Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 31 Ekim 2024 · 34:30
Selamun Aleyküm. Aleyküm Selam. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Amin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Amin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammed'e hakkı hak, batıl, batıl bilenlerden eylesin. Amin. Hakkı hak bilip, hak yolunda mücadele eden, batıl, batıl bilip, batıla karşı cihad eden kullarından eylesin. Amin. Rabbim nerede Müslümanlara zulmedenler varsa, zulmedenlerden Cenab-ı Hak intikamımızı alsın. Amin. Siyanüs İsrail'i dağıtsın. Amin. Nerede onu destekleyen varsa, onların hepsinde Cenab-ı Hak kahri perişan eylesin. Amin. Onların güçlerini yok etsin. Amin. Doğu Türkistan'a özgürlük nasip eylesin. Amin. Nerede zulüm altında Müslümanlar varsa, Cenab-ı Hak hepsinde özgür eylesin.
Amin. Rabbim bütün dünyada, Kur'an ve sünneti senin yaşanması için, bizleri mücadele eden kullarından eylesin. Amin. Bu akşamki otuzuncu nasihatmiş. Ahzab suresi ayet 21. Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Sadekallâhul-azîrâ. Ahzab ayet 21. Bir an da olsun Allah'ın Resulü'nde sizin için Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bütün ümmete örnektir.
Bir kimse Allah'a iman ettiyse, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin peygamberliğine iman ettiyse, onun için tek bir örnek vardır. Başkaca bir örnek yoktur ayet-i kerimeye göre. İnananlar için Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemde güzel örnekler vardır. Demek ki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinde zaten çirkin bir örnek görmek mümkün değildir.
Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri günah işlemekten korunmuştur. Şimdi ilahiyatlarda, imam hatiplerde o da günah işledi, tövbe etti, Allah onun tövbesini kabul ettiği sözü doğru değildir. Çünkü Necm suresinde de Cenab-ı Hak onu normalde o hiç heva hevesine uymadı diyerekten onu korumasını altına almıştır. Çünkü Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri vahiy ile her daim korunan bir peygamberdir. O yüzden muhakkak ki bütün inananları kapsadığı gibi Allah'ı çokça zikredenler, bunun normalde çokça zikreden kesire olarak geçiyor ayet-i kerimede, çokça zikredenler için de neymiş güzel örnek varmış. Hem ahireti umcak, iman edecek hem de aynı zamanda Allah'ı çokça zikreden için güzel örnek var.
Bu ayet-i kerime ile sabit olunca bir kimsenin din adına başka bir örnek seçmesi kendine mümkün değildir. Çünkü Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ayet-i kerime ile güzel örnek olarak nitelendirilmiştir. Yani bir kimsenin hem Müslüman, mümin hem de Allah'ı çok zikrediyor ama önüne örnek olarak bu parti lideri olabilir, bu dergah şeyhi olabilir, bu onun üstadı olabilir, bu onun patronu olabilir, bu onun kocası olabilir, karısı olabilir, abisi, emmisi, amcası nesi olursa olsun onun için bir Müslüman için, bir mümin için güzel örnek
Hz. Muhammed-i Mustafa'dır sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Çünkü Allah tarafından husisi mahiyette görevlendirilmiş ve husisi mahiyette çocukluğundan itibaren korunma altına alınmış, çocukluğundan itibaren hiç günah işlememiş masum bir peygamberdir. Ve ondan sonra ne bir peygamber gelecektir, ne de bir nebi gelecektir, ne de bir resul gelecektir. Sonradan kendisine ben nebiyim, ben resulüm. Yok bana işte kitap indirilmedi ama ben de Muhammed-i Mustafa'nın kitabına uyan bir resulüm. Yok bana kitap indirilmedi ama ben de Muhammed-i Mustafa'nın kitabına uyan nebiyim. Zaman içerisinde böyle nebiler geldi, böyle resuller geldi filan. Bunların hepsi de boş safsasadan ibarettir.
Son nebi, son resul, son peygamber Hz. Muhammed-i Mustafa'dır. Bunun başka, başka bir şey düşünülmesi mümkün değildir. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bu manada, bütün ümmete her haliyle, her haliyle, her ahaliyle örnektir. Hadislevte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri müslüm naklediyor bunu. Kim bana itaat ederse muhakkak ki Allah'a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse muhakkak ki Allah'a isyan etmiştir buyurur. Çünkü Bakara suresi ayet 151'de de nitekim kendi içinizden bir peygamber gönderdik. O size ayetlerimizi okuyor ve nefislerinizi arıtıyor. Ayrıca size kitabı ve hikmeti öğretiyor.
Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Kitaptan kasıt Kur'an-ı Kerim'dir. Hikmetten kasıt Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesidir. O yüzden Cenab-ı Hak bir kısım peygamberlere kitapla beraber hikmet verdiğini beyan ediyor. O yüzden birisinin peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini küçük görme, hor hakir görme kabul etmeme mümkün değildir. Çünkü ehl-i sünnetin ekser uleması alimleri sünnet-i seniyelerinde vahiy olduğuna dair icma etmişlerdir. Yani Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetleri vahiydir. O yüzden hadis-i şerifte ibadet ederken benden gördüğünüz gibi ibadetlerinizi yapınız der. Bu sebeple Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri güzel örnektir.
Ve ona itaat etmek, ona itaat etmek herkesin üzerine vacip hükmündedir. Hz. Peygamber sallallahu bir kısmı da şöyle diyor. Yani bir tek Allah'ın bir şeye haram etme yetkisi vardır. Yani Peygamber bir şeyi haram edemez dediğinde o dinden çıkmış oluyor. Çünkü hadis-i şerifte kim bana itaat ederse Allah'a itaat etmiş gibidir sayılıyor. O zaman Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de bir şeyi haram etme yetkisi vardır. Haram etme yetkisi. Mesela siz Kur'an-ı Kerim'de bir kadınla teyzesini aynı nikah altında toplamanın yasaklandığına dair bir ibare göremezsiniz. Ama Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri kadının teyzesini veyahut da halasını bir nikahta toplamanın mümkün olmadığını söyler.
Haram olduğunu söyler. Direk haram der. Demek ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de bazı şeyleri bu kendisine verilen hikmetten dolayı haram etmiştir. Ve bu konuda da Müslümanlar, Müslümanlar Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetlerine uymak zorundadırlar. Bu sadece namazda, oruçta, haçta, zekatta değil. Aynı zamanda İslam'ın hukukunda. En önemli yer burası. İslam'ın hukukunda da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine Müslümanlar uymak zorundadır. Evet, devlet İslam devleti değildir. Devlet layık bir devlettir. Layık bir devlet demek, dinsiz bir devlet demektir. O yüzden devletin kanunları dinsizliğin üzerinedir. Ama Müslümanlar kendi bireylerinde, kendi bireysel dairelerinde Allah Resulü'nün sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin koymuş olduğu kurallara, Kur'an'ın koymuş olduğu kurallara uymakla mükelleftirler kendi dairelerinde.
Ve evet devlet bu noktada dinsiz, evet dinsiz ama Müslümanlar dinli. Yani Allah'a iman ettiler, Resulüne iman ettiler, kitaba iman ettiler. Onların bir kitabı var, o kitabın da bir hükmü, bir hukuku var. O kitabın hükmünü, hukukunu reddetmek, o kitabın hükmünü, hukukunu peygamberle beraber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine reddetmek küffürdür. Bir Müslüman, Kur'an ve sünnetin hukukunu reddedemez. Kur'an ve sünnetin bağlayıcılığı bütün her şeye münhasırdır. Her şeyi bağlar. O yüzden ister siyasetçi olsun, ister din adamı olsun, ister alim olsun, ister şeyh olsun, ister derviş olsun, ister havada uçuyor olsun, ister denizin üzerinde yürüyor olsun, isterse denizin içinde balıklar gibi yüzüyor olsun, isterse yum gözünü, aç gözünü, Kabe'de gözünü açtığını iddia etsin, isterse yum gözünü, aç gözünü Güney Afrika'da olduğunu iddia etsin, isterse gece kılıcı alıp hıh hıh diye savaştığını iddia etsin, herkesi bağlayan Kur'an ve sünnet var.
Ve sünnet-i seniyede de örnekler var. O kimsenin din adına söylemiş olduğu şey hem Kur'an'a hem sünnet-i seniyede hem imamların iştihadına uymakla mükellef. Evet iştihad değişebilir, iştihad gelişebilir, iştihad bu noktada farklı iştihadlar verilebilir. Onlar da Kur'an ve sünnet-i seniyede olması gerekir. Yoksa herhangi bir parti başkanı, herhangi bir devlet adamı olarak bilinen kimse, herhangi bir tarikat şeyhi, yok mürşidmiş, yok şeyhmiş, yok veliymiş, yok uçuyormuş, işte bu zamanda Kur'an'ın hükmüyle hükmedilmez diyorsa o kafirin ta kendisidir.
Buradan tövbe etmediği müddetçe. Eğer bunu toplum içinde söylediyse buradan geri döndüğüne dair toplum içinde beyan etmesi gerekir. Toplum içinde bunu beyan etmediyse biz onu küfür ehli olarak görürüz ki bu bizim hakkımızdır. Çünkü zahiren o çıktı, Kur'an'ın 1400 yıllık hükümlerinin bugün geçerli olmayacağını söyleyen kimse, bu manada bu kim olursa olsun, bu mezardan babam çıksa babam söylese babam içinde dahildir. O kimse kafirdir. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size iki şey bıraktım. Birisi Allah'ın kitabı Kur'an, birisi de sünnet-i seni. Başka bir adişler de ehlibeytim de demiştir. Böyle olunca Müslümanın uyması gereken yer Kur'an, sünnet ve ehlibeyttir. Ehlibeyt kim? Kim benim Kur'an ve sünnet-i seni'ye sımsıkı yapıştı? O ehlibeyttir.
Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışmamış cebine yapışmış, Kur'an ve sünneti sımsıkı yapışmamış midesine yapışmış, Kur'an ve sünneti seni sımsıkı yapışmamış, Orasına burasına yapışmış, Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışmamış, O siyasi lidere, bu siyasi lidere, Ona buna sonra mavi boncuk dağıtmış, Onlara yapışmış. Bunlar sapıktır. Sapıktır. Dinini dünyaya istismar edecek, Dünyalık kazanmak için, Dinini istismar edenler de sapıktır. Dinini geçim aracı yapanlar da sapıktır. Sapıktır bunlar. Çünkü dinini dünyaya geçim aracı yaptıysa, Ayet-i Kerimelere ters düştü.
O da sapıktır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri örneğimizdir. Hazreti Muhammed Mustafa dini tebliğ ettiği için herhangi bir ücret almamıştır. Evet, en büyük ordu toplandığında, Bütün herkese kim ne verebilecekse, Kim ne yardım edebilecekse, Gelsin yardım etsin demiştir. O zaman bütün ümmet, Kim büyük çünkü, Rum ordu toplamış. Bir rivayette Şam'a kadar gelmiş. Büyük bir orduyu toplamışlar. Yani bugünkü Dimeşke. Ve Arap müşrikleri de kendilerini almışlar. Ama tabi Rumlar, O Arap müşriklerini sattılar sonra. O savaşa kendileri gitmediler. Ha filan fişman, Orası uzun mesele.
Şimdi, Böyle olunca, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Bir tek o zaman, Ordu için, Yani, Cihad için, İnsanlardan yardım toplanmıştır. Öbür türlü, Ellerine uçtur. Yok kitap bastıracağım, Müslümanlar, Buraya. Yok işte, Cemaatler bir bakmışsın, Tarikatlar bir bakmışsın, Zekat topluyorlar, Para topluyorlar, Dileniyorlar. Şeyhler dileniyorlar. Hani peygamberde örneğiniz, Hem eli tasavvufun diyeceksin, Hem ayeti kerimede Allah'ı zikredenler için, En güzel örnek, Hazreti Muhammed Mustafa'dır diyeceksin, Zikredenler nerede görülmüş dilendikleri? Zikredenler nerede görünmüş, Zikrullah için, Veyahut da zikrullah yapacakları, Yok dergah yaptıracağız, Pamuk eller cebe.
Birine öyle dedim, Dergahın tapusu kimin üzerine olacak dedim, E Şeyh Efendi'nin üzerine. Herkes para verdi dedim, Ölünce ne olacak? Şeyh Efendi öldü, Ne olacak dedim. Tabi Şeyhler ölüyor, Ondan sonra çocuklarına, Herkese birer tane icazet veriyor, Sonra ardından kavga çıkıyor. Neden? E para var. Biri de bağırıyor, Ümmetin parası ne olacak diyor. Ümmetin parası sende ne arıyor? Bunları söyleyince de, Sen bizim sadatlarımıza laf söyledin. Yok kardeş, Orta yere laf söylüyorum. İstemeyin. İstemeyin. Dilenmeyin. Şu sarınız kafanızdayken, Bir şey dilenmeyin. Bu haydariniz üstünüzdeyken, Bir şey dilenmeyin.
O cübbe üstünüzdeyken, Bir şey dilenmeyin. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Örneğiniz ise sizin, Dilenmeyin. Örneğiniz Hz. Muhammed Mustafa ise sallallahu aleyhi ve sellem. Örneğiniz Hz. Ebubekir Ömer Osman Ali ise, Örneğiniz Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ise, Örneğiniz, Abdülkadir Geylan'ı, Ahmed el-Rufay, Ahmed el-Bedevi, İbrahim Duseki, Şeyh Abul Hasan, Halil Şazeli, Pir Efendiler ise, İstemeyin.
Dilenmeyin. İsteyen, Dileyen, İsteyen, Dilenen, Allah'la olan bağı kopmuştur onun. İyâken Abdü ve İyâken Esteyin. Ancak sana ibadet eder, Ancak senden yardım dileriz. Bitti. Sen Allah'a secdeye kapan, Allah'tan iste iste. Yani, Eğer sen gerçekten, Allah'a dosdoğru kulsan, Sana verilmeyecek hiçbir şey yok. Sen daha secdedeyken her şeyi ihya eder o. Sen daha kafandan secdeyi bile kaldırmamışsındır. Hemen gözünün önüne getirir senin. Senin önüne getirir. Senin eline getirir onu. Senin eline getirir. Allah'a öyle güven, Öyle dayan, Öyle yaşlan. Allah'la olan bağını öyle sıkı tut. Allah'la olan bağını öyle sıkı tut.
Ama sen kalkar, Kullarla olan bağına bakar da, Allah'la olan bağını unutursan, Rezil zebil olursun. Allah muhafaza eylesin. Amin. O yüzden normalde, Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnet-i seniyyesini uyarız. Onun haram dediklerini haram kabul ederiz. Mekruh dediklerini mekruh kabul ederiz. Farz dediklerini farz kabul ederiz. Vacip dediklerini vacip kabul ederiz. Bütün ibadetlerimizi, Kur'an ve sünnet-i seniyye uygun yaparız. Çünkü en güzel örnek odur. Ahlakımızı, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıyla ahlaklandırmaya çalışırız. Uyabildiğimiz yere kadar ona uymaya çalışırız. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakı, Kur'an ahlakıydı.
Gönderiliş sebebi de, Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim dedi. Hz. Aişe annemize sordular, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakı nasıldı? Onlara cevap çok sert oldu. Siz Kur'an okumuyor musunuz dedi. Muhammed-i Mustafa'nın ahlakı sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakı, Kur'an ahlakıydı dedi. Demek ki ahlak olarak da ona tabi olmalıyız. Ve bir kimse namaz kılıp ahlâken sünnet-i seniyye uymuyorsa, buraya gelip dervişim deyip de evinde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ahlakına uymuyorsa, buraya gelip dervişim deyip evinde babasınınla kavga ediyorsa, annesiyle kavga ediyorsa, buraya gelip dervişim deyip babasına lakaylık yapıyorsa, annesine isyankarlılık yapıyorsa, o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakıyla ahlaklanmamış.
O bizim yolumuzda yürüyen değil, bizden ders almış, yolda yürümüyor. Buradan ders alıp da kocasına ağzına geleni söylüyorsa, o Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ahlakının dışında, o buradan ders alıp da karısına ağzına geleni okuyorsa, küfrediyorsa, hakaret ediyorsa, o buradan ders almış ama ahlakı ahlaklanmamış buranın ahlakıyla. Burada yanlışlık var, eksiklik var. Biz Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sünnet-i seniyyini yaşamakla mükellefiyiz. Biz o mükellefiyeti yerine getireceğiz. Ezilebiliriz, horlanabiliriz. Evet, bize yanlış davranabilirler, eksik davranabilirler. Evet, eşimiz bize eksik davranabilir, çocuklarımız eksik davranabilir.
Biz eksik davranamayız. Biz başımızdaki sarıkla, sırtımızdaki haydariyle, yüzümüzdeki sakalımızla eksik davranamayız. Sen elinde tesbihle, başında örtüyle, sırtında mantoyla kocana eksik davranamazsın. Çocuklarına eksik davranamazsın. Sen dervişlik yolunda gidiyorsan, çocuğuna hakaret edemezsin. Çocuğunu dövemezsin. Çocuğuna küfredemezsin. Çocuğuna yanlış davranamazsın. Hatalı da olsa, sen çocuğuna yanlış davranamazsın. Çünkü onun gözünde kötü bir baba, kötü bir anne olarak kalacaksın. Derviş bir baba, derviş bir anne olarak kalmayacaksın. Bugünkü toplumun handikapı budur. Eğer çocuklarınız dervişlikten, İslam'dan soğuyorsa, sorumlusu anne babadır.
Çocuklar buraya derse gelmiyorsa, sorumlusu anne babadır. Çocuklarınızla aynı yolda yürümüyorsanız, sorumlusu anne babadır. Anne babadır. Başka hiç kimse değildir. Sizin davranış biçiminiz çünkü, sizin davranış biçiminiz, sizin yolunuzun aynasıdır. Sizin yolunuzun, bu yolun değil. O senin kendi yolun. Sen kah öyle davranıyorsun, kah böyle davranıyorsun. İşine gelince dervişsin, sinirlenince dervişlik kalmadı. Ağzına gelen bütün her şeyi okudun. Ne oldu? Birisi senin ayağına basmıyor görsün. Birisi ayağına bastı, ne dervişlik kaldı, ne sufilik kaldı. Okudun yürüdün gittin. Ne anladık bundan? Allah muhafaza eylesin. Ehl-i zikir bu konuda çok önemli bir, önemli bir imtihan veriyor.
Ehl-i zikir her haliyle Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sünnetine uymalı. Çavuşunuz, zakiriniz, nakibiniz, halifeniz, şeyhiniz eksik davranabilir. Sen Hz. Muhammed-i Mustafa'nın doğrusuna uy. Hiç eksik davranmayan Hz. Muhammed-i Mustafa'dır sallallahu aleyhi ve sellem.
Birisi de şöyle demiş. Demiş ki siz Hz. Peygamber'i çok önde tutuyorsunuz, şirktesiniz. Küstah! İkiliktesiniz, şirktesiniz diyor. Hz. Peygamber'e itaat, Allah'a itaattir. Hz. Peygamber'in peygamberliğine iman etmek, Allah'a iman etmektir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz.'nin sünnet seniyesini önde tutmak, önde tutmak ne küfürdür ne şirktir.
Bunu söyleyen cahilin ta kendisidir, kafirin ta kendisidir. Müslüman, mümin, inanan her halinde ama, her halinde. Bu sadece yemekte içmekte değil. Arkadaş yemek yerken sağ eliyle bastırdı, harika. Su içecek, başını kapattı, suyu içti, harika. Cübbesi harika. Sakalı harika. Kafasında da sarığı var, harika. İyi, tam ben yanlarından geçiyorum. Eşine bir laf söyledi ki, içim cız cız etti. Dedim ki ya, bu cübbeyle, bu sakalla, bu sarıkla, eşine bunu söylemeseydin içimden. İçim eridi böyle, böyle bir an böyle göz göze geldik, anladı hatasını, tak kafasını eğdi. Değil, bu değil arkadaşlar, bu değil.
Biz her halimizle sünnet-i seneye uymakla mükellefiz. Ve sünnet-i seneyi tebliğ etmekle mükellefiz. Rabbim bizi onlardan eylesin. Her halimizde, her halimizde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetini icra edenlerden eylesin. Sufiler, yani zikir ehli olanlar, bunlara çok iyi dikkat etmesi gerekir. Çünkü sizler birer ışık olmanız gerekir. Birer fener olmanız gerekir. Gittiğiniz yeri aydınlatmanız gerekir. Neyle? Kur'an ve sünnet-i seneye teslimiyetinizle yaşamanızla. Yoksa, ele geleni yersek, dile geleni dersek, koca Yunus'un dediği gibi öyle dervişlik dursun demiş. Allah bizi öyle yaşamaktan muhafaza eylesin.
Cenab-ı Hak dillerini muhafaza eden kullarından eylesin. Gözlerini muhafaza eden kullarından eylesin. Cenab-ı Hak uzuvlarını muhafaza ettiği kullarından eylesin. Rabbim cümlemizi haramlardan uzak duran kullarından eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi tevbe eden, namaz kılan, oruç tutan, Allah'ı çokça zikreden, zekat veren, hacca giden kullarından eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi etrafına iyilik yapan kullarından eylesin. Etrafiyle iyi geçinen kullarından eylesin. Etrafındaki insanların şikayet etmediği, iyi insandır, güzel insandır denilen kullarından eylesin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Hasıl olan sevabı Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ruhlarına ve bütün geçmiş Peygamber efendilerimizin ruhlarına.
Cihari ya Rügüzin efendilerimiz Ebubekir Sıddık, Ömerül Faruk, Osman-ı Zinnureyn, Ali el Murtaza radiyallahu an hazretlerinin ruhlarına. Amin. İmam Hüseyin 72 şühedanın, şehidi Kerbela'nın bütün şühedanın, tüm ashabı Resulullah Hazretlerinin ruhlarına. Amin. Amin. İmamız İmam-ı Azam Ebu Hanife, İmam-ı Şafi, İmam Valki, İmam Muhammeli ve bütün mezhep imamlarımızın ruhlarına ayrı ayrı hediyeyle dek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin.
Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, primi Seyyid Abdülkadir Geylani, Seyyid Ahmet El Rifai, Seyyid Ahmet El Bedevi, Seyyid İbrahim Dursuki, Şeyh Ebu Leseneş Şazeli, Şahı Nakşibenni Muhammed-i Bahaddin, Şahı Mevlana Celaleddin Rumi, Şahı Hacı Bektaşı Veli, Şahı Hacı Bayramı Veli, Mehmet Muhiddin Üftade Veli, Veysel Karani, Muhyiddin Arabi Niyaz-ı Mısri, ve bütün Pir ve Piran Efendimizin ruhlarına da ayrı ayrı hediyeyle dek vasıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Amin. Feyzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Üç ihlas bir Fatiha-i Şerife. Amin. Ya Rabbi, hasıl olan sevabı, geçmiş üstadlarımızdan Abdurrahim Et-Tantavi, Abdurrahim En-Nişavi, El-Hac, El-Hafız, Ebu Bekir Sıddık-ı Çorumi, Hacı Ali Haydar Efendi, El-Hac, Çorumlu Mustafa Anaç Efendi, Nevşehirli Hacı Abdullah Gürbüz Efendi'nin, Kaçuni Dergahı'nın, Kabbaşi Dergahı'nın, ve bütün geçmiş mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin,
müminlerin ruhlarına. Ya Rabbi, bilhassa üstadımız, Bayındırlı Hacı Mustafa Özba, Beyefendi Hazretlerinin ruhaniyetlerine, Ced ve dadaların ruhaniyetlerine, yaşayan bütün mürşidi kamillerin, velilerin, evliyaların, bütün derviş kardeşlerimizin, ve ümmeti Muhammed'in ruhaniyetlerine, Turuk Aliye'den, akraba ve talukatlarımızdan, geçenlerin ruhlarında hediyeledik. Vasıl ve hissedad eyle ya Rabbi, haberdar eyle ya Rabbi, ve ezadlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik. Eyleme ya Rabbi, Amin, ve selamun alel mürselin, ve alihim velhamdülillahi rabbil alemin, e'udü billahi mineşşeytanirradîm, bismillahirrahmanirrahim, eftali zikir fe'lemennâhû, La ilahe, Fatiha ma selavat,
Allah,
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.