Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Aralık 2025 · 39:07
Esselamün aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran ve tebliğ eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Nerede ümmet-i Muhammed'e zulmediliyorsa, kim ümmet-i Muhammed'in hakkına, hukukuna, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediyorsa, ettiriyorsa, Cenab-ı Hak hepsini de kahri perişan eylesin, İsrail'i ve destekçilerini batırsın, Batı'yı batırsın, Roma'yı batırsın, Washington'u batırsın, Pekin'i batırsın, Rusya'yı batırsın,
Almanya'yı ve Avrupa'yı batırsın, İslam'ı faydar eylesin, Ecmail. Geçen hafta işlememiştik konu, bu haftada kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. 49. Nasihat Müdessir Suresi Ayet 54-55-56 A'udhu Billahi Minashşeydani Ar-Rajim Bismillahirrahmanirrahim Calla, إنه تذكرة, فمن شاء ذكره.
Calla, إنه تذكرة فمن شاء ذكره. C였습니다. Müddessir ayet 54-55-56 Hayır, hayır!
Yüz çevirdikleri bu Kur'an gerçekten bir zikirdir. 55. ayet Dileyen onu zikreder. 56. ayet Ancak Allah dilerse zikreder. Allah kendinden korkulmaya ve affetmeye daha layıktır. Bunun meallere bakarsanız enteresan bir şekilde meallerde bu ayet-i kerimeyi zikir yerine öğüt olarak çevirmişler. Yani meallere baktığınızda hayır hayır yüz çevirdikleri bu Kur'an gerçekten bir öğüttür.
Meal olarak böyle çevirmişler. Ama ayet-i kerimenin normalde aslında zikir olarak geçiyor, mastar olarak. E şimdi yine 55. ayette de hani dileyen onu hani bu öğüdü dinler olarak normalde çevirmişler. Ama yine ayet-i kerime de dileyen onu zikreder. Normalde çünkü orada da ayet-i kerimenin aslı zikir olarak geçiyor.
Yine 56. ayette de ancak Allah dilerse öğüt alırlar. Bu ayet-i kerimenin normalde mealde öyle. Ama tabi dilerse Allah ancak dilerse zikreder. Yani o kimse Allah onun o zikrullah etmesini dilemezse o zikredemez. Kendinden korkulmaya ve affetmeye Allah layıktır. Şimdi bir ayet-i kerime daha var. Şimdi burada mesela 56. ayette ancak Allah dilerse zikreder. Buradaki o zikir kelimesini öğüt olarak anmışlar ya. Enam 138'de ise aynı kelime geçiyor. Yine orada zikir olarak geçiyor. Enam 138'de ise bir kısım hayvanlar da var ki onları keserken üzerlerine Allah'ın adını zikretmezler yazıyor. La yeskurine yani burada aynı bu la yeskurine öbür günlerde de geçiyor aynı kelime.
Ama ve lakin yani Enam 38'de Allah'ın adının zikredilmesi gerektiğini söylerken öbür ayetlerde aynı Kuran-ı Kerim'i öğüt olarak geçiriyor. Yani normalde zikirden uzaklaşın da nasıl uzaklaşacaksanız uzaklaşın. Yani evet Kuran bir zikirdir. Öğütü de içine alır. Kuran zikirdir. Evet Kuran zikirdir. Öğütü, nasihatı, ibadeti, kısasları, hukuku her şeyi içine alır. Bu konuda normalde hani Kuran zikirdir derken biz oturup zikretmek olarak da onu da içine alır. Ama ve lakin burada zikir kelimesini neden değiştiriyorsunuz?
Neden zikir kelimesini öğüt olarak değiştiriyorsunuz? Benim durduğum nokta burası. Yani ayet-i kerimeyi, Kuran-ı Kerim'deki ayet-i kerimeyi siz değiştirmeyin. Bırakın zikirden kim ne anlıyorsa onu anlasın. Birisi oturup ondan sonra Fatiha'yı bin sefer okursa o hem Kuran okudu hem Allah'ı zikretmedi mi olacak? Veyahut da o kimse beş bin tevhid çekerse Kuran'da la ilahe illallah tabi sonuçta ayettir. O zaman onu da zikretmiş oldu. Burada normalde benim durduğum nokta şu. Yani Kuran-ı Kerim'de zikir ayeti geçen yerlerde zikir bildiğiniz zikir ayeti geçen yerlerde işte öğüt, işte bilmem kim bir hatırlatma, yok işte şu, yok işte bu. Bununla alakalı kendilerince hani zikir örtelim de nasıl örtersek örtelim. Ama örtelim.
Bu zikri dar bir daireye alalım örtelim. Yok hayır, Kuran'ın neresinde zikir geçiyorsa o zikirdir. Öğütü de içine alır. Hatırlamayı da içine alır. Ne bileyim işte kalbin temizlenmesini de içine alır. Nefsin temizlenmesini de içine alır. Evet o zikirdir. Oturup Kuran-ı Kerim'i okumayı da içine alır. Evet o zikirdir. Kuran'ın hükümlerini de içine alır. Kısas ayetlerini de içine alır. Kaldırmaya çalıştığınız, yok etmeye çalıştığınız kısas ve cihat ayetlerini de içine alır. İşte cihat, öyle cihat kalmadı. Nasıl cihat kaldı? Nasıl cihat kaldı? İşte İsrail her gün cayır cayır Müslümanları katlediyor mu? Evet.
İşte Çin her gün Doğu Türkistanları Müslümanları katlediyor mu? Evet. Dünyanın her yerinde Müslümanların canları, malları, namusları, haysiyetleri, şerefleri ayaklar altına alınıyor mu? Evet. Daha nasıl cihat bekliyorsunuz siz? Hangi cihat ayetini kaldıracaksınız? İslam dünyasını sömürmek, köleleştirmek ise köleleştirdiniz, sömürdünüz zaten. Hala daha sömürüyorsunuz. Ne düşüncenizle, isteğinizle yok. Yani bizim Yusuf atmış bana Mehmet Aydın'ın bir sözlerini. Nerede Yusuf? Atmış bugün okudum. Mehmet Aydın'ın eski Diyanet İşleri'nden sorumlu devlet bakanı, Kur'an'dan bazı ayet-i kerimelerin kaldırılması lazım diyor. Yani Kur'an'ı ne zannediyorlarsa, bildiğiniz Kur'an-ı Kerim'den bazı ayetlerin kaldırılması lazım diyor.
Dondum bugün. Onu bir kaç yerde daha ben hani okumuştum. Ama açıktan böyle bir yazı varsa itirazı normalde o kimsenin mahkemeye vermesi lazım. Şunu bunu yapması lazım. Öyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde evet, Allah'ı zikir en büyük iştir. Bunun içerisinde Kur'an-ı Kerim'i okumak da vardır. Bunun içerisinde Kur'an'ın hükümlerini uygulamak da vardır. Yani kısas uygulamak da bir zikirdir. Cihat da bir zikirdir. İslam hükmüyle hükmolunması da bir zikirdir. O yüzden ama zikirdir. Bakın zikirdir. İnşallah biz bunun savunuculuğunu yapacağız. Allah muhafaza eylesin.
Tirmizi naklediyor. Sizin en hayırlı amellerinizi haber vereyim mi? Allah'ı zikretmektir. En hayırlı ibadetiniz Allah'ı zikretmektir. En hayırlı ibadetiniz. Demek ki ibadetlerin özü, ibadetlerin zirvesi, ibadetlerin bu noktada en yükseği Allah'ı zikretmek. Çünkü Ankobüt ayet 45'te de Allah'ı zikir en büyük iştir diyor. Kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Bu hem Bakara ayet 152'de geçiyor hem de Rahat ayet 28'de geçiyor. Kalplerimizin mutmain olması ancak Allah'ı zikretmekle mümkün. Bir kimse Allah'ı zikretmiyorsa onun kalbi mutmain olması mümkün değil. Kalbin mutmain olması ne demek?
Nefis meratipler olarak emmare, levvame, mülhümeyi geçip mutmain'e makamına gelmeniz. Çünkü kalpler ancak zikrullah ile mutmain olur. O makama zikrullah ile gelir o kimse. Eğer o kimsede zikrullah tam olarak oturmadıysa Allah'ı çokça zikir, ayet-i kerime Allah'ı çokça zikredin. O ayet-i kerime o kimsenin üzerinde yerleşmediyse o kimsenin kalbi mutmain olmaz.
Kalbi mutmain olmayan bir kimse eksiktir, noksandır. Kalbi mutmain olmayan kimse eksiktir, noksandır. O yüzden Cenab-ı Hak bizi yeniden kendi huzuruna alırken kalbiniz mutmain olarak Rabbinize dönünüz der. Başka bir ayet-i kerimede. O yüzden biz Allah'ı çokça zikretmekle mükellefiz. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, kim neyi nasıl eleştirirse eleştirsin, biz Allah'ı çokça zikredenlerden olacağız. O yüzden normalde bir kimse evet Kur'an-ı Kerim'i okumak da zikirdir. Bu konuda herhangi bir şeyim yok. Ya oturursunuz, Kur'an-ı Kerim okursunuz, o da zikirdir.
Ya da ne yaparsınız, oturursunuz Allah'ı zikredersiniz, o da zikirdir. Ama normalde eğer ki siz öyle yapmaz iseniz o zaman sizde bir eksiklik, sizde bir noksanlık olur. Hatta cemaat haline geldiğinizde cemaat halinde Allah'ı zikretmezseniz sizde bir noksanlık, bir eksiklik söz konusu olur. Üç kişi Hanefi'ye göre üç kişi oldu mu cemaattir. O yüzden üç kişi böyle sohbet etseniz, o sohbetlerinizde hatalarınız, kusurlarınız olmuş olsa eğer o sohbetten sonra Allah'ı zikrederseniz sizin hatalarınıza, kusurlarınıza o zikir ne yapar? Kefaret olur. Şimdi yine Cenab-ı Hak ayet-i kerimede dileyen onu zikreder der. Dileyen onu zikreder.
Burada normalde baskı söz konusu değildir. Bir kimse dilerse Allah'ı zikreder. Sen Allah'ı zikretmek için bir adım atarsın, ardından ayet-i kerimede de diyor ki Allah ancak zikrullah edilmesine izin verir. Sen o zaman bir adım atmak kulluğuna aittir. Sana bu nasip olur olmaz Cenab-ı Hak bunu sana bahşeder bahşetmez bu Allah'ın bileceği iş. Senin ne yapacaksın dileceksin. Dileyen Allah'ı zikreder, dileyen onu zikreder. Dilemek sana aittir. Bunu tesis etmek, bunu yaratmak. Bunu yaratmak Allah'a aittir. O zaman çünkü kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikredecek. Hani bu fakir der ya Allah necaseti zikretmez. Allah necaseti zikretmez.
O yüzden bir kimse zikrullaha bir adım attı ve Allah'ı zikrediyorsa Cenab-ı Hak onu zikretmiştir. Cenab-ı Hak onu kendisinden önce zikretmiştir. O yüzden Allah'ı zikredenler özel yaratılmış, özel bir damara aittir. Herkese nasip olacak olan bir şey değildir bu. Bu normalde herkese tebliğ edersin, herkese söylersin. Herkes Allah'ı zikredemez. Cenab-ı Hak'ın ona husisi bir teveccüh olması lazım. Cenab-ı Hak'ın ona husisi bir yaratması lazım. Husisi. Çünkü Allah o kapıyı herkese aralamaz. Aralanırsa da herkes o kapıda son nefesine kadar gidemez. Bu da ayrı bir meseledir. O yüzden Allah'ı zikir en büyük iştir.
En büyük işi de ancak seçilmişler yapabilir. Ancak seçilmişler yapabilir. Seçilmeyen yani bunu ben böyle açık açık bunu önceden bu kadar açık söylemiyordum. Herhalde yaşım kemale erdi artık. Açık açık. Allah bir kimse zikrullahını dilemiyorsa o Allah'ı zikredemez. Bu direk Cenab-ı Hak'ın dilemesidir. Sen gider anlatırsın, söylersin, tebliğ edersin. Seninle alay etti veyahutta sana burun kıvırdı, kalbi mühürlendi onun. Neden? Çünkü Allah'ın zikrini tebliğ ediyorsun ona. Allah'ı zikre davet ediyorsun. Eğer o zikri küçük görürse, zikredeni küçük görürse, zikirle ve zikredenlerle alay ederse onun kalbi mühürlenir. O ebediyen zikrullaha karşı, soğuk zikrullaha karşı defanslı olur.
Ve öylece kafir olarak ölür. Çünkü kim zikrullaha düşman oldu, kim zikrullaha sırtını döndü, Allah da ona sırtını döner. Siz çokça namaz kılan görürsünüz, zikrullaha düşman ise kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Çokça oruç tutanı görürsünüz. Allah'ın zikrine düşman ise, Allah'ın zikrine sırtını döndüyse, zikirle ve zikredenlerle alay ediyorsa, o kimse bu dünyadan kafir olarak göçer gider. Hani böyle bakara makara, takara tukara diyorsa, o kimse kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Cenab-ı Hakk'ın herhangi bir ayet-i kerimesini eksik noksan gören, eksik noksan gören kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Allah'ın bir kısım ayetlerini ortadan kaldırmayı düşünen Müslüman tipindeki münafıklar kafirlerin, kafirlerin tövbeleri bile zor kabul olur.
Çünkü direk onlar Kitabullah'a saldırıyorlar. Direk Kitabullah'a saldırıyorlar. Allah'ın dinini değiştirmeye çalışan, Allah'ın ayetlerini değiştiren, bunlar direk Kitabullah'a saldırdıklarından dolayı, bunlar kafir olarak göçer giderler. Tövbe ederse Cenab-ı Hakk'la kendi arasındadır, beni ilgilendirmez. Ama bu halde göçer giderlerse, kafir olarak göçerler giderler, Rabbim cümle Ümmet-i Muhammed'i bu halden korusun. O yüzden özgürdür herkes. Dileyen Allah'ı zikreder, dileyen Kur'an-ı Kerim'e tabi olur, dileyen Kur'an ve Sünnet'e tabi olur, dileyen İslam'a tabi olur. Dilemeyen, bu konuda zorlama yoktur, yapmak istemeyen kimse de yapmaz. Zorla bir şey olacak bir şey değildir bu. Bir kimseyi siz zorla Kur'an'a tabi tutamazsınız.
Bir kimseyi siz zorla zikrullah halakasına oturtamazsınız. Bir kimseyi zorla tevhid çektiremezsiniz. Bir küçücük bir anı, zikrullah yapıyoruz. Bayındır Furunu köyünde, çocuğun birisi koşturdu, yetişin babam ölüyor dedi. Biz ders yerinden koşturduk, adam böyle upuzun yatıyor böyle sanki son nefesinde gibi. Hani şey var ya, hadis-i şerif var, hani böyle bir hastanın yanında hafif sesle tevhid çekin, la ilahe illallah deyin diye. Ben böyle yavaş yavaş, la ilahe illallah, la ilahe illallah, la ilahe illallah diyorum ben. Adam gözünü açtı, siz ne benim başımda toplanıyorsunuz, ne la ilahe illallah diyorsunuz, ben ölüyor muyum dedi. Hemen kalktım. Ondan sonra çekildim oradan. Arkadaşlara dedim yürüyün. Adamın la ilahe illallah diye ben dediğim şeyi yok. Adam la ilahe illallah demiyor.
Yani la ilahe illallah de ya. Yok demiyor. Herkese nasip olmaz. Bakın herkese nasip olmaz. Sağlığın yerindeyken, aklın yerindeyken, aklın yerindeyken, la ilahe illallah devam et. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden normalde Allah'ı zikreden kimse, öyle diyor ya, Dileyen Allah'ı zikretsin. Allah dilerse o kimse zikreder.
Cenab-ı Hak birinci ayette dileyen onu, hani Allah'ı zikreder diyor. İkinci ayeti kerimede diyor ki, ancak Allah dilerse zikreder. Bu ne demek biliyor musun? Bu senin zikrini Cenab-ı Hak kendi üzerine aldı. Ey sufi kardeş, sen kendi kendine ben Allah'ı zikrediyorum diye böbürlenme. Sen kendi kendini tepelerde, yükseklerde dolaşma. Sen kibir deryasına kendini atma. Allah dilerse sen zikredersin. Hani başka bir ayeti kerimede Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz der. O zaman Allah dilemiş, sen zikrediyorsun. Bunun normalde şükrünü, bunun hamdini eda etmenin yolunu ara. Eğer zikrullah halakasına oturduysan, dünya değil dünyanın ve ahiretin en önemli ibadetini yapıyorsun.
Dünya ve ahiret zenginliğinin zirvesindesin. Allah'ın zikrine oturan bir kimse, dünya ve ahiret zenginliğinin hazinesinin ortasına oturmuştur. Hani mescitte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zikrederken, üç kişi girdi. Birisi halakanın içine oturdu, birisi halakanın dışına oturdu, edeb etti. Birisi de döndü gitti. Allah Resulü zikrullah'tan kesilince dedi ki, Ey ashabım bu üç kişiden size haber vereyim mi? Ver ya Resulallah.
Halakanın ortasına oturanı Allah zatında barındırdı. Edeb edip de dışarıda oturana Allah mağfiret etti, rahmet etti, bereketlendirdi, affetti. Dönüp gidene dedi, Allah ve melekler lanet etti. Zikrullah'tan dönme, ne olursan ol, hangi tarikata gidersen git, hangi şeyhe intisap edersen et. Başına ne geldiyse geldi, ne gelmediyse gelmedi. Zikrullah halakasına devam et, Allah'ı zikretmeye devam et.
Ve asla ve asla o zikrullah kapısını terk etme. Allah'a vefasızlık etme. Ve sen eğer zikrullah'a ve zikir edenlere karşı küstahlık beslersen, bil ki zikrullah halakasından ve zikrullah etmekten manevi olarak rızkın kesilir. Rabbim bizleri onlardan eylemesin. Rabbim normalde bizleri bu noktada sırat-ı müstakimde eylesin. Unutmayın, kalpler rahmanın iki parmağının arasındadır. Onları dilediği yöne çevirir. O yüzden Cenab-ı Hak kalplerimizi O'nun zikrullahında daim eylesin. O'nun dininde daim eylesin. O'nun Kur'an ve sünnet yolunda daim eylesin.
Rabbim bizleri her daim Cenab-ı Hak'ı gözeten, O'nu daim zikreden, O'nun emirlerini yerine getiren kullarından eylesin. Ey Cmai'n Üç İhlas Bir Fatiha-i Şerife Amin ve hissedar eyle ya Rabbi
haberdar eyle ya Rabbi feyzatlarını himmetlerini şefaatlerini dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi üç ihlas bir fatiha-i şerife amin hasıl olan sevabı pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani Seyyid Ahmet el Rifai Seyyid Ahmet el Bedevi Seyyid İbrahim Dostseki Şeyh Ebul Hasan Eşşazeli Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin Şahı Mevlana Celaleddin Rumi Şahı Hacı Bektaş-i Veli Şahı Hacı Bayram-i Veli Mehmet Muhiddin Üftade Veysel Karani Muhiddin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran
Efendimizin ruhlarında hedieledik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi haberdar eyle ya Rabbi feyzatlarını himmetlerini şefaatlerini dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi üç ihlas bir fatiha-i şerife hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahime Tantavi Abdurrahime Nişavi El Haç El Hafız Ebu Bekir Sıddıki Çorumi Hacı Ali Aydar Efendi El Haç Çorunlu Mustafa Anaç Efendi Nevşeyli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin Kaçuni Dergahı'nın Kabbaşi Dergahı'nın
ve bütün geçmiş Mürşidi Kamillerin velilerin evliyaların dervişlerin müminlerin ruhlarına ya Rabbi bilhassa üstadımız Bayınvırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine yaşayan bütün Mürşidi Kamillerin velilerin evliyaların bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine Turuk Aliye'den akraba-ı talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediye edildik Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi Haberdar eyle ya Rabbi Feyzatlarını himmetlerini şefaatlerini dualarını
üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi Amin Ve selamun alel mürselin Ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin Bismillahirrahmanirrahim İnne Allahe yuhiddu tevvabîn ve yuhiddul mütetahhirin sarakallahul azim Estağfirullah el-azim el-kerim el-lezi la ilahe illa hu el-hayyel kayyum ve etubu ileyh Estağfirullah el-azim Estağfirullah Estağfirullah el-azim Estağfirullah estağfirullah el-azim
Estağfirullah estağfirullah el-azim estağfirullah Mülkül Kadim Estağfirullah El Azim Ya Mülkül Kadim Estağfirullah El Azim Ya Mülkül Kadim Estağfirullah El Azim Aman Ya Rabbi Min Min Tövbe Ya Rabbi
Estağfirullah El Azim Ya Rabbi Estağfirullah El Azim Ya Rabbi Estağfirullah El Azim Mülkül Kadim Estağfirullah El Azim Tövbe Estağfirullah El Azim Estağfirullah El Azim Tübdül Allah El Azim Ve Ne Heytü Kalbi Anma Şivallah Estağfirullah El Azim Tübdül Allah El Azim Bismillahirrahmanirrahim
İnnehu min Süleyman ve innehu Bismillahirrahmanirrahim Salakallahu'l-Azim Bismillahirrahmanirrahim Bismillahirrahmanirrahim Gaffar ismi şerifine inanıyoruz.
Günahlarımızı setreyle ya Rabbi. Amin. Gaffar ismi şerifine inanıyoruz. Günahlarımızı affeyle ya Rabbi. Amin. Euzubillahimineşşeytadirradîm Bismillahirrahmanirrahim İnne Allahe ve melâiketehu yusallune alen nebi Ya eyyühellezine âmenû Sallû aleyhi ve sellimû teslimâ Sadakallahu'l-Azim Allahümme salli âlâ Seyyidina Mu'anin Amin Usta'li zikir fa'lamennâhû La
Salavat
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.