Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 3 Nisan 2025 · 15:37
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip, hakkı yaşayan, hakkı tebliğ eden, batılı batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim nerede Müslümanların canına, malına, namusuna, şerefine, haysiyetine, tecavüzine, tecavüz ediliyorsa, topraklarına tecavüz ediliyorsa, Cenab-ı Hak hepsini de bu tecavüzcüleri kahre perişan eylesin, yerin dibine batırsın, helak eylesin, güçlerini dağıtsın, birbirlerine düşürsün, bu İsrail Yahudilerini hepsini de yerle yeksan eylesin, destekçilerini de yerle yeksan eylesin,
Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin, onlara zulmedenleri helak eylesin, nerede Müslümanlar zulüm görüyorsa zulüm görenlerin hepsini de Cenab-ı Hak helak eylesin, ecmain. Malum Ramazan ayı geçti, bitti elhamdülillah, Cenab-ı Hak'a hamdü senalar olsun. Hadis-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kim şevvalden altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur demiş.
O yüzden şevval ayındayız. Tutabilen arkadaşlar, kardeşler inşallah altı gün oruçlarını tutsunlar. Halk dilinde genelde altı gün oruçları derler, şevval orucunu. O yüzden arkadaşlar, kardeşler inşallah bu altı gün oruçlarına dikkat etsinler. Tutabilirlerse inşallah altı gün oruçlarını tutsunlar. Başka bir hadis-i şerifte de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki, otuz gün işte sonuçta üç yüz güne tekabül ediyor.
Altı günde altmış güne işte üç yüz altmış gün bir yıl böyle oruçlu geçirmiş gibi oluyor o kimse. Rabbim inşallah oruçlarımızı kabul eylesin. Ben kendi nefsim adına söyleyeyim. Güzel bir Ramazan oldu, hamd olsun. Her gece teravih namazını kılma mutluluğu. Ardından teravihden sonra son Ramazan'ın son günü bir de tesbih namazı kıldık. Hamd olsun. Güzel bir Ramazan geçti. Ardından bayramımız güzel oldu. Hüznümüzle, kederimizle, neşemizle, sevincimizle güzel bir bayram günü yaşadık. Cenab-ı Hakk'a hamd olsun. İnşallah bundan sonra tekrar yeniden mücadeleye devam. Allah izin verirse inşallah. Bir sorusu olan varsa acil alalım. Efendim, kibir ve gurur şeytanın hayvanlarıdır.
Sen ona hükmetmezsen onlar sana hükmederler Kanunu Sultan Süleyman. Sufi kibir ve gurura nasıl hükmetmelidir? Kibir gizli şirktir. Öyle olunca Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri gizli şirk olarak nitelendirmiş. Öyle olunca yani kendini bir başkasından kıymetli görüyorsan, kendini bir başkasından üstün görüyorsan, fazla görüyorsan kibirlisin demektir.
Birisine tepeden bakıyorsan kibirlisin. Bu kim olursa olsun. Bu eşin olabilir, bu çocukların olabilir, bu başkası olabilir. Sufi kim gelirse gelsin karşısına. O karşısına gelen kimseyi kendince, onu kendisinden daha faziletli görecek, kendisinden daha iyi görecek. Bunu yenmenin yolu bu. Eğer kendinden daha faziletli, kendinden onu daha kıymetli görmez ise ve kendini ondan farklı, ondan üstün görürse, kibirlenmiştir.
Kibirlenen kimse de, İngilizce şirke düşmüştür. Allah kibirlenenleri sevmez. Gurur ayrı bir meseledir. Hani bir kimse örneğin işte bir Türkiye bir uçak yapıyor, uçak yapmasıyla gururlanıyoruz. Bu farklı bir şeydir. Bu böyle hani ama bir kimseye karşı gururlanmak o da insanı helak eder. Ama ülkenin faydasına, milletin faydasına, ümmetin faydasına bir şey oldu, ondan gurur duyduk. Bu güzel bir şeydir. Yani bu aynı zamanda o kimsenin kendi ümmeti Muhammed'i ve kendi milletine karşı olan muhabbetini gösterir. Ama bir başkasına gururlanıyorsak işte bu kibirin yan kolu oluyor o zaman. Bir başkasına karşı gururlanmak, bu da ayrıyetten kibir oluyor. Bir kimse bir savaş meydanında kafirlere karşı kibirlenir, kafirlere karşı gururlanır.
Bu ibadettir. Bir kimsenin Kur'an ve sünnet dışındaki bir şeyi o kimse öne çıkarıyorsa, ona karşı durmak, ona karşı gururlanmak cihat olur. Kibirlenene kibirleniniz. Bu hadis-i şerifte bir kimse senin dinin için, ırkın için, milletin için, inancın için, mezhebin için, meşrebin için bunları önde tutaraktan sana kibirleniyorsa, ona kibirlenmek de hadis-i şerifte buyurulmuş, ona kibirleniniz demiş.
Mesela işte insanlar Allah'ı zikredenleri huahur harkir görmek istiyor. Hani insanlar da ona tevazu edeceğim diye uğraşıyor. Kibirlenene tevazu edilmez. Kibirlenene tevazu etmek, onun kibrini alkışlamak, onun kibrini ödüllendirmek olur. Kibirlenene tevazu göstermek, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri'nin öğretisine de terstir. Sen peygamberden iyi bilmiyorsun sallallahu aleyhi ve sellemden. O buyurdu ki kibirlenene kibirleneniz. O zaman bir kimse sana kibirlendi, ona kibirlenmek sünnet-i seniye. Ona kibirlen. Kibre, kibrin ne olduğunu öğrensin. Birisi sana karşı gurur abidesi kesiliyor, ona gururlan. Ona, bu bir, çünkü aynı zamanda ona bir tebliğ gibi oluyor.
Onu uyarıyorsun. Ama bizde şimdi şöyle bir şey var. Eğer kibirlenen zenginse, biz onun kibirlenmesine saygılı duruyoruz. Yani boynumuzu büküyoruz. Kibirlenen bir makam sahibi ise, biz ona boynumuzu büküyoruz. Kibirlenen siyasetçi ise, bürokratsa, biz ona karşı sessiz sedasız duruyoruz. Ama biz kalkıyoruz, bir dervişe, bir sufiye kibirleniyoruz çok rahat. Biz kalkıyoruz, eşimize kibirleniyoruz, çocuklarımıza kibirleniyoruz, annemize, babamıza kibirleniyoruz, arkadaşlarımıza kibirleniyoruz. Neden? Onları eşdeğer gördük veyahut da onları kendimizden aşağı gördük, onları kibirleniyoruz. Ama bir zengine kibirlenemiyorsun, bir bürokrata kibirlenemiyorsun, bir siyasetçiye kibirlenemiyorsun, bir zalime kibirlenemiyorsun.
Bu bizim imani zayıflığımızı gösteriyor. Asıl o kimsenin o kibir abidesi yaptıysa ona kibirleneceksin. Bu cihat oluyor. Ümmet bunu terk etmiş tabii. Ümmet bunu terk edince, ümmet kendi eş değeri gibi gördüğü kimseyi ezmeye çalışıyor. Erkekler evde eşlerini ezmeye çalışıyor. Veyahut da kadınlar kocalarını ezmeye çalışıyor, kibirleniyorlar. Veyahut da anne baba çocuğunu ezmeye çalışıyor, kibirleniyor ona karşı. Veyahut da çocuk iki mürekkep yalamış, işte kendince bir okul okumuş, kendisini o yaşa getiren, kendisini okutan annesine babasına kibirleniyor. Veyahut da anne baba veya baba o çocuğun önüne bir iş açmış, bir meslek sahibi etmiş.
O çocuk oradan meslek sahibi olmuş, iş sahibi olmuş, büyütmüş işini. O kalkıyor babasına kibirleniyor, annesine kibirleniyor, ailesine kibirleniyor. Yani o normalde daha onun önünü açana kimseye teşekkür edeceğine, Allah'a hamd edeceğine ve ona o sebebe vesile olduğu için ona karşı daha saygılı davranacağına ona kibirleniyor. Allah muhafaza eylesin. Ümmet-i Muhammed'in sıkıntısı bu zaten. En büyük sıkıntı bu ve kibir şeytani bir duygudur insanda. Bu normalde bir kafire karşı kullanılırsa cihad olur, bir müslümana karşı kullanılırsa gizli şirk olur. Allah muhafaza eylesin. Peki sufiler arasında nasıl olmalı? Dervişler birbirlerine kibirlenmez, kibirlenen derviş cahil derviştir.
Dervişe adayıdır o, derviş de değildir. Derviş normalde gönülsüz gerek demiş Yunus. O yüzden bir derviş bir dervişe kibirleniyorsa o derviş adayı, o daha ham. O daha normalde olgunlaşacak, pişecek daha büyüyecek o. Kaç yaşında olursa olsun. Peki nasıl terbiye etmesi lazım bunu? Dervişin mi? Kibirlenene kibirlenerekten terbiye edecek. Yok sufiler arasındaki. Sufiler arasında diyorum. Değişmez bir şey. Sünnet-i Seneye herkese. Önce dervişlere. Kimse birisine kibirleniyorsa ona da kibirlenirler. Dervişse dervişliğini bilsin, kibirlenmesin. O öyle terbiye olacak. Yani ne kibirleniyorsun ki? Senden bir farkın mı var?
Aynı Allah'a kuluz, aynı peygambere ümmetiz, aynı şeyhi dervişiz. Aynı zikrullah lakasında oturuyoruz. Senin üstünlüğün ne? Senin farkın ne ki? Ey insanlar hepiniz bir tarağın dişleri gibisiniz. Arabın acemi, acebin araba üstünlüğü yoktur. Üstünlük takvadadır. O zaman kim kimden üstün ki? Bir tarağın dişleri gibiysek. O zaman ayırmamış adı şerifte sen dervişsin, sen şusun, sen busun. Bir tarağın dişleri gibiysek kimsenin kimseye kibirlenme hakkı yok. Dervişlerin de, asıl dervişler birbirlerine kibirlenmemeli. Birisi kibirleniyorsa ona karşı da kibirlenmek cihat olur. Eksiklik görmek de kibirin bir emaremsi midir?
Eksiklik görmek o kimsenin gafletindendir. Eksik gören gaflete düşmüştür. Sufi öğretisinde sen karşıdaki bir kimseyi eksik görüyorsan nefsine uymuşsundur. Nefsin seni aldatmıştır. Hem senin nefsin öyle aldatmıştır ki seni derviş kardeşine karşı seni tabiri caizse açıya düşürmüştür. Yok. O ancak üstada ait bir şeydir. Üstad onu görecek, onu görerekten nasihat edecek. Ama onu bir derviş birisinin ayıbını görüyorsa kendi ayıbını unutmuştur. Bir dervişin ayıbını diline doluyorsa Allah onun ayıbını herkesin içine çıkarır. Allah muhafaza eylesin. Böyle bir şey yok.
Bu ancak üstada ait bir şeydir. O da ne yapar? Sohbette herkese, herkesin içinde isim vererekten söylemez. Sohbette görmüş olduğu eksiklikleri, yanlışlıkları, olması gerekenleri sohbette anlatır. Veya bir konu açılırsa oradan anlatır. Herkes oradan nasibini alır. Almadı. Öyle ya. Bireysel olarak uyarır. Yine almadı. Yine almadı. Eğer yapmış olduğu şey dergaha zarar veriyorsa o zaman cezai sistem olur. Bunun cezası da onun dersini almaktır. Başka bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bu böyle hani üstad eksik gedik araştırmaz yine. Cenab-ı Hak onu gözünün önüne getirir ama zahiri ama batını ona nasihat eder.
Söyler, anlatır. Bu başka bir şey değil. İftali zikr fâleminnâhu. La ilahe illa. El-Fatiha mâ salavat.
Allahümme salli âlâ seyyidina Muhammedin ve âlâ âli Muhammed. Amin. Azim en.
Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.