mustafaozbag.org

76. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 9 Eylül 2011 · 54:11

Allah gecenize ailesin inşallah. Cenâb-ı Hakk'ın yılınızı, ayarlayınızı, yılınızı, Füsûr dersi, yeciç, meciç dersi, dildi, kırtlarla ilgili bir ders yapacaktınız, hatırladınız demiştiniz. İnşallah ya. Çene sakalı bırakan ve sigara içen tarikat ve tasavvuf ehli olabilir. Ehli tarikat insanların çok böyle suretiyle uğraşmaz.
Ama çene sakalı bırakmak sünnet değildir. Bir kimsenin normal sakalını bırakması sünnet, bir tutam bırakması daha eftan, daha evlatlı. Bir kimsenin işte sünnete muhalefet etmemek kastıyla herhangi bir sakal bırakır mı bırakabilir. Ama şunu unutmayın. Sakal bırakın kimsenin sakalıyla benim üzerine benzemek isterse onlarla mı?
İnsanlar benzemek istediği kavme, benzemek istediği kişiye benzerler. Onlarla haykırılırlar. Burada benzemek istediğiniz, sevdiğiniz bir karatayarak. Bir insan sevdiğine benzemek ister. Hem sureten hem sireten insanlar sevdiklerine benzemeye çalışırlar. Sevene, sevdiğine benzemek yakışır. Sureten ve sireten. Sireten nedir? Onun ahlakıdır. Onun huylarıdır. Onun görüşleridir. Onun disiplinidir. Onun durduğu noktadır. Yaşadığı dairedir. Bu sireten benzemektir. Sureten benzemek ne demektir? Suretini de ona benzetmeye çalışırsınız. Sevdiğine. O zaman bir kimse, bir erkek sevdiği kimse suretini ona benzetir. Sevdiği kimse. Burada insanların kendi tabur ve davranışları, kendi durdukları nokta niyetine göre değişir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine buyurmuş ki, ameller niyetlere göre. Bir kimsenin niyeti ne ise ona göre menziline ulaşır ve kavuşur. Eğer ki bir kimsenin niyeti kadın ise, kadın ulaşır. Eğer bir kimsenin niyeti erkek ise, erkeğe ulaşır. Bir kimsenin niyeti buraya gelirken, Allah'ı zikretmekse, zikre ulaşır. Bir kimsenin niyeti buraya gelirken, eşiyle, dostuyla görüşüp konuşmaksa, buraya gelir eşiyle, dostuyla görüşür. Bir kimsenin niyeti ne ise, Allah onu niyetine göre menziline ulaştırır. Merak etmeyin, dünyaya meyleden, dünyayı niyet eden, dünyasını bulur. Ahireti meyleden, ahireti isteyen, ahireti bulur. Mevla'yı niyet eden, Mevla'ya doğru yol alır, Mevla'yı bulur.
İnsanlar aradıklarını bulurlar. İnsanlar eğer ki aradıkları şey Allah ise, Allah bulunur. Eğer ki görmek istedikleri Allah ise, Allah'ı görürler. Eğer duymak istediğin Allah ise, Allah'ı duyarsın. Allah'ı duyarsın. Eğer ki ulaşmak istediğin şey niyet olarak, Allah'ın marifetullah ilmine ulaşmaksa, ona ulaşırsın. Bunda şüphe etme. Senin niyetin, senin menziline ulaştıracaktır. Niye? Niyet ettiysem, çalışırsan, gayret gösterirsen, çaba sarf edersen, o uğurda yürürsen, ona ulaşacaksın. Ona ulaşacaksın, buna inan. Eğer inanmıyorsan, zaten çaba sarf etmene gerek yok. Zaten yol yürümene de gerek yok. Yolları aşındırmana da gerek yok. Kendini de aşındırmana gerek yok.
Buradaki niyetin ne ise, o niyetini bulacaksın. Eğer bir kimse sakalını bırakırken, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem adresinin sünnetine ulaşmak ise, ona benzemek ise, o sakalıyla ona ulaşacaktır. Ona benzecektir. Ama o sakalıyla Müslümanları aldatmak ise, Müslümanları o sakalıyla aldatacak, o onun cehennemi olacaktır. Eğer sen sihir eden Muhammed Mustafa'ya benzemeye çalışırsan, merak etme suretin de Muhammed Mustafa'ya benzer. Eğer sen sihir eden iç aleminde Muhammed Mustafa'ya aşık isen, senin dilinde de o olacaktır, gözünde de o, halinde de olacaktır. Kıymetli kardeşler, insanların suretleri muhakkak ki belli bir şeyler anlatır.
Birisinin top sakalı, birisinin çember sakalı, birisinin hafif kirli sakalı, birisinin kocaman sakalı, küçük sakalı, birisinin cübbesiz sarı, şalvarı, birisinin dış kıyafeti muhakkak ki bir şey anlatır. Bunlar bizim için önemsiz şeyler değil, bunları önemsiz gören ehli tasavvurtan değiliz. Ama velakil bunlar amaç değil, amaç değil. Bir kimsenin suretini islamlaştırması amaç değil, bir araçtır o. Önemli olan siretini islamlaştırmasıdır. Siretini, içinizi islamlaştırın, kalbinizi islamlaştırın, kalbinizi muhammedileştirin, aklınızı muhammedileştirin. İç isteklerinizi, arzularınızı muhammedileştirin. İçindeki hevasatınızı muhammedileştirin.
Dikkat edin, insanların arzuları ölmez, insanların arzuları bitmez, insanların arzuları yok olmaz. Nefisle alakalıdır. Siz yemek yeme isteğinizi yok edemezsiniz. Yemek yiyeceksiniz. Ve hiç yememezlik edemezsiniz. Ama yemeğinizi muhammedileştirirseniz, hiç su içmeden duramazsınız, su içeceksiniz. Ama suyunuzu muhammedileştirirseniz, kıyafetsiz yaşayamazsınız. Muhakkak ki kıyafet giyeceksiniz. Ama kıyafetinizin seçimini, kıyafetinizin şeklini ve şemalini muhammedileştirebilirsiniz. Bu sizin kalbinizi muhammedileştirmekten daha önemli değildir. Önemli olan kalbinizi muhammedileştirmektir. Kalbinizi Allah'ın seveceği huyla huylandırmaktır. Kalbinizi Allah'ın seveceği hale getirmektir.
Okar ki Allah'ı zikreder. Okar ki Allah'tan hakkıyla korkar. Okar ki Allah'ın sıfatlarının karşısında hayretini gizleyemez. Okar ki Allah'la sohbet eder. Okar ki Allah'la muhabbet eder. Okar ki ibadetlere karşı muhabbeti vardır, sevgisi vardır. Okar ki Allah'ın helallarına müştahattır. Okar ki Allah'ın aramlarından uzaktır. Okar ki Allah'ın sevdikleriyle sevişir. Okar ki Allah'ın sevdiği noktadadır, sevdiği yerdedir. Okar ki Allah'ın düşmanlarıyla düşman olur. Allah'ın sevmediklerini sevmez. İşte o kalp mutmayı niye ermiş kalptir. O kalp marifetullah'a ermiş bir kalptir. Eğer ki namazı dostluğunu kılmıyorsanız, dostluğunu kılmaktan kasır severek kılmaktır.
Eğer namaz aşık değil iseniz, eğer oruca aşık değil iseniz ve orucunu tutmuyorsanız, yani orucu sevmiyorsanız. Sireti namazı sevmektir. Namazı sevmek, ustak gibi görmektir. Namazı son namaz gibi görmektir. Orak görmektir. Orucun sureti bellidir. Hiçbir şey yemezsin, orucun suretidir. Orucunu dostluğunu tutmuş olursun. Ağzından bir şey yemezsin, vücuduna bir şey girmez. Bir şey tatmazsın dahi. Orucun sureti budur. Orucun sireti, dili muhafaza edip, ustak olmayı düşünmektir. Uçlarınızı sireten tutun.
Yani kalbinizde Allah korkusu, Allah haşleti olsun. Ve suretten geçin. Suretten geçmedikten sonra sirete ulaşamazsınız. Ve kalbinizde o marifetullah nuru yansın. O marifetullah nuru büyüsün. O marifetullah nuru artsın. Kalbinizi ihata etsin. Ve yanınızda Allah denildiğinde gözlerinizden yaşlar insin. Allah denildiğinde kalbiniz titresin. Allah denildiğinde hücreleriniz ayağa kalksın. Ve Allah desin. Allah deyin. Allah'ı zikredin. O zaman siz içsel bir alemde yaşayacaksınız. Ve etrafınızda sizin zikrinizde olacaktır. O yüzden Allah ehli tasavvufu suretten sirete geçirdiklerinden eylesin inşallah. Kıymetli kardeşler.
Tasavvuf suretten sirete geçmektir. Dıştan içe geçmektir. Tasavvuf iç temizliğini sonlandırmaktır. Devamlı onu muhafaza etmektir. Devamlı o iç temizliği gözünün önünde tutmaktır. Devamlı o iç temizliği devamlı kalbinin üzerinde tutmaktır. Kalbinin içinde tutmaktır. Kalpleri Allah'la, Allah'ın zikrullahıyla, Allah'ın muhabbetiyle hemhal olanlar ancak kalpleri o zaman onların devamlı Allah'la baş başa kalacaktır.
Onlar içlerini temizleyeceklerdir. Allah'la baş başa olmayan, Allah'a tövbe etmeyen, Allah'ı zikretmeyen, Allah'ı tesbih etmeyen, Allah'tan korkmayan, Allah'la konuşmayı argulamayan, Allah sevgisiyle sevgilenmeyen bir kimsenin kalbi hep şeytanın vesvesesiyle olacaktır. Şeytanın ilgasıyla olacaktır. Oysa Cenab-ı Hak bizi şeytandan sakınmamızı emreder. Allah şeytandan kendisine sığınmamızı ister. Ve şeytan kalbimizin üstünde durur. Ancak zikrullah ile kalbimizin içine giremez. Ancak zikrullah ile kalbimize dokunamaz. Gelin şeytanın sahibini zikredelim. Gelin şeytanın ilgasından şeytanın sahibine sığınalım. Sizin şeytandan kaçmanız mümkün değil. Şeytandan kaçamazsınız.
Şeytan damarlarınızda dolaşır. Şeytan sağınızda solunuzda dolaşır. Şeytan etrafınızda dolaşır. Şeytan içinizde dolaşır. Ve şeytandan kurtulmanın tek yolu vardır. Tek yolu. Şeytanın sahibini zikredip ona sığınmaktır. Zikredip ona sığınmaktır. Şeytandan kaçamazsınız. Kaçamazsınız. Gölge gibiniz sizi takip eder. İnsan bölgesinden kaçabilir mi? Kaçamazsınız. Nefsinizden kaçamazsınız. Şeytandan kaçamazsınız. Ancak zikrullah ile ondan muhafaza olursunuz. Kendisini koruyacak olan Allah'tır. Kendisini zikredeni muhafaza eder. Kendisini zikredeni korur.
Kendisini zikredeni emanına alır. Allah'ı çokça zikreden. Allah'ı çokça zikredenlerden olsun. Cenab-ı Hak cümlemizi onlardan eylesin. İncelik dervişe ne katılır? İnceliği ve derinliği yakalamak dervişin yetişmesi bile mi alakalı? Bu konuda derviş kendisini nasıl yetiştirir ve geliştirir? İncelik Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem azze'nin ahlakıdır. İncelik bütün peygamberlerin ahlakıdır. İnce davranmak.
İnce konuşmak. Bu Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem azze'nin ahlakıdır. O kaba bir konuşmazdı hiç. Kaba davranışta bulunmazdı. Kaba sözler sarf etmezdi. Eşlerine hiç kaba sözler sarf etmedi. Arkadaşlarına hiç kaba sözler sarf etmedi. Kafirlere dahi kaba sözler de sarf etmedi. Ve ince düşünmek. İnce. İnce düşünmek edeptir. Edeb. Bir meselede ince düşünmek. Edeb. Acaba karşımdaki kırılır mı? Acaba o üzülür mü? Acaba o alınır mı? Bu dervişlerin kendi aralarındaki, insanların kendi aralarındaki davranışları. Ama bu ince düşünce Allah'la kul arasında da olmalı.
Böyle konuşursan Allah incinir mi? Böyle davranırsan Allah'ın hoşuna gider mi? Böyle davrandığında Allah beni sever mi? Böyle bir davranışın içine girdiğinde Allah'ın kalbini, gönlünü kırmış olur mu? Bu ince düşünüş, bu ince davranış insanı derinleştirir. Günlük hayatınızda bu ince davranışları içinize zerk etmeye çalışın. İnce davranış. O ince davranış sizi içselleştirecektir. Bir müddet sizi suskunlaştıracaktır. Bir müddet sizi etrafınıza karşı yabancılaştıracaktır. Ama etrafınız sizin üzerindeki o inceliği gördükçe size karşı muhabbeti atacaktır. Sizi sevecektir.
Ve o ince davranış Allah'ın da hoşuna gidecektir. Allah'ın hoşuna gidecek o ince davranış. Ve günden güne içselleşeceksiniz. Günden güne derinleşeceksiniz. Bu tabi önce derviş kardeşlerin arasında tecelli eder. Ve dervişler genelde birbirlerine kaba davranmazlar. Birbirlerine böyle kaba saba konuşmazlar. Birbirlerine böyle nemliliğini konuşmazlar. Birbirlerine el şakası yapmazlar, ağır şakalar yapmazlar. Birbirlerine karşı ince ve naif davranışlar. Bu tabi dervişlerin üstadına karşı da böyledir davranışları. Genelde dervişler üstadlarında ince ve naif davranışlar. Bunda bir problem yok. Asıl problem şu. Aynı derviş evde ince ve naif davranışa sahip bir. İş yerindeki arkadaşlarına karşı öyle mi?
İşler burada sıkıntı var. Allah muhafaza eylesin. İnsanlar tabi konuşmak istemiyorum ama hangi halde olduklarının farkında değil. Sokakta ayrı, dergahta ayrı, iş yerinde ayrı bir yüzde yaşaması münafıklı kelamı. İşler ki bir kimse devlet ricalinin karşısına çıkarken ayrı davranır, normal insanların vatandaşların arasında dolaşırken ayrı davranırsa o münafıklı kelamı.
Halimizi siz siz görün. Düşündükçe altından kalkmak mümkün değil. Allah bizi affetsin. Dervişin üstadının dizinin dibinde olması, gözünde gönlünde olması en çabuk ne ile mümkün? Sevmek, derviş vedakalını ve teslimiyetini nasıl arttırır?
Severek arttırır. Hiçbir üstad dizinin dibinde birisinin olmasını istemez. Bir kimse gözünün gördüğün yerde olmasının birisini istemez. Bu zahiridir. Herkes üstadın etrafındadır. Burada benim etrafımda olmayan bir kimse var mı? Gönülde olmaktır. Önemli olan halde olmaktır. Önemli olan içte olmaktır. Bu demek değildir ki, ya biz gönüldeyiz canım derse de gitmesek olur. Biz gönüldeyiz ya yanına gitmesek de olur. Burada senin gönlün değil, üstadın gönlünde olmaktır.
Fizan'dadır bir kimse, Fizan'da. Şimdi yeni yesil Fizan'ı da bilmiyor, Yemen'de. Yemen'dedir bir derviş, derviş Yemen'dedir. Ama üstadın canındadır. Ama üstadın canında değildir. Muhabbetle, sevgiyle mümkün. Muhabbet eden, seven hizmet eder. Seven koşturur. Seven sevdiğini icra eder. Seven sevdiğini gösterir. Uzaklık yakınlık önemli değil ki. Zaten seviyorsa uzaklar ona yakın olur. Onun için yol kısadır. Yol kısadır. Bir hoplamalık kadardır. Seviyorsa onun için bir engel yoktur ki önünde.
Bir nefeslik yardır. Gidecek olduğu yardır. Bir nefesliktir nefes. Bir kimse seviyorsa, sevdiğiyle ulaşmak bir nefesliktir. Bir nefes. Bir kimse seviyorsa, sevdiğiyle ulaşmak bir nefesliktir. Bir nefes. Seven önünde hiçbir engel tanımaz. Hiçbir engel yoktur. Sevenin önünde hiçbir engel yoktur. Seven engel tanımaz çünkü. Aşk öylesine bir şeydir ki. Önüne duvar çıksa makkap olur, deler. Makkap olur. Önüne okyanuslar çıksa deniz altı olur, gider. Aşk öyle bir şeydir ki. Önüne okyanus çıksa denizin üzerinden koşturur, yürür. Aşk öyle bir şeydir ki.
Önüne demirden kütleler çıksa, o aşkın ateşiyle o demirden kütleleri eritir, gider. Sevenin önünde engel yoktur. Ve her engel gören gerçekte sevmiyordur. Ve her engelle karşılaşır. Gidemedim diyen muhabbeti yetmiyordur. Sevdası yetmiyordur. Sevgisi yetmiyordur. Ve oturduğu yerden o hep name düzenleyecektir. Diyecektir ki şundan dolayı gelemedim. Kar yağdı. Yağmur yağdı evden çıkamadım. Zikrullah'a gelemedim. Kar yağdı, havalar kayacaktı o yüzden zikrullah'a gelemedim. Rüzgar çıktı, lolos çıktı, uçmaktan korktum. Zikrullah'a gelemedim. Seven ne yağmur durdurur, ne kar, ne soğuk durdurur, ne sıcak, ne lodos durdurur, ne koylaz. Seveni hiçbir şey durdurmaz. Hiçbir şey.
Eğer gerçekten sen seviyorsan ve senin niyetin sevdiğin ulaşmazsa, ulaşmazsa sevdiğin ulaşırsın. Eğer ki senin niyetin dervişlikse, dervişliğini yaparsın. Burada niyetin önemli. Buradaki sevgin önemli. Buradaki şevkin önemli. Eğer şeytin varsa, heyecanın varsa, Uludağ'ın tepesine tırmanır, sarayını karlarının ortasında kurar, yüreğinin ateşiyle Uludağ'ın karını eritirsin. Eğer seviyorsan, Himalayanlardaki karlar korksun senden. Senin yüreğindeki ateş, Himalayanlardaki karlara da yeter. Eğer seviyorsan, okyanuslar korksun senden. İçinde her ne kadar hayvanat var ise, köprü olur sana. Okyanus korksun senden. Sen okyanustan korkma. Dağlar korksun senden.
Sen dağlardan korkma. Seviyorsan güçlüsündür. Seviyorsan kuvvetlisindir. Seviyorsan fitursuzsundur. Seviyorsan engel yoktur senin için. Seviyorsan bütün ellerin kılıçtır. Seviyorsan bütün parmakların mermidir. Seviyorsan gözlerin projektlerdir. Seviyorsan kulakların sevdiğine daya. Bütün sesini, bütün sohbetini alırsın. Seviyorsan kalbini sevdiğinin kalbine daya. Kalbi onun kalbinde ne var ise, senin kalbinde de o olacaktır. Yeter ki sev. Sen yeter ki sev. Sen eğer gerçekten sever isen, sevdiğinin ameliyle amellenirsin. Yapmasan dahi. Muhammed'i muzikullahıyla zikullanırsan, Muhammed'i muzsasın ki.
Eğer seviyorsan, neden dedi Cenab-ı Hak Allah'ı sevin. Muhammed'ini sevin, müminleri sevin. Allah'ın hali olacaktır. Elinizden sula akıtılacaktır.
Ve sizin üzerinizden olacaktır. Ve görecektir o kimsel rüyasında. Bir sakallı zat ona ekmek getirmiştir. Bir sakallı zat onun cehennemin çukurundan çıkarmıştır. Bir sakallı zat onu doğuruyorlar. Gitmesine sebep olmuştur. Bir sakallı zat onun imanına sebep olmuştur. Allah kendisini sevenleri nimetlendirecektir. Bildiği ve bilmediği, gördüğü ve görmediği yerlerde. Ve o kimse Allah'ı sevmiştir. Yattığı yerde Allah ona ikram edecektir. Onun üzerinden Allah hidayet kılarlarını coşturacaktır. Onun üzerinden Allah kötülükleri engelleyip iyiliklerin üzerinde koşturacaktır. Allah'ı sevip yaptığınız yerde ammek istiyorsanız, yaptığınız yerde lütuflanmak, ikramlanmak istiyorsanız. Allah'ı sevip, Mustafa'yı da sevip, Allah emretti, Muhammed'ini de sevip, Allah emretti, müminleri de sevip.
Ehli tasavuk der ki, burada müminlerin içerisinde müminleri sevmek demek. Allah'ın anif ve billahlarını sevip, onların dizinin dibinden, gönlünün dibinden ayrılmamaktır. Ve o kimse, o sevdiğinin ameliyle amelenir. O sevdiğinin haliyle hallenir. O sevdiğinin inceliğiyle incelenir. İnceler, o sevdiğinin derinliğiyle derinleşir. O sevdiğinin yüksekliğiyle yüksekleşir. Ama gerçekten seviyorsan, ciğerini yara yara, yaka yaka, gönlünü sere sere, kanıta kanıta, kanıta kanıta, seviyorsan, gerçekten o sevgi, o doğru noktada. Allah'ın emrettiği, müminleri sevin, Resul'unu sevin, Allah'ı sevin. Bu çizgide eğer ki sevdası ve sevgisi yürüyorsa, o yutubuşa erecektir.
Ve Allah onu nimetlendirecektir. Ve Allah onu yutublandıracaktır. Ona ikram edecektir, ona ihsan edecektir. Niçin? O çok büyük, kutlu bir şeyle kutlandı. Çok büyük bir şeyin peşine düştü. Ne? Sevda. Varsa yürüyeniz sevdanı mübarek olsun. Hayret ediyorum, dinde, yolda şüpheden kalanlara hala arayış içindeler. İnsanlar, kitabımız gerek, hak dilim, yolun, inancımız, gerçek hak, inandık, nümandık. Allah'ın varlığına, kitabına, peygamberine, hak inancı görevli, gerçek kitap, gerçek. Kardeşler, roman yazmayın. Bakın, şu soru değil ya. Bak, hayret ediyorum, dinde, yolda şüpheden kalanlara hala arayış içindeler.
İnsanlar, kitabımız gerçek, hak dilimimiz, yolumuz, inancımız gerçek. Hak, inandık, iman ettik Allah'ın varlığına, kitabına, peygamberlere. Hak, inanç gerçek, yol gerçek, kitap gerçek. İkincilikte kalanlara acırıp, Allah'ın sebabeti cümlenizin üzerine, cümle inananların üzerine olsun. Bu kardeş tövbe etsin. Bunu kim yazdıysa. Yazdıklarından dolayı değil. Yazdıklarının doğruluğundan bir şüphemiz yok. Kardeş, nefisle problemi var. Bir şeyi anlatma problemi var. Öne çıkma problemi var.
Bir şeyi yaptım deme problemi var. Allah muhafaza eylesin. Bunlar, atlatıcı şeyler. Bunlar, nefisle hesabını bitirememek. Nefsin birinin noktasını geçememekle alakalı. Kardeşler, burası nefisle mücadele yeri. Burası şatahat ve şatahat yeri değil. Burası öne çıkma yeri değil. Burası önde olma yeri değil. Burada, önde olmak isteyenler olursa, sonlarını getirirler. Öne çıkmak isteyenler olursa, sonlarını getirirler. Sakın ha! Kendi kendinize öne çıkmaya, önde olmaya, kendi kendinize insanların başında olmaya uğraşmayın.
Nefsiniz sizi aldatmasın. Nefsiniz sizi kandırmasın. Siz hizmet etmeye, sevmeye gayret edin. Siz yolda yürümeye gayret edin. Siz kulluk etmeye gayret edin. Onun başınıza kimi getiriyorlarsa getirsinler. Kim önde oluyorsa olsun. Sen önde olmaya gayret etme. Sen hizmet etmeye gayret et. Sen şatahat ve şatahata düşmeme korkusuyla, devamlı o korkuyla yaşa. Sakın şatahata ve şatahata düşme. Sakın ha! Sakın! Eğer bir şey biliyorsan, dini etrafına aktar. Bir şey biliyorsan, bir insanlara söyle. Vardır ya, işte kapalı da program olacak, adam elinde bir tane kağıt almış, şiir okuyacak.
Baktım, dedim burada programın bir kızdı bana, bir kızdı. Bana manevi söylemişler sözde de, git kapalı dedi, şiiri oku demişler. Bizde öyle, bunların bir programı var, olmaz deyince canı sıkıldı. O manevi emirle gelmiş hesaptan. Böyle gidersiniz ya, bir yerde 10 kişi toplanmıştır, birisi illa ki sohbet edecek diye uğraşır orada.
Hasır orada cemaati toplamış ya birisi. O bilgiç ya, o çok biliyor ya. O gelecek orada, illa ki anlatacak. Bunlar nefisle alakalı şeyler. Ben çok karşılaşırım. Oradaki bir arkadaş, hasbel kadar 5-10 kişi toplamıştır, birisi duymuştur onu. Orada toplanılacak diye, o eline koltuğunun altına kitabı alıp falan gelir orada. İşte şu şöyle, bu böyle sohbet edeceğim diye uğraşır. Madem, bu doğru bildiklerini neden kendin toplayıp da anlatıyorsun? Aç evini, insanları topla, anla kimse gelmiyor diyor. Demek ki sende hata var kimse gelmiyorsa. Burada da cemaat toplanır ki, arkadaş vaaz etmek istemiş. Tövbe etsin.
Ben bankada iş buldum, kuvvet Türk Bankası'nda burada çalışmak uygun mudur? Çaycı olarak çalışacağım. Nece olarak çalışırsan çalış. Nerede çalışırsan çalış. Kuvvet'le, ne bileyim, işte başka bir bankanın arasında, benim nazarımda bir fark yok. Bunu defalarca söylüyorum. Bir memleketin hukuku, dini değil ise, o memlekette dini hiçbir kurum ve kuruluş yoktur. Orada sadece dindar insanlar var mı? Orada dindar kurum ve kuruluşlar yoktur. Bunu defalarca söylüyorum. Kuvvet Türk, Kuvvet Türk denilen banka veya işte ne var? Başka? Albaraka. Başka? Faysal Finans. Hiçbirisi de İslami kurum ve kuruluş değildir. Birisi de hiçbir banka, hiçbir finans kurumu, hiçbir devlet kurumu, dini değildir.
İslam'ı değildir. Bu Diyanet İşleri Başkanlığı da bunun içinde, buna dahil. Hukuku, anayasası, dini değil ise, o memlekette hiçbir kurum, hiçbir işletme, hiçbir işletme, dini değildir. Şahıs işletmeleri olsa dahi, şahıs işletmeleri olsa dahi. O yüzden, nerede çalışıyorsan çalış. Yani, ben burada dini bir kurumda çalışıyorum diye düşünme. Zaten dini bir kurumda çalıştığını söylersen, devletin layık, demokratik hukuk sistemini, dini bir sisteme döndürmekten içeri atar var. Eğer ki ben dini bir kurumum diyen birisi varsa Türkiye'de, hemen o kurumu, layıklığa aykırılıktan, devletin mevcut düzenini, sistemini değiştirmekten, anayasa mahkemesi, ceza hukuku, bilmem ne, hepsi devreye girer, atarlar içeri adamı.
Biz dindar bir devletin hükmünde yaşayan insanlar değilsiniz. Çocuğuna tecavüz ediyor, erkek çocuğuna arkadan zorla, üç yıl yatıp çıkıyor. Adam gidiyor, bir kadına zorla tecavüz ediyor, üç yıl yatıp çıkıyor, tecavüzcüler içimizde.
Adam gidiyor, annesine tecavüz ediyor, üç yıl sonra çıkıyor. Adam gidiyor, dedesin, babaannesine tecavüz ediyor, elini kesiyor, kolunu kesiyor, üç yıl sonra çıkıyor. Genel evler meydanlar, lürtilik meydanlar. Kıvete tutup tecavüzcülük yapacak, adamı kıvete tutup uygun mu değil mi diye soruyor. Ne alakası var? Nereye gidersen git.
Memlekette yaşıyorsun. Sabahleyin daha dükkanda mesele oldu. Yani dedim karamsar tablo çizdim bu arkadaşlara dedim. Yani şimdi daha aynı noktaya geldim. Karamsar tablo çizmek istemiyorum ama yaşadığımız hayat bu. Memleketteki hırsızlar, soyguncular, tecavüzcüler, adam öldürenler, gaspçılar, hepsi de ikişer, üçer yıl yatıp çıkıyor. Sakın birisiyle kavga etmeyin, dövüşmeyin. Sakın. Aleyhisselam'ın evlatı demiş ya, ben seni katleteceğim, ben de sana demiş, el kaldıran adam olmam. Benim günahımı da alıp, bu zulümünü Allah'ın önüne çıkarsın demiş. O haldeyiz.
Sakın ha! Birisini öldürürseniz, siz işin içinden çıkamazsınız. Siz yirmi yıl yersiniz. Onlar biliyorlar, iki üç yılda çıkarlar onlar. Üç yıl sonu tecavüzlüken de sahneden. Hadi bir dizi daha tecavüz ediyor adam, otuz kusur tane daha tecavüz, yakalanıyor. Beş yıl sonu gene dışarıda adam. Burası hiçbir dini devlet değil. Sakın ha! Diyanet de dahil buna. Türkiye'de hiçbir dini kurum ve kuruluş yok. Hiçbir kurum ve kuruluş yok.
İnsanlar vahşetin altında inim inim inliyor. İnsanlar zulmün altında inim inim inliyor. Namusları gitmiş, ahlakları gitmiş, şerefleri gitmiş, haysiyetleri gitmiş, hırsızlar baş tacı, namussuzlar baş tacı, şerefsizler baş tacı, haşiyetsizler baş tacı, sebateizler baş tacı, masonlar baş tacı, dindarları hakar, dine hakar.
Allah beni affetsin. Hiddetleniyorum. Bana sorulan soruları bir bilseniz, benden istenilen fetvaları bir bilseniz, anlatılanları bir bilseniz, vallahi hiddetleniyorum. Biz dahil de yemin ediyorum yaşayamazsınız, yaşayamazsınız. Yediğiniz ekmek kanla zehir olur. İçtiğiniz su kanla zehir olur. Yapacak hiç kimse yok.
Herkes paranın derdini, benim diyen ağlayan geçinenler, ikilerinin peşine düşmüş. Kaç tane siğitimiz satılacak, kaç tane kitabımız satılacak, kancımız satılacak, kancımız satılacak, kancımız satılacak, kancımız satılacak, kancımız satılacak, kancımız satılacak diye bakıyorlar. Bak, bak, sahip çıkın. Muhammed Mustafa'nın sünnetine sahip çıkın.
Yalnız, kimsesiz kalma adına doğunuz çocuğunuz sizi anlamasa, terk etse de, kardeşleriniz, arkadaşlarınız, terk etse de, anlamasa, sokaklarda hiç kimsesiz kalsa Muhammed Mustafa'nın sünnetine sahip çıkın. İnsanlık adına, insanlığa sahip, insanlığa, insanlığa sahip, Muhammed Mustafa'nın sünnetine sahip çıkmak.
Yalvarıyorum, evlerinizde, yalvarıyorum size, ellerinize hadis-i şerifler alın, hadis kitabı, baş köşeye televizyonlarınızı koymuşsunuz, baş köşeye masalarınızı, sandalyelerine koymuşsunuz, interneti koymuşsunuz. Yalvarıyorum, Muhammed-i Mustafa'nın sünnetlerine sımsıkı yapışsın. Okuyun, okuyun. Adam kendi kızını hamile bırakmış. Olabilir mi böyle? Teyzesiyle aşk hayatım. Nikahım olur mu? Senin telefonunu mi? Kardeşler, niçin yalvarıyorum size?
Sizi terk etsin, yalnız kalacaksın, kalacaksın. Kimse anlamayacak seni, anlamayacak. Açılamayacaksın, anlaşılamayacaksın. Vallahi değmez. Vazife.
Bize gelmiş bu piyango. Bu piyango bize vurmuş. Değil. İnsan ne yapar ki? Muhammed'in buna sımsıkı sarılalım. Bakın dikkat edin, sünnetine sımsıkı sarılalım diyorum. Mütezililer, rafiziler başımıza, hariciler başımıza geçti. İmalları inkar ede eder.
Getirdiler. Yani insan kalkıyor bu hadis sahih mi değil mi? Bir tane kitap okuyan kimse senin ön kan... Viva ataları kapatalı, şerbet olacak. Üçkinci ayetini...
Tefsir eden hafasın sözü var. Hristiyanları bir sürü cehretlik edemediler. Hadisleri silerlerse edecekler. Silecekler, hadisleri edecekler. Gelin Allah ıdası için. İdası için. Cenab-ı Hak için yalvarıyorum size. Allah için yalvarıyorum. Sizden para istemem, sizden pul istemem. Ekmek istemem, aç istemem, aç istemem, avrat istemem. Hiçbir şey Allah için istedim, Allah için istedim. Dininizi öğrenin, dininizi yaşayın. Allah'ı zikredin, Allah'ı sevin. Gelecek, geçecek herkes merak etmeyin. Allah bütün herkese ne lazım sevelin? Allah verin ne lazımsa insanlara. Gelin Allah için Allah'ı sevelin.
Allah için Resulullah'ını sevelin. Allah için müminleri sevelin. Allah için Allah diyenleri sevelin. Onlarla beraber olalım. Onlarla hemhal olalım. O yolda koşalım. Varsın bizi insanlar sevmeye versin. Desinler ki bu Hucu oldu. Evet Hucu oldu. Desinler ki bu tarikatçı oldu. Evet tarikatçıyız. Aycı, evet ki biz zikrediyoruz. Deliler gibi de zikredeceğiz. Deliler gibi seveceğiz. Deliler gibi de peşinden koşacağız. Deliler gibi arayacağız. Gecenin karanlığında mıdır? Gündüzlüğün aydınlığında mıdır? Arayacağız. Varsın yalnız kalacaksam yalnız kalacağız. Herkes terk edecek. Eş terk edecek, çocuk terk edecek, çocuk. Arkadaşlar terk edecek, anne baba terk edecek, terk edecek.
İkinciniz kakı tevzitinin kakının hiç önemli değil. Allah itmesin. Allah öteleştirmesin. Muhammed'i Mustafa itmesin. Geri kalan hepsi de gelecek geçecek. Allah için, Allah için yalvarıyorum. Allah için. Allah'ı sevin. Bütün peygamberli şanifelerimizin ruhlarına.
Sevinin kuvasını veyselareyle yarabbim. Amin. Allah'ı sevin. Amin. Allah'ı sevin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi