mustafaozbag.org

673. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 28 Kasım 2024 · 39:43

Selamun Aleyküm. Aleykümselam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Rabbim ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Cenab-ı Hak cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı, hak, batılı, batılı bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı, hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batılı, batılı bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Kur'an ve sünneti seneye sımsıkı yapışıp, Kur'an ve sünneti seneye yaşayan ve yaşatma mücadelesi veren kullarından eylesin. Amin. Rabbim bu siyonist İsrail'i batırsın. Amin. Destekçilerini batırsın. Amin. Batıyı da batırsın. Amin. Destekçilerini de batırsın. Amin. Kimler onlara destek çıkıyorsa bütün destekçilerini batırsın.
Amin. Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin. Amin. Tüm ümmet-i Muhammed'e özgürlük nasip eylesin. Amin. Bütün arz, la ilahe illallah demeyi ve dedirtmeyi Cenab-ı Hak bizlere nasip eylesin. Amin. Ejimayin. Bugünkü otuz dördüncü nasihatmiş Münafık'ın suresi ayet dokuz. Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın.
Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır. Eûdü billahi mineşşeydânirracîm. Bismillahirrahmanirrahim. Ey iman edenler, mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın.
Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanlardır. Ayet-i kerimenin dört ana bölümü var. Aslında beş. Bir, iman edenler. O zaman bu ayet-i kerime sadece iman edenleri ilgilendiriyor. İman etmeyeni ilgilendirmiyor. İkincisi mallarımız. Üçüncüsü çocuklarımız. Dördüncüsü Allah'ı zikir. Beşincisi de hüsrana uğrayanlar. Hamdolsun iman ettik elhamdülillah. O zaman bizim önümüzde iman edince mallarımız ve çocuklarımız geliyor. O zaman buradaki ana tema Allah'ın zikrinden alıkoyulması. O zaman mal, dünya malı, çaylarınız da içine.
Dünya malı eğer ki bizi Allah'ın zikrinden alıkoyuyorsa o zaman bu sıkıntılı bir nokta oluyor. Ve Cenab-ı Hak ana tema olarak iman edenleri Allah'ı çokça zikretmeye davet ediyor. Eğer bir kimse Allah'ı çokça zikretmekten en önemli alıkoyan şeyi de bir kimseyi mal ve çocuk olarak nitelendiriyor. Burada o kimse Cenab-ı Hakk'a olan itaati, Cenab-ı Hakk'a olan zikri, Cenab-ı Hakk'a olan sevgiyi, muhabbeti engelleyecek olan şeyin birincisi mallar olarak geliyor.
Adem aleyhisselamdan itibaren bütün inananların önüne bunlar çıkmış. Fitne olarak çocuk, mal, eş, dünyevi lezzetler, dünyevi tatlar inananların önüne hep bir fitne olarak gelmiş. Adına da bunun hep fitne demişler ve bu konuda da Cenab-ı Hakk insanları enteresan bir şekilde dengeye çağırıyor. Yani bu mesele yani Allah'ın zikrini engellemediği müddetçe hani mal ve çocuk Allah'ın zikrini engellemediği müddetçe bir sıkıntı yok.
Ama engelliyorsa o zaman bu dengeyi kaçırdı o kimse. Bu dengede normalde denge unsurunu güzel tutturamadı. Yani işte eşiydi, çocuklarıydı, malıydı. Bunu zikirden uzaklaştırdıysa, bunu normalde Allah'tan uzaklaştırdıysa, o zaman o Müslüman, o mümin, o inanan kimse kendince dünyayla, eş ve çocukla, zikrullah, Allah arasında dengeyi tutturamadı. Buradan şunu anlamıyoruz, biz dünyayı terk edelim, evlenmeyelim, çocuk sahibi olmayalım, mal sahibi olmayalım, böyle bir şey değil. Bunu böyle de düşünmüyorum. Ben böyle düşünmüyorum derken hani bunu hep yıllardır derslerde, zikirlerde derim. Bizden dünya sevgisi bize kerih görüldü. Dünyayı sevmek, dünyaya aşık olmak kerih görüldü.
Yoksa Hazreti Pir'in dediği gibi, hani kumaş ölçmek, biçmek bize kerih görülmedi. Dünyayı sevmek kerih görüldü. Hani Hazreti Ömer Efendimiz'den naklediliyor bu. Bir sahabeden bir kimse, Allah'ım fitnelerden sana sığınırım demiş. Hazreti Ömer Efendimiz ona demiş ki, Rabbinin sana mal ve evlat vermesini istemiyor musun? Dediğini söylüyor. Yani o kimse diyor ki, Allah'ım fitnelerden sana sığınırım. Hazreti Ömer Efendimiz de diyor ki, Allah'ın sana diyor, mal ve evlat vermesini istemiyor musun? Çünkü neden? Hani Enfat Suresi ayet 28'de de, mallarınız ve evlatlarınız sizin için birer fitnedir diyor. O zaman evet birer fitnedir ama bu fitnenin bir zararlı tarafı var, bir de zararsız tarafı var.
Zararlı tarafı ne? Seni Allah yolundan alıkoyuyorsa, Allah'ı zikirden alıkoyuyorsa, seni namazdan, abdestten, oruçtan alıkoyuyorsa, seni Allah yolunda cihat etmekten alıkoyuyorsa, o zaman mal da, kadın da, çocuk da fitne oldu. Veya mal da, çocuk da, erkek de sana fitne oldu. Sadece bu manada fitne kadınlara ait değil, erkekler de aynı. Neden? Erkek var, işte eşinin Allah yolunda gitmesini istemiyor. Fitne oldu kadına, engel oldu çünkü. Kadın sohbete gidecek, gitme. Zikrullah'a gidecek, gitme. İşte Kur'an'a gidecek, gitme. İşte Allah yolunda bir iş var, ona gidecek, adam gitme diyor. Neyi bahane diyor? Hava soğuk, çocuğu hasta edersin diyor. Hava yağmurlu, sen de hasta olursun diyor.
Bu sefer normalde çocuk da fitne oldu, havanın yağmurlu olması da fitne oldu onlar için. Havanın işte soğuk olması da fitne oldu. Havanın soğukluğunu Allah yolunda gitmeye sebep, engel teşkil ettirdi. Normalde aslında bir doğa olayını da ne yaptı? Engel gördü. Yani Cenab-ı Hak ister soğutur, ister ısıtır. Mevsimsel değişiklikler olacaktır. Bundan dolayı Allah yoluna gitmedi. Sohbet var, kar yağdı diye sohbete gitmedi. Zikrullah var, işte hava yağıştı diye zikrullah gitmedi. Ne oldu? Kardı, yağmurdu. Onun için engel olmuş oldu. O zaman Allah yolunda koşmana engelleyen her şey senin için kötü bir fitne oldu. Yoksa Allah sana mal edinmeyi yasaklamadı. Zekat vereceksin, zekat vermek farz.
Zekat vermek farz ise o zaman mal edinmen lazım. Dünyalık bir şeylerin olması lazım. Hatta zekat verecek nisap miktarında olması lazım ki farzı yerine getiresin. Demek ki İslam zenginliğe karşı değil, İslam mala karşı değil. İslam bir çocuğu örneğin işte sadaka-ı cariye hükmünde görür. Kim hayırlı bir evlat yetiştirirse onun amel defteri kapanmaz der. O zaman bir hayırlı evlat senin için sadaka-ı cariye oldu. Namaz kılan, oruç tutan, zikreden, Allah yolunda koşan bir evlat, sen böyle bir evlat yetiştirdin anne baba olarak. Sen onun yapmış olduğu bütün ibadetlerden sevabını aldın. Ama aynı evlat, sen yetiştirmedin, namazdan uzaklaştı, zikirden uzaklaştı. Senin yetiştirmenle alakalı, sen yetiştirmedin onu.
O zaman yapmış, sen ona kötülük kapısı açtın. Sen ona günah kapısını araladın. O kötülük kapısından günah kapısını sen araladığın için oradan geçtiği bütün o günahlardan, o yanlışlıklardan sen de nasibini aldın. Sebep, çünkü sen ona günah kapısını araladın. Sen erkek olarak eşine günah kapısı araladın. Onun işlemiş olduğu günahlardan sen de nasibini aldın. Sen kadın olarak kocana günah kapısı araladın. Günah kapısı araladın. O zaman kocanın işlemiş olduğu günahlardan sen de nasibini aldın. Çünkü kim hayra bir kapı aralarsa, oradan ne kadar kim geçerse geçsin ondan hayrını alır. Kim şerre bir kapı aralarsa, o zaman o şerden kaç kişi geçerse ondan da günahını alır. O zaman normalde bizim yaptıklarımız, ettiklerimiz sadece kendimizi bağlamıyor.
Böyle olunca o hem evlat olarak hem de mal olarak dengeyi kurmak zorunda bir mümin. Mal sevgisi bütün Adem'den itibaren bütün peygamberlerin ümmetlerine bir imtihan olmuş. Malum Karun en zengindir ama genelde müslümanları bozan, genelde müminleri bozan mal sevgisi olmuş. Mal değil, mal sevgisi. Her ümmet için bir fitne vardır. Benim ümmetimin fitnesi de maldır. Tirmizi de geçiyor. Demek ki her ümmet için bir fitne varmış. Allah yolundan uzaklaştıracak bir şey var. O zaman ümmet-i Muhammed içinde ne? Mal. Yani o kimse zengin olma hırsıyla, mal sahibi olma hırsıyla rüşvet demiyor, yalan demiyor, dolan demiyor, hırsızlık demiyor.
Herhangi bir hak, hukuk tanımıyor. Zengin olacak, mal mühk sahibi olacak. Hakkı olmayanı da cebellez-i minel beşer etmeye çalışıyor. Hakkı olmayanı da almaya çalışıyor. Bugünün insanları olduğu gibi, gününün de insanları önüydü. Daha önceki insanlar da aynıydı. Bu işin gücü eline geçirenler, kanunu, hukuku eline geçirenler hak, hukuk tanımamışlar. Hak hukuk tanımadıkları için onlar boyuna zulmetmişler halkı, köleleştirmişler, halkı sömürmüşler. Hep zalim imparatorluklar kurmuşlar, zalim devletler oluşturmuşlar, zalim sistemler oluşturmuşlar. İnsanları köleleştirerekten zengin olmuşlar. Tarih boyunca. Ve böyle olduğu zaman o devletler, o sultanlıklar hepsi de yıkılmış.
Yerine adaleti tesis edecek olan kimseler gelmiş. Onlar da bir müddet sonra yoldan sapmışlar. Sonra onlar da yıkılmışlar. Yine adaleti tesis edecek olan insanlar gelmişler. Onlar da yoldan saptığında, böylece onlar da yıkılmışlar. Tarih boyunca hep böyle, devir dönüşüm böyle olmuş. Hala da aynı. Yani Osmanlı yıkıldı. Evet, yıkılmasının sebebi iç sebepler, dış sebepler. Ama onların yıkılma sebebi, Kur'an ve sünneti senin hükümlerinden uzaklaşmaları. Ondan önce Selçuklular yıkıldı. Yine sebep bu. Ondan önce Memlülklüler yıkıldı. Ondan önce işte Emeviler, Emevilerden sonra Abbasiler. Hep bunlar böyle İslam dünyasında İslam devletleri veya imparatorlukları yıkıla yıkıla geldi. Yıkılmalarının sebebi, mal sevgisi, dünya sevgisi, makama gelen kimselerin adaletsiz davranmaları.
İşte rüşvetler, kayırmacılıklar havada uçuşmuş. Adaletsizlikler havada uçuşmuş. Ve sonunda devlet de kokuşmuş. Alimler de kokuşmuş. Hepsi de kokuşmuş. Ve sonuçta Cenab-ı Hak o devleti yıkmış, parçalamış. Yerine yeni bir devlet kurulmuş. Bu inananlarla alakalı. Çünkü bir Müslümanın üzerinde zulüm, payidar olmamış. Zulmedenlerden Cenab-ı Hak intikamını almış. İntikamını aldırmış. Ve ümmetin en büyük zaten, en büyük imtihanı mal sevgisi. Ve ne yazık ki Müslümanların bugün önünde en büyük handikaplardan, Türkiye'deki Müslümanların önünde en büyük handikap bu. Yani önceden bundan 30 yıl önce, 25 yıl önce, 20 yıl önce Müslümanlar böyle mücadele halindeydi.
İşte zikullahlar yasak, sohbetler yasak, kitap okumalar yasak. Ondan sonra dini bir mücadelenin içindeydi. Başörtüsü yasak, üniversitelere girmek yasak. Böyle bir yasaklarının altında Müslümanlar inim inim inliyordu. Ve Müslümanlar iktidarın bir ucundan tuttular. Bir ucundan tutunca mal sevgisi, makam sevgisi onların davalarını unutmalarına sebep oldu. Yani Allah'ın zikrinin önüne geçti. Ayet-i kerimede mallarınız ve çocuklarınız Allah'ın zikrine engel olmasın diyordu. Ama ne yazık ki bu dönüşümde, bu değişimde Müslümanlar imtihanı kaybettiler. Ve mal sevgisi, dünya sevgisi, makam sevgisi, biz de zengin olacağız, biz de köşeye döneceğiz, biz de mal mülk sahip olacağız, Müslümanların buna sahip olması lazım dediler.
Ama ne yazık ki oraya giderken, oraya koşarken hakkı unuttular, hukuku unuttular, adaleti unuttular, fukarayı unuttular, kimsesizleri unuttular, yoksulları unuttular. Oysa o yoksullarla, kimsesizlerle beraber bayrak asıyorlardı. O yoksullarla, o kimsesizlerle beraber yürüyorlardı. O yoksullarla, kimsesizlerle beraber normalde sokaklarda işte kendilerini nümayiş yapıyorlardı. İşte filama asıyorlardı, bilmem ne yapıyorlardı. Ama iktidara gelince, belli bir makama, belli bir mevkiye gelince onları unuttular, dostlarını unuttular, arkadaşlarını unuttular ve kendilerine yeni zengin dostlar oluşturdular. Kendilerine dünyaya tapınan, altını ve gümüşü kendine ilah edinen, gücü kendine ilah edinen, gücü kendine ilah edinen, yeni firavunlaşmış dostlar edindiler.
Böylece kendileri de firavunlaştılar, kendileri de hakkı önde tutmadılar. Allah'ın zikrini unuttular. Ne yap Allah'ın zikri en önemli ne? Kur'an'ı unuttular, Kur'an'ın yasasını unuttular, Kur'an'ın anayasasını unuttular, Kur'an'ın yasaklarını unuttular. Böylece hakkı önde tutmadılar. Mal sevgisi, dünya sevgisi bunların hepsini de aldı, yürüdü, götürdü gitti. Bu ayeti kerimeye biz şimdi kendi içimizden bakmıyorum. Dervişler açısından buna bakmıyorum. Zaten buraya gelen cemaat, buraya gelenler zaten bunları aşmış. Mal sevgisini aşmış, evlat sevgisini aşmış. Aşmış yani balından ve evladından, mal ve evlat sevgisi onun buraya gelmesine engel olmamış. Sosyal medya buraya gelmesine engel olmamış.
Kafelerdi, bardı, pavyondu, işte kahvaneydi. Yok şurada gidelim şunu yiyelim, yok burada gidelim bunu içelim. Zaten buraya gelenler bunu aşmışlar. Hani biz zaman zaman birbirimizi de öz eleştiride bulunuyoruz ya, bugün gömmeyeceğim sizi. Buraya gelenler zaten bunu aşmış. O zaman mal sevgisi kimin önüne geçti? Günümüzde kimin önüne geçti? Siyasetçilerin önüne geçti. Kimin önüne geçti? Şeyhlerin önüne geçti. Fukara, dervişlerin zaten malı yok. Onun önüne geçecek fazla malları yok onların. Önlerine geçecek çocukları var zaten, çocuklarıyla beraberler zaten. Her biri burada bakın, küçük küçük. Bir halakaya çıkarıyorum, onlar için büyük mutluluk. Büyük mutluluk.
Onların mutlu olduğu yer burası, düşünebiliyor musunuz? Ben böyle onları çıkarınca ayrı bir benle mutlu oluyorum. Yani çocukların diyor mutluluğuna bak, içimden öyle diyorum. Çocuklar zikrullahta halakaya çıkmakla mutlu oluyorlar. Bu çocuk bu manada ebeveyni için hayır kapısı. Sevap kapısı. O çocuk orada Allah'ı zikrettiği müddetçe, anne babasına da yazılıyor. Babası tutmuş elinden getirmiş, annesi tutmuş elinden getirmiş zikrulla halakasına. O çocuk burada durduğu müddetçe, sahabiye vide, günahsız, direkt annesinin babasının cennetlik olmasına vesile oluyor. Direkt çocuklarınızı aldınız, getirdiniz buraya. Çocuk burada Allah'ı zikretti, anne babaya direkt cennetlik olmasına vesile.
Direkt, en direk değil. O yüzden bu toplumun çocukları bu manada fitne olarak görmüyor musun? Fitnenin hayırlısı. Fitne ama fitnenin hayırlısı. Hayırsızı ne? Çocuğun Kur'an ve sünnetten uzaklaşması. Hayırsızı ne? Çocuğun yanlış işlere gitmesi. Anne babanın da onun yanlışlığına göz yumması. Bir kız çocuğu evlendi, kocasına ait.
Erkek evlat, ölünceye kadar, baba ölünceye kadar veya çocuk ölünceye kadar babanın sorumluluğunda. Kız çocuğu evleninceye kadar. Evlendik, sorumluluk kocasına ait. Öbür türlü, sorumluluk erkek çocuğun babaya ait. Kız evlendi, evlendi. Sorumluluk kocaya ait. Kız ne kadar gelin yanlışlık yaptı ise, kocasının izniyle yaptı çünkü. O kocaya ait. Gelin gitti, yanlış bir iş yaptı. Adam da ona seslenmedi. O adama yazıldı. Halbuki adam evde oturuyor değil mi? Almış kumandayı eline. Bir elinde de tesbih. Eee kadın, kadın yanlış bir şey yapıyorsa adama ait. Allah bizi affetsin. O yüzden normalde bu o zaman bu mal kime kötü manada fitne oldu? Allah yolunda cihadını engelledi senin.
Senin Allah yolunda yürümeni engelledi. Sen önceden baldırı çıplak bir şekilde sokak sokak bayrak asıyordun. Sokak sokak sen afiş asıyordun. Sokak sokak yürüyordun. Sen bir siyasette belli bir yere geldin. Belli bir yere gelince sokak sokak yalın ayak yürüdün. İnsanları da unuttun. Yürüdüğünü de unuttun. Şimdi artık sen villalarda yaşıyorsan ve villalarda yaşarken din ahkamı kesmeye çalışıyorsan, sen yalancının dik alasısın.
Ve senin normalde Allah yolunda bir işin yok. Sen o yolu istismar etmişsin. Zengin olmak için yola çıkmışsın sen. Makam sahibi olmak için yola çıkmışsın. Ve oradaki fakirin, fukaranın hakkına, hukukuna girmişsin. Ve onların omuzlarına, başlarına basaraktan bir yere gelmişsin. Şimdi onları sen tanımıyorsun. Sen zalimin tat kendisisin. Zalimsin sen. Hainsin sen. Yol hainisin. Kur'an sünnet hainisin sen. Senin iki yakanda bir araya gelmeyecek. Gelmesin de zaten. Sizin yüzünüzden bütün cemaatler, bütün tarikatlar, bütün İslami hareketler yara gördü sizin yüzünüzden. Sizler çünkü südü bozuk insanlarsınız. Sizler kanı bozuk insanlarsınız.
Sizler fikri bozuk insanlarsınız. Sizler şeytana tapan insanlarsınız. Siz malı ilahlaştıran insanlarsınız. Siz heva ve hevesinizi ilahlaştıran insanlarsınız. Evet siz çünkü malınız, makamınız Allah'ın zikrinin önüne geçti. Ve siz bunu fark edemeyecek kadar şeytanla dost olmuş, şeytanın kucağına oturmuşsunuz. Ve siz hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Allah sizi hüsrana uğratacak. Eğer bir topluluk İslam deyip yola çıktıysa, ama yolda mala tapındıysa, güce tapındıysa, İslam deyip, Kur'an deyip, tasavvuf deyip, tarikat deyip yola çıktıysa, ve yolda, tekrar söylüyorum bunu, yolda paraya tapındıysa, mala tapındıysa, güce tapındıysa, o topluluk ve o topluluğun başındaki kimseler, hüsrana uğramak mecburiyetinde ve hüsrana uğrayacaklar.
Ayet-i Kerim öyle diyor, onlar hüsrana uğrarlar. Onlar hüsrana uğrarlar. Sonunda ne vardır? Hüsran vardır. Sen çünkü yola çıkarken Kur'an sünnet demişsin, yola çıkarken sen maneviyat demişsin, yola çıkarken sen tasavvuf demişsin, yola çıkarken sen Kur'an sünnet yolunda bir tasavvuf demişsin, ama yolda paraya bozulmuşsun, yolda mala bozulmuşsun, yolda makama bozulmuşsun ve ümmet-i Muhammed'in önüne sen mala, makama, paraya bozulmuş olarak çıkmışsın, sen hüsrana uğrayanlardan olacaksın.
Allah yalan söylemez. Ayet-i Kerime'de mal ve çocuk Allah'ın zikrinden seni alıkoyuyorsa, onlar hüsrana uğrarlar diyor. Bunu bireysel olarak düşündüğümüzde, bireysel olarak düşünüyoruz, bir sufi, bir Müslüman, malından ve çocuğundan dolayı, eşinden dolayı, çocuk çünkü burada sadece çocuk değil, insanın eşi de var, senin zikirden, senin namazdan, abdestten, oruçtan, haçtan, zekattan, zikirden, Kur'an'ı yaşamaktan, Kur'an okumaktan, Kur'an ve sünnet-i seniyenin yaşama ve yaşatılması mücadelesi vermekten alıkoyuyorsa,
sen de hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Bireysel olarak. Sen hüsrana uğrayanlardan olacaksın. Kaçınılmaz son. Bakın bu, kaçınılmaz son. Birey, topluluk aldık. Bu topluluk. Tasavvuf vakfı topluluğu. Yola çıkarken para dememiş, pul dememiş, makam dememiş, mevki dememiş, yola çıkmış. Ama bayındır da, ama ödemiş de, ama Bursa'da, ama şimdi, ülkenin değişik il ve ilçelerinde, mahallelerinde, bu disturundan, taviz vermiş, mal peşine düşmüş, para peşine düşmüş, insanların makam ve mevkilerini kullanmaya çalışmış, o zaman hüsrana uğrayanlardan bir topluluk olacaksınız.
Hüsrana uğrayacaksınız. Birey olarak yaptıysanız, birey olarak hüsrana uğrayacaksınız. Çünkü yolun özüne aykırı hareket ettiniz. Çünkü yolun manevi özüne aykırı davrandınız. O zaman birey olarak hüsrana uğrayanlardan olacaksınız. Yolunuzu istismar ediyorsanız, yolunuzu istismar ediyorsanız, manevi olarak hüsrana uğrayanlardan olacaksınız.
Topluluk olarak, daha büyük bir topluluk olarak, önce kendi ülkemizden sorumluyuz. Türkiye'deki Müslümanlar olarak, Türkiye'deki cemaatler, tarikatlar, dini oluşumlar olarak, yola çıktığınızda, Kur'an, sünnet, vatan, millet dediniz, ezan susmaz, bayrak inmez dediniz, ama yola çıktığınızda, yola çıktığınızda, belli bir güce yetişince, ezan susmaz, bayrak inmez, lafta kaldı.
Cepleri doldurmak, işin realitesi oldu. Makamları peşkeş çekmek, rüşvet, villalar, arabalar, katlar, yatlar, işin realitesi oldu. İşin realitesi o olunca, evet, siz yoldan sapanlar oldunuz. Ve hüsrana uğrayacaksınız. Bu dünyada da, öte dünyada da hüsrana uğrayacaksınız. Ve asla iki yakanız bir araya gelmeyecek. Ve asla kendinize bir şefaatçi bulmayacaksınız. Asla kendinizi destekleyecek Allah önünde, bir şefaatçi bulmayacaksınız. Çünkü siz, yolu istismar ettiniz. Çünkü siz, Müslümanları istismar ettiniz. Çünkü siz, Allah Resulü'nün, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, pak yolunu, istismar ettiniz.
Evet, sizin asla ve asla elinizden tutan olmayacak. Siz çünkü yolda yolunuzu sattınız. Küçük ve büyük paralara sattınız. Yolunuzu sattınız. Makama, mevkiye sattınız. Yolunuzu sattınız. Adaletsizliğe, hukuksuzluğe koştunuz. Bu ayeti kerimeye göre, siz hüsrana uğrayacaksınız. Beş vakit namaz kılardınız. Bir mevkiye gelince, namazı astınız. Oysa o mevkiye sizi gelirken, millet sizi namaz kılıyor diye getirmişti. Siz Kur'an okuyorsunuz diye, millet o mevkiye getirmişti sizi. Siz Müslümansınız diye size oy vermişti.
Müslümansınız diye sizi desteklemişti. Siz çünkü, İslam'ın, Müslümanların bu ülkede çekmiş olduğu çileyi görüyordunuz. Ve bu çileye son vermek, vaadiyle yürümüştünüz. Ama ne yazık ki, Müslümanlara çile oldunuz şimdi. Ne yazık ki, Müslümanlara fitne oldunuz. Ne yazık ki, Müslümanların önünde engel oldunuz şimdi. Ve Müslümanların bu manada, önüne engel olduğunuz için, hüsrana uğrayacaksınız. Ve Allah, tövbeleri kabul edendir. Senin bireysel bir suçun olur. Bireysel olarak, senin tövbeni kabul eder. Ama Ümmet-i Muhammed'in hakkına girdiysen, Ümmet-i Muhammed'in hukukunu çiğnediysen, senin işin biraz zor.
Tüyü bitmemiş, yetimin hakkına girdiysen, işin biraz zor. Kamunun malını, devletin parasını, pulunu, iç ettiysen, işin biraz zor. Adalet mekanizmasında, adaletsizlik yaptırdıysan, işin biraz zor. Birazdan fazla zor. Birazdan fazla zor. O yüzden, ayet-i kerime, mallarınız, ve çocuklarınız, aile efradınız, Allah'ın zikrinden alıkoymasın. Böyle olanlar, hüsrana uğrarlar, der ayet-i kerimede. Rabbim, bizleri de, beni de, sizleri de, hüsrana uğrayanlardan eylemesin.
Hak ve adalet yolunda, yürüyenlerden eylesin. Kur'an ve sünnet-i seniye, sımsıkı yapışanlardan eylesin. Kur'an ve sünnet-i senin, üzerinde yol yürüyenlerden eylesin. Üç ihlas bir fatiha-i şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Peygamber Efendimiz, sallallahu aleyhi ve sellem, Hazretlerinin ruhlarına, ve bütün geçmiş, Peygamber Efendimizin ruhlarına.
Cihar-i Yari Güzin Efendilerimiz, Ebu Bekir Sıddık, Ömer-ül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali El Murtaza radiyallahu anh, Hazretlerinin ruhlarına. Aşere-i Mübeşerenin, Evlâ-i Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam-ı Hüseyin, 72 şühedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. İmam-ı Zimam-ı Azam, Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam-ı Malik, İmam-ı Hanbeli, ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeyle dek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ey Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed el Rifai, Seyyid Ahmed el Bedevi, Seyyid İbrahim Dusiki, Şeyh Ebu Lezeneş Şazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşi Veli, Şahı Hacı Bayram Veli, Mehmet Muhyiddin Üftade Veli, Veysel Karani Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri, Ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediyeyle dek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi.
Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Ya Rabbi, Hasıl olan sevabı, Geçmiş Üstatlarımızdan, Abdurrahim Ettantavi, Abdurrahim Ennişavi, El Haç, El Hafız, Ebu Bekir, Sıddık, İçorumi, Hacı Alaidar Efendi, El Haç, Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşe Dergahı'nın, Ve bütün geçmiş Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Dervişlerin, Müminlerin Ruhlarına.
Ya Rabbi bilhassa Üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özba, Beyefendi Hazretlerinin Ruhaniyetlerine, Ced ve Dadalarının Ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün Mürşidi Kamillerin, Velilerin, Evliyaların, Bütün Derviş Kardeşlerimizin, Ve Ümmeti Muhammedin Ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, Akraba-ı Talukatlarımızdan, Geçenlerin Ruhlarına hedieledik. Vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi, Haberdar eyle ya Rabbi, Feyzatlarını, himmetlerini, Şefaatlerini, dualarını, Üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi, Amin. Ve selamun alel mürselin, Ve alihim elhamdülillahi rabbil alemin, Euzü billahi minneşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Eftali zikir fa'lamennahu, La ilahe, Fatiha ma salavat.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi