Üstad Mustafa Özbağ

732. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 29 Ekim 2026 · 41:02

Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin. Hakkı hak bilip, hakkı yaşayan, tebliğ eden, haykıran, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden, batıla gönlü meyletmeyen kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp, o ferasetle ferasetlenen, o ilimle ilimlenenlerden eylesin.
Nerede Müslümanlara zulmeden, Müslümanların canına, namusuna, hakkına, hukukuna, şerefine, haysiyetine, topraklarına tecavüz eden var ise, Cenab-ı Hak hepsini kahri perişan eylesin. İsrail'i yerle yeksan eylesin. Birbirlerini düşüp batırsın. Destekçilerini yerle yeksan eylesin. Çin'i yerle yeksan eylesin. Müslümanlarla cihad eden kafirleri yerle yeksan eylesin. Bizleri de affı muhafırat eylesin. Bizleri de lütfetsin, ikram etsin, ihsan eylesin. Ejimayin. Bu akşamki dersimiz 58. nasihat Yasin Suresi ayet 11. Ama bağlam olarak 9-10-11'den alacağız inşallah. أعوذ بالله من الشيطان الرجيم.
بسم الله الرحمن الرحيم. وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا فَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ وَسَوَاءٌ عَلَيْهِمْ مَا أَنْذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنْذِرُهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِيَا الرَّحْمَانَ بِالْغَيِّمْ فَبَشِّرُهُ بِمَغْفِرَةٍ وَأَجْرٍ كَرِيمٍ صَدَقَ اللّٰهُ
Yasin Suresi Ayet 9 Biz onların hem önlerine hem de arkalarına birer set çekerek gözlerini perdeledik. Artık onlar görmezler. 10. Ayet Sen onları uyarsan da uyarmasan da aynıdır. Onlar iman etmezler. 11. Ayet Ancak zikri takip eden ve gaybette Rahman'a haşyet besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte onu hem bir mağfiretle hem bir ecr-i kerim ile müjdele.
Yasin Suresi 9-10-11 Tabi bu geceki konumuz bizim 11. Ayet. 11. Ayette diyor ki Ancak zikri takip eden ve gaybette Rahman'a haşyet besleyen kimseyi sakındırırsın. İşte onu hem bir mağfiretle hem de bir ecr-i kerim ile müjdele. Tabi bu her zaman anlatıyorum zikirle alakalı hani ayet-i kerimelerde zikir geçiyor. Bu zikri de herkes hani müfessirler kendilerince kendilerince.
Bu zikirden kastın ne olduğuna dair işte kimisi Kur'an-ı Kerim demiş. Kimisi öğüt demiş. Bu tip böyle şeyler var. Tefsircilerin tefsirleri var. Bunları reddetmek derdimiz değil. Ama şimdi az önce böyle okurken kalbime geleni söyleyeyim. Hani bize Kur'an yeter diyorlar ya. Hani biz Kur'an'a bakarız. İyi Kur'an zikir diyor. Ne yapacaksınız şimdi? Hiç katıksız bu noktada tefsirsiz. Kur'an-ı Kerim diyor ki Ancak zikri takip edenler yani zikredenler, zikri takip eden, zikre bağlı olanlar. Ve aynı zamanda da gayb aleminde Rahman'a haşret. Yani alemi gaybde Allah'ın önünde eğilen, ona tabi olan alemi gaybde. Yani bu normalde şimdi ister bunu ruhlar alemi olarak alın, ister ruhlar aleminden önce Muhyiddin İbni Arabice ayağını sabit eden alın.
Demek ki orada gayb dediği o alemde eğer ki o kimse Allah'a karşı bir haşyet beslediyse o zaman burada da ne oldu? O kimse sakındı. Yani o kimse doğru yolda yürüdü. O kimse istikameti düzgün oldu. Ve onu mağfiretle ve ecr-i kerim ile müjdele. O zaman o kimseye de Cenab-ı Hak peygamberin üzerinden diyor ki onu mağfiretle müjdele. Onları güzel ecirle, güzel sevapla müjdele. O zaman zikri takip etmek, zikri yapmak, zikrin peşine düşmek. O zaman o dilde başlayıp normalde hale tecelli eden, dilde başlayıp kalbe tecelli eden, kalpte tecelli edince sırra tecelli eden, sırra tecelli edince ruha tecelli eden zikrullah. Allah'ı zikretmek.
Ve normalde o zaman o hale gelince o kimse dil ile zikrullah'tan içeri girmeye başladı. O zikrullahı hal ile yaşamaya başladı. Hal noktasında da, o sır noktasında da, ruh noktasında da Allah'ı zikretmeye başladı. Ve normalde o zikir o kimsede oturduğu zaman, o zikir o insanda oturduğu zaman, o kimsenin halinde değişiklik olacak, bakışında değişiklik olacak, görüşünde değişiklik olacak, dilinde değişiklik olacak.
Pozitif noktada, iyilik noktada, iyi noktada değişiklik olacak. Yani hem zikrediyor, hem hanımını dövüyor, zulmediyor. Hem zikrediyor, hem kocasına dövüyor, zulmediyor. Hem zikrediyor, hem çocuklarını dövüyor, zulmediyor. Hem zikrediyor, normalde kul hakkı dinlemiyor. Hem zikrediyor, devlet hakkı dinlemiyor. Hem zikrediyor, fanfin foncu oluyor. Hem zikrediyor, devletin malına çöküyor, üçkağıtçılık yapıyor. Hem zikrediyor, belediyelerde üçkağıtçılık yapıyor. Belediyede paraları götürüyorlar, kamuda paraları götürüyorlar. Hem zikrediyorlar, hem israf ediyorlar. Hem zikrediyorlar, hem tağuta, tağutun önünde eğiliyorlar. Hem zikrediyorlar, hem Kur'an ve sünnetin dışına çıkıyorlar.
Kur'an ve sünnetin dışındaki felsefe, inanç ne varsa, onları kendilerine ilke ediniyorlar. Aslında böyle olunca da, o normalde dokuzuncu ayet tecelli ediyor. Dokuzuncu ayet ne tecelli ediyor? Bunların bu zikrullahın dışına çıkması, zikrin dışına çıkmasından dolayı Cenab-ı Hak önlerine, arkalarına onların set çekiyor. Neden set çekiyor? Yapmış olduğu kötülüklerden dolayı set çekiyor. Neden set çekiyor? Müşrikliklerinden dolayı set çekiyor. Neden set çekiyor? Müslümanmış gibi göründükleri halde kafir gibi yaşadıklarından dolayı set çekiyor. Neden set çekiyor Cenab-ı Hak? Müslümanların içerisinde duruyor ama kafirlerle, tabiri caizse ortaklık yapıyor. Haşne fişne yapıyor.
Oturmuş kafirin kucağına, kafir ne diyorsa onu yapıyor. Hem zikrediyor onlar. Bizle beraber cuma kılıyorlar, namaz kılıyorlar, teravihlere gidiyorlar. Hoy Ramazan'da oruç tutuyorlar. Böyle iftarlar veriyorlar. Normalde Kur'an-ı Kerim'i çok güzel tecvidli okuyorlar, makamlı okuyorlar. Kafalarına birer tane güzel bir beyaz takke geçiriyorlar. Ama yaşadıkları, yaptıkları, ettikleri kafirlere benziyor hep. Bakın kafirlere benziyor. Bu sefer onlar ne oluyor? Onların gözleri görmüyorlar. Kulakları var, duymuyorlar. Kalpleri var, hissetmiyorlar. Hissetmiyorlar. Cenab-ı Hak onların bu yaptıklarından dolayı kalpleri mühürleniyor. Kalpleri katılaşıyor. Kalpleri kararıyor.
Ve Cenab-ı Hak diyor ki, sen onları uyarsan da, uyarmasan da onlar bundan bir fayda almazlar. Yunus'un dediği gibi sen bir karataşsın, deryanın, denizin içine düşsen de içine su almazsın diyor ya. Bunlar öyle oluyor. Çünkü bunlar kafirlerle beraber zikre düşmanlık ediyor. Münafıklarla beraber zikre düşmanlık yapıyor. Sizin yanınıza geliyor, sanki sizdenmiş gibi davranıyor. Sizdenmiş gibi davranıyor. Ama onlar normalde böyle gevşek, böyle kafirimsi, münafıkımsı insanların bir an yana gelince, sizin zikrinizle alay ediyorlar. Sizde alay ediyorlar. Sizi ahmet görüyorlar, geri zekalı görüyorlar. Ondan sonra işte kendilerince aptalca bağlanmışlar. Aptalca zikrullah yapıyorlar. Daha ilerisine gidiyorlar.
Dinde zikrullah yok diyorlar. Böyle zikir yok diyorlar. Böyle bir şey olması mümkün değil diyorlar. Hadisleri inkar ediyorlar. Bunlar kendilerince ama kendilerini İslam görüyorlar. Ve bizde onları İslam görüyoruz. Ama kendi iç alemlerinde zikre düşmanlar. Kendi iç alemlerinde zikrinle alay ediyorlar. Zikredenlerle de alay ediyorlar. Bunlar normalde bir araya geldiklerinde, hani siz nasıl bir araya gelince Allah'ı zikrediyorsunuz, onlar da bir araya geldiklerinde Allah'ın zikrine düşman olmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Her şeyi yapıyorlar. Normalde onlar Kur'an'a da düşman. Onlar hadislere de düşman. Onlar normalde Kur'an'dan çıkan hükümlere de düşman.
Onlar şeriata da düşman. Onlar Kur'an ve sünnetin çıkan, içinden çıkan hükümlere de düşmanlar. Onlar Allah ve Resulünün yoluna da düşmanlar. Onlara kalsalar biz normalde din böyle, işte Müslüman mısın, Müslümansın, onun olsan başka hiçbir şey yapmana gerek yok. Yani Kur'an'ın kaideleri, Kur'an'ın kuralları, onlar geçersiz. Onlar 1400 yıl önceydi. Şimdi onlara tabi olunması mümkün değil. Ne yapması lazım? Revize edilmesi lazım. Ne olması lazım? Mesela işte revize edilip cihat ayetlerinin ortadan çıkması lazım. Revize edilip normalde faizle alakalı hükümlerin ortadan kaldırılması lazım. Revize edilip böyle İslam hukukunun öngördüğü, hani kısastır, bu ceza hukukudur, bunların hepsinin de ortadan kaldırılması lazım.
Ya ne olması lazım? Normalde birisinin kafasına esecek, birisinin kafasına eserekten bir hukuk oluşturacak. Getirin oradan bana diyecekler İtalyan ceza hukukunu, getirecekler. Çevirin Türkçe'ye, çevirecekler. Geçirin millet meclisinden, geçirecekler. Getirin Alman hukukunu, getirin Fransız hukukunu, getirin İsviçre medeni hukukunu. Bunları Türkçe'ye çevirin, geçin. Yani senin neye inandığın, neye inanmadığın önemli değil. Bunlar zikre düşmanlar. Bunlar Kur'an ve sünnetten bir hüküm konulacak diye bunların ödleri kopar. Kur'an ve sünnete uygun bir kanun çıkarsa ödleri kopar. Bakın ödleri kopar ve öylesine şedid düşmanlar ki siz bunu dile bile getiremezsiniz.
Yani demokrasi dedikleri şey Müslümanlar için geçerli değil. Bakın demokrasi denilen şey Kur'an ve sünnet için geçerli değil. Demokrasi denilen şey Müslümanlar için geçerli değil. Siz bakın bu ülkede Komünist Partisi kurabilirsiniz. Sosyalist Partisi kurabilirsiniz. Ne bileyim adına Cumhuriyet denilen bir parti kurabilirsiniz. Adına demokrasi denilen bir parti kurabilirsiniz. Siz ama bir Müslüman parti kuramazsınız. Anayasaya kırı çünkü. Siz normalde ben İslami hukuku, İslam'ın hukukunu, ahlakını uygulayacağım. Böyle bir parti kuruyum derseniz kuramazsınız. Anayasaya aykırı, ilke ve inkılaplara aykırı partinizi kapatırlar. Bunu savunamazsınız da.
Bakın bunu savunamazsınız da. Savunursanız derdest ederler, atarlar içeri sizi. Konuşamazsınız dahi. O zaman normalde zikre düşman olanlar. Yani Kur'an'a düşman. Dolaylı olarak sünnet-i seneye düşman. Kur'an'ın bazı ayetlerini düşman. Düşman bunlar. Namaza düşman. Oruca düşman. Bildiğiniz namaza düşman. Adam ne diyordu? Bu namazı bu ümmetin başına bela ettiler. Namaza düşman. Oruca düşman. Tutmasan da olur. Ne yapacaksın? Ver para, geç. Tabii. Paran var mı? Var. Ver para, geç. Orucu tutmana gerek yok. Namazı kılmana gerek yok. Öldükten sonra vasiyet et. De ki kaç yıllık namaz kılmadım? 60 yıllık. 60 yıllık iskatımı verin, geçin. Yani namazı da kılmana gerek yok.
Normalde ne diyorlar? İşte Allah ertesi günü bilmez. Allah benim kimle evleneceğimi bilmez. Eksik bir Allah inancı. Tabii. Allah onu bilmezse hiçbir şey bilmez zaten. Bunlar Kur'an'a düşman. Bunlar sünnet-i seneye düşman. Allah muhafaza eylesin. O yüzden böyle kafirlere benzemiş, kafirlerin aklını, fikrini, kendini akıl fikir olarak almış, kafirlerini, ilkelerini, kendilerini ilk olarak almış olan insanlar zikrullaha düşmandır. Allah'ın zikrine düşmandır. Onlara deseniz ki siz Allah'ın zikrine düşmansınız. Onlar derler ki biz Müslümanız. Neden zikre düşman olalım? Yani sen ona desen ki Kur'an'a düşman mısın? Hayır. Peki Kur'an'ın hukukunu istiyor musun? Hayır. O bin dört yüz yıl önce kaldı der. Bakın normalde o bin dört yüz yıl öncesinde kaldı der.
Aslında örtülü düşmanlık yapar. Allah muhafaza eylesin. Ve böyle olunca da onların hidayetleri mümkün değil. Cenab-ı Hakk'ın mühürlediğini kimse açamaz. Onlar zikre düşmanlıkta o kadar ileri gittiler ki Cenab-ı Hakk onların kalplerini mühürledi. Çünkü zikre onlar düşmanlıklarını ileri dereceye götürdüler. Ve git onlar böyle sizin zikrullah yaptığınızı, sizin temiz bir Müslüman olduğunuzu görsünler rahatsız olurlar.
Bakın ailelerinizde bile rahatsız olanlar olur. Sülalenizde rahatsız olan olur. Yani siz tertemiz bir İslam yaşayacağım deyin. Biz tertemiz bir Kur'an sünnet yaşayacağız deyin. Ailelerinizde dahi düşman olurlar. Yani böyle olmaz, bu kadar olmaz. Sen yani çok ileri gitmişsin. Mesela benim normalde bayımdır da hala da kafeyi yememi bekliyorlar. Kırk yıl geçmiş bir gün sen kafeyi yiyeceksin dediler. Kırk yıldan beri kafeyi yememi bekliyorlar benim. Yani dinle ben kafeyi bozacağım. Zikirle kafeyi bozacakmışım yani. Kafeyi bozmak ne? Delirmek. Ben deliyim diyorum aslında. Beklemeyin. Ben deliyim zaten diyorum. Beklemenize gerek yok. Bildiğiniz deliyim diyorum ben.
Yok diyorlar sen başka türlü deli olacaksın. Normalde yani bu deliliğimi de kabul etmiyorlar. Neden? Çünkü zikrullaha düşmanlar. Yani yaptığınız zikre de düşmanlar. Yani Kur'an'a da düşman bunlar. Bunlar ama açıktan deseler ki biz Kur'an'a düşmanız. Siz onları kale almazsınız. Kur'an'a düşmanız derseniz siz onlara oy atmazsınız. Kur'an'a düşmanız derlerse yürüyün dediklerinde siz yürümezsiniz. Ne diyorlardı hocam? Atıl ha. Evet. O yüzden hani der mi Kur'an'a düşmanım demez. Algıyla yönetilmeniz lazım. O yüzden Kur'an'a düşmanız demezler. Tatlı tatlı söylerler. Mesela ne derler?
Ya bu hadis şeriflerin içerisinde sahih olmayanlar var. Nefret ettim sözlerden birisi bu. Nefret ediyorum bundan. Yani diyorum bir hadis kitap okudun mu? Hayır. Diyorum o sahih olmayan iki tane hadis söyle bana diyorum. İki tane hadis söyle. Yok. Ya bir tane söyle diyorum ya. Mesela namazla alakalı bir tane sahih olmayan hadis söyle. Oruçla alakalı bir tane sahih olmayan hadis söyle. Zekatla alakalı sahih olmayan bir hadis söyle. Haçla alakalı sahih olmayan bir hadis söyle. Kısaslarla alakalı sahih olmayan bir hadis söyle. Öyle ya. İmanla alakalı sahih olmayan bir hadis söyle. Ya bir bölümden bir hadis söyle. Yok ama slogan var. Hadislerin içerisinde sahih olmayan, daha doğrusu sahte olan hadisler var.
Sologan belli. Yani diyorum aslında biliyorum o kitabı. Diyorum iki cilt sahih olmayan hadislerle alakalı iki cilt yazılmış bir kitap var. İsmi ne diyorum? Duruyor. Okudun mu diyorum o kitaptan bak haberim bile yok. Duruyor. Ya okumamışsın. Bir bilgin yok. Nereden sahih olmayan hadisler bilgisi nereden sende? Sen hadis alimi misin? Hayır. Nereden sende bu? Ses yok. Sen aslında din düşmanısın. Sen Mossad'ın yetiştirdiği bir piçsin. Nasıl? Basbayağı. Sen siyahinenin yetiştirdiği yosmasın. Nasıl? Basbayağı. Ağır konuşuyorsun. Evet ağır konuşuyorum. Senin açmış olduğun fitne kapısı benim sözlerim onun yanında. Benim sözlerim o fitne kapısının yanında samimi söylüyorum. Samimi söylüyorum. Hiçbir şey değil.
Sebep bu ümmetin içerisine bomba atıyorlar. Ve ümmet de bunları dinliyor. Dinliyor. Ve bunların bir de hani gerçekten takipçileri var. Bir hayli kalabalık. Şeytan davet ediyor bunları. Şeytan alkışlıyor. Şeytanlaşmış olanlar da bunların peşine gidiyor. Ne hoşlarına gidiyor bilmiyorum. Hadisler sahih değil denilince. Ona ne bir faydası var bilmiyoruz.
Ama bunlar zikir düşmanı. Bunlar Kur'an düşmanı. Bunlar sünnet-i seniye düşmanı. Bunlar İslam'ın fıkıhına düşman olan kimseler. Allah muhafaza eylesin. O yüzden birisi zikrullaha düşmanı ise bilin ki o normalde ya İsrail beslemesidir ya normalde CIA beslemesidir. Yani bu ülkede çok çünkü bunlar. Bakın çok. Yani Osmanlı yıkıldığında burada yaklaşık Anadolu'nun nüfusu 8 milyon.
8 milyon içerisinde 2,5-3 milyon gayrimüslim unsur var. Sonradan bir de getirilenler var. 4 milyon gayrimüslim unsur var. 8 milyonluk nüfusta 10 milyonluk nüfusta 4 milyonluk gayrimüslim unsur var. Sebateistçi, Yahudisi, Ermenisi, Kızılbaşı, Yezidisi, Ezidisi. Bunlar normalde şey bu topraklarda var bunlar. Bunlar bir yere gitmediler. Bunlar bizim içimizde. Bunlar bizim içimizde.
Yani biz Müslüman, Anadolu Müslümanlar olarak biz Paryayız yine. Biz 2. sınıf değil 5. sınıf vatandaşız. 1. sınıf onlar. Onlar zikre düşmanlar. Onlar Kur'an'a da düşmanlar. Onlar yaptığınız zikrullaha da düşmanlar. Onlar tarikata da düşmanlar. Onlar normal medreseye de düşman onlar. Onlar aileye de düşman. Onlar namusa da düşman. Namusa da düşman.
Yani neler söylediler televizyonlarda benim gençliğimde televizyonlar yeni moda olduğunda televizyonlarda şunu söylüyorlardı. Hala da bekaret sizin için önemli mi? Bekaret önemli değil. Televizyonlarda bunları söylüyorlardı. Bu topluluk, bu toplum sen ne diyorsun kardeşim diyemedi onlara. Yani bekaret önemsiz. Bu ne demek? Yani senin kızın istediği zaman istediği adamla birleşebilir. Bekaretin bir önemi yok. Yerleştirdiler mi içimize bizim? Yerleştirdiler. Bakın yerleştirdiler. İkinciyi bir daha yerleştirdiler. Arkasından ne söylediler? Bir evli bir kadın isterse 5 tane erkek dolaşsın nikahı duruyor. Diyanetin fetvası bu. Bakın bir kadın evli bir kadın 5 tane adam dolaşsa nikahı duruyor.
Kimle resmi olarak evlisin? X'le. Sen onunla evlisin hala da. Ne yaptı? Günah işledin sen. Tövbe et Allah seni affetsin. Nikahın duruyor ama senin. Bunu bu fetvayı da verdiler. Yani şimdi bir kadın normalde resmi olarak X kimseyle evli ama canı istedikçe 3-4 tane adam dolaşıyor. Diyanete göre nikahı duruyor onun. Sebep? Çünkü fuhuş suç değil. Fuhuş suç değil. Tekrar altını çiziyorum. Fuhuş suç değil. İçki içmek suç değil. Fuhuş yapmak suç değil. Eşcinsel birliktelikler suç değil. Dönmelik suç değil.
Senin vergin ne ameliyat oluyor İstanbul'da? Senin vergin ne oluyor? Bir kimse diyor ki ben kendimi kadını hissediyorum. Ameliyatını oluyor. Sonra başka bir erkekle de evlenebiliyor. Suç değil. Biz bu toplumda yaşıyoruz. Ve bunlar ne yazık ki zikir düşmanı bunlar. Bunların hepsi de zikir düşmanı. Bunların hepsi de İslam düşmanı. Biz de zikrullahı takip etmeyerekten şeytanı gururlandırıyoruz. Onurlandırıyoruz. Biz de zikretmemekle biz de onlara destek olmuş oluyoruz. Namaz kılmamakla, oruç tutmamakla, zikri takip etmemekle, zikir yapmamakla biz de şeytaniyeti desteklemiş oluyoruz. Biz desteklemiyoruz.
Yok destekliyorsun. Neden destekliyorsun? Sen namazı terk ediyorsun. Neden destekliyorsun? Orucu terk ediyorsun. Neden destekliyorsun? Zikrullahı terk ediyorsun. Sen Allah'ı zikredenleri yalnız bırakıyorsun. Allah'ı zikredenleri eksik bırakıyorsun sen. Bir manevi güç oluşacak. O manevi güç oluşurken sen eksik bırakıyorsun. Oradan onlara destek oluyorsun. Sen haram işlemekle manevi güce eksiklik veriyorsun. Sen haram işlemekle şeytanı güçlendiriyorsun. Kafir cinlileri güçlendiriyorsun. Sebep haram işliyorsun çünkü. Allah muhafaza eylesin. O zaman zikri terk etmek, zikri takip etmemek, zikirden uzak durmakta o zaman biz de şeytanı desteklemiş oluyoruz.
Allah muhafaza eylesin. Ve ihsana ermiyoruz. İhsan neydi? Cebrail Aleyhisselam'ın deyimiyle Allah'ı görüyormuşçasına yaşaman. Şimdi zikrullah olmayınca, kalpte zikrullah yerleşmeyince normalde sırda yerleşmeyince, ruhta yerleşmeyince biz Allah'ı görüyormuşçasına yaşamıyoruz. Bir çıt altı neydi? Bir çıt altı diyordu ki sen onu görmesen de onun seni gördüğünü bilip öyle yaşamandır. İhsan mertebesini terk ediyoruz. Ve normalde ardından bir hadis-i şerifte vardı. Neydi? Allah'ın gölgesinde gölgelenecek olanlar. Yedi zümreydi. Yedi zümrenin birisi neydi? Tenhada Allah'ı zikredip gözyaşı dökenler. Yedi zümreden birisi bu.
Ve birisi daha neydi? Birbirlerini Allah için sevip toplananlar ve normalde toplandıklarında Allah'ı zikredenler. Bu yedi zümrenin ikisi. Bakın bir tanesine sağ elinin verdiğini, sol elinin sol elinin haberi olmayanlar. En baştaki ne biliyor musun? Adaletli devlet başkanı. Adaletli devlet başkanı. Adaletli. Birilerinin vergilerini affedip orada küçük esnafın kapısında maliyeci oturtmak. Birilerini bir kalemde vergilerini affedeceksin. Ondan sonra gideceksin küçük esnafın kapısında bir tane maliyeci oturtacaksın. Dört saat, beş saat ne kadar fiş kesti, ne kadar fiş kesmedi diye bakacak.
İyi, onların vergilerini neden affettin? Adaletli devlet başkanı. Adalet dağıtacak. Adalet dağıtmıyorsa eyvah ki eyvah. Eyvah ki eyvah. Eyvah ki eyvah. O zaman adaleti normalde devlet başkanı değilse hesabı çok çetin. Rabbim korusun, muhafaza eylesin cümlemizi. Birisi de kim? Bu gençler için. diyor bunlar normalde Rablerine kulluk edip tertemiz bir hayat yaşayan gençler. Bunlar da hiçbir gölgenin olmadığı Allah'ın gölgesinde gölgelenecekler. Şimdi ben Bursa'ya geldiğimde 90 yılıydı. 90 yılından itibaren gençler vardı içimizde.
Hala da onlar içimizde. Düşünün onlar gençliklerini bu dergahta yaşadılar. Onlar bu dergahta devam ediyorlar. Onlar bu dergahta devam ediyorlar daha. Onlar o şeyde hadis-i şerifte hadis-i şerifteki tabir zillullah. Yani onu böyle hadis-i şerifi hani Türkçe'ye çevirecek olanlar yok arş-ı alanın altında demişler. Yok arşın altında, yok arşın gölgesinde. yok değiştirmeyin kardeş. Zillullah yani Allah'ın gölgesi. Biz bilemeyiz ne olduğunu. Müteşabih. Onu sen kendi kendine yorum yapma. Zillullah Allah'ın gölgesi. Bu ne manaya gelir? Bunun tecelliyatı nedir?
Biz bunu bilemeyiz. eğer zahirciler gibi bakarsan Allah'ın gölgesi vardır. Hani Allah'ın eli olduğuna göre Allah'ın gölgesi de vardır. Allah'ın evi olduğuna göre Allah'ın gölgesi de vardır. Zahirciler öyle der ya ha biz ben öyle demiyorum. Sakın yanlış anlaşılmasın. Ama zillullah deyince Allah'ın gölgesi kardeşim. Bu ne manaya gelir? Nereye tecelli eder? Nedir? Bu normalde kulla Allah arasındaki bir mesele. Müteşabih. Sen kendi kendine bunu Arşala'nın gölgesi deme. Deme. Çok özür dilerim. Arşala'nın gölgesi de yok zaten. Nereden buldun gölgeyi? Arşala'yı görseydi gölgesinin olmadığını bilecekti.
Sen o hale gelince kendi gölgeni dahi görmüyorsun. Sen gölgeyi nerede buldun orada? Nereden uydurdun gölgeyi sen orada? Yok. Yani uyduracak ya. Yok kardeş. Hâdiş şerifin metnine bugün tekrar tekrar baktım. Zillullah. Allah'ın gölgesi. Tecelliyatı nedir? Bunun normalde zahiri nedir? Batını nedir? Allah'la kulun arasında. Sen ona kalkıp da kendince kendin bir mana verirsin. Kendine verirsin mana. Ama sen oraya kalkıp da Arşala'nın gölgesi, Arş'ın gölgesi diyemezsin. Ya sen direkt zillullah, Allah'ın gölgesi diyeceksin oraya.
Allah'ın gölgesi diyeceksin. Kimmiş? Yedi sınıf. Bir tanesini birbirlerini Allah için seven, toplandıklarını zikredenler. İkincisi ne? Tenhalarda Allah'ın haşyetinden dolayı. Allah'ı zikredip gözyaşı döken. Tövbe ederken gözyaşı, namaz kılarken gözyaşı, dua ederken gözyaşı, zikrederken gözyaşı. Yalnızken, yalnızken, samimiyet orada. Yalnızken, insanların içerisinde ağlamak değil, yalnızken ağlamak. Yalnızken Allah'la baş başa kalmak. Hiç kimse yok. Eşini görmeyecek, çocuklarını görmeyecek, derviş kardeşlerini görmeyecek, kimse görmeyecek. Allah'la baş başasın. Dua ettin, böyle bir Cenab-ı Hak'a karşı bir kalbinde bir sekine indi, içine bir şey oluştu, gözünden yaş döküldü.
Elhamdülillah. Bu o. Bu o. Ona haşyet geldi. Onun kalbine sekine indi. Neyle sekine indi? Zikrullah ile. Zikrullahsız sekine inmez. Rabbim bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi Allah'ın zikrine sımsıkı yapışanlardan eylesin. Rabbim zikrullah'a sımsıkı yapışıp, zımsıkı zikrullah edip, Cenab-ı Hak'a haşyet ile bağlı olanlardan eylesin. Cümlemize affı muafiret eylesin. Cümlemize ikram eylesin. İhsan eylesin. Rızıklarımızı hayırlı, helal ve bol eylesin. Memleketimizi ve İslam alemini her türlü sıkıntıdan muhafaza eylesin. İslam alemine, memleketimize kötülük edenleri kahri perişan eylesin. Kötülük yapacak olanlara fırsat vermesin. Rabbim cümlemizin bütün üzerimizde ne hastalık varsa, dert, gam, kasavet, her ne var ise hepsini de def eylesin.
Müşkülatlarımızı hal eylesin. Hastalıklarımıza şifa nasip eylesin. Maddi manevi bütün müşkülatlarımızı hal eylesin. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin. Ey Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına.
Cihari yari güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osmanız Zinn, Nureyn, Ali Ali Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i mübeşerenin, evladı Resulullah, zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şöhedanın, şehidi Kerbelanın, bütün şöhedanın tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmamımız, İmam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hamel ve bütün mezhep imamlarımızın da ruhlarına hediye edildik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, pirimiz, Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet-el Rifai, Seyyid Ahmet-el Bedevi, Seyyid İbrahim Dursuki, Şeyh Ebul Asen-i Şazeli, Şah-ı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şah-ı Mevlana Celaleddin Rumi, Şah-ı Hacı Bektaş-ı Veli, Şah-ı Hacı Bey Mayram-ı Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi, Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin de ruhlarına hediye edildik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahim-i Tantavi, Abdurrahim-i Nişavi, El-Hac, El-Hafız, Ebu Bekir, Sıddık-ı Çorumi, Hacı Alaydar Efendi, El-Hac, Çorumlu Mustafa Naç Efendi, Nevşehir-i Hacı Abdullah Gübüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.
Ya Rabbi, bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa, Özba, Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Cedved Adalı'nın ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün vermiş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, akraba-ı taalikatlarımızdan geçenlerin ruhlarına hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin ve selamun alel mürselin ve alihim velhamdülillahi Rabbil alemin. Estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah, estağfirullah el-azim, el-kerim, el-lezi la ilahe illa hu. El-hayyye el-kayyum ve etubi ileyh, e'udu billahi mineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim, eftali zikir fa'le menna hu.
La ilahe illa hu. El-Fatiha ma salavat.
Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala muhammed amin. Ecmain destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi