mustafaozbag.org

75. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:06:43

Cumhuriyet'e hoş geldiniz. Bir güzel soru var, erkeklere huğuller hediye edilecek, cennette pek aile durum, kadınlar mısınız, cennette durum ne olacak? Kadınlar kocalarından memnun iseler, Cenab-ı Hak onlara kocalarını verecek. Kocalarından memnun değilse, kocalarından razı bir şekilde ölmedilerse, Allah onları bu noktada memnun edecek, erkek yaratacak, verecek. Hanımlarınız da iyili için.
Nuri Şüregal, Fıkra'larda Trabzonlar ile Kayserililer, işte buluşmuşlar, gıybet olur mu diyor. Gıybet olması için şahsın belli olması lazım ama bir topluluğun üzerine böyle onları alaya alıcı, bir topluluğun zemnedici, bir topluluğun küçük düşürdüğü şeyler, günah kebâreden, zikrullahın nefesle kalbi ve darbi yapmanın hikmeti nedir?
Oho, hiçbir hikmeti yok. Zikrullah zikrullah'tır. Zikrullah'ın hikmeti farklı bir şeydir. Muhakkak ki nefesle yapmanın, darbi yapmanın insanın üzerinde bir etkisi, bir hikmeti, Hem fizik olarak üzerinde etkisi hem de manevi olarak o kimsenin üzerinde etkisi vardır. Ama bizim derviş kardeşlerim bir şeyin faydasına bakarak bir şeyin yapmalarını istemiyorlar.
Yani size namazın hikmetlerini anlatırlar, orucun hikmetlerini anlatırlar, zikrin hikmetlerini anlatırlar, doğru. Haccın hikmetlerini anlatırlar, doğru. Hiçbir hikmeti yok. Allah emretti oruç tutuyoruz. Hiçbir faydası yok. Allah emretti tutuyoruz. Bunun akabinde sizin alacağınız hiçbir sevap yok.
Bir ibadet yapıyorsunuz, ibadetin karşılığında bir sevap almayacaksınız. Bir sevap almadan o ibadeti yapacaksınız. İbadet Allah için yapacak. Ehli tasavvuf bir şeyi Allah için yapar. Allah için. Allah adına yapar. Allah onu istedi diye yapar. Allah onu evretti diye yapar. Allah'ı memnun etmek için yapar. Allah'ın hoşuna gitsin diye yapar. Kendisinin hoşuna gitsin değil, kendisinden hoşlansın diye değil. Allah'ın hoşuna gitsin diye yapar. Allah'ın hoşuna gidecek. Allah sizden memnun olmayabilir. Allah kendisi kendisine yapılandan memnun olacak. Siz kendinizi memnun etmek için ibadet etmeyin.
Siz bir şeyde karşılık bekleyerekten bir şey yapmayın. Sevmenin karşılığı sevmektir. Sevmenin karşılığını beklemek kadar ucuz, sevmenin karşılığını beklemek kadar kötü, sevmenin karşılığını beklemek kadar bayağı bir şey yoktur. Biz ucuz insanlardan olmayalım. Sevdiğimizden sevdiğimizin karşılığını beklemeyelim. Allah'ım seni çok seviyorum, beni ser. Allah'ım seni çok seviyorum, beni cennete koy. Allah'ım seni çok seviyorum, beni cehennemden kurtar. Allah'ım seni çok seviyorum, ee benim başımı okşa. Allah'ım seni çok seviyorum, bana iflas verme, bana sıkıntı verme, bana bela verme, bana dert verme. Neden? Allah'ım ben seni çok seviyorum, sevme.
Bu Allah sevgisi değil, bu meyfaate dayalı sevgi. Zikrullah niçin nefeste yapıyoruz? Hikmetine hiçbir hikmeti yok. Allah nefeste yapmamızı istediği için yapıyoruz. Peygamber böyle öğrettiği için yapıyoruz. Veliler böyle öğrettiği için yapıyoruz. Şah-ı Geylan'ı böyle yaptığı için yapıyoruz. Hz. Ali Efendimiz böyle yaptığı için yapıyoruz. Hz. Davud böyle zikrullah ettiği için ediyoruz. Hiçbir hikmetini aramadım bugüne kadar. Hiç sorgulamadım da niçin kalbi yapıyoruz, niçin darbi yapıyoruz, niçin nefeste yapıyoruz diye. Hiç aklımın ucundan gelmedi. Sevmenin karşılığı yoktur kardeşler. Ben şeyhimi seviyorum, o da beni sevsin.
Hayır selam dahi vermeyebilir. Seni yerden yere vurabilir. Ben Resulullah'ı seviyorum, o da beni sevsin. Hiç bakmayabilir yüzüne. Ben filanca kadını seviyorum, o da beni sevsin. Hiç bakmayabilir senin yüzüne. Ben filanca erkeği seviyorum, o da beni sevsin. Hiç bakmayabilir yüzüne senin. Sevmenin karşılığı hiçbir şeydir. Öyle sevebiliyorsanız bu yolda yürüyeceksiniz. Şeyhimi sevenler hep şeyhimin sevgisini, hep şeyhimden bir şey bekledikleri için yolda hep döküldüler. Çok seviyorlardı ya. Şeyh Efendi bir kızdı, tarikatı bıraktı adam. Şeyh Efendi ona muhalif bir şey söyledi, terk etti gitti.
Şeyh Efendi seviyorum dedi. Hadi oğlum şuraya götür beni dedi. Efendim dükkanı kapatamam dedi, bıraktı gitti. Sevmenin karşılığı yoktur. Seni dövse de seversin, sövse de seversin, seni sevmese de seversin. Böyle sevebiliyorsan o sevgi gerçekten yüksek bir sevgidir. Çocuklar gibi olmayın. Çocuklar sütü severler. Annelerini sevmezler önce. Alın üç aylık çocuğu, başka bir memenin ağzına koyun. O çocuk memeden süt aldığı müddetçe onu sever. Kimden sütleniyorsa çocuk onu sever. Vücut insanlar vardır piyasada. Kimden nemalanıyorlarsa onu severler. Kim cebine üç kuruş koyuyorsa onu yere göğe sığdırmaz. Kim onun sırtını okşuyorsa onu yere göğe sığdırmaz. Sizin sevgiliniz böyle olmasın.
Ehli tasavvuf Allah'ı Allah için sever. Resulullah'ı Resulullah için sever. Resulullah olduğu için sever onu. O Allah'ın sevgilisi olduğu için sever onu. Allah onu sevin dediği için sever. Allah'ı da bu yüzden sever. Allah olduğu için ister işini asan eylesin, ister karını kış etsin, yazını kış etsin, ister karını yaz etsin, ister baharını sonbahara çevirsin, isterse sonbaharını bahara güldük gülistanına çevirsin.
İster sabahın seherinde ayazda bıraksın, ister çölün ortasında yangınlara atsın, ister sürsün sizi bayırdan bayıra, isterse çıkarsın sizi yokuştan yokuşa atsın. Sevginin hiçbir zaman bir karşılığı yoktur. Orucun hikmetine hiçbir hikmeti yoktur. Biz Allah oruç tutun dediği için orucu tutuyoruz. Allah'ı sevdiğimiz için oruç tutuyoruz.
İbadet maksadıyla olmuş olsaydı otuz gün orucu tutar zırakırdık kenara. Allah'ın bizden farzıları istediği otuz gün orucu. Varsın onu veracak olanlar versin. Biz otuz günden fazla oruç tutacağız. Varsın Allah'ın istediği zikredin demiş. İnsanlar günde bir sefer namazların arkasında Sübhanallah, Elhamdülillah, Allah'a ekber dedi mi otuz üçer tane biz Allah'ın zikrini yerine getirdik derler. Onlar için o kadardır. Yer alsın onlar o kadar yapsın. Biz daha fazlasını yapacağız. Allah bizi affetse. Bir arkadaş uzun bir şey yazmış. Bir arkadaşıyla tartışmış.
O arkadaş diyormuş ki ben sadece Kur'an'a bakarım. Sünnet-i Resulullah'a bakmam. Onlar şüpheli diyormuş. Evet doğru. Evet doğru derken böyle insanlar çok. Böyle insanlarla konuşmanın bir anlamı yok. Bunlarla bir yere varamazsınız. Bunlarla hiçbir yere varamazsınız. Yıllarla beri bunlar var. Konuş konuş konuş konuş. Hiçbir şey elde edemezsiniz. Onlar takmışlar kendilerini kırık plak gibi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini reddediyorlar. Bunun sünnetini reddediyorlar. Ashabın sünnetini, ashabın söylediklerini de reddediyorlar. Onlarla bizim yol ayrılmamız var. O yüzden hiç konuşmaya gerek yok, tartışmaya gerek yok. Onlarla böyle bir mevzulara girmenin de bir anlamı yok.
Hiç, hiç yok. Bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şeriflerini reddediyorsa, onun sünnetini reddediyorsa, ashabın söylediklerini de sünnetlerini reddediyorsa, tartışmaya, konuşmaya, onunla fikir münazı arasında bulunmaya hiç gerek yok. Bakın hiç gerek yok. Kale alınacak bir bilgiye, kale alınacak bir kimse değil. Allah bizi affetsin. Kur'an-ı Kerim'de orucun kazasıyla alakalı ayet var. Namazın kazasının Kur'an-ı Kerim'de yok. Doğru. Onunla alakalı bir şey. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hem Urut'ta, hem Hendek'te namazı kaza etmiş. Günlük namazı kılamamış.
Günlük namazı kılamayınca akşam namazını kaza etmiş. Orucun kazasından dolayı hem ashab, hem imamlar namazın da kazasının olacağını hükmetmişler. Namazın da kazasının olacağını hükmetmişler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eğer namazın kazası olmaz deseydi, Hendek'te başında, öğle ikindi akşamı zamanında kılamadı. Gece savaş rahata kavuşunca o namazlarını iade etmezdi. Derdi ki, namazın kazası olmaz, bunlar vakitleri geçti, ben bunları kılmıyorum derdi. Onun kafası çalışmadı, şimdiki gerindekalıların kafası çalışıyor. dinin koyucusu o, eğer öyle bir şey yapsaydı, o arasında yapardı.
Ve o da biliyordu ki, o namazları iade ederse, ümmete ölçü olacak. Ve o namazları iade etti, ümmete ölçü oldu. Nasıl teravih namazının farz olur, vacip olur düşüncesiyle, ümmetini düşünerekten, birkaç günü mescitte kıldıktan sonra, gitti evinde kıldı, ümmetinin arkasından geleceğini bildiği için, ümmet onu farz veya vacip noktasında, çıkarır düşüncesiyle, ümmet bunun nafile olduğunun, nafile dairesinden çıkarır düşüncesiyle, gidip evde kıldı.
Onu düşünen peygamber, onu düşünen Muhammed-i Mustafa, onu düşündüktüren onu Allah, o namazları kaza ettirmeyecek, o zaman kaza ettirecek, öyle mi? Yani burada bir ince davranış var, ümmetin üzerine yük olur diye, namazı gidip camide değil, evde kılıyor, ve kılarken iki rekat, dört rekat, altı rekat, sekiz rekat, on rekat, on iki rekat, on altı rekat, on sekiz rekat, yirmi rekat, değişik değişik kılıyor.
Teravih namazı, iki rekatla yirmi rekat arasında kılınır. Ve peygamber bunu kılarken, ince bir şekilde, ince bir davranışta, ümmete ölçü olsun diye bunu yapıyor. Kaza namazlarını kılarken, peygamber düşünmeyecek bunu, öyle mi? Allah bize affetsin. Amin. Peygamber sallallahu alaihi ve sellem hazretlerinin, namazını kaza etmiş, biz de namazımızı kaza ederiz.
Peygamber sallallahu alaihi ve sellem hazretlerinin, bu ibadet hayatında var mı? Var. Bize ölçü kardeşim, peygamber ne yaptıysa, hevayı hevesinden yapmadı diyor, Cenab-ı Hak. Ayet-i Kerime diyor. O benim emrimi yerine getirdi diyor. Ayet-i Kerime, o zaman Resulullah sallallahu alaihi ve sellem hazretleri, namazını kaza ederken, Allah'ın emriyle kaza etmiş. Bize de ölçü olup, biz de namazımızı kaza ederiz. Ha bir başkası kaza etmiyormuş, kendisini bağlan. O şunu diyemez. Bir tek bu doğru, kaza etmeyeceksiniz. Bunu diyemez din adına. Ya bu Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor. Evet Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor namazın kazası. Esrar içmek de Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor.
Eroin içmek de Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor. Kur'an-ı Kerim'de geçen şarap. O zaman içsinler. Kur'an-ı Kerim'de lûtiliği kötü olarak bildirilmiş, lûtiliğin cezası bildirilmemiş. Herkes şimdi lûtiliği küçük günah-ı kebar noktasından bakıp da herkes lûtili mi olacak şimdi? Kur'an-ı Kerim'de lûtiliğin cezası geçmiyor.
Geçmiyor. Ne yapacağız şimdi? Kur'an-ı Kerim'de hanımlarının teyzeleri, hanımlarının halalarını aynı nikah altında birleştirmeyin diye yasak yok. Onu yasaklayan Peygamber sallallahu alaihi ve sellem hazretleri. Hadi hanımınla teyzesinin bir nikah altında topla o zaman. Kur'an-ı Kerim'de eşek eti de haram olarak geçmiyor. Ama Allah Resulü sallallahu alaihi ve sellem hazretleri eşek etini haram etmiş. Hadi o zaman eşek etini de yesinler o zaman. Kur'an-ı Kerim'de namaz vakitleri de geçmiyor. Namazın rekatları da geçmiyor. Kur'an-ı Kerim'de namazın nasıl kılıncağı da geçmiyor. Secde edin diyor, secdenin nasıl olacağını söylemiyor. Adam sırt üstü ben secde ettim derse ne diyeceğiz adama?
Kur'an-ı Kerim'de geçmiyor. Ben namaz kılıyorum der de o kimse ben ayaklarımla namaz kılıyorum deyip de hamuda kalkar namaz kılarsa ne diyeceğiz adama? Kur'an-ı Kerim'de namazın şekli şemali de geçmiyor. Rükû kaç sefer olacak, secde kaç sefer olacak? Geçmiyor. Kıyamda ne kadar oturulacak? Geçmiyor. Allah bize affetsin. Ya bunlar okumuyorlar. Ya da bunlar meşhur olmak için çıkıyorlar televizyonlara. Şeytanın dellallığını yapıyorlar. Allah bize affetsin. Kıçmasına izin veren ve onlardan vergi alan, eşcinselleri evlendiren, Kur'an kurslarını kapatan ve bunun gibi birçok şey var.
Böyle bir devlet için dua etmek. Tamam mümleketimizi yıkmasınlar, bökmesinler, başına bir zeval gelmesin diye dua etmek uykumudur. Hidayete ersinler diye dua edeceğiz. Ehl-i tasavvuf hidayet için dua eder. Ehl-i tasavvuf iyi amel için dua eder. Çünkü devletimize, Cenab-ı Hak hidayet ettirdiği kimselerle yönetilmeyi nasip etsin. Hiç kimse genel evden uyuşturacak, içkiden, kumardan memnun olmaz. Hiç kimse memnun olmaz. Hiç kimse memnun olmaz. Ama devlet yıkmak farklı bir şeydir. Devlet yıkmak farklı bir şeydir. İslam'ın, İslam'ın ve Türklerin geleneğinde devlet yıkmak yoktur. Buna iyi dikkat edin.
Birisi gelir, devletle alakalı yıkılması lazım, yıkalım derse uzak durur ondan. Cahilin teki o. Ondan uzak durur. Hiçbir şey bilmiyor ya da kasıtlı olarak gelmiş. Ya hiçbir şey bilmiyor ya kasıtlı olarak gelmiştir sizin yanınıza. Ya çok affedersiniz geriye zekanın tekidir o. Enmesidir, gelişmemiştir daha. Kasıtlıdır çünkü o. Allah muhafaza eylesin. Sakın ha, sakın ha. Bunu açık ve net bir şekilde söylüyorum. Evet, sistemin içerisinde yanlış giden, sistemin içerisinde yanlış olan şeyler vardır. Devlet yıkmak farklı bir şeydir. Osmanlı'yı şeriatı istiyoruz deyip de yıktılar.
Osmanlı'nın yıkılmasına Bedirzaman sayıcı Nursa Hazretleri de yürümüştür. O benim diyen sonraki, o bugünkü entelektüel takım, şeriat istiyoruz diye yürüyüp de Osmanlı'yı yıkmışlardır. Hazreti Osman'ı şehit edenler, şeriat için şehit etmişlerdir. Hazreti Ali'yi şehit edenler, şeriat için şehit etmişlerdir. Emneviler'i, Abbasiler'i yıkanlar, şeriat adına yıkmışlardır. Devlet yıkıyorlar, şeriat adına. Ve yıkılan devletin altında kalıyorlar. Ve Osmanlı'yı da öyle yıktılar. Şeriat adına yıktılar. İstanbul'da, Bab-ı Ali'de şeriat istiyoruz diye bütün İslami entelektüellerler ayağa geçtiler. Sokağa döküldüler. Ve hata yaptıklarını sonradan anladılar. Çünkü o yıkıntının altında kendileri de kaldılar.
İngiliz'i, Fransız'ı, Yunan'ı, Yahudisi, Ermenisi boğuverdi ortalığı. Boğuverdiler, boğuverdiler. Koca imparatorluğu parçaladılar. Koca imparatorluğu parçaladılar. Yüz yıldan beri hala da İslam dünyasında sıkıntı var. İslam dünyasında sancı var. Yüz yıldan beri İslam dünyasının kan akıyor. Yüz yıldan beri İslam dünyasının çocukları öldürülüyor. Kadınların peşkeş çekiliyor. Erkeklerin peşkeş çekiliyor. Kanı, ırzı, namusu, parası bunu peşkeş çekiliyor. Yeraltı kaynakları ve yerüstü kaynaklarının hepsi de peşkeş çekiliyor. Şeriat isteriz deyip de yürüyenler Osmanlı'nın o yıkılışından kendilerini geride tutabilirler mi?
Kuzey Irak'taki kadınların yüzde seksen beşinin, yüzde seksen beşinin namusla alakalı problemleri kalmadı. Suriye, Orta Doğu'nun kuş yatağı oldu şu anda. Bütün Arapların eğlence yerleri Suriye şu anda. Ve Suriye'deki eğlence yerlerindeki kadınların yüzde doksan beşi Iraklı. Yüz yıldan beri komple İslam dünyasının kana akıtılıyor. Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan'dan tutun Bosna'ya kadar. Bosna'dan alın Kuzey Afrika'daki en uç bölgeye kadar. Oradan alın Arapya Ramadası'nın en uçundan Hindistan'daki, Çin'deki Müslümanlara varıncaya kadar.
Hadi gelin şimdi Osmanlı'nın yıkılışından kimleri sorumlu tutacağız oturalım. Oturalım ve konuşalım. O gün şeriat isteriz deyip de Sultan Vahdettin'i, Sultan Vahdettin'i Kızıl Sultan olarak görüp, Sultan Vahdettin şeyi, Abdülhamid'i Kızıl Sultan olarak görüp, Abdülhamid'e bayrak açan İslami entelektüel sınıfından gibi görünen insanlar, Osmanlı'nın yıkılışına göz süzen, Osmanlı'nın yıkılışına seyirci kalan ve yıkılmasını şeriat isteriz deyip, Sultan İslami entelektüeller.
Yine gideceğiz. O zaman Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri günah çıkarır. Allah eski sayıda Allah affetsin diye. Yürümüştür Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri şeriat isteriz diye. Yani yürüyen sadece o değildir. İstihbar maaşını yazan kim değil? Mehmet Akif de yürümüştür. Yürümüşlerdir. Allah gözlerini kapattı. Allah gözlerini perdeledi. Ehli tasavuk böyle der hemen. Bizim Müslümanlar böyle derler. Allah gözünü perdelemiştir canım. Mücahade yolumuzdan mücahade edenlerin yollarını açarız. Yolumuzdan mücadele edenlerin yolunu açarız dediği zaman, Allah yürümündeyse onun kalbini de açar, onun gözünü de açar, onun ruhunu da açar, sınırını da açar.
Ve o kimse Allah için hareket ediyorsa, Cenab-ı Hak ona isabet ettirir. Ondan sonra yanar yıkılır Bediüzzaman. Allah Said'i affetsin diye. Ondan sonra Mehmet Akif yanar yıkılır. Allah beni affetsin diye. Niçin? O yıkıntının altında onlar da kalırlar. Arkadaşlar, 12 Eylül öncesinde vatan kurtaran aslanlardan birisiyim ben. Biz memleket kurtarmak için yola çıktık. Bir baktık ki memleket kurtarmak ne? Memleketi kurtaracağız diyenler bizi satmışlar. Ucuz bir pahaya satılmışız her. Ucuz bir pahaya satılmışız. Sakın ha! Bu soruyu soran kardeşim ben, bize olan sorusundan herhangi bir art niyet ummuyorum. Art niyetler aranıza girebilir.
Art niyetler içinize girebilir. Hatta ben böyle dediğim için, 28 Şubattan önce korkaklıkla, 28 Şubattan önce pasiflikle, insanların pasifize etmekle suçlandım. Evet, biz pasifiz. Biz sokağa düşmeyeceğiz. Bir, elimize silah almayacağız. İki, devletle çatışmayacağız. Üç, günlük siyaset yapmayacağız. Dört, bizim işimiz yok bunlarla. Bizim bunlarla işimiz yok. Tekrar söylüyorum. Bizim bunlarla işimiz yok. Biz sokağa inmeyeceğiz. Bizim sokakla işimiz yok. Herhangi bir nümayiş, herhangi bir yürüyüş, herhangi bir protoste, katılmayacağız. Biz elimize silah almayacağız.
Üzerinizde çakı bıçağı dahi bulundurmayacağız. O sünneti terk edin. Hani sünnet ya, kesince alet taşımak. O sünneti terk edin siz. Üzerinizde çakı bıçağı dahi taşımayın. Ola ki şeytan dürtükler, birisini dürtüverirsiniz. Üstünüzde çakı bıçağı dahi taşımayacaksınız. Günlük siyaset yapmayacaksınız. Günlük siyasetle işimiz yok. Yok öyle bir işimiz. Devletle çatışmak yok. Devletle sürtüşmek yok. Bu devlet bizim devletimiz. İyisiyle kötüsüyle. Evladınızın birisi namaz kılmazsa atıyoruz mu evladınızı? Hanımlarınız namaz kılmayınca boşuyor musunuz? Çocuklarınız namaz kılmayınca çocuklarınızı evlatlıktan mı reddediyorsunuz?
Çocuklarınızdan birisi içki içerse, kumar oynarsa Allah muhafaza eylesin. Evlatlıktan mı atıyorsunuz? Her şeyin eksiği kusur olur. Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, devletin, bu noktadan devletlerin İslam'ın yönetimi açısından eksik kusurlu olacağını söylemişler. Öyle bir şey yok. Bizim stratejimiz de yok. Allah bizi affetsin. Sizin bizim üzerinde hakkınız, bizim de sizin üzerinde hakkınız var mıdır? Varsa nelerdir. Sizin benim üzerinde hakkınız var. Benim sizin üzerinde hakkım yok. Sizin benim üzerinde hakkınız var. Siz benim bildiğim kadarıyla Kur'an ve Sünnet'i benden öğrenmek sizin hakkınız. Bildiğim kadarıyla tasavvufu benden öğrenmek hakkınız.
Bildiğim kadarıyla kalbi ilimleri benden öğrenmek hakkınız. Bildiğim kadarıyla ruhi ilimleri benden öğrenmek hakkınız. Bildiğim kadarıyla manevi seyir-i sülük benden hakkınız. Bunlar daha çoğaltılabilir. O yüzden dini noktadan ve tasavvufi noktadan bende ne varsa, bende ne varsa almanız sizin hakkınız. Bu bende var olanın adı benim değil zaten.
Bunlar hepsi de sizin. Allah vermiş, hani zekatı zenginin üzerinde koyar, o fukaranın hakkıdır ya. Zekatı zenginin eline verip fukaranın hakkıdır o. O zenginin elinde zenginiz değildir. Zekatı verecek olanın hakkı değildir o. Zekatı verecek olan kimsenin malı değildir o. Kimindir? Fukaranındır. Allah o fukaranın malını o kimsenin üzerine geçici olarak vermiştir. Geçici olarak vermiştir. Emanet. Üzerimizdeki de aynıdır kardeşler. Bizim üzerimizde ne varsa bizden almak isteyenlerimizdir. Emanet. O bizim değil. Allah bize affetsin. Kim benim der oturursa kenarda o cimridir. O mantördür. Kim benim der kıyıya çekilirse o Allah'ın verdiğini inkar etmiştir.
O Allah dostu değildir. O Allah'ın velisi değildir. O Allah'ın yolunda değildir. Allah bir kimseye bir şey verdiyse o Allah adına infak etmek zorundadır. Eğer bu manevi ise o kimse bunu Allah adına infak edecek. O kimse bunu Allah adına söyleyecek. Söylemezse dilsiz şeytandır o kimse. Eğer Allah adına isteyenlere vermezse, Allah adına isteyenlere vermezse o cimridir. O nankördür. O nankördür. Allah muhafaza eylesin. O yüzden benim üzerimde manevi olarak ne varsa bütün kardeşlerin hepsinindir. Benim değildir. O yüzden onların benden hakkıdır. Bildiğim bir şey bana sorduklarında o soruya cevap vermek, ben mecburum ona. Ben o mecburiyetin içerisindeyim. Kardeşlerin hakkı çünkü. Allah bizi affetsin.
Bazı üstadlar vardır. Veyahut da işte şeyhler vardır. Bu noktada işte kendilerini kenara çekerler. İşte benim bir mecburiyetim yok. Benim bir sorunluluğum yok. Benim dervişlere de ihtiyacım yok derler. Onların maneviyattan haberi olmadığından. Onların Allah'la alışverişinin olmadığını gösterir. Bir üstadın mühride ihtiyacı vardır bu manada. Evet vardır. Bu ihtiyaç zenginliğini hisar etmek içindir. Üzerinde verilen emaneti vermek içindir. Nasıl zengin bir fukaraya ihtiyacı var ise zenginin fukaraya ihtiyacı vardır. Neden? Çünkü o zekatını verecek. Zekatını vermek zorunda.
Onun fukaraya ihtiyacı var. Mecbur fukaraya muhtaç ve bulamazsa yola çıkıp berde berde gezip bölüm bölüm şehir şehir köy köy dolaşıp o zekatını vermek zorunda. O zekatını vermek zorunda. Şehir şehir dolaşacak, köy köy dolaşacak, kapı kapı dolaşacak. Eğer ki bu merdede bulamadığı, kendi sokağında bulamadığı yan sokağı, yan sokakta bulamadığı öbür sokağı, öbür sokakta bulamadığı öbür şehre, öbür şehirde bulamadığı öbür şehre zekatın verilmeye kadar dolaşacak. Bir üstadla aynıdır canım kardeşlerim. Şehir şehir dolaşacak, o da üzerindekini vermek için. Belde belde dolaşacak, ilçe ilçe dolaşacak, köy köy dolaşacak. Nefesini verinceye kadar, vücudu ayakta duruncaya kadar. Böyle bir şey yok.
Allah bizi affetsin. Bizim hakkımız hiçbir hakkım yok. Ta baştan helala boş ettim. Hiçbir hakkım yok. Hiçbir hak olarak görmüyorum kendimi. Hiçbir zamanla görmedim. Allah beni affetsin. Ne bayındırdarken gördüm, ne ödemiştiyken gördüm, ne Bursa'ya yeni geldiğimde gördüm. Hiçbir hakkım yok sizler. Helal-ı hoş olsun. Bu tarikata girip, bu saatte, bu dakikaya kadar. Hiç kimseden hiçbir hakkım yok. İster sevsinler, ister söğüsünler, ister dövsünler, ister okşasınlar, ister kafama yumruk vursunlar. İster arkamdan konuşsunlar, ister önümden konuşsunlar. Hiç kimseden, hiçbir şekilde hak iddiam yok. Helal-ı hoş olsun, Allah'a yakın olsunlar.
Allah'a yakın olsunlar. Allah bizi affetsin. Bu noktada hiç hak sahibi değil. Namaz doğrularında tesbihatları çekmeme veya çekememe durumda biatımız zedelenir mi, açıklar mısınız? Bu noktada arkadaşlar çok sıkıntı yaşıyorlar. Namaz sonrasındaki dersler için. Yani işin açıkçasını söylemek gerekirse, bu noktada arkadaşların sözleri havada kaldığından dolayı biliyorum. İnşallah bir istişare edip, namaz arkasındaki bu dersleri kaldırmayı düşünüyorum. Ama şu anda böyle bir şey yok da. Ama kardeşler bu noktada zorlanıyorlar. Bu noktada bir iki ikaz da oldu. Zorlananlar ve işte maddi manevi öyle söyleyeyim. İnşallah bunu böyle açıkça söylüyorum.
Nasıl olsa sihirbiden de istiyorlar bütün herkes. Bu namaz arkalarını belki de serbest hale getirebiliriz. Allah bize haffetsin inşallah. Önümüzü aşure. Bir arkadaş geldi dükkanı diyor ilk defa Muharrem'i böyle dolu dolu yaşıyoruz biz diyor. Dedim evet bütün dergah dedim ilk defa Muharrem'i dolu dolu yaşıyor bu sene dedim. İnşallah dolu dolu yaşayacağınız bundan sonra. Muharrem'i Muharrem, Şaban'ı Şaban, Recep'i Recep'tir yaşayacağız. Bu günleri değerlendirmeye gayret edeceğiz. En üst noktada inşallah. Aşure, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine aşure günü oruç tutmanın hükmü sorulunca geçmiş senenin günahına kefaret olur dedi.
Cumartesi aşure. Cumartesi gün kim oruç tutarsa aşure günü geçmiş senenin günahına kefaret olacak. Aşure günü aynı arife günü gibidir. Ramazan arifesi gibi, kurban arifesi gibi. Bir rivayet edilir, o gün hayvanlar dahi oruç tutarmış. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adetlerine aşure günü, o gün aşure günü ise o gün sabahtan yemek yiyenlere derviş ki yemeğinizi kesin.
Yemek yemeğin bu saatten sonra doğsan. Sonra bunu kaza edersiniz. Bu günü yemeksiz geçirin, oruçlu geçirin. Beş saat, altı saat, sekiz saat hiç önem değil. Çünkü başka bir hadişlerinde Cenab-ı Resulullah diyor ki gelecek senenin, gelecek senenin günahları da affolur. Salı gün İlhan'ın oradaydım. İlhan geldi mi ki? Gökhan'ın abisinin oradaydım. Televizyon var. Mesaj TV'den izliyoruz oradan. Mesaj TV'de bu hadişleri naklediyor ve naklederken de diyor ki, yani buna diyor, büyük günahlar dahi değildir diyor. Canım sıkıldı dedim, kapatın televizyonu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin sözünün üzerine söz koymak kadar küstahlık olmaz kardeşler.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri demiş ki, geçmiş senenin günahına kefaret olur. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri küçük günahları ayırmaktan aciz miydi? Büyük günahları ayırmaktan aciz miydi? Orta günahları ayırmaktan aciz miydi? Şu günahlar affolur, bu günahlar affolmaz demekten aciz miydi? Hakik bir şey sokuşturacaklar oraya. Ya peygamber ayırmamış, sen ne ayırıyorsun? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bu hadişleri böyle söylemiş. Bunu da Ebu Kadeh'de nakletmiş. Almışlar kimmiş? Tabarami.
Ondan sonra işte Müslüm'den, başkaları da rivayet etmiş bir sürü. Bu ayda Müslüm'den de rivayet etmişler. Aynı Adın Şerifi. Ne diyeceğiz şimdi? Daraltacaklar illaki. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin söylediği söze bir söz ekleyecekler. Sunandıracaklar onu. Kıymetini hafiflettirmeye çalışıyorlar. Hayır, bunu Peygamber söylemiş sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri. Onun ağzı Allah'ın ağzı. Çünkü Cenab-ı Hak diyor ki o hevay, hevesinden konuşmadı. O benim emrimi söyledi, benim istediğimi söyledi. Onun ağzından çıkan kelimeleri ben dizayn ettim. Onun ağzından çıkan, elinden çıkan, vücudundan çıkan her neresinden ne çıktıysa benim emrimle, benim isteğimle çıktı.
O kendi iradesinde değil idi. Benim irademle yaptı. O yüzden dedi Cenab-ı Hak, sen atmadın ben attım. Onun eli Allah'ın eliydi. O yüzden dedi, onun elini tutanlar Allah'ın elini tutmuş gibidir. Onun ağzından çıkan da Allah'ın ağzından çıkmış gibidir. Çünkü kendi ağzından Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, Peygamberin haram ettiğini de Allah haram etmiştir. E Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir şeyi haram ettiyse, Allah haram ettiyse, o zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri bir günlük oruçtan, geçmiş senenin günahları affol canım bize beyan ettiyse, evet affol. Tutun kardeşim aşırı günü oruç. Ne kadar zorlanırsanız zorlanın, tutun. İnsanlar size saf desinler, insanlar size salak desinler, insanlar size tarikatçı bunlar desinler, kendileri uyduruyor desinler, Kur'an'da böyle bir oruç yok desinler, desinler.
Allah'ın aşure günü orucunu gelecek senenin finallarına kefaret kılacağını umuyorum. İbn-i Mace'de rivayet etmiş, aynı şekilde devam ediyor. Yine İbn-i Abbas aşure gününde oruç tutmanın hükmü sorulunca, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin fazileti kumarak bu günden başka bir günde ve bu aydan Ramazan ayı da dahil başka bir ayda oruç tuttuğunu bilmiyorum. Yani Ramazan'ın haricini bu aydaki oruç tuttuğu kadar başka bir oruç tuttuğunu bilmiyorum diyor. Aşure gününde oruca çok ehemmiyet verirdi. Başka bir güne bu kadar ehemmiyet, Ramazan'ın haricinde başka bir güne bu kadar ehemmiyet verdiğini bilmiyoruz diyor. Aşure günü öylesine önemli. Neden biliyor musunuz? Aşure günü önemli.
Dünyanın kurulması aşure günü. Adem'in cennette yaratılması aşure günü. Adem'in Adem'e ruhu rüflenmesi aşure günü. İlk yaratılma aşure günü. Cenab-ı Hakk'in ruhundan ve nurundan yarattığı ilk şey aşure günü yaratmış. Adem'in yeryüzünde indirilmesi aşure günü. Duasının kabul edilmesi aşure günü. Havva valitemizle buluşması aşure günü. İbrahim'in ateşten kurtulması aşure günü. Yunus'in balının karnından kurtulması aşure günü. Yusuf'un kuyudan kurtulduğu gün aşure günü. Yusuf'un zindandan kurtulduğu gün aşure günü. Musa'nın firavunun zulmünden kurtulduğu denizin üzerinde yürüdüğü gün aşure günü.
İsa Aleyhisselam'ın dolduğu gün aşure günü. İsa Aleyhisselam'ın yeryüzünden kaldırıldığı gün aşure günü. Bakın aşure günde neler var. Aşure günü. Nuh Aleyhisselam'ın gemiyi yapmaya başladığı gün aşure günü. Aşure günü. Nuh Aleyhisselam'ın gemisinin karaya oturduğu gün aşure günü. Daha nasıl anlatayım? İsmail'in canını feda edip de can yerini kurbanın kurbanlık koç olarak indirildiği gün aşure günü. Cenab-ı Hak aşure gününe özel bir gün, özel bir ehemmiyet vermiş. Kurtuluşları, felahı hep aşure gününe saklamış. Hazreti Hüseyin Efendimiz'in şehit olması aşure günü.
Biz onu bir matem, bir yaş olarak görmüyoruz. Onu bir sevinç olarak görüyoruz. Sevgili, sevgiliye kavuştur. Yas değil. Allah sevgilisinin, sevgilisini huzuruna aldı. Bundan daha büyük bir mutluluk var mı? Bundan daha büyük bir güzellik var mı? Aşure günü asla yas günü değil. Kurtuluş günü. O yüzden Cenab-ı Resulullah diyor ki, o Muharrem'de öyle bir gün vardır ki, Allah bir kavmi o gün affetmiştir. Ve başka bir kavmi de o gün affedecektir. O kavim siz olun. Aşure günü oruç tutun. Zikredin, fikredin, şükredin. Çoluğunuza, çocuğunuza harçlık verin aşure günü. Kim diyor aşure günü, evine harçlık verirse, evine bir şeyler, pirinçli, şekerli, fasulyeti, bir şey alırsa, yıl boyunca o evde bereket eksik olmaz.
O ev rızıklanır, bol olanır, rızık bol olur. O evin mutluluğu bol olur. Aşure günü muhakkak, evinize ekmek dahi olsa bir şey alın. Evinize harçlık bırakın. Aşure gününü mübarekleyin evde. Az da olsa, gücünüzün yettiğince, aşure pişirttirin evde. Konuya komşuya, etrafa dağıttırın. Evet, apartmana, mahallenize dağıttırın. İş yerinde, komşularınıza dağıttırın. İş yerine yemek yapanlar, aşure güne ev, iş yerine aşure çıkarttırın. Çıkarttırın, küçük poşetlere veya küçük kaselere koydurun, milletin evine gönderin. O gün oruç tutabilir bütün elemanlar. Evine gönderin. Veya aşurelik yaptırın, birkaç gün öncesinden evlerine gönderin. Aşure gününü aşure gün olarak geçirin.
Önemli bir gün. Neden biz onu dolu dolu yaşamayalım? Biz de inşallah aşure gününü dolu dolu yaşayacağız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretler, Ramazan'dan sonra hiçbir günün diğerinden üstün olduğunu araştırmazdı. Ancak aşure günü hariç. Başka günleri araştırmazmış Allah Resulü. Aşure günün üstlerinin araştırılmış. Yine İbni Abbas diyor ki, Ramazan ayı ve aşure günü hariç oruç tutma bakımından hiçbir günün diğerine üstünlüğü yoktur buyurdu. Demek ki aşure günü bütün günlerden üstün bir gün. Oruç tutmak için, ibadet etmek için, tövbe etmek için, zikretmek için, hayır hasenat yapmak için biz dolu dolu bir aşure yaşayacağız inşallah.
Bunu dergah olarak, kardeşler olarak, arkadaşlar olarak içimizi sindire sindire yaşayacağız. Ve muhakkak aşure gününü oruçlu geçireceğiz. Muhakkak bir hastalığı olmayanlar, bir terbi, bir sıkıntısı olmayanlar, muhakkak aşure gününü oruçlu geçirecekler. Ve aşure günü, hemen bunu söyleyeyim, ilave edeyim. Hem yukarıda tekçede erkek kardeşlere iftar var ve aşure var. Hem iftar hem aşure. O gün aynı zamanda bayanlara da hatme var. Cumartesi günü, gündüz burada. Bayan kardeşlere de burada yemek var, iftar var ve aşure var. Buradan da tekkeye çıkacaklar canı isteyenler. O yüzden hanımlarınıza söyleyin, akşama da burada iftar var bayanlara da. Vakit geç kalıyor çünkü. O yüzden nasıl olsa erkekler yukarı çıkacaklar.
Hiç olmazsa hanımlarını buradan alıp yukarı çıkarlar veya da yukarıda tekkede buluşurlar. Arife günü oruç tutanın gelecek sene ile geçmiş senesinin günaha bağışlanır. Aşure günü oruç tutanın ise bir senelik günaha bağışlanır. Her kim ailesi ve çocuklarına aşure günü don infakta bulunursa, Allah-u Teala senin diğer günlerinde onlara bol rızık verir. O zaman aşure gününde biz, çoluğumuza, çocuğumuza, ailemize infak edeceğiz. Evlerimizi yiyecek alacağız. Huzisi. Bu bir inanış. Bunu madem ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri söyledi, biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin söylediği şeyi yapmaya gayret ederiz. Bu bizim için bir ibadet.
Bizim için bir ibadet. Bizim için bir emir. Bizim için yapılması gereken bir şey. Biz o günü dolu dolu yaşamaya gayret edeceğiz. Biz o günü aşure mantığıyla, kurtuluş mantığıyla, diriliş mantığıyla yaşayacağız. İnsanlar kabul etsin etmesin, bizi ilgilendirmez. Allah bizi affetsin inşallah. Cenab-ı Hak umurlarınızdan nail eylesin. Korktuklarınızdan muhafaza eylesin. Bunun şimdi bütün kardeşler buraya toplandığı oyunlar söyleyeyim dedim. Bugüne kadar olan hizmetlerden hepinizler de Allah razı olsun. Gerçekten bütün kardeşler hem Bursa'dakiler hem Bursa dışındakiler. Büyük bir gayretle, emekle, çabayla dergamıza sahip çıkıp gerçekten Cenab-ı Hak'a hamdolsun, takdire şayan bir hizmet noktamız var.
İşte hem yukarıdaki tekkede duran, tekkede hizmet eden kardeşler, hem burada ve değişik il ve ilçelerde hizmet eden kardeşler, hem stratejimizi anlamada, hem felsefemizi anlamada, hem de hareket ve hizmet noktamızı anlamada elhamdülillah, beklemenin üzerinde bir gayretle, beklemenin üzerinde bir anlayışla elhamdülillah bu noktaya geldik. Ve geldiğimiz noktaya, tabi insanlar kendi ilçelerinde bulundukları noktaya analiz etmekte güçlük çekerler. En son kapalı spor salonundaki hizmet olsun, oradaki gecemiz ve ondan önce ve ondan sonraki gecelerde ve buradaki derslerde, hem haftalık derslerde hem aylık derslerde, hamdolsun Cenab-ı Hakk'a arkadaşların katılımları, arkadaşların bu noktada gayretleri, çabaları, takdire şayan bir şey.
Allah hepinizden de razı olsun. Cenab-ı Hak inşallah hep beraber, kol kola, el ele, kendi yolunda yürümeyi yardım etsin, nasip etsin. Ehl-i tasavvuf, tarihi boyunca, tarihi boyunca, her şeyi Allah için yapmaya gayret etmiş. Cenab-ı Hak'a hamdolsun. Bugüne kadar içimizde, işte, ehl-i tasavvufa yakışmayacak, böyle ağır şeyler yaşanmadı. Kötü şeyler yaşanmadı. Allah nazardan saklasın inşallah. Ve içimize fitne, fesat koymadı. Muhafaza etti Cenab-ı Hak. İnşallah bundan sonra da öyle olsun. Cenab-ı Hak bundan sonra da inşallah, bu tip çalışmalarda, bu tip noktalarda birleşmeyi ve beraber yürümeyi nasip etsin.
Cemaat büyüdükçe, cemaat büyüdükçe, sevk ve idaresi, yönetimi, cemaatın yürütülmesi, koşturması, cemaatın belli bir noktadan, belli bir noktaya geçmesi, gerçekten güç olur. Hele bu cemaat gençse, aktifse, hele bu cemaatın, belli bir geçmişi var ise, gerçekten çok zordur. Bu transformasyonu, bu geçişi, bu yürüyüşü, kardeşler, elhamdülillah, gerçekten çok iyi başardılar. Hem yeni arkadaşların kaynaşması, hem de eski arkadaşların bu kaynaşmaya, kucak açması, sıcak durması, yeni arkadaşlar dahi sanki, böyle on yıllık, yirmi yıllık, bir derviş kardeş gibi oldular içimizde. Bundan büyük mutluluk diyorum.
Ve, eski arkadaşların, bu kardeşlere olan, kucak açmalarından da mutluluk diyorum. Bunu daha da genişlemesini arz ediyorum, talep ediyorum. Arkadaşlar, yeni eski ayırımı yapmadan, yeni eski ayırımı yapmadan, yeni felsefeye, yeni stratejiye tabi olarak da, daha da büyümeye, daha da gelişmeye, daha ileri hizmet etmeye, ve daha ileri adım atmaya hazır olsunlar. Buna hazır olun. Bu tekerlek, Allah'ın izniyle bu noktada durmaz artık. Bundan sonra, bizim için, daha zor, daha çetin, ama daha büyük hizmetler bekliyor. Biz, bundan sonra, küçük bir cemaat gibi, küçük bir tarikat gibi davranmamız mümkün değil. Veya, gelişmesini tamamlayamamış bir cemaat, bir tarikat gibi durmamız da mümkün değil.
Siz kapalı spor salonunda program yapıp, orayı hıncağınç dolduruyorsanız, kutlu doğumda, insanlar sokaklara taşmalı. ve kapalı spor salonundaki program, kurban bayramına, iki üç gün kala olmuşsa, ve bütün olumsuzluklara rağmen, siz koridorları kadar doldurduysanız, bir dahaki programda, insanlar dışarı atmaları gerekir. artık siz küçük düşünemezsiniz, küçük davranamazsınız. Küçük adım da atamazsınız. Açık ve net söylüyorum, siz Allah'ı sevdirmeden, Resulullah'ı sevdirmeden, tasavvufu sevdirmeden, çok ileri adımlar atmak zorundasınız. ve bir misyon yüklendiniz, benimle beraber. Hepinizde.
Ben hiçbirinizi de ayırmıyorum. Bu misyonda hepinizin de payı var. Bu misyonda hepinizin de tuzu var. Bu misyonda hepinizin de emeği var. Hiç kimse diyemez ki, benim emeğim yok, benim tuzum yok. Hayır. Bir kimse buraya gelse, onun o misyonda payı vardır, emeği vardır. Ve bu payla, bu emekle, inşallah Rahman, Allah'ın önünde, utanmayacağınızı umuyorum. Cenab-ı Hak bizi, utandırmasın inşallah. Yola çıkış sebebimiz, para değildi. Yola çıkış sebebimiz, pul değildi. Yola çıkış sebebimiz, makam değildi. Yola çıkış sebebimiz, kendimize maddi menfaat sağlamak değildi. Yola çıkış sebebimiz, kendimize bir menfaat sağlamak değildi. Yola çıkarken, hepimiz er olarak yola çıktık.
Ve yolun sonunda, hepimizde er olarak varırsak, bize ne âlâ? Bize ne âlâ? Bunu tekrarlamakta fayda görüyorum. Eğer şeyh olmak isteyen var ise, eğer üstad olmak isteyen var ise, halife olmak isteyen varsa, burada bir makam beklentisi var ise, herhangi bir kardeşin, bizde bir bağı yoktur. Buna ben de dahil. Biz bu noktada beklentisiz olacağız. Muhakkak ki, hiyerarşik olarak, hiyerarşik olarak, başımızda bulunan kardeşlere itaat edeceğiz. Ama velakin, hiç kimse, bu noktada hiçbir şey beklemeyecek. Şu ana kadar beklenmedi. Şu ana kadar, böyle bir şeyin zerresi görülmedi.
Şu ana kadar kardeşlerinin, maddi bir menfaatın beklentisini, hiç şahit olmadım. Bir makam beklentisine şahit olmadım. Bir mevki beklentisine şahit olmadım. Şahit oldum dersem, Allah beni utandırsın. Böyle bir şeye şahitliğim olmadı. Bu yüzden çok mutluyum. Bu yüzden kalbim çok rahat. İçin çok dingin. İçin çok dingin. Ve bunun böyle devam edeceğine inanıyorum. Ve böyle devam etmesini istiyorum. Böyle devam edeceğine inanıyorum. Ve böyle devam etmesini istiyorum. İçimize para girmesin. İçimize mevki ve makam sevdası girmesin. İçimize dünya sevgisi girmesin. Eğer birbirimizin başına basacaksak, manevi yükseliş için basalım, benim başım buna hazır.
Gelin basın benim başıma, çıkın çıkacağınız yere. Benim başım buna hazır. Basın başımın üstüne. Nereye çıkmak istiyorsanız çıkın. Eğer birinin başına basacaksınız. Eğer dünyevi olarak bir makam, bir mevki, bir para, bir pul, istek varlığı, su aklınıza, kalbinize gelirse onu defa edin. Şeytanın vesvesesidir. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak biz hep korusun inşallah. Allah'a emanet olun. Fatmeler devam edecek, soruyorlar. Bu hazmeler devam edecek diye. eves edecek. Hem bayanlara hem erkeklere hatmelerimiz devam edecek. Bu tasavvufun bir disiplini. Tasavvufun kendi içerisindeki bir lütfi ilahisi, bir hediyesi.
ve siz bu hatmeleri sakın ha böyle bir ağırlık gibi görmeyin. Hatmeleri böyle bir yüksünmeden geliyorsunuz. Daha da yüksünmeyin. Hiç aklınıza gelmesin. Bu hatmeler tabiri caizse böyle toplu yükseliş. Bu hatmeler ruhların el ele tutuşup semaya yükselmesi, ruhların el ele tutuşup yüceler yücesine doğru üvey gibi uçması gibi bir şey. O yüzden sakın ha hatmeleri kaçırmayın. Sakın ha haftalık derslerinizi kaçırmayın. Sakın ha günlük derslerinizi kaçırmayın. Yani size namaza, abdest, orucu söylememe gerek yok zaten. Ama muhakkak muhakkak günlük derslerinizi muhakkak haftalık ama iyilerde ama ilçelerdeki derslerinizi ama mahallelerdeki derslerinizi muhakkak kaçırmamaya gayret edin.
Bu sizi devamlı Allah olan ilintinizi ve ilişkinizi arttıracaktır, kuvvetlendirecektir. Maneviyatla olan ilişkinizi kuvvetlendirecektir. Siz onu sakın zayıf bir halaka olarak görmeyin. Günlük derslerinizi sakın zayıf bir şekilde görmeyin. Günlük dersleriniz sizi devamlı ilişkinizi ve ilintinizi sağlam tutacaktır. Haftalık dersler sizin devamlı kuvvetlenmenizi sağlayacaktır. Bu aylık hatmelerde inşallah Cenab-ı Rahman yükselişinizi sağlayacaktır. O yüzden derslerden toplantılardan hizmetlerden bıkmadan usanmadan Cenab-ı Hak yol yürüyenlerden eylesin. Haklarınızı helal edin. Binden yana da helal olsun inşallah. Tekrar söyleyeyim de arkadaşlar son zaman dağılmadan cumartesi gün gündüz kadınlara hatme var ve sohbetle beraber ve akşamına burada kadınlara iftar var.
Cumartesi gün akşam yukarıda tekkede hem iftarımız var hem de aşuremiz var hem de sohbetimiz var. Hakkınızı helal edin. 3 yıl altın Fatiha Şerif Hacı Bektar söyle Hacı Bayrami veli Mehmet-i Muhit-i İftadi Hazretlerinin ruhlarına ayrar edildik
vasıl ve sadar eyle yarabbim. Amin. Huzurlar eyle yarabbim feydatlar, rehmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim. Amin. Güçeyle akifatiha, güçlü kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, mümkünlerin ruhlarına ayrar edildik vasıl ve sadar eyle yarabbim.
Huzurlar eyle yarabbim feydatlar, rehmetlerini, şefaatlerini, üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim. Amin. Hizmet, Üstadımız, Müslüm-i Canımız, Yanımız, Sultanımız, Baynyılac Reddin. Mustafa Efendi ad mansion ruhlarına ayrar edileme zorlaji, rehmetlerini, üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim. Amin. Huzurlar, rehmetlerini, şefaklarını, üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim. Amin. Giyade Resul.'rruhân-ı Huzırlarına yürezeber medproof ve sadar eyle yarabbim. Huzurlar, rehmetlerini, şefaklarını, üzerlerimizden eksik eyleme yarabbim. Amin. kten ve taskluk, kamillerinin, velilerinin, evliyaların, dervişlerin, mümkünlerin, ruhani tutar ketularına,

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi