Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 49:09
Ehl-i tasavvuf, Allah'a hüsn-i zan besler. Hatta öylesine hüsn-i zan besler ki, bu konuda hüsn-i zan'ın fazlasından dolayı eleştirilmiştir her. Hüsn-i zan'ın fazlası, ehl-i tasavvufun, ümidinin fazlasından kaynaklıdır.
Muhakkak ki insanlar, haf ve recal ortasında durmaları gerekir. Yani korku ile ümit arasında durması gerekir. Ama ehl-i tasavvufun ümidi, hüsn-i zan'ından dolayı bir adım ilerideymiş gibi görünür. Aslında o korkmadığını göstermez. Hüsn-i zan'ın fazlalığını gösterir. Orada ince bir perde vardır. Allah'tan korkmamak farklı bir şeydir.
Veya Allah'tan korkmak farklı bir şeydir. Allah'ın üzerine hüsn-i zan beslemek farklı bir şeydir. Ehl-i tasavvuf, bu noktada kendi meslektaşlarının dışındakilerden fazlaca hüsn-i zan besler. Hüsn-i zan ile o kadar ileri gider ki, insanlar bu hüsn-i zanını sanki Allah'tan korkmuyormuş gibi algılanır. Ümit noktasında da aynıdır.
Ehl-i tasavvuf, Allah'tan hiçbir şekilde ümidini kesmez. Aslında mümin, Allah'tan ümidini kesmemesi gerekendir. Bu maddi manevi, zahiri batını, dünyevi uhrevi, bütün her şeyinin içine alır. Hiçbir kimse, benim günahım affolmaz noktasında durmaması gerekir. Veya benim günahlarım affolmaz noktasında durmaması gerekir.
Eğer Allah'a iman varsa, O'na karşı ümit beslemesi gerekir. Ve Cenab-ı Hak Hades-i Kudsi'de de der ki, dünya dolusu günahınla gelsen, benim benden rahmetini, benim rahmetimden ümidini kesmediğin müddetçe, benden af-mağfiret dilendiğin müddetçe, bana yalvarıp, bana dua edip, beni zikrettiğin müddetçe, bende sana dünya dolusu af verin, onunla affederin.
O zaman bir kimsenin Allah'tan ümidini kesmesini gerektiren, günah noktasında, kusur noktasında, hata noktasında bir şeyinin kalmaması gerekir. Yeter ki o kimse tövbe edip, af dileyip, Allah'tan ümit edip, hüsnü zan besleyip, deri dönmesini bilmeli. Şeytan, insanlara vesvese verir.
Günahlarıyla alakalı vesvese verir. Sen kötü bir insansın, sen yanlış bir insansın, sen eksik bir insansın, senin günahı laf olmaz da, şeytan insana dünyevi olarak vesvese verir. Sen bu borçla batansın, sen bu borçla iflah etmezsin, sen iflas edersin, sen perişan olursun der. Şeytan vesvese verir. Bu hanım seni terk edecek, bu çocuklar seni terk edecek, bu bey seni terk edecek, annen baban seni terk edecek, bütün herkes seni terk edecek. Sen dünyada tek başına kalacaksın, yalnızlık deryasında yok olup gidecekler. Şeytan vesvese verir. Bu adam seni terk eder, bu adam seni bakmaz, bu adam seni perişan eder, bu adam seni şöyle yapar der.
Şeytan vesvese verir. Akrabalarınla problem yaşarsın, arkadaşlarınla problem yaşarsın. Bu vesveselerle insanlar, bu vesveselerle insanlar, ne yazık ki, şeytanın dolduruşuna gelirler. Bu vesveselerden kurtulmanın yegane, tek noktası zıttıdır.
İçsizliğe karşı ümit, suizana karşı hüsnüzandır. Kim Allah'a hüsnüzan beslerse, besledi hüsnüzanı bulur. Kim suizan beslerse, besledi suizanı bulur. Benim günahım affolmaz diye düşünürsen, günahını affolmaz. Allah bana bela ve musibet verir dersen, Allah sana bela ve musibet verir. Allah bana sıhhat vermez dersen, Allah sana sıhhat vermez. Ben bu borcu ödeyemem dersen, o borcu ödeyemezsin. Bu işi başaramam dersen, o işi başaramazsın. Etmez demezsen, Allah sana yardım etmez.
Allah beni felaha kavuşturmaz dersen, Allah seni felaha kavuşturmaz. hüsnüzü zammes deyin. Eğer Allah'ın kulüysanız, ettiyseniz, ya kul, cehenneme doğru götürülüyordur. O hep hesap yerine bakar. Allah sordurur, bu kulum neden herkese bakıyor, etrafına bakıyor? Ondan sonra Allah, neden etrafına bakınıyorsun, arkana bakınıyorsun? Ben Allah'a hep, ahmet eder, bana merhamet eder. Beni affeder diye oldum. Allah nida eder.
Ben zannı üzeriyim. Benim üzerimde beni affeder. Bana merhamet eder. Bana lütfeder, ikram eder diye düşündü. Niyet ettiğin, öyle gördüm. Ben onun zannı üzerindeyim. Alın getirin cehennemden, daha girmeden de, geri döndürün onu da. Bu dönemlerini yaşayabilirsiniz. Hüsnüzü zammes deyin.
Ve dua edin. Dua edin. Bu çilenin altından kalkılmaz diye düşündüğünüz anda dahi, size bir pencere açacaktır, bir kapı açacaktır. Yola açacaktır. Bunlarının yardımcısı, iman edenleri sever. Allah ki zikredenleri sever. Allah ki tövbe edenleri sever. O Allah ki dua edenleri sever. Allah ki kendisini sevenleri sever. O Allah ki Habibini sevenleri sever. O Allah ki velilerini sevenleri sever. O Allah ki müminlerini sevenleri sever. O Allah ki mükamlattaki yarattıklarını sevenleri sever. Hüsnü zammes deyin.
Bir daha o günaha dönmemesine tövbe edin. Affedecektir. Deyin ki, düşün ki bu verecektir. Hüsnü zammes deyin. Hazinesinin yanında bizler reda değildir. Nesini bilmiyorsunuz ki zaten. Nesini tam olarak bilmediğiniz bir Allah var. Demiş ya Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ümmetinin günahları için çok daha efkal edince Cebrail aleyhisselamı göndermiş.
Secdeden başını kaldırsın. Kaldırmış. Bir derya ya Rabbi. Deryada ne görüyorsun? Onda ne görüyorsun? Tırnağında bir pislik ya Rabbi. İçerisine. Hayır ya Rabbi.
Benim nezdim de bu kadardır demiş. Yası geniş. Hazilesi geniş. Affı geniş. Mağfireti geniş. Onun lütfu ve ikramı geniş. Allah'tan ümidinizi kesmeyin. Duanızı kesmeyin. Zikrullahınızı kesmeyin. Gayretinizi kesmeyin. Allah yolunda mücadele edin. Allah yolunda koşun. Allah'ı zikredin. Tövbe edin. Ne günahınız varsa tövbe edin. Ne hatanız, ne kusurunuz varsa tövbe edin. Ne yanlışlığınız varsa geri dönün. Tövbe edin. Ulaşmayın. Tövbe edin. Tövbe edin. Beda irtibatınızı kesin. Müşrik yan yana olmaz.
Yalnızın haramı. İsterse kalbinizin haramı olsun. Uzak durun. Çünkü iştigal eden kimseleri Allah sevmez. Tövbe ise sevgi üzerine kurulu. İnsan sevgilisinin istemediği şeyleri yapmaz. Seven insan sevgilisinin ahlakıyla ahlaklanır. Allah'ı sevmek de ahlakıyla ahlaklanmak demek. Allah'ı sevmek demek onun ahlakıyla ahlaklanmak demek.
De ki her Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Ona uyun. Allah'ı seviyorum diyenler. İddianın temeli, iddianın hücceti, iddianın delili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine uymaktır. Allah'ın sevdiğini söylüyorsa onun sünnet-i resulullah'a uyup uymadığına bakın. Sünnet-i resulullah'a uymuyorsa hayır o yalancı, o aldatmacı. O hem kendini aldatıyor hem etrafındaki insanları aldatıyor. Hazretleri dilenmedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri insanları kendi nefsine kullanmadı. İnsanları kendine hizmet ettirmedi. İnsanların namusuyla, ahlakıyla oynamadı.
İnsanların paralarını bulan şey daha hiç sizin değildir. Hakkine dahi güvenmez. Elinin altındakini dahi kendisi göz uzatsın, dil uzatsın.
O zaman gelin. Onun ahlakıyla ahlaklanın. İnsanlar gelip geçici, yollar kalıcı. Tasavvufu biz kurmadık. Biz kurmadık. Biz kurmadık. Kurmadı. O zaman gelip geçiciyse biz o yolların kurallarına uymak zorundayız.
Yol bize uymayacak. Biz Kur'an ve Sünnet'e uyacağız. Kur'an ve Sünnet bize uymayacak. Biz tasavvufun ince kurallarına uyacağız. Tasavvufu kendimize uydurmayacağız. Biz haram ve helallara uyacağız. Haram ve helalların kendi kafamıza göre uydurmayacağız. Dinin olmazsa olmazlarına uyacağız. Kendi kafamızdan din üretmeyeceğiz. O zaman gelin. Allah'tan ümidi kesmek günah-ı kebahidir. Allah'ın üzerine suizan beslemek günah-ı kebahidir. Mahfolmaz diye düşünmek günah-ı kebahidir. Yeise düşmek, suizana düşmek günah-ı kebahidir.
Gelin bu günah-ı kebahilerden kurtulalım hep beraber. Kendi kendine meşhur bir sözüm var. Geçenlerde bir arkadaş tekrar söyledi. Paraya, beş kuruş borcu bozulmayın. Borç ödenir, para gelir geçer. Üç kuruş paran geçer. Beş kuruş borcun ödenir, sen bozulma. Nice güzel kadınlar gelir geçer, sen bozulma. Nice yakışıklı erkekler gelmiş geçmiş, sen bozulma. Nice güzel evler kurulur, nice güzel evler yıkılır, sen bozulma. Nice hayırlı evlatlar gelir, nice hayırlı evlatlar geçer, sen bozulma. Sen Allah'la olan irtibatını bozma.
Her gün dua et, her gün tövbe et, her gün zikret. Asla namazı terk etme. Saftada iki gün oruç tut. Saftada iki gün oruç tut. Bir dava ardım düştüm diyorsan, Allah'ı sevmeye vardım diyorsan, hiç olmazsa ayda üç gün oruç tut. Oruçla irtibatını kesme. Namazla irtibatını kesme. Allah seninle irtibatını keser. Zikirle irtibatını kesme. Allah seninle irtibatını keser. Duayla irtibatını kesme. Allah seninle irtibatını keser. Cemaatle irtibatını kesme. Allah seninle irtibatını keser. Sizinize güvenmeyin. Sakın ibadetlerinize güvenmeyin.
Sakın hayır hasenatınıza güvenmeyin. Sakın zikruluğa gidiyor. Bana hiçmiş olmaz deyip de güvenmeyin. Bizim yanımıza gelen kardeşimiz vardı, onun da ayağı ayağı kaydı. Kaymayacak hiç kimse yok. Gelen giden arabaları söylerdi. Bilgi bankası gibidir. Söylenen sözlerini unutmaz. Yapılan mimikleri varıncaya kadar anlatır. Kara kutu gibidir. Kavişlik hayatında ilk ders verdim arkadaşlarım. İlk.
Ben izahatirlikse görevlendirdiğinde ilk inanan oktaydır bana. Oturuyor arkada. Uçaklarda var ya. Uçak düşüyor kara kutuyu arıyorlar ya. Neden bütün bilgiler onda? Şimdi uçaklar düştü kara kutu var onda. Uçaklarında da o vardı, acıremiz vardı yanımızda. Bir de göka gelip gidiyordu. Kara kutu bunlar hep. Niceleri geldi geçti.
Uçan adam, o kayı mekan eden adam. O yoldan geçen arabanın rengine varıncaya kadar içinde olanı söyleyin, içinde kaç kişinin olduğunu söyleyen adam. Zikrullah'ı terk etti, an geldi. An geldi, dergalı terk etti, şeyhi terk etti. Güvenmeyin. Siz duadan, zikirden, siz cemaattan ayrılmayın. Zikrullah halakasından ayrılmayın. Kim zikrullah halakasından ayrıldı felah bulmaz. Böyle şeyhten ayrıldığı için felah bulmaz diye çevirmişler. Hayır, halakayı zikrullah'tan ayrıldığı için felah bulmaz adam. Halakayı zikrullah öyle enteresan bir şeydir ki, kim ona vefasızlık ederse manevi tokadı yer.
Dağılır adam, dağılır adam, toprak dağılır. İki yakası bir araya gelmez. O zikrullah halakasındayken melekler ona dua ediyordu. Zikrullah halakasındayken göktekiler ona dua ediyordu. Yertekiler ona dua ediyordu. Onun kendisinden haberi yok. Bütün herkes ona dua ediyordu. Kesildi. Dua kesilince sudan çıkmış balık gibi oldu. Başladı çarpınmaya öldü. Dua kesildi, üzerindeki elmise gitti. Üzerinde manevi bir elmise vardı. Üzerinde manevi bir muhafaza vardı. O halakayı zikrullah'a geldiğinden melekler ona diyorlardı ki, Ya Rabbi, bunu affeyle.
Bu kulunu muhafaza eyle. Bu kulunu koru. Bunlar bizim yolumuzdan gidiyorlar. Rufayisi, Bedevisi, Dulsikisi, Şazelesi, Cüneydi Bağdatisi, Sırrı Sakadisi, Hameb Acemisi ve geçmiş peygamberler ve peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Dua ederler. Halakayı zikirde olanları ve o kimse halakayı zikri bıraktı. Ne oldu? Üzerindeki elmise gitti. Üzerindeki o duadan kurulu, o nazardan kurulu hilkat elbisesi, cennet elbisesi. Youtube elbisesi çıktı üzerinden.
Bu kimse meydanda kaldı. Dağılır, tuz dağılır gibi. Dağılır, perişan olur. Allah muhafaza eylesin. O yüzden zannederler ki, bazı şeyhler de öyle derler. İşte bizim dergâhtan ayrıldı, benden ayrıldı, öyle helak oldu. Yok kardeşim. Halakayı zikrullah'tan ayrıldı. Kendine paya çıkarma. Allah'ın bir tek velisi sen değilsin. Kendine paya çıkarma. Zikrullah'tan gittiği için gitti. Halakayı zikrullah'tan kendine ayırdığı için gitti. Ne oldu? Üzerinden kalktı. Muhafaza kalktı. Koruma kalktı. O yüzden halakayı zikrullah'tan ayrılmayın. Duadan, zikirden, muhabbetten ayrılmayın.
Allah'ı sevmekten ayrılmayın. Sakın ha! Hiçbir noktada kibirlenmeyin. Birkaç hafta önce, iki hafta önce, tekkede bir şey yaşadım, paylaşmak istiyorum. İki arkadaşa anlattıydım, şimdi anlatayım. Kimseye kibirlenmeyin. Şu dakikadan sonra bizimle yol gidecek olanlar, hiç kimsenin karşısında bacak bacak üstüne atmayacaklar.
Kimsenin karşısında bacak bacak üstüne atmayın. Üstüne atmak. Bacak bacak mazretleri, geçen haftadaydı bir önceki cumartesi, semadayken birisinden yüzünü döndürdü.
Bir üzüldüm, bir üzüldüm. Mesulallah, bu da senin ümmetin değil mi? Diler ki bu adam kibirli. Bacak bacak üstüne atıyor. Halini de gösterdiler gözümün önünde. Bu yüzden peygamber dediler, ondan yüzünü döndürdü. Çok üzüldüm. Çok üzüldüm. Arkadaşlar aklıma geldi. Dedim, yarabbi hepsini de affeyle. Eğer yapıyolarsa böyle bir şey. Eyvah dedim, eyvah. Arkadaşlar halimizi siz düşünün. Bacak bacak üstüne attı diye yüzünü dönüyorsa, Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem adetleri.
Kendim geçtim, hep arkadaşları düşündüm. Dedim, yarabbi yol gidiyorsa hepsinden. Birinin hatasından, birinin kusurundan dolayı, birinin eksikliğinden dolayı. Çok gibi dolaştım. Çok etkilendim. Tövbe edin. Kimseye kibirlenmeyin.
Kimseye tepeten bakmayın. Tövbe edin. Kimseyi zayıf görmeyin. Kimseyi eksik görmeyin. Kimseyi hatalı görmeyin. Kimseyi günahkar görmeyin. Kendinize bakın. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, mucizevi bir şey koymuş önümüze. Demiş ki, ben güldeki yüz kez tövbe ediyorum. Hazreti Ayşe validemiz demiş ki, ya Resulallah senin gelmiş gelecek günahın yok ki. Kulluk eden bir kimse olmayayım mı demiş. Şükreden bir kul olmayayım mı demiş. Tövbe edin.
Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Cümlemizi affetsin. Cümle ümmeti Muhammed'e affetsin inşallah. Çoluğumuza, çocuğumuza hüsn-ahlak nasip eylesin. Eşlerimize hüsn-ahlak nasip eylesin. Komşularımıza, arkadaşlarımıza, akrabalarımıza hüsn-ahlak nasip etsin. Allah merhamet etsin inşallah. Cümlemize merhamet etsin. Cümle ümmeti Muhammed'e merhamet etsin. Onun merhameti olması işimiz zor. Onun merhametiyle ayaktayız. Onun lütfuyla, ikramıyla ayaktayız. Onun desteğiyle ayaktayız. Onun ikramıyla ayaktayız. Cenab-ı Hak kendini, bizleri affetmek için yol açmış bize. Demiş ki, dua edin, zikretin. Yanaşın.
Destur ya Allah. Onun için mağfireti affı olmasa hiç kimse ayakta duramaz. O yüzden ümit edin, dua edin, tövbe edin, zikredin inşallah.
Haklarınızı da helal edin. Biraz keyfi bozmuşuz her anda. O yüzden sesimiz, sorumumuz da fazla çıkmıyor. Cenab-ı Hak inşallah cümleyi muhafaza eylesin. Hüsn-i lasb-i fatiha şehrin. Amin. Ya Rabbi okumuş olduğumuz dualardan hasılan kirab-ı evvelen bizzat.
Fari kâini asr-ı mevcuta sevgili peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa. Aleyhissalatu vesselam efendimizin mübarekler tezmine ver. Ruh şeriflerine edilirsen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi. Amin. Yalnız geçin bütün peygamberlerimizin ruhlarına, Cebrail, Mika'il, İsrafil, Azrail a.s. ruhlarına, onlayıp beyti vasıf-ı kiramına, Hazreti Bubekür'ne, Osman'a, Valiye efendilerimizin ruhlarına, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 70 köşe eden ruhlarına, Tabi'in ve tebi'i tabi'in efendilerimizin ruhlarına, Hediye elediksen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi. İmam-ı Azem'e, Banefi, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Mahammel Hazretleri'nin ruhlarını yedilediksen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi. Amin. Yedilerimizin peyzatlarını, tebedilerimizin, şefaatlerini üzerlerinden hakik etme ya Rabbi. Amin. İhlas bir Fatiha-i Şerife. Tabi okumuş olduğumuz dualardan atılan sual-ı kirimiz bir seyyid-i Abdülkadir Geylani, Seyyid-i Ahmet Ar-Rufayi, Seyyid-i Ahmet Ar-Rufayi, Seyyid-i Ahmet Ar-Medevi, Seyyid-i İbrahim-i Dursu ki, Şeyh-i Ablasen Ali Şazeli, Şah-ı Nakşibendi, Muhammed-i Bahattin, Şah-ı Mevlana Celaleddin Rumi,
Hacı Bektaş-i Veli, Hacı Bayram-i Veli, Veysel Karan-ı Mahmut-u Zahir ve Ticel ve Tuşak-ı Sümdülü, Süfreverdi, Küfreverdi, Şeyh Muhyiddin Arabi, Muhammed-i İftada Hazretleri ve bütün Firi Piran Efendi'leri, Zunudan'la yedilediksen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi. Amin. Yedilerimizin peyzatlarını, teveccüblerini, şefaatlerini üzerlerinden eksik etme ya Rabbi. Amin. İhlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi okumuş olduğumuz dağlardan anasılansa bütün veriliğine evliyaların, dervişlerimin, şidikamillerin, müminlerin ruhlarına, hasreten Şeyhimiz, Üstadımız, Sultanımız, Bayındırlacı Mustafa Efendi Hazretleri'nin ruhunu tutuşlarına, yedilediksen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi.
Amin. İhlas bir Fatiha-i Şerife-i Hazretleri'nin şefaatlerini üzerlerinden eksik etme ya Rabbi. Amin. Önemli dönme akrabaya salgı altımızdan gelmiş ve geçmişlerimizin ruhlarına, Mehdi Aleyhisselam'ın ruhuna tutuşlarına, burada bulunan ve bulunan kardeşlerimizin ruhlarına, Bursa Evliya Allah'ın ruhuna ve yaşamların ruhanetlerine, derviş derviş anı mürşid mürşiden ve ehli imanında ruhlarına ve yaşamların ruhanetlerine, yedilediksen vasıf ve sedar eyle ya Rabbi. Amin. İndar eyle ya Rabbi. Amin. Önemli dönme akrabaya salgı altını teveccültesine şefaattının üzerlerinden eksik etme ya Rabbi. Amin. Estağfurullah. El hayyil gayyibu ve türbüle gönlülü yahu feytanur. Bismillahirrahmanirrahmanirrahim. Estağfurullah.
Estağfurullah. Der ki ya Resulallah sana salatu selam getirdi. Sana da selam olsun.
Ehli tasavvuf der ki getirin ki.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.