Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · 16 Aralık 2019 · 35:22
Sayın Bakanım, Sayın Bakan Vekilim, Kültür Bakan Vekilim, Sayın Kaymakamım, Sayın Kolordu Komutanım, Sayın Milletvekillerim, Değerli Balkanlardan Gelen Misafirler, Sayın Alan Başkanım, Sayın Rektör Hocam ve Değerli Misafirler ve Balkanlardan, yukarıda bayraklarınızı görmüş olduğunuz ülkelerden, on bir farklı ülkeden buraya teşrif eden değerli gönül dostları, Hepiniz 8. Uluslararası Hazreti Mevlânâ'yı anma etkinlikleri olan Şebi Aruz Törenlerine hoş geldiniz.
Değerli misafirler, değerli konuklar, değerli Hazreti Mevlânâ'ya gönül verenler, siz bugün Japonya'dan Londra'ya, İngiltere'ye kadar, Asya, Avrupa, Afrika'dan Güney Afrika'ya kadar, Amerika kıtasını, Ural-Altay bölgesini veya dünyanın hangi bölgesine giderseniz gidin ve oradaki bütün düşünceleri, fikirleri, felsefeleri, inanışları inceleyin, hiçbir zaman karşılaşamayacağınız bir kavram vardır. Bu kavram ölümle dost, ölümle barışık olmak. Hatta öldüğümde üzülmeyin, ağlamayın, benim ölümümü düğün ilan edin diyen bir fikre,
bir felsefeye, bir düşünceye ve bir inanışa rastlayamazsınız. Hazreti Mevlânâ'yı diğerlerinden ayıran, diğer düşüncelerden ayıran şey, onun Allah'a aşıklığının yanında, ona kavuşma yolu olan, kademesi olan, perdesi olan, ölüme olan muhabbetidir. Bir gün, Yahudiler gelir der ki Peygamber Efendimiz'e, sen değilsin, biziz Hakk'ın elçisi ve Allah'a daha yakın olanlar. Allah-u Teala ayeti kerime indirir. Ey Muhammed, de ki eğer Allah'a yakın olduğunu iddia ediyorlarsa, hadi ölümü arzu etseler ya, değerli misafirler, Allah'a yakınlık, kalbinizdeki ölümü olan yakınlıkla doğru orantılıdır. Bir kimse ölümden korkuyor ve ölüme uzaksa, o Allah'a da uzaktır. Hazreti Mevlânâ, Allah'a öyle bir aşık, öyle bir sevgiliydi ki, ölümünden 746 sene sonra burada, onun ölümünü anıyoruz.
Siz hiç ölüm andınız mı? Sevdiğiniz ölse yedisinde yas tutarsınız, kırkında yas tutarsınız, elli ikisinde pilav dağıtırsınız, ağlarsınız, üzülürsünüz ama Hazreti Mevlânâ'yı kutluyorsunuz. İşte bizi diğerlerinden ayıran, Mevlânâ'yı, Yunus'u, Hacı Bektaş'ı, Anadolu'yu ve Anadolu kültürünü ayıran, Erenler kültürü dediğimiz, işte oradaki Balkanlarda bulunan bütün çiçekleri buraya getiren sevgi bu. Bosna'yı, Sanca'ı, Arnavutlu'yu, Bulgaristan'ı, Kosova'yı, Makedonya'yı, Sudan'ı, Yunanistan'daki değerli dostlarımızı buraya getiren sevgi bu. Biz sadece burada değil, ölümümüzden sonra ahirette de burada toplanacağımıza inanan o değerli gönül elçileriyiz. Değerli misafirler, ülkemiz en son Libya ile bir anlaşma yaptı.
Devletimiz çalışıyor, milletimiz çalışıyor. O gördüğünüz ay yıldızlı bayrak inmesin diye mücadele ediyoruz. Mücadelemiz o bayrağın daha ileriye ve ufka doğru ilerlemesidir. Bu mihvalde devletimiz en üstten çalışırken biz de Hazreti Mevlana'nın, Yunus Emre'nin, Hacı Bektaş'ın gittiği yoldan, alttan gidiyoruz, tabandan gidiyoruz, en dipten gidiyoruz, gönüller üzerinden gidiyoruz, sevginin üstünden gidiyoruz, muhabbetin üstünden gidiyoruz, Allah'a olan sevginin üstünden gidiyoruz.
İşte bizi burada toplayan tek ve yegane şey Allah'a ve ölüme olan muhabbetimizdir. Ki Hazreti Mevlana'nın şebi aruzu da işte bu anlama gelir. O yüzden hepiniz Tasavvuf Vakfımızın ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Tasavvuf Topluluğunun düzenlemiş olduğu 8. Uluslararası Şebi Aruz Törenlerine hoş geldiniz. Şerefler verdiniz.
Ankara'dan bizler için kırmayarak Sayın Kültür Bakanımızın vekili olarak gelen hepinizin yakından tanıdığı ve tanıyacağı değerli gönül dostumuz Ömer Faruk Belivanlı Beyefendi'yi günün anlam ve mahiyetini belirten konuşmasını yapmak üzere huzurlarınıza takdir ediyorum. Sayın Kaymakamım, Sayın Komutanım, Muhterem Çanakkale Alan Başkanım, Hazreti Mevlana dostları 746. Vuslat yıl dönümünde Hazreti Mevlana'nın 750 sene önceden bugüne hala sönmeyen muhabbet ışığı ile merhamet ışığı ile rahmet ışığı ile buraya toplanmış.
Tüm kardeşlerimi saygı ile muhabbet ile selamlıyorum. Bu programda emeği geçen başta Halit Hocamız olmak üzere tüm yetkililere bu muhabbet ikliminde bu güzel insanları bir araya getirdikleri için sonsuz teşekkürlerimi şükranlarımı arz ediyorum. Görüyorum Arnavutluk'tan, Bosna Hersek'ten, Bulgaristan'dan, Evladı Fatih Han'dan ve ümmet bilinci ile bu ümmetin sancağını bir araya getirip burada dünyanın en büyük mevlevanesi Gelibolu Mevlevanesi'nde aşk eri Hazreti Mevlana'yı anmak için bir araya gelen gönül dostları.
İyi ki geldiniz, muhabbete hoş geldiniz, sadaya hoş geldiniz, selama hoş geldiniz, vefaya hoş geldiniz. Kula vefası olmayanın hakka vefası olmaz buyuruyor Hazreti Mevlana. Bugün vefa vakti, vefaya hoş geldiniz. Hazreti Mevlana'nın muhabbetine, Hazreti Mevlana'nın gel emriyle buraya geldiniz, hepinize selamlarımızı, muhabbetlerimizi sunuyoruz. Buraya az önce görüştüğümüz kardeşlerimiz, maalesef Serebrenisa'da müminler, Müslümanlar katledilirken bakan, sadece seyreden kimselere, yine biz buradan muhabbetle, İslam'ın muhabbet ışığı ile, merhamet ışığı ile biz böyle yapmayız. Biz muhabbet ve merhamet peygamberi, rahmet peygamberinin ümmetiyiz elhamdülillah diyerek buradayız.
Hepinize buraya teşviklerinizden dolayı sonsuz tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. 746. Vuslat yürüldürümünde Hazreti Mevlana ki, aşk eridir o, muhabbet eridir o, mana eridir o. 750 sene önceden bugüne, hala muhabbetini, aşkını ışığını, divanı kebiriyle, mesnevisiyle, fihi mafihiyle, mecalisi sebasıyla, mektubatıyla nakşetmektedir gönüllere. Nakşetmektedir muhabbet ehline, iyi ki Hazreti Mevlana'mız var, iyi ki Tapduk emremiz var, ne mutlu ki Yunus emremiz var, ne mutlu ki bu toprağın erenleri, evliyaları var. Elhamdülillah ki mana ile buradayız. Hepinize bakanlığımız adına burada bulunmaktan mutluluğumu belirterek saygılarımı, muhabbetlerimi arz ediyor. Tekrar emeği geçenlere saygılar sunuyorum. Allah'a emanet olun. Feyziniz daim, aşkınız kaim olsun efendim.
Sayın Kültür Bakan Vekilimiz Ömer Faruk Berivanlı Beyefendi'ye huzurlarınızla teşekkür ediyorum. Bu anlam dolu, bu mana dolu konuşmayı bizlere sunduğu için. Değerli misafirler, Balkanlarımızdan gelen konuklarımız çok. Şöyle bir değerli bakarsanız, Kosova'dan, Bulgaristan'dan, Bosna Ersek, Arnavutluk, Karabağ, Makedonya, Yunanistan, Sudan. Bakın Sudan'dan temsilcimiz var. Hepsi birer çiçek, hepsi birer gönül dostu. Hepsi bulundukları belgelerde gönülleri fethetmiş insanlar. Dernekler kurmuşlar, dergahlar kurmuşlar, gönülleri fethetmişler. Milyonlara hitap ediyorlar. Bugün burada beraber sizinleler. Akademisyenler, dostlarımız, değerli kültür elçileri, siz şimdi burada kendi elle tanışın diye getirdik. Programdan sonra tanışın, iletişim bilgilerini alın.
Bağlarınızı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ışığı altında birleştirin. Çünkü bu bağlara, bu sevgi bağlarına çok ihtiyacımız var. Şimdi hepsi değerli bir çiçek ama aralarından yine bizden biri Karadağ Diyanet İşleri Başkanı, değerli Rufat Feyziç Beyefendi, günün anlamını, manasını bizlerle paylaşması için huzurlarınızı arz ediyorum. Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillahi Rabbil Alemin ve salatu ve selamu ala Seyyidina ve Nebina Muhammedin ve Aleyhi ve Sahibi Yeşmeyin. Değerli Protokol, sevgili kardeşlerim, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlamak istiyorum. İlk önce Türkçe benim ana dilim değil, onun için konuşurken hatta yapabilirim önceden özür diliyorum.
Ama bilin ki her ne kadar Türkçe benim ana dilim olmasa da Türkçe benim gönül dilim. Ben sarık ve cübbemi getirmedim ama size olan saygıdan ve sevgiden dolayı bu güzel Mevlevi, sarık ve cübbeyi bugün huzurumuzda böyle çıktım. Şimdi biz aynı bir kültürün topraklarız.
Çin sepetlerinden Adriati'ye kadar diyorlar ya, işte ben Adriatik'ten geliyorum. Karadağ, Adriati'ye çıkan bir devlet, tam oradan geliyorum. Ecdat buradan gitti, dünyanın her yerinde İslam'ı, hoşgörü, adaleti, insan hakkı, insan hakları götürdü. İşte biz evladı Fatihan olarak şu anda burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde kendimiz, ana vatanımızda çok sağlam bir yerde sevdiğimiz, saygı duyduğumuz bir devlet de şu anda bulunuyoruz.
Değerli kardeşlerim, Çanakkale Savaşı 1915 yılında oldu. Osmanlı Devleti Balkanlar'dan 3 yıl önce çekildi. Ama her ne kadar orada başka devletler oluştursa da Çanakkale'ye binlerce Boşnak, binlerce Arnavut, binlerce Müslüman başka ülkeden buraya gelip burada savaştılar, burada şehit oldular. Burada gazi oldular, beraber bu devleti korudular.
Bugün bir müzeyi ziyaret ettik. Oradaki belgeleri, belgeseli izlerken şu andaki Türkiye'yi düşünüyorum. Orada bir İngiliz komutan diyor ki, insanın ruhunu yenemezsiniz. O zaman ki buradaki insanların ruhunu yenemediler.
Oradaki Türk komutanlarının taktikleri, kahramanlığı gördüm bugün. Aklımda şu andaki Türkiye geliyor. İşte o komutanlardan bahsedilirken, aklıma burada mevcut olan Aksakallı Paşa'ya aklıma geldi. Oradaki Mustafa Kemal'i anlatırken, bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan aklıma geldi.
O ruh demek ki hala yaşıyor. O ruh, Çanakkale ruhu 15 Temmuz'da yaşadığını ispat etti. Değerli kardeşlerim, bu ruhu koruyun. Güveni koruyun. Ruhu ve güveni koruduktan sonra Allah'ın yardımıyla size hiç kimse, hiçbir güç size bir şey yapamaz. Ama ruhu koruyun.
Hani yine bugün bütün dünyadan Müslümanlara karşı burada savaşmaya geldiler 1915 yılında burada, Çanakkale'de. Bütün dünya, 15 Temmuz'da yine bütün dünya değil miydi burada? PKK, PYD, Pensilvanya, FETTO, METTO, herkes buradaydı ama ruh vardı burada, güven vardı. Ben son olarak size söylemek istiyorum.
Bu ruhu koruyun. Çünkü bu ruh size lazım. Bu önemli topraklar, bu önemli devlet, bu önemli cumhuriyet. Siz sadece kendiniz için önemli değilsiniz. Bizim için de önemlisiniz. Bütün Müslümanlar için önemlisiniz. Ve bu dünyadaki adalet için önemlisiniz. Allah sizi muhafaza etsin. Allah bu devleti korusun. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. Sayın Karadağ Diyanet İşleri Başkanımıza, bu anlam ve mana dolu konuşmasından ötürü sonsuz şükran, saygı ve sevgilerimizi sonuyoruz. İyi ki varsınız.
Bütün gönül dostlarımız, iyi ki varsınız. Değerli misafirler, bizi başkanımızın da dediği, geçen gün rektör hocamız bir konuşma yaptı üniversitede. Ben bunu kayıttan dinledim. Herkese de tavsiye ederim dinlemesini. Sebahattin Zahim Hoca ile ilgili. Değerli misafirler, bizi bizden ayıran ve bizi başkalarından ayıran bir sebep var. Bu sebep şu. Başka topraklar, başka düşünceler ve başka fikirler derler ki, devlet yaşasın, topluluk yaşasın, kurallar yaşasın. Onların içinde insan yaşasın. Onlar der ki, devlet yaşarsa insan yaşar. Bizde bu farklıdır. Bizde yatırım, gönledir, insanadır.
Ne dedi Şeyh Edebale? Oğlum Osman, insanı yaşat ki devlet yaşasın. Biz insanı ve gönülleri yaşatmak için bu topluluğun, bu bayrağın altında toplandık. Birbirimize gönül verdik. Sevgimizi ve sevdamızı verdik. Tasavvuf Vakfı burada tam yüz otuz aydır her ay program yapıyor. Ve her ay şu gördüğünüz gibi üç bin kişi var burada. Mütalaa etmeyeyim, bazen iki bin kişi var. Bazen bin beş yüz kişi var. Ama yine böyle full dolu. Bu insanları buraya toplayan yüz otuz aydır nedir? Sayın Kaymakamımız, Sayın Paşamız, hepsi canı gönülden destek veriyorlar. Biz demiyoruz ki, biz varsak burası var. Hayır, devletimiz varsa, bu ay yıldızlı bayrak varsa biz de buradayız.
Biz onun sancağının, onun gölgesinin altında mutluyuz. Ve onun gölgesinin altında gönüllerimizi bir araya getirdik. Tasavvuf Vakfı olarak Gelibolu Mevlevihanesi'nin misyonunu, ruhunu, kalbini ve şuurunu ayağa kaldırdık. Değerli misafirler, isteriz ki bundan sonra da burada bizim çocuklarımız, torunlarımız da burayı, bu mana merkezini devam ettirsinler. Ve bu mirası önce değerli büyüklerime, sonra sizlere emanet ediyoruz. Allah'a emanet, önce Allah'a sonra sizlere emanet ediyoruz. Hepinize bugüne katıldığınız için tekrar tekrar teşekkür ediyoruz. Değerli misafirlerimiz, şimdi Hazreti Mevlana'nın Sema Zikri Şerifini izleyeceğiz. Sema Zikri Şerifinde alkış olmaz. Dua ve kalpten Allah'ı ve Yüce Yaratanı anış vardır.
Şimdi Tasavvuf Vakfımızın icra etmiş olduğu Sema Zikri Şerifini izleyeceğiz. Ama öncesinde, öncesinde değerli büyüklerimize, kıymetli üstadımız Sayın Mustafa Özbağ Beyefendi tarafından, günün anlam ve mahiyetine binaen ufak bir hediye takdim edilecektir. Huzurlarınıza Sayın Mustafa Özbağ Beyefendi Tasavvuf Heyeti Mütevelli Başkanı'nı takdim ediyorum.
Sayın Kültür Bakan Vekilimiz Ömer Faruk Berivanlı Beyefendi'yi hediyelerini almak üzere huzurlarınızı arz ediyorum. Hoş geldiniz. Estağfurullah. Allah razı olsun. Siz de iyisiniz inşallah. Hoş geldiniz. Şeref verdiniz. Allah razı olsun. Kültür Bakanlığı'nı temsilen Sayın Ömer Faruk Berivanlı hediyesini almışlardı. Kendilerine teşekkür ediyoruz Tasavvuf Vakfı'mız olarak.
Çam Sakızı Çoban Armağan'ı. Allah razı olsun. Teşekkür ederiz. Ayaklarınızın sağlık. Aleyküm selam inşallah. Sayın Kolordu Komutanımız. Zekai Aksakallı Gazi Paşa'mızı huzurlarınıza takdim ediyorum. Bekle. Dostluğumuz ebedi olsun inşallah. Ben teşekkür ederim.
Teşekkür ederiz. Sayın Komutanım Allah razı olsun. Sağ olun inşallah. Çam Sakızı Çoban Armağan'ı. Teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Sayın Rektörümüz Profesör Doktor Sedat Murat Hocamızı huzurlarınızı arz ediyorum. Efendim bugün tanıştık çok memnun oldum. Çok teşekkür ederiz. Ayaklarınıza sağlık, yüreğine sağlık, gönlünüze sağlık. Çok teşekkür ederim. Sayın Önceki dönem Tarım Bakan Yardımcımız ve Çanakkale Üç Dönem Milletvekilini yapan Çam Sakızı Çoban Armağan. Sayın Mehmet Taniş'i huzurlarınızı arz ediyorum. Bu biraz derviş armağanı oluyor küçük.
Elhamdülillah. Teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar. Sayın Bakanım bir tanıştığınıza bir de tanışmadığınıza pişman olacağınız. Hoş geldiniz. Allah razı olsun. Sayın Bakanım'la buranın ilk başlangıcından itibaren bir birlikteliğimiz var. Sayın Bakanım burada Gelibolu Mevlanesi'nde bizim hizmet etmemiz için çok gayret sarf etti. Tabiri caizse bizimle beraber koşuşturdu. Huzurlarınızda tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Bizi hiçbir programımızda, hiçbir etkinliğimizde yalnız bırakmadı. Bir de biz Sayın Bakanım'la haç arkadaşıyız yani. 2014. Evet.
Sayın Bakan kadar yine övgüye layık olan, Çanakkale şehitleri üzerinde çok mukaddes bir görev icra eden, Sayın Alan Başkanımız, önceki dönem Çanakkale vekili ve bu programın yapılmasında da büyük emekleri olan, değerli gönül dostu, biraz Bektaşçili'ye gönül verir ama İsmail Kaçdemir Beyefendi'yi de huzurlarınıza takdim ediyorum. Alan Başkanımızla da samimiyetimiz, dostluğumuz eski yıllara dayanıyor. Hoş geldiniz. Tabii bizim buradaki en önemli etkinliklerimizden birisi malum şehitliğe gittiğimiz şehide sema etkinliğimiz. İlk başlangıçta Alan Başkanımız vardı, hala da bizimle beraber o yolda yürüyor. Kendilerine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Dostluğumuzun ebedi olmasını istiyoruz.
Nerede adı geçse, o iyi bir adamdır sıfatıyla sıfatlanan, hiç kimsenin olumsuz görmediği Sayın Değerli Gelibolu Kaymakamımız, Gönül İnsanı Hakan Kılınçkaya'yı huzurlarınıza takdim ediyorum. Allah razı olsun inşallah. Herkesin iyi adamı diye bahsetti. Benim de çok iyi adamı dediğim Sayın Kaymakamımız, hoş geldiniz. Bizi hiç yalnız bırakmaz. Buradaki programlarımıza gelir, bize destek verir, bizi ümit etmemizi sağlar. Kendilerine ayrı yeten teşekkür ediyorum. Allah sizden de razı olsun. Neğerli dostlar? Dakiktir kendisi. Her zaman böyle dakikliğinde, hatta herkesten önce gelir.
Bugün de Mevlev-i Hane'ye, ben iyi ki biraz önce gelmişim, hemen benim ardımdan geldi. Çok teşekkür ediyorum titizliğinizden dolayı. Değerli dostlar. Cam sakızı, çoban armağanı. Estağfurullah. Allah razı olsun. Allah razı olsun inşallah. Balkanların bir Sadık Ahmet'i vardı hatırlarsınız. Vefat etti. Şehit oldu bizim inancımıza göre. Şimdi yok ama yerine çok güzel bir vekili var. Biz Balkanların ona ikinci Sadık Ahmet'i diyoruz. Üç dönem Gümülcine Millet, Rodop Milletvekilliği yapmış. Ayrıca Gümülcine Valiliği yapmış. Değerli gönül dostumuz Ahmet abimiz, Ahmet Hacı Osman huzurlarınızı arz ediyorum. Hemşerimsin, ben Gümülcine'liyim. Hoş geldin.
Benim babam Gümülcine doğumlu. Dedem zaten o. Gümülcine'yi, ben daha önce bizim ekibi gönderdim. Tabii oraya geldiler Ramazan'da, evet. Ben de geleceğim inşallah. Oturacağım oraya köye, kalkmayacağım oradan inşallah. Hoş geldiniz. Hürmetler ederiz, saygılar sunarız. Daim olmasını isteriz. İnşallah. Teşekkür ederiz. Değerli misafirler, dünyada bir eğitim camiası vardır. Bu dünyada bulunan bütün eğitim araştırmaları birliği diye bir derneğimiz var. Tüm dünyada bulunan eğitim araştırmaları birliğinin başkanlığına seçilen Prof. Dr. Sayın Mustafa Yunus Eryaman hocamı takdim ediyorum. Biz Yunus hocamla ayda bir sefer Aristo'dan girip Descartes'ten çıkıyoruz.
Farabi'den girip Arabi'den çıkıyoruz. Üniversitenin bünyesinde olunan Mevlana Kültür Merkezi'nde Muhyiddin İbni Arabi'nin Füsus Şerhi'nin sebebi, müsebbibi oldu Yunus hocam. Biz böyle Arabi'den konuşurken konuşurken, ya Arabi'den burada dedi bir gece yapalım ayda bir seferde olsa. Cahil cesaret de olur. Kendi nefsim için söylüyorum. Füsus okumaya başladık. Bir hayli de ilerledik. Ama bu şey baruz programları için bir ara verdik. İnşallah birinci aydan itibaren veya en geç ikinci aydan itibaren tekrar orada Füsus sohbetlerine başlayacağız. Hocamın bu sene başkan seçildi eğitim araştırmaları dünyaca. O yüzden hocam çok yoğun bize vaktini ayırdığı için teşekkür ediyoruz.
Çanakkale adına değerli bir bilim adamı. Ben teşekkür ederim hocam. Saygılar sunarım. Hayırlı akşamlar. Buraya Yıldız Teknik Üniversitesi'nden teşrif eden Üniversiteler Arası Bilim ve Akademisyenler Derneği Ünder'in başkanı Yıldız Teknik Üniversitesi'li Prof. Dr. Muhammed Kurulay hocamızı takdim ediyorum. Muhammed hocamla geçen programda tanışmıştık. Çok teşekkür ederim. İnşallah devam ederiz burada sohbetlerimize, muhabbetlerimize inşallah. Çok teşekkür ederim. Teşrif ettiniz. Bizim Halit hocamız sürprizleri seviyor hocam. Sufiler hep hayrette kalmak istiyorlar ya. O yüzden sürpriz insanlar sufiler. Teşekkür ederim hocam.
Saygılar sunarım. Hürmetler ederim. Tamam. Teşekkür ederim. Değerli misafirler. Malum Hazreti Mevlana bir gün Selahattin Zerkubi'nin dükkanının önünde yürürken örs ve çekiş seslerinde Allah, Allah, Allah, Allah diyerek semaya başlar. Semazene üstten bakarsanız, Kabe'nin çevresine de üstten bakarsanız, semanın ne olduğunu iyi anlarsınız.
Sema Allah'a yakarış, yalvarış ve bir kavuşma biçimidir. Şu tepedeki Hazreti Mevlana'nın Sema nedir bilir misin isimli şiirini vakit olsaydı da sizinle paylaşsaydım. Fakat şimdi Tasavvuf Vakfı ve Çanakkale 18 Mart Üniversitesi'nin oluşturmuş olduğu bir sema zikri şerifini izleyeceksiniz. Hazreti Mevlana talebelerine sohbet ettiğinde bazıları kendinden geçer, Allah diyerek sema etmeye başlardı. Sohbette doğaçlama oluşurdu bu. İşte bu Hazreti Mevlana ritüeliyle oluşturulmuş Tasavvuf Vakfı'nın Sema zikri şerifi törenlerini uluslararası şebariz törenleri kapsamında arz ediyorum. Hayırlı ve güzel seyirler. Program sonunda konuklarımızın protokolümüzle hediyeleşmeleri ve fotoğraflaşmaları olacaktır. Hepinize iyi seyirler.
Özür dilerim. Mesajlar kısmını okuyorum hemen. Biz burada çalışmalarımızı yaptığımızda hem Kültür Bakanlığımızda hem de Ankara'da hem de Çanakkale'de bizlere yoğun destek veren, hatta Mevlevihanenin tanıtım videosunu hazırlayıp üzerine de adını yazıp gönderen ve buraya sizleri davet eden Sayın AK Parti Grup Başkan Vekili Çanakkale Milletvekili Bülent Turan'ın mesajını okuyorum.
Alkışlayabilirsiniz. Türk İslam şair ve mutasavvı Hazreti Mevlana'nın 746. Vuslat yıl dönümü anma törenlerine meclisteki bütçe görüşmeleri nedeniyle katılamamanın üzüntüsü içerisindeyim. Yaşamı, fikirleri ve hoşgörüyü temel alan felsefesiyle insanlığa sevgiyi aşılayan Hazreti Mevlana yüzyıllardır hepimize örnek olan çok kıymetli bir şahsiyettir. Dünyanın en büyük Mevlevihanesi olan Gelibolu Mevlevihanemizde bu güzel nadide şebarus programının hazırlanması bizim için çok ayrı bir gururdur. Emeği geçen herkese ayrı ayrı tebrik ediyor. Tüm misafirlerimize en kalbi selam ve saygılarımı sunuyorum. Avukat Bülent Turan, Çanakkale Milletvekili Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili.
Meclisteki görüşmeler nedeniyle, bütçe görüşmeleri nedeniyle Hazreti Mevlana'nın bu 8. uluslararası şebarus törenlerine katılamıyorum. Oradaki gönül dostlarına tüm sevgi ve saygılarımı, selamlarımı gönderiyorum.
Jülide İskendaroğlu, Çanakkale AK Parti Milletvekili. Değerli konuklar, huzurlarınızda Tasavvuf Vakfı Sema Zikri Şerif.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.