mustafaozbag.org

708. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 23 Ekim 2025 · 55:44

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle Ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı, batıl bilenlerden eylesin. Hakkı, hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan, haykıran, nasihat eden, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede Ümmet-i Muhammed'e zulmeden, haksız, hukuksuz davranan kanını, namusunu, şerefini, topraklarını, ayakları altına alan varsa, Rabbim hepsini de kahri perişan eylesin.
Hepsinin güçlerini yerle eksan eylesin. İsrail'i dağıtsın yerle eksan eylesin. Gizli açık destekçilerini yerle eksan eylesin. Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin. Bütün Ümmet-i Muhammed'e özgürlük nasip eylesin. Ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve Sünnet tarihesinde derlesin, toplasın. Kafirlere karşı galip eylesin. Günahlarımızı af eylesin. Hatalarımızı, kusurlarımızı af eylesin. Bilerek veya bilmeyerek işlediklerimizi af eylesin.
Bizleri her daim kendisini zikreden kullarından eylesin. Ecmain. 43. Nasihat Mücadele Suresi Ayet 19 A'udzubillahimineşşeydani rajeem. Bismillahirrahmanirrahim.
A'udzubillahirrahmanirrahim. Mücadele suresi ayet 19. Şeytan onları kaplamış ve Allah'ı zikretmeyi unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilinmelidir ki şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır.
Şeytan sonuç itibariyle genel olarak insanları etkileyen bir varlık. Şeytanın insan üzerinde değişik tecelliyatları var. Etki gösteren etki alanları var. Bu tabi normalde bazı ayet-i kerimeler aldım şeytanın ne yaptığıyla alakalı ama birçok ayet-i kerime var Kur'an-ı Kerim'de şeytanın insan üzerindeki yaptıklarıyla alakalı.
Bakara 168. Şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır. Cenab-ı Hak şeytanı takip etmeyin. Şeytanın adımlarını da takip etmeyin. Çünkü şeytanı takip ederseniz yani Kur'an ve sünnetin hükümlerini, Kur'an ve sünnetin ahkamını, ahlakını, Kur'an ve sünnetin bizim üzerimizde istediklerini bırakırsanız şeytanın adımlarını takip edeceksiniz. O zaman da diyor ki o sizin için apaçık bir düşmandır. Yine Bakara 208'de şeytanın adımları ardınca gitmeyin. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. Bakın ardı ardına Cenab-ı Hak Bakara suresinde şeytanın adımlarının takip edilmemesini söylüyor. Yani o kimse Kur'an ve sünneti takip etmiyorsa şeytanı takip ediyor. Ortası yok.
Bir hareketinizde, bir fiiliyatınızda bu söz, davranış her ne olursa olsun ya haktan yanasınız ya da şeytandan yanasınız. Ortası yok. Nisa 38 bir kimsenin arkadaşı şeytan olursa o fena bir arkadaştır. O zaman bir müddet sonra o şeytanın yolunu takip etmeye başlayınca artık o şeytanla dost oluyor. Şeytanla arkadaş oluyor. Nisa 117 Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine dişi isimler verdikleri putlara taparlar. Böyle yapmakla aslında başkasına değil ancak hayırsız ve azgın şeytana tapmış olurlar. O zaman o kimse şeytanın adımlarını takip etti. Şeytanın adımlarını takip ettikten sonra şeytanla arkadaş oldu, dost oldu ve şeytanla arkadaş dost olduktan sonra o dişi putları ilahlaştırdı.
Buradan dişilikten kasıt sakın cinsiyet olarak algılamayın. Benim buradan anladığım şey ilahe, dişil yani o kimsenin tapındıklarının o ilah olarak kabul ettiğinin ve hatta işte Kur'an ve sünnetin hükmünün dışında bir şey kabul ettiyse o eril değil. Yani o kalıcı değil, o devamlı değil. Böyle o ilahe yani gelip geçeceği, o böyle kalıcı bir ilahe değil.
Nisa 120 Şeytan onlara bir takım vaatlerde bulunur ve onları boş ümitlerle oyalar. Zaten şeytanın onlar olan vaadi boş bir aldatmadan başka bir şey değildir. Ve şeytan o kimsenin üzerinde artık boş vaatlerle onu ne yapıyor? Kandırıyor, aldatıyor. Bununla alakalı zikrullah sohbetleri bitince şeytanla alakalı inşallah birkaç ders, böyle geniş bir ders yapmaya Cenab-ı Hak nasip etsin inşallah. Bunları söyledikten sonra son ayet-i kerime bununla alakalı şeytanla alakalı diyor ki hıcır 40 Ancak içlerinde ihlasa erdirilmiş kulların müstesna onları azdırmaya gücüm yetmez. Yani şeytan ihlasa erdirilmiş olanlara gücü yetmiyor. İhlasa ermiş olan değil. İhlasa erdirilmiş. Yani kulun burada kendi çabası muhakkak var ama onu ihlasa erdiren Cenab-ı Hak. Ancak ihlasa erdirilmiş olan kulları bunlar müstesna ya onları azdırmaya gücüm yetmez.
Yani bir kimse ihlasa erdirilmiş, peygamberler, veliler, evliyalar, bunlar sufiler ihlasa erdirilmiş. O zaman şeytan ona ne diyor? Şeytan onları azdırmaya benim gücüm yetmez. Yani onları ben azdıramayayım. O zaman bu şeytanın adımlarını takip edenler, şeytanın izinden gidenler bir müddet sonra Allah'ı zikretmeyi unutuyorlar. Ve onlar Allah'ı zikretmemeye başlıyorlar. Allah'ı zikretmiyorlar. Allah'ı zikretmeyince de onlar şeytanın taraftarı oluyor. Bir kimse ya Allah'ı zikrediyor ya da zikretmiyor. Zikrediyorsa Allah'ın taraftarı, zikretmiyorsa şeytanın taraftarı. Ortası yok ve o şeytanın taraftarları da onlar mutlaka da hüsrana uğrayacaklar.
Yani onlar normalde hem ahiretleri hem de dünyaları felakete uğrayacak. Çünkü onlar şeytan taraftarı oldu. Allah'ı zikretmeyi unuttu. Şimdi böyle bir kendi kendinize analiz edin. Böyle bir tefekkür edin. Toplumu da tefekkür edin. Kendinizi de tefekkür edin. O kimse Allah'ı zikretmeyi unuttu. Unutunca şeytanın taraftarı oldu. Bu eşiniz, bu çocuğunuz, bu anne babanız, bu akrabanız, bu patronunuz, bu işçiniz, bu mahalledeki komşunuz. Bu önemli değil. Yani o kimse Allah'ı zikretmeyi unuttu. Bırak unutmayı şimdi. İnsanlar zikrullaha düşman. Bakın zikrullaha düşman. Bıraktık unutmayı düşman. Allah muhafaza eylesin.
Zuhruf ayet 36'da da kim Rahman'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o onun yakını olur. Yani sen Allah'ı zikretmekten yüz çevirirsen, yüz çevirirsen sana bir tane şeytan musallat oluyor. Musallat oluyor. Musallatın üzerinde duralım biraz. Ben böyle Allah beni affetsin. Hani musallatın üzerinde biraz durdum. Fazlasıyla üzerine düşen, aşırı derecede taciz eden, sık sık rahatsızlık veren, sataşan, çevreleyen, kuşatan anlamlarına geliyor musallat. O zaman ona bir şeytan musallat ederiz deyince, şeytan seni kuşattı. Şeytan seni çevreledi.
Şeytan seni tabiri caizse elinin altına aldı. Artık senin üzerinde hükümran olan şeytan oldu. Çünkü sen Allah'ı zikretmeyi unuttun, Allah'ın zikrine de yüz çevirdin ve Cenab-ı Hak da sen Allah'ın zikrine yüz çevirdin için sana bir tane şeytanın musallat olmasına müsaade etti. Ve o müsaade edince de şeytan seni çepe çevreledi. Seni kuşattı. Bu noktada seni tabiri caizse elinin altına aldı. Sen şeytanın hükmünün altına girdin. Artık sana hükmeden şeytan oldu. Artık siz nefsin, heva ve hevesin ve şeytan oh ne güzel böyle bir birliktelik kurdunuz. Böyle kol kola girdiniz hepsine de. Ve şeytan senin her tarafını ne yaptı?
Kuşattı senin. Yani normalde o zaman sen zikrullahı bırakınca senin vücut şehrin şeytanın otağı oldu. Senin kalbin şeytanın otağı oldu. Geldi çadırını senin kalbine kurdu. Geldi senin kalbinin içerisine oturdu yerleşti. Tahtını da yerleştirdi ve bütün kendi yavrularını, kendi efradatını senin kalbinden yönetmeye başladı. Senin üzerinden yönetmeye başladı. Öyle kuşattı seni, öyle kuşattı. Senin aklın, fikrin, düşüncen komple şeytanın emrine girdi. Hani bazen bu fakir der ya şeytanlaşmış beyinlerin diye. O beyin şeytanlaştı. Çünkü o şeytan senin her şeyini kuşattı. Çünkü sen Allah'ı zikretmekten yüz çevirdin. Sen Allah'ı unuttun.
Abdesti unuttun, namazı unuttun, orucu unuttun bıraktın. Abdest, namaz, oruç, zikir yok, ibadet yok. Allah'tan korkmak yok, Allah'a saygı yok. Kur'an ve sünnet ölçülerini terk ettin. Böyle olunca da ne yaptı? Şeytan o tanı senin gönlüne kurdu. Senin vücuduna kurdu. Artık her şey, her şey, sendeki her şey şeytanileşti. Senin beynin şeytanileşti, kalbin şeytanileşti, vücudun şeytanileşti. Artık senin bütün her şeyin şeytana çalışır oldu. Sen şeytanla dost oldun. Şeytana vuslat oldun. Allah'a vuslat olacağına, sen şeytana vuslat oldun. Allah muhafaza eylesin. Böyle olunca, o normalde artık sen Allah'ı da unuttun, Resulullah'ı da unuttun, dini de unuttun.
İşte şeyhmiş, üstadmış, dervişmiş, sufimiş, derviş kardeşlermiş bunları da unuttun. Sen camimiş, medreseymiş bunları da unuttun. Kur'an ve sünnet tarihinde yürüyenleri de unuttun. Sen bütün her şeye sırtını döndün, yürüdün gidiyorsun cehenneme doğru. Ve unutunca Allah da seni unutacak. Ayet-i kerimede Allah'ı zikretmeyi unutturmuştur diyor ya. Evet şeytan ne yaptı? Seni Allah'ı zikretmeyi unutturdu. Öyle olunca ne dilinde ne kalbinde hiçbir yerinde senin zikrullah kalmadı. Ve kalmayınca, zikir unutulunca kalpte Allah'ı unuttu. Zikrullah'ı sen unuttun, o zaman senin beynin, kalbin, vücudun Allah'ı unuttu. Allah unutunca normalde Allah'ı unuttun, Allah da seni unuttu.
Allah seni unuttu. Allah unutur mu? Unutmaz. Bu aksi seda gibi. Sen unuttun, o da seni unuttu. Ayet-i kerime Allah'ı unutan ve bu yüzden Allah'ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Yani sen Allah'ı unutunca kalbin de seni unuttu. Sen seni unuttun, sen seni bulamıyorsun. Sen senlik olmaktan çıktın. Sen kendinde değilsin. Sen sen değilsin artık. Sen şeytanın bir kolu gibi oldun. Şeytanın elinde bir alet gibi oldun. Oysa Cenab-ı Hak seni kendisine halife yarattıydı. Oysa seni zikrullahla tanıştırmıştı. Zikirle tanıştırmıştı. Zikrullah cemaatine oturtturmuştu seni. Ama sen ne yaptın? Her şeye sırtını döndün. Heva hevesini ilah edindin.
Şeytanla dost oldun. Nefsine uydun. Ve Allah'ı unuttun. Allah'ı unutunca da Cenab-ı Hak senin kalbinde senin kendini de unutturdun. Artık ne yönün belli, ne dakikan belli, ne de yaptığın iş belli. Sen o noktada sen kendini helakı doğru götürüyorsun. Allah muhafaza eylesin. Ve Allah'ı, zikrullahı unutanlar onlar için ne diyor ayet-i kerimede? Onlar şeytanın taraftarlarıdırlar. O kimse zikrullahı unuttu. Zikrullah yapmıyor. Bakın zikrullaha karşı, zikrullaha düşman. Zikrullahı unuttu, Allah'ı unuttu. Bunlar ne diyor? Onlar şeytanın taraftarıdır. Ayet-i kerimet çok keskin. Bir kimse zikrullahı unuttu, Allah'ı unuttu.
Zikrullaha düşman, zikrullahı da yapmıyor. O kimse şeytanın taraftarı. Fatır ayet altı. Doğrusu şeytan size düşmandır. Siz de onu düşman belleyin. O kendi taraftarlarını cehennemin yoldaşları olsunlar diye Allah'a isyana çağırır. Yani normalde o şeytanın taraftarısın artık. Şeytan seni cehenneme götürüyor. Ve senin etrafındakileri de sana yoldaş ediyor. Yani bir kimse normalde tek başına ben şeytana uydum demiyor. Onun etrafındakileri de kendisine yoldaş ediniyor. Yani hiç kimse tek başına cehennemlik olmuyor. Hiç kimse tek başına şeytana uydum. Ben şeytanla dost olmuyor. Ya o kimse etrafındaki insanları da ne yapıyor?
Şeytana götürüyor. Şeytana yoldaş ediyor. Hadi gel ya bu akşam bir felekten gece çalalım. İşte ne yapalım? Ya Rabbim affeder bir tek atalım. Attın bir tek. Bir tekin arkasından bir tek daha geldi. Ne yaptı? Seni şeytanın taraftarı etti. Seni şeytana yoldaş etti. Sen zikrullaha geleceğim diyorsun. Bu ister eşin olsun, ister çocuğun olsun, ister annen olsun, ister baban olsun. Senin zikrullahını engelliyor. Seni zikrullaha gitmeni engelliyor, yasaklıyor. Zikrullaha gitmeni istemiyor. Şeytanın taraftarı. Sen ona uyunca sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullaha düşman? Sen ona uydun. Sen de şeytana yoldaş oldun. Kim zikrullah istemiyor? Sen ona uydun. Sen de ona yoldaş oldun. Kim gaflete düştü?
Zikrullaha gitmiyor. Yanındakileri de götürmek istemiyor. O ne oldu? Şeytana yoldaş oldu. Çünkü şeytan kendisine yoldaş topluyor. Kiminle? Şeytanlaşmış beyinlerle. Şeytanlaşmış insanlarla. Şeytana uyan kimselerle. Bu bir lider olabilir, bu bir bürokrat olabilir, bu ilahiyatçı olabilir, bu diyanetçi olabilir, bu şeyh olabilir, bu alim olabilir. Ne olursa olsun her taraftan şeytan kendisine yoldaş bulur. Senin zikrullah yapmanı engelleyen, senin zikrullahına engel olan, defans yapan, senin zikrullahına düşman olan, senin Allah'ı zikretmene karşı çıkan her kimi var ise hepsi de şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı. Şeytanın yoldaşı, şeytanın arkadaşı.
O yüzden normalde bunlar çünkü hepsi de ittifak halindedir. Bakın bunlar birbirlerinden kopuk değildir. Şeytan senin heva ve hevesin, senin nefsin birinci derecede ittifak halindedir. Bunların üçü de sende ittifak eder. Tabiri caizse hükümeti kurarlar senin nefsinde. Çünkü sen nefsin, heva hevesin ve şeytan üçü ittifak halindedir. Üçlü ittifak bu. Bu normalde etrafına da ittifaklar kurarlar. Bu sefer bir kimsenin üzerinde bu ittifakı kurdu değil mi? Bu ittifakın üzerine şeytan ittifakı bu. Bunun üzerine etrafından o kimsenin arkadaşı, dostu, eşi, çoluğu, çocuğu, etrafı her ne var ise o ittifak başlar yanına taraftar toplamaya. O yalnız değildir.
Cehennem yolunda yapayalnız yürüyemezsiniz. Cehennem yolu kalabalık bir yoldur. Tenha değildir cehennem yolu. Kalabalık bir yoldur. İttifakı boldur. Bir sürü ittifaklar kurar şeytan senin karşında, senin etrafında. Ben ona uymayacağım, ben Kur'an ve sünnete uyacağım, ben Allah'ı zikredeceğim, ben Allah'ı seveceğim dedikçe onun ittifakını güçlendirir o. Dervişlerin imtihanı o yüzden ağırdır. Ben o yüzden derim bizim yol sıkıntılıdır, kolay değildir. Hani ders alacağınız zaman bir daha düşünün, bir daha kendi kendinize karar verin derim. Neden? Şeytan çünkü uğraşır bu yolda yürüyen kimseyle. Layloyloyum yaparsan uğraşmaz seninle. Sen ayetleri eğer bükersen uğraşmaz. Dervişliği eğer bükersen uğraşmaz.
Ama sen haramı haram bilir, helalı helal bilir. Allah'ın farzlarını yerine getireceğim, ben Allah'ı çokça zikredeceğim dediğinde şeytan nefis, heva, heves ayağa kalkar savaş ilan eder sana. Ve sen o çok kanlı o savaşın içerisinden çıkmak zorundasındır. Onlar bir de tek başına da değil, onların avanesi de vardır. Bu böyle etrafındandır avane, çok uzaktan da değil. Bazen yanı başındandır. Yani Allah bizi affetsin, eşin olur, çocuğun olur, annen baban olabilir, kardeşin olabilir, komşun olabilir, en yakın arkadaşın olabilir. İttifak kurar şeytan çünkü. Ve o ittifakını güçlendirir. Sen o güne kadar dost bildiğinin düşman olduğunu görürsün. O güne kadar arkadaş bildiğinin şeytanın dost olduğunu görürsün.
Sen onu eş görürsün, şeytanın dostudur. Sen onu evlat görürsün, şeytanın dostudur. Sen onu anne baba görürsün, şeytanın dostudur. Ve sen küçük bir taviz vereyim diye düşündüğünde o tavizi büyüttür. Öyle bir ittifak kurar çünkü o. Sen duygusal davranırsın. Ya ne yapayım şimdi annen babamdır, ne yapayım eşimdir, ne yapayım çocuğumdur, ne yapayım arkadaşımdır, dostumdur dersin. Sen kendi cephenden gedik açarsın. Kendi cephenden gedik açtın. Kime? Şeytana. Aslında sen onu şeytan olarak görmediğinden o gediyi açtın. Sen onu şeytan olarak görsen gediyi açmayacaksın. Maneviyatın eksik, perdelerin kalkmamış da karşında konuşan kimsenin suretini insan suretinde görüyorsun. Onun insan suretinde ama fiiliyatı insan değil.
İnsan suretinde ama fiiliyatı şeytani. İnsan suretinde ama konuşması şeytani. İnsan suretinde ama sana nasiyati şeytani. Bakın şeytani. Onu ayırt edebilmesi için bir kimsenin bir, zahiri ilmi olması lazım. İki, manevi ilmi olması lazım. Zahiri ilmi yoksa, manevi ilmi de yoksa şeytanın konuştuğunu fark edemez. Şeytanın ona nasihat ettiğini fark edemez. Evladım bak bu işlere siz gidiyorsunuz bir yerlere ama bu işler öyle değildir bak dikkatli olun. Otur evinde sen kendince ibadetini et nereden çıktı bu zikir? Ne kadar güzel nasihat. Kim ne diyor? Baba veya anne diyor değil mi? Bak nasihat ne kadar güzel, ne kadar tatlı değil mi? Otur bu işlere girişme, evinde otur. Ya evinde o gün ne kadar zikrullah yapıyor mudun sen?
Hayır. O seni vesveseyle başka bir cenaha götürüyor. Ne diyor şimdi bir kimse hacca ömrüye gidecek, Araplara para yedirmem gidiyorsunuz. Bir düşünüyor şimdi o kimse, evet ya Araplara para yedireceğiz. Ha burada yedirmiyorsun yüzde yetmiş faizde. Öyle ya, onu göstermez şeytan sana.
O yüzden böyle değişik böyle logo isimler vardır. Sözler, cümleler vardır. O cümleler bakarsın yaldızlı, pırıltılı. Böyle evet ya sanki hakikate yakınmış gibi doğru ya. Evet. Öyle gelir şeytan öyle vesvese yapar. Çünkü o normalde hatta öyle bir noktaya gelir. O kimse böyle zahiren ibadet hükmünde olan, ibadet eden bir kimse de olur. Adam namaz da kılıyor. Adam oruç da tutuyor. Mahallenin aksakallı hacısı. Ama zikrullah düşmanı. Evet. Aa adam hoca, imam camide. Ama zikrullah düşmanı. Böyle bir şey olmaz diyor. Adam diyanet işlerinde mühtü. Adam diyor ki camiler zikir yeri değildir. Mühtü. Aa mühtü söylüyor ya camiler zikir yeri değilmiş.
Ayeti kerime var. Allah'ın mescidlerinde Allah'ın zikrini yasaklayandan daha zalim kim olabilir diye. Sen o ayeti kerimeyi bilmiyorsun ya zahiren. Bilmeyince ulan koca mühtü yani yanlış mı bilecek? Bak nereden girdi sana? Mühtüden girdi. Nereden girdi? İlahiyatçıdan girdi. Bu zamanda şeyh mi olurmuş ha? Hepsi de sahte bunların. Evet. İlahiyatta adam koca profesör ya. Bu ne bu böyle zikir şimdi eskisi gibi zikir yapanlar mı kaldı? Ha kalmadı. Eee gitmeyin zikrullah'a. Ne bu? Oturun evinizde zikredin. Aa Hz. Peygamber öyle yapmamış sallallahu aleyhi ve sellem. Namazdan sonra ashabına zikrullah yaptırmış. O o zamandı. Bakın nereden girdi sana?
Sana normal makulmüş gibi geldi. Ya bir de otorit adam ya. İlahiyatçı koca profesör. Yani bana öyle dedi. Kafanızı mı sallıyorsunuz dedi. Her yanımızı sallıyoruz dedim. Bu durdu şimdi kinayesine konuştu mu anladı. Ama sen illaki kafa görmek istiyorsan hocam. Kafada var sallanan dedim. Nereye çekersen çek. Anladı. Benim ne kina ettiğimi. Nasıl yan dedi. Basbaya hocam dedim. Sıkıntı değil. Problem değil dedim. Canı sıkıldı. Yani kendince alay edecek. Zikullah'la. Şimdi kibirlenene kibirleniniz. Alay edenle alay edilir. O zannetti ki ben uspus durcam.
Siz ne yapıyorsunuz hocam nerenizi sallıyorsunuz dedim. Nasıl yan dedi. Basbaya hocam dedim. Yoksa siz asene gibi kıvırtıyor musunuz dedim. Tık yok bunda. Sen zikullah'la alay edersen. Zikullah'a böyle konuşursan. Sana da birisi böyle konuşur. O zannetti ki ben böyle söylemeyeceğim. Böyle baktım. Hocam sen de iyi kıvırtırsın yalnız dedim. Ya Mustafa Bey dedeyi. Dedim hocam. Dedim alay ver nasıl söylersin böyle siz de kafanızı mı sallıyorsunuz diye dedim. Tık yok. Dedim Hümeze'ye, Lümeze'ye girdin sen dedim. Neden alay ediyorsun Allah'ı zikredenlerle dedim. Adam profesör. Alay edecek Allah'ı zikredenlerle. Oysa küfre düştü o esnada.
Durdum. Hani tövbe edecek mi diye. Hocam tövbe et. Tecdid iman, tecdid nikah lazım sana dedim. Şimdi benden böyle bir şey beklemiyor hiç o. Hani o profesör ya herkes onların önünde el pençe duracak. Şeytanın profesörü olmuşsun. Şeytanın profesörüsün. Tecdid iman, tecdid nikah getir hocam. Getiririm dedi. Bak şimdi ölürsen imansız öleceksin dedim. Kibir yapma dedim. Şimdi o kendince ben cahil cühela takımıyım. Tecdid iman, tecdid nikah nasihat edemem yani. Öyle düşünüyor. Şeytan böyledir ama insana. Şimdi bir kimse diyelim ki sana dedi. Tecdid iman, tecdid nikah getir. Eşhedü en la ilahe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resuluhu. Deriz biz.
Kibir yapmayız. Ama o kalbe şeytan otağını kurduysa. Bütün vücud şeytana çalışır. Akıl da şeytana çalışır. Göz de şeytana çalışır. Kulak, el, ayak, bütün vücud şeytana çalışır. Ve kendi taraftarlarını toplar o vücut. O sokakta yürürken şeytan taraftarlarına hoş gelir. Ama mümine boş gelir. Şeytan o kimsenin içine oturduysa şeytanın avanesine alim gelir, hakim gelir, kuvvet gelir, kudret gelir, bilgili gelir, o büyük önderdir, büyük liderdir. Öyle gelir şeytanın avanesine. Ama iman edene bomboş tam takır teneke gelir, şeytanın yoldaşı bu der. O kimse mümin ise ve ihlasa erdirilmiş ise, o der ki bu şeytanın askeri.
Sen ne olursan ol. O yüzden şeytan o kimsenin üzerine oturur yerleşir. Ve normalde sen onu ibadet eden bir kimse olarak da görebilirsin. Evet, o böyle senin dilinden de konuşabilir. O seninle beraber namaz da kılabilir, sıkıntı değil. Şeytan onun otağına oturduysa, onun namazı doğrucu da boştadır. Şeytan onun otağına oturmuş çünkü. Kalbine yerleşmiş onun. Bakın, Eyüp-ül Ensari'den size bir kıssa. Eyüp-ül Ensari normalde insanlara imamlık için, böyle etrafındaki sahabeler imamlık için öne geçmiş. Anlattığı hadiseye bakın. Namazı bittikten sonra şöyle diyor. Az önce şeytan bana musallat oldu. Ve o kadar vesvese verdi ki, nihayet benim kalbime arkamdaki insanlardan daha faziletli olduğum düşüncesini getirdi.
Bundan sonra artık ebediyen imamlık yapmayacağım. Buyurun. Hani sufilere deriz ya terbiye olarak. Kardeş, sen yanı başındaki insandan kendini faziletli görme. O kimseden bu kimseden kendini faziletli iyi görme. Böyle görmen şeytanın vesvesesidir. Sen bir derviş kardeşinin bu benden daha faziletlidir diye düşün. Bu benden daha günahı azdır. Bu daha günahsızdır. Bu daha aşıktır. Bu daha iyi derviştir. Bu daha kalitelidir diye gör. Öyle düşün. Eğer sen bir başka derviş kardeşinden kendini faziletli görüyorsan şeytan seni aldattı, şeytan seni kandırdı, şeytan seni alaşağı etti. Dervişlik kibirlilik değildir.
O yüzden bir başkasından kendini faziletli görüyorsan, bir başkasından kendini iyi görüyorsan, bir başkasından kendini daha faydalı görüyorsan şeytan senin kalbine yerleşmiş oturmuş. Otağını kurmuş, sağdan girmiş sana bir de. En tehlikelidir sağdan girişi. Şeytan sağdan girmiş, oturmuş senin kalbine. Seni daha faziletli gösteriyor. Seni daha iyi gösteriyor. Seni daha fazla kemal ehli gösteriyor. Ooo senden iyi derviş yok, oradan çavuş olacaksa sen olmalısın, zakir olacaksa sen olmalısın. Sen bir şeyh olsan sen böyle de yönetmezsin. Daha iyi bir şeyhlik yaparsın. Evet. Şeytan senin kalbine oturmuş. Şeytan kalbine oturunca dervişi beğenmezsin, anneni beğenmezsin, babanı beğenmezsin, eşini beğenmezsin, çocuklarını beğenmezsin, çavuşu beğenmezsin, zakiri beğenmezsin, şeyhi beğenmezsin, etrafındaki insanları beğenmezsin.
Sen muhteşemsin. Hani ben derim ya en güzel şarkıyı sen yaptın. Evet. En güzel sensin. Çünkü sen fazilet timsalisin. Sen onunla görüşmeksizin, bununla görüşmezsin. O kim oluyor ki? Bu kim oluyor ki? O sana selam mı verebilir? Selam veremez. Kim ki o? Sen bu kim ya? Sen bundan konuşmaman lazım. Ne ki o? Aaa tabii ya. Hatta böyle senle seni rahatsız ediyorsa böyle onun böyle telefonları filan mesajları engelle geç. Ne yapacaksın ya sen? Muhteşem insansın sen. Muhteşem Süleyman Halk demiş senin yanında. Sen neredesin? Sultan Süleyman'ı bile küçük göreceksin. Yani peygamber olan Süleyman'ı bile küçük göreceksin. Ne olmuş yani?
O kuşlarla konuşuyormuş. Hayvanlarla konuşuyormuş. Neymiş yani? Neymiş yani? Ya sen ya sen illiğindesin ya sen arşalanın üstündesin sen. Sen lef-i mahfuz bile senin takılacağın yer değil yani. Sen ilmi ilahide takılıyorsun ya. İşin ne senin? Tabii şeytan seni sağdan girdi mi böyle yapar. Seni kibir deryasına atar. Bir de seni haklı gösterir. Sen haklısın ya. Kim ki o? Evet. O kim ki ya? Ne ki o? Sen kaç yıllık dervişsin? Sen kaç yıllık şeyhsin? Sen kaç yıllık zakirsin? Sen kaç yıllık çavuşsun? Sen neler görmüşsün neler? Kimleri görmüşsün sen? O yüzden senin eline su dökemez hiç kimse. Sen evde haklısın, iş yerinde haklısın, dergahta haklısın.
Senden başka haklı kimse yok. Senden başka bu işi bilen de yok. Sen böyle tereyağından kıl çekilir gibi çekilmişsin. Tertemişsin. Oysa peygamberlerin dilinden Kur'an-ı Kerim diyor ki, Peygamberin dilinden. Ben nefsimi temize çıkaranlardan değilim. Ama o nefsini temize çıkarıyor. Allah muhafaza eylesin. Hz. Pir'in sözü. Şeytanın sana secdeye giderken bile yaklaşması mümkündür. Eğer niyetin nefse yönelmişse, o secde seni yüceltmez. Yani şeytan sana her an musallat olabilir. Sen eğer hidayete erdirilmiş olanlardan değil isen, sen kemale erdirilmiş olanlardan değil isen, şeytan seni her an aldatır. O yüzden uyanık olman lazım.
Yani normalde şeytanın taraftarı olmamak lazım. Onun yancısı olmamak lazım. Allah muhafaza eylesin. O yüzden zikirsizlik, isyan, şatahat, şatafat, bilgisizlik, cehalet, erdemsizlik, edepsizlik, kibir, riya, öfke, hırs, gösteriş gibi şeytani ahlaklara sahip olan kimse şeytanın yandaşı, şeytanın arkadaşıdır. Başka kimsenin değil, şeytan onun kalbine otağını kurmuş, şeytan bütün vücudu zapt etmiş, tabiri caizse kalbinin burçlarına kendi bayrağını dikmiştir.
O kimse şeytanın askeri olur. Buradan kurtulmanın en kısa yolu Allah'ı çokça zikretmektir. Tevhide, tövbeye, tesbihe, tenzihe, tahlile devam etmektir. Allah'ı yüceltmek, Kur'an ve sünnet-i seneye sımsıkı yapışıp günlük vüretlerimizin haricinde Allah'ı çokça zikretmektir. Ayet-i kerimenin sonunda şeytanın taraftarları mutlaka hüsrandadır der.
O yüzden hüsran sadece zarar değildir. Hüsran hem dünyada pişmanlıktır hem de ahirette pişmanlıktır. Onun pişmanlığı hem dünyada devam eder hem de ahirette devam eder. Hüsranla alakalı da çokça ayet-i kerime var. Hani geçtiği yerlere göre manası değişiyor. Ama genel olarak dünya ve ahiretinin harap olmasıyla alakalı, zararda olmasıyla alakalı. Çünkü bir kimse Allah'ı zikrederse Taha 124 kim de benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz ki onun için meşakkatli zor bir hayat vardır. Kıyamet günü de biz onu kör olarak haşredeceğiz. O kimse Allah'ın zikrinden yüz çevirirse ona dünyada meşakkatli ondan sonra zor bir hayat vardır. Sadece dünya kalmaz ya onun ahireti de hüsrana uğrar, dünyası da hüsrana uğrar.
Onun için zor, meşakkatli, sıkıntılı bir hayat vardır. Derseniz ki kafirler evet kafirlerin dünyaları mamur olur. Münafıkların dünyaları mamur olur. Sen onları Cenab-ı Hak iyice assınlar sapsınlar diye onların dünyalarını mamur eder. Ama normalde mümin isen, mümin isen sende sıkıntı olacak canım kardeşim. Allah'ı zikretmeyi terk etmek, Allah'ın zikrinden yüz çevirmek senin için çok meşakkatli, çok zor bir hayat yolu seni bekler.
Allah muhafaza eylesin. Bir topluluk Allah'ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını sarar, Allah'ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekine diner ve Allah-u Teala onları yanında bulunanlara över. Müslüm Ebu Davud Tirmizi İbn-i Mace. O yüzden Allah'ı zikretmek üzere bir insanlar bir araya geldi, orada Allah'ı zikrederlerse, melekler onların etraflarını sarar, onların üzerine bir sekine iner, onların üzerine bir mutluluk iner, bir rahmet iner, bir bereket iner, bir lütuf iner ve Cenab-ı Hak onların günahlarını affeder ve bir hadis-i şerife göre de onların günahlarını hayra çevirir.
Günahlarını hayra çevirir. O yüzden topluca zikrullah yapmak, zikrullahı cemaat ile yapmak fazileti sonsuzdur, sayısızdır. O yüzden cemaatle zikrullah yapmaya devam, Allah'ı zikretmeye devam. O yüzden Rabbim bizlerin gönlümüzü zikirsiz, evimizi zikirsiz, topluluğumuzu zikirsiz olanlardan eylemesin. Bir kimsenin gönlü zikirsizse, evi zikirsizse, topluluğu zikirsizse, o kimse karanlık bir hücrede yaşayan insan gibidir.
Onun gönlü kararmıştır, onun evi kararmıştır, onun dünyası kararmıştır. O bir bu dünyada karanlıkta kalmış bir hücre hayatı yaşar. Onun etrafı ne kadar kalabalık olursa olsun o karanlığın içinde kalmıştır. O bu dünyada da gözü kör, öbür dünyada da mahşerde de kör olarak haşr olacak. Burada Allah'ı tanımayan, Allah'ı bilmeyen, Allah'ı zikretmeyen, Allah'a itaat etmeyenler mahşer yerinde de kör olarak halk olacaklar.
Ve diyecekler ki, Ya Rabbi biz dünyadayken görür idik. Ama onlar bu dünyada Allah'ı tanımadılar, Allah'ı bilmediler, Allah'ı zikretmediler. Hatta zikre düşman oldular, zikirle alay ettiler, zikri hafif gördüler ve kafir olarak bu dünyadan göçüp gittiler. Kim Allah'ın zikrine defans yaparsa, karşı gelirse, alaya alırsa, hafife alırsa ve Allah'ın zikrini inkar ederse bu dünyadan kafir olarak göçer gider.
Velev ki namaz kılsın, velev ki oruç tutsun, velev ki haccını yapmış olsun. O kimse zikrullaha düşman, zikrullaha karşı ise, tövbe etmeden bu şekilde ölür giderse, o kimse kafir olarak ölür. Bir kimse Allah'ı zikretti gitti, günah işledi ama Allah'ı zikretti. O kimse imanı muhafaza olur, bu dünyadan göçüp giderken de imanla göçer. O yüzden bu fakir der ki, ne günah işlediysen işledin, gel Allah'ı zikret. Ne günah işlediysen işledin, günlük virdiğine devam et. Ne günah işlediysen işledin, yok ben oraya gelmeye utanıyorum, yok ben üstadın yüzüne bakmaya utanıyorum. Günahlarımızdan dolayı, utanacaksak önce ben utanacağım, Cenab-ı Hakk'ın huzuruna nasıl çıkarım diye.
O yüzden bu meydan günahlardan kurtulma, günahları hayra çevirme meydanı. Şeytan senin nefsine vurup aldatıp seni bu meydandan geri döndürmesin. Zikrullah meydanından seni geri döndürmesin. Bu konuda sana gaflet vermesin. Şeytanın vesvesesine, desisesine, şeytanın senin heva ve hevesini ayağına kaldırıp seni zikrullah meclisinden uzak eylemesin. O yüzden şeytanla dost olmayın, Allah'la dost olun, Resulullah'la dost olun, Allah'ın dostlarıyla dost olun, zikrullah ehliyle dost olun, zikrullah meclisleriyle dost olun. Hangi zikrullah meclisi olursa olsun, bakın hangi zikrullah meclisi olursa olsun, üç kişi de olsa beş kişi de olsa o zikrullah meclisine devam edin.
İster Kadir'i olun, ister Rufai olun, ister Bedevi olun, ister Dusiki olun, ister Şazeli olun, ister Nakşibendi olun, ister Mevlevi olun. Hangi tarikata müntesip olursanız olun, hangi Şeyh Efendi'ye intisap ederseniz edin, şeyhiniz kim olursa olsun, zikrullah meclisi var ise oturun orada Allah'ı zikredin. Oturun orada Allah'ı zikredin. Hadis-i Şerif'te buyuruldu ki, o kimsenin ahirette pişman olacağı en fazla şeylerden birisi, zikrullah meclislerini takip etmemesi. Cennette bile pişmanlık duyacak. Hadis-i Şerif'te diyor ki, cennet ehli pişmanlık duyar, Allah'ı zikredilen meclislerde daha fazla bulunmadığı için. Cennet ehli, o kimse cennetlik olmuş, zikrullah meclislerinde daha fazla bulunmadığı için pişmanlık duyar.
O yüzden şeytanın vesvesesine, nefsimizin vesvesesine, desisesine, şeytanlaşmış insanların, şeytanla olan dostluklarından dolayı bizim önümüze koydukları engellere aldanmayalım. Allah'ı zikretmeye devam edelim. Meclislere devam edelim. Bakın bende böyle enteresan tespitler vardır. 28 Şubat'ta zikrullah meclislerini kapatanlar, bir daha iki yakaları bir araya gelmedi, doldular manevi olarak.
Çünkü zikrullah meclisi terk edilmez, zikrullah meclisi kapatılmaz. Zikrullah meclisi tatil edilmez. Biz minibüslerde Allah'ı zikrettik, arkası açık, Anadolu pikabın arkasında zikrettik, mezarlıklarda zikrettik. Basılıyorduk çünkü. Biz bayındırda güllük mezarlığında zikrederdik. Musallanın etrafında, oradan yol geçiyor, millet korkarmış. İkide birde basılıyoruz çünkü. İkide birde basılıyoruz. Ama asla biz zikrullah halakasını terk etmedik. Hiç. Ben bazen derim ya, bir perşembe benim zikrullaha gitmediğimi hatırlamam. Bayramdır, tatil olmuştur.
Bayramdan dolayıdır. Ben hala da nasihat ediyorum. Beni ölüm yatağında görseniz dahi koyun battaniyenin arasına getirin biz burada ölelim. Vasiyetim olsun size. Zikrullah meclisinden uzakta bir ölüm tehlikelidir. Allah'a dua edin. Rabbim cümlemizin nefesini zikrullah ile alsın. O zikrullah bu kadar kıymetli, bu kadar önemlidir. Bu kadar kıymetli, bu kadar önemlidir. Zikrullah meclisini terk edenin, iki yakası bir araya gelmez, dağılır. O meclise sırtını dönen dağılır. Senin şeyhinin kim olduğu önemli değildir.
Benim tarikat hayatım boyunca üç dört kişiyi zikir halakasını yasaklamışımdır. Otuz sekiz yıllık hayatımda. Demişimdir ki sen sen gelme. Başka bir şeyh arayın. Bakın, şeyhsiz kalmasınlar diye. Başka bir dergah arayın. Gidin başka bir yere intisap edin. Buraya gelmeyin. Bunu söylerken dahi benim kalbim acır, içim acır benim. Onu mecbur kaldığımdan yaparım. Mecbur kalmazsam, ben hiç kimseye halakayı zikrullahı yasaklamam. Hiç kimseye buradan sen dışarı çık demem. Allah beni bundan muhafaza eylesin. Ama öyle haller olur. Buranın hukuku, şahsın hukukundan üstündür.
Buranın böyle ahkamını, hukukunu bozuyorsa, buranın ahdabını, erkanını bozuyorsa, mecbur kalırsak o zaman deriz. Sen buraya bir daha gelme deriz. Öbür türlü zikrullah halakasından birisini men etmek, hani bazı dergahlarda, tarikatlarda duyuyoruz. Sen bizden dersli değilsin, sen dışarı çık. Bu hiçbir hadis-i şerifle sabit olan bir şey değildir. Bunu yapanlar gerçekten ve gerçekten büyük cehalet işindedirler. Allah muhafaza eylesin. Rabbim cümlemizi zikrullah meclislerinde daim olanlardan eylesin. Dilimizi zikrullahıyla ıslak eylesin. Gönlümüzü zikrullahıyla süstesin. Sırrımızı zikrullahıyla mağmur eylesin. Ruhumuzu zikrullahıyla beslesin. Üç ihlas ve fatiha-i şerife.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamberi Zişan efendilerimizin ruhlarına.
Cihar-i yârik hüzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali-i Murtazar, Diyallahu An Hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i Mübeşşere'nin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin 72 şühedanın, Şehidi Kerbelanın, bütün şühedanın tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarını hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerinin dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-yı Şerife. Hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Ablu Kadir Geylani, Seyyid Ahmed El Rifai, Seyyid Ahmed El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursiki, Şeyh Ebu Leseneş Şazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş-ı Veli, Şahı Hacı Bayram-ı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade, Veysel Karani Muhiddin Arabi Niyaz-ı Mısri
Ve bütün pir ve piran efendilerimizin ruhlarında hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahimettan Tavi, Abdurrahimen Nişavi, El Haç, El Hafız, Ebu Bekir, Sıddık, Çorumi, Hacı Alaider Efendi, El Haç, Çorul Mustafa Anaç Efendi, Nevşeyli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına. Ya Rabbi bilhassa üstadımız, bayındırlı Hacı Mustafa Özva Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine. Türk Aliye'den, akraba ve talikatlarımızdan geçenlerin ruhlarını da hedieledik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, ve eczatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Amin. Ve selamun alel mürselin ve alihimmel hamdü lillahi rabbil alemin. Eûzü billahi minneşşeytanirradîm. Bismillahirrahmanirrahim. Eftali zikir fa'lemennâhı.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi