mustafaozbag.org

8. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:06:30

Sağ ol ailesiniz, selamak gündüzünüze ömrünüze, iyiliğinizi dey sequalia eylesin. it Vala, nerede olursam alayım, günahlarım aklıma geldiği zaman angrylanıyorum, ağlıyorum.
Ve içimden tövbe ediyorum. Ama yanındakiler açısından iyilir. Yani siz yanınızdakinlere göre mi tövbe edip, ağlıyorsunuz? Veya gözyaşınızı döküleceği zaman yanınızdakiler aklınıza mı geliyor? Veya tövbe ederken yanınızdakiler ne der diye mi düşünüyorsunuz? Veya ağlayacağınız zaman ama günahlarınızdan dolayı olsun ama Allah'a olan aşkınızdan muhabbetler dolayı olsun yanınızdakileri düşünerekten bağlıyorsunuz.
Öyle yapıyorsanız sizin aklınız önünüzde. Bu normal bir şey değil. Ağlarken insan yanımdaki ne derdiyi düşünmeyecek. Erganakon terör örgütü konusunda bizleri aydınlatır mısınız? Ben Erganakoncu değilim ki. Aydınlatacak olan Erganakoncu birisi lazım. O terör örgütüyle alakalı ne var ne yok ben ben sizin kadar biliyorum desem yalan olurum. Biz de herkes gibi haberlerden izliyoruz. Ama gerçekten insan gördükçe neyle karşılaştığını görüyorum.
Hoş bu tip meseleleri Türkiye'de bütün herkes 3 aşağı 5 yukarı tahmini olarak biliyorlardı. Söyleniyordu, yazılıyordu, çiziliyordu. Yani bir kimse normal bir kimse gidip de danıştırıp basıp da orada bir hakimi vurabilir mi? Arkasından muhakkak konu bir güç olması lazım. Devletin bir kısmının veya bir parçasının veya başka devletin onu desteklemesi lazım.
Sonuçta Orta Doğu bu bölge yönetilmeye ve yönlendirmeye müsaittir. O yüzden bir yönlendirme bir yönetme biçimidir. Ama insanlar tabii bunu artık uyanmaya başladık. Yani bilgi oluştukça, özgürlük, hürriyet oluştukça bunlar meydana çıkıyor. Önceden işte X kimsenin bir başkasıyla ne konuştuğunu hiç kimse bilmiyordu.
Ama şimdi artık bunlar sır değil. İşte video sitelerinde, internette dolaşıyor. Ondan bilgileniyor insanlar. Ama insanların bilgilendikleri bu şeyler, bilmedikleri şeyler değil. Herkes bunları 3 aşağı 5 yukarı biliyor. Bütün dünya üzerinde bir deccaliyet sistemi var. Dünya üzerinde. Dünya üzerindeki bu deccaliyet sistemi, kendi sistemini devam ettirmek için değişik isimler altında örgütlenmiş. Bu ekonomide, ekonomide, siyasette, iç işlerinde, dış işlerinde, yani bakanlık olarak değil. Komple bir örgütlenme bu. Ahlakta, modada, hikayede, sinemada bu örgütlenme komple mevcut.
Buna şöyle bakalım. Kur'an ve sünnet düşüncesinin, aklının, ahlakının, kur'an ve sünnet düşüncesinin, aklının, ahlakının, kültürünün, siyasetinin, ekonomisinin karşısında her ne var ise o batıldır. Bu örgütlenmelerin hepsi, dünya üzerindeki Kur'an ve sünnet düşüncesine karşı bir savaştır, mücadeledir. Türkiye'deki yapılanması ve mücadele biçimi farklıdır.
İşte İran'da farklıdır, Irak'ta farklıdır, Suudi Arabistan'da farklıdır, Avrupa'da farklıdır, Afganistan'da farklıdır. Ama dünya üzerinde, dünya üzerinde yegane iki güç çarpışır. Bir, deccaliyet. İki, Kur'an ve sünnet. Siz Kur'an ve sünneti çıplak, çıplak Kur'an ve sünneti. İçine bidat karışmamış, içine hurafa karışmamış, içine deccaliyetin kokusu, rengi, müdahalesi karışmamış. Çıplak, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin getirdiği Kur'an, adı sünneti. Sünnet'e inanıp uygulamaya çalışırsanız, deccalla yüzleşirseniz. Eğer buna inanıp yaşamıyorsanız, siz deccalla yüzleşmediniz.
Ve sizin bu noktada imanınız, imanınız olgunlaşmamış. Hal ve hareketleriniz olgunlaşmamış. Yoksa ekonomide, ekonomi dediğim ticaret, ticarette, siyasi anlayışınızda, ahlaki anlayışınızda, kendinizce kılık kıyafet anlayışınızda, kendinizce evi geçindirme, bakın küçücük bir şey, ev ekonomisi diyoruz öyle değil mi? Evi geçindirme, eve eşya alma, eve malzeme almadan tutun, kendinize eşya ve malzeme alma.
Kendi hayatınızı yaşarken, günlük hayatınızı yaşarken, Kur'an ve sünnet dizdurlarına bağlı kalarak yaşayacağım derseniz, deccalla karşılaşırsınız. Kur'an ve sünnete uygun hale getirirseniz, deccalla karşılaşırsınız. Deccal sizin şehvetinizi öne çıkarır. Her noktada şehvetinizi, şehvetten sadece algıladığınız cinsellik değil. Bir kimsenin pahalı giysiler giymeyi istemesi şehvettir. Bir kimsenin çok yemek yemeği istemesi şehvettir. Bir kimsenin lüks lokantalarda yemek yemeği istemesi şehvettir. Bir kimsenin lükse düşkünlüğü şehvettir.
Bir kimsenin Kur'an ve sünnetin dışındaki bir düşünceye, felsefeye, tavra, tarza, ahlaka olur vermesi, kendisinde geçit vermesi şehvettir. Eğer ki siz Kur'an ve sünnet noktasında durursanız, o zaman zaten o büyük deccaliyet sistemiyle karşı karşıya kalacaksınız. Türkiye'deki siyasi kargaşa çıkaranın adına Ercanokon dersiniz.
İşte ne bileyim iç işlerini karıştıran örgütü siz bilmem ne terör örgütü dersiniz. Onlar giderler bomba da bulurlar, silah da bulurlar, insanların eline de verirler. Kursa'da 18 yıldan beri benim arkadaşlara söylediğim bir şey var. Bir gün gelir birisi size bu işler silahla çözülecek derse, bilin ki diyorum sizi kandırmaya gelmiş. Sizi aldatmaya gelmiş. Neden? Ya arkadaş, devlet denilen bir organ var. Ben 12 Eylül'de devleti tanıdım. İhtilalde tanıdım. Çakı biçağı var onu biliyor ya adam gidiyor onu alıyor. Elinden koymuş gibi. Elinden ne tip bir kapanca var biliyorum.
Ünümüz vardı biz ona mavi tren duyuyorduk. İzmir Bayındır'da. Mavi tren Bayındır'ın sınırlarının içeri girdiğinde gidiyorlardı. Adamı evinden yatağından alıyorlardı noktasa. Terör. En üst seviyede 12 Eylül günü. Terör sıfır. 12 Eylül günü hiçbir şey yok. Neydi o? Kalkancı mıydı? Neydi o? Ali Kalkancı, Fadir Meşahin bir sürü. Televizyonlarda boy boy gösterdiler. Bangır bangır bağırdık. Bunlar düşmece. Bunlar satılık.
Bunlar ayarlanmış. Hiç kimse dinlemedi. Dolaşanlar vardı. Hani neredeler? Bir de yetiştirilmiş. Şimdi televizyonlarda çıkıyor. 10 yıl sonra çıkıyor. O günkü Erbakan Hoca hükümetini devirmek için yapılan tezgahlar. Nümayiş yaptılar. Yürüdüler. Devirdiler hükümeti. Hükümeti devirdikten sonra bankaları talan ettiler. Bankaları soydular. Devleti de soydular. İnsanları da soydular. İnsanlar aldanmayın. Sıkı bağlı kalın. Keselim, yok edelim, bombalayalım diyorsan bilin ki seni aldatıyor, seni kandırıyor.
Ne eleştirdiler? Ben milleti uyuşturuyormuşum. İslam tarihi, 1400 yıllık tarih boyunca caminin içerisinde hiçbir Müslüman solagan atmamıştır. Dinin neresinde var?
Din adına caminin içinde solagan atmamıştır. Hünette Müslümanların mühüm işlerinde şuurayla karar vermeleri emir ve tavsiye edildiğine göre yaklaşmakta olan seçim günü inancımıza uygun en doğru siyasi tercih hangisidir? Al eline kazmayı, vur beline beline.
Bir yerde hukuku yok ise, bir yerde İslam hukuku yok ise, oradaki hiçbir kurum İslami değildir. Bir beldede, bir devlette İslam hukuku yok ise, hiçbir kuruluş İslami değildir. İslam hukukunun olmadığı bir belde de, İslam'a uygun bir kurum arıyorsunuz.
Devletin sınırları içerisinde, İslami denirse suç, suç işlerindeki devlet denilen aygın, İslam'a uygun değil çünkü. Çalışan kurum mu İslam'a uygun olacak?
Bunu diyemez, X parti İslam'a uygun, mi bir parti yok muhafaza karım, o diyor ki ben daha muhafaza karım. Öbun, bunların ikisi de değil, ben daha muhafaza karım.
Diyor ki bunların hepsi de ondan, bir tek ben bundanız. Diyor ki, hepiniz de anayasal kurum içerisinde benim için X'siniz. Zaten şu anda şey seçimleri var, ne o? Belediye seçimleri var, gidip belediye seçimlerinde oy kullanacak olanlar, hangi adayı tercih ediyorlarsa, gidecekler oraya oylarını kullanacaklardır. Benden parti İsmi bekleyemezsiniz.
Geçenlerde Gürsü'ye gittim, orada da oranın belediye başkanı, samimiyim onunla, Allah razı olsun kendisinin bize bu noktada hizmeti dokundu. Dedim ki, seninle hukukum var, Allah için dedim, seninle hukukum var. Neden? Bu noktada bize hizmetin dokundu. Dedim bir de Osman Gazi Belediye Başkanı Recep Altıfe Bey'le dedim, hukukum var. Bize dedim, hizmeti dokundu. Benim için bir hukukumuz var, bir gönül bağım var, her ikisinden de. Bir kimse edemem, orada da dedim, Gürsü'da da, nereye oyunuz atıyorsanız atacaksınız dedim. Bu da aynı şekilde söylüyorum, kimi desteklerseniz destekleyeceksiniz, kimi oyunuzu atıyorsanız atacaksınız. Büyükşehir'de, bunu açıkça söyleyeceğim, bunu böyle bir partizanlık olarak görmeyin.
O oyu atacak olsam, giderim Recep'i oyumu atarım. Bu benim kendimle alakalı bakın. Benim onunla bir hukukum var, başka bir şeyden dolayı değil. Hiçbirinizle demem, gidin şuraya oyunuzu atın diye. Bu benim tarikat hayatım boyunca tarzım olmadı. Bir insanın bireysel kendi hakkı vardır, o bireysel hakkını gider, kullanır. Ben kardeşlerin bireysel haklarının üzerine tahakküm kurmayı uygun görmüyorum. Üzerinde bu tip meselelerde tahakküm kurmam. Dini bir eğitimdir, dini bir meseledir. Tasavvufun içerisindeki bir meseledir. O zaman birisine derim, şunu yap, bunu yapma. Bu farklı bir şey.
Allah bizi affetsin. Müzik haram olduğu belirtiliyor. Ya ağır bir söz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, bir bayram günü bir kabile kendilerince, kendi musiki aletlerini çalıp, sokakta kendi halk oyunlarını oynarlarken, Hazreti Ömer Efendimiz onları men edecek olmuş. Allah Resulü demiş ki, dur ya Ömer, onlar otuz Ramazan'ı oruç tuttun, bu onların hakkıdır. Bir kabile kendi çalgılarıyla Medine-i Münevver'in içerisinde, Mescid'in içerisinde yine kendi halk oyunlarını oynamaya kalkmış. Hazreti Aişe Validemiz de onun cüphesinin altından onları izlemiş, dinlemiş. Hatta Allah Resulü de onları teşvik etmiş.
Hadi iyi oynayın diye. Şimdi haram dendiği zaman, Hazreti Ebu Bekir Efendimizin küçük kızı Esma radıyallahu anh gecesi yapmışlar. Kına günü yapmışlar. Kadınlar cariyeleri orada def çalmışlar. Türkü, şarkı neyse bir şeyler söylemişler. Allah Resulü de gitmiş, orada uzanmış, yapmış. Hazreti Ebu Bekir Efendimiz bunu men edecek olmuş. Allah Resulü bunu gördürmüş. Demiş ki, bu kadınların hakkıdır. Şimdi bir şeye haram derken, ben kendimce diyorum ki, Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin bu noktada böyle bir uygulaması var.
Ben direkt haram diyenlere katılmıyorum. Ah meleyanı, gafletle alakalı, her şey zaten yanlış. Bu farklı bir şey. Ben hadisleri okuyorum gittiğim yerlerde, ancak ezbere okuduğum için Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin rivayet ettiği aklıma gelmiyor. Ne yapmalıyım, düzenme bir günahı var mı? Yine bakın, eğer bir hadis-i şerifi, bile bile hadis-i şerif olduğunu beyan etmezseniz, sözü sanki ilim taslamak gibi kabul edilir, bile bile yapmıyorsanız.
Bu biraz günah-ı kebale kaçar. Niçin? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözünü kendinizce, kendi sözünüz gibi söylüyorsunuz. Bu uygun değil. Bunda bir ince bir yanlışlık var. Ama bir kimse hadis olup olmadığı noktasında şüphesi varsa bunu beyan edebilir. Ya böyle bir hadis mi vardı? Hatırlıyorum, hatırlamıyorum. Yanlışlık yapmış olabilirim diyebiliriz. Allah bizi korusun inşallah. Varsa kendi gönlünü tavaf et. Maşallah. Mesnev'den. Var ise tabii. Gönlün içerisinde bir sır vardır. Sırrın arkasında bir sır.
Sırrın arkasında bir gizemlilik vardır. Gönlün var ise o sırrın arkasındaki gizemliliği tavaf et. Gönlünle. Nakledilirse, o hadis içinizi açarsa, ruhunuza şey verirse benimdir. İçinizi kapar ve ruhunuzu sıkarsa benim değildir. Ooo. Yani bir kimse fasık ise, gönlün karardıysa, ona bir hadis okusar, onun gönlü sıkılır. Ne diyecek şimdi o? Bu hadis Resulullah'tan değil mi diyecek sallallahu aleyhi ve sellem'den? Yaklaş. Doğru geçin. Bizdeki hadis kitapları, yedi hadis imamının ittifak ettiği hadisler diye,
tek cilt, on cilt ekonomik tur göz önünde bulunuraktan yapılmış çalışmalar var. Onlardan uzak durmaya gayret edin.
Allah bizi muhafaza eylesin. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Allah bu ümmete her yüzyılın başında dinlerini tehdit edecek, denilecek yani bir alim gönderecektir. Bu yurdunu okudun, bizler o alimi nasıl bilebiliriz ya da herkesin alimi farklı mıdır? Geniş bir mesele ama böyle hemen dört köşe toparlayayım, bir kenara koyayım. Yüzyılda bir müceddit gelecektir hadis-i şerifi var. Ve her yüzyılda böyle bir müceddit gelmiş. Bu mücedditleri değişik isimler altında söylemişler. Son yüzyıla bakarsak, Hasan el-Bedna müceddit. Son yüzyıla bakarsak, Said-i Nursi Hazretleri müceddit.
Son yüz yüzyıla bakarsak, Mısır'da, Seyit kutup müceddit. Son yüz yüzyıla bakarsak, Pakistan'da Mevdudi müceddit. Pakistanlıların, Mevdudinin etrafında toplananlar demişler ki, Mevdudi müceddit. Hasan el-Bedna'nın etrafında toplananlar demişler ki, Hasan el-Bedna müceddit. Seyit kutubun etrafında toplananlar demişler ki, Seyit kutup müceddit. Mevdudi amad-ı Nursi'nin etrafında toplananlar demişler ki, Mevdudi amad-ı Nursi müceddit. Doğru mu? Cevap doğru. Bunlar müceddit mi? Her taraf müceddit. Hepsi de müceddit, Hepsi de müceddit. Bidin mi yazacak? Hayır.
insanlar tarafından anlaşılması ve yaşanması için mücadele edecek. Birer küçük müceddit olabilirsiniz. Birinin yaşanması yaşanması için mücadele ediyorsanız hepiniz birer küçük mücedditsiniz. Bu noktada küçük birer müceddi şahıstan indirdim. Kendi halinde kendi dairesinde bir müceddit der ki siz birisine Kur'an ve sünnet düşüncesini ahlakını, Kur'an ve sünnet aşkını, muhabbetini, inancını ahsarıyorsa bu cemaat bir başkasına fert olarak, birey birey ve külli olarak bu cemaat bir müceddit vazifesi yapıyor.
Dinin yeniden anlaşılması için, yeniden yaşanması için bir kapı aralıyor. Eğer dinin yeniden yaşanması ve algılanması için bu cemaat bir kapı aralıyorsa evet aynı zamanda bu cemaat Mehdi. Cemaat Mehdi olur mu? Evet müceddit olur mu? Evet. Bunu bir şahsa bağlamak. Kendi Nursi tek başına ne yapabilirdi ki? Kendi Nursi tek başına ne yapabilir ki? Hasan el-Benna tek başına ne yapabilirdi ki? Kutu tek başına ne yapabilirdi ki? Cemaat dini değildir.
Birey inanır ve cemaat haline gelir. Ve Allah Resul diyor ki kim cemaattan bir karış ayrılırsa o bidat işlemiştir. İslam cemaatı o bütün Kur'an ve sünnetten ayrılma. Düşünürsen evet bu cemaat sen bu cemaatden ayrılma. Sen bu cemaatden ayrılma. Hakkındır. Hast-ı manevi helal. Sen komple ümmet cemaatinden ayrılırsan gidersin. Kübre düşersin. O zaman cemaat evet mücedditdir. O zaman cemaat evet Mehdi'dir. Mehdi cemaat Mehdi cemaat bulunacaktır.
Sen nerede Kur'an ve sünneti seni en iyi şekilde yaşanıyor ve yaşatılıyorsa sen git orada otur. Orası senin için müceddi. Orası senin için Mehdi'nin yeri. Şimdi öyle değil mi? Allah bizi affetsin.
Bunların içinde kadın ebdav var mıdır? Her cevap vardır. Senin napdettiği bir hadis-i şerifte bununla alakalı şerh vardır. Kadınlar çoramsız olarak namaz kılabilirler mi? Kadınlar namaz kılarlarken topuk kemiklerine kadar örtüyorlarsa belki çorap kıyacak diye bir kayıt edilir yok.
Ümmette namaz kılmama alışkanlığı başladı. Ben gene tersini düşünüyorum. Ben de ümmette namaz kılma alışkanlığı alışkanlık değil de namaz kılma hassasiyeti ve özelliği başladığına inanıyorum. İkimiz ayrı pencerelerden bakıyoruz demek ki. İnsanlar namaza daha düşkünler. Eskisinden daha fazla. Önceden açık kadınlar namaz kılmazlardı. Şimdi kılıyorlar. Önceden bir cemaate müntesip olmayan erkekler namaz kılmazlardı. Şimdi kılıyorlar. Namazınızı kılın. Namazı kasten terk eden bir kimsenin dindeki kalesi düşer. Onun yeri yurdu kalmaz.
Allah muhafaza eylesin. Derviş, zakir, şeyh olmasak, sadık bir kul olsak yetmez mi? Siz daha önce söylemiştiniz olmaya çalışın diye. Dervişlikte, zakirlikte, şeyhlikte, bütün hepsinin de amacı sadık kul olmaktır.
Yolların, bütün peygamberlerin, bütün kitapların, bütün üstadların amacı insanların sadık kul olmaya vesil olmaktır. Başka bir şey değil. Rıza ile sabır aynı manaya mı gelir yoksa aynı şeyler mi? Rıza ayrıdır, sabır ayrıdır. Sabır bir şey gelir, ona göğüs germektir sabır. Rahat olmak ise gelen şeyle göğüs göğüse çarpışmak, onu yenmek değildir. Rahat olmak, onu sevmektir. Onu kabullenmektir. Onunla iyi geçinmektir. Bir ad-i şerifte ileride büyük fitneler olacak. Kişi o fitnelerde kardeşinden ve babasından ayrılacak o zaman fitneler erkeklerin kalplerinde kıyamete kadar yayılacak.
Hatta o fitne zamanında bir kimse zinakar bir kadının zinası ile ayıplandığı gibi Allah'ın emirlerine uymasından dolayı da ayıplanacak. O halimiz o değil mi? Namaz kılıyorsunuz, ayıplanıyorsunuz. Burada toplanıyorsunuz, ayıplanıyorsunuz. Allah'ı zikrediyorsunuz, ayıplanıyorsunuz. Sakal bırakıyorsunuz, ayıplanıyorsunuz. Diyebiliyor musunuz? Ben filanca yere gidiyorum, oranın dervişiyim diye. Ayıplanıyorsunuz. Bu önceden daha da şeydi. Şimdi şimdi biraz daha iyi. Önceden Allah rahmet eylesin. Bir şey hemen dedi. Yürürken derviş kardeşler uzaktan selamun aleyküm aleyküm selam. Yanımıza dahi gelmezlerdi.
Ayıplanma korkusuyla. Göremezlerdi derviş olduklarını. İkinci sınıf vatandaş muamelesi görme korkusu. İntisaplı olduğunu söyleyememek. Ama şeyden değil, tevazudan değil. Ya ayıplanma korkusuyla. Allah bizi affetsin. Bir ayet-i kerimede size saldırana siz de misliyle karşılık verin buyuruyor. İki Müslüman kavga etse o zaman ne olacak? Bu normalde Müslümanlar için söylenmiş bir şey değil ki. Size saldırana misliyle siz cevap verin diye. Bu kafirlere karşı söylenmiş bir ayet-i kerime.
Eğer normalde size saldıran kafirse, gücünüz yetiyorsa siz ona misliyle cevap verin. Beş vakit namazın beşini kılamıyorum. Allah rızası için yardım edin. Ben Allah değilim ki yardım edeyim. Allah yardım edecek insanlara. Namazınızı kılın kardeşler. Namazınızı kılın. Namazsız bir Müslüman düşürmek çok zor. Bugün iki vakit kıldın. Akşamına salonu beş vakte çıkar. Kaza et akşamına.
Akşamına kazan. O gece kazan. Toptancıya, toptancılığı alıştırma. Gündüz bütün gün namaz yok. Gece kazan. Bu noktaya düşürme kendini. Namazı kendince daha ileriye götürmek için mücadele et. İnşallah. Kapının ağzı doldu. Bu tarafa doğru daha gelin yaklaşın birazdan. Gel. Gelin yamacıma doğru. Gelin. Arka tarafta boş yer var değil mi? Yoksa dahi boşalır. Yanaşın o tarafa doğru. Gel. Kıştı diye düşünmeyin. Kalkın dizlerinizin üzerine. Bismillah. Rabbim gelişlesin inşallah. Allah bereketlendiriyor. Bak ne kadar yer açıldı şimdi orada.
Ya Allah, Bismillah. Camide cumaların böyle son şeye dururlar ya. Son safa. Farzı biter bitmez kaçacak adam. İşaret ediyorlar. Safı doldur. Hiç kimse gitmiyor. Hiç kimse de oraya bakmıyor. Neden? Ben farzı kılçak kaçacak adam. Öyle olmayın. Yanaşın. Kapının ağzında durmayın. Gelin. Kaçmayın. Sonra keşke ben orada kalsaydım da.
Beş dakika daha fazla dursaydım. İki dakika daha havasını fazla teneffüs etseydim diye. Ahirete bile kalmaz. Kervişlik ince sanattır. Ahirete kalmaz. Allah cümlemizi nefsini uydurmaktan muhafaza eylesin. Amin. Bunu hep derim ben arkadaşlara. Tekrar söyleyeceğim. Yirmi yıldan beri söylüyorum. Ne günah işlediyseniz işlediniz. Ne hata yaptıysanız yaptınız. Ne kusur işlediyseniz işlediniz. Sakın ha. Sakın ha. Ayrılma. Cemaattan ayrılma.
Kurtuluş yerin zikrullah halakası. Yer zikrullah halakası. Senin yeniden, yeniden tutuncağın, yeniden ümit edeceğin yer zikrullah vakası. Çünkü halakayı zikrullah insanı günahlardan sıyırır.
İnsanın kusurlarından sıyırır. İnsanı Allah'a yaklaştırır. Allah'a dost eder. Peygamber'e dost eder. Melekler'ine dost eder. Geçmiş peygamberlere dost eder. Sahabelere dost eder. Pir efendilerimize dost eder. Gökteki iman ehline. Gökteki Allah ehline dost eder. Sizi uymayın. Melekler'e uyanın. Binle söylüyorum. Onun ciğerinde bir sızı vardır. Onun ciğerinde bir sızı vardır. Aşk hikayesi gibi habire döndürür. Ne zikrullah yapıyorduk önceden.
Şeyhimizi ne seviyorduk önceden. Aha gene sev. Zikrullah halakası gene git. Meydan gel gene zikrullah yap. Yok. O şeyh öte düşmüştür artık. Bir burnunda tutar. Ve kendince şunu söylüyordur. Keşke daha fazla zikrullah yapsaydık oradan. Daha dua ediyorum. Ya Rabbi benim canımı zikrullah halakasında al diye.
Nefesim halakada bitsin. Dervişlerin arasında, arkadaşların arasında. La ilahe illallah derken gidivereyim. Halakada gideyim. Yaşım geçiyor. Hep kendimce öyle bir şey hayal ediyorum. Dergaha girdiğimden beri bir tek bir hayalim o var. Ölüm hayalim benim bu. Halakayı zikrullahta. La ilahe illallah. Daha güzel bir şey var mı? Kıymetini göreceksiniz. Bu fakirin başından geçmeyen kalmadı. Benim başından geçmeyen kalmadı.
Allah Allah çekti çıkardı hep. Çekti çıkardı. Yıl az değil kardeşler. Hatta 21 yıl. Nicelerini gördük. Kim zikrullah alakasında oturuyorsa o kazandı. Benim bildiğimi var. Allah bizi affetti. Kürtaj yaptırmıştık. Diyeti var mı? Var. Kaç aylık olduğunu bilmemiz lazım. Neden olduğunu bilmemiz lazım. Uzun bir mesele.
Neydi en az diyeti? Allah affetsin. Sünneti terk etmek. Günah-ı kebayelerden birisi de sünneti terk etmektir.
Çünkü sünneti terk etmek bir şey terk edildiğinde ortadan kalktığında onun yerine başka bir şey gelir. Gelen şey bidattır. Yemek yemenin bir sünneti vardır. Besmele ile başlarsınız. Sağ elinizde başlarsınız. Yersiniz. Sağ taraftan başlarsınız. Bunu terk edersiniz. Yerine ne gelmiş olur? Bidatmış'e gelmiş olur. Her bidat sapıklıktır. Adı çiçeri. Her bidat kötü bir çığır açmaktır. Şerre bir kapı açmaktır. O zaman sünneti kalpten terk etmek günah-ı kebay'dır.
İnsanlar sünneti yok görürlerken. İnsanlar sünneti olmaz görürlerken. Göz göre göre sünneti terk eden bir kimse günah-ı kebay işemez. Başlamak sünnet. Besmele ile başlamazsanız şeytan yemeğinize ortak ol. Başlayacaksınız yemeğe besmelesiz. Besmelesiz yaptınız. Besmelisiz yaptınız. Her iş hayırsızdır. Besmele ile yaptığınız her iş hayır vardır. Hayırlıdır. Hayır olan, bilan olan bir şeye besmele çekersiniz. Haram olan bir şeye besmele çekemezsiniz. O zaman muhakkak sünneti Resulullah'a sarılmak zorundasınız. Göz göre göre, göz göre göre.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem maddelerinin gözünün içine baka baka onun sünnetini terk edemezsiniz. Terk ederseniz günah-ı kebale girersiniz. Bu yemekte, ticarette, alışverişlerinizde, evdeki halinizde, ahvalinizde, eşlerinizde, çocuklarınızda, arkadaşlarınızda olan bütün hukukunuzda sünnet galip gelmeli. Sünnete sımsıkı sarılan kimsedir.
Sünnete sarılmaktır. Sünnetin dışına çıkmak değildir. Sünnetin dışına çıkmak değildir. Şimdi insanlar, İslam'ız değil, sünneti küçük görüyorlar. Kim İslam'ım deyip de sünneti küçük görürse küfür ehlidir. Kimse bidatçıdır, kimse şirk ehlidir. O kimse fasıktır. Sünnetin konumuna göre. Sünnetler sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin haram ettiği bir şeyi haram. Şimdi sünneti Resulullah'ın aleyhine, Muhammed-i Mustafa'nın ahlakının aleyhine, Muhammed-i Mustafa'nın yaptıklarının aleyhine laf söylüyorlar. Arkadaşlar, sünneti Resulullah'ın alacaklar.
Sünneti terk etmenin günah-ı kebale olduğunu sünneti kalpten bile bile terk etmek günah-ı kebale'dir. Kim terk edilmiş bir sünneti ihya ederse, yerine getirirse, yüz şehit sevabı verilir. Dini sünnetsiz anlamamız ve yaşamamız mümkün değildir. Şirk beyinliler, fasık beyinliler, sünneti Resulullah'a laf uzatıyorlar, dil uzatıyorlar. Yettiğince sünneti Resulullah'a tabi olacağız, muhalefet etmeyeceğiz. Ve gücümüz yettiğince terk etmeyeceğiz.
Mustafa'nın izine basılacaksa yol yoldur. Mustafa'nın izine basılmayan yolların hiçbirisi de yol değildir. Hepsi de sapıklık ve bidattır. Hepsi de. Bidadı anlatmak bir kelime. Sünneti Resulullah'ın dışında olan her şey bidattır. Gelin evsinizde, gelin kendi ailenizde, iş yerinizde. Mustafa'nın sünnetine dört elle sarılın. Sünnetine dört elle sarılın. Kim sünneti kalpten terk ederse, bu hayatı boyunca, bunu sadece namazın sünneti olarak algılamışlar değil. Sizin bütün alanında kalpten sünnetleri terk ediyorsanız, Mustafa'nın şefaatinden uzak olursunuz.
Sizin duanızı kabul etmez. Gönülü fethetmenizi müesser kılmaz size. Allah kalbinizdeki derinliğe ulaşmanızdan nasip etmez, müesser kılmaz. Şunu bilir, iyi bir yükseliş istiyorsanız, sünneti Resulullah'a sarılmaktan geçer. Manevi derinlik istiyorsanız, sünneti Resulullah'a sarılmaktan geçer. Dualarınızın kabulünü sünneti Resulullah'a sarılmaktan geçer. Sünneti Resulullah'sız bir din, düşünülmesi mümkün değil kardeşler. Başkalarının kendilerince bir yol çıkarmışlar. Başkaları kendilerince bir yerde toplanmışlar.
Bizi ilgilendirmiyor. Bizim hakkımızın her alanı sünneti Resulullah'a uygun olacak. Allah bizi onlardan eylesin inşallah. Cumalar ile ralara kefarettir. Nefis-i safaka demek ki sünneti terk etmek kefaret olmaz.
Ramazan'dan Ramazan, Ramazan'a, Cumadan Cumaya. Onlara kefaret var ya, Allah haşır koşarsan yok. Nefis-i safaka da iki adam birbirleriyle anlaştı, barıştı. O adam gidiyor, yine öbürkünü öldürme planlarını kuruluyor, öldürmeye çalışıyor. Bu, ahdi bozmak, anlaşmayı bozmak. Üçüncüsü neymiş? Sünneti kasten terk etmek. Sünneti kasten terk ederseniz, iki namaz arasındaki günahlarınıza kefaret olunmaz. Ramazan'dan Ramazan'a günahlarınıza kefaret olunmaz. Cumadan Cumaya günahlarınıza kefaret olunmaz. Gelin günlük hayatınızda sünnet-i Resulullah'a uyun. Eğer siz pantolonunuzu sağ ayağıyla giymeniz sünnet, onu sağ ayağınızla giymeye çalışın.
Tuvalete sol ayağıyla girmek sünnet. Tuvalete sol ayağıyla gir. Sünnetleri öğren. Bile bile sünnetleri terk etme. Ve her sünneti terk, bilin ki şeytanın işine doğru gidiyorsunuz. Sünnete tabi olmak, peygamberin işi ve peygamberden yana olanların işi sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünneti terk etmekte şeytanın işi ve şeytandan yana olanların işi. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç bacak bacak üstüne atmadı. O bacak bacak üstüne atıyor. O hiç insanlara sırtını dönmedi. O insanlara sırtını dönüyor. O hiç üç kişi varken birisiyle birini bırakıp birisiyle fısıldaşmadı. Bu fısıldaşı yok. Sünnetleri terk etmeyin. Sünnetleri okuyun.
Biraz da Buhar'ın edebil müfredini alın evlerinize. Edebil müfredten evlerinizde olsun, ellerinizin altında olsun. Açıp okuyun onu. Yeniden bu toplum ahlak olarak derinleşmek zorunda. Yeniden bu toplum ahlak olarak yükselmek zorunda. Muhammed-i Mustafa'nın sünnet-i resuluna tutunmak zorunda. Çünkü dünya İslam'a geber. Dünya İslam'a gebeyse bu dünyaya, bu yeni doğan çocuğa, bu arkaki İslam öğretilecekse bu yolu, bunun yolu sizden geçiyor. Önce siz öğreneceksiniz. Önce siz uygulayacaksınız. Siz bunu tatmin edeceksiniz. Sünnet-i resulullahsız bir hayat, sünnet-i resulullahsız bir maneviyat düşünülemez.
Mümkün değil. Allah muhafaza eylesin inşallah. Yüz çeviren, adı işlerim, ihdaz eden hiçbir millet yoktur ki o nisbette sünnetten kaybetmiş olmasınlar. Cümlemizi de sünnet-i resulullah uyanlardan eylesin. Fatiha-i Şerifat. Birimiz Seyyidat-ı Ukadir Gelilani, birimiz Seyyidat-ı Ukadir Gelilani, Şehir Ahmed El-Medi,
larımdur tu ki, Şehir насen, Şahad Ali Şah'ın, Ökşimend-i Muhammed Bahattin, Şah'ın ve evlana d'aletin ruimte Hacı Bektaş ve Hacı Bayram ve veliye Mehmet'in muhtin iftadadâsız ennoblarına hayrâri rehinrededik vasil ve s'dâreyle ya Rabbi, Amin, ve s'dâreyle ya Rabbi, Fezz Secret'inlerine, himmetlerini şefahlanın üzerlerimizden eksik ehliye ve Ya Rabbi, Amin, cihnaf-i Fatiha, Amin, Geçmiş müştik hamilerin, velilerin, evliyaların, terbişlerin, isminlerin ruhlarına, Şeyhimiz, Üstadımız, Burcu, Canımız, Cananımız, Sultanımız, Mayındırrazi Mustafa Efendi Hazretleri'nin ruhaniyetlerine,
Üstadımızda gelmiş geçmiş, Osman-ı Aliye'den gelmiş geçmiş, Akraba-i Talikatımızdan gelmiş geçmişlerin ruhlarına, ruhaniyetlerine ayra ile edirdik vası ve sedar eyle ya Rabbi. Ya Rabbi. Esad eyle ya Rabbi. Fezatların, nimetlerin, şafaatların üzerlerimizden ensik eyyana ya Rabbi. Ya Rabbi. Estağfurullah. El ayyı kıyım ve tüvle yürüyü lan minke tanır rzim. Bismillahirrahmanirrahmanirrahim. Estağfurullah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi