mustafaozbag.org

73. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:05:13

Efendim, şerdeşler ve evler tasavukta, fakat ben Çal'ı okuyorum ben, Ozan ben, hâlebi kesimlerinde farklı anlattığımız bunlar. Gerçekten onları bilmiyor musunuz? Yani, Meslek, İslam'ın, şerdeşleri bilmiyor musunuz? Bu noktada Peygamber Salullah, aslında bunu bilmiyor musunuz? Yani bunlar normalde yaşayan veliler mi, yoksa, yani bilmiyoruz. Kısaca bir değineyim, bununla alakalı geniş bir ders yapacağım. Bu zikirle alakalı ders bitince, kafamdan geçen bu ders. Yani normalde, çünkü ehli tasavukun içerisinde, veyahut da işte ehli tasavukun dışında, içinde olanlar veya değişik meslepte olanlar, bu üçler, beşler, yüzler, kırklar dediğimiz bu zevatı bir kimse otomatikman inkar ediyor.
Bir kimse, bir kısmı, bir kısmı inkar ediyor. Bir kısmı bunu normalde ölmüş olarak, ölmüş olan zatlar olarak görüyor. Bir kısmı bunu İslam dışı bir düşünceyle hiç değişmeyen ruhlardan oluşmuş. Ve onlar hiç değişmiyorlar. Öyle bir şey olarak öne sürüyor. Ama bu ehli sünnet ve cemaat düşüncesinin içerisinde var olan bir şey. Şia bunu ayrı bir noktada kullanıyor. Belki acevi kesim bunu ayrı noktada değerlendirip kullanıyor. Ayrı şeyler üzerine bina ediyor. Ehli tasavvufun içerisinde, ehli sünnet olur. Ehli tasavvufun içerisinde bulunanlar da, bunlar hepsi de ayrı ayrı değerlendiriyor. Bunlar normalde İslam tarihi değil, tarih boyunca, üçler, beşler, yediler, kırklar, rica-i gayb erenler olarak var olmuş. Bunlar yaşayan natal ibaret. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem adıyla hadis-i şerifleri var. Sahih hadisler var.
Ve ehli tasavvufun büyük bir kısmı bunları kabul etmişler. Bunlar yaşayan veliler olarak, yaşayan evliyalar olarak var. Bunların o üçler dediğimiz ve o üçler içerisinde bir tane tek var. Zamanın kutlum aktamı veya kutlum azamı veya uyum azam değişik eserlerde, değişik isimler altında bu zikredilir. Onun sağında, solunda üçler olur. Tekrar sağında, solunda iki tane daha olur, beşler olur. Tekrar sağında, solunda iki tane daha olur, yediler olur. Ondan sonra yedilerden sonra kırklar vardır. Ve kırkı da bunun velidir. Velidir. Kırklardan sonra işte artmaya başlar artık. Ondan sonra yüz yirmiler vardır. Ondan sonra üç yüz altmışlar vardır. Böylece evliya daireleri, Allah'ın evliya kulları vardır. Ve bu evliya kulların yaşayanlardan müteşekkildir. Ölünce evliyalı, veliliği biter mi? Hayır.
Onlar bölünce de evliyalıkları, veliliği bitmez. Ama vazifeleri ve görevleri biter. Dünya üzerinde onların vazifeleri ve görevleri kalmaz. Vazifesi ve görevi dünya üzerinde yaşayan, veliler, onur, mürşitler, evliyaların vazifelerini üzerlerine alınır. Bu noktada o kadar kısa bir, muhtasal bir şekilde bilgi verelim. İnşallah Allah izin verirse, bu konuda özellikle bu konuda, yani bu çünkü biterse bitecek bir mesele değil. Aynı böyle süfiyan dersi gibi veya değişiklerle zikir dersi gibi.
Şimdi bu zikrlarla alakalı şeyler bitsin, aradan bölmek istemedik. Ondan sonra bununla alakalı hadis-i şerifleri, bununla alakalı ayetleri, hadisleri, işte imamların sözlerini komple toparlayarak da ilayas yapacağız inşallah. Tamam mı? Hakkınızı ilave edin. Evet. Allah'ın mühendisinde görüyor ki, kim La İlahe evli Allah der ve bunun üzerine durul ise cennete girer. Buradaki La İlahe evli Allah'tan maksettir. Bu tevhidin özüdür, tevhidin aslıdır. Tabi o hadis-i şerif özür dilerim, eksiğini tamamlamak gibi görme. Bu hadis-i şerif'in önü ve arkası o. Hadis-i şerif'in önü Ebu Hureyre'ye söyler. Peygamber. Efendim? Ebu Zerdiye Okulu. Ebu Hureyre'ye söyler öyle bir şeyi. Ve Ebu Hureyre'ye söyledikten sonra Ebu Zer'in kifarını da nakletmiş olabilir. Olabilir.
Bir gece yarısı Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretlerine söyler ve alakalı olanı da öbür ona. Der ki ya Ebu Hureyre, git gördüğün müslümanlara, müminlere bunu söyle kim ihlas ile, ihlas ile, samimiyetle La İlahe İllallah derse, Allah onu cehenneme haram tutacak. Onun kurtuluşa erecek. O kurtulmuşlardan olacaklar. Ve Ebu Hureyre'nin ayakkabıları ve hatta o günkü dilde terlikleri evindeyken gece Hz. Ömer Efendimiz ile karşılaşır.
Hz. Ömer'e bunu söyler, Hz. Ömer onun göğsüne bir el ile, onu düşürür yere. Dön yerine. O döner geri Hz. Resulullah sallallahu anh hazretlerinin yanına. Der ki ne oldu? O da der ki ya Resulullah yolda artık Ömer ile karşılaştım. Ömer'e bu sözü söyledim. O da beni geri döndürdü der. Hz. Ömer onun arkasındadır Ebu Hureyre. Hz. Ömer Efendimiz der ki ya Resulullah anan babam sana feda olsun. Senin sözüne karşı gelmek değil. Ama bu sözü ümmet bunu duyarsa, ibadetleri, öbür İslam'ın gerekli olan, imanın gerekli olan, ondan sonra normaldaki bütün hürüt ürünlerini terk ederler, gevşeklikte bulunurlar. O yüzden ben bunu düşünerekten geri döndürdüm der ki, Allah Resulü de hadis-i şerifin devamı var çünkü devamı dediğim o. Allah Resulü de der ki, cennetin evet anahtarın tevbit açar, onun gerintisi çıkıntıları var ya anahtarın üstünde. O da imanın ve İslam'ın şartları döper.
Şimdi evet kim ihlas ile la ilahe illallah derse, cennet ona haram olur ama bu noktada çok özür dilerimden söyleyeceğim. Hiç kimse atıpta bulunmak için, hiçbir cemaat atıpta bulunmak için değil. Onun içi dolmazsa eğer tevhidin içi dolmazsa, tevhid düşüncesinin altı zemine oturmazsa, içi dolmazsa çünkü la ilahe illallah'ın içerisinde İslam vardır, iman vardır, ibadet vardır, hukuk vardır, hüküm vardır, Kur'an vardır, sünnet-i Resulullah vardır. Biz bunu sırf Kur'an'ın bütününü ve sünnet-i Resulullah'ın bütünü olarak görmezsek la ilahe illallah'ı,
o zaman zaten biz tam olarak la ilahe illallah dememiş oluruz. Anlaşıldı? Şimdi bir kısım insanlar, bir kısım cemaatler, bir kısım felsefeciler, bir kısım kendi kendine burada din üzerine hükümran gelen zümreler, bu hadis-i şerifi ölçü gösterirler. İşte örtüymüş, namazmış, oruçmuş, zikirmiş, cihatmış, İslam'ın hukukumuş, hükmüymüş, bu noktada Kur'an'ın hükümleriymiş, haramlarmış, helallarmış hepsini bir kenara atıp toplayıp, sallâ ilahe illallah diye yeter. Anlaşıldı?
Bu noktada böyle algılıyorlar, biz bu hadis-i şerifi böyle algılayanlardan değiliz. Anlaşıldı? Burada Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin şerri var. Hazreti Ömer Efendimiz'in sözüne dair. Ve İslam'ın bütün, buradaki Hz. Resulullah'ın söylediği şey, o İslam'ın özü, içi, çekirdeği hükmünde. Balı, tadı, en iç noktası hükmünde. Anlaşıldı? Bunu eğer içeriden bakarsak, eğer buna bütün olarak bakarsak, imanı da İslam'ı da, İslam'ı da bütün hepsini içine alan bir kelime-i tayyibah. La ala haylallah. Bazıları dünyalar da cennete geçiyor. İşte ben o bazılarını bildiğimden ben o yüzden şerh etmeniz olduğunu hissettim. Kim Peygamber'i kabul etmezse iman etmiş sayamaz çünkü.
Bazıları derler ki, İslam'a da bazılarına inanırız. Bazılarına inanırız. İşte onları da bakıyoruz. Saygılım. Hemen, başka? Dinde aşırı gitmemek, insanın, nefsinin de üzerinde hakkı vardır. Elvinin de üzerinde hakkı vardır, insanın üzerinde.
Çolom'un çocuğunun da insan üzerinde hakkı vardır. Bir kimse, az önce söyledim ya, ibadet etme noktasında, işte gecesini böyle ibadete geçirip gündüz çalışmaması gibi. Veyahut da işte yememesi gibi. Devamı uykusuz bulunması gibi. Veyahut da işte sabahlara kadar namaz kılmak gibi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gece uyurdu. Üdücü kaybule yapar uyurdu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri yemek yerdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bana dünyada kadınlar sevdirildi dedi. Evlenirdi. Bana dünyada üç şey sevdirildi. Gözümün nuru namaz, güzel koku, iyi kadın, hayırlı kadın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri evlendi, uyudu, yemek yedi, ticaret yaptı.
Arkadaşlar oldu, aç da kaldı, zorlandı da, sıkıntı da çekti. Günlerce yemek yiyemedi, günler doldu. Ama en iyi yemeğe gittiği zaman doldu. Parasız kaldı, borç aldı. Ama Hazreti Ayça validemize de bir gerdanlık taktı. Arap yarım adasında kimsede o gerdanlık yoktu. Altın gerdanlık. Günlerce evlerinde yemek yiyemediği, dumanın tütmediği zaman olurdu. Ama yemek yendiği de, yemek yendiği zaman doldu. Ama Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hiç doymadı. Hiç doymamakla hiç yemek yememek arasında fark var. Biz hiç doymamayız, hiç yememek olarak algılarsak, kendi nefsimize zulmetmiş oluruz. O zaman biz dinde orta yolu kullanırız. Dinde orta yolu takip ederiz.
Yemek yeriz, evleneriz, uyuruz. İşimize gücümüze bakarız. Normalde pejmurda bir şekilde yaşamayız. Pejmurda bir şekilde yaşamayız. Biz ne kadarsa halimiz, o halimizde yaşarız. Ne halimizin üstünde yaşarız, ne halimizin altında yaşarız. Ehli tasavvuf halinin üstünde yaşamaz, halinin altında da yaşamaz. Halinin altında yaşarsa dilenci zannederler onu. Muhtaç, ihtiyacı var zannederler. Hatta muhtaç olan, ihtiyacı olanların hallerinin biraz üzerinde yaşamaları veya kendilerini öyle göstermeleri takva ve vera alarak daha güzeldi. Ona yardıma muhtaç zannetmesinler diye. Ama hali vakti yüksekte olanların çok aşağıda yaşamaları da caiz değildir. Dilemci gibi yaşamak yok ehli tasavvuf için.
Bizim yolumuz için böyle düştü. O yüzden biz orta yolu takip ederiz. Bakın biz orta yolu takip ederiz. Ne aşırı ibadet ederiz. Gücümüzün kaldırmayacağı. Bir ip gördü Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem mescitte. Dedi ki bu ne dediler ki bu Zeynep'in ipi. Ne için kullanıyor bunu dediler. Ya Resulallah işte gece gücü kalmazsa, takatı kalmazsa, uykusuz kalırsa, güçten düşerse ona yaslamıyor, ona tutmuyor. Sökyün bunu dedi. Sökyün bunu dedi. Allah sizin gücünüzü yetmedi. Senden sorununu tutmazdı. Uykun geldiğinde uyum. Gece ibadet ediyorsun. Uykun geldi uyum, iki rekat namaz kıl yat uyum. Sabah namazında uykulu sabah namazı kılmıyor. Kur'an-ı Kerim okuyorsun.
Uykun geldi uyum. Kur'an-ı Kerim'in bir sayfa oku düzgün oku. Namaz kılıyorsun. Düzgün namaz kıl. İki rekat kıl, düzgün kıl. Ben gece elli rekat, yüz rekat namaz kılacağım deyip de elli rekat, yüz rekat kılarken çoluğu çocuğu evlendirip, boşandırıp, torunları evlendirip, baş göz edip ondan sonra hacca gitme. Gece namazında, iki rekatlık namazda hepsini yapıyor adam. Büyüyor, evleniyor. Ondan sonra çoluğu çocuğu oluyor, onları evlendiriyor, torunlar oluyor. Torunlarını da baş göz ediyor, evlerini yapıyor. E bana haç yakışır artık diyor. Bu adamın yaşı yirmi iki daha. İbadet de bu değil. Biz orta yolu takip edeceğiz. Kendimizi bu noktada, her gece zikrılar yapacağız diye bir kaydemiz yok.
Ben ne diyorum size arkadaşlar, haftanın iki günü ders yapın. Hadi üç günü ders yapın. Ama her gün ders yapmayın. Evlinizin sizden hakkı var. Evde hanımınızın hakkı var. Evli olanlar ve kar olanlar. Anne babalarınızın sizin üzerinizde hakkı var. Evli olanlar, çocuklarınızın sizin üzerinizde hakkı var. Siz iki gün, üç gün derse gidiyorsanız, üç günü ailenizle beraber geçeriniz. Ders dediğinizde ki iki saat, üç saat, saat sekizde buraya gelmiş olsanız on birde gidiyoruz. Üç saat. Ders bittikten sonra orada burada biz dersteyiz deyip de eğlenmeyiniz. Ehlinizin sizde hakkı var çünkü. Nefsinizin sizde hakkı var. Gidip dinleneceksiniz. Duyuyacaksınız. Herkese gün sabahleyen işiniz var. O yüzden orta yolu takip edeceğiz.
Anlaşıldı? Dinde orta yol. Anlaşıldı? İnsanlar farzları bırakmışlar, sünnetlerde aşırı gidiyorlar. Sünnetleri bırakmışlar, nafilelerde aşırı gidiyorlar. Allah muhafaza eylesin. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri günahtan minnetektir.
Eğer Peygamber günah işledi dersek ayet-i kerimeyi o zaman yalanlamış oluruz ki hiçbir şeyi hevâ-i hevesinden yapmadıklar ayet-i kerimeden. O zaman ayet-i kerimeyi yalanlamış oluruz. Allah muhafaza eylesin. Bu Danimarka'daki veya değişik memleketlerdeki ülkelerdeki bu tür krizleri devam ettirdikler daha. Bugün bitecek diye bunu görmeyiz. Müslümanlar bu noktada provoke edilmek istiyorlar. Müslümanlar oyuna gelmeyecekler. Onlar böyle yaptıkları için kalkıp da kırmak, yakmak, dörtmek, vurmak bu tip şeylere girmeyecekler. O zaman hemen şeyleri hazır, ellerindeki doneleri hazır. İşte biz Haşar, Peygamber'e terörist olarak göstermiştik. İşte Müslümanlar da terörist var, yaktılar, yıktılar.
O zaman Müslümanlar o oyuna düşmüş oluyor, o provkaya düşmüş oluyor. Biz böyle bir şey yapmayacağız. Ben yıllardan beri benim söylediğim bir şey var. Arkadaşlar, ne kadar yabancı tüketim maddesi varsa almayın diyorum ben. Almayı verin, yemeği verin, içmeyi verin, giymeyi verin. Bu başka bir şey gerektirmez. Yani hiç böyle hamasi mutluluklara gerek yok.
Girmeyi verin içeri diyorum ben. İşte Pepsi'ymiş, Kolaymış. İşte geçen gün Pepsi'de de, işte bir yarışma mı haberlerde dinledim. Türkanlı fotoğraf da istemiyor demişler. Ondan sonra hüra işte ayrımcılık yaptı. Ya neden bunu şikayet ediyorsunuz ki? Ya adam gözünüzün içine sokuyor işte. Ya İslam dünyasında, Türkiye'de türkanlı fotoğraf istemiyorum diyor. Ya Müslümanlar bunlar neden bu cümle var ki? Ya oradan yorulur yorulunu yapıyor. Kabul eder misiniz? Ya haç takıp dolaşır mısınız? Ya bir yarışma programı düzenlemiş olsanız, haçlı insanları, haçlı bir şeyi, siz o yarışma programına kadar mısınız?
Kapatsınız. İnancınızın gereğini yaşarsınız. O da inancının gereğini söylüyor. Hristiyan bir kimse, gavur bir kimse, İslam ve İslam'la alakalı şeyleri kabullenmesi mümkün mü? Mümkün mü kardeşim? Değil. Sizin de gavur ve gavurdan olan şeyleri kabul etmemeniz gerekir. Dininizin ve imanızın gereği bu. İçmeyin hepsi.
Ve yar ürünlerini komple içmeyin. Tüketim maddeleri var ise tüketiyorsunuz. Ne yiyorsunuz yani? Hocası, cübbelisi içiyor.
Şeyhi içiyor. Alimi içiyor. Cami cemaat içiyor. Cemaat evli insanlar içiyor. Coca Cola kendisi ilan ediyor. Karının bilmem ne kadarını diyor. Bu sene İsrail donanmasına bağışladık diyor. Millet içiyor. İçiyor insanlar. Harıl harıl alıyor. Yani bu işte şu alışveriş merkezi İslami. Kolosu da var, Pepsi'si de var. Ne İslamisi ya? Ticaret merkezi.
Ticarethanet. Açak adam ama. İçmiyor. Sen diyeceksin ki yemiyorum. Onlar dinlemiyorlar ki. Yani deseler ki şimdi Cola kampanyaya yaptı. Bir şişe alana beş şişe bedava, herkes girer sıraya. Yani bir şişe alana beş şişe bedava desek, herkes girecek sıraya. Decekler ki Pepsi kampanyaya yaptı. Eee bir şişe alana üç şişe bedava, beş şişe bedava, herkes sıraya girecek. Girecek sıraya mı? İçecek illa konadan. Onu içmezse midesi patlayacak sanki. İçi patlayacak. Ben yıllardan beri diyorum evde şerbet yaptım. Gülüyorlar içlerinden herkes bana. Kadınlar da erkekler de gülüyorlar.
Aynı şeyi bayanların sohbetinde de söylüyorum. Diyor ki limonata yapın, şerbet yapın, kendiniz meyve suyu yapın, ayran yapın, süt içirin. Şu cemaatın içerisinde bir hafta içerisinde misafirlerine süt ikram edin hiç kimse yoktur. Varsa elini kalırsın. Allah azazı olsun. Bir kişi kaldıracak, iptal edeceğim seninle. Bir kişi arkadaşlar şu cemaatın içerisinde on bir hafta içerisinde evinde misafirine süt ikram eden bir tane adam çıktı.
Oturuyor kebapçıya oturuyor. Yanına kola istiyor. Yanına panta istiyor. Yanına işte o yabancıların meyve sularından istiyor. Yerli aromayı alayım diye düşünmüyorlar. Burada Gülsuda işte. Gözümüzün önünde sahibi hacıydı. Ben öyle biliyorum. Öyle değil mi? Öldü Allah rahmet eylesi. Adam hacıydı sahibi. Kayseri'liydi kendisi. Akseriler mi? Ben Kayseri'li biliyorum. Akseriler mi? Tamam. Hacıydı adam öldür. Ya şu aromayı alalım ne düşünmüyor adam?
Reklam yapıyorum şimdi bundan şeye çekiyorlar ya arama artık zannetmeyin aramadan yüzleri kalıyor diye. Aklıma geldi. İlla ki içecek insanlar. Veya illa ki alacak illa ki yiyecek. Gidin şimdi o alışverişle yanlarına girin. Alışverişle yanlarına girin. Hepsi de yabancı marka. Zaten memleketi yabancılara satıyorlar buna. Yiyor çünkü bizim memleket. Yiyor yiyor. Önümüz besili koyunlar gibi sevimiz de. Bakıyorlar şimdi gavurlar. Ulan bunlar hüra yiyor. Bunlar mı var? Biz yeciş meciş gibi ne varsa yiyoruz biz. Müslümanlar dışarıdan yeciş meciş arıyor.
Ya kendimizsiz yeciş meciş yiyorlar böyle. Dolduruyoruz. Ne o sepetleri. Yukarıda tekkede ramazan yiyenin evinde kırk günlük yiyecek var dedim ben. Hiçbir şey almasanız dedim. Yemin ettim bir de. Eğer ki kırk günlük yiyeceği olmayan bir kimse varsa Allah aşkına. İnegöl'den birisi demiş ki ya benim evimde yok demiş kendi içinden. Eve gitmiş gece. Hanımına demiş ya hatun indir demiş ya biz ne demiş kırk günlük yiyecek var mı? Kadın bir düşünmüş var demiş ya yoktu ya demiş. Demiş ya var kırk gün yeter. Ben onu söylerken dedim ki içimden eğer birisi bende yok derse dedim ben hem de gideceğim onun evine misafir olacağım dedim. İçimden de öyle niyet et dedim.
Yani kırk gün gideceğim onun evinde misafir olacağım. Bak senin kırk günlük yiyeceğin var diyeceğim ona. Bu evde dökmüşler mutfağı komple. Demiş ki adam vallahi de billahi de bu Allah dostu demiş. Bu belli bu demiş. Ben gideceğim ondan helallık alacağım demiş. Tekrar tekrar geldi hakkını helal et. Ne oldu? Böyle böyle ben kendimi böyle görüyorum dedi. Öyle değilmişsiniz dedi. Orada hiç kimse değil dedim ben. Bir yere yardım götürdüm ben. Pecmur'de dolaşıyorum kendim. Yardım götürdüm. İçime kurt düştü. Yan taraftaki komşuya sordum. Dedi nasıl biliyorsunuz bunu? Kulağımla duymasam. Dedi ki bana. Şimdi o sana yok der dedi hacı efendi dedi. İçeri gir dedi filan eğer odasına gir dedi.
Kuru fasulyeler, nohutlar bunlar neler. İçeride kurtlanıyor dedi böcekleniyor dedi. Odadan böceklerin uçluğunu karşılıyor dedi. Yaşlı kadın. Çaltır kapıyı. Selamun aleyküm aleyküm selam. Hacanne hacinine nasılsın iyi misin? İşte şöyle işte böyle. Dedim nerede senin malzemelerini tuttun ya? Dedim küval alır da dedim. Bir göreyim oraya dedim. Oraya taşıyayım. Olmaz adam taşıyayım dedim. İçeri bir girdim gerçekten dedi. Kadın. Dedim ki en fukarası dahi yemek yiyecek. Yemek yani o kuru fasulyeler nohut biriktiriyor dedi. Kendi kendime. Ne zaman geçersen oğlum dedi. Dedim bunlar ne olacak? Ben bunları kızıma versem dedi. Benim kızımın durumu iyi değil mi dedi.
Neden vermedin Hacanne dedim. Verseydin. Ben sana getirecektim dedim ben. Ama var şimdi senin burada dedim. Bak böcekleniyor bunlar dedim burada dedim. Yemeye alışmışız. Almaya alışmışız. Ve daha Danimarka ne kalikatür krizlerini bitirirler ne de gözümüzün içine baka baka, gözümüzün içine dayaya dayaya, dinimize, imanımıza hakareti bırakırlar. Biz birkaç gün böyle harada, hurada yaparız. Almasın. Yine oturduğumuz yere aynı tas aynı ama devam eder. Aynı tas aynı ama devam ederdi bakın. Acı bir şey bu. O yüzden bu krizler bitmez. Hele bu zamanlarda daha da fazlalaşır bu. Türkiye'de başörtüsünü şu anda şey yapacaklar ya. Serbest edecekler ya. Daha ne krizler görürsünüz.
Hem içeriden hem dışarıdan. Yani altı üstü üniversitede insanlar başörtülü üniversiteye girecekler. Altı üstü bu çıkarılan fırtınayı görüyor musunuz? Yapılacak olan provokasyonların hatta hesabı yok da. Buraya gelirler, bağırırlar. Kadınların sohbetinde bağırırlar. Yapabilirler ha. Provokasyon değil mi? Sizi sokağa çekmek isteyebilirler. Gözünüzün önünde birisinin başörtüsüne el uzatırlar. Onu böyle çekmek isterler. Kendi insanlardır o ha. O da bağırır sizin gözünüzün önünde. Başörtüme dokundular diye. Siz de vahadarlık yapıp onu kurtarmaya kalkarsınız. Evet.
Hemen aklınıza size şey gelir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında oldu ya. Yahudinin birisi Müslüman'ın bir... Hayfer dedi değil mi o? Müslüman'ın birisinin, Müslüman kadının başını örtü, örtüsünü çekti. Bu sefer Müslüman da onu durdurdu. Ardından o Müslüman adamı da şehit ettiler. Ardından da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretler oraya. Onun intikamını aldırmaya gönderdi. Sizin aklınıza hemen o gelir ve siz intikam almaya kalkarsınız. Sakın ha. Provokasyona düşmeyin. Kalkarlar, Müslümanların en böyle namaz kıvrı, toplamlığı yerde yaparlar. Siz de dersiniz ki ya Müslüman kız kardeşimizin örtüsüne sahip çıkacağız. Sakın ha.
Ne yaptılar gittiler çab... Provokasyon örtüye kübrediyorlar boyunca şimdi öyle değil mi? Şeriatla kübrediyorlar. Tekbir ağızdan. Tekbir ağızdan kübrediyorlar. Seçidi din âlimi oldu başımıza. Seçidi din müelliği oldu. Seçidi dinin üzerine hükmediyorlar şimdi. Provokasyona gelmek yok. Allah bize affetsin. Kaderi biraz anlatır mısınız? Kaderi mutlak insanın doğumu ölümüdür. Rızkıdır. Bu kader mutlaktır. Değişmez. Geri kalır yine kaderdir.
Ama insanların cüz-i iradesi ile alakalıdır, bağlantılıdır. Allah'ın fiiliyatı yaratmasıyla insanın cüz-i iradesi ile alakalıdır. Bir arkadaş amellerinin satılabileceğini İmam Rabbinin kitabında kurup doğruluk umudunu öğrenmek ister misiniz? Öğrenmek isteriz. Amellerinin satılacağını. Parayla mı? Kim yazmış şunu? Parayla mı? Parayla. Amel satıyorlar. Sen ne diyorsun İmam Rahbani'den ona? Allah muhafaza edersin. Ehli bir insanla bekar bir insanın İslamiyeti yaşaması açısından, iyi ya da kötü aralarında bir fark var mıdır? Varsene. Evleneniz dinimizin yarısını tamamlayınız. Evli bir kimse ile bekar bir kimsenin dininin yaşamasının arasındaki fark bu.
Evleneniz dinimizin yarısını tamamlayınız. Sabah edeyim güneş doğarken diyelim yedide güneş doğuyor birkaç dakika sonra namazı kıvalım. Yedide güneş doğuyor birkaç dakika sonra namaz kılınır mı? Öyle anlayalım. Yani normalde bir kimse güneş doğmasına üç beş dakika beş dakika varken güneş doğduktan on dakika on beş dakika falan yirmi dakika hatta kerahat vakti o esnada kerahat vaktidir.
Zamanı göre, nefsime göre değişir bu. Kerahat vakti. Yasın biraz daha fazladır, kışın biraz daha azdır. Her neyse. Ama kerahat vakti de namaz kılmak cahil değil. Tekrar söylüyorum. Ama velakin o kimse fabrikaya gidecek. O kimsenin başka bir daha namaz kılacak. Zamanı yok, namaz kılacak yeri yok, namaz kılacak noktası yok. Kerahat vakti de cahil değil. Ama işte ucundan kıyından kırbarak da kılsın. Peygamber Efendimiz'in ehl-i feytinden sahabelerinden ehl-i şünnet ve cemaatın da itikat mühendisinden size anlatır mısınız? O uzun uzun, dünyanın hemen hemen her yerinde müslüman ülkeler ve müslüman olan velime her yerde zulüm var. Mesela Filistin'de, Gaze'de, Döver'te, geçmişte, Osman Ersefikli, Etefi'li, Ağaçlı, Kördü'lükten başına yetiştığınız, geçmişte yapılan vücudu var.
Bankadan kredi almanın hükmü nedir? Yani bankadan kredi almanın hükmü nedir? Bakın, bazı soruları sorarken sorularınız bilinçli olsun. Bankadan kredi alınır mı, alınır mı? Yani buna muamadır. Hiçbir kimse, dini bile hiçbir kimse şunu diyemez. Bankadan kredi alınmaz kardeşim. Hiç kimse diyemez bu soruya. Oturun, banka der ki 10 yıllık ödemesiz kredi veriyorum kardeşim. 10 yıl içerisinde gelir ödenecek kredi veriyorum der. Ne dersin, ne diyeceğim? Bankadan kredi alınırken faiz var mı, yok mu? O farklı bir şeydir. Bankadan kredi alınır mı dediğinde ben de alınır derim.
Bu farklı bir şeydir. Birisine borç verdiğimiz bilezik, altın, paranın zekat yükümcüsünden kalkar mı? Yoksa bunlardan zekat verilmesi gerekir mi? Ya normalde borç veren üzerinden o zekat kalkar demiş Hanefiler. Birisi borç vermiş bir başkasına. O para ona geldiği zaman ona zekat veriyor. 10 yıllık borç verdi adam. 10 yıl içerisinde o paranın zekatını verdiğinde düşecek adamın parasını sıfır edecek. O para geri geldiğinde o kimse borç verir. Ben sizin elinizden ders kağıdı aldım fakat bu derslerini çekmiyorum. Ben aklınızda ev aldım. Helal olsun. Eğer dersini çekmeyeceksen dersini geri alırım. Bu arkadaş kimse. Arkadaşlar benim tarikat anlayışım belki de bir başkasının tarikat anlayışına uymayabilir.
Ben diyorum ki arkadaşlar sohbetlere gelir misiniz gidersiniz. Zikrullahlara gelirsiniz gidersiniz. Bu noktada bizim kapımız herkese açık. Ders almak zorunda değilsiniz. Ders aldınız mı? Dersi çekmek zorundasınız. Ders aldınız mı? Buranın stratejisine, buranın hükmüne, buranın şartına uymak zorundasınız. Ders almamışsın. Başım gözüm üstüne gel git çık. Kullarlara katıl. Bir işin ucundan tutabiliyorsan tut. Tutmak istiyorsan tut. Sana şu işin ucundan tut demem. Hiç kimseye devam. Ama ders aldıysan dersini çekeceksin. Ders aldıysan gel dedi burada. Haftanın iki günü sohbet. Bir günü sohbet var mı? Var. Sen buraya geleceksin eğer bir zorunluluğun yok ise.
Yapamayacaksan, almayacaksın ders. Ona çıkmış değilim ben. Benim ders verdiğim insan yeter. Yanlış anlaşılmasın. Yanlış anlaşılmasın. Yirmi yıldan beri ders veriyorum ben. Benim böyle bir derdim yok. Benim derdim şu. Arkadaşlar tasavvuf yolunda gideceklerse ciddi samimi ihlaslı olarak gidecekler. Gitmeyecekse ne kendini aldatacak, ne beni aldatacak, ne insanları aldatacak. Hiç gerek yok. Ders almıyorum bir kimseye de. Niçin sen ders almıyorsun diye. Daha hiç kimsenin ağzından çıkmış bir söz yok. Ve daha hiçbir kimse gel sana ders verin, gel sen ders al dediğim bir kimse de yok. Çünkü tasavvuf kalbi bir mesele. Tasavvuf gönül işi. Tasavvuf gönül işi. Tasavvuf gönül iş.
Tasavvuf nasip işi. Şam'a kadar gitmiş bakmış ki bu ağzında bir tasma, tasmanın ucunda zincir, zincir, zinsine gitmiş, bakmış ki boğazında bir tasma, tasmanın ucunda zincir, zincirin ucunda hacı bayrağın, bu veri. Halbuki gitmiş hacı bayrağına bakmış ki dervişleriyle orada buğday biçiyor. Boşuna gitmemiş, demiş ya buğday biçenden şey mi olur demiş, buğday biçinden veri mi olur demiş, gitmiş. Nasip orada Şam'da başka bir kimseye bir ateş çarpanın gece rüyasında görmüş, tekrar geri gelmiş. Bu iş nasip meselesi, bu iş gönül meselesi, bu iş sevme meselesi. Adam seviyorsa, gönlü yaptıysa, nasibi varsa ders alacak, dersini de çekecek. Adam sevmiyorsa, istemiyorsa, yapmayacaksan bu noktada hiçbir problemimiz yok.
Ruhumuzun, nefsimizin, can ve kalbimizin mane olarak şekli nasıldır? Ruhumuzun şekli mi olur? Canım şekli mi olur? Zikrullah esnasında insanın yüzünde tebessüm, hümme olması doğru mudur? Neden yanlış olsun ki zikrullah kadar mübarek, güzel, mukaddes, yüce bir ibadet ederken? Yani insanın yüzünde tebessüm olacak tabi. Böyle bir mutluluğu yaşıyor, böyle bir tat alıyor, böyle bir lezzet alıyor, tabi gülecek. Başka olarak bundan başka taraftan bir soru yok. Ya insanlar suizadan düştüyse kimsenin yapacak birşey yok. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor. Müslümanlardan günahı en büyük olan kimse haram olmayan bir şeyi sorup da, sorusu nedenle o şeyin haram kılınmasına sebep olan kimseler.
Yani dinde haramlar arttırılmaz. Bu haram mı, bu haram mı, bu haram mı diye sorulmaz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadislerine böyle sormuşlar. O da demiş ki siz haram olmayan şeyleri haram mı yaptırmak istiyorsunuz demiş. Din haramlarla çevrilidir, haramlarla bellidir. Her dinin haramı bellidir. Bizim dinimizin haramı Kur'an-ı sünnetle sahiplenmiştir. Kur'an-ı sünnetin haram kıldığı şeyler ancak haramdır. Kur'an-ı sünnetin haram kılmadığı bir şeyi başka hiçbir insanın haram kılma hakkı ve selayeti yoktur. İnsanların şu anda Müslümanların en büyük hataya düştükleri noktalardan birisi bu. İkine birine soruları şu, bu haram mı, bu haram mı, bu haram mı?
Haram belli. Bunun haricindeki bir şey helal. Allah Resulü yoksa olan şeyler vardır. Siz onlardan kaçınınız. Takva sahibiysen kaçın Allah. Ama bir başkasının onu din olarak aktarma. Meyve suyu getirmiş, meyve suyu helal mı? Soruyor şimdi adam. Ya bunun sizin tuhafınıza gider. Ya portakal suyun içerisinde de alkol varmış. Bu içilirmiş mi hocam? Din bu değil kardeşler ya. Tasavvuf bu değil, tarikat bu değil. Takva bu değil. Takva haramlarından uzak durma. Şu felilerden kaçınmak.
Meyve suyu, adam sırf düş getirmiş şimdi. Ben bunun üzerine haram diye düşüneceğim. Hastalık bu, başka bir şey değil. Mübarek sayfa yazmış ya, beni soruyor ki. Soru sormayı böyle kağıda bağladık. Yani bu tip şeyleri. Bunun amacı şu. Bir adam edeb edebilir, bir şeyi soramayabilir. Yanlış anlaşılmaktan korkabilir, düşünebilir böyle bir şeyi. Veyahut da işte bu konuda kendisini ifade etmekte zorlanabilir. Öyle ya. Veyahut da beni dahil eleştirecek. Olabilir bu. Bir şey olabilir. Burası bu noktada, dini noktada, dini noktada, dinin dairesinde hür bir ortam olsun diye düşündük. Kütüptelik yazlar, insanlar sorularını yapsınlar.
Buraya koysunlar. Biz de onların üzerinde bildiklerimizi cevaplandıralım. Özür dilerim, buraya böyle bir sayfa, mektup halinde. Bunu okuyamam ki burada. Herkesin hakkına tecavüz etmiş olur. Bunun kendi içerisindeki oluşmuş olan, oluşmuş olan kendi içerisindeki hukuk buna ters. Mantığına ters. Bunu yazan kardeşi üzerinde söylemiyorum bunu. Bütün herkese söylüyorum. Yani bu noktada arkadaşlar biraz daha böyle şey davranışlar. Anlayışı davransınlar bana. Yani sonuçta burada herkes var. Ben de yetişiyorum. Saat ver böyle işlerim. O yüzden böyle rüya yazıyorlar mesela. Yukarıda tekkede de oluyor. Bazen burada da oluyor. Rüya yazıyorlar. Veyahut da bir konuyla alakalı fikirlerini yazıyorlar.
Ben işte sohbet burada sekiz buçukta başlıyorsa, ben sekiz buçuktan önce gelmeye gayret ediyorum. Ve önce geliyorum. Arkadaşlar şahit. Sohbet bitince de, zikrullah bitince de ben burada oturuyorum tekrar. Oturmanın sebebi şu. Rüyası olan varsa, hali olan varsa, tasavvufi bir durumu olan varsa, kendince anlatmak istediği veya konuşmak istediği, söylemek istediği bir şey var ise, ben burada oturuyorum. Ben sadece burada değil, bütün derse gittim. Her yerde aynı şeyi uygulamaya çalışıyorum. Yıllardan beri tasavvuf, tasavvuf bir kimsenin rüyasını, halini anlatacak, derdini anlatacak. O rüyasından, o halinden, onun dersi değişecekse dersi değişecek. Esma verilecekse esma verilecek. Alınacaksa esması, esması alınacak. Evet.
Ona tövbe gerekiyorsa tövbe verilecek. Ona bir şey söylemesi gerekiyorsa bir şey söyleyecek. O kimse dersten sonra kalanını alırlar, onları dinlemek istiyorlarsa dinlerler. Kendilerine de bir yol öğretilmiş olur. O kimse de bir yol öğrenir. Sonuçta burada oturuyorum. Ben oturmayan bir insan değilim. Dersi bitirip buradan çekip gider bir insan değilim. Allah beni affetsin. Sizleri de affetsin. O yüzden uzun soru sormayın. Dört yıllık evliyim, çocuğum olmuyor demiş. Allah'ım şifa versin inşallah. Çocukların olmayanlar için inşallah bir arkadaş daha böyle söyledi. İntikafa inşallah bir günlük olmuyor aslında. O itikaf 10 gün okunması gerekir ama verecek olanı Allah inşallah bir günlük de verir.
Bir günde de verir, 10 günde de verir. Ya bu arkadaş kimse inşallah itikafa gelsin orada. Hem yanına elma getirsin hem de şey getirsin. Kuru üzüm ilaçsız olandan yalnız. Onları ilaçlıyorlar. İlaçsız, kuru siyah üzüm olabilir, kuru normal üzüm olabilir. İlacı olmayacak, natural olacak. Natural kullanılmış olacak. İnşallah itikaf da okumaya gayret edeceğiz. Bir mümin başkasından bir şey istemez deniyor. Sınavın en çetin devresini geçirdim bu dönemde. Bütün kapılar üzerime kapanıyor. Hakkınızı eval edin. Ekmek parasını bile temin edebilirim. Tevap olmamın mücadele de de mücadele de demiyor. Tavsiye, mücadeleye devam. İnsanın bütün kapıları kapanabilir. Bütün kapıları kapanabilir.
Her şey çok kötü bir noktada olabilir kendince. İmtihandır, imtihandır. Sabırla, namazla, zikirle Allah'tan yardım verecek. Ekmeksiz kaldığımız günler olabilir. Sursuz kaldığımız günler olabilir. Hiçbir şeysiz kaldığımız günler olabilir. İmtihan, bu dünya imtihan yine. Böyle, herkes de seni unutabilir. Evet, hiç kimsenin aklına gelmeye bilirsin sen. Olabilir. Zikirle, namazla Allah'tan yardım ister. Gece kap, namaz kıl. Sabah kap, namaz kıl. Allah'ı zikret, dua et. Allah'tan ister. Allah sana yardımdır. İnşaAllah.
Cenab-ı Hak herkese yardım etsin. Emit diye bağırıp şeriate karşı bütün kapılar. Bu Müslüman olan insanların hakkında. Müslüman kahrolsun şeriat demez. Mümin kahrolsun şeriat demez. Mümin kimse kahrolsun İslam demez. Mümin insan kahrolsun türban örtü başörtüsü demez.
Kahrolsun sakal sarı demez mümin insan. Mümin insan ben laikim demez. Aldatıyorlar insanları. İnsanlar mümin de olunmuş, müslüman da olunmuş, laik de olunmuş. Olmaz. Olmaz. Laiklik herhangi bir dini ve dini hükümlerini kabul etmemektir. Din ve dinden olan her şey. Bu illaki İslam olması şart değildir. Din ve dinden olan her şeyi reddetmektir laiklik. Laikim diyen kimse şunu der. Ben din ve dinden olan her şeyi reddediyorum. Bakın laik, laikim diyen kimse din ve dinden olan her şeyi reddediyorumlar. Aldatıyorlar kavramlarla Müslümanları.
Yani çıkıyorlar insanlar hem müslüman olmuş hem laik olurmuş. Allah faizi haram etmiş. Ben diyeceğim ki faiz haram. O da ne diyecek? Laiklik diyecek ya. Faizi haram diyemezsin ya. Ya dini bir hüküm bu diyecek. Bunu demiyorlar mı şimdi? Sen Müslüman mısın? Müslümansın gel otur kardeşim. Benim dinime göre faiz haram. Benim inancıma göre zina haram. Benim inancıma göre bir kadının burçanın çubak dolaşması veya tesettürsüz dolaşması haram. Benim dinime göre hırsızlık haram. Benim dinime göre şu haram bu haram. Haramlar benim. Benim dinime göre içki haram. Üretilmesi de, tüketilmesi de, satılması da haram.
Ne yapacağım? Şahıs olarak, birey olarak karşımda birisi var. X kimse. Bunlar haram. Ne yapacaksın bunları sen? Bitti. Yolun sonu göründü. Bunu söyleyen yok. Devlet laik olsun. Keşke devlet laik olsa. Ya insanlar laik de olunmuş, Müslüman olmuş.
Koca koca bırakılıyorlar. Ya benim dinimin hakkında nasıl hükmediyorsun kardeşim sen? Sen din alimi misin? Sen Müslümanların kabul ettiği bir otorite misin der. Benim karşıma çıkıp benim dinimle alakalı fetva veriyorsun. Hüküm veriyorsun. Birisi çıkacak diyecek ki kardeşim sen neysin? Laikim. Ha aynı zamanda Müslümanım. İyi. Laiklik nedir? Söyle bana laiklik ne? Din ve vicdan hürriyetiymiş. Hayır. Laiklik din ve vicdan hürriyeti değil. Ben benim dinime karışıyorum.
Benim ördüme karışıyorum. Benim sakalıma karışıyorum. Benim inancıma, imanıma karışıyorum. Değil. Bütün dinlere aynı mesafede olmakmış. Değil. Hadi bütün dinlere aynı mesafede olmak ne demek? Bütün dindarların hukukunu korumak demek. İyi Hristiyan gelecek diyecek ki ben Hristiyan hukukunu istiyorum. Müslüman gelecek ben Müslüman hukukunu istiyorum. Yahudi gelecek ben Yahudi hukukunu istiyorum diyecek. Hadi bütün dinlere aynı eşitlikte dur. O da değil. Laiklik, dinsizliktir. Türkiye Cumhuriyeti devleti de dinsizdir. Bu halkın da dinsizliği alıştırmaya çalışmaktır. Alıştırıyor dinsizliğe. Alışmıyor bu insanlarda.
Bu insanlarda dinlerden vazgeçmiyorlar. Dini inanışlarından, dini yaşantılarından vazgeçmiyorlar. Allah böyle bir misyon yürütemiş bu insanlara. Gencisiyle, yaşlısıyla. Oluk oluk dinen gidiyorlar. Oluk oluk. Oluk oluk. O dışarıda örtüşlü dolaşanlar, başar açık dolaşanlar, İslam dışı gibi görünenler var ya, valla oluk İslam oluyorlar.
Oluk oluk. Kervişlerden daha fazla imanlar kuvvetleniyorlar. Çünkü delikodu bilmiyorlar, gıybet bilmiyorlar. Herhangi bir şey bilmiyorlar. Müslümanların içerisinde, cemaatların, tarikatların içerisinde var. Dedikodu var, gıybet var, süvizan var. Birbirini çekememek var. Birbirine kaz yatmak var. Çengel atmak var. Çelme takmak var. Birbirinden uğraşmak var. Dirsek vurmak var. Ona kem gözle bakmak var. Valla! Allah yeniden, yeniden, yeniden cennet bir nesil getiriyor. Bunu göremeyen, bunu göremeyen şeyhler, üstadlar, bunu göremeyen, gözlerinin Allah'ın kaplattığı, perdelediği kimseler bunları göremiyor.
Mehdi nesli geliyor, Mehdi. Mehdi nesli müşrik, Mehdi nesli. Bu nesil Allah'ı seven, Resulullah'ı seven, zikrullah'ı seven. Gönlü, kuşu içerisinde, gürür gürür, Fırat Nehri gibi akal bir nesil. Mehdi nesli.
Gözlerim yaşarıyor. Geçen itikapta yüz seksen kişi vardı, küçücük tekkede, yüz seksen kişi. Hiçbirisi de bir gram uyumadan itikap çıkardılar bir günde. Bir gün, bir gün. Hiçbirisi bir gram uyumadan çıkardı. Mehdi nesli. O yüzden inşallah gelecek İslam'ın, gelecek Allah'ın nurunun. Hiç proporsiyonlara girmeyeceksiniz. Hiç çatışmayacaksınız. Hiç cebelleşmeyeceksiniz. Hiç kavga etmeyeceksiniz. Hiç tartışmayacaksınız. Hiç. Ne eşinizle, ne çocuklarınızla, ne anne babalarınızla, ne komşularınızla, ne arkadaşlarınızla. Eskiymiş, yeriymiş. Kimseyle tartışmayacaksınız. Kimseyle. Sevelsin. Sana bir şey sorarlarsa sen dedi. Allah'ı sev.
Başka türde gerek yok. Allah'ı sev kardeşim. Resulullah'ı sev. Dini sev. Müslümanları sev. Dindarları sev. Ditti. Felsefe bu. Düşünce bu. Allah'ı sevsin. Başka bir şey istemiyor mu hiç kimseden? Resulullah'ı sevsin. Başka bir şey lazım değil. Yeter. Bunu garamayanlar hâlâ da var. Aman bizim tarikatımızı iyi sev. Aman bizim üstadımızı çok iyi sev. Aman şunu şöyle sev. Aman. Ya eyvallah. Bırak kardeşim. Bırak kardeşim. Önce sonuna Allah sevgisini tanıtır. Önce sonuna Resulullah sevgisini tanıtır. Önce sonuna Tevlim sevgisini tanıtır. Dini sevdiramaz. Geliyor. Cedid bir nesil geliyor. Mehdi nesli bu nesil. Mehdi nesli.
Gösterişe bakmadan, riyaya dalmadan, suizana dalmadan, gıybete, Allah muhafaza edersin, iftiraya dalmadan geliyor. O yüzden inşallah birbirlerinizi sevin, birbirlerinizi muhabbet besleyin. Provokasyonlara gelmeyin. Bırakın. Eterne arkadaşı döksün. Onlarla işimiz yok. Hiç kimseyle işimiz yok. Hiç kimseyle. Birisi Eterne'den çıkmış. Ben nasıl tevhid okuyacağım? Aa onu öğret tevhidi. Birisi bakmış size. Ya senin yüzünde bir nur görüyorum ben ya. Ya ne yapmam lazım. Bitti. Onunla senin işi. Allah kabul etmiyormuş. Ben laikimdir. Çılgıncım. Bırak çılgınsın orada. Bırak çılgınsın. Allah'ın cenneti benim değil. Allah'ın cehennemi de benim değil.
Cennete gidecek olan cennetlik amel işleyecek. Ben iman ettim. Allah'ı seviyorum. Resul'unu seviyorum. Onun dinini seviyorum. Kur'an'ını seviyorum. O tarafa doğru gidecek. Bizim yoldaşımız o. Arkadaşımız o. Bizim kardeşimiz o. Öbür gün diyecek ki. Kardeşim olmaz böyle. Başörtüsü de olmaz. Çarşaf da olmaz. Din de olmaz. İşte devletin kutsal gayetirkenlerine aykırı. Olamaz böyle bir şey. Resul ediyorum. Kahrosul şeyler atacak. Gittir ki elime. Başımda duracağım. Bana ne? Benim işim yok onunla. Ben cehennem yolcusu muyum? Onlarla uğraşacağım. Bana ne? Allah bizi affetsin.
Allah bizi affetsin. Sormuş arkadaş. Dersden sonra görüşelim. Gördüğüm başarcık bir bacımızın boynunda Allah yazısı kolye vardı. Ne güzel. İhtikaf hangi gün ayın kaçında demişler. Elimizdeki cumartesi gecesi. Talikat ve tasavvuf mensubu Müslüman kişinin bakkal ve marketinde amanikan mamuni sigara veya kokusu varsa bu mücahiz mi?
Haram bu ki. İç meyvesinden. Ders alıp da alır gelir vesaire dersi geriye etme lüksü var mı? Var. Lüks değil o. Gelsin abi ağabey desin ki dersi iade etmek istiyor. Kim Allah için alçak yönlü davranırsa Allah onu yükseltir hadisindeki Allah için alçak yönlü olmanın ne manaya geliyor? Allah için alçak yönlü olman insanların hepsini kendinden vazifetli görmez. Allah bizi böyle affetsin inşallah. Hakkımıza devam edelim. Cenab-ı Hakk cümlemizi korusun. İttikafa girmek isteyenler cumartesi gün. Bizler akşam yastığı kaçta günü yedi? Yedide başlayacak. Veyahut dışarıdan gelenler, oradan buradan gelenler olur. Veyahut itikafa niyet eder kimse. Oraya girdiğinde itikafa niyet etsin diyecek.
Dünya kelamı konuşmayacak. Ta itikaptan oradan bir de çıkıncaya kadar diye niyet etsinler. Bir gün diye niyet etmesinler. Ama gece kimseyi bırakmak istemiyoruz oradan. Yani girecek olanlar gece saat on birden on ikiden sonra ben çıkıyorum ben on birden on ikiden sonra gideceğim diyeceklerse yani şey yapmasınlar on da on buçukta gidecek olan oranın belli bir saati var. Hadi on birden çıksın on birden sonra çıkmak eğer bir hastalık bir sıkıntı bir şey olursa eyvallah. Öbür türlü bir hastalık olmayacaksa, sıkıntı olmayacaksa, dünya kelamı konuşmadan içeride verilen yazı çekecek ve itikafa mümkün olduğunca dersli olan kardeşler gelsin. Dersli olan kardeşler gelsin. Bunu dersli olanlara kapımız kapalı manası da değil.
Böyle de algılamayın ama dersli olan kardeşler gelsin. Yasaklamak da değil bizimki. Bu bir distor. Zikrularımızı yasaklamıyoruz. Buradaki sohbetimiz yasaklamıyoruz. Orası da yasaklı değil bir distor. Dersli olan kardeşler gelsin. Ve böylece pazar gün, akşam pardon pazar gün yatsıda inşallah rahman itikaflar çıkaracak. Dünya kelamı konuşmak yok, çok yemek yok, çok içmek yok. Uyumak yok, uyumak yok. Sema edenlerin haricinde, semazenlerin, mıtırbarının haricinde uyumak. Yok işte burada yatıverin, dinleniverin, ayağımı satayım, kolumu satayım yok. Ortalıkta dolaşayım, böyle işte gideyim şurada oturayım yok. Disiplin içerisinde itikaf bir disiplindir çünkü.
İtikaf bir disiplindir. Dışarıda sigara içeyim, tuvalette sigara içeyim. Bunlar yok itikafta. Bu bir disiplin. Çok yiyeyim, çok içeyim, böyle bir şey yok. İnsanlara burada hizmet ettireyim, işte bana çay getirip çorba getirip yok. Orada kuşu içerisinde yumuşak bir şekilde herkes oturacak dersin. bitirecek. Bir şeye karışmadan, fazla bir şeyle iştikar etmeden herkes dersini yapacak, dersini çekecek. İtikaf bu. Dua edecek, sızlayacak, ağlayacak. Ne yapıyorsa yapacak, itikafını bitirecek. Durum bu. Yoksa, hamdolsun. Böyle bir şey olmadı. Birkaç tane, bir iki olayın haricinde iki itikaflık böyle bir hani edep dışı fazla bir şeyimiz olmadı elhamdülillah.
Olmadı. Yani birkaç tane mesele, bunlar da işte arkadaşlar bilmediklerinden, yorgun olduklarından veya yeni yeni öğrenecekler, yeni yeni tanacaklar. Ama itikafın kendi içerisinde bir ağırlığı, kendi içerisinde bir disiplini, kendi içerisinde bir mantığı vardır. O itikafın kendi içerisindeki mantığını, disiplini, derinliğini uygulaması gerekir itikafa giren insanlar. Biz de orada kalkıp da insanlara çok affedersiniz, hard work yapacak değiliz. Bir şey söyleyecek de değiliz. Bu bize yakışmayan bir şey. Ama derviş bu noktada kendisini edep-adap noktasında kendini muhafaza edecek, kendisine bir şey söyleyecek, bir şey söylememizi gerektirecek, bir şeyden hareketlerden, eylemlerden uzak duracak.
Böyle kendi kendini Allah muhafaza eylesin. Kendi kafasından belli şeyler yapılacak. Muhakkak ki itikaf insanı olgunlaştırmadan, insanın maneviyatını kuvvet vermeden, kalbini bu noktada temizlemeden, fark etmeden inşallah oranma büyük vaziletleri var. Ama şunu da beklemek de yanlış. İntikafa gireceğiz, uçacağız. İntikafa gireceğiz, iyi rüya göreceğiz. İntikafa gireceğiz, hal göreceğiz. İntikafa gireceğiz, makam atlayacağız. Bu düşüncesi de yok olmayacak insanların. Allah'ımız lazım. Allah için itikafa girecek, Allah için itikafdan çıkacak. Hakkınızı helal edin. Üç ihlas bir fati var.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi