Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 35:40
Ya normalde mümin her şeyin temizine layıktır. O yüzden temiz bir yerde ölmesinde güzellik vardır. Giyip, böyle değil. Ama normalde, böyle. Ya normalde peygamber, sallallahu aleyhi ve selamat ettirir, genel olarsın. Yük önce sağ ayağına kaldırılmasın. Önce sağ tarafından görülmesin. Bir yerde ayakları giyeceğinden, önce sağlamıyor. İşte, yani yapacak olduk her işlemde, Allah'ın eski, salamadır ve selamat ettirir, salıcağın sektirir. Bu noktada da, eğer ki bir ahaletlenmeyi zor elle yaptığına dair, böyle insanlar tarafından uygun görülmeyen şeyleri yapacağız ama zor eliyle yaptığımız, biraz sol adım var. Aslına dair de rivayetlenmiş. Tuvalete girerken el de ayakları giymiş, sağ ayakları giymiş, mescide girerken sağ ayakları giymiş, sol ayakları giymiş, sol ayakları giymiş, bir bu sol ayakları giymiş, bir rivayetlenmiş.
Zekat, zekatı vermiş. Geçen sene zekat verilmiş, zekatı verilmiş. Nasıl? Geçen sene zekatı verilmiş, malı bu sene tekrar zekatı verilmiş. Zekat ne diyelim? Zekat her sene malının, ticaret mallarının kırkta biri veya aranın veya takının kırkta birini verilmesi yani şey oluyor. Geçen sene malın zekatı verildiyse bu sene de verecek, her sene verecek o. Ama eğer geçen sene iki senelik verildikse o zaman bu mu zorlanıyor? Yok. Mesela bu sene diyelim ki, adam geçen sene yirmi milyar lirası vardı, yirmi milyar lirası, kırkta biri ne yapıyor? Beş yüz milyon yapıyor. Geçen sene beş yüz milyon verdi, bu sene adamın elinde hâlâ da, mesela on yüz milyon var ise, yine onun kırkta birini verildi.
Bu malın zekatı verildi, seneye verilmeyecek diye bir şey yok. Her sene normalde nisap bir tarzından fazla olan para, eğer bir yıl adamın elinde bekletiyse o zekatını verecek. Ticaret mallarının, ondan sonra, paranın, gelirinin kırkta biri. Bakara suresinde Cenab-ı Hak diyor ki, Allah kimseye gücünün üzerinde yük yüklemez. Burada insanların kapasite meselesi mi nedir bu? Herkesin kendine gücü var, kapasitesi var, gelişmişliği var, idrakçı var, ihtiyatı var, maddi ve manevi gücü ve kuvveti var. Bununla alakalı, erkeklerin gücünün üstünden, yani gücüne, yani üstüne, kuvvetinin üzerine güç yüklemez. Bunun gibi, fıtratı neyse insan, o fıtratının gereğini yapıyor.
Allah erkeklerden, kadınlardan erkeklik beklemiyor. Çocuklardan olduğumuz beklemiyor. Çocuklardan terginlik beklemiyor. Bunun gibi. Veyahut da bir kimse oruç uzamayacak güçteyse, ondan oruç beklemiyor. Bir adam devamlı kronik ağrısı olabilir, şeker hastası, pansiyon hastası olabilir, çok zayıf, düşkün olabilir, ihtiyar olabilir, hamile olabilir, emzikli olabilir. Bunlardan Allah oruç beklemiyor. Durumuna göre, ya sonra kaza edersiniz diyor, ya da oruç muademi onun üzerinden alıyoruz. Güzünün üzerine yük yüklemiyor, Allah zulmetmiyor. Bir kimsenin zekat vermeye muhtedir değilse, Hristiyanliktaki yük, Hristiyanlarda zekat vermeye muhtedirliğe bakmaz. Hristiyanlar mesela herkes kiliseye verilir, onunla para götürmek zorundadırlar. Herkes kiliseye para götürür. Zekat da öyle değil.
Zekata nisaf miktarındaki olan paranın kırkta birine zekat olarak karşısında. Gücüne yük yetmiyorsa zekata, o kimse zeynet var değil. Eğer bir kimseye harç gücü yetmiyorsa, o kimse gitmek zorunda değil. Bunun gibi. Hoş geldin. Allah razı olsun. Allah razı olsun. Hoş geldin.
Adı mısın insanlar? Basanda kabahat yapın. Birisi Musaf'ı basmış olsa, Ruki'da Musaf'ı ta, Musaf'ı basındığında kabahat yok. Beni gitmeden, sersallahu her şeyi bu seferden şimdi ben, Peygamber Efendimiz'e habersiz bir iş yapardım. Her peygamber childhood'e soruyorlar. Her adım haftasında, her gittiğinde, her bir an da, yere gittiğinde peygamber childhood'e soruyorlar. Peki bazen o zaman ölebilir etmesine gün geliyor, öyle bir hatalar yapıyor da ki o hatalar arasında yol bile ayrılabiliyor. Bu Peygamber Efendimiz'in bize devam edebilecek içerisinde mutlulaydı yoksa o zaman da bu şeye bir ters gelmiyorlar. Peygamber Efendimiz'in bize devam edebilecek içerisinde gelin değil mi diyebilecekler?
Eğer diyor kimse için devamlı Peygamber Hazretleri ile bitişare etmiyor, her yaptığını ona soruyor denilirse o kimseye peşin iman gerekir. Bir yere gideceğiz, bir yere gitmeyeceğiz. Hakkak ki manevi olarak insanlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri ile görüşürler. Bütün bu müminlere açıklık olurlar. Eğer müminler manevi olarak o noktaya geldilerse inşallah Rahman görüşürler. Ama bu böyle, arkadaşınızın en arkada namaz kılan kimsenin kümbesini tutar. Sen burayı en iyi tutarsın. Çünkü en arkada namaz kılan. Gördüklerinde boyla bulduk hocam tabi.
Burada boyla bulduk namazı. Doğrulmayacağı olmadı. Hanefi'ye göre güneye dondun mu yeter diyor. Hanefi'ye göre çıkardı. Kıze'yi yarı köyler olanlar diye güneye dondular dedi, yeter budur diyor. Güney yarı köyler de kıze'ye dondular diyette, yeter bu diyor. Niye yeter lan? Çok şöyle dönemiyoruz. Normalde bu tip lafızlar çok söylenirler. Bundan da dikkatli olmakta fayda var. Bütün her şeyini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem anketlerinden sorarlar, istişare ederler. Sözü alırmıştır. Biliyorum ki mesela zamanların belli bölümüne artık yol ayrılacak. Biliyorum ki mesela bir yolun devamı vardı veya bir yolun sonu veya başlangıcı vardı.
Sona gelmiş artık ama Peygamber üzerinde istişare edilmemiştir ki böyle bir yolu ayrılmıştır. Din insanların uyma közunu, insanların bilme közunu ne olduğu şey Kur'an sünnet ve imanların iştahı ile belirli, sınırlı. Kur'an sünnet ve imanların iştahının dışındaki sözler ve lafızlar insanların kendilerine ait. Onlar ölçü olarak kabul edilmez. Umuma ölçü değildir. Umuma ölçü ama Kur'an sünnet ve imanların iştahı dairesindeki söz. Bir veli ile bir üstad da Kur'an sünnet ve imanların iştahının dairesinde durduğu müddetçe velidir. Kur'an sünnet ve imanların iştahı dairesinde durduğu müddetçe velidir. Eğer bir veli, veli diye adlandırılan bir kimsenin sözü davranışı, hareketi, Kur'an sünnet ve imanların iştahının dışında bir şeyse uyulmaz, davulmaz, yol olarak da alınmaz.
Uyulmaz diyor, bu insan veli olabilir, beni ilgilendirmez. Ama normalde bir veli, Kur'an sünnet ve imanların iştahının dışında bir şey söylüyorsa, o kendisini bağlar. Yani o normalde başka bir kimse ona uyumak zorunda değildir, uyumazdırlar. duyarsa da hatun ve matun olur. Bu en selametli olanıdır. Bu en selametli olanıdır. Bu herkes için en selametli olanıdır.
Yani şimdi birisi kalksa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle istişare ettin. Siz hepiniz bu güldür güldür güldür kendiniz o duvara bulacağınızı ister ki duvara bulacaksınız. Tarihte kaldı onlar. Kur'an sünnet, Kur'an sünnet imanların iştahı dairesinde. Hatta dinin özü Kur'an ve sünnetlerdir. Bir kimse oturduğun kendince, Kur'an ve sünnetin ihmiyetiyorsa, gücü yetiyorsa yorumlayabilir. Onun kendisini bağlar.
Kur'an ve sünnet dairesinde oturur. Kur'an ve sünnet dairesinde oturur. Sonuçta bağlanmışım, bir müştaha bağlanmışım, müştaha size diyor ki, Kur'an'ı çileceksin. Herkese, Kur'an ve sünnet bir sünnet doğrusunu da istiyorlar. Eğer bu noktada bir kimse bir safi manada müştaha biyat ettiyse, ve üstad ona Kur'an ve sünnet dairesinde, Kur'an ve sünnet dairesinde bir vazife veriyorsa, bir iş veriyorsa, bir iş yapmasını bekliyorsa onu, bir kimse bunu yapacak.
Bağlılık noktasında, cemaat noktasındadır. Bir kimse Kur'an ve sünnet noktasında, üstad'a bağlıysa ve üstad ona Kur'an ve sünnet noktasında dairesinde, bir iş söylüyorsa, bir eylem söylüyorsa, bir ibadet söylüyorsa, veyahut da herhangi bir görev veriyorsanız, o dolanacak. Ülümün var mıdır? O an.
Bunu da normalde, muhakkak Cenab-ı Hak ruhların da, ruhlarını da öldürecek, nefislerini kabul edecek meleklerde dair. En son Azrail emrederdir. Ey aferin, sen kendi ruhunu, kendi ruhunun kendisi kaldı. Ve ondan sonra, Allah bida eder. Bugün kader-i muhakkak olan kim? Allah der diyor. Kendisi cevap veriyor. Yani bu sözü. Bir de tehlike var mıdır? Dünya üzerindeki en büyük tehlikelerden birisi, siz yönesin.
Bunu kim sorduysa var mıdır diye sorar ki, Allah'ın muhafaza edildi. Risyonelik nedir demiş? Risyonelik, Hristiyanların kendi içerisinde bir tarikattır. Onlar da kendi dairelerini, vazifeleri, bütün insanları Hristiyan etmek için ulaşırlar. Kız evladının evlendikten sonra, babasının evinde hakkı var mıdır? Ölünceye kadar hakkı vardır. Kız evladı da olsa, babasının evinde gelir, yer, içer, babasının evinden alır, götürür, ona caizdir. Hacı abi, İsmail Hakkı tepkesinde sohbetler daha tesirliydi. Bu sohbetlerin dozunu biraz daha arttırabilir miyiz? Bizim bu kadar tesirliyiz. O zaman da eğlence var mıdır? Var mıdır?
Kurumlar düzenliyor. Dünya üzerindeki en çarpık Ramazanlar, bu son 100-150 yıldan beri devam ediyor. Dünya üzerinde 150 yıldan beri Ramazanlar, tabircilerin, dansecilerin, ondan sonra ne bileyim, çalgının, türkünün bol olduğu zamanlar. Yani Ramazan eğlencesi. Bu ne eğlencesiyse, Ramazan eğlencesi var. Yani, dünyanın her şey bozulduğu gibi, Ramazanlarını bozuyoruz biz. Yani, insanlar Ramazanları yeme, içme, eğlence olarak görüyor. Veya bir kısmı tabiri olarak görmeye başlarlar. Yani, Allah'ın affesini, benim her zaman çıktığım pazar var, dünden oraya gittim, içeri girilecek gibi değil. Aynı saatte gitmiş sayılır genel, akşam içtikleri giderim genelde. Yani az bir şey, adım atılacak gibi değil.
Yani, insanlar orucu tutacaklar, yiyecek mi topluyorlar, belli değil. Yiyecek mi topluyorlar resmen. E ne olacak, Ramazan'da da eğlenceler oluyor tabi. Minnet, eğlenecek yani. Yani, orucunu nereden kaybedecek? Gündüz orucu tutacak, akşamı eğlenecek, sevabı kalmayacak. Bol bol yiyecek, tıs tıs ödecek, namaz kılamayacak. Bol bol yiyecek, tıs tıs ödecek, ibadet edemeyecek, hepsini kolay edemeyecek. Orucu yemeye ve uykuya tutturacak. Kimisi gece gündüz on ikide kalkacak, oruç tutuyor diye. Ondan sonra habire de yiyecek. Gıda şeklinde Ramazan gelince, oturması lazım, fert olması lazım. Ramazan gelince, bütün senelik iş yapıyor. Ya sanki Allah, Ümmet-i Muhammed'e Ramazan'ı daha fazla yiyin diye yarattır.
Aff olun diye değil, cenneti kazanın diye değil. Ya Ramazan'da daha fazla yiyin diye yarattır. Arkadaşlar, evlerinizde çorpa, pilav, yemek yiyin. Bu işin en üst tarafı. Bundan fazla yemek yaptırmayın. İki çeşit ana yemek yaptırmayın. Peygamber, Samullah ve Selam Hazretleri sofrasında üç çeşit yemek görmedi ölünceye kadar. Ölünceye kadar üç çeşit yemek yiyin. Siz şuna bakmayın, biz yiyelim şükredenlerden alalım. Sen var ya meşhur, hiç şükredenlerden olmuyoruz biz. Biz hamure göbek büyütüyoruz. Hep beraber, bunu hepimiz için geçelim. Allah'ımı muhafaza edelim. Ramazan'da eğlence olmaz.
Ramazan'da çok yemek olmaz, çok uyumak olmaz. Bu zaman bahseder misinizdir? Bunlardan hep bahsediyoruz. Sadaka nedir, kimlere verilir? Yani sadaka insanın, zekat da sadakanın içine girer ama biz kendi halk tabirinde sadaka dediğimizde işte yoksul, kimsesiz, fakir fukara verilen, yapılan yardım olarak görürüz. Tabimizi nasıl temizleriz? Zekirle. Domazamız muharik olsun. Gün ilk teravi namazımızı kıldık. Allah'a affetsin, arkasından da atlık oğlayan birisi gibi hissettim. Kendini oturdum. Teravih kulağı en yorulduk. Şimdi namaz kıldık. Allah'a sallallahu aleyhi ve sellem bize teravih namazını, harbik olsun diye değil, Ramazan cezileri boş geçirmemek için.
Benim Diyanete göndermelir miyim? İkincisi ben, teravih namazı yerine bir günlük kaza kısa uygun olur mu? Benimkine üç kare çıkacak, benimkine dörtte üç kare çıkacak. Bak ki bu devri var, Allah razı olsun diye. Şimdi normalde imamlar cemaat topluyorlar. Hangisi daha hızlı girdi, kıldırırsa herkes onun peşine gidiyor ya. Ondan sonra yet imamlar oluşuyor. Kim daha, hatta biz yeni namaza başladığımızda bir tane imam vardı, o sene ki dünya kufası maçlarının ne vardı? Bizim arkadaşlar, böyle maçla namaza yakınsa şeye gidiyordu.
O imamın arkasına gidiyorlardı. Gündüzden de soruyorlardı, hocam akşama geleceğiz, bak maç var. Maça yetiştirin ben sizi. Ben de gittim bir gün anlaman beraber, ben daha bir sefer subhana, Rabbiyel azim daha demeden Allah'a bekler diyordum. Yok mümkün değil yetiştirmek. Ben bıraktım cemaatı, arkada kendi dünya kulu yetiştiremedim çünkü ben. Yeni namaza başlamışım bir de. Anlatsa yetiştiremedim. Ama yani sonuçta, belki imamlarımız ne olsun? Biz hani bir noktadayız ki, imamlar hangi noktada olsun? O yüzden hiç kimsenin kimseye böyle eleştiren göre de bakacak hali yok. Kendimizi düzeltmeye çalışalım. Etrafımızı düzeltmeye çalışalım. Evet, zaten kaza namazı, orucu varsa bir kimsenin, telavuk olması çok uygun değil.
Kaza namazı bükülsün. Allah ver Allah'ın, anılır Hz. Muhammed'in ayaklarına kapanasını gelir. Hayal anında, arsızlaşın insan, dua edin Allah'ın, derim ki, o yolda gözyaşlarım, nefsini silsin götürsün gözyaşlarım. Nasıl olur? İnşallah, burası mükemmel ve gerçek olur. Böyle giderse burası edebiyat köküsü olacak. Kazan namazı olan kişi cemaat ve telavuk kılmalıdır, yoksa evde kazanan olurdu. Yani camide ne görürse, telavuk kılsın, ne olacak? Kazan'ın kılması daha uygun. Ama camide şimdi herkes cemaatle telavuk kılıyor, sen orada kazaya mı niyet edeceksin?
İmam teraviye niyet ediyor. Eceyseniz kaza namazı olarak kılın. Ramazan da dilencilik çoğalıyor, bu konuda ne götürüz, ihtiyaç tarihini nasıl yayınlayacağız? Namazan herkese geliyor ve ramazan. Yani dilencisine de geliyor. Derviş, misdadın fotoğrafını cildanda taşınmalı mı? Ceren kardeşim yani. Fotoğrafa bakarak rapıta yapılır mı? Bu olmalı. Derviş, misdadın fotoğrafını taşırsa taşırsa taşırsın. Bu da büyük. Kayınpeder ve kayınvalide dekat vermek uygun olur mu? Olur. Kimse ancak kendi anne babasına dekat vermezse onlarla bakmakla yükümdü zaten. Ya Allah! Ya Allah!
Biz'in sevabı 10.700'e kadar kapatın. Allah buyurdu ki, ancak oruç müstesna. Onun mükafatını ancak ben vereceğim. Çünkü o şehretini ve yemesini sırf benim için terk edin. Şehretini ve yemesini. Şehretini ve yemesini. Tekrar söylüyorum. Şehretini ve yemesini terk edin. Bunun iki sevinci vardır. Birinci sevinci iftar ettiği zaman, ikinci sevinçte Rabbine kavuştuğu zaman orucunun ağız kokusu Allah katında kokusundan daha hoştur.
Oruçlu imsak vaktinden iftar vaktine kadar, akşam insanı okununcaya kadar bir şey yemez, içmez ve şehvetine uymaz. Şehvet sadece cinsellik değildir. Şehvet sadece bir erkeğin bir kadına yanaşması veya bir kadının bir erkeğine yanaşması olarak davranamayın. Şehvet eğer ki gayri nizami noktada olursa içine bütün insanların fahşiyatları girer.
O yüzden çok yiyen kimse fahşiyata da çok düşer. Yanlışlığa çok düşer. Yemenizi Ramazan'da kısın. Ramazan'da az yiyin. Bunu dönüyorum, dolaşıyorum 15 günden beri bütün derslerde söylüyorum. Ramazan'ı yemek ayı yapmayın. Teraziye kendinizi kaç kilo girdiniz? 100 kilo. Ramazan'dan çıkınca 98 olur, 97 olur, 95 olur. Ramazan girerken 100 kilo, çıkarken 105 kilo. Ben çok sinirleniyorum Ramazan'da, çok yükrediyorum, çok günaha giriyorum. Hayır, Ramazan'da az günaha geçer. Ramazan'da daha az günaha geçer. Ramazan'da daha az sinirlencer.
Ramazan'da daha sakin olacaksın. Ramazan'da daha yumuşak olacaksın. Daha günahlardan sıyırılmış olacaksın. Ramazan yeme, içme, günaha girme, yalan söyleme, bilbet etme ayı değil. Ramazan az yeme, az uyuma, çok zikretme, çok Kur'an okuma, çok namaz kılma, çok ibadet etme, haramlardan uzaklaşma ayı. Bir ehli tasavvufa Ramazan'da az bir demek kadar zul bir şey yok. Ramazan'da günahlarımızı affettirin demek kadar zul bir şey yok. Çünkü ehli tasavvuf Recep ve Şaban da bu işlerini halleder. Ramazan'da yol yürücektir artık o. Ramazan'da yükselecektir. Ramazan'da derinleşecektir. Ramazan'da içselleşecektir o. Derinliği bir hal alacaktır Ramazan'da. Ve orucunu zedelemeden yiyecektir.
Oruç diye yakışmayan şeyler yapmayacak bir kimse Ramazan'da. Orucu zedele nedir dediklerinde Allah Resulüne yalan ve kıymet ödemiş. O zaman orucumuzu zedelemeyeceğiz. Yalan yok, kıymet yok, delikozu yok, iftira yok. Eğer onları yaparsan aç kaldık sadece, oruç tutmadık. Eğer sahurda tıkamasa yiyorsak biz, iftira tıkamasa yiyorsak orucu ekmeğe tutturuyoruz. Makulun üzerinde yemeyin. Makulun üzerinde uyumayın. Makulun üzerinde ibadet edin Ramazan'da. Millet beş yapıyorsa sen altı yap. Teravih namazını kıl, kaza namazını kıl, Allah'ı çok zikret. Kur'an-ı Kerim oku. Okumasını bilmiyorsan öğren Ramazan.
Ramazan ayında en büyük ibadetlerden birisi Peygamber Zişan Efendimiz. Her Ramazan ayında Kur'an'a hak nederdir Cebrail ile beraber. Bol bol Kur'an-ı Kerim okuyun. Evinizde çocuklara Kur'an okutun. Hanımlar paso yemek yapıyorlar Ramazan'da. Paso yemek yapıyorlar. Kadınlar mutfakta çıkamıyorlar ibadet etmek için. Adam saat 10'da bir menü, 12'de bir daha, 2'de bir daha, akşamüstü bir daha.
Bir çeşit yemek olsun ana yemek evinize. Bir çeşit, ikincisi olmasın. İhtara davet ediyorsunuz. Millete de aynı şekilde verin. Çok yapın, bir çeşit yapın, çok yapın. Herkese etsin. Bol bol ihtara davet edin arkadaşlarınızı, kardeşlerinizi. Bakın bu karayı bol bol evinize davet edin, evinize davet edin. Eviniz açılsın bütün insanlara. Mahallenizde, akrabanızdaki fakir bu karayı ağırlayın, davet edin. Zenginler zenginleri ağırlamasın sahabete. İşte poşetler paydayız. Milletin evine, adamın evine hiç kimse girmiyor. Evinize davet edin insanları. Ramazan, insanlar gelsinler, evlerinizde hizmet görsün, yemek görsün. Birbirlerinin de samimiyetiniz, muhabbetiniz artsın.
Allah bize öyle ölü Ramazan nasib eder. Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa, Allah onun cereninden yüz yıllık mesafeye uzaklaştır. Orucun karşılığı cennettir. Orucun karşılığı kalkandır. Orucun karşılığı muhafazadır. Orucun karşılığı hesapsız kitapsız Allah'a ulaşmaktır. Orucun tutarsanız. Yalanla, bilbetle, dedikoduyla, lafla, küple, bağırış, çağırış, küfürbaz. Orucun bir anlamı yok. Bir kıymeti yok. Evdeki kadınlar titriyorlar.
Adam çok sinirli Ramazan'dan. Kadınlar titriyorlar. Abi Ramazan'da bizim başımızı perişan et. Çeki akacak kendimizi. Öyle bir Ramazan olmasın inşallah. Her kim inanarak ve karşılığını sırf Allah'tan bekleyerek Ramazan umusunu tutarsa onun geçmiş planları boyuşlanır. ayların erhalisidir.
Ramazan bizi Ramazan'ı gerçek mahiyette yaşayanlardan eylesin. Ramazan ümmet-i Muhammed'in komple sülükudur. Hani tasavvufta sülük vardır ya. Ramazan da ümmetin, komple ümmetin sülükudur. Her ibadetler ümmete mütalif bir sülük hareketidir. Ümmete mütalif, bütün kalabalığa mütalif bir yolculuktur. Namaz bir sülüktür. Oruç bir sülüktür. Zikir bir sülüktür. Haramlardan uzak durmak sülüktür. Helalı işlemek sülüktür. Ehli tasavvufun kendi içerisinde ayrı bir sülük disiplini vardır. Bu farklı bir şeydir.
Ama o sülükun içerisinde dahi oruç vardır. Ehli tasavvufun özel sülünün içerisinde dahi namaz vardır, zikir vardır. Rabıta vardır. Ama ümmetin sülükudur oruç. O yüzden orucu ehli tasavvuf bir sülük olarak görmeli. Bir sülüğün mertebesi olarak görmeli. Sülüğün içerisinde sülük, yani sülük yol gitmek demek. Eğer o yol gitmekse o zaman biz orucu yolun içerisinde ayrı bir kategori, ayrı bir katman olarak görsek.
O yüzden oruç imadetine çok dikkat edeceğiz. Kendinizi çok dikkat edeceksiniz. Yani her tuttuğumuz oruç, her tuttuğumuz bir günlük oruç. Eğer ki gerçekten zedelemeden tutarsanız cehennemden yüz yıllık mesafeye uzaklaştıracak Allah sizi. 30 günde düşünebiliyor musunuz nereye kadar gidecek? O yüzden bir her kim Ramazan orucunu tam hakkıyla tutar ise Allah'ın geçmiş günahlarını affeder. Bu ehli tasavvuf için geçerli değil. Ehli tasavvuf için bu ileri götüren bir etken olması lazım. Onu tetikleyen, onu itekleyen bir etken olacak. Yani günahlardan kurtulmak için değil, daha ileri, yücelerin yücesine doğru yükselme olması lazım onun için olur. Avam için günahlardan kurtulmak, avam için günahlardan kurtulmak, tarikatın içerisinde olan insan için seyri sülüktür oruç.
Ramazan seyri sülüktür. O yüzden bu Ramazan'daki oruca seyri sülüktür gibi iyi yapışın. Orucunuza iyi yapışın. Ve orucunuzu zehennememeyi gayret edin. Dilinize sahip çıkın, gözünüze sahip çıkın. Elinize, ayağınıza sahip çıkın Ramazan'da. Ramazan'da çünkü eğer ki bir kimse içkiye, kumara, uğra, zınıra, yalana, kıybete, dedikoduya devam ediyorsa, Ramazan onun için ateş olur o zaman. O yüzden orucunuzu bir seyr-i sülûk gibi görün. Bugün orucun birinci günü. Bugün orucun birinci günü. Ve otuz gün sizin üç yüz gününüze, üç yüz gününüze bedel olması lazım. Otuz gün sizin üç bin gününüze bedel olması lazım. Üç bin gününüze bedel olması lazım. Otuz gün, otuz bin gününüze bedel olması lazım. Orucunuzu öyle tutacaksınız.
Yani Ramazan'da diyeceksiniz ki, arkadaş bana dokunma. Ben de hiç kimse dokunmayayım. Ramazan. Dokunma ve dokunmamak yasaktır. Değil. Ramazan'ı öyle tutun. Gözünüzü seveyim. Allah sizinle razı olsun. Lütfen Allah rızası için çok yemeden, çok uyumadan, günaha girmeden bir Ramazan geçerim. Gönlüm onu arz ediyor. İnşallah öyle bir Ramazan geçeriz senin. Ve etrafımızı kıymadan, eşlerinizi üzmeden, anne babalarınızı üzmeden bir Ramazan geçerim. Yoksa, o zaman Ramazan Ramazan değil. Günaha devam ediyorsa, yalana, cilbe, tezeti koyacağı iftiraya devam ediyorsa, adamın önüne gelene tırpanlıyorsa, önüne gelene çengeliyorsa, bu ne büyük günlük ne de bu Ramazan. Allah bizi affetse.
Cenab-ı Hak oruçlarınızı kabul etsin inşallah. Olduklarınıza nail eylesin. O yüzden, o yüzden tutmayanlar için zorluktur ilk gün. Bugün eski olabilirsiniz. Biraz böyle bak, cemaatı serpilmiş gibi çırpılmış biraz. Dıştırdılar ya muhakkak bir yerlere ihtara gitmişlerdir. Bugün oruç. Ya annelerine gittiler, ya babalarına gittiler. Ya kendilerine gittiler. Veyahatı çırpılmışlardır biraz. Sigara içenlerinin kafası denler, başı denler şimdi. Hasta olurlar filan, orucun birinci gün diye. Hepsi de kendi kendine bir şey olur. Bu Ramazan'da sigara içenler, sigarayı bıraksınlar. Sigarayı bırakır. Allah bırakırsın inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.