Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 20 Aralık 2020 · 45:24
Vezir gibi yol vuruculuğu sermaye edinme, halkı namazdan alıkoyma. Malum vezir insanları dinden, imandan etmeye çalışıyordu. Konuşurken onlara din anlatıyordu. Ama söylemiş olduğu şeylerle onları dinin kendi yörüngesinin dışına çıkarıyordu.
Zaman içerisinde dini kendi nefsine uyduran insanlar hep çıkmıştır. Adem'den itibaren insanoğlu Allah'ın ilahi hükümlerini kendi nefsine göre devşirmek, değiştirmek nefsine uyanlar için en önemli iş olmuş. Bununla iştigal etmişler. Bu Adem'in ilk oğlundan itibaren süre gelmiş. Ve zaman içerisinde bu İbrahimilerde de, Musevilerde de, İsevilerde de devam etmiş. Ve şimdi de ne yazık ki bugünkü yaşanan Müslümanların İslam dininde de bu var. İslam dininin içinde de bugün dindarız diyenler, insanları dinin olmazsa olmaz kaidelerinden uzaklaştırmak için her türlü fırıldaklığı yapıyorlar.
Sünnet-i Resulullah'ı reddetmek gibi, imamların iştahatlarını reddetmek gibi, ibadetleri reddetmek gibi, ibadetin özü bu değildi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden görülmüş olan ibadetlerin şeklini, şemalini, anlamını değiştirmeye çalıştıkları gibi. İşte o vezir de, gerçekte Yahudi olan ama görüntüsü İsevi olan o vezir de yol kesiyordu. Yol kesenler hep olacaktır. Eğer siz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışacağız derseniz, bir yol kesici vezir sizi bekler. Siz bir veliye giderseniz, yol kesici bir vezir sizi bekler. Bugün insanların büyük bir çoğunluğu dini tam anlamıyla yaşayamadıklarından, yaşamadıklarından dolayı tam anlamıyla yaşamaya çalışanların yaptıkları bu davranışları ve ihlaslarını ve samimiyetlerini bozmak için ellerinden gelen bütün çabayı sarf ediyorlar.
Cenab-ı Hakk'ın farz kıldıklarını yapamayanlar ve yapmak istemeyenler o farzlara karşı savaş açıyorlar. Çünkü kendi yaşadıkları gibi bir din oluşturmaya çalışıyorlar. Nefislerine uyuyorlar. Bir kimse bir ibadeti yapamayabilir. Bir kimse bir fazileti yerine getiremeyebilir. Ama getirenlerin yolunu kesiyorsa, getirenleri engelliyorsa işte burada sıkıntı var. Burada problem var. Onlar o zaman yol kesici oluyor. Bir kimse yol kesicilik yaparsa münafıklardandır. Allah'ın zikrini yasaklayan, Allah'ın farz ibadetlerini değiştirmeye kalkanlar, yasaklayanlar, Allah'ın Kur'an ve sünnetinde beyan ettiklerinin dışına çıkmaya çalışanlar ve çıkanlar ve çıkarmaya çalışanlar, Allah'ın yeryüzüne indirmiş olduğu dinden değillerdir.
Bir kimse dini hükümleri bilmese, dini hükümleri bilmediği için öyle yaşasa mazur kabul edilir. Ama bir kimse dinin hükümlerini bildiği halde, dinin kaidelerini bildiği halde, din ona tebliğ edildiği halde, o bu yol vuruculuya devam ediyorsa, o zaman o kimsenin dini ve dindarlığı ve imanı sorgulanır. Bilmeyene bir söz, söyleyecek bir sözümüz yok.
Ama siz televizyonlara çıkar, medyaya çıkar, Kur'an ve sünnette sabit olan bir ibadeti reddederseniz, Kur'an ve sünnette sabit olan bir farzı inkar ederseniz, Kur'an ve sünnette sabit olan, sabit olan herhangi bir haramı helallaştırmaya çalışırsanız, siz o zaman, dinin olmazsa olmazlarıyla oynuyorsunuz. Dinin ana kaidelerini bozmaya çalışıyorsunuz.
Kimisi şimdi, işte şarap harammış, viski haram değilmiş. Kur'an-ı Kerim'de şarap geçiyormuş, o yüzden şarabın içilmesi harammış. Bir böyle diyen var, bir de şarap cennet içkisiymiş, nasıl haram olurmuş. Bir de böyle diyen var, artık bunlar iyice işi azıttırdılar, iyice işi tozutturdular tabiri caizse. Müslümanlar ne yazık ki denizin üzerindeki köpük misali, bir ağırlıkları yok. Müslümanlar çalışkan değil, Müslümanlar cesaretli değil, Müslümanlar disiplinli değil, Müslümanlar imanı kemal noktasına ulaşmış değil, Müslüman imanını ve dinini korumak için mücadele etmekten uzak. Müslüman kendini korumaktan aciz, kendini korumak için mücadele etmekten uzak. Müslümanlar da cihat şuurunu kaldırdılar, Müslümanlar da Allah için yaşama şuurunu kaldırdılar.
Müslümanlar da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sevgisini, muhabbetini, onun sünnete olan, onun sünnetine bağlılığı kaldırdılar. İçeriden dışarıdan habire daha saldırıyorlar. Ve herkes önüne gelen din üzerinde ahkam kesmeye çalışıyor. Yol kesicilik yapıyor. Bir iktisat profesörü dahi din üzerinde o kimse ahkam kesiyor. Bir ne bileyim iktisat profesörü sufilik üzerinde ahkam kesiyor. Siz ona gidip de iktisat üzerine ahkam kesmeye çalışırsanız sizi durduruyor. Sen iktisatçı mısın diyor. Yol kesicilik yapıyor herkes. İslam'ı koruyacak, İslam'ı anlatacak, İslam'ı şuuru bu noktada koşturtacak insan çok az kaldı. İnsanlar televizyona çıkabilme, televizyonda görünebilme adına dinin hükümlerinden vazgeçiyorlar.
Televizyonda ben cihattan bahsederim deyince televizyon programına sizi çıkarmıyorlar. Ben direkt Kur'an ve sünneti anlatırım. Kur'an ve sünnetin hükmüyle alakalı bana bir soru geldiğinde ben buna cevap veririm deyince sizi televizyon programına çıkarmıyorlar. O yüzden televizyon programlarına çıkan insanların büyük bir çoğunluğu televizyon yapımcıları tarafından ellerine ne konuşacakları, nereye kadar konuşacakları sınırlandırılmış insanlar. Bunlar televizyonlardan yol kesicilik yapıyorlar. Bunlar dışarıdan medya tarafından, dışarıdan dış destekli, tezgahtarlar tarafından milletin önüne konuluyor. Bunlar kimisi şeyh, kimisi mehdi, kimisi mürşidi kamil, kimisi büyük din alimi, kimisi profesör, kimisi ilahiyatta çok önde, kimisi diyanette çok önde. Ama bunlar insanların dinlerinde yol kesicilik yapıyorlar.
Dertleri para, dertleri televizyonda meşhur olmak, horozdan da kurban olur diyebilecek kadar aşağılanmış insanlar bunlar. Zekat vermekle mükellef değilsin, ben ayakkabı da veririm diyen kimseler bunlar. Alay ediyorlar, yol kesiyorlar. Sufi diye çıkaran insanlar ne yazık ki sufilikten uzaklar.
Başörtüsü farzını kabul etmeyen sufi şeyh insanlar var. 1400 yıl boyunca kadından evliya olur, kadından veli olur, kadından mürşidi kamil olmaz. Ama mürşidi kamil diye bize kadınları oturtuyorlar karşımıza. Din bu. Git başka bir din ara o zaman kendine. Ama dini ifsad etme. Dini ifsad etme. Namaz farz. Herkese farz. La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyene namaz farz. Devamlı namazdayız biz. Yani beş vakit namazı kılmayacak arkadaş. O sufilikte önde gitti, devamlı namazda. Biz 23 yıl bu meslekteyiz, sahabe olduk, bitti bizim işimiz. Eee bundan sonra biz her şeyden feragat ettik.
Bizden namaz sorulmuyor, oruç sorulmuyor, din sorulmayacak ondan. Neden? Neden? 23 yıl melami mesleğinde devam etmiş o. Bunlar yol kesici. Kim Kur'an ve sünnetten bir adım saparsa sapkınlıklardadır. Sapkındır o. Yolu delalete uğramıştır. Bir adım saparsa yapamayabilirsin. Sapma. Sapanların peşinden gitmeyin. Yol kesici hepsi de. Dinlemesinler. Sen doğruyu söyle. Biz doğruyu söylemekle mükellefiz. İnsanlara hoş gelmek için sohbet ediyorlar. İnsanların hoşuna gitsin diye konuşuyorlar.
İyi kardeş kimseyi kıracak, üzecek değiliz. Kimseye de hakaret edecek değiliz. Ama Kur'an ve sünnetin doğrusunu söylemekten neden geri duralım? Neden geri duralım? Faizcilerin canı sıkılacak diye faizin haram olduğunu söylemezsen, Fuhuşçuların ve fahişelerin canı sıkılacak diye fuhuşun haram olduğunu söylemezsen, Meyhanecilerin canı sıkılacak, içki içenlerin canı sıkılacak diye içkinin haram olduğunu söylemezsen, Uyuşturucula uğraşanların canı sıkılacak diye uyuşturucu üretmenin, satmanın, içmenin günaha kebari olduğunu söylemezsen,
Kardeş ne söyleyeceğiz ya? Bunların hepsi de yol kesici. Yol kesici. İnsanlardan din adına para toplamayın. Dinden geçinmek haram dediğimizde canı sıkılıyor herkesin. Kardeş dinden geçinme. Din alıp din satma. Din alıp din satma. Git tarlada çalış. Git fabrikada çalış. Git atalyede çalış. Git işçilik yap. Git ticaret yap. Git memurluk yap. Git amirlik yap. Bir yerde çalış. Din alıp din satma. Şeyh Efendi villada duruyor. Ne iş yapıyor Şeyh Efendi dedim. Ne iş yapıyor? Hiçbir işi yok.
Ticaret mi yapmış? Yok. Ziraat mı yapmış? Yok. Din alıyor, din satıyor. Dervişler tarlada çalışıyor. Buğday zamanı, arpa zamanı buğday toplayıp arpa topluyorlar. Ne? Dervişlik bu. Böyle dervişlik yok. Yol kesici bunlar. Beş yüz tane, bin tane derviş yatırır mescit gibi caminin altına. Sabahleyen kalktı mı herkes tarlaya. Ne bu? Sufilik. Yok böyle sufilik. Bunları görsün bu insanlar artık. Manisa'da üzüm kestiriyor Şeyh Efendi dervişlere. Bağları var. Ne büyük mübarek adam, ne muhterem adam. Zamanın kutbul azamı. Harika. Bağ zamanı gelince bütün dervişler bağı.
Ne yapma? Üzüm kesecek. Kimi? Şeyh Efendi'nin. Ücretiniz var mı dedim. Böyle baktı. Yok kardeş yok. Bunlar yol kesici. Bunlar yol kesici. Bir şeyhin iş yerinde çalışıyorsa insanlar maaşlarını alacaklar. Bir şeyh kendine özel bir iş yaptırıyorsa onun ücretini verecek.
Adam daha geçen gün yeni adam gitmiş şeyhine sormuş. Efendim demiş böyle böyle bu kadar param var. Ne iş yapabilirim? Sen getir parayı bana demiş. Almış parayı şeyhi adamın elinden parayı. Adam bana gelmiş. Aciz diye bak. Ben okuyacakmışım da o şeyh onun parasını verecekmiş. Dedim bu para sen embeseysin. Demek ki dedim para sen. Bu para nereden geldi sana? Oğlum neden verdin? Nasıl verdin? Adam vermiş parayı. Gelmiş de bana ben okuyacakmışım da şeyh ona parayı verecekmiş. Git kendin iste dedim. Ben istesem şimdi aramız bozulacak diyor. İyi bozulsun dedim. Zaten bozulmuş dedim.
Sen geldin ya bana. Zaten bozulmuş dedim daha. Daha ne bozulacak? İnternetten sohbetleri indirmiş. Bakmış. Ondan sonra benim bir sohbetimden gelmiş. Ben istesem dahi vermeyin diye. Bu nasıl bir şey oluyor dedi. Ne yapayım dedim yani. Böylesine böyle dedim. Tencere yuvarlanıp kapağını buluyor dedim. Yok böyle bir şey. Bir şeyh dervişlerinden geçinmez. Yol kesicidir. Yol kesicidir. Bir şeyhin geçim yeri dervişleri değildir. Bir hoca efendinin geçim yeri talebeleri değildir. Değildir. Din alıp din satmak yok. Bir kimse din alıp din satıyorsa yol kesici.
Yol kesici. Sizden ücret istemeyenlerin peşinden gidiniz. Ayet-i Kerime Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Benim ücretimi Allah verir. Geçmiş peygamberlerin dilinden Kur'an-ı Kerim bize naklediyor. Peygamberler diyor ki bizim ücretimize Allah verir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki Beni doyurup yedirebip içiren Allah'tır. Beni doyurup yedirebip içiren Allah'tır. Bir hoca efendi eğer Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin makamında oturuyorsa Onu yedirebip içirecek olan Allah'tır. Onun geçimini sağlayacak olan Allah'tır. O dinden geçiniyorsa o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Halifesi ve alimi değildir.
Bir mürşidi kamilin geçimi dervişlerden değildir. Eğer dervişlerinin eline bakıyorsa o Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin Varisi değildir. Onu da yedirecek içirecek olan Allah'tır. Ona dervişler yedirip içiremez. O kadar. O şeyenillah demez dervişlere. Yol kesici bunların hepsi de. İki kelime ezberleyip şeyhlik yapanlar yol kesici. Yol kesici. Bir mürşidi kamile gidenin yolunu kesen yol kesici mahşerde hesabını veremez. İki ayaklı şeytanın işini yapıyorlar. İki ayaklı şeytanın işini yapıyorlar. Şeytanın mesleğiyle mesleklenmişler. Kim birisinin zikrullahına mani oluyorsa şeytanın işiyle iştigal ediyor.
Kim birisinin namazına mani oluyorsa. Kim birisini namazdan soğutuyorsa. Kim birisini zikirden soğutuyorsa. Kim birisini cemaatten, cemiyetten soğutuyorsa. Kim birisinin Kur'an ve sünnet yolundan alıkoyuyorsa şeytanın işini yapıyor yol kesici. Veremez hesabını. Hesabını veremez. Veremez. Buraya sohbet dinlemeye gelen bir kimseyi birisi yaptıklarıyla küstürüyorsa. Onu buradan gitmesine sebep oluyorsa. Yol kesici. Yol kesici. Bugün duydum buraya gelen bayanlar için dışarıda laf söylüyorlarmış. Sizin örtünüz neden yok diye. Size ne? Senin gıybetini birisi gelse sana söylese, her gün bu tekkenin bahçesinde gelip habire gıybet ediyorsunuz dese.
Ne diyeceksin? İnsanların işledikleri günahlar başörtüsüzlük gibi meydana çıksaydı kim meydana çıkabilirdi? Onun başında örtüsü yok. Günah işlediğini görüyoruz. Herkesin işlediği günah öyle görünseydi. Birisi sarhoş oluyor sallana sallana gidiyor. Biz onun kerih görüyoruz. Vay! Hatta diyoruz mendebur adam ne içmiş? İyi. O içti sarhoş oldu sallandı anladın. Ya senin gıybetinden de sallansaydın ne olacaktı? Ya iftirandan herkes sallansaydı ne olacaktı? Gıybet etmek yüz zinadan daha ağır suçu.
İftirayı sen düşün. Sallansaydın ne olacaktı? Herhalde bütün dünya sallanırdı. Yol kesmeyin. Yol keserseniz Firavun'dan daha şedet günahınız. Yol keserseniz Nemrut'tan daha şedet günahınız. Yol kesmeyin. Yol kesici. Birisi Kur'an ve sünnet üzerinde soru işareti belirtiyorsa yol kesici. Adam ölçü konuş. Adam bir yere gitmiş derviş olmuş. Kime bağlandın? Bana öyle diyorlardı. Kime bağlandın? Nefseli Abdullah Gürbüz Efendi. Heee.
Hani alayı alıyor. Allah bir iki böyle baktım. Ah alay konusu gibi. Ulan biz de böyle yeni dervişiz ya böyle dervişlik yapacağız böyle işte. Gene birisini böyle sordu. Kime bağlısın dedi. Nevşeli Abdullah Efendim. Heee yaptı. Ne oldu lan dedim ha. Durdu mu şimdi? Ne öyle alayvari konuştun dedim. Ne alayvari davrandın? Kaldı şimdi. Bu hakkı nereden buldun dedim alayvari davranma hakkına. Bu durdu. Tövbe et. Estağfurullah lazım. Telime şehadet getir. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü Muhammeden abduhu ve resulü. Bir daha kimsenin şeyhiyle alay etme dedim. Bu kaldı. Ben ayrıldı bu.
Allah Allah dedim. Dervişlik bu demek ki dedim ben. Dervişliğim bu benim. Benim sevdiğimle alay edersen ben alay ettirmem. Benim sevdiğimi sen küçümsersen ben sana küçümsetmem. Bu benim dervişliğim. Oturdu yerleşti bu sonra bende. Aa ne kadar harika. Abim bile geldi. Nereye bağlı? Ne işte ondan mı aldın? Dedim hacı abi. Abi. Bir daha bu konuda dedim bir şey söylersen. Kardeşliğimiz kalmaz. Bitti. O gündür bugündür. 28 yıldır bu mevzu konuşulmuyor. Konuşulmuyor. Bu kadarmış. Ha bu.
Yol kesici. Yol kesici. Ciğeri beş para etmez. İnsanlar. Şeyhler adına konuşuyor. Susuyor herkes. Ciğeri beş para etmez insan. Sünnet-i Resulullah adına konuşuyor. Kötülüyor. Susuyor herkes. Allah'ın yasakladığı bir şeyle alay ediyor. Susuyor herkes. Neden? Denizin üzerindeki köpük gibi. Savcının karşısına gitmekten korkuyor. Hakimin karşısına gitmekten korkuyor. Dinin senin. Senin dinin. Senin yolun. Senin dinin. Senin yolun. Daha kıymetli neyin var?
Daha kıymetli neyin var? Hadisi şerif. Anneleriniz, babalarınız, eşleriniz, çocuklarınız, mallarınızdan, canlarınızdan daha sevgili ben olmadıkça. İmanınız kemale ermez. Senin anandan, babandan, karından, çocuğundan, malından, canından daha sevgili olacak Muhammed-i Mustafa. Sallallahu aleyhi ve sellem. İmanın kemale ermez. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine bir şey demiyor. İnce bir oyun var. Ne? Sünnet-i Resulullah'a saldırıyor. Hadislerin hepsi de sahih mi? Kaç tane hadis kitabı okudun? Ses yok. Evinde var mı bir hadis kitabı? Ses yok. Sen kimsin hadislerin üzerinde böyle konuşacak?
Biz ona ya hadisler sahihdi de işte anla. Yok ya. Kardeş ne iş yapıyorsun sen? Ne iş yapıyorsun sen dedim? Doktorum dedi. Yatır ameliyat edeceğim seni dedim. Yat. Sen doktor musun dedi. Sen alim misin? Hadis alimi misin sen? Sen hadis alimiysen hadislerin üzerinde konuş. Yaz bir risale. Biz de okuyalım. Sana da birisi risaleyle cevap versin. Dedim sen nesin? Doktorum dedi. Doktorluğunu bil dedim. Yoksa seni yatırır ameliyat ederim şimdi dedim. Nasıl yağan dedi. Dalağını alayım senin dedim. Bana hocam demeye başladı. Baktı ben böyle sertim.
Benim dedim geçmiş zamanından ben dedim öyle dalak ameliyatı yaparım dedim ben. Nasıl yağan dedi. Yararım bir ince dedim alırım oradan dedim. Ben öyle demek istemedim dedi. Ben öyle dedim dedim. Siz hoca mısınız dedi değilim dedim. Nesiniz dedi müslümanım ben dedim. Ben müslümanım. Ben o peygambere iman ettim. Ben o peygamberin hadislerini de kabul ettim. Benim imanımın gereği bu. Sen benim iman ettim peygamberin hadislerini küçümsemeye kalkıyorsun. Benim yanımda. Yol kesici. Biz de susuyoruz. Ne o? Ondan sonra ne oldum ben? Ben işte dedi böyle fundamelist müslümanlar var dedi. Fundamelist müslümanlardan dolayı dedi.
Din sevilmiyor dedi. Hayır dedim. Siz dedim insanları fundamelistliğe itiyorsunuz. İnsanların inançlarını alaya alıyorsunuz. Dedim doktor internetten öğrendim dedim. Bunları dedim ben sustu. Evinde bir hadis kitabı var mı? Yok. Evinde Kur'an-ı Kerim var mı dedim ben? Yok. Evinde bir fıkıh kitabı var mı? Yok. Müslüman mısın sen dedim. Müslümanım dedi. Ben mübarek insan dedim. Ben mübarek insan. Müslümanın evinde dedim inandığı kitabı olmaz mı? Müslümanın evinde inandığı peygamberin sünnetleri olmaz mı? Hadisleri olmaz mı? Müslümanım diyorsun. Bir fıkıh kitabı, bir ilmar kitabı olmaz mı evinde?
Olmaz. Ama senden fazla din ahkamı keser. Senden fazla keser. Yol kesici. Nerede olursa olsun. Kur'an ve sünnetin dışında bir kimse bir şey konuşuyorsa. Bunu tavsiye ediyorsa. Var olan bir şeyi bozmaya çalışıyorsa. Yol kesici. Hem de küfür ehli. Dinde var olan bir şeyi tebdil etmek, değiştirmek. Küfürdür. Var olanı yok saymak, küfürdür. Olmayanı var saymak, o da küfürdür. Yol kesici hepsi de. Yol kesici. Bunu ister fıkıhi anlamda olsun. İster sufilik anlamında olsun. Hangi anlamda olursa olsun. Dinde yol kesicilik yapmayacak kimse. Allah bizi affetsin. O kafir vezir din öğütçüsü kesilmişti.
Düzenle badem helvasına sarımsak katmıştı. İşte bu yol kesiciler din öğütçüsü kesilirler. Size dini tebliğ ediyormuş gibi konuşurlar. Size dinden anlatırlar. Gerçekten. Size Allah'la aldatırlar. Ne dön geldi o Harun Hoca. Ömer'den gel oğlum o. Dönsün bu habere bakalım. Bayındır'da orada duydum. Kutlu doğumda getirmişler oraya. Orada bir arkadaşa sordum. Kim söylediyse. Kaç para verdiler dedim. Buraya gelmesi için. Yarım saatlik konuşma için 7 milyar lira almış. Yarım saat konuştu mu Harun Hoca orada? Yoktur bile değil mi?
7 milyar lira almış. Onu duyduğundan beri televizyonda onu görünce tak kanal değiştiriyorum. Aklıma 7 milyarı geliyor. 7 milyar. O gece 2 konuşma yapmış. Bir yerde daha varmış konuşma. Yakın bir yerde şey söyledi bana. Ne o bizim? Halil söyledi. Bir yerde daha varmış o gün bir konuşma daha yapmış. 7 de oradan alsa 7-7 14 lira. Ağla yavrum sen. Dön Allah dön. Dön Allah dön. Yol kesici bunlar. Yol kesici.
E bunlara müstakıs. Ne güzel diyor Hazreti Mevla'na. Bunlar din öğütçüsü kesilmişti. Bunlar din öğütçüsü kesiliyorlar. Ve diyor ki badem helvasına sarımsak katmıştı. Bunlar güzelim tatlıya sarımsak koyuyorlar. Din helva gibidir. İnsana tat verir. Kur'an ve sünnet helva gibidir. İnsan acı vermez. İnsana tat verir. Ama bunlar o tadın içerisine zehir bulaştırırlar. Para için, makam için, mevki için. O tadın içerisine zehir bulaştırırlar. Bana şeyh desinler. Mürşid-i Kamil desinler. Büyük veli desinler. Büyük alim desinler. Asrın müceddidi desinler.
Allah rahmet eylesin. 28 Şubat'tan önce şeyhler toplantısı vardı. Biz böyle işte her şeyh yanında halifesini götürüyordu. Allah rahmet eylesin. Abdullah Efendi de beni götürüyordu yanında. Ya üç dört şeyden sonra şeyh efendi iki toplantıya katıldı. Sonra beni göndermeye başladı. Ben yoldan tiksineceğim. Onları gördükçe. Şeyh Efendi'ye dedim. Efendim hakkınızı helal edin. Emrederseniz giderim. Devam ederim. Müsaade ederseniz ben gitmeyeyim efendim dedim. Ne oldu Mustafa Efendi dedi. Efendim dedim. Ben yapamayacağım dedim. Bir tane şeyh var. Adı şimdi ilk önce ne? İşte örnekliyorum şimdi. Ne olsun bir isim söyleyin.
Söyle bir isim. Mehmet deme be. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretinin ismi. Atak olsun. Süleyman'da peygamber ismi. Böyle bir isim olsun işte böyle. O da helikopterin ismi Türkiye yaptı ya değil mi? O da kıymetli şimdi benim için o. Efendim? Cenk olsun tamam. Şimdi birinci ay toplantıda adı Cenk Efendi. İkinci ay toplantıya gittik. Bu bir ay içerisinde ona makam vermişler. İşte o bilmem ne Cenk Efendi oldu. Bir ay sonra bilmem ne Cenk Efendi oldu. Bir ay sonra işte El Haç, El Hafız, El Fisani bilmem ne bilmem ne bilmem ne Cenk Efendi. Dördüncü ayda artık ne konacak bilmiyoruz.
Kulakları çınlasın sağmış da Ankara'da Baran Efendi var Nakşivendi Şeyhi. O da bu işin sekreter yalını yapıyor o zaman için. İşte şurada toplanılacak, burada toplanılacak. Kulakları çınlasın sağmış da. Böyle biraz da nüktedan bir kimse. Beni de çok seviyor. Aramız da çok iyi böyle. Ben dedim, efendim dedim, bu zat dedim bir isim daha. En son müceddit lakabında koymuşlar. Yani aynı zamanda müceddit oldu adam. Yani dört ay sonra adam tamam, beşinci ay bir tek şey kaldı, beşinci ay nebi olacak artık. Oraya gidiyor iş. Dedim ki Baran Efendi'ye, efendim dedim bir şey söyleseniz de, bu dedim beşinci ay nebiyim demese dedim. Yaptı bu işi.
Ya Mustafa Efendi sorma dedi ya. Durduramıyoruz adamı dedi. Adamı durduramıyoruz dedi. Her ay dedi bir lakab geliyor dedi. Bir de hani işte yazıyorlar ya. Diyormuş ki, dervişleri söylüyor. Ona şu da verildi, şunu da yazın. Evet. Neyse bunlar böyle gidiyorlar ya. Bir de yani Allah affetsin, küçümsemek için söylemiyorum. Yani beş on tane dervişleri var etrafında. Ama o dervişleri göreceğiniz böyle. Yani böyle samuray gibi her biri. Yani öyle şey yok hiç. Bursa'da ağırlıyoruz bunları. Bursa'ya geldiler. Tabii Bursa'ya geldiler. Akşamına da ders var burada. O zaman bir derste cemaatı bir gördüler bunlar. Baktılar ki, yani kendilerinde cemaat falan yok.
Bir dahaki ders Eskişehir'de, toplantı Eskişehir'e gittim ben. Tabii orta hemen birisi yanaştı. Mustafa Efendi dedi, icazetiniz bizde dedi. Böyle baktım, maşallah subhanallah dedim ben. Böyle baktı. Nasıl yani dedi. Bize söylemediler efendim dedim. İcazetinizin sizde, benim icazetimin sizde olduğunu. Söyleyecekler dedi. Daha önce dedim, Ödemiş'e birisi geldi dedim. Böyle bir hadise oldu dedim. Söyleyen olmadı dedim ben. Ondan sonra. Yok yok, söyleyecekler dedi. Sonra gitti, Şeyh Efendi'ye söyledi bir de. Başımı yakacak benim. Şeyh Efendi dedi, seni istiyor Mustafa Efendi dedi.
Estağfurullah efendim dedim ben. Biz dedim bir şey olmaya gelmedik bu yola dedim. O da aynı. Bunlar yol kesici. Yol kesici. Yedir, içir, yatır, uyut. Altlarına özel arabayı ver. Bir tane de şoför ver. Hizmet edecek adamlar da ver. Gemide denk geldim. İstanbul'a giderken arada anlatıyorum ben. İstanbul'a gidiyorum. Ben genelde hadi dedim abdest alayım. İstanbul'da vakit kalmıyor çünkü. Direkt sohbet yerine gidiyorum. Cuma günleri. Dedim abdest alayım da dedim ben. Hazırlanayım. Paçaları sıvadım. Benim altımda şal var. Üzerimde bir tişört. Ben çıktım tın tın tın yukarı geminin üst katına. Abdest alacağım. Bir ne göreyim? Televizyonlarda ahkam kesen Şeyh Efendi.
Oturmuş masaya tek başına böyle. Yiyecekler önünde. Habire yiyor. Ondan sonra. Korumalar Grand Tuvalet takım elbiseli. Mafya babası gibi. Herkes böyle duruyor. Etrafına böyle bir hilal yapmışlar. Halaka yapmışlar. Kulaklıklar korumaların kulağında. Şeyh Efendi oturmuş. Yiye o boyuna. Kaldım ben. Allah Allah dedim ya. Görmesem dedim. Söyleseler inanmayacağım dedim. Korumalar. Ben mesela böyle baktım. Birisi benim böyle hani biraz hani trene bakar gibi bakmışım demek ki. Birisi böyle durdu. Dedi ya hocam bu var mı İslam'da dedi bana. Ben hoca değilim dedim. Ritmik.
Bu ne dedi. Dedim abdest alacağım ben. Beni rahat bırakın. Abdest alacağım dedim ben. Onu diyebildim girdim içeri. Abdest aldım çıktım öyle de gene duruyor da. Adamlarda siyah gözlükler böyle korumalarda. Allah'ım yarabbim dedim. Ümmet ne hale geldi. Yol kesici. Yol kesici. İndim aşağı. Arabanın arkasına oturdum. Kendi kendime düşündüm düşündüm düşündüm. Yok. Çıkamadım işin içinden. Daha önce de çıkamamıştım zaten. 28 Şubat döneminde de. Şeyh Efendi'den müsaade istemiştim. Çıkamadım çünkü. Hiç unutmuyorum. Daha çıkardık biz bunları. Şimdi o zaman için dağda hizmet edecek olan arkadaşları ben seçtim.
Sen sen sen … 28 Şubat'tan hemen böyle yeni yeni kaynamaya başladığı zamanlar. Dedim sizler o arkadaşlardan bir tanesi yanına birisi hepsini dağılmış. Allah'ım diyor bu çocuğu kim tavet etti şimdi. Kendi içimden boyuna. Neyse o arkadaş da sen kalk. O yine bir Ankara'dan bir şeyh vardı. O Ankara'dan şeyh abdest alırken baktım bizim o çocuk onun ayağını yıkıyor. Böyle içim içime sığmadı. Yaklaştım biraz. Ne diyor? Böyle elini de onun omuzuna koymuş. Ona yaslanıyor. O da onun ayağını yıkıyor. Abdest alırken su döküyor. diyeceksin ki diyor mahşerde diyor.
Ben ismini söylüyor. Filanca efendinin ayağını yıkadım. Çocuk da yıkıyor genç bizim dervişlerden. Yıkadı. Tabii ayrıldılar. Seni kim çağırdı buraya dedim. Filanca abi dedi. Çağır gel bakayım onu dedim ben. Çağırdı geldin o da. Ben sana ne dedim dedim. abi şeyh efendi de bu arkadaşı seviyordu da ben o yüzden getir dedim. Sana ne dedim dedim. Böyle durdu. Al bu yalakayı defolun gidin buradan dedim. Gidiş o gidiş. Şimdi muhalefet ediyorlar bana. O günden sonra muhalefet ediyorlar bana.
Böyle baktı. Ben asla yalaka bir adam istemiyorum etrafımda dedim. Al bunu götür. Adamın dediği bu yol kesici bunlar. Bir şeyhin ayağını yıkamak değildir hizmet etmek. Şeyhin çorabını giydirmek değildir hizmet etmek. Bırak ayağını yıkasın kendisi. Bırak çorabını giyer o. Giyemiyorsa çıkmasın evden. Otursun evinden. Yatacak yer arayan şeyh efendi çıkmasın evinden. Yemek yiyecek yer arayan şeyh efendi çıkmasın evinden. Otursun evinden. Yol kesici bunlar.
Cebinde parası yoksa şeyh efendinin otursun evinden. Çıkmasın. Ona dilencilik yapmak emredilmedi. Eğer ona bir vazife verildiyse Allah onunla kula ihtiyacı yok. Eğer o Allah yolundasa Allah onunla kullarına ihtiyacı yok. Yok. Allah onunla kullarına şeyhinillah deme noktası yok. Yol kesici hepsi de. Yol kesici. Allah bizi affetsin. İşte onlar badem helvasına sarımsak katanlar. Mahşerde iki yakaları bir araya gelmeyecek.
Allah bizi affetsin inşallah. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz. El Fatiha. selamat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.