Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 14 Kasım 2024 · 40:40
Gününüzü hayırlı eylesin, gecenizi hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batılı batıl bilenlerden eylesin, hakkı hak bilip hak yolunda mücadele eden, batılı batıl bilip batıla karşı cihad eden kullarından eylesin, Rabbim bütün ümmet-i Muhammed'i dirilsin, Ümmet-i Muhammed'i özgürlüklerini nasip eylesin, ve yeryüzünde kelime-i tevhid sancağını dalgalandırmayı nasip eylesin, Rabbim Siyonist İsrail'i yerle eksan eylesin, destekçilerini yerle eksan eylesin, Müslümanların başında olup gizli gizli beni İsrail'le, bu Siyonistlerle, bu Deccalistlerle anlaşanları da Cenab-ı Hak ümmet-i Muhammed'in üzerinden sıyırsın, atsın.
Hepsinde helak eylesin, hepsinde iplini pazara çıkarsın, hepsinde yüzlerimize bakacak yüzleri kalmasın, Rabbim hepsinden güçlerini ellerinden alsın, kuvvetlerini elinden alsın, onları dağıtsın, onları para kendi eylesin, Müslümanları da bir ve beraber eylesin, Müslümanları uyanıklık nasip eylesin, Kur'an ve sünneti seniye sımsıkı yapışmayı nasip eylesin, Bir sohbetinizde adamlar da mehir isteyebilir demiştiniz, mehri isteyebilecek adamlar kimlerdir? Latifeden söyledim onu ya.
Allah sizin iyiliğinizi versin. Ama öyle özgüven patlaması yaşar bir kimse, isteyebilir. Der ki ben evet kadın der ki ona kendini nikahla, Evet seni nikahlarım ama sana verecek olduğum mehri ver, ayrıca benim geçimimi sağla diyebilir yani. Ne olacak? Zikrullah'a gelirken arkadaşlar namazı arabada kılıyorlar. Sorduğumda zikir en büyük iştir ayetiyle cevap verirler.
Bu yaklaşım doğru mu? Araç içinde hangi hallerde namaz kılınır? Her türlü halde namaz kılınır. Adam namaz kılıyor. Vay namaz kılmakta mı suç olacak? Adam araçta namaz kılıyor. İyi, yolda giderken öldü. Namazın vakti girdi. Yolda giderken adam öldü. Namazdan sorunluk kılmayacak mı Cenab-ı Hak kılacak? Öyle mi millet namazını kılsın ya? Sufilikte sorunlu düşünerek mi hareket etmek lazım? Yoksa sorunlu düşünmeden mi hareket etmek lazım? Kur'an ve sünnetse söz konusu olan şey sorunlu düşünmene anlamı yok. Sizin bazı sohbetlerinizden sonra acaba üstadım burada ne demek istedi diye düşündüğümde bu düşünceme gerek bir insan veya bir şey üzerinden cevap kılması, surete bürünmesi normal mi? Normal. Anlattıklarınızın birileri üzerinde bu şekilde tecellisini gördüğümde nasıl davranmam, ne yapmam gerekiyor?
Bir şey yok. Tefekkür etti. Allah'ı zikretti. Bir araştırmacı sarımsağın beyine zarar verdiğini söylüyor. Sarımsak verebilir de sarımsak veriyor ama bizim bildiğimiz sarımsak doğal antibiyotiktir sizin görüşünüzü öğrenebilir miyiz? Sohbete başladığınızdan kısa bir süre sonra rehavete katılıp ister istemez uykumuz geliyor.
Kendimizi sıksak da yine uykumuz geliyor. Bundan kurtulmanın yolunu öğrenebilir miyiz? Allah'ı zikretmeye devam edeceksin. Sarımsakla alakalı böyle bir araştırma olabilir. Bir bilgim yok. Yakaza halinin şeytani mi yoksa rahmani mi olduğunu nasıl anlarız, ayırt ederiz? Kur'an ve sünnete uygunsa rahmanidir. Kur'an ve sünnete uygun değilse şeytanidir. Bilgisayar açılmıyor. Bakıyorum bakıyorum boyuna basıyorum. Ondan sonra bir türlü henüz daha açma başarısını gösteremedik. Herhalde biz yeni bir bilgisayar almak zorunda kalacağız galiba. Buna dokunmayınca bir şey olmuyor. Yani orada günlerce bir yerde dursa çalışıyor. Bir sıkıntı yok.
Hiç de kapatmıyor. Yani büroda. Ama böyle bürodan bu dışarı çıkınca ayarı bozuluyor. O akşamki dersimiz aslında zikrullah'tan yüz çevirenlerden yüz çevirmekle alakalıydı.
Oku sen ayet-i kerimeyi. Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim Kim Allah'ın zikrinden yüz çevirirse sen de onlardan yüz çevir.
Onlar dünyaya dalmış, dünyanın hevesine kanmış kimselerdir. Ayet-i kerime mealen böyle. Burada yüz çevirmek. Kim Allah'ın zikrinden yüz çevirdiysen, yüz çevirirse sen de onlardan yüz çevir. Onlar dünyaya böyle kaymışlar, dünyaya meyletmişler, dünyayı önemsemişler. Burada bu akşam üzerinde durmak istedim şey, yüz çevirmekle alakalı.
Tabi burada zikir geniş bir alan. Kur'an-ı Kerim'i içine alır, iman etmeyi içine alır. İslam'ın hükümlerini, imanın hükümlerini içine alır. Oturup bile bizim yaptığımız gibi zikrullahı da içine alır. Biz bunun hepsini de içine alan genel manada. Ama bizi ilgilendiren burada bir de oturup Allah'ı zikretmekle alakalı. Burada mesele şu, bir kısım ehli sufi, böyle yolunu dinlemeyen, yola karşı olan veyahut da zikrullaha karşı olan kimselere bir şey tebliğ etmemişler hiç.
Konuşmamışlar bile. Şimdi o konuşmaya, konuşulmamasına baktığımızda sanki tebliğden uzak duruluyormuş gibi algılanıyor. Bu aynı şey İslam için de geçerli. Yani bir kimse İslam'la alakası kalmadığı gibi İslam'a düşman. Bir kısım kardeşler veyahut da Müslümanlar o noktada işte kendilerince o insanların hidayetine vesile olmak için uğraşıyorlar.
Hani böyle ısrar ediyorlar, onlara anlatıyorlar ve ısrar etmeleri sıkıntılı zaten. Veyahut da bir kimse işte zikrullahı terk etmiş, dergahı terk etmiş, kendine başka bir yol bulmuş, ona ısrar etmeye çalışıyorlar. Buradaki anlatmak istediğim şey o benim. Yani bir kimse heva hevesini ilah edinmiş, nefsaniyetini ilah edinmiş, dünyayı kendisine ilah edinmiş, dünyanın heva ve hevesine kapılmış, şan ve şöhretine kapılmış.
Artık o böyle dinle alakalı bir şey duymak istemiyor. O böyle zikrullahla alakalı bir şey duymak istemiyor. Kendisini bu noktada iyice dünyevileştirmiş. Bir kısım kardeşler, sufiler veyahut da Müslümanlar, işte bu kimselerin hidayete ermesine vesile olması için onlara bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Ama bu böyle bunu yapmaya çalışırken kendi nezdinde dinini, kendi nezdinde yolunu küçültücü bir hareket yapıyor.
Yani çünkü ayeti kerimede peygamberine diyor ki Cenab-ı Hak, kim zikriden yüz çevirirse sen de ondan yüzünü çevir. Bu aslında korkutucu bir nokta. Neden korkutucu bir nokta? Yani o yüz çeviren için korkutucu bir nokta. Veyahut da kendisini İslam'la böyle müşerref etmeyen, dinle alay eden, dindarlarla alay eden, Kur'an ve sünnete tabi olmamış, Kur'an ve sünnetle alay eden veyahut da zikrullahdaki şekil şemalden dolayı zikrullahla alay eden, zikirlerle alay eden kimseye biz hala da gidip ona bir şey anlatma telaşının içerisinde olduğumuzda
burada vahye ters davranmış oluyoruz. Yani o zikre sırtını dönmüş, yüz çevirmiş, o Kur'an'a yüz çevirmiş, o sünnet seneye yüz çevirmiş, o Allah'ın zikrine yüz çevirmiş, senin onunla bir bağın yok. Bu kim olursa olsun, sen de yüz çevireceksin ondan. Bu annen olabilir, bu baban olabilir, bu eşin olabilir, bu çocukların olabilir. Bu kim olursa olsun, bu akrabaların olabilir. Nasihat edebilecek noktada iseler, nasihata alabilecek noktadalarsa, sen nasihat et. Veya sana dinle alakalı, zikirle alakalı, yolla alakalı bir şey soruyorlarsa, sen nasihat et. Veyahut da nasihate açık bir kimse ise, nasihate açık bir topluluksa, sen onlara nasihat et. Ama nasihata açık değil ise, bu noktada din ve dindarlarla alay ediyorsa, hatta düşmanlık besliyorsa ve normalde düşmanlığını önünde tutuyorsa, ona söylenecek bir söz yok, ondan yüz çevireceksin.
Şimdi Allah, yüz çevirin diyor peygamberine. Bakın burada ancak kafirlere yüz çevrilir. Demek ki bir kimse Allah'ın zikrinden yüz çevirdiyse, o kimse küfür ehli. Hani bir kimse zikrullaha düşmansa kafirdir diyorum ya, bir kimse zikredenlere de düşmansa o da kafirdir. Yani bir kimse namaza düşman, namaz kılanlara düşmansa kafirdir. Bir kimse Kur'an ve sünnete düşmansa kafirdir. Bir kimse sünnet-i seni reddediyorsa kafirdir. Yüz çevir diyor Cenab-ı Hak bundan. Bunlardan yüz çevir. Yani bunlarla dostluğunu devam ettiremezsin. Bunlarla arkadaşlığını devam ettiremezsin. Ettiremezsin. Bu kimin ne oluyorsa olsun. Cenab-ı Hak Hazreti Nuh'a dedi ki, sakın arkana bakma.
Arkasında Nuh eşiyle oğlunu bıraktı. Veya Lut Aleyhisselam'a dedi ki, sen onların içerisinden ayrıl. Gitti eşi. Demek ki senin eşin olabilir. Senin çocukların olabilir. Senin annen baban olabilir. Eğer ki o Allah'ın zikrinden yüz çevirdiyse, Kur'an'dan sünnet-i seni eden yüz çevirdiyse, burada emir var.
Diyor ki, peygamberine söylüyor hem bir de. Onlardan yüz çevir. Çünkü onlar dünya hayatını ebedi gördüler. Onlar dünya yaşantısının dünyanın şatahatına düştüler. Onlar normalde dünyanın gösterişine düştüler. Onlar malın peşine düştüler. Onlar normalde kendilerince kafalarının çok çalıştığını düşündüler. Onlar çok zeki. Onlar çok kafaları çalışıyor. Onlar çok akıllı. O yüzden onların dinle uğraşacak zamanları yok. Bu ister siyasetçi olsun, ister bürokrat olsun. Bunun adını ne koyarsanız koyun. O kimse zikre sırtını döndüyse, zikrullah'tan ve zikre yüz çevirdiyse, senin onunla dost olman mümkün değil. Senin onunla bir yol yürümen mümkün değil.
Emir katli çünkü. Diyor ki ne? Onlardan yüz çevirin. Ve ayet-i kerime çok net. Ey Muhammed zikrimizden yüz çeviren ve dünya hayatından başka hiçbir şey istemeyen kimseden sen de yüz çevir. Emir net. Tevil götürmeyen bir şey. Bakın tevil götürmeyen bir şey. Çünkü o zikrullaha sırtını dönmüş. Oraya yüz çevirmiş. Allah muhafaza eylesin. O yüzden hadis-i şerifte de kalbi Allah'ın zikrinden uzak ve gaflette olan kişi harabe bir eve benzer. Tirmizi'de. O çünkü onun kalbi zikrullah'tan uzak. Onun kalbi zikirle bağlantısı yok onun. Dikkat edin kardeşler. Burada normalde bir Müslümanın bir müminin durması gereken yol.
Müslüman mümin vakarlıdır. O vakarından bir şey kaybetmez. Bu dini bir vakardır. Dini bir vakar. Sen Müslümansın. Sen Sufisin. Bir kimse Allah'ın zikrinden yüz çevirdiyse senin onunla dostluk yapman, arkadaşlık yapman Allah adına en aşağılık bir şey. Benim eşim zikrullah'a karşı, senin eşin zikrullah'a karşıysa yüz çevirmek zorunda kalacaksın.
O yüzden diyorum ki evlenirken doğru insanlarla evlenin. Heva hevesinize uymayın. Yarın öbür gün evlendikten sonra işte kimisi ben örtüye karşıyım. Örtünmek yok. E ne oldu? Ben örtüye karşıyım diyen kadın kafir oldu. Erkeğin onu nikahında tutması mümkün değil. Otomatikman çünkü küfre düştüğünden eşi boş oldu. Eşi boş oldu. Ben yaptığınız bu zikrullah'a karşıyım. Böyle bir ibadet yok. Gitti. Bay bay. İmanı gitti. Ve bir de bunlarda anlatırken, nasihat ederken ısrar etmek de yanlış.
Çünkü o kimsenin küfrüne sebep oluyorsun. Bir de işin o tarafı var. Nasihat istese, anlatsan anlatacaksın ona. Ama yok, nasihat istemiyor senden. Direkt karşı çıkıyor. Direkt karşı çıkınca, direk küfre giriyor. Şimdi bazen zaman zaman derviş kardeşlerden 37-38 yıl olmuş. Duyuyoruz bunları. Eşim zikre karşı. Erkeklerden duyuyorum bunu. Kadınlardan da duyuyorum. İçim cız ediyor. Ya eşim zikre karşı dediğinde küfre düştü. Otomatikman. Kadın karşıysa, kadının nikahı düştü otomatikman. Erkek karşıysa, yine aynı otomatikman nikah düştü. Allah muhafaza eylesin. Çünkü Allah'ın zikrine karşı çıkamazsın. Bir kimse oturmuş Allah diyor.
Sen ona karşı çıkamazsın. Diyemezsin bunu. Bilmiyorsan, ya bu yaptığınız ibadet nedir diye sor. Sormuyor. Cehalet almış başını gidiyor. Kendi aptallığını, kendi cehaletini görmüyor. Kendi akılsızlığını, akıllılık görüyor. Kendi cahilliğini ilim ehli olarak görüyor. Cahilliğini görmüyor. Ve ona diyorsun ki ya, bir ölçü getir buna. Yok ölçü. Karşı ama. Çarşı her şeye karşı. Ne yazık ki bu hale geldi. Ve insanlar bu noktada, çok acı bir şey. Nikahsız yaşıyorlar. Nikahsız yaşıyorlar. Nasıl nikahsız yaşıyorlar? Yani nikah kıydılar. Evlenirken bir hoca efendi geldi.
Onun ilk dini nikahlarını kıydı. Veyahut da kendileri dini nikahlarını kıydı. Tamam mı? Tamam. E sonra, E sonra Kur'an'dan bir hükme karşı çıktın. Yok saydın. Veya bir mütevatir hadis-i şerif. Veyahut da hadislerden bir kısmını inkar ettin. Şimdi dese ki bu zayıf hadis. Dese ki bu mevzu hadis. Dese ki bu haber-i vahid. Hani hadislerin kendi içerisindeki tasnifleri var. Bunlardan birisini söylese, diyeceksin ki ya, tamam maşallah, ilim ehli. Hadis konusunda iyi bir ilim tahsil etmiş. Hadisleri tasnif edenlerden o da bir ilim öğrenmiş. Bu mevzudur. Bu haber-i vahiddir. Bu işte, geldiğinde, ravilerinde bir tane sıkıntı vardır.
Var bunlar hadis ilminin içinde. Eyvallah. Bunu söylese tamam. Böyle hadis yoktur. Ya kardeş, sen yoktur deme. Bu konuda ne bilgin var da yoktur dedin. Bu konuda ne kadar ilmin var dedin, yoktur dedin. Veyahut da böyle bir peygamber olamaz ya. Ya böyle deme. E bunu normalde böyle olunca, farkında değil insanlar. İnsanların nikahları düşüyor. Veyahut da, hatta, sizin Müslüman olarak gördüğünüz, herhangi bir cemaate, herhangi bir tarikata bağlı olduğu halde, eğer normalde onun böyle, kendi almış olduğu dini eğitimin dışında bir kimseyi gördüğü anda, onu da reddediyor. Yapma canım kardeşim ya. bırak cemaatçilik etme, tarikatçılık yapma, şeyhçilik yapma. Kur'an, sünnet neyse ona tabi olsa.
Ve ne acı bir şey. Ve bugünkü Müslümanlar, kendi Müslümanlıklarına bakmıyorlar. Bir başkasının Müslümanlığını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bir başkasının dini anlayışını eleştireceğim diye uğraşıyor. Bırak canım kardeşim ya, başkasıyla uğraşma. Başkasının yoluyla da uğraşma. Gavurlar bitti, Yahudiler bitti, Kafirler bitti, Münafıklar bitti, Mürtedler bitti, Sebateistler bitti, Dönmeler bitti, Dinsizler, İmansızlar bitti, Müslümanların bir tek işi var.
Cemaat kavgası, Tarikat kavgası, Şeyh kavgası. Müslümanların başka işi gücü yok. Ona mı rabıt edeceksin, buna mı rabıt edeceksin? Paraları nerede? Müslümanların düştüğü hale bak. Müslümanların düştüğü hal bu. Bir aylarca rabıta kime yapılacak? Öğlenemedi, Diriye mi? Kime? Onu tartıştı bütün ülke. İsrail cayır cayır yanıyor. Filistin cayır cayır yanıyor. İsrail cayır cayır. Filistin'i yakıyor. Cayır cayır, bütün bölge ülkelerini ateşe vermiş. Ülkede tartışılan konulara bak. Ülkede tartışılan konular, aylarca biz hangi şeyhe rabıt edeceğiz? Onu tartıştık. Hadi ölüye rabıt edelim. İyi ölüden öncesi ölüsü de var.
Onun öncesinin de ölüsü var. Onun öncesinin de ölüsü var. O zaman gerek yoktu ölüye rabıt edecektik. O zaman Çorumlacı Mustafa Efendi'ye de gerek yoktu. Abdullah Gürbüz Efendi'ye de gerek yoktu. Hacı Elaydar Efendi'ye rabıt edilirdi. Ona da gerek yoktu. Hacı Bekir Baba vardı. Ona da gerek yoktu. O zaman Tante'ye icazet aldığı yere rabıt edecektin. Ama ülke, yani yokluk var, yoksulluk var, dinsizlik var, fuhuş var, kumar var, her türlü rüşvetler, her türlü alevere, daleverenin içerisinde gömülmüş, gömülmüş, ülke Müslümanları bunlarla uğraştığına kime rabıta edilir? Bununlar tartışıyor. Tam o bitiyor. Bu sefer ümmetin malı çıktı bir taraftan.
O ne kadar almış, bu ne kadar almış, bir de ümmetin parası diyor. Ümmetin parası senin cebinde ne ama duruyor diye kimse sormuyor. Hiçbir kimse sormuyor. Ümmetin parasıymış. Devlet gitsin el koysun paraya. Ümmetin parası diyorlar. Bunu da sormuyor hiç kimse. Bunu da söylemiyor. Memleketin tartıştığı konular, Müslümanların tartıştığı konular, İsrail cayır cayır Orta Doğu'yu kana bulamış, çocuk dinlemiyor, kadın dinlemiyor, genç dinlemiyor, husisi bir de çocukları katlediyor.
Husisi çocukları katlediyor. Ümmeti her şeyi bırakmış. Her şeyi bırakmış. Ümmet birbirine düşmüş, birbiriyle uğraşıyor. Birbiriyle uğraşıyor. Zikir yapanlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor. Kur'an sünneti yaşayacağım diye uğraşanlarla uğraşanlarla onlara düşmanlık yapacağım diye uğraşıyor. Asıl düşmanı unutuyor. Asıl düşman şeytan. Asıl düşman gavurlar, kafirler. Asıl düşman sebateistler, masonlar. Asıl düşman bir ülkeyi sömürenler. Asıl düşman faiz, rantçılar. Bu faizciler kim? Asıl düşman bunlar. Asıl düşman rüşvetçiler, ihalelerde kayırmacılık yapanlar. Asıl düşman adaletsiz davrananlar. Asıl düşman hukuksuz davrananlar. Asıl düşman belediyenin ve kamunun parasını çökenler.
Asıl düşman bunlar. Müslümanlar tek vücut olması lazım. Bunlarla mücadele etmesi lazım. Dininiz bunları emrediyor. Dinimiz bunları emrediyor. Biz bırakmışız. Biz zikrullaha düşman olanları bırakmışız. Zikrullah yapanları düşmana adetmişiz. Biz Kur'an'a düşman olanları bırakmışız. Kur'an'ın yolunda gideceğim diyenlere düşmanlık yapıyoruz. Ne acı bir şey. Bırak kardeş senin cemaatin en üstün cemaat olsun. Senin tarikatın en üstün tarikat olsun. Senin şeyhin zamanın kutbul azamı olsun. Eyvallah ya. Ne yapmaz sen Müslümanlarla uğraşıyorsun? E tabi rüşvetçiye laf söylerse birlikli yerlere laf gidecek.
Olur mu? Kafasındaki sarını sıyırırlar onun. Üstündeki cübbesini sıyırırlar. O çünkü kamu mallarına böyle böyle çökülüyor denildiğinde kamu mallarına çökenler bu adam çok fazla konuştu. Sizin şeyhiniz çok sivri. Dili çok sivri deyip perdest ederler. Şeyhiniz doğru söylüyor ama sivri dili. O yüzden işleri olmaz. Olmaz. Müslümanca konuşan, mümince konuşan, sufice konuşanın dili kesilmesi lazım. Bir operasyona tabi tutulması lazım. Nasıl olsa Müslümanlar bölünmüş parçalanmış zaten bir operasyona tabi tutursa vay be böyle bilmiyorduk ya. Bu da böyleymiş der. Çıkar Müslümanlar. Çok kolay. Sonra bir tane kalkancı gibi bir adam getirirler.
Herkes onun tabi olur. Sıkıntı yok. Müslümanlar bu halde ya tam ahir zaman. Tam ahir zaman. Adamın eşi zikrullaha karşıymış ya. Adamın eşi zikrullaha karşı. Kadının eşi zikrullaha karşı. Adamın eşi örtünmeye karşı.
İyi. Ya nasıl nikahın duracak karşı olunca? Sen kimle evlendin ya? Sorduk Müslüman. Nasıl karşısın kardeşim? Bir Müslüman kadın örtüye nasıl karşı olur? Bir Müslüman erkek zikrullaha nasıl karşı olur? Karşı olduğun anda nikahın gitti. Nikah gitti ya. Önemli değil. Bu haldeyiz. Ayet-i Kerim açık. Kim Allah'ın zikrinden yüz çevirirse sen de ondan yüz çevir. Ayet açık. Ayet çok açık.
Bütün bir üç dört tane tefsire baktım. Ha ne demiş? Öyle ya. Farklı bir şey söylemişler mi diye? Çünkü Ayet-i Kerim'e ağır. Direkt yüz çevir diyor. Direkt yüz çevir deyince söyleyecek bir şey kalmıyor. Allah bizi muhafaza eylesin. O yüzden canım kardeşlerim evlilik yaparken, kızlarınızı evlendirirken, oğullarınızı evlendirirken, Kur'an ve sünnetin emrettiği şekilde davranın. Eğer gelin olarak aldığınız kız örtüye karşıysa, örtünmeye karşıysa, ayet-i Kerim açık, yüz çevirin diyor. Kızını verdiğin kimse, kızını evlendirdiğin kimse, işte ben örtünmesini istemiyorum.
Benim konumum kaldırmaz. Ben örtüye karşıyım diyorsa, verme kardeşim kızını. Verme. Git tertemiz bir Müslüman bul, ona ver kızını. Git kendin teklif et. Bu işin ahireti var çünkü. Bu işin ahireti var. Allah cümlemizi muhafaza eylesin. Ve bir kimse, bir de böyle din ve dinle alakalı şeylere karşıysa, bırakın bir şey anlatmayın. Açık konuşuyorum. Bir böyle inceden bir nasihat ettin, karşı bırak. Israr etme. Eşin de olsa ısrar etme. Çocukların da olsa ısrar etme. Çünkü isyan ettirirsin.
Küfre düşürmüşse olursun. Allah muhafaza eylesin. Tatlı bir şekilde nasihat et. Oldu, oldu. Olmadı. Pılını pırtını topla. Baştan konuş. Baştan anlat. Baştan söyle. Allah muhafaza eylesin. O yüzden daha birçok ayeti kerime var. Bununla alakalı son ayeti kerime. Allah'ın gönlünü İslam'a aştığı ve Rabbinden bir nur üzerine olan kimse, kalbi katılaşmış olan kimse gibi midir? Kalplere Allah'ın zikrine karşı katılaşanların vay haline. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedir. Kalbi zikrullah'a katılaştıysa o apaçık bir sapıklık içindedir. O sapkındır.
O delalettedir. Onun tövbe edip geri dönmesi gerekir. Tecdid-i iman gerekir. Yok o sapkınlıkta diretiyorsa, o sapkınlıkta sapkınlığını dayatıyorsa etrafa, o zaman ondan yüz çevirmek farzayın olur. Rabbim cümlemize hidayet eylesin. Cümlemizin eş ve çocuklarına hidayet eylesin. Rabbim bizi sapkınlardan eylemesin. Cenab-ı Hak sapıklardan eylemesin. Rabbim bütün ümmet-i Muhammed-i Kur'an ve sünnet-i Sene'ye sımsıkı yapışanlardan eylesin. Cenab-ı Hak bizleri muhafaza eylesin. Katından korusun, katından muhafaza eylesin. Katından affettiği kullarından eylesin. Amin diyen dillerimizi nâr-ı cehennemden azad eylesin. Üç İhlas bir Fatiha-i Şerife.
Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş peygamber efendilerimizin ruhlarına. Cihari ya Rügüzin efendilerimiz Ebu Bekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osmanı Zinnureyn, Ali el-Murtaza radiyallahu anh hazretlerinin ruhlarına. Aşeri mübeşerenin evladı Resulullah, Zevce-i Resulullah, İmam-ı Hasan, İmam Hüseyin, 72 şöhedanın, Şehidi Kerbela'nın, bütün şöhedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Maliki, İmam-ı Hambeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeledik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir fatihai şerife. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, Pirimiz Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmed el-Rifai, Seyyid Ahmed el-Bedevi, Seyyid İbrahim Duseki, Şeyh Ebul Hasan-ı Şazeli, Şahı Nakşibendi Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaş-ı Veli,
Şahı Hacı Bayram Veli, Mehmet-i Muhiddin Üftade Veli, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri ve bütün Pir ve Piran efendilerimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediyeledik vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Haberdar eyle ya Rabbi. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir fatihai şerife. Ya Rabbi hasıl olan sevabı geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahim et tantavi, Abdurrahim en nişavi, el-haç, el-hafız, eb-u bekre, sıddı ki çorumi, Hacı el-aydar efendi, el-haç, çorumlu Mustafa Anaç efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz efendinin, Kacuni dergahının, Kabbaşi dergahının ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, müminlerin ruhlarına.
Ya Rabbi bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özbağ, Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadalarının ruhaniyetlerine, Yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, Bütün derviş kardeşlerimizin ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Türk Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan geçenlerin ruhlarına da hediye eledik. Vâsıl ve hissedar eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, İzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Ve selâmün alel mürselîn, ve âlihim velhamdülillâhi rabbil âlemîn. Euzübillâhi minneşşeytânirradîm. Bismillahirrahmanirrahîm. Eftali zikir fa'lemennâhû. Al-Fatiha.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.