Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 1:06:50
Tavsiye de şu, insanlar evlatlarının arasında adaletle hükmeteceklerdir, bakın eşitlik de değil, adaletle hükmeteceklerdir, evlatlarının bu noktada mağdur etmemesi, hani sahabeden birisi manlığın kompresini, o işlemek istiyor da, Allah yolunda Allah Resûl diyor ya, çocuklar sana dua etmesini istemez misin, arkandan sana hayır dua etmelerini istemez misin, deyin ki manlığın bir kısmını, yani üçte birini Allah Resûlü alıyor, üçte ikisini ona bıraktırırken ki sözü şu, arkandan hayır dua etmemesi için çocuklarına bırakmak istemez misin?
O yüzden bir kimse çocuklarının arasında adaletle davranacak. Adaletle davranmak demek, işte kızlarına hiçbir şey vermemek, sadece oğlana vermek demek değil. Aralarında adaletle hükmetecek, bazı aileler var, kendi erkek evlatlarına bu noktada kız evlatlarını hiç görmeler, hiç yokmuş diyor, kabul ederekten, bütün malının bütün erkek evlatlarına veriyor, bu çok doğru bir şey değil, bu çok doğru bir şey değil. Evet, bu noktada diyor ki o kimsenin hakkı, yani işte istediği tasarım olarak, evlatların onun üzerinde bir hükmü olmaz, ama ve lakin bu böyle şöyle algılanmamak, algılanmamak, bu kimsenin istediğine istediği kadar verip, eğer öbür çocukları yok hükmünde görsün, böyle bir şey değil, çok uygun bir şey değil. Allah bizi affetsene, evlatlarınızın arasında adaletle davranacak.
Şimdi bu takımların büyük bir çoğunluğu genç. Anne babalarınızın hatalarını siz yapmayın. Anne babalarınızın düştüğü yanlışlıklara siz düşmeyin. Onlar Kur'an ve Sünnet eğitimi almadılar. Onlar dini bir eğitim almadılar. Onlar bir kabile eğitimi gibi, böyle bir gelenek görenek tutulmuşlar. İşte bizim adetimiz bu, bizim işte töremiz bu, işte bizim durumumuz bu, konumumuz bu.
Ve o töreyi, o adeti, o geleneği dinin üstünde tutmuşlar. Dini bu noktada öyküden almamışlar. Sizler bu hataları yapmayın. Annelerinizle babalarınızla bu noktada tartışmayın, didişmeyin. Ama onların hatalarını, kusurlarını tespit etme manasında, araştırmak manasında değil. Ama şahit olduğunuz, onların hatalar ve kusurlarını siz yapmayın. Böyle anneler, babalar var kız, işte kız çocuklarını ezerler. Yok hükmünde gördüler. İşte veya erkek evladının bir hata sınavcı durumundan dolayı yok hükmünde diyor. Onu rezil ediyor, perişan ediyor. Kendi çocuklarını perişan eden anne babalar var. Kendilerinin durumları yerinde olmasına rağmen çocuklarını perişan eder.
Çocuklarını yok yoksun bir hayat yaşatan anne babalar var. Öyle anne babalar var, işte kızı evlendirmiş, kızı evlendirdikten sonra kız bir şekilde geçinememiş, ayrılmış. O çocuğu sokakta bırakıyor. O kendi yavrusunu, kendi evladına bir sürü dairesi olup da kendi dairesinde oturtulmayan anne baba tanıyor. Bir sürü dairesi olup da kendi oğluna bir tane oradan daire ayırıp çocuk otursun oradan. Bir tane oradan bir daire ayırıp çocuğunun orada tutulmayan anne babalar var. Evet, bir çocuk zordadır. Hiç olmazsa ki evine biraz yardımda bulun. Veya bir kızına biraz yardımda bulun. Ayrılmış tek başına mücadele ediyor. Allah muhafaza eylesin. Hala da büyük şehirde yaşamalarına rağmen kendi içlerindeki o töre kültürünü, o gelenek-görenek kültürünü dinin içinde olmayan, dinle alakası ve bağlantısı olmayan ve dine karşı olan o geleneği, o kültürü, o töreyi sürdürme çabasında olan, bu noktada mücadele eden aileler var. Allah muhafaza eylesin.
Bunlar yanlış şeyler. O yüzden diyorum ki edeb-ül müfredi alın okuyun. O yüzden diyorum ki gidin bir tane fıkıd kitabı alın okuyun. Ailenizi, kuracak olduğunuz yuvanızı, mevcut yuvanızı Kur'an ve sünnete göre dizayn edin. Burada kendinize hedef koyduğunuz şey, Kur'an ve sünnet olsun. Ve kendi yaşam standartınız, Kur'an ve sünnet olsun. Allah'ın hükmüyle hükmedin. Muhammed-i Mustafa'nın sünnetiyle hükmedin. İmamların iştahatıyla hükmedin. Ve o dairede bir hayat sürdürün. O dairede. İnsanlara zulmet etmeyin. Ve birinci derecede insanı zulmettiği kimse kendi evladın. Birinci derecede zulmettiği kimse. Bizim İzmir Bayındır'da bizim o bölgede de olur. Kimisinin vardır.
İşte yüz dönüm, yüz elli dönüm tarlası vardır. Adamın oğlu var. Ya ayır oradan on dönüm adam kendisi eksin. Yok. Rezil bir hayat yaşıyor. Veyahut da işte buralarda da var. Adamın hali vakti yerinde çoluk çocuğu perişan. Çocuğun ticaret bilmiyorsa sen ona ticaret sermayesi vermeyiver. Ama arkadan dolaş git evine yardım et. O çocuk ticaret bilmiyordur. Batıracağını tahmin ediyorsundur. Vermişimdir 5-10 kuruş sermaye batırmıştır. Bir daha verme. Eyvallah. Ama çoluğunun çocuğunu rezil etme. Veyahut da kızın evlenmiş, damat tembel çıkmış. Çıkmış tembel adam, çalışmıyor. Ona göre iş yok. Vardır o tip insanlar. Ona göre iş yoktur.
Ben iş yok derini Cevdet'e gönderiyorum. Şimdi bunu söyledikten sonra kimse gelip bana işim yok demiyor. 3-4 kişiye söyledim, birkaç tanesi gitmiş Cevdet'e ne iş yapacağız demiş. Cevdet ne iş olursa yapacak mı diye. Ben bu iş yapamam demiş. Çekmiş gitmiş. Neden? Çalışacak hali var. Çalışmayacak. Tembel. Bir iş var mı? Orada var. Ondan sonra ben sana bağlayayım efendim. Ben seni seviyorum. İşin bu tarafı var. Sen birisini üstad kabul ettiysen, gitmişim bir mazuratını söylemişim. O da sana çocuk söylemiş. Git filanca yerde çalış. O adam seni orada kovuncaya kadar git çalış orada. Senin derviş olduğunu bileyim.
Edebiyat da güzel. Yunus Emre, Tatluflava'nın derginde 18 yıl odun taşımış. Sen, bir kimse bir kimseyi aktap kabul ettiyse, üstad kabul ettiyse, bir şey söylediyse ona, Kur'an ve sünnet dairesindeyse kanun. Kanun, kanun. Hikaye gibi geliyor insanlara. Ben anlatıyorum şimdi. İşte şeyhim geldi diyorum. Dükkanı daha önce 250 lira vermişlerdi, 260 lira vermişlerdi. Sordum efendim dükkanı satabilir miyim? 260 lira veriyorlar. Kalsın oğlum dedi. 15 gün sonra, 20 gün sonra geldi. Yemek yedi lokantada. Kafasını kaldırdı böyle bir baktı lokantanın önünde.
Sat Mustafa Efendi buraya dedi. Dersiniz efendim dedim ben, o alacak olan adamdan dedim ki, satıyorum yeri. Adam kaç para verdi geçmişti, 130 lira demedi. Hiç ikilemedim, sattım hayırlı olsun. O ortak da ne güzel ortakmış. Allah onunla razı olsun, Cenab-ı Hakk'ı muhafaza eylesin ebediyen. Hiç demedi adam. Yalnız buraya, işte onun da haberi vardı. 260 lira veriyorlardı. Sen şimdi buraya 130 lira satıyordun. Hiç hiç ağzını açmadı. Ağzını açmadı bakın, ağzını açmadı. Hayatımı unutmayacağım şeylerden bir şey. 100 lira zararı var adamın. Ağzını açmadı, biz zarar ediyoruz demediyiz.
Ben sattım buraya dedim ben, tamam efededi bana. Aldım parayı, götürdüm masasının üzerine bıraktım. Saygı saygı saygı, saygı goştan düştü içinden. Ayırdı parayı ikiye. Bu senin efedediğin masanın üzerinden iktir verdim ben. Hayatımda ilk defa birisi bana katı katmıyordu. O yaşa gelinceye kadar ilk defa birisi bana katı katmıyordu ticaretten. Bu benim işimdi. Bu senin dedi, al dedi. Ben de parayı onun önüne sürdüm, al dedi. Ne oldu dedi, ben hacca gidiyordum. Ne oldu ya dedi, bana farz oldu şimdi. Bu para verin mi dedi, senin bana farz oldu şimdi. Ben sohbetlerde dedi, hep söylüyorum ki evinizdeki renkli televizyonlarla hacca gidersin. Şimdi bu para benim muhteme geçince bana farz oldu.
Ben hacca gidiyorum. Sözünü hiç unutmuyorum. Ya Efe hakkını helal et dedi. Yani bir şey söyleyeceğim darılmayacağım. Yok darılmaz dedim. Söyle lan. Ya senin eve geldim dedi. Affedersin kıcımı koyacak dedi. Bir yer bulamadım ya dedi. Yani evimiz fukara ev. Ya Efe dedi, bir iki bir şeyler alsayım dedi. Dedim Allah razı olsun Süleyman. Dedim sen bunu al. Biz yine koyacak bir yer bulamayalım. Benim evimizden harç farz oldu. O parayla harcaydı. Elhamdülillah. Bir kimse, üztahdan işe danıştı mı? Kur'an ve sünnet ailesindesin dese bitecek o. Onun tartışması olmaz. Onun sözü, lafı olmaz. Onun acabası, aması olmaz. Böylesi böylesi olmaz.
Danıştın mı danıştın. Sordun mu sordun. Böyle mi dedi böyle dedi. Bitti. Kur'an ve sünnet dairesinde sen. Adam geliyor şimdi. İşte ne çalışıyorsun? İş yok efendim. Nasıl iş yok? Bulamadın da yan geldi de çamura baktın da. İyi iş var diyorum ben. Bakıyor şimdi bu. Hani git Cevdet'in orada çalış diyorum ben. İş var. İki tanesi mi ne gitmiş? Cevdet dedi ki iki kişi geldi. Böyle böyle onlar hani zaman içerisinde. geri kalan gitmemiş. Ve gitmeyenler burada da yok zaten şu an. Allah bizi affetsin. İnsan danıştı mı? Yerine getirse. O yüzden evlatlarınızın arasında adalet veriyor. Çocuklarınızın bir kısmına fazla sevgi gösterisinde bulunup bir kısmına az sevgi gösterisinde bulunmayın.
Birisine bir zeytin veriyorsak öbürküne de bir zeytin ver. Birine bir zeytin veriyor musun? Evet öbürküne de bir zeytin ver. Adaletle hükmet. Birine iki zeytin lazım birine bir zeytin lazım. Adaletle hükmet. O iki zeytin lazım. O da iki zeytin ver. Öbürküne de bir zeytin ver. Adaletle hükmet. Birine yarım zeytin lazım. Adaletle hükmet. Ama o demesin bana yarım zeytin lazım diye. O da kendi kendine desin ki kendi haline baksın. Adaletle hükmet. Bana yarım zeytin lazım desin. Evet. Mesela bekar bir çocuğa yarım zeytin, bir zeytin lazım. Evriye iki zeytin lazım. Onun üç dört tane çocuğu var. Onun üç tane zeytin lazım. Adaletle hükmet. İslam adaletle hükmet.
Allah bizi affetsin inşallah. Bu noktada insanların çok şikayetleri var. Aileler çocuklarını evlendirirlerken adaletle hükmetsinler. Kızlarına çeyiz verirlerken adaletle hükmetsinler. Oğullarını evlendirirken, oğullarına çeyiz verirlerken adaletle hükmetsinler. Çocukların kafalarında yanlış düşünceler oluşmasınlar. Aileler, anne babalar çocuklarına olan muhabbetlerini gösterirlerken çocuklarının arasında ayırım yapmasınlar.
Çocuklarını biri birine çarpıştırmasınlar. Biri birini birbirlerinden üstün tutmasınlar. Biri birini daha faziletli görmesinler. O faziletsiz gördünüz, işe yaramaz gördünüz kimse. Ya hırslanıyor, hırsıyla bütün her şeyi helal ediyor. Perişan ediyor. Ya da o çocuk kendi dairesinde psikolojik olarak geriye itiyor. Sünepe birisi oluyor. Adaletle hükmetsin. Allah bizi affetsin. Miras dağılımı kız ve erkek arasında nasıl pay edilmeli? Bizim normalde şu anki mevcut hukukumuz İslam hukuku değil. Biz devlet idaresi olarak İslam hukuku içerisinde yaşayan bir topluluk değiliz. Bizim devletimiz İslam hukukuyla hukuklanmış bir devlet değil. O yüzden miras hukuku İslami değil bizden.
İslam hukukuna göre olmadığından dolayı miras hukuku İslam hukukuna göre dizayen edilmesi mümkün değil. O bir toplu olarak uygulanacak bir hukuk. İçinden bir tanesi onu uyurlarsa bu adaletli olmaz. Komple bütün topluluk İslam'ın miras hukuku ile hukuklanması lazım ki orta yerde adalet olsun. Şimdi bazı aileler kendi aralarında işte miras hukukunu İslam'a göre dizayen etmeye çalışıyorlar.
Hiç kişilerin İslam'a göre değil miras hukukunu İslam'a göre dizayen edecek. Bakın normalde bütün eğer ki senin sen kızına veya o ailede kız çocuğuna az mal verecek İslam hukukuna göre ama sen eşine de az mal alacak senin eşinden. Böylece denge oluşmuş olacak. Ama böyle değil. Kendi eşleri alacakları zaman mevcut Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hukukuna göre davranacak. Ama verecekleri zaman İslam hukukuna göre davranmaya çalışırlar. Çarpıklık var. İlgilendiren, toplumu ilgilendiren hukuksal meselelerin hiçbirisi de Türkiye'de uygulanması mümkün değil. Kendi aranızda bunları da uygulamaya kalkmayın. Yani mirası İslam hukukuna göre uygulayacaksın ama tecavüzü İslam hukukuna göre uygulamayacaksın.
İçki içeri İslam hukukuna göre uygulamayacaksın. Ailede malı paylaşırken İslam hukukuna göre uyguluyorsun. Peki ailede içki içeri ne yapacaksın İslam hukukuna göre? Ailede kumanyanı ne yapacaksın? Bir gör. Sen Türkiye Cumhuriyeti Devleti layık demokratik hukuk sosyal devlet.
Sen İslami devlet statüsüne çevirmekten vallahi kendesin. Suç işliyorsun. Kim Türkiye daha bir İslam derse mevcut anayasaya göre mevcut ceza hukukuna göre suç işlemiş olur. Suç işler. İslam memleketi desin. Diyanet işleri başlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti hiçbir kimse Türkiye'ye daha bir İslam diyemez. Bir yerde İslam hukuku yoktur zaten. İslam hukuku olmadığı için sen İslam hukukunu da uygulayamazsın. Paşanın biri söyle diyor. Bizim namaz kılan, oruç tutan, camiye giden Müslümanlarla işimiz yok diyor.
Onlar diyor, bizim de diyor, askeriyede diyor mescidimiz açık, camimiz açık. Oruç tutanlara yardım ediyoruz biz diyor. Onlar nöbetlerini de ona göre ayarlıyoruz diyor. Hatta bazen ben diyorum, yiyordum diyor. İşte oruçlu oldunuz. Siz bugün oruç tutmayın intikal olacak. Günahınız bana ait olsun diyor. Diyordum diyor. İrticayla alakalı meseleni diyor. İrtica olarak bu. Diyor ki, camın hukukunu kendine hukuk yapmak isteyenlere ilticacı diyor. Bu hukukla hukuklamış. Şimdi bu hukukla hukuklamak mümkün değildir. Bu isteyenlerin hepsi de ilticacı. Hukuk bu, geçerli.
Hukuk değil. Bir kimse, hangi bir kimse, Kur'an'ın bir hükmünü reddetsa, Kur'an'ın bir hükmüne karşı gelmiş olsa, onu saymasa, Kur'an'ın bir hükmünün, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hadretlerinin bir hükmünün, karşı gelmiş olsa, onu saymasa, onu yok saysa, o kafir. Namaz kılsa da kafir, tutsa da kafir. Yok kabul ediyorsan, reddediyorsan. Bu kim olursa olsun. Kardeşler, Türkiye'de hukuku yok. İslam hukuku, biraz paylaşımıyla alakalı. İslam hukuku, böyle bir şey yaparsanız, kendi içerisiniz, kendi içinizde, toplum, bu hukukla hukuklanmadığı için, doğru bir şey yaptığınızı zannetmeyin.
Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem'in, her şeyini paylaştığı, Hz. Ebu Bekir'i vardı. Siz bu konuda çok garipsiniz. Sizin bu haliniz aklıma geliyor ve çok üzülüyor ve ağlıyor. Allah gariplerle beraberdir. Bu noktada, şükür hamdolsun. Kendimizi öyle görmüyoruz. Hamdullah, hamdusena olsun. Kardeşlerimiz bu noktada, çok samimliler, çok gayretliler. Kardeşlerimiz bu noktada, Allah razı olsun. Bütün kardeşlerle, bütün arkadaşlarla. Hiçbir kardeşten, hiçbir şikayetim yok.
Hiçbir şikayetim yok. Biz garipte değiliz elhamdülillah. Ve, garip kaldığımız yerler varsa, o da Allah'ın YouTube'u ve ikramıdır. Gariplik bir YouTube'tur, ikramdır. Allah hatırlatmaz. Allah unutturur. Allah'tır. Bu noktada, fiili biyatı yaratan. Ve, bütün insanlar toplansalar, hadisi şerif sabittir. birisine yardım etmek isteseler, Allah izin vermedikçe, Allah bu noktada müsaade etmedikçe, ona yardım edemezler. Bütün insanlar toplansalar, birisine kötülük yapmak isteseler, Allah izin vermedikçe, onun kötülük yapamazlar. Bu, bütün bakılacak bir mesele. O yüzden, Allah yardım edecekse, bu noktada bütün insanları seferber edilir, o kimseye yardım eder.
Allah, birisine bu noktada, garip bırakacaksa, bütün insanların önü kesilir, o kimseye hiçbir yardım etmez. Biz Allah'a iman ettik, ona yaslandık, ona dayandık. Hiçbir ihtiyacımız yok. Bu manada garipliğimiz de yok. Allah hepinizden de razı olsun inşallah. Hiçbir kimsenin üzerinde de, herhangi bir, ya bunu yapması lazım, yapmadığı noktasında da değiliz. Allah, bir kimsenin kalbine ilham edecek, kalbine ilham etsek kimse, kimse bir kimseye yardım edecek. Allah'ı sever, Allah da kulunu sever. Allah kulunu sevdi mi? Cebrail'e emreder. Ben filan ceyi sevdim, siz de sevin. Gök halkına nida et, onlar da sevsin. Gök halkına Cebrail Aleyhisselam nida eder.
Allah filan ceyi sevdi, siz de sevin. Gök halkına. Hadis-i Kudsi'deki tabir odur. Meleklere değil, gök halkına. Melekler, mümin, kulların kalbine ilham eder. Allah filan ceyi seviyor, siz de sevin. Bir kimseye olan muhabbet, Allah muhabbetidir. O muhabbeti koyduracak olan kimdir? Allah'tır. Bir kimseye yardım edecek kimdir? Allah'tır. Bir kimseyi naçer bırakacak olan kimdir? Allah'tır. Bir kimseyi garip bırakacak olan kimdir? Allah'tır. O kudret ve kuvvet Allah'ın elindedir. Birisine yırkınsanız yardım etmek için, eğer Allah'ıma yardım etmeyecekse, siz ona yardım edemezsiniz.
Hiç kimsenin aklına gelmez. Derviş vardır, aklına gelmez. Hukum ettirecekse, onun üzerinden yardım etmelidir. Allah rahmet eylesin. Allah rahmet eylesin hep benim aklımdadır. Son döneminde binlerce derviş vardır. Binlerce derviş vardır. Cenazesinde on bin kişiye yakın derviş vardır. Hastanede yatarken parmaklar sayılmayacak kadar derviş vardır. Bir elimiz vardı yanımda, o bir de kalan. Oktay vardı dışarıda koşuşturan.
Gökhan vardı koşuşturan. Çekil çektir. Sohbetleri internetten dinliyor herkes, seyrediyor. Var mı ziyaret diye çıksın gelsin. Evlatları dahil buna. Nasıl olacaksa o olacak. Allah kimin üzerinden yardım etsilecekse o olacak.
Şunu unutmayın. Bir Mürşid-i Kamil'in etrafında çok insan olur. Çok severim. Allah onun halini herkese açmaz. Herkese paşetmez. Allah açmaz. Bir veli, bir üstad, bir mürşid benim şuna ihtiyacım var, var derse Allah'ın gücüne gider.
O şuna ihtiyacım var demez. Onun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. O bana şu lazım da demez. Ona hiçbir şey lazım değil. Ona bir şey lazımsa, ona bir şey gerekliyse Allah birinin kalbine inham eder. Allah birinin gönlüne indirir, yerleştirir. Buna bu lazım der. O da kime nasipse o yapar. Nasipse o yapar. İçinizden herhangi birinizden bana bir lira lazım yiyeceğim dediğin var mı? Yolun başındadır. İstersek kendi nefsimiz tadına dilimizi kopalım. Kendi nefsimize bir şey istersek dilimiz kopsun. Allah bizi affetsin inşallah.
Garipliğimiz de yok elhamdülillah. Yani garipliğimiz yok derken o esnada o halimizden memnunuz. O gariplikten tat alıyoruz, lezzet alıyoruz. O yalnızlıktan lezzet alıyoruz, tat alıyoruz. Allah razı olsun. Bütün kardeşler telefon açıyorlar. Halimizi hatırladığımızı soruyorlar. Bir şey lazımdı diye. Fervale dönüyorlar etrafımızda. Bu noktada garip değiliz elhamdülillah. Bir insanın ölürken gözleri açık gitmesinin sebebini ve anlamını söylersiniz. bir de tabutun evden yan yan çıkmasını hakkımızda var. İnsan öldü mü? Gözü ister açık gitmesinin sebebini ve anlamını söylersiniz. Bir de tabutun evden yan yan çıkmasını hakkımızda var. İnsan öldü mü? Gözü ister açık gitti, ister kapalı.
Yok tabutu yan yan gitmiş. Yok gözü açık gitmiş. Yok bir gözü kapalıymış da yok tabutu yan gelmiş, yok evi yan gitmiş. Bunların hepsi de boş. Bunların hepsi de boş. Bunların hepsi de mahalle hikayeti. Allah iman etti, gönlü Allah aldıysa Allah diye diye gidecek. Çocuklar gidecek.
Mal üzerine gidecek. Adam mal sevdasına düştüyse ölürken de tavarını getirin, inağını getirin, şunları sulayın, dükkana bakın, eve bakın. Öyle diyecek. Çocuk sevdasından gittiyse çocuğun ana ana gidecek. Ne diye gidecek? Müştadını seyredin.
Cennetini göre göre göre alamınsınlar seni. Ceset yan gelmiş, yok ceset ön gelmiş.
Ön gelmiş. Ön gelmiş. İnsanı ah seni takvim üzerine yaratmış. Ve insana kıymet vermiş. Ve insana değer vermiş. İnsana verilen değerden dolayı biz ölen bir kimsenin cesedine değer veririz. Ona kıymet veririz. Yıkar, paklar, kefenler gömeriz. İnsana değer vermiş. Sesine zarar vermek istemeyiz, incikmeyiz. Acı olan şu. İnsanlar sağa kers. Kimsenin kalbini kır, gönlünü kır, kafasını kır, gözünü çıkar. Bitersen ona değer ver. Canlı yıkan zulmet ona.
Canlı yıkan bakma ona. Annesini kırmış, babasını kırmış, üzmüş, bakmamış ona. Kabayı sarf etmemiş. Kimsesiz bırakmış. Kendisi rahat içerisinde yaşarken annesini, babasını süründürmüş. Elini uzatamamış. Hanımından korkmuş. Çocuklarından korkmuş. Annesine bakamamış. Atmış onu köyde bırakmış. Kasabada bırakmış. Ölünce ona kıymet versene olacak ki. İnsanlar garip varlıkla. Yaşarken o kimsenin değerini bilmiyorlar. Yaşarken annesinin babasını bırakmış. Yaşarken annesinin babasının değerini bilmiyor.
Yaşarken arkadaşının değerini bilmiyor. Yaşarken kardeşinin değerini bilmiyor. Yaşarken üstadının değerini bilmiyor. Yaşarken bilmiyor. Öldükten sonra kıymet veriyor. Derler ya köylül badem gözle olur diye. Öldükten sonra kıymet veriyor. Kardeşler ölüm size gelmeden etrafınıza değer verin. Ölüm size bulaşmadan yaşadığınız hayata kıymet verin. Değer verin. Nefesiniz geçip bitmeden hayatınıza kıymet verin. Hayatınızı doldurun. Eylüde bedava bir hayat yaşamayın. Allah'ı zikredin. Allah'ı sevin. Allah yolunda bir şeyler yapmaya gayret edin. Ailenizi sevin. Çocuklarınızı, eşlerinizi sevin. Onlara doğru şeyler bırakmaya çalışın. Ahlakınızı güzelleştirin.
Ahlakınızı yükseltin. Dilinizde zikrullahı eksik etmeyin. Kalbinizde Allah muhabbetini eksik etmeyin. Allah'ı sevin. Resulünü sevin. Sabih insanları sevin. Müminleri sevin. Bununla kendinizi doldurun. Doldurun. Ölüm gelecek hepimize ya. Hepimize. Ve hepimizin burnunun ucundan daha yakın. Hepimize şart damarımızdan daha yakın ölüm. Allah bize ne kadar yakın ise ölüm de bize o kadar yakın. Allah diyor ya şart damarımızdan daha yakınım. Evet ölüm de bize şart damarından daha yakınım. İç içe yaşamaktayız. Bir ayağımız ölümün içerisinde. Bir ayağımız dünyanın içerisinde.
Bir ayağımız ahiretin içerisinde. Bir ayağımız cennetin ta ortasında. Bir ayağımız cevabeyinde. Allah demeye gayret edelim. İyilik yapmaya gayret edelim.
Durmaya çalışalım. Birisine Allah'ı hatır. Bizi görünün. Zikir dersin. Kendine çeki düzen versin. Desin ki bu Allah. Desin ki bu Allah. Bir tasavvuf edeb misalidir. Edeb.
Bir derse gitsin. Edeb. Haya terbiye oturmalı. İlim oturmalı oraya. O yüzden gittiğiniz topluluklarda kendinize çekip düzen verin. Kendinize dikkat edin. Yolda giderken kendinize dikkat edin. Hiç unutmuyorum. Emir Sultan Hazretleri'nin karşısında çayacağı vakit. Oraya oturdum. Emir Sultan Hazretleri'ne doğru öyle bakıyorum. İçimden de zikrediyorum. Hem de olmadı. Böyle işte kendimce konuşacağım diye uğraşıyorum. Pazartesi günü dükkana geldim. Adamın birisi dedi ki yakaladım seni dün dedi. Ne diye yakaladım dedi. Seni dedi kadınlara bakarken yakaladım.
Ben nasıl bakarken yakaladım dedi. Dün dedi pazar günü Emir Sultan Hazretleri'nin önünde çayacağına oturmuşsun dedi. Karşıya dedi bakıyordum dedi. Kadınlara dedi. Dedim yürüm Emir Sultan'a ait dönüştü dedim. Ben evet dedim. Haklısın dedim ya. Bakmışımdır. Ne diyeyim hakkını helal et. Şimdi desen ki ben Emir Sultan Hazretleri'yle irtibat kurmaya çalışıyordum inanmayacak adam. İçimden dedim ki Mustafa Özbağ. Yani senin dedim Emir Sultan'a baktığını, Emir Sultan'la dertleştiğini. Adam nereden anlayacak kendince. Diyor ki dedim ben oradan kadın kız geçiyormuş. Diyor ki sen kadınların kızlara bakarken yakaladın seni. Ben de ona dükkan komşusu her gün anlatmaya çalışıyorum. Yapmayın etmeyin namaz kılın oruç tutun şöyle yapın böyle yapın.
Rahatsız oluyormuş benden. Demek ki kinlenmiş bana içimden. Böyle baktım dedim ki bu kinlenmiş bana. Bunun içinde dedim nefret var. Hatamı kusurumu araştırıyor. Hayırlısı yapmışımdır dedim ya. Allah beni affettiriyor. Sen bakma iyi mi dedim. Bunu söyleyen kimse o esnada namaz abdesti olur. Hiçbir şey yok. Dikkat edecek demek ki derviş. Diyelim ya bazen boş bol al al al bakılmayan etrafa. Normalde sen boş boş bakınıyorsundur. Oradan bir tane kadın geçiyorsundur görmemişim bile sen onu. Karşıdan öbürküsü der ki ulan bak dervişlik taslıyı bir de. Kadınları bakarken yapılabilir. Allah muhafaza eylesin onu. Güzel. Madem Kur'an-ı Kerim ve sünnet dairesinde bir cemaatin efendisisiniz.
Neden beyitleriniz uzun? Bu sünnete aykırı değil mi? Ben öyle soruları saklayacak gidecek bir kimse değil mi? Evet doğru. Bunu birkaç defa da hep söylüyorlar. Ben de normalde beyitlerimi böyle bırakıyorum. Asrını böyle daha da pala daha da kos olsa bırakacağım. Allah bu kadar varmış. Bunun sünnete aykırılıktan dolayı değil. Darül harpte bir kimsenin bıyıklarını uzatması caizdir. Sakallarını kısaltması caiz olduğu gibi. Sakalları kesmesi caiz olduğu gibi. Tırnakları kesmek sünnettir. Darül harpte bir kimse tırnaklarını kesmeyebilir.
Kesmez. Niçin? Harbi ile savaşırken silah yerine geçsin de. Müslümanların mücadele ettiği yer. Müslümanlar heybetli görünmek zorundadırlar. Kıyafetleriyle, halleriyle heybetli görünecekler. Mesela sahabeler, yaşlılar. Aslında yaşlı ihtiyarların saçlarını, sakallarını boyamaları cahil değildir. Lanet olsun o ihtiyarlara ki yaşlandıkların, yaşlı oldukları halde, ihtiyar oldukları halde gençlere özenirler. Gençliğe özenirler. Ama onların savaşta sakallarını kınalamaları, boyamaları, saçlarını kınalamaları, boyamaları caizdir. Niçin? Düşmana, gavrulara karşı genç ve heybetli görünecek.
Karşıdaki gavrum şunu düşürmeyecek. Ulan ben bu ihtiyar, yaşlı bir seferde alt ederim. Böyle düşünmeyecek. Yani moral olarak bir sıfır önünde başlamayacak. Ya o kimse sakalını siyaha boyacak, kınalacak, saçını siyaha boyacak, kınalacak, gavruna bakınca kendi yaşında birisi görecek. Ben onu yapamıyorum. Böyle hani şey bırakıyorlar ya, keşiyorlar, iyice kırpıyorlar beyiklerini. Bizim cemaatta da öyle kalmadı ki kardeş ya. Herkes tost beyikli oldu. Yaşlılara bakıyorum. Onların beyikleri nasıl değil? Bizim onların da beyikleri şey değil. Kalmadı kimse ya. Bilaliyen tesir onları kendine kesin verir. Yok ya. Bunu ben alıp kesinlikle mi galiba? Hani böyle işte bıyıkları iyice kırparlar ya.
Mesela bir numara, iki numara yapıyorlar. Sakal uzun. O sünnet olduğu zaman bıyıklarınızı kırptınız. Sakallarınızı uzatınız. Hadis-i şerif var ya, tabi bıyıkları kırpalım. Ne kadar olduğunu da bu noktada işte şeyi geçmeyecek. Dudak hizasını geçmeyecek. Yani dudağı açık olacak bu kimsenin. Benim dudaklarım açık herhalde değil mi? Kafamıza da önemli değil zaten. İlhan kaçıp olacaksa bir şart koşmıyorum kendine. Çok büyüttüler nedense. Bıyıkları kesmeyeceğim. Ben böyle bıyığı bırakıyorum. Biraz daha pos olsa desem ki bir gavuru buraya asalım, bir gavuru da buraya asalım diye düşüneceğim. Her şeriflikli bıyıma takımlı var. İnsanların suretleriyle uğraşmayın.
İnsanların yaptıklarına bakın. İnsanların söylediklerine bakın. Herkesin özel bir hali vardır. Özel bir durumu vardır. O özel ve halinden ve durumundan dolayı siz onun o halini, o durumunu bilmezsiniz. İnsanların ne yaşadıklarını bilmiyorsunuz. Evinden camiye, camiden eve gidip bıyığını kırpıp sakalımı uzatıp hayatı öyle yaşamak çok kolay.
Öyle dini yaşamak da çok kolay. Yılmaz söz söyle, gelsin bir hafta benden beraber takılsın. Daha da post bırakır. İnsanlar belirli şeylerle yüzleşmeden ne yaşadıklarını bilmezler. Varıncaya kadar ülkücüydü.
İnsanların ülkücü mü, türkücü mü ne oldukları çıktı meydana. 28 Şubat gelinceye kadar herkes dindardı, mücahildi, müslümandı, tarikatçıydı, şeyhti, efendiydi. 28 Şubat gelip çatınca insanların ne oldukları çıktı meydana. Devletle yüzleşmeyen, devletle yüzleşmeyenin ne olduğu çıkmaz meydana.
Ne yaşıyorlar? Gayet kibar, narin, nazik, yumuşak. Pırıl pırıla, güneş yakmamış. Hiç onların yüzlerini soğuk yakmamış. Onların elleri soğuktan çatlamamış. Ayakları soğuktan çatlamamış. Onlar kar yüzü görmemiş. Soğuk yüzü görmemiş. Onlar medrese yüzü görmemiş. Nezaretle Türkiye'den bırakıp milletin elindeki parayı kulağa almak çok kolay. Kasteyi, elini sat, sohbetlerini sat, geçin hayatta.
Bugün inşallah. Allah bizi affetsin. Kıymetli kardeşler, dini öğrenin. Dini okuyun. O zaman dar, hakta olduğumuzu biliriz. Hakkam keserler kendi daralarına.
Dostlar bizi gördüklerinde kendilerine güven gelecek. Diyecek ki ya ne babayı diye adam. Bu adamla yolculuk yapmak, bu adamla beraber olmak insana güven veriyor diyecek. Bizi gördüklerinde korkacaklar. Diyecekler ki eyvah o eski Osmanlı geri geldi. Diyecek ki bıyının bir tarafına ve bir başkasına asar.
Hiç yumuşak bir hayat yaşamadık. Hiç yumuşak bir hayat yaşamadık. Ne zaman? Allah bizi affetsin.
Teşekkür ederim yine de o soru. Sünnete itibar etmek kuvvetli olmalı. Biraz da inilemiş hem Kur'an ve sünnete demiş. Madem Kur'an-ı Kerim ve sünnet dairesinde bir cemaatimiz. Biz kendimizi efendi görmedik işte. Allah bizi affetsin. Yine de teşekkür ediyorum. Allah onlara razı olsun. Evet hadis-i şerif var. Biz bıyığımızı çok kırpmadık. Sebebi de bu. İçim yumuşamıyor. Bu manama. İçim yumuşamıyor. Hakkınızı helal edin. O kadar yapacak iş var ki bu memlekette. O kadar çalışılması lazım ki.
O kadar koşuşturulması lazım ki. Onu gördükçe. Onu gördükçe. Onu ellerinde tuttukça. Yok. Yapacak başka bir şey yok. Allah bize affetsin. O yüzden evet. Bu yıl biraz daha Allah verse kocaman bırakacağım böyle. Kocaman bırakacağım. Hatta sakalımı biraz böyle kısaltmak istiyorum. Önceden daha böyle siyahtı. Daha kısaydı. Pavyonlara biraz giriyordum o zaman. Şimdi böyle 5-6 yıldan beri uzun uzun yani 6-7 yıldan beri pavyonlara giremiyorum. Şimdi böyle meyhanelerden adam çıkarmıyorum. Üzülüyorum kendi kendime. Siz hiç bir derviş arkadaşınızın pavyona gittiğini görüp de gidip oradan çıkarmak mı hiç?
Dergaha girdikten sonra. Derviş olduktan sonra. Hiç meyhaneden adam çıkardınız oldu mu sizin? Hiç kumarhaneden adam çıkardınız mı siz? Hiç mafyanın ağına düşürüp 4-5 kişinin gencilik taze kızı tam sakacakları zaman sizin gözünüzün önüne gelip tekilip hiç ona müdahale ettiğiniz oldu mu? Hiç mafya dükkanınızı bastı mı sizin?
Sen nasıl bizim ağımıza düşürdün kadını alır götürür annesine babasını teslim edersiniz diye. Sizin yaşadığınız o soruyu soranın yaşadığı hayatla benim yaşadığım hayatımın arasında fark yok. Allah affetsin hakkınızda yalan olun. Kütülsemek içindeyim. Sizin yaşadığınız hayatla benim yaşadığım hayatımın arasındayım. Fark yok. Ben aynı hayatı yaşamadığınızı biliyorum. Bize de bu düşmüş. Türkiye'deki imamların arasında namaz kılınmaz diyorlar düşüncelerinizi alabilir miyim? Biz her imam olan kimsenin imametine namaz noktasında tabu oluruz. Çünkü İmam-ı Ozzam Hazretleri Hanebiler demişler ki bir kimse imam günahkar olsa ona tabu olur demiş.
Biz o yüzden bir kimse namaz kıldırıyorsa, imam ise onun kübür noktasında bir şeyini bilmiyorsak onun arkasında namazı duruyoruz. Kadir-i Rufa'ya cemaatı kimle oluşmuştur? Oluş. Oluşundan bu zamana kadar kustatlarını söyler misiniz? Bu kadar ansiklopedik bir bilgim yok ya. Hakkınızı helal edin. Bu kadar bir bilgim olsaydı. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme mağarada oku olayını açıklar mısınız? Kur'an-ı Kerim'iniz indirilmemişken okunması istenen neydi? Oooo! Net sakalı bırakmak istediğimizde eşimizin gönül rızası olması gerekli değildir. Gerekli değildir. Eşlerin birbirlerini bilerek kıskandırmalarında bir sakınca var mıdır?
Bu da güzel. Eşlerin birbirlerini bilerek kıskandırmalarında bir sakınca var mıdır? El cevap var olsun. Ailevi bir mesele. Bunun arkası gelir. Erkekler, kadınlar eşlerinizi kıskandırmak için şaka dahi yapmayın. Şaka dahi yapmayın. Allah muhafaza eylesin. Sürnet sakalı bırakmak istediğinizde eşimizin gönül rızası olması gerekli midir? Hiçbir ünette gerekli değil. İbadet hükmünde alıyorsa birşeyse bunu. Kur'an-ı Kerim henüz indirilmemişken okunması istenen neydi? Marifetullah ilmiydi. Cebrail ile görüşmek için kokar diye kendisine sarımsağı yasaklamıştır. Peki sigara içen bir insan peygamber ve meleklerle görüşebilir mi?
Dine helallik noktası var mıdır? Sigara haram. O yüzden sigarayı terk edecek herkes. Haram olan birşey yapan bir kimse harama devam ediyorsa. Cebrail ile görüşmesine olur mu? Mümkün değil. Şunu diyebilirsiniz şimdi. Kur'an-ı Sünnet dairesinde sigaranın bir hükmü yok. Ne ayetle, ne hadisle. Direk sigaraya arkadaşlar şey istiyorlar ya. Fetva istiyorlar. Direk sigaraya. Yani israf etmeyiniz. Ayet-i Kerimesi boş. Kendi ellerinizle kendinizi helak etmeyin. Kendinizi perişan etmeyin. Ayet-i Kerimesi boş. Kardeşler, sigara illeti meydana çıktı. Ve üzerinde örtülü diye de ihbarat var.
İlleti meydana çıkmış birşey haram olur. Yani bizim dilimiz çok yemeğimle haram kılmış. Çok uyumayı haram kılmış. Israf etmeyi haram kılmış. Topken yemeği haram kılmış. Topsun. Yeme kardeşim demiş. Biz de sigarada hüküm arıyoruz daha. Nefisler hüküm aramayın. İçmeyecekler.
Sigarayı bırak. Laf söylüyorum. Diyorum ki yıkanın. En az iki günde bir yıkanın. İki üç günde bir yıkanın. Vücudunuz kokmasın. Ter kokmasın. Vücudunuz işinizin kokusunu almasın. Kendinize bakın. Kadınlar siz de aynı. Ter kokmayın. Yemek kokmayın. Mutfak kokmayın. Deterjan kokmayın. Çamaşır suyu kokmayın. Ter kokmayın. Yaptığınız işin kokusunu üzerinizde sindirmeyin.
Üzerinizde yaşamayın. Eğer koku uygun değilse. Yaradınlar. Allah bizi affersin. Anne, baba ve eş çocuklarımızdan davranışımız nasıl olmalı? Kur'an ve sünnet dairesinde olmalı. İnşallah. Sorunu okuyalım inşallah. Ya da arkadaş, kardeş burada inşallah kendisi anlasın.
Haklarımızı helal edelim. Cenab-ı Hakk'ın önünü korusun inşallah. O tekrar söyleyeyim de. Bülükle alakalı soru soran kardeş hakkını helal etsin bize. Gadabımız ona deyin ya. Allah bizi affetsin inşallah. Üç iddia, bizi affeya yaşayın. Biz de daha iyi as ne düşünün. Aşk'ın oylari, bizi affetlerim, bizi affeya yaşayın. De yangın yaratır, bizi affeya yaşayın.
Yardım yaratır, bizi affetlerimizden etsin eyleme. Mesela herhalde selamlarımızdan gelinmiş geçmiş. Bütün Peygamber ve Cişan Efendimiz'in ruklarına, Hedinik basir ve selamlarıyla yaratır. Bunlarımızda bir tabi! Allah'ın rindasını yaratırlarımızdan eksikayma yaratırlarımızdan etsin eyleme ya! Allah'ın rica bireyatühü, Allah'ın ruklarına,
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.