mustafaozbag.org

68. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 41:21

Yatıldır, Mastavgî, Bismillahirrahmanirrahim. Radiyallâhu anhâ, Hazreti Peygamberden şu diva ettiriyor. Her kim sabah ya da akşam mescide giderse, Allah her gün gidişi için onun cennette bir yer alır. Her kim sabah ya da akşam mescide giderse, Allah her gün gidişi için onun cennette bir yer alır.
Yani bir kimse bir vakit namaz da yaparsa, mescide yapılarsa, camide yapılarsa, Allah ona her gün gidişi için cennette bir yer alır. Eğer beş vakit camide yapılarsa, o zaman Allah ona her gün için cennette beş tane yer alır. Çünkü mescide her gidişte Cenab-ı Hak insanların günahlarını döktüğünü söylüyor. Diyor ki kim mescide doğru günmeye başladı, mescide niyet etti.
Allah her hafta adında, her hafta adında onun günahlarını silerdi. O zaman kâmil mü'min namazlarını mescide kılmaya gayret edecek. Tabi bunda çok büyük hihmetler var. Hünmetin çokluğu meydana çıkacak, kuvvetli meydana çıkacak. Kuvvetli muzunu gelecek. Bir bir hem siyasi, İslami siyasi, hem de sosyal açısından, hem de dinli açıdan insanlara çok dinli açıdan paylaşacak.
Diyor ki, bu günunla kalıp, sabah namazına kalkamayan birisinden söz ettirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber de, işte bu kimse, şeytanın bir veya iki kulağını beyletli kimsedir. bir beyletli kimsedir. Demek ki sabah namazında bir kimse kalkamazsa, ümür kalırsa şeytanın bir veya iki kulağını beyletmiştir. Beyletmeyi biliyorsunuz değil mi? Yani işemiştir. O yüzden sabah namazı, mesela insanlardır. Başka bir adı şerif var ya, sizin uykudaki halinizden, uyumanından, değilliğinizden, yani insan değillerdiğinde tutuklarınızdan Allah hesaba çekmez. Bir kimse sabah namazına kalkmak için bütün sebepleri yerine getirirler. Yine kalkamazsa Allah ona hesap sormaz. Ama verersin yine de onun tövbe etmesidir.
Yani şimdi bu hadis şerifi işi kolaylığına vurdurmak için, biraz terbelliği vurdurmak için kullanıyorlar. Ya uykudaki halimizden sorunlu değiliz. Yani o zaman gün 24 saat uyup namazdan sorunlu olmaz. Veya gün 24 saat uyup oruçtan sorunlu olmaz. İbadetlerden sorunlu olmaz. Bu çok böyle akıllı bir şey değil. Ama muhakkak insanın işte yorulduğu zaman veya uykusuz kaldığı, vası bir problem yaşadığı bir zaman olacak veyahut da işte gerçekten ünye kaldığı bir zaman olacak o zaman insanlar ondan sorunlu değil veyahut da unuttuğu bir şey var.
Unutabilir de insan. Unutmak, insana özgü bir şey. Bir şey unutabilir. O zaman ondan da sorunlu olmayız. Bir kimse demirdik, kafasını kırdığı zaman o kimsenin boşaması da sorunlu olmaz. O esnada o zamanlar geldiğinde ama böyle bir türlü biz sabah namazına kalkmak için gayret edeceğiz. Saat kurulacaksa saat kurulacak. Arkadaşlar birbirleriyle haberleşeceklerse haberleşecekler muhakkak sabah namazına kalkmaya gayret edeceğiz. Sabah namazı mümin bir kimse için çok önemli. Burası çok önemli. Sabah namazı çünkü namazların içerisinde deminebilir ki namazların efendisi. Farz namazların içerisinde namazların belki de efendisi sabah namazı. Nabili namazların efendisi teheccüd namazı. Gece namazı.
Yani her şeyin en faziletlisi vardır ya namazın farz namazların içerisinde en faziletlisi sabah namazı. Hatta o farz namazlarından önce veya sonra kılınan sünnet namazların içerisinde de en faziletlisi sabah namazının sünnetidir. Mesela kaza, ordu olan kimsenin nafile namaz kılamaz hükmünü verenler dahi sabah namazının sünnetinin bir kısmı bunlar bu. Bunu şey yapmışlar. Mesela bir kısmı ulema sabah namazının sünneti bunun içerisinde değil yapmışlar. Neden? Çünkü adi şerif var. Bana dünyada ve dünyadaki dünyada verilenlerden daha kıymetli bir iki rekat sabah namazının sünnetini kılmaktır. Bakın dünyada ve dünyada verilenlerden daha kıymetli bir sabah namazının iki rekat sünnetini kılmaktır.
O yüzden sabah namazını kaçırmamaya verilen. Şimdi ramazan genelde işte sahura kalkıyor. İnsanların böyle bir derdi yok belki de şu anda sonuçta sahura kalktığını kendallık etmezse yani şurada beş dakika kafamı yastayın dediğinde beş dakika beş saat olursa o ayırmasın. bu zamanda ayaklar ayaktalar zaten. Ama bunu kendinize ölçe dinleyeceğiz. Saat durun, arkadaşlarınızla haberleşin. Mescide gidemiyorlar insanlar, gitmiyorlar. Hiç olmazsa sabah namazını evde kılın. herkes mescide edilsin. Allah bize sabah namazını kılınlarla eğilir. Kim sabah namazını kaçırmazsa o kimsede oldunluk emaresi olur. Kemal emaresi olur. O kimsede evliyalık, evliyalık kokusu gelir.
O kimseye evliyalık merhemüstür. Sabah namazı bu kadar önemli. Yani bir kimse sabah namazını kaçırmadan hayatına devam ediyorsa onu kemale erken, bozgunlaştığına, Allah'a doğru koltuğuna, iyi mümkün olacağına inşallah. O yüzden evlerimizde de sabah namazını böyle bu noktada muhakkak önemli kılıp böyle bir yurucuna halinde böyle bir sabah neşesi, sabah feyzi olarak bunu yaşayın evreninde. Yani çocuklarınız var, eşleriniz de çocuklarınız küçük olsun, önemli değil. Yani isterse iki yaşındasın, üç yaşındasın, uyandı mı sabah namazına? Alıştırın çocuklarınız. Yani anne babalar çocuklarını çocukken, küçükken namaza alıştırmıyorlar. Büyüdükleri zaman çocuklar iş namaza alışmıyor. Salın beni, geçe kadın yolda beni çevirdi, yolda.
Yolda beni çevirdi, tanıdı beni işte tek gelen hocası değil misiniz? Dedi ki benim kızım on sekiz, on dokuz yaşında sabah namazını kıldıramıyorum. Ağlıyor. Baktı ben halte eşkilenmedim. Hocam bir şey demeyecek misiniz? Dedim küçükken siz o namaza kaldırmamışsınız. Baktı benim yüzüne. Dedim küçükken, küçük diye acıdınız. okula giderken okula gidiyor diye acıdınız. Şimdi geldi on sekiz, on dokuz yaşına dedim. Şimdi kılmıyor, kılmıyor dedi. Yani kadın ördün mesdure. Ondan sonra benim çocuğumu kurtarsanız, benim çocuğumu kurtarın. İşte benim çocuğumu, işte davet karnımına gittim oraya almadılar. Bilmem hangi okula gittim. Hani demiş ki benim bana yardım et, benim çocuğumu kurtarsın.
kurtarmayan. Başka kurtulacak çocuk yok ya, onun çocuğu çok önemli. Onu bunu kurtaracaklar. Hani davet karnımında, işte bilmem hangi o özel okullarda hazır bekliyorlar. Ya böyle kurtulacak çocuk gelsin bize diye. E dedim onlar paralı, böyle boynunu düştü. Yani benden de para talep edildiler. Yani ben de para tutmayacağım. Onun çocuğunu tutuyor. Onun çocuğunu da okula gönderdi. Dedim sen çocuğuna kıymet ver mi bir şey ki? Dedim beş yaşındayken namazı kaldırttın mı? Beraber namaz kıldın mı? Kızına yok. On yaşındaki kızın mı? Yok. On beş yaşındaki kızın mı? Yok. Gelmiş on dokuncu yaşına. Kız şimdi internet kafelerde, barda salgıcağıza gidiyor.
Nasıl kurtarsın? Çocuklarınızı namaza alıştırın. Çocuklarınızı oruca alıştırın. Eşilerinizi namaza oruca alıştırın. Tatlı tatlı. Kabalık yapmama, sert davranma. Hadi namazı beraber kalalım. Hadi alın abdestinizi. Çocuklar hadi alın abdestinizi. Hep beraber namaz kılalım. Tamam kapatın televizyonu. Hep beraber namaz kılacağız. Böyle böyle çocuklar nasıl? Aile, akrabalı, eşiniz, dostunuzu namaza alıştırın. Evinize misafir gelmiş. Namaz vakti. Hep beraber namaz kılalım. O gelen misafir de alıştırın. Veya siz gidin, orada deyin ki namaz kılacağız. Şimdi millet misafirliğe gidince, işte o ev namaz kılmıyorsa, o kimse de orada yaslıyı kılmıyor mesela.
Bazı namazlar es geçiyor orada. Neden? Ev sahibi namaz kılmıyor. Asıl orada namaz kılıyor. Orada diyeceksin sen ev sahibisin. Sünnet, karı genç namazımızı kıldır. O diyecek ki bilmiyor. Bir ne kadar kıldır kardeşim. Namaz çok önemli. Bugünün müslümanı namaza ehemmiyet vermiyor. Mescide, camiye ehemmiyet vermiyor. Oruca ehemmiyet vermiyor. Bugünün derdi bu. Ama o noktada evlerinizi etrafınıza namazını sevdirip namazı alıştıracağız inşallah. Arkeme diyor ki Hz. Aişe'ye Resulullah'a nasıl namaz kıldığını sordu. Bana Resulullah'ın gücünün yettiğine hangi gücünün gücü yeterdi? Onun ameli güzeldi ve sürekliydi diye karşılıklandı. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem Hazret'te bir ibadet yapıyorsa, onu bir amirle sürekli yapardı.
Bir şeye yapmaya başladı öyle değil mi? En önemli özelliklerinden birisi var. Hani başka bir adi-i şerifler, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi, az ama devamlı ibadet Allah'ın hoşuna gider diyor ya, az ama devamlı. O yüzden siz az ama devamlıydın. Yani ben örnek veriyorum arkadaşlar. Mesela evvabine başladın mı başladın mı başladın mı? İki rekat kılın, devamlı kılın. İki rekat kılın. Devamlı kılın ama. Veyahut da işte ders çekiyor arkadaşlar öyle değil mi? Gidiyor bir tarikatı giriyor, bir tanı. Devamlı çekiyor. Bir gün çekme, bir gün çekme yok. Veya ben işte örnek veriyorum arkadaşlar. Diyorum ki ben dergaha geldiğimden beri bir perşembe hatırlamıyorum evde geçsin.
Bayram seyren ağrı işte. Yani ders yoksa, bir tane dediyse bayramdan dolayı. veya işte hani bayramın son hafta doğru üç tane diyorduk ya daha önce de. Veya bayrama denk gelirse o zaman. Öbür türlü hatırlamıyorum. Bir perşembe dersini ben evde yatarak geçirdim. Veyahut da bir perşembe dersini. Yani yok misafirim gelmiş, yok misafir niye gitmişim, yok işte şu gelmiş, bu gelmiş hatırlamıyorum. Az ama devamlı. İnsan bir şeye devam etmeye başladığında bırakmayacak onu. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de öyle yapardı. Mesela gece namaz kılıyorsa kaç rekat kılıyor? On rekat. Her gece on rekat kılardı. Eğer o gece altı rekat kıldıysa dört rekatı ertesi gün mülkü kaza ederdi. Bakın gece kılmadığı nafileyi kaza ederdi.
Bir hadis yerine Hazreti Ayşe validemize diyor ki, akşam kılamadığım namazı kılıyorum. Yani gece namaz kılamamış ya, o nafileyi devam ettirememiş. Onu ertesi gün gündüz tamamlıyor. Ertesi gün gündüz onu eksiği bırakmıyor. Az ama devamlı olacak. Ama devamlı olacak. Bunun dışında kendimizi distur edileceğiz. Disiplin edeceğiz. Tasavvuf, tarikat, disiplin yerdir. Adam kendisini disiplin edecek. Yani şeyh kalkıp da üstad kalkıp da adamın prangaya olacak değil ya, zinciri vuracaktır be. Sen bu dersi çekeceksin, bu ibadet edeceksin diye. Bir kimse tarikata girme sebebi kendisini disiplin etme isteyecek. Yani disiplin edecek o kimse kendini. Desecek ki ben disiplinli bir şekilde dinimi yaşayacağım.
O disiplin üzerine gidecek. O zaman o disiplini bozucu etkenlerden, bozucu düşüncelerden ve bozucu hallerden uzak tutacaktın sen kendini. Kim ne yapıyorsa yapsın, onu ilgilendirmeyecek. Arkadaş bu akşam benim dersim var. Derse gidecek. Bu disiplini sağlayacak bu kimse. Arkadaş benim günlük birdim var. Ben saat kaçta çekiyorum bunu. Ben bir gün, bir gün var. Bu günde bitireceğim ben bunu. O gün onu disiplin edecek, o birdini çekecek. Yani o disiplinden uzaklaştırmayacak insan. Peygamber, salallar ve sellem handetinin böylesinin disiplinliydi. Yani onun için bu noktada herhangi bir şeyin olması önemli değil. Onun için önemli olan o disiplini kendi üzerinde sağlamasıyla.
Tavsa olup tarika bu noktadan disiplin geldi. O kimse ama o disipline edecek o zaman kim kendisi? Adam kendi kendine disiplin edecek. Arkadaş ben bu namazı kılacağım. Arkadaş ben bu dersi çekeceğim. Arkadaş ben bu derse giderim. Benim önümde hiç kimse engel olmaz. Hikmet araba bulamadı, yan yattı, çamura battı, su geldi, yağmur yağdı, kar yağdı, yokluk oldu, kıtlık oldu. Bahanesi çok herkese. Ve ben bahanelerine baktıkça, yani Allah'ın hikmeti. Yaşadığım hayata bakıyorum ben diyorum ki ya bunlar bahane mi diyorum ben. Beş kilometre yere yayan giderdim ben. Yayan gelir, özür dilerim. Beş kilometre yerden yayan gelirim dersten. Turunlu köyünde Bayındır arası beş kilometre. Şehir hende bana oğlum oraya derse gideceğim dedi.
Son belediye otobüsüyle ben oraya giderdim. Geçti saat on bir, on iki, kaçta? Ders dikti, çıkardımdan yola beş kilometre yayan gelirim dersten sonra. Disiplin gerekir tarikatta. Aslında uluslararası disiplin çok önemlidir. Disiplin edeceğiz kendilerinde. Bakın oruç tutuyoruz şimdi, fark öyle değil mi? Allah bizim kafamıza kılıç koymadı, kafamıza silah da beğenmedi. Emretti. Oruç tutacak sınıftı. Biz şimdi kendi kendimize disiplin ediyoruz, öyle değil mi? Oruç tutuyoruz. Bakın biz bu disiplin. Beş vakit namazı emretmiş. Bu bir disiplin. İnsan kendisini disiplin edecek. Haramlara eğer sürmeyin. Haramlardan uzak durun demiş. Bu disiplin. Kendi kendimizi haramlardan uzak tutacak. Disiplin.
O yüzden İslam veya inanç, komple inançlara baktığımızda hepsinin kendine ait bir disiplinleri ve kuralları var. Yani işte adam bir gün dinine sahip olsun. Önemli değil. Onun da kendi içerisinde bir disiplini var. O disipline uymak zorunda. Veya Hristiyanlık dedim, Hristiyanlığın içerisinde de bir disiplin var. Yani onlar disiplinsiz değil. Veya muhsevilik diyelim. Yani onlar da kendi içlerinde disiplinleri var. Disiplinsiz. Hiçbir şey yoktur. Ve disiplin insanlarda başarıyı getirir. İnsan kendi nefsinin üzerinde disiplinli olursa kendi nefsinin üzerinde başarılı olur. İş yerinde disiplinli olursa iş yerinde başarılı olur. Evinde disiplin olursa evinde başarı olur, düzen olur, sistem olur.
O yüzden kendi hayatınızda disiplinlerdir. Ya normalde işte disiplinlerden kendi kendinize ya her günlerden yemek zorunda değilsiniz. veya günde beş vakit yemek yemek zorunda değilsiniz. Disiplin edeceksiniz. Arkadaş ben günde iki öğün yemek yapacağım. Bitti, disiplin bu. Bunların hepsi de disiplin. Ve din, inanç disiplinin üzerine kuruludur. Tasavvuf, disiplinin tam göbeğidir. Ama insan kendi kendini disiplin ederse. Adam kendini disiplin edecek. Ben her gece yatmazdan önce üç sefer tövbe çekerekten yatacağım. Disiplin edecek. Ben yaptığımda devamlı la la illallah, la la illallah diyerekten büyüyeceğim. Disiplin edecek insanın ben yaptığımda Allah, Allah, Allah diyeceğim, büyüyeceğim.
Zikrederekten büyüyeceğim. Bunların hepsi de disiplin. Resulullah sallallahu ve sellem hazretleri de böyle de disiplinliydi. Gücünün yettiğine disiplinliydi. Gücünün yetmediğine değil. Bir şeyi güç ettiriyorsa onun disiplinliydi. O yüzden hayatınızı disiplin altına alacaksınız. Bu çok önemli. Bu çok önemli. Disiplin altına aldınız mı hayatınızı? Siz kendi hayatınızı kendiniz yönlendirirsiniz. Kendiniz yönetirsiniz. Eğer disiplin altına almazsanız disiplin altına alamadığınız egonuz, disiplin altına alamadığınız nefsiniz, düşünceleriniz, huylarınız, tabiatınız, disiplin altına alamadığınız ahlakınız sizi yönlendirir. Burası çok önemli. Disiplin altına alamadığınız her şey sizi yönetir.
Neyi disiplin altına alamıyorsanız kendi üzerinde o sizi yönetmeye başlar. Allah bizi affetsin. Hz. Aişe radallahu anh hazretleri diyor ki, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, seyice veren kullarında sık sık Allah'ım Rabbimiz ne kadar büyücesin. Allah'ım boğuşukluğunla beni boğuşla derdi. Bunu yaparken de Kur'an'ın Rabbini hamd ile tesbih et. Bunun dolayışlamasını hisset. Şüphesiz ki tövbeleri çok kabul ederler. Ayetini temin ederek, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin en önemli ahlaklarından, en önemli ibadetlerinden, en önemli özelliklerinden, vasıflarından birisi, seyice'de, hükruda, ayaktayken Allah'a çok dua etmesi, çok tövbe etmesi, çok yalvarmış.
Bugünkü Müslümanların terk ettiği, terk ettiği, bakın terk ettiği sünnetlerden birisi, namazların haricinde secdeyi bilmiyoruz biz. Namazların haricinde, özel günlerin haricinde duayı bilmiyoruz. Oysa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ahlakları her an dua eder, tövbe eder, secdelerde yalvarız, yakarıdır. Secdede ağlar, saatlerce secdede dururdu, dakikalarca secdede dururdu. Hz. Aişe valilerinin bir seferinde ayağından onu bir tabiri caizse, ayağına dokundu, bir ayağından sirkeledi, dırgaladı, veyahut da ayağını böyle salladı, acaba öldü mü diye. Öylesine secdede kalırdı Allah'ın mesulü. Allah'ın mesulü. Biz bunları terk ettik. Bunları unuttuk biz şimdi. Yani işte evde hanımımız veya kendimiz veya çocuklarımız böyle bir hali bilmiyor.
Yani namazdan sonra siz böyle evde secdeyi uzatsanız evde problem çıkacak. Veya eşleriniz veya çocuklarınız veya kardeşleriniz evin halkından birisi öyle secdeyi uzatsa biz kendi kendimize işten kaçıyor, bize hizmetten kaçıyor, işte çay getirmekten kaçıyor, kahve yapmaktan kaçıyor, işte bizden kaçıyor. Biz kendi kendimize bir şey çıkarırız muhakkak. O yüzden onun secdeyi uzattığını, secdede Allah'a yalvarıp yakarlananı, bunun bir sünnet olduğunu, bunun Allah'a yaklaşma olduğunu, bunun Allah'a kurbiyet, yakınlık sağlamak için olduğunu, ve Resulullah'ın çok tövbe ettiğini, çok yalvardığını, bu noktada çok göğse şarkısını unutmuşuz. Bunu gözümüz görmüyoruz. Böyle bir halde yakalanmıyor, böyle bir halde yaşanmıyor yani.
Yani namazı kılıyoruz, hüzgarından mal kaçırmayayım, Allah'a yaklaşma, işte laf sırasında filanca jet imam da, pişmanca jet değil, BMW de, yok ki Mercedes de, yok o jet gibi de değil ya, o uzay gemisi gibi de, yani çok çabuk kıldırıyor. Biz neyiz evde? Biz de diziyi kaçırmayacağız, yok filmi kaçırmayacağım, yok maçı kaçırmayacağım. Bugün maç var, değil mi? Onu bu akşam aradım ben, haberlerden. Dedim ki kendi içimden, ney, Galatasaray maçı var mı? Eyvah sekundan, yine millet dedim ben, bugün maça kaçacak dedim ben. Yani acı bir şey bu, öyle değil mi? Yani ters bir tarafta maç bir tarafta. Ya tersi her hafta yapıyoruz, Galatasaray maçı her zaman olmayacak.
Ben önümüzdeki haftaya terse giderim. Cihniyet bu, acı halimiz bizim bu. Yani kafası şeyde onun. Yani bir de jet şeyh olsa da, böyle kıldır kıldır dersi de yapsa maçı etmişsin de bize. Yani imamın jeti var nasıl olsa, öyle değil mi? Cemaatın da jeti var. Yani burada da bir tane jet şeyh lazım. Veya da ders gibi tabir edecek. Böyle tarikatlar var ya, evet. Yani size tuhaf gerekir. Yani dersi iptal ediyorlar maç olduğunda. Yani Türkiye'nin takımlarından birisinin maçı varsa, Arkadaşlar önümüzdeki hafta dert tatil maç var. Neyi? İşte Fenerbahçe'nin mümkünün maçı var. Veya Galatasaray'ın maçı var. Veya Türkiye'nin maçı var. Eee? Dersi iptal. O da bir milli mesela.
Maç. Yani bunlar ne geldik? Allah bizi affetmez. Hazreti Aişe şöyle buyurmuştur. Resulullah sallallahu aleyhi ve selam maddelerdir. Bir yavviden veresiye yiyecek satın almış. Rehin olarak ise karşılığında zırhını bırakmış. Bu yiyecek kendisi de yeğlar. Bu veresiye satın aldığı yiyecek kendisi için değil. Peygamber sallallahu aleyhi ve selam maddelerdir. Bir gece gelen yiyeceklerden bütün herkese dağıldır. Herkese dağıldıktan sonra hiçbir şey kalmaz. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve selam maddelerin ahlakıdır, özelliğidir. Bir vasıdır. O asla ve asla ertesi güne evinde yiyecek ve para bırakmazlar. Yiydi mi? Ertesi güne yiyecek ve para kalmazlar.
O gece yarısına kadar gelen ne varsa ihtiyaç sahiblerinin hepsini dağıtırdı. Saat 10 olurdu, 11 olurdu, 9 olurdu. Ama o dağıtılmadan hem de ona nezaret ederdi başında. O dağıtılmadan asla uyumazdı. Asla o işi bırakmazdı. Böyle bir gece veya gündüz artık dağıttıktan sonra birisi geldi. Dedi ki, şeyallahu Allah ya Resulallah. Allah Resulallah dedi ki, şu anda elimde, evde hiçbir şey yok. Sordu, hanımlarına dediler ki, hiçbir şey yok. Adam dedi ki, ya Resulallah sende yok olmaz ya. Sen muhakkak bana bir şey ver. Bana bir şey vereceksin. Biraz böyle tabiri caizse, Allah affetsin. Biraz böyle hani arsızlık yaptı, öyle diyelim. Hazreti Ömer Efendimiz'in canı sıkıldı bu adamın o haline.
Peygamber sallallahu aleyhi ve selam'a yeter hiçbir şey demedi. Sırhını aldı, bir yahu bir diğer birisini kefil olarak gönderdi. Ve ondan yiyecek aldı, o adamı verdi. Hazreti Ömer Efendimiz'in de iyice canı sıkıldı. Dedi ki, ya Resulallah Allah seni bununla mevru etti. Yani Allah sana bunun en ilmektir. Bununla mevruğunda olmayan bir şeyi de veriyorsun. Allah Resulallah dedi ki, benden istendiğinde verilmekle evru olun. Benden bir şey istemiyse ben onu vermekle evru olun. Ve öyle bir peygamberdi. Yani bakın borçlandırken de Müslüman ve Yahudi olarak da hayır etmedi. Gitti Yahudi'ye de borçlandı. Gitti Yahudi'ye de borçlandı. Ve o Yahudi'nin Yahudi olmasına rağmen Peygamber sallallahu aleyhi ve selam'a güvendi.
Bu benim ödemez diye düşünmedik. Benim paramı yer diye düşünmedik. Bu nerede oldu? Medine'de oldu. Davulistan'da. Diyor ki, Hazreti Aişe razıallahu aleyhi ve selam Resulallah'ın ehline karşı tutum ve davranışının nasıl olduğumuz oldu. Şöyle karşılık var. O insanlar içerisinde ahilaki en güzel olandı. Çirkin ve kafa ifadeler kullanmazdı. Çarşı ve pazarlarda münakaşaya girip çağılmaz. Kötülüğe, kötülükle mutabrede bulunmaz. Halk ve hoşgörü tercih ederdi. Demek ki o insanların içerisinde en güzel ahlaklı olarak. Ve insanlara kötü lakaplar, çirkin lafızlar kullanmayan kimse. Yani bir kimse kötü lakab takmıyor. İşte adam diyor ki, deve bilmem kimdir.
Veya ayı bilmem kimdir. Veya bırak ya çakal bilmem kim o. Adam çakallı veya filan. Söylenir ya halk arasında. Veya kadınlar birbirlerine lakab takarlar. Erkekler birbirlerine lakab takarlar. Ve hoşlanılmayacak çirkin lakab takarlar. Ki bunların hepsi de rivettir. İftirazınca rivettir ikisinden biri. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri asla hiç kimse böyle kötü ve çirkin lakab takmazlar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri eşlerinin de kötü ve çirkin davranmazlar. Hiç ve eşine. Hz. Aişe'nin onun göğsünü yumurtladığını rivayet ederler. Hz. Aişe valimiz kendisi rivayet ederler. Göğsünü yumurtlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin canı sıkıldığında. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri ona da müşrik davranmışlar.
Ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hanımlarına bir piske vurmamıştır. Ayette sabit olmasına rağmen bir müddet erkeklerin hanımlarını dövmesini yasaklamıştır Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri. Yasakladı dedik hanımlarınızı dövmeyeceksiniz. Bir müddet sonra erkekler şikayet için Resulullah'a verirler. Dediler ki sallallahu aleyhi ve sellem ya Resulullah hanımların serkeşliğinden bıktık. Hanımların serkeşliğinden bıktık bize müsaade et biz dövelim dedik. Anlattılar böyle iki serkeşliklerini Allah Resul de müsaade etme zorunda kaldı. Aynı dede sabit zaten ama o hiç dövmedi. Bir tokat dahi vurmadı. Bakın bir tokat dahi vurmadı.
O çünkü çirkin ve kaba davranışlardan uzak bir kimseydi. O insanlarla münakaşa etmezdi. Biz bağırıyoruz, çağırıyoruz, kızıyoruz. Trafikte, orada, dükkanda. Adam bize borcunu ödemez de, yan yatarsın, çambalar batarsın. Bak, çağır. Oho neler var bu efendim. Neler var bu efendim. Allah bizi affetsin. Asla böyle şeyler yapmazdı. Hiçbir zaman hiç kimse kötülüğü kötülükle mükabele etmez. Hiçbir kimse. Birisi ona kötülük yapmış, ona kötülük yapmazdı. Ne yaptıysa yaptı adam, kendine yaptı. Yani Hint, Hint. Hint ki, amcasının ciğerini ağzına alıp dolaşan kimse. Hz. Hamza'nın göğsünü yarıp, ciğerini çıkarıp, ciğerini ağzında dolaştırdığı rivayet ediyor Hinti.
Amcası, onu en çok koruyan, muhafaza da sever. Hint, Mekke'nin fethinde örtülere büründü. Değişik elbiseler diyerekten geldiği önüne riyad etmek için, onu tanıdığı halde sana riyad vermiyor mu? Seni kabul etmiyor mu demek. Böyle bir şey söylemedi. Ondaki nezakete bakın, inceliğe bakın. Allah bizi muhafaza etmesin. Hz. Aişe'den olan Hazretleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri, ev içerisinde nelerle meşgul olduğunu sormuş. Nişan bin bulurak. Dikkat edin. Allah Resulü ev içinde ne yapıyor? Elbise yamamak, ayakkabı tavır etmek ve buna benzer işlerle meşgul olur. Yani siz gömleğinizin düğmesini dikeceksiniz evden.
Bir tarafınız söpülecek, siz inleyip dik alıp biteceksiniz evinizden. Böyle bir hayat düşünebiliyor musunuz? Hiç gömleğinizin düğmesini diken var mı evinde? Kaldı kaldı. Çok. Üdünüzü kendiniz dikin. Gömleğinizin düğmesini kendiniz dikin. Üdünüzü kendiniz yapın. Hatice'niz ki hanımlar ne iş yapıyor? Ya o da görsün, kendisi dikkat ediyorsa diksin, yapsın. Görmüyorsa yapacak bir şeyimiz var. Yapmıyorsa da yapacak bir şeyimiz var. Ama siz onu sünnet olarak yapın. Ve ki bu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sünneti. Yani bu hali babamı görsene, hepinize söyler bu haydi mesela.
Ben de dikiyorum. Senin gibi oğlanın da verdi. Bana da giyiler. Eskilerin adam anlayışı bu değil. Öyle bir şey yok. Ama sünnet. Bir erkek evinde kendi kendine yetebilmeli. Sünnet. Yani siz oturup iki yumurtayı kırabilmelisiniz. İnsanın içinde her şey gelebilir. Bu sünnet Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem azletleri yapar. O yüzden kopuk düğmeyle, sökük herhangi bir şeyle dolaşmak yok. Önceden dervişler yanında taşırlardı. İğne iplik taşımak, dervişin adamlarından birisiydi. Çantada iğne iplik taşımak. Ben taşırım, seyahatayım derken. Benim çantada muhakkak iğne iplik bulunur.
İnsanlık hali oluyor. Hem de oluyor, bir şey sökülüyor, bir şey kopuyor. Millete şunu dikiver. Bunu yapın mı ver bize? Otur yap kendine. Ben seyahate çıkarken size tuhaf gelir. Ütüm yanındadır benim. Çantayı ben bir tane ütü koyarım. Gittiğim yerde hiç kimseyle işim yok. Ütüsü bozuldu, çırt çırt çırt. Ütü'ne giyin. Hiç derdim yok. Sünnet bunlar. İnsanlar kendi işlerini kendisi görmüyor. Kendi özel işlerini kendisi görebilmeli insan. Bunu böyle erkeklikten taviz vermek olarak görmeyin. İçimizde en erkek Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. O zaman biz bu noktada donanmayacaksak. O yapmış, biz de yaparız.
O hanımlarına, ev işlerine yardım etmiş, biz de yardım ederiz. Eyvallah, biz de yardım ederiz. Biz o sünneti yaşayacağız. Evde atın diyecek, geç salatayı yap, takatak salatayı yapacağınız evvel. İçinizden bu kadar da olmaz demeyin. O sünnet olacak ki, yaparken hanımı emret diye değil, sünnet diye yapacağınız. Sünnet insanın evinde ev işlerine yardım etmesi.
Bak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in hanımlarına ev işlerine yardım eder. Namaz vakti geldiğinde de mescinde çıkar ve namaz kılardı demiş. Hz. Aşe vaktimiz. Demek ki o hanımlarına ev işlerine yardım ediyormuş. Hanımlarına, çocuklar evde, kadının marali bozun. Kadınların psikolojisi hemen çabuk bozun. Allah da onlara destek olacaksın. Alacağınız çocuğu biraz ayağınızı sallayın. Siz uyursun, ne olacak ki? Alın çocukla eğlenin biraz, oynayın çocukla. Kadın biraz nefes alsın, iş yapsın. Hem siz o esnada çocuğunuzla ilgilenmiş olun. Çocukla bu noktada bir irtibat kurun. Çocukla bu noktada bir rabıta kurun. Çocukla muhabbetiniz olursun. Geldim Peygamber'in yanına sallallahu aleyhi ve sellem hazretten bedeninin birisi.
Baktı ki o Hasan Hüseyin yanında onlarla oynaşıyor, seviyor, öpüyor. Tuhaf geldi ona. Dedi ki ya Resulallah sen böyle torunlarla oynuyorsun, çocukla da öpüyorsun. Senin kaç tane çocuğun var? On tane. Sen hiç böyle yapmaz mısın? Vallahi ben hiçbirisini öpmedim. Allah senden merhameti almışlar. Merhametsiz bir insansın sen demek ki. Çocuklarınızla eğlenin, oylayın. Çocuklarınızla ilgilenin. Çocuklar böyle kötü, ketun, sert, böyle tavırlı bir babayla karşılaşmasınlar. Geç semre başından filan. Çocuğa at böyle kenara. Defol gittin ondan filan. Böyle şeyler yapmayın hasta. Çocuklar da iletişim kurun. Hatta çocuklar annelerinden size kaçsınlar. Çocuklarınızla ilgi ilgilenin.
Sonra çocuklar o psikolojiyi koruyamıyorlar, kurtaramıyorlar. Çocuk sert bir baba görmesin. Çocuk şefkatli, müşrik ama aynı zamanda ölçülü. Yanlış yapıldığında uyaran, yanlış yapıldığında uyaran suç işlemliğinde gerekirse ceza veren olur. Ama şefkatli, müşrik bir baba görürsün. Yanlışa yanlış olarak söyledi. İşte çocuğum bunu yapma, bu yanlış. Bak bunu bir daha yaparsan suç işlemiş olursun. Sana ceza verin. Yani ceza dedim dövmek, dövmek falan değil. İşte bu divandan inmeyeceksin. Cezalısın. Örneğin. Çünkü divandan inmesin. Cezalısın. Oynamayacak. Hiçbir şey yapmayacak. İşte divanda oturacak. Örneğin. Çocukta bir ceza duygusu da olursun. Ama çocuklarınızı öyle dövmek, sövmek, hakaret etmek, bulanmak, çağırmak.
Bu da çocuk terbiyesi noktasında sünnet-i Resulullah'tan değil. Allah bizi affetsin inşallah. Resulullah İbn Abbas diyor. Resulullah vefat ettiğinde geriye ne para ne pul ne de köle bırakmışlar. Yalnız üç ölçek yiyecek karşılığında bir Yahudi'ye rehin olarak verdiği zırhı kalmıştır. Az önce yiyecekle alakalı bir zırh vardı ya. Rehin verdi, borç aldı, o zırh. Öldüğünde üç ölçekliklerinde yemeğe karşılık zırhı rehin olarak kalmıştır. Yani hiçbir şey yok. Ebu buraya da diyor ki, Resulullah'a katiyen herhangi bir yiyeceği kınamaz. Canı istediği takdir değer istemezse geri çekilirdi. Yani Peygamber'e hiç bir yemeği, içeceği kınamazdı. Hiç bir elbiseyi kınamazdı.
Kullandığı eşyaların hiçbirisini kınamazdı. Kendisine satılan hediyeleri hiç kınamazdı. Hediye getirirler ki kınamazdı. Bu noktada önüne ne koyarlarsa kınamazlar, kınamazdı. Hatta meşhurdur. Bir hanımın evinde bir yemeği önüne koyuyorlar, tam yiyecek. Başka birisi diyor ki yarısı valla. Onun ne olduğunu biliyor musun bilmiyorum diyor. İsmine iki gündür hatırlayacağım, hatırlayamıyorum bu kadar ne olduğunu. K ile başlayan bir şey. Efendim? Sürit. Ne? Sürit değil, K ile başlayan. Keler de değil. Belki de keler olamıyordu. Öyle bir şey. Yok değil. Ondan sonra ondan yemeği yemiyor bu sefer.
Orada kimler diyorlar ki haram mı ya Resulallah? Hayır. Hayırdır. Ama bu benim kavimim yiyeceği değildir. Bilmiyorum diyor. O yüzden yemediğim için size de haram da diyemem diyor. Ama ben yemeyeceğim. Ama onu dahi aşağılamıyorum. Önüne gelen yiyecekler. Allah Resulü asla ve asla küçültmek. Asla onları kereş görmez. Asla onları aşağı görmez. Asla yiyecek ayırmazdı genelde. Asla ayırmazdı. Valla bize ona hayırlı bir ümmet eylesin. Allah razı olsun. Bu kızın kalbinde ameliyat oldu. Daha sonra ameliyat sonrası bir ay yoğun bakımda kaldı. Hastaneden çıkalı yaklaşık kutay oldu.
Oruç tutuyor. On saatlerde tansiyonun düşüyor. Doktorlar zor durumda kalıyorsa tutmadı değil mi yapmalıyız? Tutmayacak bu kardeşimiz. Dolucunu tutmayacak bu. Normalde bu noktada bir kimse bakın. Hamileler, hamile olan, süt emzirenler. Geçikçi rahatsızlığa tutulanlar. Geçikçi olarak rahatsız. Rahatsızlığından dolayı devamlı ilaç kullanmak zorunda olanlar. Şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, kalp hastalığı. Bunlar mesela şeker hastası. Bu adamın tedavisi bir için değil. Tedavisi onun yok. Ne yapacak? Bunlar oruç tutmaya yerlenmeyecekler. Bunlar bedel ödeyecekler. Eğer varsa kalkalım. Tansiyon hastası bedel ödeyecek.
Varsa kalkalım. Kalp hastası bedel ödeyecek. Varsa kalkalım. Allah'ı affedecekler. Ya sen bizi affedecekler. Yok paramız bulunuyor. Geçikçi rahatsızlığa migren bul. Adamla migren ver. Günde üç tefer, dört tefer ilaç diyor. Hakkı tutmayacaklar. Hakkı tutmayacaklar. O da geçici değil. Bunun gibi rahatsızlığı olanlar, Allah daim değil. Tutmayacaklar. İhtiyar, piri, pahane olanlar, güç yetiremeyenler, tutmayacaklar. Tutmak zorunda değil onlar. Allah bizi affetsin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi