mustafaozbag.org

68. Mesnevi Şerhi (458-466 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Aralık 2020 · 23:57

Padişâh'la vezirin arasında gizlice haberler gelip gitmedi. Padişâh ona vaatlerde bulunmadaydı. Vezir böyle insanların dinlerini ifsad etmek için uğraşıyor, tezgâh devam ediyor, oyun devam ediyor. Ve padişâh'la ikisinin arasında da devamlı haberler gelip gidiyor. Birbirleriyle haberleşiyorlar. Birbirlerinin yaptıklarından haberleri var. Çünkü amaçları Hristiyanlığı alaşağı etmek, Hristiyanları alaşağı etmek, dini ifsad etmek. Amaçları bu. Sonunda isteğinin ele geçmesi, Hristiyanların toprağını yele vermesi için, yani normalde bu istek yere gelecek. Ve Hristiyanlara yele vermek, hani böyle ağırlığı olmayan bir şeyi rüzgarda savutturursunuz, o uçurur götürür onu.
Buğdayı samandan ayırmak gibi. Buğdayı samandan ayıracak olanlar, buğdayı normalde yele verirler, buğday yere düşer, saman uçar gider. Bunun gibi. Ona, a benim devletli vezirim, vakit geldi çattı. Gönlümden bu dert çıksın gitsin artık diye mektup yazdı, gönderdi. O padişah, vezire mektup yazdı. Dedi ki, artık şu gönlümdeki derdi, sıkıntıyı bitir. Şu Hristiyanları bir yele verelim. Şu dindarlara bir yele verelim. Şu dindarları bir alaşağı edelim. Şu Kur'an ve Sünnet dairesinde, din dairesinde duranların bir altını üstünü getirelim. O da padişahım, o işin üstündeyim. İsa dinine fitneler salacağım diye cevap verdi. O da dedi ki, a padişahım, ben o işle ilgileniyorum. Ben dinin içerisinde fitne çıkaracağım.
Dindarları fitneye boğacağım. Fitneye boğacağım. Dinde fitne çıkaracağım. Hadis-i Şerif, fitne uykudadır. Fitne uykudadır. Onu uyandırmamak gerek. Bir toplulukta fitne çıkarmak. Bir cemaatta fitne çıkarmak. Bir memlekette fitne çıkarmak. Ümmetin içerisinde fitne çıkarmak. Allah muhafaza eylesin. Fitne ne? Eğer işe İslam dairesinden bakarsak, Kur'an ve sünnetin dışındaki her şey fitne. Din fitnesi. Memleket fitnesine, bir memleketin hayrına, bir memleketin iyiliğine, güzelliğine, doğruluğuna, gelişmesine faydalı olacak bir şeye karşı çıkıyorsan, memlekette fitne çıkarıyorsun. Fitne, bir şeyin hayrına olmayan şey.
Hayırmış gibi görünüp, şer çıkarmak. Allah muhafaza eylesin. O hüküm, o hükümet devrinde İsa'ya uyanlara buyruk yürüten 12 bey vardı. İsa'nın tabilerinin içerisinde 12 tane bey var. 12 tane kavim düşünün. 12 kavmin başında 12 bey var. Bakın bu 12, İsevilikte 12 tarikat vardır. Musevilikte 14 tarikat vardır. Hani bazıları da Hz. Muhammedilikte yani bugünkü İslam'da tarikatları sıralamaya kalkarlar ya, 12 tarikat, 14 tarikat diye. Tehlikelidir. Neden? Bunda İsevilik, Musevilik kokusu vardır. Öyle 12 hak tarikat var deme.
14 hak tarikat var deme. Ya dört hak mezhep var. Değil mi? Dört mezhebin tabileri fazla. Otuzun üstünde mezhep var. Ve otuzun üzerinde mezhep de sünni olarak adlandırılan mezhepler. Bizde şimdi böyle bir kısır bir bilgi var. Dört mezhep hak. Neden? Geri kalanlar bunu normalde şey olarak söylüyorum. Sünni mezheplerin içerisinde tabisi olmayan mezhepler var. Onlara hak değil diyebilir misin? Diyemezsin. Millet kendisini öyle adlandırmış. Ona bakacak olursanız, İmam Muhammed de bir mezhep imamıdır. İmam Yusuf da bir mezhep imamıdır. Ama onlar İmam-ı Azam Hazretlerinin çizgisinde kaldıklarından dolayı mezhep imamı gibi algılanmazlar.
İmam Malik'te ne farkları var? İmam Malik'in de hocası İmam-ı Azam Hazretleridir. İmam Malik de İmam Yusuf ders arkadaşıdır. İmam Malik İmam-ı Azam'da da okur. İmam Yusuf da İmam-ı Azam'da okur. İmam Muhammed hem İmam-ı Azam'da hem İmam Malik'te hem İmam Yusuf'da okur. O yüzden böyle mezhepsel açısından da bir kategori yapmak. Ya dört mezhep hak. Bu biraz böyle işi kısırlaştırıyor. Deme. Deme. Sen Kur'an, sünnet ve bir mezhep imamının peşinden git. Eyvallah. 12 tarikat hak. Ya deme. Deme. Biz şimdi normalde örneğin Ahmet Yesevi'nin 12 hak tarikatı içerisinde Yesevilik yok. Sıralamada.
Birisi öyle sıralıyor bana. Dedim Ahmet Yesevi'yi nereye koyuyorsun? Bu durdu. Onu dedim hak tarikat olarak görmüyor musun? Ya Yesevilik her ne kadar var ise de bak şimdi. Dedim ya yapma cahillik. İsim koyma boş ver. Sen hangi yolu takip ediyorsun? Rıfaizsin. Biz Rıfaiz de. Veya sorarlar ya şimdi bazen soruyorlar. Siz hangi tarikattansınız? Bize söylüyorlar. Hatta arkadaşlar diyorlar ki biz hangi tarikattansız? Hz. Mevlana bağı çöz diyor ya. Bağı. Hangi tarikattan olsan ne olacak? Kadiriyiz desen ne olacak? Rıfaiz desen ne olacak?
Sen öyle olmadıktan sonra Allah bizi affetsin. Bunun gibi. İşte 12 tane bey vardı. Her bölük bir beyin buyruna uymuş. Ondan ümitlere düşerek o beye kul olmuştu. O 12 bey ile onlara uyanlar o kötü vezire bağlanmışlardı. Hepsi de onun sözüne inanmadaydı. Hepsi de onun gidişatına uymadaydı. O öl dese hangi solukta hangi saatte derse her bey hemen karşısında can verirdi. Bu öylesine bir bağlılık ki Kur'an ve Sünnet dairesinde bunu ele almak mümkün değil. Evet sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz. Ama hadis-i şerifte bir komutan ateş toplatıyor. Yaktırıyor.
Atın kendinizi diyor. Atmıyor sahabe. Hz. Peygamber Efendimiz diyor ki. Atsaydınız kendinizi ebediyen ateşte kalacaktınız. Tabi olma Kur'an ve Sünnet dairesindedir. Tabi olma. Tekrar söylüyorum. Tabi olma. İtaat etme Kur'an ve Sünnet dairesindedir. Siyasete, komutana, şeyhe, zakire, çavuşa, kim olursa olsun kadının kocasına, erkeğin babasına itaati, itaati, çocuğun annesine, babasına itaati Kur'an ve Sünnet dairesindedir.
Kur'an ve Sünnet dairesindedir. Bakın imamların iştahatını koymuyorum. Niçin? Bu noktada bir kimsenin şeyhi iştahat edebilir Kur'an ve Sünnet dairesinde. Bir kimsenin babası evin içerisinde iştahat edebilir Kur'an ve Sünnet dairesinde. Evi ilgilendiren bir mesele. Bir siyasetçi devlet başkanı Kur'an ve Sünnet dairesinde iştahat edebilir devletini ve milletini ilgilendiren bir konuda. Bir askeri komutan iştahat edebilir Kur'an ve Sünnet dairesinde. Onun bölüğünü, onun takımını, onun askerini, onun ordusunu ilgilendiren bir meselede iştahat edebilir. Biz bu yolları kapattığımızdan dolayı geri kaldık.
Biz bu yolları kapattığımızdan dolayı bir türlü İslam ümmeti gerekli olan sıçramayı sağlayamadı. Hakikati arama, hakikati bulma, hakikate doğru koşma noktasında bir kimse isabet ettirmese iştahatında bir sevap alır. İsabet ettirirse on sevap alır. Biz şimdi hala da kız çocuklarımızı üniversitelere gönderirken Hanefi'ye göre 80 kilometre ileri gitmesi caiz değildir. Burada takıldık kaldık. Burada takıldık kaldık. Biz hala da oturup bazı meselelerinin içerisinden çıkamıyoruz. İştahat edebilecek, iştahat hükmünü koyabilecek şeyhler, alimler, diyanetin müftüleri, ilahiyet fakültesinin profesörleri çıkıp iştahat edemediklerinden dolayı.
Bir, ikincisi dini ifsat etme şüphesi üzerlerinde bulunduğundan dolayı. Biz iştahat edene de şimdi böyle bakıyoruz önce. Neden? Çünkü dinimizi ifsat etmeye çalışan gruplar var. Dinimizi ifsat etmeye çalışan alim, ulema gibi görünen takım var. Sünnetleri reddeden, hadisleri inkar eden bir güruh var Türkiye'de. Böyle olunca, onların vermiş olduğu fetvalara da biz şüpheyle bakıyoruz. Onların yapmış oldukları iştahatlara şüpheyle bakıyoruz. Diyanet bir fetva yayınlıyor. Ne? Organ nakli caizdir. Ben soruyorum. Hüküm şu. Aklen ve hukuken. Yok, nasıldı?
Hukuken ve bir şeydi daha. Öldüğüne inanılırsa, tıbben ve hukuken ölmesi. Tıbben ve hukuken öldü, tıbben ve hukuken. Onun organlarını siz yağmalayabilirsiniz. Kim verecek bunun hükmünü? Soruyorum. Bunun hükmünü kim verecek? Açtım telefon. Diyanetin telefonlarına cevap veren fetva makamı var. Bursa'da. Telefon açtım. Selamun aleyküm aleyküm selam. Dedim bu cuma vaazında böyle böyle dediniz. Vaaz, şeyde, cuma hutbesinde. Tıbben dedim. Öldüğüne kim hükmetecek? Hukuken bunun öyle olduğuna kim hükmetecek? Ölüm ne demek?
Nefes alıp vermiyor artık. Ölü bu. Nefes alıp veriyor. Ama makinada ama orada ama burada. Nefes alıp veriyor mu? Veriyor. Sen göz göre göre nasıl öldüreceksin onu? Nasıl fişini çekeceksin onu? Bu kararı kim verecek? Hastanın fişini çekme kararını kim verecek hocam dedim. İşte tıbben bu böyle söyleniyor da profesörler öldü diyorlar da. Ya 25 yıl sonra Avustralya'da adam normalde komadan çıktı. 25 yıl sonra. 25 yıl makineye bağlı yapmış. Ben bunu böyle söylerken bir arkadaş gazete küpürü gönderdi. Sizin dediğinizin delili çıktı efendim. Ne oldu dedim ben? Dedi ki Avustralya'da bir hasta 25 yıl komada kalmış. Sadece makineye bağlı. 25 yıl sonra gözünü açmış.
Sen yaşatmakla mükellefsin, öldürmekle değil. E nasıl şüpheyle bakmayalım şimdi? Bakıyoruz kendi kendimize. Şüpheyle bakıyoruz. Bir mesele oluyor gönderiyorum diyanete. Diyorum gidin bir diyanete sorun. Mesele bazen anlatıyorum ya. İşin içinden çıkılacak bir mesele değil çünkü. Kadın kocasını terk etmiş. Gitmiş x bir ile. Orada 15 gün başka bir erkekle ilişkiye girmiş. Karı koca hayatı yaşamış. Onu da bırakmış. Oradan x bir ile gitmiş. Başka bir ilde. Facebook'ta tanıştığı bir adama. Oradan oraya gitmiş. Orada da bir bilmem kaç ay orada durmuş. Geri dönmüş. Bilmem kaç tane çocuk var. Nikahları olur mu? Diyanete sor. Diyanete sordular.
Karı koca gittiler. Sordular. Tekrar dükkana geldiler karı koca. Diyanet demiş ki resmi olarak kimle evlisin? Bununla. Onunla nikahın duruyor daha demiş. Yürü git bak işine. Adama baktım. Ne düşünüyorsun dedim. Bu nikah olmaz dedi. Kadına baktım. Ne düşünüyorsun dedim. Olmaz dedi. E diyanet olur demiş dedim. Diyanet olur. Şimdi nasıl biz ona şüpheyle bakmayalım verdiği fetvaya? Kadın on tane adam dolaşacak gelecek. Resmi kimle evlisin filancaların. Nikahın devam ediyor senin diyecek. Böyle bir şey var mı? Şüpheyle bakıyoruz bu sefer. Olmaz. Gidin hemen dedim boşanın. Hemen boşanın dedim.
Adama dedim çocukları da al. Bu kadında çocuk da bırakılmaz dedi. Dinen bu ölü hükmünde zaten dedim. Dinen bu ölü hükmünde. Neden ölü hükmünde? Evli bir kadının gidip zina etmesi. Dinen ölüm cezası. Erkek için de aynı. Erkek evliyse gidip zina ettiyse. Dinen ölü hükmünde. Ölüm. Erkek bunu bir de açıkça söylüyorsa. İtiraf ediyorsa. Adamı itiraf ediyor. Zina etmiş. Zina ettiği anda ölü hükmünde adam. Bir adam öldürülürse.
Ölürse. Otomatikman nikahı da düşüyor. Hadi gel işin içinden çık. Bir kadın zina etti. Evli bir kadın. Dinen ölü hükmünde. Nasıl çıkacaksın işin içinden? İtiraf ediyor bir de. Kadının birisi de yazmış bana. Şeyde ne o? Meilde. Destan gibi. Ben eşimin beni aldattığını anlayınca. Ben de gittim eşimi aldattım. Ona da söyledim. Aramızda kavgalar çıktı. Ondan sonra anlaştık. O beni aldattı. Ben onu aldattım. Bizim nikahımız ne oldu? Neler yaşıyorsun? Hadi cevap ver.
Ben atıyorum tacı diyanete. Diyorum diyanete sorun. Bağlı bulundunuz diyanete. Onların fetva masaları var. Fetva masalarından fetvayı alın. Ondan sonra. Bana diyorum tekrar bildirir misiniz? Bir zahmet. Soruyorlar. Diyanetin fetvası aynı. Resmi olarak evliliğiniz devam ediyor mu? Evet. Nikahınız da devam ediyor. Tövbe edin. Allah affetsin. Dedim nerede oturuyorsunuz siz? Filanca yerde. Oraya telefon açtım. Hocam dedim. Siz mi veriyorsunuz fetvaları? Evet ben bakıyorum. Bilemediğim yerleri müftübeye danışıyorum. Filan fiçmen. Aa iyi hala dedim ya. Dedim bir bayan sizi aradı mı? Böyle böyle bu konuda. Sordu dedi. Siz dedim böyle mi cevap verdiniz?
Evet dedi. Kaynak ne dedim. Kaynak ne? Neye binaen bu fetvayı verdiniz? Siz dedi alim misiniz? Hayır dedim. Sizin bu meseleden haberiniz ne dedi. Bana sordular da dedim önce. Ben diyanete sorun deyin dedim ben. Siz böyle bir cevap vermişsiniz. İnanamadım. O yüzden aradım dedim. Biz dedi. Ben bunu dedi müftübeye sordum. Müftübeydi bana böyle dedi dedi. Dedi müftübeye sorar mısınız? Kaynak ne? Hangi ayet ve hadisle bunu fetvayı verdiniz? Nereden hüküm çıkardın? Ben dedim ciddi olarak soruyorum bunu.
Kendime delil etmek istiyorum dedim. Hangi ayetten, hadisten, hangi olaydan bunu çıkardınız? Bu fetvayı verdiniz. Nasıl şimdi vermiş oldukları iştahda da biz güveneceğiz? Güvenemiyoruz. Allah bizi affetsin. Sıkıntı var burada. Sıkıntı büyük. Sıkıntı bu noktada Türkiye'de gerçekten büyük. Allah muhafaza eylesin. O yüzden ölçü Kur'an sünnet. Bir erkek kendi evini ilgilendiren bir meselede iştahat edebilir. Eğer o kapasitesi ederse ve diyebilir benim evimin dirliği, birliği, beraberliği için şu ayetten, şu hadisten hareket ederekten böyle davranılmasını istiyorum. Hakkıdır.
Bir komutan iştahat edebilir ayet ve hadisler ışığı içinde hakkıdır. Bir devlet başkanı iştahat edebilir hakkıdır. Bir şeyh, bir üstad Kur'an ve sünnet tarihinde iştahat edebilir hakkıdır. Ama bunu ne yapacak? Kur'an ve sünnete dayandırarak bunu söyleyecek. Bunu dayandırarak da söylerse hakkıdır. Ama öbür türlü itaatler bu noktada, öbür türlü biatlar, Kur'an ve sünnetin dışındaki hareketleri de içine alıyorsa orası bataklıktır.
Bir de vardır ya bir takım sufiler için, bir takım cemaatler için. Onun yaptığında hikmet vardır ya. Kardeş, Kur'an ve sünnetin dışında hikmet arama. Kur'an ve sünnetin dışında sen marifetullah arama. Kur'an ve sünnetin dışında kendine bir yol arama. Kur'an ve sünnetin dışında kendine bir hakikat arama. Allah muhafaza eylesin. İşte bunlar da, o kimseler öl dese ölecekler. Bir takım sufilerin içerisinde de vardır ya, bize şeyhimiz öl dese ölürüz. Hiçbir şeyhi duymadım bugüne kadar müridine öl desin. Ben hiç duymadım. Bir mürşidin yap dediğinin yapmayan nasıl öl dediğinde ölecek ya. Bunların hepsi de edebiyat.
Böyle olanlar var mıdır? El cevap vardır. Sakın ha bizim yolumuz ondan değil. Benim Kur'an ve sünnet dairesinde bir dairesinin dışında söylediğim bir şeye arkadaşların itaat etmesini istemiyorum. Hatta beni uyarsınlar, bana nasihat etsinler desinler ki bu Kur'an ve sünnetin içerisinde yok. Bu Kur'an ve sünnete aykırı bir durum. Hakkınızı helal edin ama bundan bir geri dönseniz. Geri dönelim. Allah muhafaza eylesin. Herkes ölüp gidecek hesap verecek. Hepimiz hesaba çekileceğiz. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Hakkınızı helal edin. El-Fatiha. Ama selamat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi