mustafaozbag.org

703. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 11 Eylül 2025 · 19:15

Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı, hak, batılı, batıl bile nereden eylesin. Hakkı, hak bilip, hakkı yaşayan ve haykıran, batılı, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Nerede Müslümanlara haksızlık, hukuksuzluk yapılıyorsa, nerede Müslümanların kanı, namusu, şerefi, haysiyeti, toprakları ayaklar altına alınıyorsa, Rabbim bunları yapanların hepsinden de intikamımızı alsın. Cenab-ı Hak cümle kardeşlerimizi, cümle ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin, korusun. İsrail'i ve destekçilerini batırsın. Doğu Türkistan'daki ve bütün dünya üzerindeki Müslümanları özgür eylesin. Ecmâye, ben dergaha gelmek istiyorum ama memurum, polisim, eşim şöyle memur, bize sıkıntı verebilirler gibilerinden, düşünenler de ve gelmeye çekinen, vehmeden kişilere karşı nasıl davranmalıyız.
Özgür herkes, arzu eden gelir, arzu etmeyen gelmez. Bu noktada herhangi bir sıkıntı yok. Çanakkale'den bir arkadaşımın sorusu ve rüyası. Buradan rüya okumuyorum onun sonu. O yüzden Allah razı olsun kardeşler. Yeni gelen birinin buraya anlayabilmesi ve buradaki gördüklerinden dolayı nefsinin aldatmalarına karşı kendini nasıl koruyup buraya sımsıkı bağlanabilir.
Biz meydandayız. Her şeyimiz meydanda. Burada nefsinin aldatmasına mahal verecek. Kur'an ve sünnetin dışında herhangi bir halimiz, ehvalimiz yok. Eğer var ise bu bütün herkese açık bu durum. Eğer Kur'an ve sünnetin dışında bir şey söyler isek, burada böyle bir şey var ise arkadaşlar bize söyleyebilirler. Biz de kendimize çeki düzen veririz. Kendimizi değiştiririz. O yüzden buraya bir yeni birinin gelip de anlaması bu normalde bir seferde olacak bir şey değil. Eğer rüyası yok ise. Veyahut da hani soruda var ya buradaki gördüklerinden dolayı diyor. Hani nefsine uymasın. Ne gördü ki nefsine uysun.
Normalde tüm toplulukların içerisinde eksik davrananlar vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabından içki içen vardı. Zina eden vardı. Hırsızlık yapan vardı. Devlet malını gasp eden vardı. Devlet malını. Yani bunlar olmamış olsaydı zaten İslam'ın hukuku çıkmazdı meydana. İslam'ın hukuku meydana çıktı.
O yüzden bir topluluk içinde eksik davranan olacak, içinde hatalı davranan olacak, yanlış iş yapan olacak, yanlış konuşan olacak. Bunların hepsi de olacak. Olmaması zaten yok ise orası sıkıntılıdır. Burada birisi birinin ayağına basacak, basacak. Birisi birine sert konuşacak, konuşacak. Biz bunları önlemeye çalışıyoruz. Anlatıyoruz, söylüyoruz, yapmayın, etmeyin diye. Ama yani sonuçta buraya gelenler melaike değil. İnsan nefis taşıyor. Bir de hani yeni gelen bir kimse de asıl nefsi o taşıyor. Yani kendisini bir şey zannediyor, bir yere koyuyor. Hele bu zamanda şimdi herkes her şeyi çok biliyor, herkes her şeyi anlıyor. Herkesin her şeyden haberdar.
Yani bakıyorsun o çok biliyor. Oysa dervişlik hani bildiklerini arkaya atmaktır. Ama o kimse bildikleriyle geliyor. Çok biliyor ya, şimdi hep öyle söylerler ya, çok araştırdım ben, çok okudum. Sen çok araştırdın, çok okudum. E sonuç itibariyle ne oldu? Ne yaptın? Elinden geçen ne? Araştırdın, okudun. Ama kitaplardaki gibi değil ki. İşin real hayatı ayrı. O kitabı yazan da spontane yazdıysa eyvallah. O da spontane yazmadı, oturdu, kitaplardan devşirdi, yazdı. Yok, spontane, işin doğrusu o. Yani kalbe geleni konuşacak. Eee, öyle mi? Değil.
Ya nasıl? O da derlemiş, toparlamış, yazmış. İyi. Ne zamandan yazmış? Yeni yazmış. Bilmem kim işte. Kaç yıllık diyorum ben hani bunu yazan. Eee, yeni yazmış da. Geç diyorum. Okumuyoruz yeni yazanların ölçülerini diyoruz. E şimdi, normalde bir, herkesin bakış açısı şu, o buraya gelecek. Herkes ona el pençe duracak. Böyle bir yürüyecek. O yürüyünce herkes ona temanla edecek. Yok kardeş ya, buraya geleceksen sen nefsini terbiye etmeye geleceksin. Gideceksin neresi boşsa oraya oturacaksın. Ondan sonra Allah'ı zikredeceksin. Tövbe edeceksin. Burada yapılacak bir iş varsa ki, çok fazla yok. Bir şey yapıyorsan yapacaksın. Yapmıyorsan yapmayacaksın.
Senin de benim gibi hiçbir özelliğin yok. Ha geleceksin, murtazaya takılacaksın. Gene diyeceksin ki, bu adam burada 20 yıl sonra da sandalyede oturuyor. Hala da o oradaysa ben bırakıyorum bu dergaha diyeceksin. Bırakacaksın, gideceksin. Bu kadar basit. Şimdi, cemaatler, tarikatlar, bakın cemaatler ve tarikatlar insan avlamaya çıkar. Onun parası lazım, pulu lazım, makamı lazım, mevkisi lazım. Onun bir şeyisi lazım. Öyle olunca bu tip insanlara işte temanlığa gösteriyorlar, saygı duyuyorlar filan. Onları böyle uçuruyorlar ondan sonra. Bizde yok öyle bir şey. Bizim öyle bir şeyimiz yok. Bizde herkes işte geliyor, oturuyor burada. Ne o, sohbeti dinliyor, zikrullah yapıyor, dua ediyor, gidiyor.
Bu kadar dersini çekiyor dervişse. Kendini terbiye etmeye çalışıyor. O yüzden böyleyiz, bu kadarız. Yeni gelen bir kimse beğenirse, beğenecek, beğenmiyorsa, istersek küçük kızını vermesin bize. Bu kadar basit. İş yerinde, sokakta, çay bahçesinde, mahallemizde İslam tebliği nasıl yapılır, örnek verebilir misiniz? Siz dosdoğru ahlaklı olun, siz Kur'an ve sünnet seneye sımsıkı yapışın.
En güzel tebliğ o. Bir kişi başkasıyla konuşurken sözünü kesebilir mi? Kesebilir. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in zetleri kesmezdi. Sonuna kadar dinlerdi. Ama ve lakin, şimdi insanlar böyle bir bakıyorsun, dinlemeye çalışıyorsun. Heva hevesine ilah edinmiş, nefsine ilah edinmiş. Yani çok konuşuyor ve yanlış biliyor veya gıybet ediyor veya dedikodu yapıyor. Onu dinlemek zorunda kalıyorsun. Onu dinlemek zorunda kalacağına yeter arkadaş, konuşma. Dedikodu yapıyorsun, gıybet ediyorsun de. Kestir. Yani illaki onun sözünü kesmeyeceğin diye bir kaide yok. Geçmişimde ve gençliğimde ve geçmişimde hatalar yaptım, günahlar işledim. Zikir halakasına günahlar affolur diyorsunuz ama ben bir türlü içselleştiremiyorum.
Ne önerebilirsiniz? Hadis-i şerif var bu konuda. Ayet-i kerime de var. Tövbe edenlerin tövbesini kabul edeceğine affolunacağı dair. Hadis-i şerif de var zikrullah alakasında oturan Allah orada Allah'ı zikredenlerin geçmiş günahlarının affolacağına dair. Hayra çevrileceğine dair. İman ettim ben ona. O yüzden ben geçmişimle alakalı hiçbir sıkıntım yok. Benim bugünümle de alakalı sıkıntım yok. Cenab-ı Hak nefes verdiği müddetçe burada Allah'ı zikretmek için toplandığımız müddetçe benim bugünümle de alakalı bir sıkıntım yok. Dünle de alakalı bir sıkıntım yok. Geçmişimle de alakalı bir sıkıntım yok. Rabbim cümlemizi zikrullah halakalarına devam ederken nefesini aldıklarından eylesin.
Daha ilerisi zikrullah halakasında nefsini, nefesini verenlerden eylesin. Allah'ın cemaline baka baka zikrullahla bu dünyadan geçip gidenlerden eylesin. O yüzden bir saat önce ne yaptıysam yaptım, on dakika önce ne yaptıysam yaptım, bir dakika önce ne yaptıysam yaptım. Yaptım. Rabbim cümlemizi affeylesin. Şimdi zikrullah halakasını kuracağız. Üç tevhid okuyoruz ya, üç tevhid okuduk mu cümle günahlarımız dökülüp Cenab-ı Hak günahlarının yerine hepsine günahların hayır hasenat yazacak. Hasenate çevirecek. Buna iman ettim 38 yıldır. Hayatım öyle yaşıyorum. Sonuç itibariyle hem ayet var hem hadis var. O yüzden hem ayet hem hadis olduğu için üzerinde de hiç şüphe etmiyorum.
Hiç ama. O hadisi İmam-ı Hanbel Hazretlerinin hadisini okuduktan sonra hiç şüphe etmiyorum. Öncesinden de şüphe etmedim. Yani Cenab-ı Hak'a hamdolsun ilk itikaf yaptıydım ben. O itikafta gördüğüm, yaşadığım şeyler vardı. Yolumun sağlamlığını, sahihliğini o zaman kendimce, benim kendi nefsime ait. İdrak ettim, anladım. Onu idrak edip anladım. Hani dedim ki elhamdülillah sağlam yoldayım. Düzgün yoldayım. O yüzden Cenab-ı Hak inşallah bu yolda hepimizin de nefeslerini alsın inşallah. Şükh şüphe ben etmiyorum. İnşallah sizler de etmezsiniz. Nefis, şeytan insanın kalbine vesvese verir. Şeytanın işi kalbe vesvese vermektir.
Bunun ilacı ise zikirdir. Başka bir şey değildir. Bakın bunun tek ilacı vardır. Tek ilacı. Zikir. Gittiğin yoldan, arkadaşından, eşinden, dostundan, annenden, babandan, arkadaşından. Gerçekten böyle bir şeytan vesvese verince hemen tevhide başla. Hemen. Niyet et yarabbi gönlümdeki vesveselerin dışarı çıkması için. Şeytanın kalbime tecelliyatından muhafaza olmam için. Niyet ettim tevhide de başla. Hiç ama. Şimdi insanlar yediklerinden, içtiklerinden, hayat standartlarından. İşte eş ve çocuklarının davranış biçimlerinden. Anne ve babaların davranış biçimlerinden.
Sokaktaki davranış biçimlerinden. Gerçekten de şeytan onlara vesvese veriyor. Şu anda şeytanın vesvesesine kanmayacak insan çok az. Böyle olunca bunun ilacı, bunun bir tek ilacı Allah'ı zikir. Yolunuzdan, şeyhinizden, arkadaşınızdan, dostunuzdan şeytan vesvese verir. İlacı Allah'ı zikir. Başka bir şey değil. Rabbim bizi çokça zikredenlerden eylesin. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Cihar-i yarı güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali el-Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i mübeşşerenin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, Şehidi Kerbelanın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına. İmam-ı Zimam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafir, İmam Malik, İmam-ı Hameli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediyeledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Hasıl olan sevabı Haberdar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi.
Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahim et tantavi, Abdurrahim en nişavi, el haç el hafız edu bekre sıddı iki çorumi, hacı Ali Aydar efendi, el haç çorumlu Mustafa Anaç efendi, Nevşehirli hacı Abdullah Gürbüz efendi'nin, kaçuni dergahının, kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.
Ya Rabbi bilhassa üstadımız, bayındırlı hacı Mustafa Özbağ, beyefendi hazretlerinin ruhaniyetlerine, cet ve dadalarının ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine. Turuk Aliye'den akraba ve talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediyledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, heyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Amin. Ve selamun alel mürselin, ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Eûzü billahi mineşşeytanirracim, bismillahirrahmanirrahim, efsali zikir fa'lemennâhû. La ilahe, la ilahe, la ilahe, la ilahe, la ilahe, salavat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi