714. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbeti ve Zikir Meclisi
Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 4 Aralık 2025 · 1:47:21
M.K. Yolunda mücadele edenlerden eylesin. Amin. Ejimayin. E bu akşam da tecelliyat böyle başladı. Sohbete başlasak şimdi zor toparlarız. Hani selfie yapıyorsunuz da bugün de böyle olsun diye. Bizimki de bugün de böyle olsun. Hadi sorunuz varsa bir beldede tasavvuf vakfı ve kardeşlerden kimse yoksa orada evimize zikir için okumalar için davette bulunduğumuzda sizden ve vakıftan çok sezletmemek edepsizlik midir?
Değildir. Bundaki ölçü izlenecek yol nasıldır? Bunda bir sıkıntı yok. Herkes kendi konumuna, durumuna göre iştahat eder. Ona göre nasıl tebliğde bulunacaksa öyle tebliğ eder. Evet. Evet Yusuf Hoca. Efendim din, akıl, can, mal, namus, zarurati hamseriye geçen bu beş temel esasın korunması kimin uhdesindedir?
Devletin mi? Bunlar değişkenlik gösterebilir mi? Biz derviş hukuku veya insanı hukuk çerçevesinde ilişki kurduğumuz insanlarla bu ölçüye nasıl dikkat etmeliyiz efendim? Teşekkür ederim. Allah razı olsun. Bunu normalde devleti ilgilendiren yönü var. Aslında devleti ilgilendiren yönüne bakacağımız zaman Hanefiler genelde devletinin vazifesi olarak görürler. O kimsenin din emniyeti, akıl emniyeti, namus emniyeti, can emniyeti, mal emniyetini devlet korumak zorundadır. Bu birinci derecede devlete aittir. Devlet tebaasının yani vatandaşlarının burada din gözetmeksizin onların din emniyetini sağlar. Yani Hristiyanlar orada özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler.
Yahudiler orada özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler. Müslümanlar özgür bir şekilde dinlerine ibadet ederler ve yaşarlar. Ama söz konusu olan İslam devletinde oradaki hukuk Müslümanlar için İslami bir hukuk geçerlidir. Hristiyanlar için Hristiyan hukuku, Yahudiler için Yahudiler hukuku geçerlidir. Mesela Osmanlı bu noktada çok hukuklu bir sisteme aittir. Osmanlı bu meselede çok hukuklu bir sistem söz konusudur. Ama genel meselelerde mesela herkes İslam hukukuna tabi olur. Diğer zımmi dediğimiz veya gayrimüslim dediklerimiz kendi içlerine kendi hukukları vardır. Şimdi din emniyeti olunca normalde mesela devlet Müslümanların din emniyetini sağlar. Hristiyanları da Yahudileri de din emniyetlerini sağlar.
Akıl emniyeti devlet tebaasının aklının da sağlığını sağlar. Akıl emniyeti dediğimizde işte her türlü uyuşturucu, her türlü aklı yok edici unsurlardan insanları korur. Akıl emniyeti önemlidir. Eğer aklı koruyamazsa devlet o zaman aklı koruyamadığında orada akılsızlık hüküm olur. Akılsızlık hüküm olunca orada anarşi hüküm olur. Orada kimin ne yaptı belli olmaz. Allah muhafaza eylesin. Bu da ayrı bir şey der. Ardından can emniyeti gelir. Devlet tebaasının canını korumakla mükelleftir. Tebaanın canını her şekilde korur, her şekilde muhafaza eder. Böylece can emniyetini de sağlamış olur. Çünkü tebaanın can emniyeti sağlanmazsa hiçbir emniyet yoktur.
Bir de onun normalde bu hali var kendince. O tebaasının canını, emniyetini sağlayacak. Yani birisi birisini haksız yere öldürdü. Yani öldürdüyse onun cezası ölüm. Bu sefer de devlet, onun İslam devletinden bahsediyorum. Onun cezasını ölüm olarak bişecek ki bir daha kimse kimse haksız yere öldürmesin. Normalde ne oldu? Can emniyeti oldu. Aynı zamanda mal emniyeti önemlidir. İslam'da devlet tebaanın malını korumak zorundadır. Yani birisi birinin malına çökemez, birisi birini aldatamaz, birisi birini kandıramaz. Sahte çeklerle, sahte senetlerle, dolandırıcılıkla onun malını çökmez, onun malını alamaz gibi. Bu da ne?
Mal emniyeti. Veyahut da işte çek kanununu bir gecede değiştirip ertesi gün çekler kağıt haline gelemez. Ben oradan iflas ettim de onu çok iyi biliyorum. Yani normalde çek kanunu var, ne olmuş? Ödemezse çeke ceza çıkıyor. Bir gecede cezayı kaldırdı, bir şey çıkardı, Tansu Çiller Koalisyon Hükümeti. Bir gecede bütün çekler şey oldu, kağıt oldu, çöp oldu. O zamanın parasıyla 600 bin liraya yakın avukata bekleyen çek vardı benim. O zaman avukat Veysel aşkında, Veysel ne oldu şimdi çekler dedim, çöp oldu dedi. Bir gecede devlet normalde kendince kendi hukukunu kendisi bozdu. Tebaasını düşünmedi, tebaasında iflas edecek olanları düşünmedi. Ne yaptı?
Mal emniyeti kalmadı. 28 Şubat'ta bazı insanların mallarına çöktüler, mal emniyeti kalmadı. Yani gibi. O kimsenin malla emniyeti yok. Mesela şu anda bütün dünya üzerinde hiçbir tebaanın, devletlerin kendi içlerinde mal emniyetleri yoktur. Can emniyetleri yoktur. Bütün dünya üzerinde. Din emniyetleri yoktur. Bütün dünya üzerinde. Ardından ne? Namus emniyeti. Devlet, şahsın namusunu korumak zorundadır. Bireyin namusunu koruyacak. Yani bireyin namusunu koruyacak dediğinde. Yani bir kimse bir kimseye tecavüz etti. Tecavüz edenin İslam hukukuna göre cezası ölümdür. En son Balıkesir'de Osmanlı orada kadınlara tecavüz eden bir kimseyi asar.
Çünkü zina ayrıdır. Tecavüz ayrıdır. Zinanın da suçu vardır. Zinanın da cezası vardır. Bir kimse evli bir kadın veya bir adam normalde zina ettiyse, bu tespit edildiyse, onun da cezası rejim edilmektir, öldürülmektir. Böylece ne yapar? Normalde devlet insanların tebaanın namusunu da korur. Bunlar birinci derecede devlete aittir. Bu sorumluluklar. Bu sorumlulukları yerine getiren bir devlet, eksiği de gediği de olsa İslam devletidir. Eksik yedikleri olabilir. Hani hadis-i şerifler var çünkü. Hani gri olacak diyor. Hani tam bir Kur'an sünneti yaşanmayacak. Onu bütün herkes Osmanlı olarak nitelendiriyor. Hani ondan önce, ondan önce, işte ondan öncesi daha iyiydi.
Ondan öncesi daha da iyiydi. Ondan öncesi çok iyiydi. Hani Cihar Yargüz'in zamanı. Şimdi bunlar devlete ait olan vazifeler. O zaman devlet bir devlet olabilmesi için tebaasının din emniyetini sağlayabiliyor mu? Biz ona bakacağız. İki, biz tebaasının akıl emniyetini sağlayabiliyor mu? Üçüncüsü ne? Tebaasının can emniyetini sağlayabiliyor mu? Dördüncüsü mal emniyetini sağlayabiliyor mu? Beşincisi neydi? Namus emniyetini sağlayabiliyor mu? Eğer bunları sağlayabiliyorsa bir devlet sistemi, o devlet sistemi İslamidir. Eğer bunları sağlayamıyorsa, yani bir kimsenin din emniyeti yok ise, dinini özgür bir şekilde yaşayamıyorsa, dinini özgür bir şekilde tebliğ edemiyorsa, devlet birinci maddeden sınıfta kaldı.
İkincisi ne? İkincisi akıl emniyeti. Devlet tebaasının aklını korumuyor mu? İnsanların bir kısmı uyuşturucudan akıllarını kaybediyorsa, bir kısmı içkiden kaybediyorsa, kumardan aklını kaybediyorsa, o zaman devlet orada tebaasının akıl emniyetini sağlayamadı. Veyahut da sağlık sistemini elinin altında tutamayıp önüne gelene antidepresan veriyorsa, antidepresan kullanımı 20 yılda beş bin kat arttıysa, beş binden fazla da beş bin kat arttıysa, yedi bin, sekiz bin kat arttığı söyleniyor antidepresan kullanımı.
O zaman devlet kendi tebaasının akıl emniyetini karşılamıyor, sağlamıyor demektir. Neden? Çünkü o bir ülkede normalde 20 yılda antidepresan kullanan yüzde yedi bin, yüzde sekiz bin arttıysa, bunlar görünmeyen şeyler, bilinmeyenler, görünmeyenler, konuşulmayanlar. O zaman orada neden bilinmiyor, konuşulmuyor? Dünya Sağlık Örgütü denilen, dünyanın sağlığını bozan örgüt. Dünya Sağlık Örgütü denilen, dünyanın sağlığını bozan örgüt bunları gizliyor, bunları saklıyor. Antidepresanla bütün dünya insanlığını salak saf yapıyor, aptal yapıyor, gerizekalı yapıyor, dolanıyor ortalıkta. Atıyor antidepresanı, hiçbir şey düşünmeyecek. Ona dert uğramayacak, keder uğramayacak, sıkıntı uğramayacak, problem uğramayacak.
Öyle olursa o normalde antidepresan, midesi arıyor antidepresan, omuzu arıyor antidepresan, bacağı arıyor antidepresan. Gidiyor, benim bacağımı arıyor diyor, psikolojik diyor, al antidepresanı. Antidepresanı, öbürki diyor, midem ağrıyor diyor, psikolojik al antidepresan. Aslında antidepresan içen bir kimse, bir intihara meyili, iki katil olmaya meyili, üç evliyse evliliğini yıkmaya meyili, dört çocukları varsa çocuklarına bakamaz, beş ailesi dağılır o kimsenin, altı ticaret yapıyorsa ticareti dağılır. Antidepresan kullanıyor mu? Kullanıyor. O, hayattan koptu o. Bakın, hayattan koptu o. Bitti onun işi. Evli mi bu kadın? Evet, bitti. Kocasıyla olan ilişkisi bitti, çocuklarıyla olan ilişkisi bitti, bitti. Kocasına kadınlık yapamaz, çocuklarına annelik yapamaz, evine hanımlık yapamaz. Bir adam antidepresan kullanıyor mu? Kullanıyor. O asla adamlık yapamaz, işini yönetemez, çocuklarını terbiye edemez, eşini terbiye edemez, eşiyle ilgili geçinemez.
Yok, bitti hayatı, bitti onun antidepresan kullanan bir kimsenin psikolojisi gitti. Aklı korudu mu koruyamadı. Bakın uyuşturucu yasak mı Türkiye'de? Yasak. Ama antidepresan serbest. İçinde uyuşturucu var. Uyuşturucu yasak mı? Yasak. Bir sürü nöroloji ilaçları var, bir sürü psikiyatri ilaçları var. Hepsinde uyuşturucu var mı? Var. Hepsinde de. Hepsinde uyuşturucu var. Öksürük şuruplarında dahi uyuşturucu var. Öksürük şurubu, bildiğiniz öksürük şurubu. Uyuşturucu var içinde. Yok öksürük şurubu, öksürük şurubunda da uyuşturucu var. Yok mu? Değil mi? Öksürük şuruplarının büyük bir çoğunluğunda uyuşturucu var. Uyuşturucu var. Siz şimdi çocuk öhe öhe yapıyor, ayyy hemen öksürük şurubu getirin.
Çok öksürdü, at öksürük şurubunu çocuk kafaya buldu. Çocuk kafaya buldu. Bitti. Ya elleme çocuk hasta olsun ya, grip olsun ya, bırak olsun ya. Olsun ama yok olmasın. Neden? Senin çocuğun ne? Tanrı mı? Melek mi? Ne senin çocuğun? Hasta da olacak. Öksürecekçe, tinsirecek de. İyi bak çocuğu ona göre üşütme. Yok. Var nasıl olsa. Bir de bakın düşünebiliyor musunuz? 18 yaşa kadar bütün çocuklara her şey serbest. Götürün çocuklarınıza, hastanelere. Alın antibiyotikleri, alın öksürük şuruplarını. Daha çocukken hasta edin. Daha çocukken hasta edin. Şimdi akıl emniyeti de gitti mi? Gitti.
Eee geldik. Can emniyeti zaten gitti. Nasıl gitti? Adam vuruyor. Beş ay sonra çıkıyor. Yedi ay sonra çıkıyor. Yedi sene sonra çıkıyor. 10 sene sonra çıkıyor. Usulüne uygun vurursa, usulüne uygun öldürürse birisini. Cezası 6-7 yıl. Usulüne uygun öldürecek. Cahilce öldürürse müebbet yer. Ondan sonra indirirler 33 yıla. 33 yıldan sonra işte 33 yıl. Bir daha iyi halinden sonra bir daha bir şey olur. Çıkar sonuçta. Eninde sonunda çıkar. Usulüne uygun öldürürse o kadar da sürmez. Ne oldu şimdi? Can emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Kalmadı. Yani düşünün şimdi oğullarınız, kızlarınız var. Birisi yolda geçerken göm göm göm.
Ne diyor? Bir de serseri kurşunu diyor ya. Adı serseri kurşunu öldürdü. Değil mi? Tamam yatacak 5-6 yıl, 7 yıl, 8 yıl. Bulursa bazı şeyleri yapabilirse o kadar bile yatmaz. Ve dışarıdan mahkemesi devam eder. Uygun bir şeyler olursa. Can emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Mal emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Namus emniyeti kaldı mı? Kalmadı. Bir kadın hata yaptı. Kusur işledi. Fuhuş yaparken yakalandı. Paralı fuhuş yaparken yakalandı. Bir kağıt onun hakkında. Önceden öyleydi. Şimdi nasıl bilmiyorum. Kadın parayla fuhuş yaparken 3 sefer yakılınca genel evine yazılıyordu. Türkiye'de 2013 rakamlarına göre söylüyorum bunu.
2013 rakamları. 115 bin kişi var vesikalı genel evinde çalışan. 115 bin, 120 bine yakında müracaat etmiş. Biz genel evinde çalışmak istiyoruz diye. E namus emniyeti kaldı mı? Manukya'nın yıllarca vergi rekortmeni olduğu bu ülkede namus emniyetinden hiç kimse bahsedemez. Bahsedemez. Bakın koç var, sabancı var değil mi? Nice zenginler var. Bu ülkede yıllardır üst üste manukyan yani genel evi patroniçesi olan Ermeni kadın vergi rekortmeniydi bu ülkede. Ve maliye bakanlarının elinden şilt alıyordu o.
O maliye bakanları da bunu vermekten utanmıyordu o. Bu ne demekti biliyor musunuz? Sen bizim Türk kızlarımızı alıyorsun, çok güzel satıyorsun, harika paralar kazanıyorsun. Harika paralar kazanıyorsun. Bu o demekti. Ve bu ülke insanları, Manukya'nın vergi rekortmeni olduğu bu ülke insanları bundan hiç utanmıyorlardı. Siyasetçiler bundan utanmıyordu.
Bürokratlar bundan utanmıyordu. Çünkü yeni cumhuriyete uygun bir şeydi bu. Evet. Şimdi bu devlete ait kısmı. Şimdi geldik bireyi ilgilendiren noktaya. Birey kendi din emniyetinden sorumlu. Nasıl sorumlu? Kendi dinini öğrenme, dinini yaşama, dinini emniyet altına almaktan sorumlu kendince. E şimdi o bireye dini eğitim verilecek ki o din emniyetini bilsen.
Normalde 200 yıldır bu ülkede dini eğitim yok. Hadi Osmanlı'nın 50 yılını biz zayıf böyle hani düzenin kaçtığı olarak görelim. 100 yılda cumhuriyeti görelim. 150 yıl, 150 yıldır normalde bu ülkede dini bir eğitim yok. Hala daha yok. Buna imam hatipleri dini eğitim veriyor zannetmeyin. Diyaneti dini eğitim veriyor zannetmeyin. İlahiyatları dini eğitim veriyor zannetmeyin. Tarikatları, cemaatleri, medreseleri sakın dini eğitim veriyor. Zannetmeyin. Bu sizin kandırılmışlığınızı gösterir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti layık demokratik insan haklarına saygılı hukuk devleti olarak geçer. Ve bütün kurum ve kuruluşlar layıktır. O yüzden layık eğitimi verir hepsine.
İlahiyattaki bir çocuğa siz şimdi normalde hadisleri inkar ettirirsiniz, mezhepleri inkar ettirirsiniz. Dininizi koruyabildiniz mi? Hayır. Çocuğunuzu imam hatibe gönderdiniz. Aman dediniz ki dinini öğrensin. Namazı, abdesti öğrensin. Çocuk iki hafta sonra geldi. Baba bütün hadisler sahih değilmiş dedi. Anne kıldığınız namaz namaz değil boşuna eğilip kalkıyorsunuz dedi. Nerede öğrendi? İmam hatipte öğrendi. Daha da bırakınca ilahiyatta öğrendi. İlahiyatta bu şeyler, ayetler tarihsel mi bakacağız, evrensel mi bakacağız? Biraz daha yürüdü. Siyasetçilerin sözüne baktı. Siyasetçilerin sözüne de bakınca, 1400 yıl önceki hukukla siz şimdi kaidelerle bugün onu yaşayamazsınız. Bu noktada dinde muhakkak bir yenilenme hareketi, reformist bir hareket olması lazım der.
Macron da aynı şeyi söylemişti. Fransız devlet başkanı da çıktı. Dedi ki bu cihat ayetlerinin ortadan kalkması lazım. Kur'an'dan çıkarılması lazım dedi. Ondan sonra aynı sözün benzeri Türkiye'de de konuşuldu. Hala da konuşulur. Çünkü normalde Türkiye anayasasında dini, İslam dinine dayalı bir tane harf bile yoktur. Altını tekrar çizeyim. Bugünkü mevcut anayasada İslam dinine uygun bir tane harf dahi yoktur. Harf, siz İslam dinine ait bir harfi olmayan anayasayla yönetilmezsiniz. Anayasa orada durur, canlarının istediği gibi onu şey yaparlar. Ne o?
İçtihat ederler, istedikleri gibi anlarlar. Size ceza vermek istiyorlarsa da o cezayı verirler. Refah partisinin kapatılma sürecinde olduğu gibi anayasa, iki tane maddeyi kendisi iptal etti. Bakın anayasa mahkemesinin kanunu iptal etme hakkı yoktur ama vardır. Anayasa mahkemesi, hani siz bu anayasaya güveniyorsunuz değil mi? Bu anayasaya göre bir iş yapıyorsunuz. Diyor ki o anayasa mahkemesi, sen bu anayasaya göre sen bu işi yapmışsın, ben bu anayasayı iptal ettim diyor iki tane kanunu. Siz susuyorsunuz, bütün partiler susuyor, bütün bürokratlar susuyor, askerisi de susuyor, her şey susuyor. Anayasa mahkemesi iki tane maddeyi kendisi iptal edip Refah Partisi'ni kapatıyor.
Bu sefer ne oldu? Siz dininizi kendiniz koruyamadınız, kendi dininizi kendiniz de koruyamadınız. İnandığınız İslam'ı koruyamadınız, koruyamazsınız. Bu mümkün değil. Bugün dünya üzerinde İslam denilince namaz, oruç, bir de haç ve ömre aklınıza gelir. Zekat bile aklımıza gelmez fazla. Zekatı cemaatler, tarikatlar, cebellez etmek için hatırlatırlar. Bugün İslam denilince namaz, oruç, ondan sonra bir de haç üçgeninde kalır. Erkeklerde sakalını bırak, şalvarını giy, cübbe giy, kadınlarda da çarşaf giy, örtün, bu kadardır. İslam'ın hukuku konuşulmaz hiç. Cuma dahildir buna. Cuma'nın sıhhat şartları vardır, eda şartları vardır. Cuma'nın eda şartlarını siz normal bir ilmi halde bulamazsınız.
Cuma'nın eda şartlarını bulmanız için el-hidayeye bakacaksınız, el-ihtiyara bakacaksınız. Dürer-gürer'e bakacaksınız, İbn-i Abidin'e bakacaksınız, Fetava-i Hindiye'ye bakacaksınız. Bakacaksınız, eda şarttır, konuşulmaz asla. Böyle olunca din emniyetiniz yok. Akıl emniyeti zaten şimdi insanı konuşuyoruz ya, birey birey aklını nasıl koruyacak? Öyle ya, bireyin din emniyetinden akıl emniyeti lazım. Önce o kimseye akıl emniyeti lazım. Akıl emniyeti olmazsa nasıl dinini koruyacak? Akıl emniyetinin olması için o kimse... Siz mesela akıl emniyetini ortadan kaldıran, mesela sadece içki olarak görürsünüz, uyuşturucu olarak görürsünüz. Değildir. Sizin yediğiniz gıdalar sizin akıl emniyetinizi alır.
Yaşadığınız hayat standartları akıl emniyetinizi alır. Trafikte iki saat, on dakikalık yolu iki saatte giderseniz akıl emniyetiniz gider size. İkili ilişkilerinizde İslam ahlak yok ise akıl emniyetiniz gider. Mesela bir erkek düşünün, kadın bıdı bıdı bıdı … adamın aklını aldı mı aldı? Bir erkek düşünün, kadına bıdı bıdı bıdı … kadının aklını aldı mı aldı? Aldı. Çünkü İslam ahlakı yok. Kadına bir şey soruyorum, başka türlü cevaplıyor. Dedim ne oldu sana hani bu hale nasıl geldin? Kocam dedi her gün kafama vuruyor benim dedi. Nasıl dedim ben? Bas be dedi. Dedim gel boşan kadına. Boşan dedim.
Benim gidecek bir yerim yok dedi. Ben bir sefer dedi gittim annemin babamın evine. Babam elimden tuttu. Tekrar dedi kocamın evine getirdi. Daha ben içeri girdim dedi. Babam çıktı. Yine başladı kafama kafama vurma dedi. Akıl emniyeti sadece bireyin akıl emniyeti sadece uyuşturucu değildir. Zalim bir erkek, zalim bir kadın, zalim bir dede, zalim bir nine. Bunlar da insanın akıl emniyetini alır. Bir kadın kocasının ne kadar kazandığını bakmaz. Şunu almadın, bunu almadın, bunu almadın, bunu almadın, bunu almadın. Şunu yapmadın, bunu yapmadın. Bak şunlar şöyle yaptı, bunlar böyle yaptı. Bak şu araba aldı, şunu şöyle yaptı, bunu böyle yaptı. Akıl emniyeti gitti adamın. Adam gitti haram yollara tevessül etti.
Karısının dırdırından dolayı. Akıl emniyeti gitti. Aynı şekilde adam kadına bir sürü baskı yaptı. Psikolojik olarak kadının akıl emniyeti gitti. Akıl emniyeti sadece uyuşturucu değil. O zaman akıl emniyeti birey olarak koruyabiliyor muyuz? Hayır. E şimdi birey olarak canımızı korumamız lazım. İyi, sen istediğin yere kadar kaç. Bir serseri kurşun geldi vurdu mu seni? Geldi vurdu. Can emniyetin kaldı mı? Hayır. Vuran kimse bir müddet sonra da çıktı mı dışarı? Çıktı. Peki. Oğlun var, işte amcanın çocuğu var, amcan var. Sen benim vurdun, çıktın. Ben de seni vururum. O da onu vurdu. Onun da can emniyeti gitti mi, kaldı mı? Hayır. Onun akrabası geldi öbürkünü vurdu mu?
Vurdu. Ama devlet şunu dedi. Kan davası gütmek yasaktır. Dinen de yasaktır. İyi benim kan davamı sen al. Beni haksız yere öldüreni sen öldür. Kan davası olmasın. E sen öldürmeyince ne yapacaksın? Kız babalara. Allah hiç kimsenin başına vermesin. Bir namussu, şerefsiz, haysiyetsiz bir kimse geldi kızınıza zorla tecavüz etti.
Sen gözünün göbeği gibi baktın. Büyüttün geldi 17-18 yaşına, 20 yaşına. Önemli değil. Geldi namussuz, şerefsiz bir kimse ona tecavüz etti. Ne yaparsınız? Tecavüz eden de zengin, şerefsiz, haysiyetsin birinin oğlu gittiler bir şekilde hallettiler. Çocuğu dışarı çıkardılar. Ne yaparsınız? Kızlarınızı alın gözünüzün önüne getirin. Size bir anekdot. Benim annemin kardeş çocuğu var. Bazen eskiler görürler. İstanbul'da duruyor Alparslan İsmail. Onun babası. Onun babası bir ara cezaevine girdi. Onun anlattığı bir şey. Köyden bir kadın normalde işte kendisi de birisi tecavüz ediyor.
Tecavüz edince işte meydana çıkıyor. İşte cezaevine giriyor. Çıkıyor adam. Adam cezaevinden çıktıktan sonra kadına yine sarkıyor. Kadına yine sarkınca bir iki rahatsız edince bu sefer kadın av tüfeğiyle bu adamı öldürüyor. Cezaevine giriyor. Cezaevinde buna dilekçe yazan kim? Bizim Ahşi İsmail. Neydi şeyinin adı ya? İsmail'in babasının adı? Hacı abi. Ahşi Hasan. Evet. Ahşi Hasan dilekçe yazıyor. Dilekçe yazacak. O zaman da o böyle lise mezunum, ortaokul mezunum ne? O cezaevine girince mahkemelerde şey kullanıyor. Daktilo kullanıyor. O zaman daktilo bilen de yok. O normalde bir dilekçe yazıyor kadına.
Diyor ki katil devlettir. Ha kim duruyor bu dilekçe kim yazdı diyor. Onun sonu diyor ki Ahşi Hasan ben yazdım. Neden katil devlet? Eğer ki diyor buna diyor dostları bir ceza vermiş olsaydınız, bunu öldürmüş olsaydınız ben bunu çıkıp öldürmeyecektim. Şimdi namus emniyeti kalmadı. Birey nasıl korusun namusunu? Şimdi oğullarınızı gözünüzün önüne getirin. Kaç yaşında? On yaşında, on iki yaşında. Bir yerlerden etkilendi. Baktı oh ne güzel kadın olunca askerlik yok. Kadın olunca her taraf sana eğiliyor önüne. Dönme olunca herkes sana saygı duyuyor. Lüks mekanlar, lüks evler bakın dönmelerin hayatlarına. Youtube'da orada burada var mı? Var. Çocuk böyle bir an beyni döndü.
Ama ben de olabilirim dedi. Çocuğu arkadan tecavüz ettiler. Verdiler uyuşturucuyu. Şimdi bu topluluk bilmez. Bu tip şeylerde o çocuk daha küçükken ona normalde muhakkak ya içki içirirler, ya esrar içirirler, ya uyuşturucu verirler. Onu böyle hani ilk defa gelin oluyormuş gibi süslerler. Onu satarlar bir erkeğe. O da böyle muhteşem bir şey yapıyormuş gibi gelir ona. Oğullarınızı düşünün şimdi. Böyle bir tezgaha girmiş. Bu çocuğu kandırmışlar. Bu çocuğu eşcinsel yapıyorlar. Ne yaparsınız bunları yapan insanlara? Bunlar sizin görmediğiniz yerler.
Şeytanın size sakladığı yerler bunlar. Namus emniyeti de kalmadı. Namus emniyeti de kalmadı. Mallı emniyeti de kalmadı. Malınızı koruyacaksınız öyle değil mi? İyi geldi bir hırsız geldi. Sizi malınızı alıyor. Öldürürseniz katilsiniz. Öldürdünüz, ateş ettiniz, katilsiniz. Adam gözünüzün önünde alıp götürüyor değil mi? Ateş ettiniz onu, yaraladınız, katilsiniz. Yaralarsanız işte yaralamaktan. Vurursanız, öldürürseniz adam öldürmekten. Katilsiniz, bildiğiniz katilsiniz. Ve bir kimseyi öldürmekten ceza alırsınız. 26 tane, 32 tane, 35 tane hırsızlıktan dosyası olan bir kimse dışarıda dolanıyor.
Diyorlar mesleğine devam et seni, mesleğinden alıkoymayalım. İnternetten okuyoruz. 36 tane dosyası var, hırsızlıktan. 36 tane dosyası var. Dışarıda dolanıyor adam ya. Ulan biz, Atatürk, Şemsi Efendi okulunda okudu. Şemsi Efendi, Sabateist'i dedim. Sırf bu cümleden dolayı ceza aldım ben. Adamın 36 dosyası var. Hırsızlıktan yaralamaya ne istersen, o dışarıda dolanıyor. Çünkü 36'ya gelmiş adam ya. Adam suç makinesi gibi. Sen ülkede hırsızlık yaparsan, dışarıda dolanırsın. Hiçbir sıkıntı yok. Hırsızlar içeride değildir zaten. Büyük bir çoğunluk kravatlıdır.
Cahil olanlar, kravatsız onlar. Ama hırsızların büyük bir çoğunluk kravatlıdır. Hem böyle lacivert elbiseli, beyaz gömlekte, kırmızı kravatlıdır. Gürcan da diyor, her kırmızı kravat takanın bu kesin gürcüdür diyor. Trump'u bile gürcü etti Gürcan. Tabii o lacivert elbiseli, beyaz, kırmızı kravat takanların, burada da hani var ya, buraya rozet, mozet takıyorlar ya, orada Türkiye Cumhuriyeti Devleti rozeti de vardır.
Rozetli bunlar. Bunlara anayasa, kanun, madde, hiçbir şey çalışmaz bunlara. Hepsi de kanuna uygundur. En güzel hırsızlık, en ideal hırsızlık, en böyle zirve hırsızlık, kanuna uygun hırsızlık yapmaktır. Onu da senden bilmeyiz onları. Onları bilen bilir. Böyle olunca o zaman mal emniyetinizde kalmadı. Yani normalde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde yaşayan bir kimsenin mal emniyeti yoktur. Hiçbirinizin de. Söyleyeyim mi? Bir ülkede eğer ki faiz, normal faiz, piyasadaki faiz yüzde yüz kırka çıktıysa, yüzde yüz kırka çıktıysa, o ülkede yaşayan normal vatandaşların mal emniyetleri yoktur.
Bir ülkede faiz var ise, o ülkede mal emniyeti yoktur. Yani bu mal emniyeti ne demek? Kazanç emniyeti. Senin kazancının emniyeti yoktur. Sen fark etmezsin. Cebellez-i minel beşer eder o hırsızlar senin paranı. Kanunidir bu. Sen bir sürü vergi verirsin, kanunidir. O vergiler sonra bir yerde toplanır, faize gider. Kanunidir bu. Kanunsuz değildir. Bir kanun çıkarırsın, vergileri yüzde yirmi beşe çıkardım dersin. Bir kanun daha çıkarırsın veya tabii ondan sonra ne o? Başkan kararnamesi, on tane şirketin vergilerini sildim dersin. Siler. Kanunidir. Evet yetki kullanır. Kanunidir. Abdullah Gül, PKK'dan yargılanan bilmem kaç tane teröristi affetti.
Kanuni. Cumhurbaşkanının buna hakkı var mı? Var. Kanuni. Ya bu otuz kişiyi, kırk kişinin şehit olmasına sebep oldu. Şuraya baskın yaptı, buraya baskın yaptı. Gencecik çocuklar toprağın altına girdi. Nasıl bunu affeder? Affeder kanuni. Şöyle düşünün. Sen evladını toprağa vermişsin. Yirmi yaşında, gencecik, dal gibi. Senin evladını toprağa verdin. Adam geldi beş yıl sonra senin önüne. Ne yaparsın? Ne yapacağını söyle şimdi bana.
Ne acıdı iyi mi? Sen vatan korusun diye gönderdin evladını. Vatan, millet, Sakarya dedin. Devlet dedin. Bayrak dedin. Yürü oğlum dedin. Şu heda şerbetini içte gel. Yoksa hakkım helal değil. On numara. O da şu heda şerbetini içti geldi. Onun şu heda şerbetine içmesine vesile olan, katil namusu, şerefsiz, haysiyetsiz, zalim. On yıl sonra geldi senin karşında gülüyor senin. Değil mi?
Kaldı mı? Can emniyeti de. Şimdi burada babalar var, oğulları var. Görüyorum ben şimdi. Evet. Niçin askerlik yaparız? Vatan, millet için. Öyle değil mi? Niçin ölürüz biz? Vatanımız için, topraklarımız için, milletimiz için ölürüz biz. İyi kardeş öldük de. Bizi öldüreni kimin affetme yetkisi olur? Benim paramı çalanın, çalanı kim affeder? Benden başka. Benim namusumu kirletmiş kim affeder bunu? Bunlar tehlikeli mecralar. Bunları normalde, Türkiye'deki şeyhler konuşmaz.
Türkiye'deki alimler bunları konuşmazlar. Haklılar. Bunları konuşurlarsa yargılanma durumları var. Yargılanırlar. Değil mi? Birbirlerine urgan atıyorlardı değil mi? Sen asamazsın, ben asarım. Ben asamazsam sen asarsın. Şimdi ne oldu? Kurucu lider. Sevsinler sizi. Bu ülke bizim, bu topraklar bizim. Bu devlet de bizim. Ne olursa olsun. Devlet bizim.
Ne devleti, ne bu toprakları, ne de bu ülkeyi, ne de bu ülkenin milliyetçi, vatanperver, dini bütün insanları bir yerlere peşkeş çekme noktasında değiliz. Kanımızın son damlasına kadar bunları savunacağız. Bunları konuşacağız. Hak neyse konuşacağız. Hak neyse konuşacağız. Yanacaksa başımız yanacak. Hak uğruna yanacak başımız. Hz. Pir demiş ya, sen yanmazsan, ben yanmazsan nasıl kurtulacak demiş. Bunları konuşacağız. Bir yerde bir mümin, bir müslüman bir yerde haksızlık var ise, bir yerde hukuksuzluk var ise, bir yerde zulüm var ise, buna baş kaldıracak. Buna baş kaldıracak.
Biz anarşiye düşmeyiz. Ama biz tebliğ ederiz, konuşuruz. Biz hakkı ve hakikati anlatırız. Biz elimize silah almayız. Asla. Biz 12 Eylül öncesinde onu yaptık, yaşadık onu, gördük. O tecrübe var bizde elhamdülillah. Bir daha öyle bir hataya yanlışa düşmeyiz. Devlet ve bu topraklar zordaysa, devlet bize silah versin gider savaştırırız önünde. Hiç sıkıntımız yok. Hiç sıkıntımız yok. Ama ne yazık ki, Yusuf Hoca'nın sorduğu beş emniyetin ne yazık ki beşi de yok. Bireysel olarak da yok, devlet olarak da yok. Asıl bu devletin vazifesidir.
Devlet bu vazifeyi yerine getiremiyorsa, bireyler kendi dairelerinde kendilerini korumaya çalışırlar. Vesselam. Kısacası bu. Tamam. Sor. Efendim izah buyurduğunuz çerçeveyi göz önüne alırsak, sufi temelli, ben şeyhim diyen, ben mürşid-i kamilim diyen birisinin mesuliyeti altındakilerin bu hak ve hürriyetlerini korumasını vücubiyet ifade eder mi? Bunlar sonuçta nasihatle söylenecek şeyler. Başka yapacak bir şey kalmıyor burada. Bu vücubiyeti nasihatle onlara anlatacak, onları korumaya çalışacak, onları anlataraktan bunu yapacak. Başka alternatifi yok çünkü. Bunu da anlatamıyorlar.
Kendi nefsimle alakalı bir şey söyleyebilir miyim efendim? Benim pirim, şeyhim, dinimi, aklımı, namusumu, canımı, malımı korudu bu zamana kadar. Kendini öne attı. Bu bireysel şeyler. Ben kardeşler için elimden gelen bir şey varsa ben aradığımı koymam onu, hesaplamam. Bunlar bireysel hukuk.
Ben bütün kardeşler için varsa yapılabilecek bir şey, elimden bir şey geliyorsa yaparım. Bu konuda da bir frenim yoktur benim. Allah beni affetsin. Böyle şata atfari olmasın ama benim arabayı yaparlarken el frenini unutmuşlar. O yüzden bende fren yok. Böyle bir şey söz konusu olan bir şey olursa, spontane gelişirse, benim önüme bir şey gelirse ben bu konuda bireysel olarak elimden geleni ardıma koymam. Özür dilerim efendim kendimle yine ilişkilendirdiğim zaman, kendi çerçevemde benim güvendiğim, dayandığım, iman ettiğim insan bunları korumuyorsa o zaman benim şeyhim değil diyebilir miyim ona ya da bu adam, bu insan şeyh değildir, müridinin hakkını korumayan diyebilir miyiz?
Malına göz dikmiş, canına göz dikmiş, parasına göz dikmiş. Yani bunu bile bile görüyorsa bir üstad, ondan sonra bir üstad bunu görüyorsa, bile bile böyle bir şey yapıyorsa, yani öyle olmaması lazım. Az önce ifade ediyordunuz, zekat, cebelleze dediniz meselelerine hepsini, cebelleze ediyor. Ama işte bu şeyle alakalı, yani o kimsenin, ben onu güç yetirmek olarak görmüyorum, onu ben feda olmakla alakalı görüyorum. Yani bir kimsenin feda olması lazım. Yani nasıl feda olması lazım? O kimse derviş kardeşler için kendisini feda edebilme noktasında olması lazım. Yani onu, o noktaya geldiyse bir kimse, bunda o zaman söylenecek bir laf olmaz. Ama öbür türlü bu noktaya gelmek, bir kimsenin aldığı eğitimle alakalı, kültürüyle alakalı. Şahsi mi diyelim yani?
Şahsi diyelim yani. Normalde şimdi, şimdi bir kimse mesela belli bir tarikata gitmiş olsa, yani bu tip şeylerle karşılaşmış olsa, bakmazlar bile adamın yüzüne ne olduysa, oldu. Eee yani normalde biz onu yapamıyoruz. Hani bizim dervişlik hukuku, burada hemen hemen büyük bir çoğunluğuyla birebir. Şimdi buradan sıraladığımda bütün hepsinde dervişlik hukuku, önü, arkası hiç önemli değil. Burada baktığımda ben hemen hemen büyük bir çoğunluğunu bilirim, büyük bir çoğunluğunun ne derdi var, ne sıkıntısı da bilirim. Bu dervişlik hukuku bizde biraz böyle şey, birebir bir hukuk. Öyle olunca hani biz o kardeşlerle iç içeyiz, büyük bir çoğunluğunu evlenmelerine ben sebep olmuşum, evlenmelerinde ben bulunmuşum, şimdi çocukları büyümüş, çocuklarını evlendiriyorum şimdi, yakında torunlarını evlendireceğim onları.
Bunların hepsi de birebir hukukla alakalı. Ben şimdi sağıma baktığımda hepsi de birebir hukuk ta arkaya doğru, normalde şimdi baksam şimdi arkada Berber Ahmet, Berber Ahmet kaldır elini yavrum. Kaç yaşındasın? 48 yaşında. Kaç yaşında derviş oldun? 25 yaşında. Yani 25 yıllık Berber Ahmet bizim. Şimdi onu ben çok özür dilerim, böyle hani samimiyetimize binaen söylüyorum, ben eşini tanırım, çocuklarını tanırım, ailenin içini tanırım. Şimdi Berber Ahmet'in gözünün üstünde kaşı var diyecek birisi gel kardeşlerim ne işin var senin Berber Ahmet'le ben çözeyim derim. Hani varsa bir şey. Neden ben Berber Ahmet'le benim normalde bizatihi benim ilişkim vardır. Yani sadece onunla değil ki demirtaşların hepsinde de benim ilişkim vardır hepsiyle de. Bu Mustafa Özbağ'cası işin.
Bu Mustafa Özbağ işi, benim normalde bundan sorumlu muyum değil miyim de ben bakmam ki. Ben şimdi Üsküp mahallenin hepsini hemen o üç aşağı beş yukarı tanırım. Kaldırın ellerinizi bakayım bir. Bak. Hepsi de kamikaze gibi. Yıkın buraya desem yıkarlar. Onlara da bir şey olacaksa ben de yıkarım ama. Bu konuda ben yok şuyum ben buyum diye düşünmem ki. Benim kendimce öyle bir düşüncem olmaz benim. Bir şey yapılacaksa gereği yapılır. Mehmet Reşber'in oğlu orada karşımda duruyor şimdi benim. Ben şimdi babasıyla bir hukukum var. Bütün aileyi tanıyorum. Bütün sülaleyi tanıyorum. İçini dışını tanıyorum. Elimden gelen bir şey ben esirgemem ki ondan. İzmit, Özer, soy ismini değiştir dedim gitti Özbağ yaptı adam.
Adam normal bir adam değil şimdi. Çok sakin durduğuna bakma aldanırsın. Adam şimdi neydi ya soy ismin önceden? Yılgındı soy ismini. Derviş adam yılgın soy ismi olur mu dedim ya Özer değiştir soy ismini dedim. Şakada söylemedim yani gerçekten öyle aslında. Gerçek söyledim. Ha değiştirdi Özbağ yaptı. Kız kardeşim de dedi abi bizim dedi bilmediğimiz kardeşimiz mi var dedi. Dolu dedim ben de. Dedim dolu sen dedim hepsini tanımıyorum dedim ben. Hani o hani Özbağ var diye dinliyorlar ya sohbetleri. Dedim dolu soy ismini illa ki Özbağ olması şart değil dedim. Ben şimdi şimdi aslında bazı sözlerim benim. Millet böyle boş konuştuğumu zannediyor. Ben kocaman aileyiz dedim de.
Aile dediğinde bir insanın ailesi. Bir kimse ailesinin canını, malını, namusunu, şerefini, haysiyetini korur. Aile odur. Şimdi soluma dönüyorum Adnan. Bakıyorum öbür tarafta Cemil. Cemil'in sakalı ağırdı ya. Cemil kaç yaşındaydı o zaman üniversiteye gidiyordu? 18 yaşındaydı. Cemil'in nikahını ben kıydım. Şimdi baktığımızda bire bir.
E şimdi bakın şuraya şimdi sevmenlere bakın. Kaç yıllık sonra sevmen? 15 yıllık. Şimdi burada kim bire bir değil ki benimle mesela? Ben bir adım ötede değilim ki. Ben bir adım ötede olsam kendim duygu olarak derim ki ben bir adım ötedeyim. Ben biraz böyle o yüzden fütursuz konuşurum ben. Ben bir adım ötede değilim kardeş. Ben kendime söylüyorum bunu. Ben bir hiç kimseden bir adım ötede değilim. Ben o kimsenin hemen böyle damarında dolaşan kan gibiyim ben. Öyle olunca ben rahatım, ailem benim. Ben esirgemem bir şeyimi. E karşımdaki ne esirgiyorsa esirgesin ona da bakmam. Beni hiç ilgilendirmez.
Benim hayatım boyunca ben kendimi bildim bileli. Ben karşıya göre hareket etmem. Cemil beni severse ben Cemil'i seveceğim. Öyle bir şey yoktur benim. Ben Cemil'i sevdim bitti tamam bitti. Yapıyorsa kendisi yapacak. Beni ilgilendirmez vefasız dua yapar. Ben yapmam. O benim içimdedir. Murtaza benim içimdedir. Bütün bu dergah komple düşman olsa Murtaza Murtaza'dır. O benim içimdedir. İyiliğiyle kötülüğü de benim içimdedir. Murtaza'ya dikkat et diyen adam dergahta değil şimdi. Enteresan bir şey. Bana akıl veren kimse dergahta değil şimdi. Bunlar konuşulacak şeyler değil. Biz ticaret yaptık Mehmet Reşber, Murtaza, ben üçümüz ortak olduk. Ben ortaklığı bir dakikada bitirdim.
Mehmet Reşber'e dedim ki, Mehmet abi sen ayrıl. Bir kendini kurtar dedim bizim içimizden. Nasıl basmaye diyorum dedim. Sen kendini kurtar dedim. Burası gidiyor. Sen kendini kurtar. Bak Murtaza, ilk defa konuşuyorum bunu. Murtaza dedim ki, burasını sana bıraktım ben Mehmet abi dedim. Çocukların çalıştığı yeri. Murtaza ağzını açmadı bana. Abi orayı neden bıraktın ona demedi bile. Bu aramızdaki sır. Doğru mu Murtaza? Hiç konuşmadım ben bugüne kadar. Ticaret çünkü bu. Kar da var, zarar da var. Bak ağzını açmadı adamın malına tasarruf ettim. Bak bırak buraya dedim. Bıraktım ben orayı dedim.
Sen nasıl biliyorsan öyle yap dedi. Şimdi hani insanların değişik zamanları vardır mesela. O zamanlar önemlidir. Hani İslam'da Bedir önemlidir. Uhud önemlidir ya. Hele Bedir çok önemlidir. Mesela. Şimdi herkesin bir Bedir'i vardır. Bir Uhud'u vardır. Bir Hende vardır. Vardır. Orada kim vardı? Hani biz hala da Bedir ashabını sayarız ya. Bir dergahın, bir şahsın da kendince Bedir'i vardır. Ben ona inanırım. Mesela bizim eskiler var ya bazen eskilere laf söyletmem ya ben. Mesela sahabenin Bedir ashabına eleştirmesi yasaktır. Haklarında konuşması yasaktır. Bedir ashabının hukuku özeldir. Bakın Bedir ashabının hukuku özeldir.
Hadiste söyleneni ne söyleyeyim. Bedir ashabı tabiri caizse eğleniyorlar. Cariyeler şarkı söylüyor. Şimdi bize İslam'ı eğlenceli bir İslam olarak anlatmazlar ya. Kütübü sitede hadis. Genç bir sahabe bir giriyor içeri bir bakıyor. Bizimkiler alemde. Sizi böyle mi görecektim diyor. Sahabenin birisi diyor ki. Biz diyor peygamberden icazetliyiz tabiri caizse. Ya bizde beraber oturacaksan otur ya da çık git buradan diyor. Şimdi Bedir ashabına Hz. Peygamber bir laf söylüyor mu? Söylemiyor. Benim en zor zamanlarım var 28 Şubat. İşim dağılmış, param dağılmış, fabrikam dağılmış, her şeyim dağılmış vaziyette benim. Bir milyon dolar borcum var benim.
O zaman için. Devlet dağıtmış beni. Devlet dağıtmış beni. Hüseyin, Adnan, Cafer. İşte Murtaza, Eskiler, Hacerkan. Bak bunların yani o günün dervişleri. O günün dervişleri. İsim önemli değil. O günün dervişleri. Benim Bedir ashabım gibidir. Bin kişi diyecek ki. İşte Adnan, Hüseyin, Cafer, Erkan, şu, bu, sen hala da bunlar. Bin kişi ayağa kalkacak. Derim ki kardeşler. Bininiz de dergahı bırakabilirsiniz. Bu adamlar kalacak yanımda. Safın birisi öyle dedi. Ya bu üçlüyü bırak dedi. Parası para, pul saf vurun dedi bana. Çok zengin ya arkadaş.
Senin sermayen yetmez dedim. Senin sermayen yetmez buna dedim. Bende öyle bir duygu var. Normalde ben kalkıp da böyle bu noktada Biz iyi tüccarımdır, iyi mal satarım. Adam satmasını öğrenemedik biz. Biz onu öğrenemedik. Biz birisinin arkasından iş çevirmeyi öğrenemedik. Birinin aleyhine konuşmayı öğrenemedik. Bunları ben öğrenemedim. Ben adamı sevmiyorsam yüzüne derim. Kardeşim bir daha gelme benim yanıma. Benim yanıma da uğrama. Bana da selam verme. İşin gücün rast gelsin. Netimdir ben. Çok netimdir hem de. Bu konuda hiç şeyim yoktur benim. Dedim ya benim el frenim yok diye.
Bu konuda netimdir. Allah bizi affetsin. O yüzden ben o samimiyetimi de inanırım kendimce. Ben o yüzden Oktay derdi buna. Oktay derdi ki abi kim sana karşı çıktı helak oldu derdi. Sebebi şu. Ben samimiyim. Ben her şeyimle buradayım. Bak her şeyimle buradayım. Kendi samimiyetimi övmek için söylemiyorum. Benim bu samimiyetimin karşısında birisi vefasızlık ediyorsa o helak olur.
Beni ilgilendirmez ki. Değil mi yaşar. Kaç yıllıksın yaşar. Kaç? 29 sene olmuş. Burhan senin 92 idi. Şimdi Burhan'ın babasıyla tanışırız. Çok iyi severdi beni. Allah rahmet eylesin. Burhan burada ben hastayken gittim yanına. Burhan'ı sana emanet ediyorum dedi. Beni dinlediği müddetçe emanetim başım gözüm üstüne dedim. Beni dinlediği müddetçe. E şimdi ben bire birim onunla. Yani.
Allah beni affetsin. Yani ben kalkıp da. Burhan benim. Bak. Hani. Nasıl söyleyeyim şimdi. Çocuğum gibidir ya. Ben onu böyle bir. Kardeş gibi de görmüyorum. Örnek. Hani bana emanet etmiş ya babası. Babası bana emanet edince ben ona duygusal davranıyorum. Çocuğum gibi davranıyorum. Burhan benim çocuğum gibi oluyor. Hani kardeşim gibi de değil. Enteresan bir duygu bu. Bunu normalde dizayn edemiyorsun ki. Ben dizayn edemiyorum. Ben bunu böyle şey yapamıyorum. Hani böyle. Kategoriliğe. Kategoriye. Sokamıyorum ben onu. Değil mi Naki? Naki ne yapacaksın şimdi. Değil mi Naki? Şimdi hepsine bak. Teker teker bunlar. Bunların hepsi de böyle. Ne bileyim işte. Bizim böyle ilk.
Halakalardan. Bunları kenara atmak mümkün değil. Duygusala bağlayacağım. Ağlayacağım şimdi bak. Normalde şimdi. Böyle olunca. Ben. Onların bana bir şey demelerini. Gerek yok. Ben kendimi sorunlu görüyorum. Ben bütün herkesin namusundan. Malından. Canından. Sorunlu görüyorum kendimi. Beni dinledi müddetçe. Adam İstanbul'a gitti. Bırak dedim. Gitti İstanbul'a. Böyle bir teklif var. Bırak git dedim. Evini de sat dedim. Geri dönmesin diye. Hani geri dönme hayalini. Hayalini yok ediyorum adamın. E bıraktı gitti. İstanbul'a gitti. Şimdi bunlar böyle. Hani. Basit indirgenecek bir şey değil. Hemen hemen. Büyük bir çoğunluğun hayatına dokunmuşum ben.
Büyük bir çoğunluğun hayatına dokunmuşum. Bunu yapma. Bunu etme. Bunu bırak demişim. Yani hayatına dokunuyorsun insanın. E o kolay bir şey değil. Öyle olunca. Hani böyle insan işte. Ne kendini uzak görebiliyor. Ondan. Ben hiçbir dervişten uzak görmem kendimi. Ondan. Bunu hiçbir zaman unutmayın. Kendimi ondan soyutladıysam. Onun bu dergâhta işi kalmaz. Manen onun ipi kesilir. Açık mı ben bunu? Bunları ben çok açık konuşuyorum. Birisi. Bunları ben çok açık konuşuyorum. Birisinden ben kendimi soyutlayayım.
Çekeyim kendimden. Onun bu dergâhta işi kalmaz. Kalmaz. Çekme kriteriniz var mıdır efendim? Vardır kendi kafamda kriterlerim. Ben birisi. İçti diye. Şey yapmam. Sarhoştur. İçmiştir. Bizim dervişler içer. Bizim dervişler hovardalık yapar. Bizim dervişler aykırı işler yaparlar. Yaparlar. Ben vefasızlığı kaldıramam. Ben hainliği kaldıramam. Yoksa. Bizimkilerin hepsi de aykırı. Aykırı olmanın kimse yok ki burada. Hani. Diyorlar ki ümmetin içki içer mi? İçer diyor. Kumar oynar mı oynar. Ya şunu yapar mı yapar. Yalan söyler mi asla diyor. Şimdi bu da onun gibi bir şey. Bizimkiler yapar.
Buradan medreseden mezun değil hiç kimse. İyi ki değil. Sonra bozuluyorlar. Kravat takıyorlar. Gidiyorlar. Hırsız oluyorlar. Allah bizi affetsin. Ama normalde şimdi. Normalde bizimkiler yapar mı yapar. Hatta birbirlerini de ya. Efendim önceden diyorlardı. Abi ya filanca böyle yapıyor. Ha yapıyor lan. Boşlar. Ondan sonra. Nasıl bir daha gördüğünde beni de söyledi. Ben de gideyim masasına diyor. Ya bizde var bu adam. Pavyona birbirine katmış. Babam diye bağırıyormuş orada. Pavyonda. Ulan demişler. Bakmışlar. Telefonunu almışlar. Onun kimsenin baban. Gece saat 3-4 adı aradılar. Deliler pavyona. Birbirine kattı burada. Bir adam var. Aklıma Hazım abi geldi.
Bizim Bayındır'da bir Hazım abimiz vardı. Ülkücü. Normalde. Deli Hazım. Adı Hazım. Bu aslında ne o? Yedek subaylı olarak askerlik yapıyordu. Çekmiş kafayı. Çekmiş kafayı. Dinamitleri de koymuş bölüne. Gidiyor. Jandarma karakolunda. Teftiş etmeye gidiyor. Adam as subay ya sende. Zaten ailecek akılları yok. Onun bir şeye gitti. Halasını vurdu filan. Akli dengeleri bozuk. Pavyondan deyince böyle böyle. Hazım abi geldi. Hazım abi de bir gün. Abim tanır onu. Şinasıyla. Ona diyorum ki takılma. Şinasıyla takılmış bu. Gidiyorlar İzmir'de pavyyonda. Hazım abi önüne geleni deviriyormuş. Ben sonradan gittim oraya. Şinasi masanın altında. Hazım abi önüne geleni deviriyor.
Ben zor kurtardım oradan. Aldım onu. Ondan sonra. Bizimki de pavyyonda önüne geleni devirmiş. Babam da Allah babam. Gittim. Normalde şimdi oturduğu kazayı söylemeyeyim. Bursa'nın içinden değil. Gittim. Babam dedi. Sarıldı. Dedim oğlum ne yapıyorsun? Adamın hışırını çıkarmışlar. Oradaki garsonların hışırını çıkarmışlar. Alamamışlar. Bunu durduramamışlar. Getirin bunun hesabını dedim. Getirdiler. Ondan sonra telefon numaramı yazdım. Arkasına imzamı attım. Yarın gelin paranızı alın dedim ben. Çıkardım bunu. Nerede evin? O zaman öğrendim evini. Filanca yerde. Bindirdim. Bindim taksiye gittim. Kapıdan içeri kadar kattım bunu. Hanım Allah razı olsun abi senden diyor.
Nereden bu? Sorma dedim. Sonra kendisiyle görüşürsün. İki gün sonra adam. Bak iki gün sonra. Kapının önünde baba diye bağırıyor. Bir tane de adam almış. Sesinden tutmuş. Meyhanede benim aleyhime konuşuyormuş. Ona konuşacağım mı lan bir daha diyor. Güğün vuruyor şimdi. Ulan bu ne yapıyor dedim. Çıktım dışarı. Ondan sonra. Dedim oğlum ne oluyor? Baba bu meyhanede senin hakkında konuşuyor. Konuşacağım mı lan bir daha. Güğün bir daha vuruyor. Oğlum vurma lan dedim benim yanımda. Bak babayı gördün mü? Seni dövdürmüyor bak. O yalvarıyor. Abi bir daha ağzımı açarsam. Üstadım ben özür diliyorum senden. Beni affet işte şöyle işte böyle. Dedim oğlum neden böyle yapıyorsun?
Baba senin hakkında konuşuyordu dedi. Meyhanede dedi. Benim orada olduğum bildiği halde dedi. Bu konuştu dedi. Bu da ya hak etti. O yüzden senden özür dile etmeye getirdim dedi. Şimdi dersin ki sarhoş. Doğru mu? Arkamdan yanında, yanında konuşanlar bundan ders aldı mı acaba ki? Ya. Şimdi dersin ki bu sarhoş adam. Adam meyhanede yanında orada meyhanede başka masada oturuyormuş o. Bu biliyor benim sana derviş olduğumu sarhoş. Baba parayı da getiremedim sana. Ardında onu da sıkıştırdı. Oğlum ben senden para mı istedim dedim. Ama şu adamı dövme yeter dedim tamam. Ama ben bunu özür dile ettim ya dedi. Bunu götüreceğim meyhaneye şimdi dedi.
Orada herkese itiraf ettireceğim dedi. Babadan özür diledim mi dilemedim. Tamam onu yap dedim ben. Gene tut den sesinden. Yürü lan dedi ona. Gördün mü dedi babayı. Bak affetti seni dedi. Yoksa ben seni burada dedi. Döve döve götürecektim gene dedi. Abi yeter vurma artık diyor. Ciğerimi söktün benim diyor öbürkü de. Götürdü. Şimdi bu adamı sen nereye atacaksın işkişti diye. Biz atmayız. Bizimkiler kafası bozulur gider. Yapar mı? Yapar ya. Yapar. İşte bazen bayan dervişler diyor. İşte kocam beni aldatıyor. Şimdi birine öyle dedim. Dedim sen bununla dedim. Derviş olmazdan önce evlendin değil mi?
Evet. Derviş olmazdan önce de dedim. Bunu yapıyor muydu? Yapıyordu dedi. Bir şey diyebiliyor muydun dedim. Ben hayır dedi. Şimdi neden diyorsun dedim. Kadın zannetiyordu adamı anında satacağım ben. Dedim dur. Ben görüşürüm konuşurum öyle hemen dedim. Meseleyi başka yöne çekme. Sakin ol sabırlı ol. E şimdi benim hani dervişlik anlayışım bu. Bakın şu hakkınızı helal edin. Böyle laf lafı açtı bugün. Ben hiç kendimi şeyh gibi göremiyorum. Biz hep beraber ama kardeşiz. Hani baba diyenler var. Ama evlat baba ilişkisi ama kardeş ilişkisiyiz biz de. Ben müritliğin üç aşağı beş yukarı nasıl olduğunu biliyorum çünkü.
Ben üstadıma müritlik yaptım. Şimdi eskilerin hepsi de bilir bunu. Biz hani Cenab-ı Hak hamdolsun elimizden geldiğince iyi müritlik yapmışız. Bütün arkadaşlar olarak Bursa'daki arkadaşlar Bayındır'daki eskiler. Biz gerçekten iyi müritlik yapmışız. Ben arkadaşlardan müritlik beklemiyorum. O yüzden biz kardeşliğimize devam ediyoruz. O yüzden içim dışımda dışım içimde. Hiçbir şeyde umurumda değil. Yok beni öyle bileceklermiş. Yok şöyle bileceklermiş. Hiç umurumda değil. Hiç ama. Ben böyle gelmişim böyle gidiyorum. Biz hep beraber bir kardeşlik hukuku oluşturmuş. Kadınlar da aynı. Ben hatta pozitif ayrımcıyımdır. Bayanlardan yanayımdır. Onlar da aynı.
Ben onları da ayrıştırmam. Hiç ayrıştırmam. Göz göre göre kimsenin kimseye zulmetmesini de istemem. Ona da müsaade etmem. O yüzden biz böyle kendine münhasır bir sufi topluluğumuz. Kendimize münhasırız biz. Bizim bir örneğimiz yok. Bakın örneğimiz yok bizim. Biz yırtılsak yamalığımız yok bizim. Biz sökülsek ipimiz yok bizim. Dikilecek ipimiz yok bizim. Biz hesaba kitaba gelecek topluluk değiliz. Biz. Yani bir topluluğu analiz edersin şimdi şunu yapacaklar dersin. Biz o kitaba uymayız biz. Biz herkesin uyuduğu yerde biz koşarız. Herkesin yürüdüğü yerde biz uyuruz.
Ben bazen diyorum ya ders alacak olanı iyi düşündün mü başını yakma. Bak yol yakınken dönebiliyorsan dön. Bu köprüden önce son çıkış. Ahmetcan az önce seni aradım burada meslerin ayağında mıydı dedim ama yoktu burada. Oradaydın ama burada değildin. Böyle de içim dışımda görünce söyledim. Bu noktada şeyimiz yok. Neyse geçimizde o. Öyle olunca biz böyle kendine minhasır bir topluluğuz. Şeyh efendi vefat ettiğinde benim meşhur bir sözüm vardı. Kim şeyhlik yapmak istiyorsa gelsin Bursa'ya arkada ben tabi olunca herkes ona tabi olur. Gelsin şeyhlik yapsın kolaysa diyordum ben. Neden bunu söylüyordum biliyor musunuz? Bizim normal değiliz biz.
Bizim burada şeyhlik yapmak çok affedersin hani intihar gibi bir şey. Türkiye'de kalbur üstü ben şeyhim diyen kimseleri burada bizim dervişler 118 sefer cebinden çıkarır. Adam şeyhliğine binbir tövbe eder gider buradan arkasına bile bakmaz. Bakın arkasına bile bakmaz. Der ki ya şuradan bir yakamı kurtarayım nereden ben bunların içine girdim der. Gerçekten der. Biz normal bir topluluk değiliz ki. Bizim yörümümüz bozuk. Hani yörüm bozuk ne demek biliyor musunuz? Şimdi atların ve develerin bir yörüm şeyleri vardır. Mesela işte ayaklarını atarken böyle atar. Normal o yörümden yürüyor. Bizim yörümümüz bozuk. Biz sağ atacağız yerde biz arka ayağımız atıyoruz.
Normalde ön ayağını atacaksın değil mi? Yok biz aniden arka ayağımızı atarız böyle. Önümüzdeki de şaşırır. Bize uygun adım maaş derlerse bizde uygun adım yok. Bizim kelime haznemizde uygun adım yok bizde. Yok. Bizde adam sabah namazına kalkmıyor bana hal anlatıyor. Bakıyorum hali gerçek adamın. Ama adam sabah namazına kalkmadı ya. Adam yattığı yerde sabah namazına kalkmamış horul horul uyuyor. O horul horul uyuduğu zaman bir rüya anlatıyor sana. Sen ihtimal veremezsin. Evet. O yüzden diyorum gelsin kim yapacaksa yapsın burada diye. Mümkün değil. Çok affedersiniz. Adam gece ilişkiye giriyor.
Yatıyor. Yıkanmadan yatıyor. Adam peygamber efendimizi görüyor. Bu kitaba sığacak bir şey değil. Sakın öyle yapmayın. Öyle görünüyormuş deyip de bizimkiler yapar da. Ulan adam görmüş bak o zaman daha iyi görülüyor deyip. Yapar bizimkiler. Normal değiliz biz. Ki yapar. Yapar bizimkiler. Şey değil yani böyle enteresan bir topluluğuyuz diyorum ya. Normalde herkes bir laf normalde. Normalde düzgün anladın. Biz anlamayız düzgün. Onu biz kelimelerle oynarız. Kendimizce bir mana veririz.
Hoplatır zıplatırız biz o cümleyi. Düşünürsün ben ne söylediydim ya dersin. Gerçekten düşünürsün ben ne söyledim diye. İşin içinden çıkamaz kırk tane akıllı. Ya bir dervişi koyalım biz. Az bir sohbet edin. Kırk tane akıllı onun hakkından gelemez. Gelemez. Bizim dervişlere gelemez. Hele nafızı vereceksin. Seksen tane akıllı toplanacak. Ne dediğini çözemez. Çözemez. Adam bütün uçağı karıştırdı ya. Bütün hemşireler ne o hemşire demiş. Hostesler toplandı başına. Ya adam yıllarca burada herkese okumam yazmam yok. Okumam yazmam yok demiyor. Herkes onu okuması yazması yok diye biliyor. Yıllardır öyle bildi.
Adamın kayakta Türkiye üçüncülüğü mü? Türkiye ikinciliği mi var? Öyle bir şey miydi kaçtı? Değil mi Türkiye üçüncüsü müydü? Öyle bir şey. Kayakta Türkiye üçüncüsü adam. Tabii milli kayakçı adam. Nafız. Milli kayakçı. Adam Ali Karadavlı. On gün geçinsin. On birinci gün adam tımarhanede. Antidepresan da yetmez adama. Yetmez. Antidepresan yetmez. Adam diyazemle dolaşması lazım. Topla sen milleti. Halı kamyonunun arkasında bir de zikrullah gelince. Unuttum. Adamlar içeride bangır bangır bağırıyormuş. Ali abi. Ali abi. Zikrullah bitince.
Ya demiş. Unuttum ben sizi oradan. Hangi birinizi anlatayım ki ben ya. Ama biz böyle dışarı çıkınca her birimiz çok akıllı uslu. Böyle her şey yerli yerinde. Dışarıdan gören kimse. Ya ne kadar akıllı insanlar. Ne kadar mülayim insanlar. İçimden diyorum ki. Ah ah diyorum. Siz diyorum öyle görün. Cenab-ı Hak da onları öyle gösteriyor. Buna da diyecek bir şey yok. Burada en akıllıyım diyen kimse. Benim en deliniz benim. Ya bütün. Yani bu olacak bir şey. Bütün salon deli miyiz? Deliyiz diye bağırıyor. Bütün dünyaya reklam olduk. Bütün dünyaya reklam olduk. Düşünmüyoruz ki o esnada bizim hakkımızda ne diyecekler diye. Umurumuzda değil.
Deli miyiz? Deliyiz kardeş. Aha ne oldu? Sen gelme delirme. Sen gelip de delirme. Boşlar sen aklını koru muhafaza et. Yani buyuz biz şimdi. Bizim başka bir şey. Bizim bu söylenecek bir şeyimiz yok. Bizi inceleyen bizi bırakıp gidiyor. Miti geliyor biti geliyor. Hepsi geliyor. Bakıyorlar, ediyorlar, çatıyorlar, soruyorlar, soruşturuyorlar sizi. Yapacak bir şey yok. Yürüyüp gidiyorlar adamlar. Ne alsınlar adam diyorlar. Normal değil bunlar. Normal değil bunlar. Normal değiliz gerçekten de. Normal bir şey olsak diyeceğiz ki normaliz. Fâlemen dehu la ilahe illallah. La ilahe illallah. Eştika Eşelik Neşanuhu
Ve Tevasav Ve Tevasav Bil Hakk Ve Tevasav Bil Sabur Sadakallah Subhane Rabbike Rabbil İzzeti Amna Yasıfun Ve Selamun Alel Murselin Velhamdülillahi Rabbil
Subhane Rabbil Aliyyil Ailal Vahhab Elhamdülillahi Mineşşeytanurracim Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi Elhamdülillahi Kale Fee Kitab-i Kerim Fa'alamennahu La İlahe İllallah Vessalatu Vessalamu Ala Seyyidina Muhammedin Llezi Kale Fee Adi Şerif Eftal Zikri Fa'alamennahu La İlahe İllallah Ve Ala Alihi Ve Ashabihi Şaribine Rahiqa Lakikati Min Jami'a La İlahe İllallah Allahümme Grizfi Kalbi Secereti La İlahe İllallah Ve Edhir Ala Lisan-i Yenabi Hikmeti La İlahe İllallah Ve Agruk Ruhi Fee Bahri Marifetin La İlahe İllallah
Ve Enşur Ala Vetshi Berkanuri La İlahe İllallah Vaffazna Ya Rab Küllü Şekkin Ve Küfrin Mekril Mekril Mekril Mekirine Ve Asedil Hasedil Hasedine Ve Adavetil Muaddine Ve Min Şerri Nefsin Ve Şerri Nefsin Ve Şeytanin Ve Dünyain Ve Hevain İnayeti Ve Rigayeti Ve Hıfzı La İlahe İllallah Muhammedun Resulullah Ol Meclisi Zakiran Ve Matlubu Aşkan Olan Cenab-ı Rahman Bu Meclisi Şerifi Cümlemi Sakın da Bâisi Kesreti Aşk Ve Muhabbet Ve İstihrak İraat Eyleye Allahümme Rab'ne Etina Fi Dünya Hısneten Ve Fil Ahireti Hısneten Ve Gine Azabenler
Ya Rabbi Zikullah'tan Hasıl Olan Sevapları Kelime-i Tevhid Hatimlerinden Hasıl Olan Sevapları Okunan Lafz-i Celilelerden Hasıl Olan Sevapları Okunan Sure-i Celilelerden Yapılan Zikullahlardan Hasıl Olan Sevapları Evvelen Bir Zat Fahri Kâinat Ülesa-i Mevcudat Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vessellem Ve Gelmiş Geçmiş Bütün Peygamber-i Zişan Efendimizin Ruhlarına Amin Cihar-i Yâri Güzün Ebu Bekir Sıddık Ömer-i Faruk Osman-ı Zünnuriyen Ali El Murtaza Radiyalanı Efendimizin Evlad-ı Resulullah Zevcat-ı Resulullah
Şühedâ-i Resulullah Ashab-ı Resulullah'ın Yetmiş bir şehedanın Bütün şehedanın Ruhlarına Amin İmam-ı Azam Ebu Hanife İmam-ı Şafi İmam-ı Malik İmam-ı Hambeli Hazretlerinin Ruhlarına Amin Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylan'in Seyyid Ahmet El Rufay Seyyid Ahmet El Bedevi Seyyid İbrahim'i Duzuki Şâb-ı Lesan-ı Şâzeli Şâh-ı Nakşüven-i Muhammed-i Bahad-dîni Şâh-ı Mevlân-ı Celâleddîn-i Rûmi Hacı Bektaş Veli Hacı Bayram-ı Veli Mehmet-i Muhiddin İftâd-ı Hazretlerinin Bütün Pir Efendilerimizin Ruhlarına Amin Hacı Ebu Bekir'i Sıddık-ı Çorum-i
Medine-i Müşra Hacelay Der Efendinin Çorumlu Hacı Mustafa Efendinin Nevşeyli Hacı Abdullah Gürbüz Efendinin Kaçuni Dergahının Geçmişlerine Kabbaşi Dergahının Geçmişlerinin Ruhlarına Amin Arseten Şeyhimiz Üstadımız Mürşidimiz Canımız Cananımız Sultanımız Bayındırla Hacı Mustafa Efendi Hazretlerinin Ruhaniyet-i Kusrelerine Amin Yet ve Cedadanın Ruhlarına Amin Yaşayan Mürşid-i Kamillerin Velilerin Evliyaların Dervişlerin Müminlerin Ruhaniyetlerine Amin Oktay Başaran Abimizin Ruhlarına Amin Bütün hasta Kardeşlerimizin Şifa Bulması İçin Ruhaniyetlerine Amin Duruk-i Aliye'mizde Gelmiş Geçmiş Osman-ı Aliye'den Gelmiş Geçmiş Akraba-i Talikatlarımızdan Gelmiş Geçmişlerinin Ruhlarına Ruhaniyetlerine Amin Ayrı ayrı Hedyelidik Vasıl ve Hisedar eyle Ya Rabbi Amin Haberdar eyle Ya Rabbi Amin Evzatlarının Himmetlerinin Şefaatlerini Üzerlerimizden Eksik eyleme Ya Rabbi Ya Rabbi Cümlesinin Yusumetine Bizleri Affeyle Ya Rabbi Bizlere Mahfiret eyle Ya Rabbi Bizlere Merhamet eyle Ya Rabbi Bütün Hatalarımızı Kusurlarımızı Günahlarımızı Settarsın
Ya Rabbi Settar İsmi Şerifinin Hürmetine Setreyle Ya Rabbi Amin İki cihanda da Bizleri Aziz eyle Ya Rabbi Aziz ettiklerinden Eyle Ya Rabbi Amin Annelerimizi Babalarımızı Eş ve çocuklarımızı Akrabalarımızı Bütün Derviş Kardeşlerimizi Affeyle Ya Rabbi Amin Hürmeti Muhammed'i Affeyle Ya Rabbi Amin Senin merhametine Senin affına Senin lütfuna Mazhar olanlardan Eyle Ya Rabbi Amin Kolumuzu Çocuğumuzu İslam'a Kur'an'a Hadim Eyle Ya Rabbi Amin Her türlü haramlardan Günay kebahirlerden Muhafaza Eyle Ya Rabbi Amin Setreyle Ya Rabbi
Amin Her türlü Afattan Kazadan Beladan Muhafaza Eyle Ya Rabbi Amin Bizleri Kendine Aşık Eyle Habibine Aşık Eyle Üstadımıza Aşık Eyle Ya Rabbi Amin Üstadımıza Sağlık Sıhhat Afiyetler Nasip Eyle Amin Hayırlı Özün Ömürler Nasip Eyle Ya Rabbi Amin Sel onun Dizinin Dibinden Ayrılanlardan Eyle Ya Rabbi Amin Yolumuzu Kıyamete Kadar Kur'an Ve Sünnet Yolunda Daim Eyle Ya Rabbi Amin Bizleri O yolda Daim Olanlardan Eyle Ya Rabbi Amin Bütün Dünyada İnimini Minnim Ekte Olan Ümmet-i Muhammed'e Yardım Eyle Ya Rabbi Amin Ümmet-i Muhammed'i
Muhafaza Eyle Ya Rabbi Amin O kafirleri O zalimleri O Yahudileri Kahru Perişan Eyle Ya Rabbi Amin Onları Yerle Yeksan Eyle Ya Rabbi Amin Onların Hesaplarını Birbirlerine Karıştır Ya Rabbi Amin Onları Birbirlerine Düşür Ya Rabbi Amin Onları Perakende Eyle Ya Rabbi Amin Hümmet-i Muhammed'i Bir ve Beraber Eyle Ya Rabbi Amin Birlik ve Beraberliğimizi Tesiz edecek Olanları Lütfeyle Nasip Eyle Ya Rabbi Amin Hümmet-i Muhammed'i Sahipsiz Bırakma Ya Rabbi Amin Hümmet-i Muhammed'in Sahibini Tez zamanda Nasip Eyle Lütfeyle Ya Rabbi
Amin Subhane Rabbike Rabbil İzzeti Amma Yusufun Amin Ve selamun Alel Murselin Amin Elhamdülillahi Rabbil Alemin Amin Allah Allah Allah Allah Allah Allah Amin Vakti şerifler Hayrolar Amin Hayrılar Fetholar Amin Şerler Defolar Amin Allahu Azim Şah'ın İsmiyle Kalplerimiz Tahir Amin Mütahir Amin Hak Ola Amin Demler Sefalar Müjdat Ola Amin Kulubu Aşıkan Bakuşadu Handan Ola Amin Demi Hazreti Mevlana Amin Cenab-ı Sırr-ı Şemseddin-i Tebrizi Amin Keram İmam Ali Amin Şefaati Muhammedun Resulullah Nebi El Fatiha Mas Salavat Allah
Salli Ala Bismillahirrahmanirrahim Ya Rabbim Muhammed'in Maddi manevi Dertlerine Dava Maddi manevi Hastalarına Şifa Maddi manevi Borçlarına Eda Maddi manevi Vermirat Burad olanlar Muratların Asıl olmasına Vesile Olması İçin Bilhassa Allah Rızası İçin Huu Diyelim Huu Hazreti Pir'in
Ölüme Giderken Bir Sözü Var ya Diyor ki Tapudum Giderken Sakın Bu Dünya'da Bu Dünya'yla Alakalı Gamım Var Zannetme Diyor Bu Dünya'nın Gamı Yok Bende Bazen Düşündüğüm Şu Oluyor Duygusala Bağlıyorum Kendi Kendimi Bu Dünya'dan Göçüp Gideceğiz Hepimizde Bu Dünya'dan Göçüp Gidince Bende Kalacak Olan Uhde Şu Bir Eş ve Çocuklarım Bana Doymadı Ben de Onlara Doymadan Göçüp Gideceğim Ne Beni Sevenler Bana Doydu Doydu Ne Ben Sevdiklerime Doydum Göçüp Gideceğim Benim Öte Dünya'da Özleyeceğim Bir tek Dervişler Var Zikir Alakası
Var Göçüp Gittiğimde Başka Özleyecek Hiçbir Şeyim Yok Bu Dünya'yla Alakalı Hiçbir Şeyim Yok O Yüzden Fütursuzum Biraz Yörümüm O Yüzden Bozuk Benim Benim Bu Dünya'yla Alakalı Bakın Tekrar Bunu Söylüyorum Hiç Gamım Kederim Bugüne Kadar Olmadı Hiç Gamım Kederim Yok Sadece Sadece Bu Gam Keder Dedeyim Öbür Tarafta Özleyeceğim Eş Ve Çocuklar Ve Derviş Kardeşler Ve Zikrullah Alakası Başka Bir şey Özlemeyeceğim O Yüzden Hepiniz Orada Bekliyor Olacağım İnşallah Geceniz Hayır Olsun Amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.