Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Aralık 2020 · 32:01
O İsa'nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı. İsa küpünün huyuyla huylanmamıştı. Bu İsa küpünü anlattım herhalde, öyle burada mı anlattım, başka yerde mi anlattım bilmiyorum ama. İsa Aleyhisselam 14-15 yaşlarına gelince annesi onu Mısır'a götürür. Dedikodu, laf, küf, bir sürü olaylar. Mısır'a giderler. Mısır'a gidince onu bir kumaş boyacısının yanında çalışmaya verir. O boyanenin sahibi küpleri gösterir, beş altı ana renk var, boyaları da gösterir. Der ki bunları siyah, bunları kırmızı, işte bunları yeşil, bunları mavi boyacan. Der, gider.
Akşam olduğunda elbise sahipleriyle boya sahibi gelir, bir bakarlar ki İsa Aleyhisselam bütün elbiseleri bir küpün içerisine koymuş. Herkes böyle ah vah ver yansın, çek uzansın. İsa Aleyhisselam gider küpün başına. Müşteriye sorar, seninki ne renk olacaktı? Siyah. Onun elbisesini çıkarır, verir küpten simsiyah. Seninki ne olacaktı? Der, mavi. Onun elbisesini çıkar, masmavi ona verir. Seninki ne olacaktı? Beyaz çıkarır, onunkını da beyaz verir. Aynı küpte. Burası biraz böyle derinlemeye nüfuz edilmesi gereken bir yerdir. Bütün gördüğünüz renklerin anası renksizliktir. Bütün aldığınız kokuların anası kokusuzluktandır. Bütün gördüğünüz varlık yokluktandır. Var olarak gördüğünüz her şey yokluktan gelir. Renkli gördüğünüz her şey renksizlikten gelir.
Çok gördüğünüz her şey birlikten gelir. Bir sürü Adem öyle değil mi? Hepsi de Adem'den gelmedir. Hepsi de melek. Bir tek melekten gelir. Ve biz hepsine de ne deriz? Melekler deriz. Bütün var gördüğünüz her şey bu noktada yokluktan gelmektedir. İşte diyor ki, burada o vezire laf söylüyor. O diyor İsa'nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı.
Bütün dinler tektir aslında. İsimleri farklıdır. Hz. Allah Kur'an'ında ne dedi Celle Celaluhu? Bütün dinler İslam'dır dedi. Adem'den itibaren yeryüzüne gelen bütün dinler İslam'dır. Ve bütün peygamberler İslam'ı getirmişlerdir yeryüzüne. Sen İsevi, Musevi, Yakubi diye ayırırsın. Hepsinin de yeryüzüne geldikleri andan itibaren vazifeleri İslam dinini tebliğ etmek ve yaymaktır. O yüzden yeryüzünde nerede bir inanç var ise onun temelinde İslam vardır. Sonradan dejenere olmuş, sonradan bozulmuştur. Bakın, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadislerini inkar etmeye başladılar.
Bu bir dejenere yapmak için bir hamle. İslam dünyası bu hamleyi nasıl karşılayacak? İslam dünyası bu hamlenin karşısında ne yapacak? Bu bir hamle. Museviler de İsa aleyhisselama hamle yaptılar. Onlar gerçek Musevi değillerdi. Onlar gerçekten Musevi olmuş olsalardı, İsa aleyhisselamın peygamberlik nurunu görürlerdi. Onlar işin hakikatinde değillerdi. Din adamları, tarih boyunca dinden geçinenler, dinin hakikatini görememişlerdir. Dinden nemalananlar, dinden para kazananlar, dinden çoluğunu, çocuğunu geçindirenler, dinden kendini geçindirenler, dinin hakikatini anlamaktan uzak olmuşlardır.
Tarih boyunca bu böyle olmuşlardır. Tarih boyunca bu böyle olmuştur. Hahamlar, keşişler, papazlar, bizim bugün için imamlar, müftüler, profesörler, dinden geçindikleri için dinin hakikatini anlamaktan uzak durmuşlardır. Çünkü maaşını aldığı yerin kılıcını sallayacak, parasını aldığı yerin kılıcını sallayacak, Allah'ın kılıcını sallamayacak, Allah'ın kılıcını sallayanlar ancak gerçek dindarlar, müminlerdir.
Bir kimse dinden geçiniyorsa, o dinden geçindiği için dinin hakikatine ulaşmakta muhakkak güçlük çekecektir. İşte tarih boyunca insanlık ne çektiyse, dini istismar eden bu din adamlarından çekmiştir. Bunlar dini istismar ederekten kendilerine bir makam, mevki oluştururlar. Dini istismar ederekten kendilerine siyasi bir mevki, makam oluştururlar. Dini istismar ederekten kendilerine ticari bir mekan, ticari bir makam, ticari bir mevki oluştururlar. Dindarları ve dini istismar ederekten ne yazık ki, ne yazık ki kendilerini düşünmüşlerdir. Ve insanlık tarihi boyunca ne çektilerse bunlardan çekmişlerdir. Toplumları savaştıran bunlardır. Toplumların birbirlerinin kanını akıtan bunlardır.
Toplumları birbirine öldürttüren bunlardır. Kaç tane haçlı sefer oldu? Başlarında kimler vardı? Papazlar vardı. İnsanların gayet makul ve malum, masum din duygularını istismar ederekten savaşlara götürüp insanları katlettiler. Aynı şey bakın, İslam dünyasında oluyor. İki yüz yıldan beri kan akıtılıyor İslam dünyasında. Gayri Müslümler cesaret edip tek başına gelip Müslümanlarla savaşamıyorlar. Müslümanları para kendi ettiler, böldüler. Bir sürü siyasi ve hizbe bölündüler. Bir sürü itikadi hizbe bölündüler. Şiası sünnisine, sünnisi şiasına. Yetmedi sünniler kendi içerilerinde bölündüler. Yetmedi şialar kendi içlerinde bölündüler. Şia kendi içerisinde on ikiye bölünme.
On ikiler kendi içerisinde bir de üçer beşer daha koy, kırka bölünme. Bir gün bir inceledim, kırk tane ayrı hizif var Şia'nın içerisinde. Hepsi de birbirini küfürle itham ediyor. Sünnilerin içerisinde var bir sürü şimdi. İtikad olarak da sıkıntılı. Bu tip sıkıntılar var ve bu sıkıntılarla insanlar birbirlerini katlediyorlar. Bakın Orta Doğu'da insanlar din adına birbirlerini katlediyorlar. Yetiştiriyorlar, büyütüyorlar, besliyorlar, ellerine de silah veriyorlar. Kimi vuruyor? Müslümana vuruyor. Diline sahip çık. Dilinle kimi eleştiriyorsun? Dilinle eleştirdin eğer ki la la illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimse ise diline sahip çık.
Kurşunun önünde kim var? Namlunun önünde kim var? Senin namlunun önündeki kimseye bak. Namlunun önünde bir Müslüman var ise sen gerçekten şeytana uydun, saptın. Namluların önünde Müslümanlar var, başka bir şey yok. Namluların önünde Müslümanlar var. Bakın bütün İslam dünyası ders almamış. Bosna Hersek'te yapılan katliamın yıl dönümü. Ders almamış İslam dünyası. Ders almamış. Üç yüz binin üzerinde şehit var. Bosna'da. Ders almamış İslam dünyası. Birbirini yiyor. Allah muhafaza eylesin. İşte bütün dinler, İslam, hepsini yeryüzüne gönderen Allah, Musa aleyhisselamın peygamberliğini peygamber olarak tasdikleyen ve gönderen Allah.
İsa aleyhisselamı peygamber olarak gönderen Allah. Adem'den Muhammed Mustafa'ya sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine kadar. Bütün peygamberleri gönderen Allah. Hepsi de İslam. Bunun kokusunu al. Bunun idrakini yaşa. Bunun idrakini yaşa. Diyor ki işte o İsa'nın tek renkli oluşundan bir koku almamıştı. Bir de doğru dini aktaranlar bize böyle öyle söylerler ya, klasik din anlatıyor canım adam. Sıkılıyor ondan. Bize doğru din anlatan kimse bize klasik, bayığı, ötelenmiş, böyle yok ya çetrefilli şeyler anlatmıyor bu. Ya bırak ya klasik dergah adamı işte.
Yani bir işe yaramaz. Tek renkli, tek koku. Onun dediği Kur'an ve sünnet. Öl olunca ona tat vermiyor. Bildiği hadisler, bildiği ayetler. Bas duşa bak karşıda. Ayet-i Kerim'i okudum okudun tamam bitti. Bas duşa hadis-i şerif. Aa tamam işte. Ya aynı şeyi söylüyor ya. Bizde hastalık bu. Geçmiş insanlarda da hastalık. Ne anlıyorsunuz siz oraya gideceğiniz, sema ediyorsunuz, dönüyorsunuz. Başka ne yapıyorsunuz ki? Evet. Sen ne yapıyorsun? Hadisleri inkar ediyorsun. Sen ne yapıyorsun? Buhari sapık diyorsun. Sen ne yapıyorsun? Yeni bir din mi getireceksin?
Ayet belli, hadis belli. Ne yapacaksın? O klasik din adamı değil. Ne o? Modern din adamı. Klasik karşısına modern. İyi. İyi. Sen ne getirdin bize? Ayetin lafsını mı değiştireceksin? Ayetin manasını mı değiştireceksin? Hadisin lafsını mı değiştireceksin? Hadisin manasını mı değiştireceksin? Sen ne getireceksin bize? Yeni bir din mi getireceksin? Yeni bir din getireceksen, ay iyi, harika ya. Vay sen peygamber oldun demek. İnsanlarda bir de bu var. O tek koku, tek renk. Kur'an sünnet. Dinle, Kur'an sünnet kardeş. Ya biliyoruz zaten bunu. E bildiğini ben de biliyorum, yaşamıyorsun ama.
O haramı işliyorsun. O harama gözünü dikiyorsun. O haramla iç içe yaşıyorsun. O haramdan tat alıyorsun. O haramdan zevk alıyorsun. O haramı istiyorsun. Nefsin terbiye olmuyor. O nefis terbiyesine girmiyorsun. O nefisle mücadele yolunu seçmiyorsun. Haram, çok lezzetli. O yüzden haramın lezzetli olduğu yere gidiyorsun. Öbürküne de helal lezzetli. O da helalın lezzetine koşuyor. Helalın lezzetine koşan demode. Helalın lezzetine koşan klasik. Haramın lezzetine koşan modern. Hatta ultra modern.
Hatta uzay fıkıhçısı o. Vah, vah, vah. Uzay fıkıhçısı. Biz, bu arada bana da öyle diyorlar. Klasik. Ben bu eşcinsellere laf söyleyince, klasik yani, klasik tarikat adamı. Ya, eşcinselleri seveceğiz. Allah'ın lanetlediğini seveceğiz. Allah'ın lanetlediğini hoş göreceğiz. İnsanlık için en büyük dram olan, insanlık için en büyük hastalık olan, insanlık için en büyük sıkıntı olan, Adem'den itibaren bütün peygamberlerin lanetlediği, insanlık için, insanlık için, lanetlenmiş bir hastalık olan, eşcinselliğe hoş göreceğiz.
Ben nasıl bir Mevlevi'ymişim, eşcinselleri hoş göremiyormuşum. Eyvallah. Siz hoş görün. Kişi sevdiğiyle beraber, onlarla beraber haşrolun. Evet, ne yazık ki, devlet, eğitim sistemi, bunun temeline girmekten uzak. Bizim eğitim sistemi çarpık çürpük. Bizim adalet sistemi çarpık çürpük. Çalışmıyor. Düzgün değil. Düzeltemiyorlar. İki şeyi düzeltemezseniz, toplumu düzeltemezsiniz. Birisi eğitimdir, birisi adalettir. Siz eğitimi ve adaleti bir toplumda dizayn edip düzeltemezsiniz, o toplum düzelmez.
Devleti idare edenlerin, devleti yönetenlerin en büyük vazifesi ve görevi, eğitimi ve adaleti düzgün bir şekilde yürütmek ve yönetmektir. Yok bizde. İki yüz yıldan beri yok. Yeni değil. Osmanlı'da da adam gitmiş, dan dan dan birisini vurmuş, vermiş ona akçe, gitmiş, öbür taraftan çıkmış. O yüzden yıkılmış. Şimdi de aynı. Adam götürüyor, elli milyar, yüz milyar, iki yüz milyar bir para yediriyor. Adam elini kolunu sallaya sallaya gidiyor. Gazetelerde de dinlemeleri çıkıyor. Diyor ki, dört yüz bin dolar harcadım, bir gecede çıktım. Ulan bizim cebimizde çakı bıçağı bulsa, biz karakoldan çıkamıyoruz. Adam sıkıyor her yere, öbür kapıdan çıkıyor.
Adalet batmış. Eğitim, e yok zaten. Kıymetli dostlar, bana söyler misiniz? Bütün Bursa'da, İstanbul'da, Tekirdağ'da, İzmir'de, Çanakkale'de, Ramazan boyunca gezdiğim yerleri söylüyorum size. Her yerde okulların, her yerde okulların kocaman kocaman reklamları var. Bilmem ne üçüncüsü bizden, bilmem ne ikincisi bilmem, bilmem ne birincisi bizden. bir sürü zaten harfleri ezberleyeceğiz ki artık ya. KPSS, YGS, YBS, TSS, ne varsa var. Şahin'i doğanı geçti bunlar. Bir sürü harflerden kurulu bir sınav sistemi var. Hepsinde de kocaman kocaman reklamlar, birinciler, ikinciler, üçüncüler, beşinciler, ellince, ilk yüzüncü, her neyse reklamları okuyorum.
Bir tane reklam okumadım, bir tane. Bizim okulumuz en ahlaklıdır. Bizim okulumuz en terbiyelidir. Biz bizim okulumuzda en iyi dini eğitimi veriyoruz. Bizim okulumuzda uyuşturucu yok. Bizim okulumuzda yabancı madde kullanımı yok. Bizim okulumuzda fuhuş yok. Bizim okulumuzda şu yok. Bizim okulumuzda bu yok. Bizim okulumuzda çocuğunuzu getirirseniz ahlaklı, evliya gibi bir çocuk alırsınız. Bir tane reklam yok. Bir tane reklam yok böyle. Ben gittim x bir özel okula. Dedim ki sıkıntı yaşıyoruz.
Böyle bir problemimiz var. Harika alırız çocuğunuzu. Tamam ne kadar? Şu kadar para. Tamam. Dini eğitim olarak ne veriyorsunuz dedim. Dindar bunlar. Dindar. Nasıl dindarlar hem? Böyle yaptı hareket. Biz dini eğitim vermiyoruz dedi. Durdum. Dini eğitim ailelere ait dedi. Ya dedim bu çocuğu siz sabah yedide sekizde alacaksınız. Öğledeyim kaçta alıyorsunuz çocukları? E dedi yerine göre işte yedide alıyoruz dedi. Bu çocuğu yedide alacaksınız. Kaçta bırakıyorsunuz? Beşte altıda. Beşte altıda bırakıyorsunuz dedim bu çocuğu. Bu çocuk yaklaşık on saatini sizinle geçiriyor.
Bu çocuk eve geldiğinde dedim. Anne baba zaten baba dışarıdan geliyor. E anne zaten saçlar dikili. Üzeri komple çamaşır suyunu bulanmış vaziyette temizlik delisi. Temizleyeceğim yemek yapacağım diye uğraşıyor. Orasında toz kalmış orayı sileceğim diye uğraşıyor. Anneler iki tane hadis okuyup çocuklarını öğretmekten uzak. Toplum bu. Televizyonda birisi Seda Sayan'ı izliyor. Birisi de orada tutturmuş ne bilmem X hocayı izliyor. Birisi de kim kimden evleniyor, kim kimden boşanıyor onu izliyor. Öbürki de vay katil bulunmadı bugün ona bakıyor. O ertesi gün bugün ne geymeliğe bakıyor. Bu evler kim hadisi öğretecek, kim ilim öğretecek çocuklara?
Alıyor baba, anne çocuğunu özel okula götürüyor. O diyor ki biz din öğretmiyoruz. Kim öğretecek dini? Aile öğretecek. Ya aile yok. Ailede din öğretecek kimse yok. Baba bir tarikata, bir cemaate gidiyorsa, orada bir eğitim alıyorsa, oğlunu oraya götürebiliyorsa hasbelkader götürecek. Onda nere zamana kadar? 12-13 yaşına kadar, 14'e geldi mi problem var. 14 ile 24 arası 10 yıl problemli. Çocuk derse zikrullah'a gitmek istemiyor kız çocuklar da aynı. Ne oldu? Battı. Eğitim battı. Uyuşturucu maddeler, tacizler, tecavüzler, hunharca katiller, hırsızlık, ursuzluk, her türlü şeytani şeyler toplumun içerisine girmiş, basmış.
E Kur'an sünneti anlatan da bize zaten klasik geliyor. Ne lazım? Vardı ya bir ara televizyonlarda dolaşıyorlardı. Onlar gibi. Horozdan kurban olur, olmadı balıktan da olur. Ya ayakkabıdan da zekat olur. Evet. Yok ayakkabıdan kurban da olur. Sıraya girmişlerdi ya. Bu ne? Modern uzay fıkıhçıları, din adamları. Allah muhafaza eylesin. İşte o tek renklilikten sıkılıyor insanlar. Yani ona biz Kur'an ve sünnet anlatırken şaklabanlık mı yapacağız bilmiyorum. Palyoço kıyafetleri giyip öyle mi oturacağız buraya? Öyle mi anlatacağız bilmiyorum. Direkt Kur'an sünnet ya. Ya siz direkt Kur'an sünnet anlatıyorsunuz ama.
Allah Allah. Ben de yazıyorum. Suçumuz bu olsun elhamdülillah. Suçumuz bu olsun. Eksiğimiz bu olsun bizim. Kusurumuz bu olsun. Allah bizi affetsin. Bundan da usanıyor. İşte diyorlar tek renkli oluşundan bir koku almamıştı. İsa küpünün huyuyla huylanmamıştı. İsa küpünün huyu neydi? Herkesin kendi rengini bulmasıydı. Dergahlar İsa küpüydür. Bir kimse dergaha girer, bir tekkeye girer ve bir veya bir dine girer, kendi rengini bulur. Gerçek tasavvuf, sufilerin kendi rengini bulmasıdır. Sufiler kendi renklerini bulurlar ve parlatırlar. Sufi'yi tek renk yapmaya çalışanlar, sufili tasavvufu bilmeyenlerdir.
Hani vardır ya, tek renk sarık. İslam'da yok bu öyle. Tek renk cübbe, İslam'da yok. Tek renk örtü, İslam'da yok. Tek renk ve stil şal var, İslam'da yok. Sahabe rengarenkti. Rengarenkti. İbn-i Revaha'nın sarığı pembeydi. Arkadaşları anlatıyor.
Diyor, çekilirdi savaş meydanında kenara. Bekler, bekler, bekler, … En kızıştığı zamanı beklerdi diyor. Ondan sonra sarığını alırdı. Kafasına bir güzel dolardı. En ucunu da diyor, ağzının içine alırdı. Öylesine girerdi ki diyor savaş meydanına. Biz diyor kenarlara çekilirdik. İbn-i Revaha geliyor. İşte şimdi galebiyet geliyor derdik diyor. Bir girerdi ki diyor düşmanın içerisine. Girdiği yer diyor bir anda toz duman olur dağılırdı. Sarının rengi neymiş? Pembe, kızıla çalan. Kızıla çalan. Onlar rengarenkti. Sonradan biz renklerimizi unutturdular bize. Bizi tek renge, tek kalıba sokmak istediler.
İslam bu manada, bireysel manada tek kalıba sokulmaz. O yüzden mezhep var dört tane. Tek kalıba sokulmamış. O yüzden o mezhebin içerisinde dahi talih fetvalar var. İmam Muhammed diyor ki bu böyle de olur. İmam Yusuf diyor ki bu böyle de olur. Kastalan'ın diyor ki bu böyle de olur. İmam Şafi diyor ki böyle de olur. İmam Malik diyor ki böyle de olur. Ama hepsinin merkezi ne? Kur'an ve sünnet. Merkezi bu. O yüzden rengarenk olmalı. Rengarenk. O rengarenkliğinin tek renkten çıktığını göreme. O ne? Kur'an sünnet. Hangi renge bürünürseniz bürünün, renginizin özü Kur'an ve sünnet olacak. Kur'an ve sünnet.
Sünnet-i Resulullah'ta temeli var mı? Var. Öptük başımıza koyduk. Bu mezhebi inkar etmek değil. Ben Hanefi'yim. Bana bir şey sorarlarsa Hanefi'yi fıkhına göre söylüyorum. Genel olarak. Ama içinde yaşanamayacak şeyler var ise sünnet-i Resulullah'a bakaraktan diyorum ki böyle de yapabilirsiniz. Sakın bu konuşmamdan mezhepsizliği çıkarmayın. Bu Selefi Vahabileri gibi. Böyle bir şey yok. Ben mezhebim var elhamdülillah. Ben akaitte bu noktada matur edeyim. Fiilatta bu noktada Hanefi'yim. Bundan gocunmuyorum. Öyle mezhepsizlerden değilim elhamdülillah. Değilim. Ama Hanefi'den, işin içinden çıkamıyorsam Maliki'ye bakıyorum.
Hanbeli'ye bakıyorum. Şafi'ye bakıyorum. Yine çıkamıyorsam sünnet-i Resulullah'a bakıyorum. Sünnet-i Resulullah'ta varsa bir hadis. O konuda arkadaşlara uygulama alanı olarak kapı aralıyorum. Hakkında hadis var. Bunu yapabilirsiniz diyorum. Evet İsa küpünün huyuyla huylanmak işte her rengi bu noktada parlatmak. Bu noktada insanların kendi renklerini, kendi anlayışlarını hoş görmek. Bir kimse pazartesi, perşembe oruç tutuyor. Ala sünnette var. Bir kimse bir boş bir dolu tutuyor. Ala sünnette var. Bir kimse 13, 14, 15 oruç tutuyor. Ala sünnete Resulullah'ta var. Bir kimse başında, ortasında, sonunda tutuyor. Ala sünnete Resulullah'ta var. Ama bir kimse tek cumalar oruç tutmak istiyor. Yok kardeş sünnete Resulullah'ta.
Sen cuma günleri tek cuma günü oruç tutamazsın. Neden? Ya bu benim rengim diyemezsin sen. Bu sünnete Resulullah'ta yok. Bana sorarsan ben derim ki cuma günü tek başına oruç tutmak sünneti Resulullah'a aykırı. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri cuma günü tek gün oruç tutulmasını nehyetti. Bu benim rengim dersen sen sünneti Resulullah'a karşı çıkmış oluyorsun. Senin bu benim rengim deme hakkın yok. Sünneti Resulullah'ta sarık sarmanın sünneti belli. Ya hiç sarkıtmayacak, dolacak. Ya normalde bir tane sarkıtacak böyle. ya iki taraftan sarkıtacak ya da arkadan sarkıtacak. Bunun haricinde bir sarık sarma metodu yok. Beline kadar sarık sarma metodu yok.
Yok sünnete Resulullah'ta. Sen bu benim rengim deyip de sarığı beline kadar uzatamazsın kardeşim. Uzatamazsın. Ya benim rengim değil yok kardeşim. Sünnete Resulullah belli. Sen kocaman bir sarık sararsın. Sarığın kendi içerisindeki bir özelliği Müslüman'ın kefenliğinin kafasında taşıması. Cihat ruhu bu. Sarığın sünnet olduğu yer cihat meydanıdır. Bedir'de bütün melekler başlarında sarıkla inmişlerdir savaşmaya. Sarığın sünnetullah olduğu yer Bedir savaşıdır. Sarık sarınız. Namaz kılarken sarınız. Evde sarınız. Zikrullah'ta sarınız. Şimdi kılık kıyafet yasası var. Dışarılarda saramıyorsunuz. Sarık sarmak sünnet.
Evinin içinde sar. Namaz kılarken sar. Zikrullah'ta sar. Ya dışarıda sarıyorlar gösteriş yapıyorlar kardeşim. Gösteriş değil o. Adam hulusi kalbiyle sünneti Resulullah'ı işliyor. Sen işleyemiyorsun. Sebebin ne olursa olsun. Kendince için ne olursa olsun. Dil uzatma. Seni ilgilendirmez. Bırak. Sarık sarmak sünnet. Cumaları siyah sarardı. Savaş'a giderken siyah sarardı. Hüzünlü günlerinde siyah sarardı. Sünnet. Kendi kafandan ama sarık sarma metodu geliştirme. Bu benim rengim diyemezsin. Dinse sünneti Resulullah'a uyacaksın. Ondan alacaksın.
Onun huyuyla huylanacaksın. İsa'nın huyuyla huylanmak. Bugünkü dönem için Muhammed Mustafa'nın huyuyla huylanmak. Allah bizi Muhammed Mustafa'ya uyanlardan, onun ahlakıyla ahlaklananlardan eylesin. Buradan devam edeceğiz.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.