mustafaozbag.org

69. Mesnevi Şerhi (467-479 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Aralık 2020 · 16:13

Vezir'in İncil buyduklarını karıştırması. Vezir her beyin adına bir tomar hazırladı. Her tomarda yazılan yazılar bir başka yoldaydı. Vezir din hazırlıyor. Tomar dediği yazdığı yazılar, risaleler, dini risaleler yazıyor. Dini risaleler yazmak bu noktada çok eski kadim bir gelenek.
Veyahut da dini metinleri tefsir etmek, eski kadim bir gelenek. Dini metinleri yorumlamak, onlardan mana çıkarmak çok eski kadim bir gelenek. Bu sadece, hani şimdi böyle Muhammedi Müslümanlar için söylüyorlar ya, neden işte mezhepler var, olmasa olmaz mıydı? Yok, dinin özü bu. Bu kadim gelenek, dinde tarikatlar kadim gelenek. İsevilerin tarikatları var, Musevilerin tarikatları var, tarikat kadim bir gelenek. Mezhepler var, kadim bir gelenek. Farklı anlayışlar, farklı yorumlar kadim bir gelenek. Bunu bir zenginlik olarak gör.
Bunların içerisinde heva ve hevesine uyanlar var, var. İşte bu vezir de her beye, bir topluluğun başı, bir kavmin beyi var, padişahı var, sultanı var. Bir böyle grubun dinlediği bir kimse var. Bu hala daha var. Bakın hala daha böyle kimseler var. İşte o vezir de her bey adına bir tomar, bir risale yazıyor. Her tomarda yazılan yazılar bir başka yoldaydı. Ve herkese yazdığı şey aynı değil. Birine diyor ki Ankara'ya gitmek için senin yola çıkıp Bilecik şey üzerinden, Bozyük üzerinden, Afyon üzerinden gitmen lazım. Birine diyor ki senin Bozyük üzerinden Sivrihisar mıydı?
Sivrihisar üzerinden gitmen lazım. Öbürküne de diyor ki sen İzmit Gölü'nün kenarından vuracaksın, öbür o yola çıkacaksın, o yoldan da Bolu üzerinden gideceksin diyor. Herkese Ankara yolunu tarif ederken farklı farklı tarif ediyor. Hatta daha önceki beyitlerden çıkıyor ki kimisine de diyor ki Ankara'ya gitmene de gerek yok. Kimisine de diyor ki Ankara sana gelsin. Kimisine de diyor ki Ankara sensin. Önceki beyitlerden onu çıkarıyoruz. Her birindeki buyruklar bir başka çeşitti. Her birinde de mesela birinde diyor ki abdest alman lazım namaz kılmak için. Öbürkünde de diyor ki namaz için abdeste ritüele gerek yok. Sen namaz kılacaksın da yeter ki diyor.
Öbürkünde de diyor ki senin o ritüellere eğilip kalkmana da gerek yok. Senin kalbin temiz olsun yeter. Asıl namaz odur diyor. Öbürküne de diyor ki ya kalbinin temizliğine de önemli değil diyor. Sen namaz kılmayı istedin ya sen namaz oldun diyor. Millet seni kılsın boş ver diyor. Birinde diyor ki Tomar'ın birinde. Sen Muhammed'i Mustafa'yı kendine önder seç. Onun yolundan git diyor. Öbürküne de diyor ne yapacaksın sen peygamberi önder seçip de kendine. Sana Kur'an yetmez mi diyor. Öbürkünde de diyor ki Kur'an sensin diyor. Sen kendini aç oku. Kur'an'dan kasıt sensin diyor. Senin onu açıp okumana gerek yok diyor. Öbürkünde de diyor ki ya son peygamber dediklerine bakma. Peygamber nefsine uymuş.
O yüzden kendini son demiş diyor. Ben de peygamberim diyor. Öbürkünde de diyor ki her dönemin bir peygamberi vardır. Bu dönemin peygamberini bul sen diyor. Öbürküne de diyor ki ya o peygamber çok uyanıktı diyor. Kurnazdı. Kalktı diyor. Bir kitap yazdı. O kitap da aslı değil zaten diyor. E otur sen bir kitap yaz diyor. Öbürkünde de diyor ki ya peygamber şefaat ediyor diyorlar. Geç diyor. Peygamberin şefaat etmeye hakkı yok. Şefaat ancak Allah'a ait diyor. Kandırıyorlar seni diyor. Öbürkünde de diyor ki ya diyor bu Kur'an-ı Kerim'de saçma diyor. Ne alakası var bunun diyor. Allah'ın işi gücü yok. Kökten sana kitap mı indirecek diyor. Yok böyle bir şey diyor.
Öbürkünde de diyor ki aman ha Allah'a peygambere itaat et diyor. Birinde diyor ki zekat kırkta birdir. Kırkta birini zekat olarak vereceksin. Öbürküne de diyor ki sen mi çalıştın diyor. Kim çalıştı kim kazandıysa onun. Öbürkü oturduğu yerden para mı alacak diyor. Gibi böyle tomarlar dolaşıyor ortalıkta. Ama hiçbir tomar hiçbir tomarı teyit etmiyor. Hiçbirinin hakikati birinin hakikatine uymuyor. Hiçbirinin muamelesi birinin muamelesine de uymuyor. Bir tomarda diyor ki kasten haksız yere adam öldüreni öldürün diyor. Öbür tomarda da diyor ki canı sen mi verdin affedin diyor. Öbür tomarda da diyor ki boş ver diyor. Öldüren öldürsün ölmesi gerekiyormuş. Onun kaderinde o yazılmış diyor.
O da onu öldürüyor deyince onun da ölmesi kaderindeymiş diyor. Boş ver minnet birbirini öldürsün diyor boyuna. Bir tomardaki yazı öbür tomarını teyit etmiyor. Hepsi de farklı. Bu sonunda ta başına dek ona aykırıydı. Birinde riyazat yolunu, açlığı, tövbenin, tanrıya dönmenin direği saymadaydı. Birisinde riyazat etmek yani açlık, aç olmak ve tövbe etmek Allah'a dönmenin yoluydu.
Birilerine diyordu ki siz riyazat yapın, az yiyin. Riyazat yapın, riyazatın hakikati haramlardan geri dönmekti. Ama onlara riyazatın hakikatini haramlardan geri dönmek diye değil, onlara aç kalmak olarak söylüyordu. Onlar ha bile açlıkla pençeleşiyorlardı. Aç kaldıklarından dolayı zayıflıyorlar, bir deri bir kemik kalıyordu, güçsüzleşiyorlardı. Böylece dinlerini yaşamaya, ailelerini korumaya, çocuklarını, zürriyetlerini devam ettirmeye güç yetiremiyorlardı. Onlara diyordu ki açlıkta büyük keramet vardır, devamlı aç kalın. Oysa Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri doymayı yasaklamıştı. İslam'da doymak yasaktı, açlık yoktu.
Açlıkla doymanın yasaklanmasının arasında fark var. Bir tarafta doymak yasaklanıyor, birileri İslam adına açlığı önümüze koyuyor. Sufilik adına koyuyor. Aç kalacaksınız diyor. Çünkü sizi aç bırakacaklar. Sizi sömürecekler. Sizi sömürecekleri için size şimdiden açlığı öğretiyorlar. Sizi aç bırakacağız diyorlar. O yüzden siz nefsinizi eğitmek istiyorsanız, nefsinizle savaşmak istiyorsanız, bu noktada Allah'a yakın olmak istiyorsanız aç kalın diyorlar. Bunlar zaten aç bırakıyor bu kapitalist sistem insanları. Bu deccal aç bırakıyor insanları.
Dünyanın yedide biri aç. Aç bırakanlar da bu deccallar. Önceden sufilere kızıyorlardı siz az yiyorsunuz diye. Bunlar aç bırakıyor. Bunu şimdi, aa ne kadar sufi, entelektüel, aç kalacaksınız. Kaç gün dedim ben, üç gün hiçbir şey yemeyeceksiniz. Yok sünnette. Aç kalacaksınız, on gün hiçbir şey yemeyeceksiniz. Yok sünneti Resulullah'ta. Bu sufiliği nereden buldun? Bu sufiliği nereden buldun? Bizim sünneti Resulullah'ta yemekten doymadan kalkacaksın. Yemek yemeyeceksin değil, doymadan kalkacaksın.
Göbeğini şişirmeyeceksin de. Bizde göbeği şişirmek de yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri parmağını batırdı göbeğe. Şişkin olana. Bizden değil dedi. Göbeği şişirmek yok. Eee sıfır aç kalmak da yok. Ne var? Doymadan kalkmak var. İşte o diyordu ki, birisinde açlığı metrediyordu. Aç kalacaksınız ve tövbe edeceksiniz. Böylese Allah'a yakın olursunuz. Birinde de diyordu ki, riyazattan fayda yok. Bu yolda insanı cömertlikten başka bir şey kurtaramaz demişti. Ya sen riyazat yapma. Açlık çekme. Bundan bir fayda yok ya. Sen cömert ol. Para dağıt. Hani birisi de çıktı ya. Hani zekatla alakalı yeni bir klişe, bir söz söyledi.
İhsan eli açık mıydı? Eli açık mıydı onun adı, soy ismi? Ne dedi? Zekatta şey yok. Ne o? Kırtta bir yok. Ya ihtiyacınızdan fazlasını dağıtınız. Kime söylüyor bunu? Müslümanlara söylüyor. Harika. İhtiyacınızdan fazlasını dağıtacaksa, hemen devlet bir yasa çıkarsın. İlk önce koç dağıtsın. Sabancı dağıtsın. İhtiyacından fazlalarını. Hemen İslam devletin hukukunu da değiştirsinler. Bunu savunanlar. Ben şimdi değiştirin dersen ben buradan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasasını, layık demokratik hukuk devletini, teokratik sisteme döndürmekten Cumhuriyet Savcısının önündesin.
Tabii. Çarpılmadan yürüyeceksin. Aa hadi çıkarın. Yasa çıkarın. Anayasa çıkarın. Bütün Müslümanlar da dağıtsın mallarını. Ama önce en zenginden başlasın. Birinde de demiş ki senin açlığın, senin cömertliğinin Mahmud'una şirk koşmandır. Birinde de dedi ki sen aç kalıyorsun Mahmud'a şirk koşuyorsun Allah'a.
Sen de cömertsin. Kendi kendine cömertim deyip de şirke girme. Eee? Asıl cömert olan o. Eee? Asıl aç olandı o. Sen kendi kendine cömertim diyerekten ben aç kalıyorum diyerekten şirke düştün dedi. Her gam çağında, hem esemlik çağında, Allah'a dayanmadan, tümden ona teslim olmadan başka bir şey düzendir, tuzaktır dedi. Gamlı, hüzünlü olduğun zamanda da, esenlik, rahata erdiğin zamanda da aslında bunlar bir taraftan doğru.
Allah'a yaslanmadıkça sen tuzaktasın dedi. Yani sen hüznünde de, eğlencende de, rahatlıkta da, zorlukta da Allah'a yaslanacaksın. Allah'a dayanacaksın. Öbürkünde de dedi ki, gereken şey hizmettir. Yoksa Allah'a dayanma düşüncesi bir tömettir dedi. Ya Allah'a dayanmayı bıraksan asıl hizmet etmeye çalış. Asıl o dedi lazım olan. Birinde de dedi ki, yap yapma buyrukları tutulmak için değil bizim acizimizi bildirmek için verilmiştir. Birinde de dedi ki, Kur'an, sünnet bir sürü emirler var. Bunları yapıp yapmaman önemli değil. Ya sen acizini bilesin diye Cenab-ı Hak bunları indirdi. Buradaki kasıt illaki bunları yapmak değil dedi. Böylece bu buyruklarda acizimizi bilelim de o zaman onun da kudretini anlayalım yazılarını yazmıştı.
Birinde ise acizini görme, aklını başına al. O aciz nimete kafir olmaktır dedi. Birinde de dedi ki, sen aciz değilsin. Eee sen bu aleme halife olarak yaratıldın. Bu acizlik ne dedi. Kendini acziyet içinde görme. Kendini fakriyet içerisinde görme Allah önünde. Eee ya aciz demek, nimete küfür eden kimse demektir dedi. Birinde kendi gücünü, kuvvetini gör. Çünkü kuvvet, kudret de ondan. Kudreti, onun nimeti bil ki kudret odur diyordu. Öbürkünde de diyordu ki, şu ikisinden de geç. Göze görünen her şey put olur demediydi. Birinde dedi ki, bu gördüğün her şey put. Geç hepsinden de dedi. Birinde de şu mumu söndürme diyordu. Çünkü bu görüş meclise mum gibidir. Birinde de diyordu ki, sen etrafa insanlara din anlat söyle.
Senin söylediğin etrafı aydınlatıyor mum gibi. Öbürkünde de diyecek ki, sen bu mumu söndür. Öbürkünde de diyordu ki, bakıştan, görüşten, hayalden geçtin mi? Gece yarısında buluşma, kavuşma mumu söndürmüş olursun. 480'den devam edeceğiz. Allah rızası için el-Fatiha. Aman selam.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi