mustafaozbag.org

686. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 25 Nisan 2025 · 30:20

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip, hakkı haykıran, hakkı yaşayan, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden, batıla karşı mücadele edenlerden eylesin, nerede Müslümanlara zulmediliyorsa, kanını, canını, namusunu, şerefini, haysiyetini, topraklarını katletmeye, işgal etmeye kalkanlar varsa, hepsini Cenab-ı Hak kahri perişan eylesin, Müslümanların hakkına, hukukuna riayet etmeyenler de kahri perişan eylesin, bu İsrail Devleti'ni batırsın, destekçilerini de batırsın, Çin'i batırsın, Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin,
Ümmet-i Muhammed'i özgürlük nasip eylesin, kim Ümmet-i Muhammed'in başına çorap örmeye çalışırsa, Cenab-ı Hak onları yerle yeksan eylesin, Ecmayn, geçen yılki sohbette Suriye'de Mehdi ordusu kurulmalı demiştiniz, en tehlikeli grubun Hazar Yahudileri olduğunu söylediniz, Bugünkü Suriye'yi değerlendirmeniz nedir? Normalde Orta Doğu ülkelerini kim ne değerlendirirse değerlendirmeleri genel olarak havada kalır.
Artık dünya üzerinde bu görüldüğü Müslümanların hakkına, hukukuna koruyacak olan, Müslümanların kanını durduracak olan herhangi bir güç yok. Askeri, siyasi, ekonomik bu konuda tam teşekküllü bir güç yok. O yüzden İslam ülkelerinin başındaki devlet başkanları veyahut da hükümet başkanları veyahut da siyasetçiler, 3 aşağı 5 yukarı İngiliz, ABD, İsrail ortaklığı atanmış olanlar.
Her ne kadar göstermelik seçimler de olsa bunların dışında bir şey yok. Bir de Müslümanlar bu konuda zayıflar. Ekonomik olarak zayıflar, askeri olarak zayıflar, siyasi olarak zayıflar, zayıflar da zayıflar. Göstermelik şeyler oluyor. İçerideki normalde yerel halkı susturmak için hiçbir sonuç elde edilemeyecek eylemler veya hareketler veya sözler oluyor. İşte İslam İşbirliği Teşkilatı çok yüksek derecede kınıyor, toplanıyorlar, konuşuyorlar, konuşuyorlar, yemek yiyorlar, içiyorlar, ondan sonra dağılıyorlar. Yani böyle bir eyleme yönelik bir şey yok. Çünkü topyekun Müslümanlar Kur'an ve Sünnet-i Seneyi terk ettiler. Biz Müslümanız diyenler de, bizler de terk ettik.
Öyle olunca bu böyle çok özür dilerim, tabirimi hoş görün. Yaşanan ne idüğü belirsiz bir İslam çıktı orta yere. Ne olduğu belli değil. Yani haram olarak algılanmıyor. Helallar helal olarak algılanmıyor. Cihattan uzak, Kur'an ve Sünnet-i Seneyi'den uzak bir İslam orta yere çıktı. Oluşturdular bunu son 200 yıldır. Bizim içimizden alimleri satın aldılar. Afgane gibi mason ulema koydular içimize. Abduh gibi. Onların bu yetiştirdiği, ondan sonra dışı Müslüman, içi bozuk birçok kimseler, bu konuda siyasilerle ortak hareket ederekten bizim dini anlayışımızı törpülediler, değiştirdiler. O değiştirince de artık bir Müslüman cihad etmeyi düşünemez hale geldi.
Veya Müslümanların başındaki devletler cihad etmeyi düşünemez hale geldi. Böyle düşünecek olanları da zaten iktidara getirmediler. Böylece İslam dünyası denizin üzerinde köpük misali oldu. Hani Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ahir zamanda Müslümanların zulüm göreceğini, Müslümanların bozulacağını söylüyor. Ve sahabe diyor ki ya Resulallah hani o zaman Müslümanlar kalabalık değil mi? Kalabalıklar ama denizin üzerindeki köpük misali, bir ağırlıkları olmayacak diyor. Müslümanların bir ağırlıkları yok. Ama nasılsanız öyle idare olunursunuz. Hadis-i şerifi de orada duruyor. Biz Müslümanlar olarak, Müslümanlar olarak bu çizgiden uzaklaştık.
Bize Kur'an sünnet çizgisi önümüze koyandan da uzaklaştık. Çünkü o bize ağır geldi. Yani birisi Kur'an bu, sünnet bu, bunun böyle olması lazım deyince, biz Müslümanlara bu ağır geldi. Çünkü biz rahatımızı terk edemedik. Paramızı terk edemedik. Makamımızı terk edemedik. Biz terk edemediğimiz çok şey var bizim. Öyle olunca da, biz böyle bir neme lazımcı bir Müslüman kütlesi oluştu. Yani öyle bir Müslüman ki, işte bütün hal ve hareketleri, yaşantısı kapitalist sistem komple. Ama adı Müslüman. Yani kapitalist sistem. Bu normalde, örneğin Beytullah'ta ilk Beytullah'a nazır, Hilton Oteli olduğunda başladı iyice. Hilton Oteli'nden namaza durmaya başladılar şeyh efendiler, alimler.
Hilton Oteli'nin oradan kafesinden ve hatta oradaki mescidinden Beytullah'a nazır, yıl 92, o zaman onu görmüştüm. Oradan Beytullah'a doğru namaza duruyorlar. O şeyh efendilerin, müritleri de, yani şeyhlerini orada camın önünde görmenin mutluluğunu yaşıyorlar. Toplanıyorlar orada, ben 92'de gördüğüm haç estantanesini anlatıyorum size. Ben de diyorum ki, hani neden müritlerin yanında değil? Neden müritlerle beraber değil? O zaman müritler olarak çıkın oraya, siz de orada namaz kılın. Yani bu, yavaş yavaş biz o bozulmayı satın aldık. Bozulmayı satın alınca da şu anda, yani gavurlar ne derse biz onu yapıyoruz. Ha bu arada gavura gavur demek de suç.
Gavurlar ne diyorsa şu anda biz onu yaşıyoruz, onu yapıyoruz. Yani o yüzden kımıldayacak yanımız yok. Kımıldayacak liderler de yok. Çok basit şeyler söylüyorum ben. Hani Ürdün, Mısır, Türkiye, Suriye, Irak, aşağıdan Yemen, bir araya gelecekler, bile bir kelime söyleyecekler. Decekler ki, ey İsrail bugün ateşkes yapmıyorsan cihat ilan ediyorsun.
Çok basit. Bu kadar. Diyemezler. Ürdün'ün başındaki Kral Hüseyin, bir İngiliz organizasyonunun sonucudur. Suud'un başındaki bir İngiliz, ABD, CIA, Mossad oluşumunun neticesidir. Mısır yine aynı, ona keza başındaki Sisi öyledir.
Yani sonuçta gayri nizami bir şekilde iktidar olmuştur. Biz zaten NATO'dur, SENTO'dur, CENTO'dur, IMF'dir, şudur budur, biz de sarılmış vaziyetteyiz. Bunu duyduğunuzda siz kendi kendinizi özgür bir ülke olarak görüyorsunuz. Hazinenizde sizin Hazine Bakanlığınızda IMF'nin, Dünya Bankası'nın bürosu var. Sizin normalde MIT'in içerisinde CIA'nin, Mossad'ın bürosu var.
Genelkurmay karargahında NATO'nun bürosu var. Siz de yapamazsınız. Böyle olunca, ben ümitsiz bir insan değilimdir. Bir resim çiziyorum size sadece. Yani Irak özgür mü zannediyorsunuz? İran'ı siz özgür, kendine başına, kendine malik bir ülke mi zannediyorsunuz? Veyahut da İslam ülkelerini kendine malik bir ülke mi zannediyorsunuz? Mesela haberde geçiyor, Ürdün'de Müslüman kardeşler yasaklanmış. Bu ne demek biliyor musunuz? Müslüman kardeşler, Ürdün devleti tarafından terör oluşumu olarak nitelendirildi.
Çok basit. Sebep, çünkü oradaki olan Filistinliler, işte İsrail aleyhine mitingler yapıyorlar. Bu mitingleri yapınca da, Kral Hüseyin'in tahtı sallanıyor. Diyor ki, yapamazsınız. Sizi de birkaç mitingle oyalıyorlar. Ondan sonra da şunu diyorlar size. Bir karınca misali, su da mı taşımayasın? Evet. Bir karıncasınız, İbrahim'in ateşini söndürmek için su taşıyın. Allah bizi affetsin. Allah mekanda münezzeh olduğu halde, Hz. Musa aleyhisselama, yaşlı kılında gözükmesini nasıl anlamamız lazım? Cenab-ı Hak sıfatlısı olarak her türlü şeyde görünür.
Bunda sıfati tecellidir. Sıfati tecelli de öyle görünür. Hatta melek dahi öyle görünse, meleğin öyle görünmesi de sıfati tecelliyattır. O yüzden bunda bir sıkıntı yok. Resul-u Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur. Kim bana cuma günü bin defa Allahümme sallallahu aleyhi ve sellem Muhammed'in nebiyyül ümmiyyü diyerek selavat getirirse o gece Rabbini veya peygamberini yahut cennetteki yerini görür.
Şayet görmezse bunu iki cuma veya üç cuma veyahut da beş cuma tekrarlasın. Diğer rivayette de şu ziyade vardır. Ve aile aleyhi ve sahbihi ve sellem. Bu hadis hakkında ne düşünüyorsunuz? Kaynak Bustan-ül Fukara. Ben hadisler üzerinde bu böyledir, şöyledir demem ama cuma günü evet salavat-ı şerife getirmenin faziletli olduğuna dair hadis-i şerif okudum. Ama bu hadis-i şerifi ilk defa okudum. Kaynak Bustan-ül Fukara. Bu normalde kaynağı da ilk defa duydum. Cahilliyemi bağışlayın. Niyetimizi nasıl temiz tutarız, yaptığımız her işi nasıl Allah için yapabiliriz. Bunu normalde kendinizi disiplin edeceksiniz. Bu sohbete gelirken de Allah için geleceksiniz.
Buradan çıkarken de Allah için çıkacaksınız. Sohbeti dinlerken de Allah için dinleyeceksiniz. Bu konuda herhangi bir başka bir beklentinin içine girmeyeceksiniz. Din iyi niyettir. Normalde hep iyi niyet üzerinde duracaksınız. Allah rızası için, Allah için duracaksınız. Bunu böyle kendinize disur edinirseniz, o imanın veya dini yaşamanın tadını alırsınız. İntikafta veya dışarıda günlük yetmiş bin tevhid çekerken, hızlı ve seri bir şekilde tevhidi yetiştirmek için, dil nasıl olmalı, dudak kapatarak tevhid çekilebilir mi? Valla nasıl çekiyorlar bilmiyorum. Ben normalde namazların arkasında da Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber'i nasıl hızlı çekiyorlar onu da bilmiyorum.
Çünkü Sübhanallah'ı bitirmeden, daha yarısına az bir şey geçiyorum, Elhamdülillah'ı geçiyorlar. Ben normalde onlar Elhamdülillah'ı bitirince kadar, ben Elhamdülillah'ın başındayım da. Ondan sonra Allahu Ekber'i bitiriyorlar. Ben daha Allahu Ekber'den bir sefer değmiş olmuyorum. Nasıl hızlı okuyabiliyorlar bunu bilmiyorum. Veyahut da bir ara böyle bir itikafa giren bir kimse, 13 saatte mi, 12 saatte mi böyle bir saat söyledi. Ben tevhidi, 70 bin tevhidi bitirdim dedi. Ben kaldım, en hızlı bende 18 saat, 70 bin tevhidi bitirmem. Onu da birinci gün 18 saatte deyilsin, bitirilsin de, ertesi gün ben yine 18 saatte bitiremiyorum. Ertesi gün 20 saatte bitiriyorum tevhidi, itikafda.
12 saatte bitirenler nasıl bitiriyor bilmiyorum. Dilleriyle mi söylüyorlar, kalpleriyle mi söylüyorlar, neleriyle söylüyorlar gerçekten bilmiyorum. Ha ben olmaz demiyorum, olabilir, yani gerçekten ben bir şey olmaz deme lüksüne sahip değilim. Ama nasıl yetiştiriyorlar, ben onu bilmiyorum. Ben çünkü oturuyorum mesela, 500 tane tevhidi en fazla, hani işte diyeceksiniz ki ya kaç dakikada, yani bazen 15 dakika sürüyor bende, 14 dakika sürüyor, 500 tevhidi.
onu itikafa girdiğim zamanlar böyle işte saat tutuyorum kaç dakikada oldu diye. Bu insanlar nasıl yapıyorlar onu bilmiyorum. Bildiğim bir şey değil. Ses çıkması şart mı demiş. Siz en iyi zamanında 70 bin tevhidi, 17 saatte çektim demiştiniz. Bu da bin tevhid, ne o? 15 dakika geliyor. Öyle bin tevhidi 12 dakikada çeken için ne dersiniz? Hiçbir şey demem, Allah'ım varı gelmesin. Ben çekemiyorum demek ki, dilim tam hızlı dönmüyor. İtikaf da hayvansal gıda yenmemesinin hikmeti nedir? Bu böyle özel bir itikafa girerse o kimse, üstadı bunu söyleyecek. Öbür türlü normal herkes yemesi, içmesi serbest olur.
Bunun hakkında ayet-i hadis, imamların iştihadı var mı diye bana soruldu, ben bir şey diyemedim. Bu normalde bir üstadın dervişlerine olan perhizi. Başkasında eksiklik gören gaflete düşmüştür demiştiniz. Bir dervişte veya bir müslümanda bir eksiklik gördük. Mesela küfrediyor veya gıybet ediyor. Bunu gördüğümüzde başkasında eksiklik görmüş olmuyor muyuz? Bunu gördüysen, sen bunu fark ettiysen ona nasihat edeceksin o zaman. Müslüman bir kimse, hadisi bu zayıf hadis diye söylüyor. Veya imamı, azamın bir iştihadını kabul etmiyor. Böyle insanlara karşı kibir noktasında nasıl davranmalıyız? Bu müslümanları da müslüman oldukları için kendimizden üstün mü göreceğiz?
Kimseyi kendinden üstün görmene gerek yok veya kendinden aşağıda görmene gerek yok. Normalde nasihat edilecek bir şey varsa o kimseye nasihat et. Nasihat edebiliyorsan. Sadık mürid nasıl olur? Sıfatları nelerdir? Biz Kur'an ve sünnete tabi olalım. Kur'an ve sünnete tabi olunca bizim müridimizin sadıklığı da bize yeter. Hangi ameldir ki kul onu işleyince imanla ölmesi gerektirir? Kul imanı nasıl muhafaza eder? Hadis-i Şerif'te Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ölürken dilin zikrullah ile ıslak olsun demiş. Dilin zikrullah ile ıslak olsun. Allah'ı Allah'la zikretmek ne demek?
Sen fena haline gelirsen bunu o zaman anlarsın. Allah'ı nefise zikretmek ne demek? Bunun da dördüncü makama geldiğinde anlarsın. Kişi zikrederken dilinin yanmasında bir anlam var mıdır? Hiçbir anlam yoktur. Zikrullah'a devam et. Gafletle yapılan zikirden kendimizi nasıl muhafaza edebiliriz? Zikrullah yapıyorsa o kimse gafletten kurtulmuştur zaten. Bir kimse tevhid çekiyorsa, la ilahe illallah diyorsa gafletten çıkmıştır o esnada. Gafletten çıktığı için dili zikirdedir. O yüzden dili zikirde olan bir kimseyi gafletle zikrullah yapıyor demek benim haddime değil. Allah bizi affetseydin. Var mı sorunuz bir tane iki tane olabilir efendim? Efendim kişi zikrullah halakasında bulunmayı, zikretmeyi, bu tür meclislerde bulunmayı tamamıyla Allah'ın nütfü veya şeyhinin himmeti olarak görme hakkı var mıdır?
Vardır. Bunda bir sıkıntı yok. İyilikler Rabbinizden, kötülüklerden, nefsinizdendir. Bunu Cenab-ı Hakk'tan görmesi faziletli bir şeydir. Kendi nefsini ortadan çıkarmış olur. Selamun Aleyküm. Efendim siz de şimdi ifade buyurdunuz. Hadis-i şerifte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem din samimiyettir buyuruyor. Ashab kime karşı diye sorduğunda Allah'a, kitabına, Resulullah'a, sizden olan emir sahiplerine ve tüm müminlere.
Samimiyet nedir efendim? Samimiyet bunlarla Allah'a, Resulüne, kitabına ve müminlere karşı bakış açısında hiçbir şey ummadan, beklemeden, hiçbir hesap etmeden yürümesidir. Samimiyet budur. Allah'a karşı samimiyet, o kimse iman eder. Bu noktada Allah'tan hiçbir şey ummaz, beklemez. Bir karşılık beklemez. Peygamberinden bir karşılık beklemez. Müminlerden bir karşılık beklemez. Yani buradaki samimiyet o kimseyi riyadan, gösterişten, beklentiden, ümit etmekten uzak tutar. Yani ben Allah'a karşı samimiyim. O zaman Allah'tan mal, mülk, para, pul, hatun, çoluk, çocuk herhangi bir şey bekleme. Allah'a Allah olduğu için sev, Allah'a Allah olduğu için iman et, Allah'a Allah olduğu için ona karşı ibadet et, Allah'a Allah olduğu için sen Allah'la ilişkini bu noktada götür.
Samim ol. Peygamberin peygamberliğine iman ettiysen samim ol. Onun sünnet seneyesini yerine getir. Herhangi bir şey beklemeksizin. Aynı şey hani sizden olan imamlar, sizden olan emirler. Evet onlara karşı da samimi ol. E şimdi buna siyaset olarak bakalım. Yani senden olan bir emir sahibi var. Evet sen ondan iş bekleme, aşk bekleme, para bekleme, pul bekleme, şak şak bekleme. Yani ben seni destekledim, beni işe al deme. E bu samimiyetin göstergesi. Müminlere karşı samimi, o zaman müminlere karşı samimi ol. Karşındaki mümin senden emin olsun. Canından, malından, eşinden, karısından, çoluğundan, çocuğundan, her şeyinden emin olsun.
Sen öyle bir samimi ol ki mümin kardeşine karşı, mümin kardeşin senden sakınmasın. Samimiyet bu. Müslümanlar kaybetti. Allah'a karşı samimi değil. Yani bir zorluya düşünce Allah'ı zikretti. Zorluk geçince Allah'ı unuttu. Samimi değil. Sıkıntıya düşünce Allah'ı zikretti. Allah'la irtibat kurdu. Sıkıntı geçince Allah'ı unuttu. Samimi değil. Veya Cenab-ı Hak haramları belli etmiş, helalları belli etmiş. E samimi değil. Haram işliyor göz göre göre. Kazayen değil. Göz göre göre işliyor. Ve buradaki o zaman samimiyet biraz sorgulanır. Allah'a karşı samimi oluyor.
Hep hüsnü zambesle. O samimiyeti. Ben bunu biraz sufice yorumluyorum. Yoksa hani avam noktasından baksan, hani birisi günah işledi. Sahabeler onu kerih gördü. Allah Resul'u men etti sahabeleri. O Allah ve Resul'u sever dedi. Günahından dolayı onu kerih görmeyin dedi. Evet biz kerih görmeyiz onu. Ama o kimse, o Müslüman kendi iç aleminde Allah'a karşı olan samimiyetini sorgulayacak. O zaman o kimse, Cenab-ı Hakk'ın koyduğu sınırları hiç aşmayacak. Sınırı aşıyorsa, o zaman samimiyette sıkıntı var demektir. Rabbim bizleri samimi kullarından eylesin. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber Efendimizin ruhlarına Cihari yari güzin Efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömer'ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali El Murtaza radiyallahu anh Hazretlerinin ruhlarına Amin. Aşire-i Mübeşerinin Evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şöhedanın, Şehidi Kerbela'nın bütün şöhedanın tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına Amin. İmam-ı İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik-i İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına hediye edik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarının himmetlerini, şefaatlerinin dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursuki, Şeyh Ebüleseneşşazeli, Şah-ı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şah-ı Mevlana Celaleddin Rumi, Şah-ı Hacı Bektaşi Veli, Şah-ı Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhittin Üftade, Veysel Karani, Muhittin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin ruhlarına hediye edik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarının himmetlerini, şefaatlerinin dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi.
Hasıl olan sevabı, Geçmiş üstadlarımızdan, Abdurrahim Ettantavi, Abdurrahim Ennişavi, El Haç, El Hafız, Ebu Bekir Sıddı ki Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, El Haç Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehir Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının, ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına, Ya Rabbi bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özba Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların,
bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den ve akraba-ı talikatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediye edik. Vâsıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Ve selamun alel mürselin, ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin. Euzü billahi minneşşeytanirradîm, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikir fe'alemennâhû. Al-Fatiha'ma salavat. Allah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi