Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 27 Aralık 2024 · 45:23
Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hakça yaşayan, hakkı savunan, batıl batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'i Kur'an ve sünnet-i seneye sımsık yapışanlardan eylesin. Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'i kurtarsın, ümmet-i Muhammed'i ve çocuklarını her türlü haramdan korusun, içkiden, uyuşturucudan, kumardan, her türlü melanetten uzak eylesin, Cenab-ı Hak ülkemizi ve bütün ümmet-i Muhammed'i, bütün bulunan melanetlerden uzak eylesin, her türlü kötü alışkanlıklardan uzak eylesin, Rabbim cümle ümmet-i Muhammed'i korusun ve muhafaza eylesin, İsrail'i ve destekçilerini batırsın, helak eylesin, Cenab-ı Hak bütün batıyı helak eylesin, Cenab-ı Hak bütün ümmet-i Muhammed'i de dirilsin, yücelsin, Cenab-ı Hak Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin,
Nerede ümmet-i Muhammed'e zulüm var ise, zulmedenlerden Cenab-ı Hak intikamımızı alsın, Ejimayen, haftalardır yapamıyoruz ya ders, inşallah bu hafta yapacağız Allah'tan bir şey gelmezse, haftalardır dedim, tabii ki hafta bilgisayarın azizliğine uğradık, Allah'ın izninden problem şimdilik çözüldü, bir dahaki probleme kadar devam edeceğiz inşallah, 36. nasihata gelmişiz, Ali İmran suresi ayet 135, Eûdbillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim وَالَّذِينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةًا اَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ
اَوْ ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَنْ يَغْفِرُوا الظُّنُوبَ إِلَّا اللَّهِ وَلَمْ يُسِرُّوا عَلَى مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ Ali İmran ayet 135, Onlar bir hayasızlık yaptıkları veya nefislerden zulmettikleri zaman Allah'ı zikrederler ve hemen günahlarının bağışlanmasını isterler.
Günahları Allah'tan başka kim bağışlar? Yaptıkları kötülükte bile bile ısrar etmezler. Bu ayet-i kerimenin 134. bu surenin 134. ayet-i kerimesi var. Yani daha öncesi ve sonrası. Cenab-ı Hak bu ayet-i kerimelerde müminlerin vasıflarını bize söylüyor. Bununla alakalı ayrıyeten böyle bir sıra ders yapmayı inşallah düşünüyorum.
Cenab-ı Hak nasip ederse bu müminlerin vasıflarını söylüyor. Bu müminlerin vasıflarından yani bizim topluluğumuz için bütün vasıflar önemli. Ama zikirle alakalı nasihatlere devam ettiğimiz için bu ayet-i kerime Allah'ı zikredenlerle alakalı. Onlar bir hayasızlık yaptıkları zaman veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı zikrederler. Burada şimdi iki durum var. Bir, birisi bir başkasına bir edepsizlik, bir terbiyesizlik oldu. Bu dışarı karşı bir şey. Bir de insanın kendi nefsine karşı oldu. Bu içeri olan bir şey. İçeri ve dışarı. Yani hem sizin kendi özel alanınız. Yani bir de kendi iç aleminiz.
Bunu veyahut da dışarı karşı veyahut da kendi iç aleminiz. Öyle nitelendirelim. O zaman bunlar ne yapıyorlar? Nefislerine zulmettikleri veyahut da bir hayasızlık yaptıkları zaman Allah'ı zikrederler. Bu kimsenin birinci özelliği Allah'ı zikretmesi. Önce şunu bir orta yere koyalım. İnsan fıtratı, bakın insan fıtratı hata yapmaya, günah işlemeye, yanlışlık yapmaya, zulmetmeye meyillidir.
Uygundur bu. Tekrar söylüyorum meyillidir. Fıtratımızda bizim günah işlemek, hata işlemek, yanlışlık yapmak vardır. Bazen ehli sufiye şöyle derler. Hani siz de mi böyle yapıyorsunuz? Ya ehli sufiye şeytan daha fazla yüklenir. Daha fazla onunla uğraşır. Onlar da hata yaparlar. Yani sonuç itibariyle bir tek hani peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hariç peygamberler, diğer peygamberler küçük zelleler işlemişler, hatalar yapmışlar ki biz haydi haydi yaparız.
Ama dışarıdan bakan bir kimse bir dervişin hata yapmayacağını, kusur işlemeyeceğini düşünür. Öyle bir elbise giydirir. Bazen dervişler de kendileri hata yapar. Hatta şeyhler de bu hataya düşerler. Sanki kendileri günahsızmış gibi düşünürler. Sanki günahsız bir elbise onları bürümüş gibi düşünürler. Bu da doğru değildir. O zaman insan nefsi hata yapmaya, günah işlemeye, yanlışlık yapmaya meyillidir. Böyle olunca insan ne kadar iman sahibi olursa olsun, ne kadar takva sahibi olursa olsun, ne kadar ince düşünürse düşünsün, o kimsede hata, kusur, yanlışlık, günah görülebilir. Bunu bakın aşağıdan yukarı doğru götürdüm. Ama bu kimse için, o zaman herkes için geçerli mi?
Evet. Hani bazen zaman zaman sohbetlerde derim ya, benim amacım günahsız bir topluluk oluşturmak değil. Bu insan fıtratıyla savaşmaktır. Siz kendinizi de günahsız bir kimse oluşturamazsınız. Fıtratınıza aykırı. Kendinizi de günahsız gösteremezsiniz. Bu da fıtrata aykırı. Biz şuna inanırız. Topluca Allah'ı zikrettik, tövbe ettik. Biz burada annemizin doğduğundaki gün gibi tertemiz olduk. Bütün hata ve kusurlarımız hayra çevrildi. Hadisle sabit. Bu konuda imanımda zerreci şüphe yok. Buna inanırım. Bak zerreci şüphem yok. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir şey söylediyse, heva hevesinden söylememiştir.
Ayet-i kerime ile sabittir. Vahiydir o. Ben onu vahiy olarak algılarım. Öyle iman ederim. Ve söylediyse kendimce derim, bu benim kendi şahsi duruş noktam. O hiçbir şeyi madem ki heva ve hevesinden yapmadı ve söylemedi. yaptığı her şey, söylediği her şey vahyet abidir. Kur'an değildir ama Kur'an'ın tefsiridir. Kur'an değildir ama Kur'an'ın tefsiridir. Sonuç itibariyle size iki şey bıraktım. Birisi Allah'ın kitabı, birisi de benim sünnetlerim. Diğer başka bir rivayette ehl-i beytim. Kim bunlara sımsıkı yapışırsa o asla sapıtmaz. Doğru yoldadır. O zaman öyleyse ölçüm benim Kur'an ve sünnet. Ölçüm Kur'an ve sünnet olunca işte ben peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu konuda ben hatta zayıf olmayan hadisi onlara da takılmıyorum.
Çünkü bir hadis-i şerif bunu bize söylemiyorlar. Bütün ulemanın ittifakı vardır. Ümmetim yanlış yerde toplanmaz, hadis-i şerifin tecelliyatıdır. Bir kimse zayıf amelle de o kimse ibadet edebilir. Zayıf, özür dilerim, zayıf hadisle ibadet edebilir. Onunla amel edebilir. Zayıf hadisin üzerine hüküm kurulmaz. Ceza hükmü. Zayıf hadisin üzerine o kurulmaz. Öbür türlü bir kimse zayıf hadisle amel edebilir mi? El cevap edebilir. El cevap edebilir bakın. Yani kalkıp da bilmem hangi profesörün sözüne bakacağına zayıf hadis o sözden daha hayırlıdır. Taslamam'ın sözünden zayıf hadis daha hayırlıdır. İsim de söyleyeyim.
Veyahut da bayraktar bayraktarın sözünden daha hayırlıdır zayıf hadis. Veyahut da öldü gitti ya. Söyleyin ismini. Yaşar Nuri, onun sözünden daha hayırlıdır zayıf hadis. Veyahut da işte ne olsun o ismi İslamoğlu olan, kaderi inkar eden. Evet, onun sözünden daha hayırlıdır zayıf hadiste amel etmek. İsim vererek söylüyorum. Veyah televizyonlara çıkıp hadislerin üzerinde tartışan kalbi bozuk, aklı bozuk, beyni bozuk, südü bozuk, kanı bozuklar var ya. Onların sözünden daha hayırlıdır zayıf hadis. Her ne kadar bütün alimi, ülemayı toplasanız bugünkü piyasada televizyon televizyonu dolaşanlardan veyahut da böyle laf gezdiren, hadislerin üzerinde şüphe yandıran kimselerden daha hayırlıdır zayıf hadiste amel etmek.
Öyle olunca hadisler benim için ölçü, Kur'an ölçü. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuş ki, zikrullah halakasından afolmuş olarak kalkınız. İmam Hanbel'in rivayetinde de demiş ki, geçmiş günahları da hayra çevrilmiş olarak kalkınız. Afolmuş olarak kalkınız çok hadis-i şerif var ama birkaç tane de böyle geçmiş günahları afolmuş olarak kalkınız hadisleri de var. Ben iman ediyorum, afolmuş olarak kalkıyoruz. Eyvallah. Ama burada mümin vasfını söylüyor. O kimse diyor eğer ki ama nefsine zulmetti ama bir hayasızlık yaptı. O hemen Allah'ı zikreder. Ardından devam ediyor. Sonra tövbe eder. Zikrullah'ı öne alıyor. Çünkü zikrullah en büyük iştir ayeti kerime. Zikrullah'tan daha insanı temizleyeci, zikrullah'tan daha yükseltici, zikrullah'tan daha hayırlı bir amel, zikrullah'tan daha yüksek bir amel yok.
Hadis-i şerifte bir kimse kılıcını alsa, kırılıncaya kadar savaşsa, ikinciyi alsa, yine kırılıncaya kadar savaşsa, üçüncü kılıcı alsa, yine kırılıncaya kadar cihad etse, savaşsa, ancak diyor zikrullah yapanla muadil olur. Denk olur. Üstün olmaz yine. Oruç tutanların hangisi hayırlıdır? Allah'ı zikreden. Namaz kılanların en faziletliyse hangisidir? Allah'ı zikreden. Cihad edenlerin en faziletliyse hangisidir? Allah'ı zikreden. Hazreti Ömer Efendimiz, Hazreti Öbu Bekir Efendimiz'e diyor. Ya Ebu Havz, Allah'ı zikredenler her şeyi götürdü. Allah Resulü bunu duyuyor. Niam, evet. Allah'ı zikredenler diyor. Hepsini de aldı götürdü. Allah'ı zikredenler hepsini aldı götürdü. O zaman burada normalde Allah'ı zikredenler ifadesi, hatanın, yanlışlığın, eksikliğin hemen arkasından Allah'ı zikretmek, Allah'ı hatırlamak.
Ve zikrin eftali neydi? La ilahe illallah. Hemen o kimsenin tevhide devam etmesi, hemen la ilahe illallah'a devam etmesi, hemen zikrullah'a devam etmesi, hem zikrullah'la arasını düzeltmesi, zikrullah'la, zikrullah'la arasına giren günah perdesini kaldırması, zikrullah'la arana perde girdi, günah perdesi Allah'la arana perde girdi. Bir günah işledin, perdelendin. O perdeyi yırtıp atacak olan, o perdeyi ortadan kaldıracak olan Allah'ı zikir. Hemen zikrullah'a dön. Hemen Allah'ı zikretmeye başla. Hemen tevbeye başla. Hemen ilk önce zikrullah'a başla. Zikrullah yapmıyorsan, bil ki şeytanla kol kola girdin. Geldi senin kalbinin içine oturdu. Zikrullah yapıyorsan, sen bataklığın içinde de olsan gül gibisin.
Zikrullah'a devam ediyorsan, etrafına baktın, etrafındaki her şeyin vahşi olduğunu gördün. Zikrullah'a devam ediyorsun, bakıyorsun yoldaki insanlar, etrafındaki insanlar vahşi birer sırtlan gibi. Evet. Ve Allah'a hamd ediyorsun. Ya Rabbi ben de bunlardan olabilirdim. Sana hamd ediyorum ki beni zikrullah cemaatıyla tanıştırmışsın, zikrullah halakasıyla tanıştırmışsın. Bu Cenab-ı Hakk'ın dünya üzerinde bir kulun üzerine verebileceği en büyük lütuf, Allah'ı zikir anlayışı ve inancı. Yaşım geçtikçe, olayları gördükçe, insanları tanıdıkça artık Allah'ı zikreden bir kimsenin gerçekten dünya üzerinde tertemiz bir nur üzerinde yürüdüğüne inanıyorum. Ve Allah'ı zikredenlerin üzerinde hususi bir nur var.
Hususi bir nur. Bu namaz kılanın nurundan değil, bu oruç tutanın nurundan değil, bu hacca gidenin nurundan değil. Bakın bu zikrullah nuru hususi bir nur. Ve zikrullah halakasına oturan bir üstada intisap etmiş, ondan ders alıp, adaf ve erkana riayet eden bir kimse, yemin ediyorum bu zamanda evliya. Bu zamanda evliya, hele gençleri, çocukları görüyorum böyle, bu zamanda zikrullah halakasındalar, zikrullahla hemhal oluyorlar, yeminle bunu söyleyebilirim, vallahi de billahi de zamanın evliyası.
Yeminle söylüyorum bunu, bunu yeminle söylüyorum bakın. Bugün genç bir çocuk Allah'ı zikir halakasına oturduysa, bir üstada intisap ettiyse, günlük virtlerini çekiyorsa, zikrullah halakasına oturuyorsa, yemin ediyorum size, zamanın evliyası, zamanın evliyası o. Biz zikrullah halakasında oturduğumuzdan, tabiri caizse, hani denizdeki balık misali, farkında değiliz.
Balık, denizden dışarı çıkınca çarpınmaya başlar. O zaman denizin kıymetini bilir. Biz nefes alamasak, nefesin kıymetini o zaman biliriz. Biz suyu içemesek, suyun kıymetini o zaman biliriz. Biz tuvalete çıkamasak, tuvalete çıkmanın kıymetini o zaman biliriz. Bizim gözümüzde bir hasar olsa, görmenin nimetini o zaman anlayabiliriz. Midemizde bir hasar olsa, biz midenin kıymetini o zaman anlarız. Kara ciğerimizde, akciğerimizde, pankrasımızda bir hasar olsa, onun kıymetini o zaman biliriz biz. Hani sağlığın kıymetini bilmek var ya, sağlıklıyken, hadis-i şerifte Allah Resul diyor ya, hani bazı şeyler geçmeden onun kıymetini bilin, ne? Boş zaman. İkincisi ne? Sağlık.
Üçüncüsü gençlik. Gençlik. O gençken ibadet etmek var ya, gençken zikrullaha oturmak, gençken Allah dostuna biat etmek, orada yürümek, bu büyük kıymet. Gelmiş benim gibi 70 yaşına, ders alacağım da yol yürüyeceğim diye uğraşıyor. Onu da kabul. Ama gençken o kimsenin yürümesi, yemin ediyorum evliya, başka bir şey değil. Hatta bir arkadaş öyle dedi bana, baktım dedi cemaatiniz çok genç, e dedim gençler, valla gençlerin böyle bir cemaatte olması senin için keramet olarak yeter görmek istene dedi. Estağfurullah biz dedim keramet peşinde değiliz. Ama dedim cemaatin yaşlısı da var, genci de var, hepsi de var. Elhamdülillah bu çirkinlikte, bu pislikte, bu necasette, evet bu acı bir şey, necasetin oluk oluk, pisliğin oluk oluk aktığı, yağmur gibi yağdığı bu zamanda, bir kimse zikrullah halakasına oturduysa, bir kimse bir Allah dostuna biat ettiyse, bu kim olursa olsun,
ve orada muhkim duruyorsa, yemin ediyorum Allah dostu o kimse. İşte Cenab-ı Hak müminleri tarif ediyor. Onlar diyor, bir hata yanlışlık yaptıklarında, Allah'ı zikrederler. Çünkü Allah'ı zikreden bir kimsenin kalbi parla. Kadiş-i şerifte Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hazretir buyuruyor ki, kelime-i tevhid ve istiğfara sarılın ve bunları çokça yapın. Zira iblis, insanları günahlarla helak ettim. Bakın, iblis ne diyormuş? İnsanları günahlarla helak ettim. La ilahe illallah ve istiğfar da beni helak etti. İblis insanları günahlarla helak ediyor. İblisi helak edenler, La ilahe illallah'la istiğfar etmek. Yani tövbe etmek.
Tövbenin en küçücüğü, en kısası, Estağfurullah el-Azim. Ama derviş olan kardeşler, dergahın dersini çekecekler. Neydi? Subhanallah ve bihamdihi, Subhanallah el-Azim, ve bihamdihi, Estağfurullah el-Azim. Kim bunu günde yüz sefer söylerse, deniz köpükleri kadar günahı olsa, Allah onu affeder. Hadis-i şerif. O zaman şeytan diyor ki, Tevhid, La ilahe illallah'la, Estağfurullah beni helak etti. Bunu görünce, ben de onları heva ve hevesleriyle helak ettim. O zaman bir dervişi helak eden neymiş bu noktada? Heva ve hevesi. Sakın heva ve hevese düşmeyin. Heva ve heves ne? Kur'an ve sünnet-i seniyenin dışındaki eylemler, faaliyetler, düşünceler, hükümler.
Kendi kafandan bir şey hükmetme. Heva hevesine uyma. Peygamberlik yapma. Heva hevesine uyma. Şeyhlik yapma. Heva hevesine uyma. Kendi kendine ben zakir olsam, şöyle yapardım deme. Heva hevesine uyma. Helalı haramlaştırma. Heva hevesine uyma. Haramı da helallaştırma. Uyma. Sıkı bir şekilde Kur'an sünnet sana ne emrediyorsa onu söyle. Söyleyemeyeceksen sus. Birine söyleyemeyeceksin. Öyle ya patronundu, yok amirindi, yok memurundu, yok babandı, yok annendi, yok şuydu, yok buydu. Doğru değil ama söyleyemeyeceksen sus hiç olmazsa. Yamulma. Eğilme. Abiyane tavırla kıvırma. Yapma.
E sen rüzgara göre davranma. Rüzgar ne zaman nereden esya belli değil. Sen sabit tut. Savrulursan hep savrulur gidersin. Taviz verirsen hep taviz verir gidersin. Sen Kur'an sünnet çizgisinde sımsıkı dur. Bırak savrulan savrulsun. Bırak yıkılan yıkılsın. Bırak giden gitsin. Sen Kur'an sünnet tarihinde dimdik ve sımsıkı dur. Sen orada sımsıkı durduğun müddetçe Allah seninle, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem seninle, büyük veliler, pirler, şeyhler, mürşitler seninle, gökteki melekler seninle. Merak etme. Sen yalnız değilsin. Savrulursan şeytan seninle. Savrulursan kafirler seninle.
Savrulursan münafıklar seninle. Savrulursan mürtetler seninle. Savrulursan gevşekler seninle. Savrulursan heva ve hevesini ilah edinenler seninle. Savrulduğun anda savrulma. Sımsıkı dur. Hata işledin diye savrulma. Günah işledin diye savrulma. Yanlışlık yaptın diye savrulma. İçki içtin, içtin, savrulma. De ki ben bir yanlışlık yaptım, tövbe ediyorum ya Rabbi. Döndüm geri. Savrulma. Ne yaptıysan yaptın. Savrulma canım kardeşim. Savrulma. Allah'ı zikret, tövbe et. Allah'ın tövbe kapısı açık. Tövbe kapısı bir, umuma kapanmadıkça. İki, sen kendi tövbe kapını kapatmadın müddetçe.
Tövbe edeni Cenab-ı Hak affeder. Hadi umumu anladık kıyamette. İnsan kendi tövbe kapısını nasıl kapatır? Şeytanın peşine düşer. Tövbe kapısını kapatır. Şeytanlaşır. Tövbe kapısı kapanır o kimsenin. Çünkü Allah'ı unutur. Allah'la irtibatı kesilir. Allah'la bağı kesilir. Öyle olunca da, öyle olunca da o kendi tövbe kapısını kapatmış olur. O gider bir tarafta, öyle bir şey yapar. Cenab-ı Hakk'ın gadabını çeker. Öyle bir şey yapar. Hz. Muhammed-i Mustafa'nın ona olan muhabbeti kesilir. Öyle bir şey yapar. Hani velilere böyle taş atıyorlar ya. Öyle bir şey yapar. Cenab-ı Hakk'ın hadisi kutisi tecelli eder.
Allah diyor yırtıcı, hayvanın avından intikam aldığı gibi ondan intikam alır. Böyle tövbe kapısının bir insanın kendi kendisine kapattığı yerler vardır. Şirk, tövbe kapın kapalıdır. Önce şirkten geri dön. Rabbi muhafaza eylesin. O tövbe kapın kapanmadan tövbe et. Ve umi olarak tövbe kapısı kapanmadan da tövbe et. Ve Allah'ı zikret. Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri'nin sözü çok hoşuma gider. Ölçüdür benim. Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri der ki, günah işlediğiniz yerde, günah işlediğiniz yerde, Allah'ı zikrettiğiniz anda, Allah'ı zikrettiniz. Orada diyor Cenab-ı Hak sizin tövbenizi kabul eder ve sizi affeder. Zikredeceksin orada.
Kendi kendimi sakın ha, meyhaneye gideyim ben burada meyhanede çok içtim. Ya gideyim de şurada bir tövbe edeyim. Böyle bir şey sakın yapmaya kalkmayın. Girmeyin içeri. Ha tebliğ edecekseniz girin. Ha öyle kafadan da. Ya gideyim nasıl olsa dansözler oynuyor, çengiler orada şakkadak şükkadak dönüyor. Ben gideyim bir hani onlara tebliğ edeyim. Böyle heva hevesinden deyim. O yüzden tövbe ve zikrullah sizin ayrılmaz parçanız olsun. Yine her kim harflerinin hakkını vererek ve çekerek la ilahe illallah derse büyük günahlardan dört bin günahı silinir. Bir hadis-i şerif daha var. Hani la'yı üç elif miktarında uzatıp da kim üç sefer bunu söylerse dört bin günahı affolur diye.
Biz hani bazen derler ki la'yı neden uzatıyorsunuz? Hadis-i şerif var. Biz la'yı üç sefer, üç elif miktarında uzatırız. Uzatırızdan üç sefer de tevhid çekeriz. Bu tevhidi çektiğimizde en az dört bin günahımız affolur. Ama hadis-i şerifte ne diyor? Oradan affolmuş olarak kalksın diyor. Biz o üç sefer onu öyle çektiğimizde af olacağımıza inanırız hadis-i şeriften dolayı. Rabbim bizi onlardan eylesin. Amin. Yine İmam-ı Hanbel'den hadis-i şerif. Allah'ın rızasından başka bir şeyi gözetmek ve beklemeksizin Allah'ı zikreden bir topluluğu gördüğünde göklerden bir münadı şöyle seslenir. Kalkın! Hepiniz bağışlandınız. Kötülükleriniz iyiliklere çevrildi. Elhamdülillah. Bu büyük müjde.
Bu çok büyük bir müjde. Bu muhteşem bir müjde. Toplandı. Ben hani Allah beni affetsin. Bazen böyle hatırlatmakta fayda görüyorum. Böyle bir şey yaptığımız için değil. Hani başka bir hadis-i kudside de diyor ya Allah'ın gölgesinde gölgelenecek olanları. Onlar birbirleriyle akraba değillerdir. Birbirlerinden menfaatleri de yoktur. Aynı kavimden de değillerdir. Ama birbirlerini Allah için severler. Toplandıklarını da diyor Allah'ı zikrederler. Ben hep beyan ederim. Ben bu topluluk sizden bir para pul istemeyecek. Siz de topluluktan istemeyin. Bizim topluluk çok zengin değil. İstemek yok bizde. Sizden bir şey istenmeyecek burada. Hiç istenmedi.
Hiç istenmedi. Burada ticaret alışverişi olmayacak. Biz ticaret için toplanmadık. Alışveriş için toplanmadık. Menfaat için de toplanmadık. Maddi bir menfaatımız da yok. Ya biz Allah için birbirlerimizi sevdik. Allah için sevdik. Ve toplandığımızda hiçbir şey beklemeksizin Allah'ı zikrettik. Bizim topluluğumuzun temel karakteristik özelliklerinden birisi bu.
Ya bunu ikide birde beyan ediyor. Bu dışarıdan söylüyor. Evet beyan ediyorum. Hatırlatmakta fayda vardır diyor. Hem ayette hem hadiste. Hatırlatmakta fayda var. O yüzden bir şey isteyen de bizden değil. İstemeyin. Andırmayın. İster andırırsanız bir gün kendinizi dışarıda görürsünüz. Topluluğun kurallarına ihanet etmiş olursunuz. Zorluğu çekecek olan, göğüsleyecek olan burada dursun. Çekemeyecek olan, göğüslemeyecek olan lütfen bırakıp gitsin. Bu kaidelere uyacak olan kardeşler ders yaptırsınlar, çavuşluk yapsınlar, zakirlik yapsınlar. Uyamayacaklarsa edepleriyle müsaade istesinler. Bu kadar.
Veya derviş kardeşler andırmayın, umdurmayın, istemeyin. Dergahı kullanaraktan istemeyin. Yapmayın. Yapamayacaksanız size hiçbir zorunluluk koşmuyorum. Yer tutmak zorunda değilsiniz. Yer kirası ödemek zorunda değilsiniz. Hiçbir şeye zorunlu ve sorunlu değilsiniz. Ben sokakta da ders yaparım. Ben bahçede de ders yaparım. Ben karın altında da ders yaparım. Yağmurda da ders yaparım. Ben beş kişiyle de ders yaparım. On kişiyle de ders yaparım. Yüksünmem. Gücüm yettiği müddetçe iki kişi de olsa gider ders yaparım ben. Sıkıntı değil benim için. Kendi kendime böyle aa işte ya yüksünmem ben. Giderim. Yeter ki Cenab-ı Hak sağlık, afiyet versin.
Yeter ki zamanım olsun. Sıkıntım olmaz benim. Bana dervişler ağır gelmez. Bu yolun çilesi bana ağır gelmez. Hepsi de bana rahmettir, berekettir, lütuftur. Evet o yüzden andırıyorum. Çünkü bu hadisi kutsi de hiçbir şey gözetmeksizin, hiçbir şey beklemeksizin Allah'ı zikreden bir topluluk olacağız. Bizim temel kaidemiz olacak bu. Öyle olunca çünkü oradan affolmuş olarak kalkıyorsun. Öyle olunca çünkü hiçbir gölgenin bulunmadığı o mahşer yerinde Allah'ın gölgesinde gölgeleniyorsun. Bakın hiçbir. Arkadaşlar, kardeşler. Zannetmeyin ki Allah size yardım etmeyecek. Zannetmeyin ki Cenab-ı Hak sizi yolda bırakacak. Siz kaidelere uyduğunuz müddetçe rüzgarda esecek, fırtınada esecek, kar da yağacak, yağmur da yağacak, kah kışı yaşayacaksın, kah sonbaharı yaşayacaksın, kah yazı yaşayacaksın, kah ilkbaharı yaşayacaksın.
Bazen an gelecek, bir anda dört mevsim yaşayacaksın. Bazen an gelecek, an gelecek. Öyle bir kuvvetli rüzgar esecek. Sen bendenmiş gibi görünenlerin savrulup gittiğini göreceksin. Bunlar hepsi de insan için. Hepsi de. Sen kendini sabit tutacaksın. Nereden eserse esin. Sen sabitliğini kaybetmeyeceksin. Nereden eserse esin. Es çek o. Seni dinlemeyecek zaten. Es çek. Es çek o. Sen kendini sabitleyeceksin. O nereden olduğu belli değil. Yağacak, yağsın. Nereden geliyorsa gelecek. Gelecek canım kardeşim benim. Yanındaki kimseden de gelir. Dönüp ona da kızmayacaksın. Gelecek çünkü. Sen kendini sabitleyeceksin.
Kaidelere sabitleyeceksin. Ben Kur'an ve sünnet dairesinde kalacağım. Ben Kur'an, sünnet, imamların iştahı dairesinde kalacağım. Ben sufiliğin olmazsa olmaz kuralları içerisinde kalacağım. Ben hiçbir şey gözetmeksizin ve beklemeksizin Allah'ı zikredenlerden olacağım. Hiçbir şey gözetmeyeceğim. Bana yemek verirler. Bana su verirler. Bana yatacak yer verirler. Bana hürmet ederler. Bana hizmet ederler. Bana çavuşluk verirler. Bana zakirlik verirler. Bana nakiplik verirler. Nügabbalık verirler. Su kabaklığı verirler. Şeyhlik verirler. Üstatlık verirler. Beklemeyeceksin bunu. Hiçbir şey beklemeksizin. Sırf Allah'ı Allah için zikredeceksin. Özelliğimiz bizim bu.
Kaidemiz bizim bu. Biz Allah için severiz. Allah için severiz. Biz Allah için Allah'ı zikrederiz. Biz Allah için Allah'ı zikrettiğimiz için hiç kimseden bir şey beklemeyiz. Ummayız da. Andırmayız da. Biz buraya sırf Allah'ı zikretmek için toplandık. Hiçbirimizin birbirimizden bir beklentisi yok. Birbirimizden herhangi bir şeyimiz yok. Hamdolsun. İşte bunun için biz buradan affolmuş olarak kalkıyoruz. Buna inanıyorum ben. Ve hepinizin de buna inandığına inanıyorum. Çünkü beklentisizlik en büyük özgürlüktür. Ummamak en büyük özgürlüktür. En büyük özgürlüktür. Özgür olun. Ummayın. Eşinizden, çocuklarınızdan, annenizden, babanızdan, etrafınızdan, kardeşlerinizden hiç kimseden hiçbir şey unmayın.
İyyâken abidü ve iyâken estâin. Ancak ona ibadet eder. Ancak ondan yardım dileriz. Ancak ondan isteriz. Ancak ona boynumuzu bükeriz. Ancak ona eğiliriz. Ancak ona yalvarırız. Hasbine Allahu ve nimel vekil. Ondan başka vekilimiz yoktur. Ondan başka elimizden tutacak olan yoktur. Ondan başka yaslanacağımız yoktur. Ondan başka dayanacağımız yoktur. Ondan başka ümidimiz ve umudumuz yoktur. Ondan başka ayağımızı sabitleyecek başka bir güç yoktur. Fırtına da onundur. Sana fırtınaya karşı dayanma gücü veren de odur. Yağmur da onundur. Sele karşı tek vücut durduracak olan da seni odur. Sen kara tufana da tutulabilirsin.
Onu gönderen, onu yaratan da odur. Ama ona karşı sana dayanma gücü veren de odur. Hastalığı veren odur. Hastalığa karşı mücadele azmini veren de odur. Hastalığa karşı direnme gücünü veren de odur. Hastalığı senin üzerinden tesiri kaldıracak olan da odur. Başka hiçbir şey değildir. Hapıydı, doktoruydu, ilacı da sebebidir. Vesilesidir. Ama seni ayakta tutacak olan odur. Kötülüğü yaratan odur. Sufiler böyle düşünmezler. Ama kötülüğü de yaratan odur. Onun karşılığında iyiliği severek, isteyerekten fazla bir enerjiyle yaratan da odur. Sen iyilik tarafını seç. Bil ki kendindeki kötülükler yenilecek. Sen iyilik tarafını seç. Bil ki kötülük yenilecek.
Sana kötülük yapanlar da yenilecek. O zaman sufice duruş, sufice duruş. Biz hata işleriz. Biz yanlışlık da yaparız. Biz eksiklik de yaparız. Ama hemen Allah'ı zikrederiz. Ve hemen deriz ki Ya Rabbi bizi affeyle. Ya Rabbi bizleri katından muhafaza eyle. Katından koruduklarından eyle. Katından lütfettiklerinden eyle. Katından ikram ettiklerinden eyle. Katından tövbesini kabul ettiklerinden eyle. Katından zikrullahını kabul ettiklerinden eyle. Kapından bizlerin hepimizi de kendini dost eyle. Hepimizi de Habibine dost eyle. Hepimizi de dostlarına dost eyle. Beytullahına dost eyle. Medine-i Münevvere'ne dost eyle. Zikrullah halakalarına dost eyle. Ya Rabbi şeytana karşı düşman eyle.
Şeytanlaşmış insanlara düşman eyle. Şeytanın kulu kölesi olanlara düşman eyle. Ya Rabbi bize zarar veren kafirlere düşman eyle. Bize zarar veren münafıklara düşman eyle. Ya Rabbi şeytanın peşinden gidip şeytanın aklıyla hareket edenleri bizleri düşman eyle. Ya Rabbi bizleri dostlarına dost düşmanlarına düşman eyle. Bizleri hayır bildiğin, hayır gördüğün, hayırla sonuçlandıracağın yollarda ve işlerde istihdam eyle.
Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Amin. Cihari yarı güzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osmanızin Nureyn, Ali El Murtaza radıyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Amin. Aşeri mübeşerenin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, şehidi Kerbela'nın tüm ashabı Resulullah hazretlerinin ruhlarına.
Amin. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Malik, İmam-ı Hanbeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediye edildik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursuki, Şeyh Ebu Lesan Eşşazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Şahı Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade Veli, Veysel Karani Muhyiddin Arabi Niyazı Mısri ve bütün Pir ve Firan efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hediye edildik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan. Abdurrahim et tantavi, Abdurrahim en nişavi, el haç el hafı zebubekir sıddı ki çorumi, hacalaydar efendi, el haç çorumlu Mustafa Anaç efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına. Amin. Ya Rabbi, bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine. Amin. Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine. Amin. Yaşayan bütün mürşid-i kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine. Amin. Türk Aliye'den, akraba-ı talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarında hediye ettik.
Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi. Amin. Amin. Bismillahirrahmanirrahim. Amin. El Fatiha ma salavat Allah salli ala seyyidina Muhammedin ve ala Ali Muhammed
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.