgilisi Ben Cefacı Çekeyim Sen Tatlanıyorsan Ben Acılara Banayım Sen Tatlanıyorsan Ben Hasretinde Yanayım Sen Tatlanıyorsan Sen İstersen Gözünü Dahi Süzme Bana Ben Beklerim Senin Kapında Ebediyen Sen Tat Alıyorsan Kapında Bekletmekten Razıyım Sen Tat Al Yeter Ki Her Neden Tat Alıyorsan İstediğini Yap Benim Üzerimde Mıkım Dahi Çıkmayacak İster Yemen'e At İster Fizana İster Kaynar Kazanlara İster Hançerlerin Altına At
Bakmayacağım Kimin Kestiğine Kimin Yaktığına Kimin Vurduğuna Hepsi de Senden Diyeceğim Senin Bıraktım Kendimi Senin Kollarına Bıraktım Kendimi Sen Sen İstediğin Tarafa Döndür İstediğin Tarafa Çevir Beni Ashabı Keyf Gibi Göreceksin Of Dahi Demeyeceğim Üf Dahi Demeyeceğim Ne Tarafa Döndürdün Dahi Sormayacağım Bakmayacağım Döndürdüğün Yere Bile Gözümü Senden Ayırmayacağım Gözümü Senden Kırpmayacağım Gözümü Senden Zerrece Göbeğinden Çekmeyeceğim Ben Hep Sana Bakacağım Sen Neden Tat Alıyorsan Tat Aldığın Yöne Çevir Teslimim
Aklım Yok Fikrim Yok Düşüncem Yok Fıkıhım Yok Hiçbir Şeyim Yok Senin Önünde Sen Ne Tarafa Çevirirsen O Tarafa Dönerim Hepsi de Balık gibi Karada Çırpınsın Suyu Aç Irmağın Bendini Yık Sen Suyu Açmazsan Biz Karada Kalırız Çırpınırız Son Nefesini Verecek Balıklar Gibi Oluruz O Çırpınışımızdan Zarar da Görenler Olur Bizim Etrafımızda Zarar Görenler Var ise Bazen Susuz Kalıp Çırpınıştığımız Dandır Kulağının Zarı Patlayanlar Var ise Susuz Kaldığımızda Avas Avas Ağlayaraktan Bağırmamız Dandır Uykunuzu Bozuyorsak Gece Uyandırıyorsak
Bilin ki Hasretimizden Bangır Bangır Bağırışımızdandır Çevreye Verdiğimiz Rahatsızlıktan Özür Dileriz Diyecek Aklımız Yok Belediye Değiliz Müteahhit Değiliz Zarar Verdiğimizin Dahi Farkında Olmayız Çırpındıkça Çırpınırız Çırpındıkça Çırpınırız Ta ki Ocağın Suyu Gelinceye Kadar Ta ki O deryaya Kendimizi Atıncaya Kadar Ta ki Ben buradayım Değinceye Kadar Ta ki Gözlerini Gözlerimize Dayayıncaya Kadar Ta ki Diz dize Gelip Allah Değinceye Kadar Ta ki Sarmaş Dolaş Olup Arşala'da Zikredinceye Kadar Ta ki Arşala'nın Zirvesinden
Ona doğru Bakacağız Değinceye Kadar Çırpındıkça Çırpınırız Çırpındıkça Çırpınırız Çırpındıkça Çırpınırız Ne gök halkı Biler derdimizden Ne er halkı Bilir derdimizden Çırpınırız Yanımızdaki kimse Bizim omuzumuza Vurdu der Çırpınırız Melekler der ki Bu kafeyi kırmış Ne arıyor burada der Çırpınırız Susuzuz Biz hiç Doymayız Doymadıkça Doymayız Doymadıkça Doymayız Doymadıkça Doymayız O doyumsuzluktan Çırpınırız O açlığımızdan Çırpınırız O hasretten Çırpınırız Kendimizce o uzaklıktan Çırpınırız O canına Canım Dese de O yüzden
Aşık Hep çırpınır Çırpındıkça Etrafa zarar verir Verir Maddi iman Ey zamanede eşi benzeri bulunmayan Allah aşkına halkın feryadına yetiş Allah aşkına Senin eşin benzerin mi görünmüş ki Sen hiçbir şeye benzemezsin Sen neye benzersin ki Ona benzetelim Benzettiğimiz şey Sen değilsin ki Sen hiçbir şeye benzemezsin Feryadımıza yetiş Sen hiçbir şeye benzemezsin Senin elimizden tut katından Sen hiçbir şeye benzemezsin Katından gönlümüzden tut Eller bizim elimizden tutmaz Kimseler bizim yüzümüze bakmaz
Biliriz Seviyorum diyenler Sevmez olur bir gün Biliriz Peşine düştük diyenler Bir gün arkamızdan hançer vurur Sen abilerin abisisin diyen Önce asar bizi Sen canımdan cansın diyen Önce hançerler bizi Senin gibi seven olmadı diyen Önce o asar bizi Biliriz Ey canlara can katan Ey feryatlara cevap veren Ey kimsesizlerin kimsesi Ey padişahlar padişahı Nazımız sana Nazımız sana Niyazımız sana Duamız sana Feryadımız sana Hicranımız sana Gözleşimiz sana İbadetimiz sana Varlığımız sana Yokluğumuz sana Biz la ipine yapışmadık
Biz illallah ipine yapıştık La ipine yapışsaydık Bizi hasreten hazrete kataydın Feryadımıza bakmasaydın Ama Biz illallah ipine yapıştık La ipine yapışanlardan olmadık İllallah ipinde duranlardan olduk Yetiş feryadımıza Bizi naçar bırakma Bizi zalimlerin elinde oyuncak eyleme Bizi aşksızların elinde oyuncak eyleme Bizleri derssizlerin elinde oyuncak eyleme Bizleri firavunların elinde oyuncak eyleme Bizleri gönülden muhabbetini aldıklarının elinde oyuncak eyleme Bizleri aşksızlık kokusuna oyuncak bırakma Bizleri merhametsiz sevgisiz gönüllerinde hissiz insanların elinde oyuncak olarak bırakma
Bizleri katına al Bizleri yanına al Bizleri kendi perdene al Bizleri kendi kokunla kokulandır Bizleri kendi canına canlandır Bizleri kendi ruhunla ruhlandır Bizleri katından ilim ver Bizleri katından hidayet eyle Bizlere katından lütfeyle Bizlere katından ikram eyle Bizleri katından rızıklandır Bizlere katından ver Her ne vereceksen Ey merhametlilerin en merhametlisi El Fatiha ma selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi