Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Temmuz 2020 · 23:18
Sevgilimin ışığı önde, abde olmadığı için nasıldı? Önü, ardı, akıl edeyim ben. Allah Allah! Bu sözün söylenmesini ister. Ayna, gammat olmaz da ne olur? Aynan, gör musun? Neden gammat değil? Yüzünden toz, faz, silinmemiş, arınmamış da ondan. Öylesine sever, öylesine sever ki, sevgilisinin hayaliyle yaşamaya bak. Sevgilisinin hayali gözünden çıkıp gitmiş olsun. Sevgilisiyle konuşmamış olsun. Sevgilisiyle tefekkür etmemiş olsun. Sevgilisiyle beraber zikirleşmemiş olsun. Sevgilisinin hilabına bir şey yapmış olsun. Sevgilisinden gitmemiş olsun. Gelir ki artık gözünde bir tek sevgilisi vardır.
Dininde bir tek sevgilisi vardır. Sevgilisi vardır. Yüreğinde, kalbinde, önünde, arkasında, sağında, solunda sevgilisi vardır. O yüzden haddet dediler ki duasında, Ya Rabbi, sonun sonunun ruhu tek sevgilisidir. Sonun sonu sevgilisidir. O sevgilisinin, sevgilisinin, sevgilisinin yemesi için, sevgilisi ona bir ruh verir.
Yaptıklarından birleşir. Değişir. Kanası değişir. Her şey değişir. Her şey değişir. Her şey değişir. Her şey değişir. Her şey değişir. Her şey de yüreği değişir. Bunun içerisinde, o sevgilisini zikreden, o sufinin kalbi genişledikçe genişler. Yukarıdan seyreden. İki varlık gibi olurlar.
Aslında iki varlık yoktur. Sonradan o tek varlığa dönüşecektir yine. Sana zamanı vardı. O yüzden o zikrullahalda devam. Oturur o kimse. O kimse, o sufi kendisini görür, nurun içerisinde. Ve onun eklemleri kalmaz. Onun bütün bedeni mur olmuştur Rabbim. O zikrullahın duruyla nurlanmıştır. O zikrullahalda devam ettikçe, o bütün alemi de içine almaya başlar. Artık o bir alem olur. Bir de bir alem olur. Bir de bir alem olur. İçine girmiştir, kırır bir zaman. O bunlar yaşanır. Şimdi de yaşıyorum. O kimse zikrullahalda kendini alamaz hale gelir. Zikrullahını çepeçerle sarar. Dünya ona rahaşa gelir. İnsanlar ona rahaşa gelir. Hayat ondan çıkmak istemez. Ben çıkmak istemez. Kesinlikle kalır o kimse. Ve zikrullah ettikçe orada felah bulun.
Bir yer vardır. Sığınacağım bir mekan vardır. Her türlü kirlilişten uzak. Her türlü hainlikten uzak. Her türlü vefasızlıktan uzak. Her türlü her şeyden uzak. Allah Allah. Selam çekip atıyordur kenara. Önce zikrullah bu kadar. Nurlanmak var. Oturup iki dizinin üzerinde zikrullah etmek gerekiyordu.
Birbirinin nuruyla nurlanmak. Hedef lazımdı. Kulluk lazımdı. İşte o zikrullah ile bunun nuru farklı bir noktaya gidelim. Ve oruç namazdı. Namazdan namazdı. Namazdan içine geçti. Kesmeyi tanesi gibi, nur tanesi gibi. Din çocuğudur. Vahdin çocuğudur.
Nurü vardır. Her bir ibadeti vardır. Her vaktin bir zikre vardır. Her vardır. Sufi o renkten renge, o halden halen. O zikrinden zikreder. O ibadetten ibadete geçerken hiç nurdan ayrılmamış olur. Ve hayatın nuru hiç şefa. Namazdan oruca, oruçtan namaza, namazdan zikre. Zikrden selama, selamdan iyi diye insanlarla güzel alaka. İnsanlarla teli de alaka.
Koşturdukça nurdan nure geçer. Ve her nuru tatmak ister artık. Her nuru görmek ister. Acaba bir yetimin başını okşamanın nuru nedir? Acaba bir fakiri doyurmanın nuru nedir? Acaba bir yoksuluğunu kaldırmanın nuru nedir? Yardıma ihtiyacı olanın yardımına koşmanın nuru nedir? Bir çocuğu sevmenin nuru. İnsanın evine giderken bir kilo şeker alıp götürmenin nuru nedir? Her nurun içerisinde hayatını devam ettirir. İşte Hazreti Efendi Evlana diyor ki sevgilimin nuru önümlü aklımda olmadıkça ben yönümü tayin edemem.
Sevgilinin nuru ona asit götürür. Onun aklı kalmamıştır. Onun kendi idrakı yoktur. Hakkını sevgiliye vermiştir. Hakkını sevgiliye vermiştir. Kendi kendisine akıllıyım deyip oturup hesap kitap eder. O ise aklını sevgiliye vermiştir. Onun aklı sevgilidedir. O sevgili ki akıllıların akıllısı. O sevgili ki aklı yaratan. O sevgili ki akla nizam veren. O sevgili ki akla düzen veren. O sevgili ki bütün akılları kendi kudretinde tutar sevgili. İşte Hazreti Mevla da diyor ki sevgilinin nuru, ışığı, ölümde ağrımda olmadıkça nasıl ben önümü ağrımı koyabilirim? Bu hadisi kutsinin tecelliyatıdır. Kul Allah'ı sever, Allah dokunu sever. Allah şunu sevdi mi?
Gören gözü, dünya kulağı tutan eli, yürüyen ayağı söyleyen dili olur. Aşık bu haline ondan konuşan Allah'tır. Ondan dinleyen Allah'tır. Ondan tutan Allah'tır. Ondan yürüyen Allah'tır. Onu sevdiğin Allah'tır. Bu alet küfre düşenler. Koca koca sürü sebebi uzaktırlar. Çünkü oradan alet verken zikrettiklerinden oluşan doğru görmekten uzaktırlar. Köydürler. Gerçek suyu olamayacaktır. Zamanlarınızı boşa geçirmeyin.
Allah'ı çokça zikredin. İyi ahlak sahip olun. Oruçlarınızı düzgün tutun. Dillerinizi muhafaza edin. Dillerinizi muhafaza etmezseniz, aleminde yol yürüyemezsiniz. Hizmet etmezseniz, herkese barışık olmazsanız, insanlara Allah ve Resulü yolunu anlatmazsanız, siz bu mane aleminden bir şey almazsınız. O mane aleminden bir kafa açılmaz size. Yazıktır. Sufiler bu yola. Yazıktır. Verirlerken bu hallere ulaşmaları gerekir. O yüzden gayret edin, muhafaza edin. Allah sallallahu ve sellem Hazretlerine aşık olun. Allah'a mustat olun. Kurtuluş ancak ondadır. O yüzden Sufi bir ibadeti yaparken, şirk karıştırmadan, şirk karıştırmadan her şeyle o ibadeti yapar.
Allah'ı zikrederken Allah'ı zikreder. Ahmet ve Mehmet ve Hüseyin'le değil. Kurtuluşlu derken Allah, namaz kılarken Allah'la namaz kılar. İyilik yaparken Allah'la iyilik yapar. Yürürken Allah'la yürür. Tutarken Allah'la tutar. Konuşurken Allah'la konuşur. Şirk karıştırmaz. Gizli şirk karıştırmaz. Demez ben ne güzel sohbet ettim diye. Ben ne güzel sohbet ettim diyen şirk ehlidir. Demez ben ne güzel zikrular yaptırdım diye. Yaptırdım diyen şirk ehlidir. Ben bu tekkeyi ne güzel yönettim diye. Diyen şirk ehlidir. Şirk ehlidir. Şirk olmazdı.
Şirk. Bu kadın olmazdı. Şirk. Şirkin içerisinde yüzerken Allah tecelli etmez. Yaptığın ancak alçın olduğundan olur tecelli eder. O yüzden Ramazan'ın son on günü itikaf günüdür. İtikafa gidesinler diye girme itikafa. İtikafa Allah'la gir. Otur dizinin üstünde. Hiç kimse duymayı versin. Hiç kimse görmeyi versin. Hiç kimse bilmeyi versin. Hiç kimse anlamayı versin. Kenardan yavaşça sıyırır. Git bir yerde Allah'ı zikret itikafa gir. De ki Rabbim seninle itikafa gireceğim. Rabbim seninle itikafı bitirmek istiyorum. Benim yoldaşım sen ol.
Benim dertleşim sen ol. Benim yol yürüyüşüm sen ol. Benim dayanağım sen ol. Benim yaslanacağım sen ol. Benim önümde sen ol. Benim sağımda sorumda sanma yıkılır. Sen olmazsan ben yürüyemem. Sen olmazsan benim arkam kizlik alır. Sen olmazsan ben önümü göremem. Rabbim beni elimden tut. Beni dilimden tut. Benim yüreğimden tut. Benim elimden kolumdan tut. Dizlerimde derman ol. Elimde ol. El ol. Yüreğinse yürek. Ve seninle zikredeyim. Allah. Bir kez olsun seninle zikredeyim. O yüzden Süleyman Çelebi der ki. Bir kez aşk ile Allah dese öyle. Bir kez Allah'la Allah diyen bir kimse. Günahı münahı kalmaz.
Bir kez öylesine oruç tutan kimsenin. Günahı münahı hiçbir şeysi kalmaz. İşte Hazreti Mevlana der ki. Sevgilim benim önümde ardımdadır. Konuşmaktan uzakım ne yazık ki. Diyemeyiz sevgilimizin ruhu sağımızda solumuzda. Şimdi bir edebiyat eseri gibi okumaktayız ya büyük birim. Ya Hazreti Mevlana. Sanki bir şiir okur gibi okuyoruz. Şiir dinler gibi dinliyoruz. O halde çok uzakız. Bizi affet. Rabbim de bizi affetsin inşallah. Aşk bu sözün söylenmesini ister. Allah sırlarının açıya çıkmasını ister. Allah sırrını gizlemez. Bunun açıya çıkmasını ister.
Allah hiçbir şey saklı gizli bırakmamıştır. Allah Kur'an'ın gizli menfeslerinin açıklanmasını ister. Allah mana aleminden mücevharatın saçılmasını ister. Allah hiçbir şeyin gizli kapaklı kalmasını istemez. O yüzden Allah peygamberleriyle, velileriyle, kitaplarıyla o sırlar alemini insanların önüne açmak ister. Peygamberlerden sonra velilerini gönderir. Peygamberlerden sonra o veliler, o sırlı alemden, o mana aleminden sırları alırlar, getirirler insanların önüne koyanlar. İşte Hazreti Mevla'nın diyor ki, bu sözün söylenmesini ister. Kamilin kendisidir. Söylenmeyin gönlüne indirir.
Söylenmesi gerekenleri söyleyerek indirdin dilini. Lafta işe indirir. Laf üretici değildir. Gambaz kendi lafını söylemez. Gambaz başkasının lafını söyler. İşte mürşid-i kaviler en büyük gambazlardır. Peygamberler bu gambazdır.
Kinaya yapar Hazreti Mevla'na. Bir kimse Adi Şerif naklederse gambazdır. Peygamberin gambazıdır. Bir kimse Ayet-i Kerim'e söylerse gambazdır. Gambazıdır. Bir kimsenin gönlüne alınır. İşte Hazreti Mevla'na diyor ki, bu sözün söylenmesini istiyor. Coşmuş Fırat Nehre gibi aşk. Coşmuş derd yağlar kaynamakta. Ve kıyilere avurmakta dalgalar. İşte aşk o sözün söylenmesini istiyor ki diline koyuyor. O sözün söylenmesini istiyor ki mürşid-i Kabil'in diline, gönlüne koyuyor o sözü. Diyor ki gambaz, bu sözü söylemeden olabilir mi? Olması mümkün değil. Ve o sözü de o gambaz nakledecek.
O sözü o gambaz yayacak. Ve bize ki fıs fıs fıs anlatacak. Dedi ki diyecek. Dedi ki. Dedi ki. Diyen Allah. Sadece aksedene söyleyecek. Ne? Kendisi bir ses çıkarmıyor. Bir dudak var, bir nefes. O nefes. Ondan miname çıkarıyor. Neyi at ortaya ve bir ses çıkaracak mı? Hayır. Musa'nın asası imzali. Neyha, neyha asa. Arkasında Allah var. Neyin arkasında da Allah var. Neyin arkasındaki neyzen ne üflerse neyzen o ses çıkıyor. Ney kendi başına bir ses çıkarmıyor. Gambaz kendisi laf türetmiyor. Onun gönlüne birisi bilah koyuyor. Onun diline birisi bilah koyuyor.
O dile konulanı söylüyor. Allah hepimizi hayırlı gambazlardan eylesin. Aynen, aynen dediği gönül, aynen dediği kalp, aynen biliyor musun neden gambaz değil? Yüzünden toz, pas, silinmemiş, arınmamış da ondan. Sen dersen ki kendi kendine, akıl bunu sana söyletir. Akıl sana bunu düşündürür. Benim gönlüme neden bu sözler gelmiyor dedim. Akıl sana bunu söyletir. Ben profesyonlüm, neden böyle bilmiyorum dedim. Sen bir içe ben ne yapayım dedim. Bunu söyletir der ki, senin kalbine neden gelmiyor? Bu yalan söylüyor. Bu ezberledi de geldi. Bu bir yerden okudu da geldi. Dinledi de geldi. Okudu dediği doğru.
Dinledi dediği doğru. Sen de oku, sen de dinle. Yok. Onun aynası, onun parlak değil. Pis içinde kalmış. Toz pis, günaha kebayet. Toz pis, kötü ahlak. Çamur, kötü ahlak. Başla temizleme. Önce tövbe et. Ondan sonra zikret. Ondan sonra oruç dur. Bak Ramazan oruç ayı. Ondan sonra namaz kıl. İyilik yap. Cömertlerden ol. Allah'ı sev. Allah'a aşık ol. Bak, senin de aynen kurul kurul olup, senin de aynen gambazlık yapmaya başlayacak kadar. Allah cümlemizin gönüllerini parlatıp, cümlemizin gönüllerini saf bir ayna haline getirdik kullarından eylesin inşallah.
Cenab-ı Hak Ramazan'ı dök düzgün geçiren, dök düzgün oruç tutan, diline hakim olaraktan, gönlüne hakim olaraktan, yidesine ve şehvetine hakim olaraktan oruç tutan kullarından eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi affetsin inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.