Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Mart 2020 · 51:30
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüz hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Koronavirüs biyolojik bir silah mıdır? Çin'in bu silahı elinde patladığını söylüyorlar. Bir sohbetinizde siz atom bombası bulsanız insanları atar mısınız? Demiştiniz. Hz. Mehdi zamanında biyolojik ve kimyasal silahlar olarak mı ya da Müslümanlar büyük silahlanmaya karşı ne yapmamıdır? Korona biyolojik silah mı, ekonomik silah mı? Yoksa asıl silah dünyayı kasıp kavuran bu yalancı medyalar olmasın?
Bunun üzerine SARS bundan daha fazlaydı. Veya ondan öncesi domuz gribiydi. Bundan daha fazlaydı. Tabi daha şu anda korona nerede duracak belli değil. Kaç kişi bu hastalıktan ölür belli değil. Ama bugün mesela geçen gün böyle ortalıkta bilgiler dolaşıyor ya şimdi. Sadece iki ay içerisinde gripten ölen dünya üzerinde 70 bin kişi var.
İki ay üzerinde kanserden ölen 1 milyon 100 bin kişi var. Dünya üzerinde. EİS'ten ölen 240 bin kişi var. Son iki ayda EİS'ten ölen 240 bin kişi var. EİS hastalığı biliyorsunuz bu eşcinsellerin hastalığı. Bu dünya medyası neden bunu konuşmuyor? EİS hastalığıyla alakalı eşcinsellere karşı savaşlaşmıyor. İki ayda 240 bin kişi ölmüş. E o zaman normalde neden dünya medyası bunu konuşmuyor? İki ayda 250 bin tane intihar var. İki ayda 250 bin intihar var. Şu ana kadar koronadan iki ayda ölen 3 bin kişi.
3 bin kişi için yaygara kopuyor. 3 bin kişi mi için kopmalı? 1 milyon 100 bin kişi için mi kopmalı? Dikkat edin 1 milyon 100 bin kişi iki ay içerisinde kanserden ölen. 70 bin kişi gripten ölen. Gripten ölenler insan değil miydi? 70 bin kişi gripten ölen. Bunun arkasında muhakkak bir şey var. Yani bunun arkasında bu medyayı da böyle elinde tutan bir güç. Yani korona aşısını bulduk deyip onunla olsun bütün ülkelere dayamasın aşıyı. Bütün ülkelerde koronadan kurtulmak için almasınlar aşıyı. Daha önce bize ne satmışlardı hatırlayın.
Kuş gri miydi domuz gribi aşısı mıydı? Domuz gribi aşısı mıydı? Hatırladınız domuz gribi aşısı. İyi. Bize onca domuz gribi aşısı aldılar. Bütün sattılar. Bütün herkese de bunu mecbur ediyorlardı. Tayyip Erdem kurtardı herkesi domuz gribi aşısından. Ben dedi olmayacağım. Ben çoluğuma çocuğuma da bu aşıyı yaptırmayacağım. Serbest insanlar ister yaptırsın ister yaptırmasın dedi. Millet aşıdan kurtuldu. Biz o aşıları ne yaptık biliyor musunuz? Bilmem kaç milyar dolar verdik o zaman için. O aşırıları kullanılmadı. Bir başka ülkeye satamadık. Herhangi bir yere de satamadık. Sonra ben öyle hatırlıyorum. Hatalı olabilirim.
Bir Afrika ülkesine hediye mahiyetinde verdik. Domuz gribi aşılarına. Ne oldu bu domuz gribine şimdi? Bakın gene var mı? Var. İnsanlar yine domuz gribine yakalanıyor mu? Evet. Ama hiç böyle bir kıyamet kopmuyor. Domuz gribi yine var bakın. O ölenler normal gribin içerisine geçti şimdi. Bu korona dediğimiz şeye yakalanmış olabiliriz biz hepimiz için. Ama bunu normal gripmiş gibi atlatmışızdır. Grip zaten bulaşıcı ki. Bulaşıcı olmuyor. Grip yok. Grip hastalığı bulaşıcı. Önceden altı gün, yedi günde bitiyordu. Şimdi on beş günde bitiyor. Yirmi günde bitiyor. Bulaşıcı ama. Bütün gripler bulaşıcı. Sadece korona bulaşıcı değil.
Griplerin hepsi de bulaşıcı. Kıyamet koparıyorlar. Bakın kıyamet koparıyorlar. Korkacak da koparırlar da. Devletler de korkuyor çünkü. Yani hükümetler de korkuyor. Bakıyor mesela İtalya'da üç yüz kişi ölmüş. Ayağa kalkıyor insanlar tabii. Üç yüz kişi birden ölünce az değil. Yani İran'da dört yüz beş yüz kişi öldü herhalde. Oldu galiba dört yüz beş yüz kişi. Cenab-ı Hak bizim ülkemizi koruyor. Hani meşhur ya biz de. Biz tüpü normalde sağlam oldum olmadım diye çakmakla deneyen bir ülkeyiz. Ben kendimden pay biçiyorum. Biz ben kaynakçılık yapıyoruz. O zaman şantiyelerdeyiz. Elektrik var mı yok diye. Nerede kontrol kalemi var bizde.
Biz normalde çıplak ya ucu. Biz tokat uğruyuyoruz. Bir elektrik çarptı mı elektrik var diyoruz biz. Tamam. Ben öyle deniyordum. Ne yalan söyleyeyim. Siz kontrol kalemi mi deniyorsunuz Cafer? Elektrik kontrol kaleminden. Siz teknik çalışıyorsunuz ya. Şimdi teknik millet. Ciddiyim biz elimizde kontrol ediyorduk. Ya nereye kontrol kalemi gibi. Bundan otuz beş kırk yıl önce kontrol kalemi buldurttur getirttir. Aa elektrik var mı yok mu? Çıplak her şey. Normalde vuruyorsun elektrik var. Tamam bir tane penseyle ucunu açıyorsun onun. Koyuyorsun kaynağın öbür şeylerini. Ne o? Kablolarını. Eften püften birbirine bağlıyorsun onun. Elektrik var çünkü bağlayabildiğin kadar.
Gidiyorsun üç yüz metre sonra kaynak yapmaya başlıyorsun. Bir rüzgar esiyor oradan o eften püften bağladığın yer gevşiyor. Kaynak duruyor. Koşa koşa geliyorsun. Bir daha onu bağlıyorsun. Öyle çalışıyorduk. O yüzden normal bizde fazla bize ulaşmaz inşallah. Bir de geçenlerde bir şey o çok hoşuma gitti. Bir böyle genetikle uğraşan bir doktor açıklamış onu. Bu korona virüsü demiş Türklerde durmaz. Türklere ulaşmaz. Yani bizim genlerimiz de hastalığın geni birbirine zıt. Bizde yaşaması mümkün değil. Yani korona bizi görünce esas turşe geçecek. Neden? Bizim genlerimiz normal değil. Bu Anadolu insanının geni normal değil. Hesaba kitabı gelmiyor. O yüzden sıkıntısı fazla bizim genlerin.
Bizim o tarafın tabiriyle yörümü bozuk bizim. Yörümü bozuk olunca bizim ne zaman nerede hangi adımı atacağımız belli değil. Ne zaman ne tarafa döneceğimiz de belli değil. Normalde hani bazı ülkeler vardır. Bazı insanlar vardır. Bazı topluluklar vardır. Oradan bir yangın çıkarırsın. Onlar mesela yangından uzaklaşır. Bizim nereye gideceğimiz belli değil. Biz yangın var. Aa gidelim atalım diyebiliriz kendimize. Bizim kafa normal çalışmıyor. Herkesin kaçtığı yerde biz kaçmayabiliriz. Hiç kimsenin kaçmadığı yerde biz kaçabiliriz. Herkesin dağa çıktığı yerde biz ovaya inebiliriz. Herkes normal. Salimen galimen ovaya giderken biz topluluk halinde hiç böyle istemsiz bir şekilde biz hürağa dağa kaçabiliriz.
Normal değiliz biz. O yüzden bize normal statü de gitmiyor. Baksana işte İran felç olmuş vaziyette. Avrupa felç olmuş vaziyette. Altımız üstümüz hepimizde sobelendi. Memlekette bir şey yok. Bizimkilerde bir şey yok diye. Zaten kendi kendine herkes tedirgin. Başlıyor millet. Yok devlet açıklamıyordur. Ondan sonra yok saklıyordur. Bugün de konu ne? Aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti koronayla mücadele etmenin yolunu buldu. Ama söylemiyor hiçbir kimseye. Kendisi hemen teşhis olunca tedavi ediyor. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bundan faydalanıyor. Ülke herkes hasta olurken Türkiye hasta değil. Düşündüğün zaman bu da mantığa uygun.
Hatta birisi demiş ki bu demiş bir tane tespit edilen civat adam demiş. Hani şeye yabancı ülkelere burada hiç rastlanmadı denmesin diye demiş. Komple teorisi fazla. O yüzden ben de şimdi içeri girerken Cevdet'e dedim. Vallahi her şeyi yasakladılar dedim. Bizi de kalkar birisi bir şikayet eder. Ondan sonra bunlar toplu halde olduğu zikrular yapıyor. Bunları da yasaklayın buradan da koronada olabilir diye. Millet bizle de uğraşabilir dedim. O yüzden normal değiliz biz. O yüzden koronadan filan kendi canınızı sıkmayın. Yaşım benim elli sekiz. Biz yaklaşık 30 kusur yıldan beri sufiliğin içindeyiz. Ne salgınlar oldu, ne darbeler oldu. Biz zikrular yapmaya Allah demeye devam ettik.
O yüzden başlayın devam et. Allah iyi etsin inşallah. Kaşhani'den rivayetle Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden rivayet edilen sizden biriniz cahiliye döneminde kocası ölünce en kötü elbisesi içinde bir sene oturur. Sonra dışarı çıkar, sanki hayvan pisti bulaşmış gibidir. Eğer 4 ay 10 gün beklemezse durumu böyledir. Şu an eşi vefat etmiş bir kadın da kadın için de bu hüküm geçerli mi? 4 ay 10 gün evinden çıkmaması mı gerekli? Bununla alakalı Hanefiler demişler ki kocası ölen bir kadın iddet beklerken 4 ay 10 gün boyunca süslenmeyecek. Hani albeneli durmayacak. Ona bir dünürcü gelmesin. Ona bir şey olmasın diye albeneli durmayacak.
Bu kadar. Hanefilerin söylediği şey bu. 65. hadisi şerife gelmişiz. Usame bin Zeyd radıyallahu anh Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Kendisine bir iyilik yapılan kimsenin iyilik yapana şöyle demesi övgünün en güzelidir. Allah seni hayırla mükafatlandırsın. Arapçası nedir?
Cezakullahu bilen var mı Arapçası aklına gelen? Cezakullahu hayır. Değil mi? Söyle bakayım. Cezakullahu evet. El hayır. Allah senin hayırını versin. Araplar bunu çok kullanıyorlar. Öyle değil mi? Böyle bir şey olduğunda hemen ona bir şey ikram ederseniz hemen onlar bunu kelimeyi çok kullanıyorlar. Bizde de birbirimize Allah razı olsun. Allah senden razı olsun. bizde bunu çok kullanıyoruz. Evet. İyiliklerin karşısında iyiliklerin karşısında insanların insanlara teşekkür etmesi. Birisi bir iyilik yaptı. Ona iyilik yaptığı için ona teşekkür etmek. Bir kimse bir iyilik yaptı.
Ona misliyle karşı iyilik yapmak veya aynı ile karşı iyilik yapmak veyahut da o kimseye normalde ceza Cezakullahu hayır demek. Yani Allah da senin iyiliğine versin. Allah seni hayırla mükafatlandırsın demek. Bunun karşılığı işte o kimsenin iyiliğini arkasından met etmek, övmek. Yani o iyi bir insandır. Allah razı olsun bize iyilik yaptı demek. Allah razı olsun bize iyilik yaptı demek. Hepsi de bunların sünnet. Bakın iyiliğe karşılık teşekkür etmek. İyiliğe karşılık iyilik yapan kimsenin arkasından iyi olduğuna dair işte onu övmek, onu met etmek veya o kimsenin iyilik yaptığının karşılığında aynı ile iyilik yapmak veya misliyle iyilik yapmak. Bunların hepsi de sünnet.
O yüzden insan kendince, kendisine iyilik yapan kimsenin iyiliğini unutmayacak. Bunu iyiliği unutursa ne? O da nankörlük. Veya iyilik gördüğü halde onun aleyhine konuşması, iyilik gördüğü halde onun iyiliğini saklaması, onun iyiliğini gizlemesi, onun iyiliğini örtmesi. mesela işte Hüseyin'le alakalı bir yerde konuşulurken, Hüseyin'in aleyhine konuşulurken durun kardeşim ya. Hüseyin iyi bir insandır. Allah razı olsun. Bize iyilik yaptı. Bize yol gösterdi. Allah razı olsun. Bize Kur'an ve sünneti öğretti. Allah razı olsun ya. Benim böyle bir sıkıntılı zamanım vardı. Bana bunu bunu yaptı. Siz onun şimdi arkasından gıybetini etmeyin. O iyi bir insandır denmesi bu sünnet. hem bir de met edilmiş olan sünnetlerden.
Veyahut da Hüseyin geldi, bir şahsın bir kimseye bir gömlek hediye etti. O gömlek hediye edilen kimse misliyle ona hediyesine cevap verdi. O da ona bir gömlek hediye etti. Veyahut da aynı ile özür dilerim. Aynı ile ona ne yaptı? Bir gömlek hediye etti. Veyahut da Hüseyin bir kardeşe bir gömlek hediye etti. o kardeş bir gömlek bir pantolon misliyle hediyeye cevap verdi. Bunların hepsi de sünnet. Ama sonuçta asıl burada sünnetteki kasıt şu, sünnetteki nokta şu. İyiliklerin karşısında iyiliklerin karşısında nankörlük yapmamak, ona iyilikle davranmak ve o iyi insanların ve iyilerin ayakta durması için onların arkasından mücadele etmek. Onların arkasından çünkü başka bir hadis-i şerifte hani ona herhangi bir iyilikte bulunamıyorsan da onun gıyabında onun gıyabında onun iyiliğini konuşmak.
Ya işte gıyabında şöyle şöyle şöyle yaptı benim hakkımda benim hakkımda şöyle iyi bir iyilik iyilik yaptı. Veyahut da o şöyle bir iyi insandır deyip onun gıyabında iyiliğini konuşmak. Eğer yanında kötülüğü konuşulurken yanlışlık, eksiklik gıybeti edilirken o iyilik gören kimse o iyi adamdır demezse o nankörlerden olmuş oluyor. Allah muhafaza eylesin. Allah nankörleri sevmez. Nankörler mahşer yerinde bir bayrak açılır. Nankörler olarak o bayrağın altında toplanırlar. Onlar livayet hamd sancağının altında toplanmazlar. Bir kimse nankörse nankörlerin toplandığı grup ayrıdır. Bakın faizciler ayrı toplanır.
Fuhuşçular ayrı toplanır. Zinacılar nankörler ayrı toplanır. Küfür ehli kafirler ayrı toplanır. Herkes kendince kendisinde baskın olan amel ne ise o baskın amele sahip olanlar onlarla beraber toplanır. Mesela baskın amel ne? Namaz kılıyor. Gece bile namaz kılıyor. Beş vakitte beş vakitte katmış. Namazdan namaza koşuyor. Namaz hiç fasılasız nafile ibadetleri namazla dolduruyor. O namazı sevenler namazı bu noktada hiç kaçırmayanlar namazda hemhal olanlar onlar ayrı toplanırlar. İşte ne? Oruca aşık. Habire oruç tutuyor. Pazartesi perşembe oruç tutuyor. Boşlukta oruç tutuyor. Sünnet nafile bütün oruçları tutuyor o kimse.
Oruca aşık. Onlar oruç tutanlar oruç tutanlarla beraber haşr olacaklar. Onlarla beraber grup halinde toplanacaklar. İşte hem namazını kılıyor hem orucunu tutuyor hem de Allah'ı çok zikrediyor. Bakın bunların sınıfları değişti artık. O birçok salih ameli kendi nefsinde topluyor. Hani işte kimler en faziletlidir? İşte Allah'ı cihad edenler mi? Allah'ı zikredenler mi? Allah'ı zikredenler işte namaz kılanların en faziletlisi kim? Allah'ı zikredenler cihad edenlerin en faziletlisi kim? Allah'ı zikredenler oruç tutanların en faziletlisi kim? Allah'ı zikredenler Hazreti Ömer Efendimiz Ebu Bekir Efendimiz'e diyor Ya Ebu'l Hafs Allah'ı zikredenler bütün ibadet bütün sevapları götürdü.
Hazreti Peygamber Neam evet o cevap veriyor. Allah'ı zikredenler Allah'ı zikredenler bütün sevapları aldı götürdü. Yani hepsinden fazla sevap kazandı. Oruç tutanlardan da Allah'ı normalde namaz kılanlardan da cihad edenlerden de fazla sevap aldı. Hepsi ikisi beraber savaşta cihad ediyor. Ama birisi zikrediyor. İkisi beraber aynı safta namaz kılıyor. Ama birisi zikrediyor. İkisi de aynı anda Ramazan'da oruç tutuyor. Ama birisi zikrediyor. zikredenin fazileti zikretmeyenden fazla. Zikredenin fazileti işte öbür zikretmeyen cihad edenden fazla. O zaman zikredenler ne yaptı? Sevapları aldı götürdü. İşte o kimseler de ne yapacaklar? Allah'ı zikredenler de bir topluluk olarak toplanacaklar.
Bunun gibi normalde nankörler de ne yapıyor? Bir toplu halde toplanıyorlar. Toplu halde. Ve onlar nankörler olarak adlandırılıyor. mahşer yerinde. Allah ümmet-i Muhammed'i nankör olmaktan uzak eylesin. İnsanoğlu gafildir çünkü unutur. Allah bizi unutanlardan eylemesin inşallah. Kimin bizim üzerimizde zerrece bir iyiliği varsa Cenab-ı Hak onun misliyle kat kat fazlından kereminden ona iyilik ihsan eylesin inşallah. Böyle dua edin. Ya normalde size birisi bir iyilik yapmıştır. siz unutmuşsunuzdur. Hatırınıza gelmemiştir. Allah muhafaza eylesin. Bir şey olmuştur. Nankörden nankörlerden olmamak için onun üzerinde dua edin. Hatta bu fakir yapar onu. Normalde bağışlama yaparken bağışlamanın en sonuna şunu da ilave edin.
Kendinizce dua ederken ya Rabbi bana kimin bir iyiliği olduysa onun da ruhaniyetine bağışladım diye derslerinizde onları da bağışlayın. Öyle ya birisi bir şey yapmıştır size onun adını sanını unutmuşsunuzdur. Onun ne bileyim işte simasını bile unutmuşsunuzdur. Ona da dualarınızı katın. Onu da dualarınızın içerisine ilave edin. Kimin size bir iyiliği var ise bakın bunu unutmayın. Kimin bize bir iyiliği var ise hem birey olarak hem topluluk olarak komple Allah onlardan razı olsun. Cenab-ı Hak onlara misliyle muamelede bulunsun. Onlara misliyle iyilikle buluştursun inşallah. Sufiler bu manada kandil gibidirler. Birisi hasbel kadar ona bir iyilik verdiyse iyilikte bulunduysa o Sufi ona dua eder.
Onun o iyiliğinin karşılığı inşallah en aşağısı cennet olsun inşallah. O yüzden böyle dua edin. Veyahut bunları da unutmayın. Deyin ki bilerek bilmeyerek birisine bir zarar verdiysek öyle ya insanız. Birinin ayağına basmışızdır. Birinin koluna basmışızdır. Birine bir zarar vermişizdir. Ama ticareten ama madden ama manen ama yolda yürürken bir zarar vermişizdir. İnsanız çünkü. Hata yapmışızdır. Yanlış yapmışızdır. O ders bağışlama yaparken yine onları da unutmayın. Deyin ki Ya Rabbi bilerek bilmeyerekten birisine bir zarar verdiysen onu da normalde affı mafiret eyle onun da üzerimizden hakkını mesliyle verecek biz de ameller işlet veya kendi fazlından onlara da ihsan eyle diye dua edelim.
Çünkü nankörlerden olmayalım. Nankörlerden olmayalım. Ümmet-i Muhammed'in bu noktada sıkıntısı var. Ümmet-i Muhammed verdiği sözleri unutuyor. Ümmet-i Muhammed geldiği yeri unutuyor. Ümmet-i Muhammed yeşillendiği yeri unutuyor. Ümmet-i Muhammed nimetlendiği yeri unutuyor. Unuttuktan sonra nankörlerden oluyor. Bir bakıyorsunuz bir kimse zengin oluyor. Geldiği yeri unutuyor. Annesini unutuyor. Babasını unutuyor. Geldiği mahalleyi unutuyor. Arkadaşlarını unutuyor. Bir bakıyorsunuz adam belli bir makama geliyor. O makama gelince o lise çağlarında üniversite çağlarında geldiği yetiştiği yeri unutuyor.
Bir bakıyorsunuz adam farklı bir noktaya geliyor. O geldiği yeri unutuyor. Nankörlerden oluyor. Allah muhafaza eylesin. Allah bizleri nankör olmaktan uzak eylesin. Niceleri var. Bir dergahta hizmet etmişler. Sonradan unutmuş adam. Dergağını da unutmuş. Tekkesini de unutmuş. Şeyhini de unutmuş. Veyahut da niceleri var. Herhangi bir x cemaatin içerisinde bir cemiyetin içerisinde bulunmuş. Orası ona hizmet etmiş. Orası ona bir şeyler yapmış. Bir katkıda bulunmuş. Bir bakmışsın adam ondan sonra orayı unutmuş. Hatta daha ilerisi. oraya düşmanlık yapar hale gelmiş. Daha ilerisi oraya savaş aşmış adam. Bu siyasilerde var.
Bir bakıyorsun adam normalde yolun başında gelmiş. cemaatleri dolaşmış. Tarikatları dolaşmış. Tekkeleri dolaşmış. Aman bize oy verin demiş. Adam iktidara geldikten sonra dolaşmış olduğu yerlere savaş aşmış. Veyahut da kim onlara küfrediyorsa kim onlarla mücadele ediyorsa onları kendi safına katmış. Bunlar tecrübeyle sabit. Nankörlerden olmayalım. E sonra da Cenab-ı Hak onlara tokadı vurduğunda biz nereden tokadı yedik? Tekrar geliyor. Telefon açıyorlar. Mustafa Efendi diye bir haber verin. E buyurun. Tamam mı? Biz gelip arkadaşlarla görüşecektik. Neyi görüşeceksin bizle? Neyi görüşeceksin? Sen gelip görüştün, konuştun kimselerin milletvekili olduğunda veyahut da sizin partiniz iktidara gelince gelip bir teşekkür ziyaretimi yaptın.
Neyi görüşeceksiniz? Neyi konuşsanız? Nankörlerden oluyorlar. Allah Ümmet-i Muhammed'i nankör olmaktan korusun ve muhafaza eylesin. Bizleri de nankör olmaktan korusun ve muhafaza eylesin. O yüzden kim kendisine bir iyilik yaptıysa bunu aslında Sufiler genel olarak iyilik yapan olarak üstadlarını görürler. Ve bu kitaba bu hadis-i şerifin alınma sebebi de o. Çünkü hadislerle tasavvuf ya o yüzden asıl iyiliğin normalde bir müride bir kardeşe iyiliğin üstattan geldiğini ve o dervişin o müridin kendisine olan o yol göstericiliğini asla unutmaması gerektiğini ne olursa olsun başına ne gelirse gelsin yolunu üstadını tekkesini tarikatını asla unutmaması oraya karşı bir nankörlük yapmaması gerektiğiyle alakalıdır.
bu hadis-i şerifin buraya alınmasının sebebi ama ben daha da biraz daha geniş açmak istedim. Daha biraz daha bu meseleyi genişletmek istedim. Çünkü eskisi gibi değil. Yani insanlar bir tarikatın bir tekkenin gölgesinin altında ama işte işi ayrı aşı ayrı böyle bu noktada işte oraya intisaplı gecesi gündüzü orada geçmiyor. Önceden sufilerin geceleri gündüzleri tekkede dergahta geçerdi. Orada ders okurlar, orada hirt çekerler, orada ibadet ederler. Geceleri gündüzleri orada geçiyordu. Şimdi çok o kadar değil. Şimdi örneğin işte bunu yapanlar şu anda işte yukarıda tekkede hizmet eden kardeşler, işte oranın Cafer oradaki ilahici başısı ondan sonra neyzen başısı işte oradaki semazen başı gibi oradaki onlara eğitim veren kardeşlerin orada gece gündüzleri onların geçiyor orada şimdi.
Ama orada örnekliyorum şimdi bunu. Orada bir kimse semazen yetişince kadar herkesin orada bir emeği var. Yani o kimse semazen çıkıyor ondan sonra bizden çok yok ama tek tük var bu. Çok yok, tek tük var. adam semazen olmuş gidiyor işte başka bir yerde on liraya yirmi liraya sema edeceğim diye uğraşıyor veyahut da birkaç arkadaş öyle oldu neyi öğrendiler işte gittiler orada burada neyi üfleyeceğiz on beş yirmi liraya diye uğraştılar gibi gibi şeyler Allah muhafaza eylesin bunlar nankörlüğe giriyor. Senden bir ücret alan yok öğretmek için senden herhangi bir şey bekleyen yok. Sen fise bilillah orada öğrenmişsin o öğrendiğin şeyi para karşılığına satıyorsun sana onu öğretenler bunu para karşılığında sat diyor öğretmediler bakın bunun altını çiziyorum bizim kendi içimizde bulunduğumuz kardeşler hiçbir şeyi para karşılığında yapmazlar öğretmezler ama bunları öğrenen kimseler dışarıda bunu meslek haline getirir onlardan ücret alırlarsa nankörlük yapmış olurlar burası sana bir şey öğretmiş burayı öğretirken onu para karşılığında
ücret karşılığında öğretmemiş sen o öğrenmiş olduğun buradaki o işi işte ne ilahi söylüyor gidip düğünlerde ben ilahiciyim deyip orada ilahi söyleyip sen orada ücret alıyorsan para topluyorsan sen meselenin özüne aykırı hareket ettin o yüzden bunda sıkıntı var Allah muhafaza eylesin o yüzden dergahın tekkenin işlevini paraya döndürmek paraya evirmek çevirmek doğru değil bizim için doğru değil biz çünkü dergahımız tekkemiz buradaki hizmetlerimizin hepsi de bir ücrete tabi değil ücretsiz arkadaşlar sema öğretiyorlar
ücretsiz orada neyi üfletiyorlar ücretsiz yani oraya gelen bir kimseden ücret alınmıyor o talimi terbiyeyi gören o kursu görenden bir ücret alınmıyor o diyelim ki işte neyi üflemesini öğrendi sonra gitti dışarıda kurs açtı veyahut da kurs verdi millete işte ondan para kazandı bu doğru değil senden buradan para kazanan olmadı çünkü senin burada öğrendiğin bir şeyle gidip dışarıdan para kazanman bize uygun değil sen nankörlük yaptın Allah muhafaza eylesin o yüzden sufilikte bizim sufilimizde bu önemli bir kimse sufiliğini
dervişliğini zakirliğini nakipliğini nükabalığını semazennini neyzenini gudümzenini paraya devşirmeyecek paraya orada çevirmeyecek bu bu önemli bizim için Allah bizi onlardan eylesin yani devşirenlerden değil sımsıkı yolunda berdevam olanlardan eylesin inşallah haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah bu koronayla alakalı paniklemeyin paniklemezsiniz siz de işte böyle bütün herkese de bir şey olmuş olsun muhakkak biz tedbir ederiz işte söylüyorlar ya ellerinizi yıkayın işte ağzınızı gargara yapın
bazen onları dinlerken de içimden gülüyorum ya normalde işte ne o geçen gün konuşmacının birisi söylüyor parmak aralarını diyor yıkamaları lazım hani parmaklarının aralarını şimdi o millete deseydiniz ki kardeş işte abdest alırken hilallamak sünnettir parmak aralarınızı sünnetleyin hani hilalleyin yapmazdı hiç kimse şimdi koca koca profesörler doktorlar diyor ki parmak aralarınızı hilalleyin ve adamlar 1400 yıl önce abdeste parmak aralarının yüzüğünün altını hilallemek sünnet bu müslümanlar 1400 yıldan beri parmak aralarını
hilalliyorlar demek ki sizden temizler şimdi diyorlar ki işte gargara yapın ılık suyla sıcak suyla gargara yapın ki işte virüs ciğerlerinize gelmeden yakalansın 1400 yıl önce Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem bilhassa gusül abdestinde ağzını gargara yapmış gargara yapmak gusül sünnetlerinden suyu ağzına alıp yapmak gusül sünnetlerinden sadece ağzını çalkalamak değil gargara yapmak 1400 yıl öncesinden Hz. Muhammed Mustafa gusülde ağzını gargara yapmış gargara yapmak sünnet 1400 yıl sonra bir bulaşıcı
hastalık geliyor gavurunu da gargara yaptırıyor unutan Müslümanın da gargara yaptırıyor gavur da gargara yapıyor şimdi alıyor suyu gargara yapıyor şimdi gavur da parmak aralarını hilalliyor şimdi bütün herkes hilalliyor herkese söylüyorlar şimdi işte gideceksiniz suyu 20 saniye 20 saniye işte suyun altında duracaksınız abdest alırken de zaten ellerini yıkamak sünnet ellerini yıkamak sünnet deyince elinin her tarafına su değecek demek ki siz 1400 yıldan beri kirlisiniz pissiniz 1400 yıldır pissiniz Allah bir musibet verdi
temizliği şimdi öğreniyorsunuz temizliği şimdi öğreniyorsunuz temiz olsun hicren olsun 1400 yıldan beri Müslümanlar tertemiz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışanlar tertemiz onlar sünnet iseniyye bir tamam uygularlarsa ne virüs bulaştır onlara ne bir şey neden tertemiz sen günde beş sefer gider ellerini kollarını yüzünü yıkarsan virüs sana bulaşmaz sen bir de yıkarken bir de dua edersen yarabbi ellerimle işledim hata günah işledim varsa beni affeyle ağzımla işledim varsa beni affeyle burnumla işledim varsa affeyle virüs
bulaşmaz sana e ne söylüyorsunuz şimdi abdestli söylüyorsunuz ya biz bin dört yüz yıl öncesinden beri biz abdest aldığımızdan beri biz ayak parmaklarımızın arasını dahi hilalliyoruz biz kulak memelerimize kulağımıza kadar hilalliyoruz temizliyoruz biz yüzümüzü günde beş sefer yıkıyoruz temizliyoruz siz yataktan kalkıyorsunuz yüzünüzü ellerinizi yıkamıyorsunuz biz yataktan kalkar kalkmaz abdest almasak dahi elimizi yıkamak sünnet hadis-i şerifte diyor ki elin uykudayken nereye bulaştı nereye sürtündü nereye elinin gitti
bilinmez o yüzden diyor sen uykudan uyanır uyanmaz ellerini yıka ellerini yıkamak sünnet yemekten önce elleri yıkamak sünnet yemekten sonra ellerini yıkamak sünnet yemekten önce ellerini elini yıkamak ağzını çalkalamak sünnet yemekten sonra da elini yıkayıp ağzını çalkalamak sünnet şimdi korona belası oradan girdi herkes hijyene döndü sünnet kardeşim yıkacaksın yıka yıkayamazsan sileceksin su varsa silemezsin su varsa silemezsin şimdi tuvaletlerde avrupalılaşıyor insanlar taharetlenmiyorlar hastalık bulaşacak yıkacaksınız
kadınlar erkekler yıkacaksınız banyolarda tuvaletlerde peçeteyle silmek değil su varsa yıkacaksınız tekrar söylüyorum bunu çocuklarınıza yıkamayı alıştırın çocuklarınız hasta olacak sonra su bulamazsanız sileceksiniz o koku siner insanların üzerine necaset kokar o kimse bir sildi iki sildi üç sildi sildiği yerde kalır ki necaset sonra necaset kokar kadının uzuvları necaset kokar erkek o kokuyor alırsa diyecek ki neye kokuyor bu necasete kokar kadın aynı şey erkek silerse bir müddet sonra necasete kokar
iyi bir burun onun necis koktuğunu görür ondan sonra adamdan tiskindi kadın ondan sonra adam kadından tiksindi neden tiksindi acaba sen istediğin kadar parfüm sür o necis kokusu gelir senden silmek yok yıkacaksın sünnet yıkamak tırnaklarınızı kesin haftada bir cuma günleri tırnak kesmek sünnet temizlik bakın şimdi diyor ki televizyonda izliyorsun koronadan korunmak için tırnaklarının altını da temizlemeler lazım hoş geldin millete tırnak uzattırıyordunuz ya çapa gibi o tırnaklarla nasıl taharet etsin o kimse taharet etsin de
parmak tırnakların altında necis kalmayacak mı kadınlar o tırnaklarla adamlara nasıl yemek hazırlıyorsunuz nasıl salata yapıyorsunuz o tırnaklarla adamın önüne nasıl yemek koyuyorsunuz necasetli yemek koyuyorsunuz önlerine necasetli hadis var cinni tayfesi dahi girer tırnakların altına eğer tırnağınız kirliyse altından cinni tayfesi vardır erkeklere söylüyorum bir kadının tırnakları uzunsa yemek yemeyin cinni tayfesi var onda hem de kafir cinniler dolaşıyor tırnaklarının altında kafir cinniler dolaşıyor tırnaklarının
altında bildiğiniz necaset var necasetin bir görüneni vardır görünenden temizlenmek kolaydır görünenden temizlenmek şeriat görünen necasetten temizlenmeyi emreder bize nedir görünen necaset bir yerde necis var gördün onu temizle necasetten taharet şart namaz kılacağın yerde bir necaset gördün onu temizleyerekten onun üzerine namaz kılarsın onu temizlemezsen onun üzerine namaz kılamazsın necaset var yatağının üzerinde necaset var yatamazsın üzerinde neden o necasete şeytan toplanır o necasete cinni tayfesi toplanır
sen orada yatakta necaset var olduğu halde yatamazsın bu da işin manevi tarafı necaset görünmüyor nerede görünmüyor tırnağının altında görünmüyor yok ama onun tırnağının altında kafir cinni dolaşıyordur o necasetten tam olarak taharet etmedi onu görmüyor ki cinniyi görmüyor ki o kimse tırnağının altında cinniyi görsün ağzında yemek kırıntısı kaldı yemek kırıntısını temizlemezsen cinni tayfesi gelir senin ağzındaki yemek kırıntısını almak için yemeklerden sonra ağzını yıkamak o yüzden kuvvetli sünnettir sebep oradaki
o kırıntıya cinni tayfesi gelir sen onu yıkacaksın ağzında yemek kırıntısı kalmayacak yemek bulaşığı kalmayacak Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem süt içtikten sonra yatarken bir de su içerdi üstüne sebep ağzında onun yemek kırıntısı kalmayacak süt bulaşığı kalmayacak yoğurt bulaşığı kalmayacak üzerine bir düm su içecek suyla çalkalardı ağzını ağzını suyla çalkalar içerdi o suyu da atmaz da dışarı sütü içti sütten sonra bir yudum su bir yudum su alır suyla ağzını çalkalar içerdi su temizler çünkü eskiler kahvenin tadına
kahvenin ritüelidir kahveden önce bir yudum su içerler ağızlarını çalkalarlar neden kahveden önce bir şey yiyip içtiyse onun tadı gitsin çünkü bu işin keyfi geliyor padişahı geliyor gelen ne gelen kahve kahve özel o yüzden kahveden önce bir ağzını suyla çalkalayacaksın kahvenin tadını alacaksın sonra üstüne kahve içeceksin kahvenin tadını alacaksın az kavrulmuş mu çok kavrulmuş mu içinde katkı ne konmuş pişerken az mı kaynamış çok mu kaynamış çok kaynarken nefasete gitmiş mi kokusu gitmiş mi az kaynamış da o çiğe mi
kokuyor kahvenin tadını alacaksın öyle kahve geldi gümbürtek iç yok öyle kahve içmek iç mi o zaman o kahveyi sen sen kahve içicisi değilsin otur oturduğun yere o kahvenin tadını alacaksın şekerli mi az şekerli mi çok şekerli mi orta şekerli mi ne kadar yoksa içinde şeker bulaşığı mı var yoksa hatun normalde bir başkasına şekerli kahve yaptı ardından sana sade kahve yaptı içinde bulaşığı kaldı mı bileceksin onu bakacaksın şeker bulaşığı var bunda diyeceksin sonra kahve geldi hatun buyur dedi mi demedi mi ha demedi dökeceksin
bir kahve daha yap bana diyeceksin o bir daha yapacak gelecek gene buyur demeyi unuttu bir daha dökeceksin gene unuttu bir daha dökeceksin üçüncüsünde diyeceksin sana ne oldu ne eksiğin vardı da sen kahveye döktün buyur demeyi unuttun diyeceksin bu da dedemin sünneti sakın siz yapmayın birinci döktüğünüzde kapının önünde bulursunuz kendinizi sakın siz yapmayın siz dedeme bakmayın takılmayın siz ona anneannem çok sağlamdı sakın ha öyle heriflik yapayım kahve gelmiş sen böyle buyur demeyi unuttun ay işte dökceksin sakın ha
sakın hiç kimse dedemi kendine ölçe etmesin yani babanın babasının babası anlattı mı bunu baban size anlatmadı mı yani Mehmet Mehmet Mehmet yapıyor yani normalde şimdi üç tane Mehmet ya onlar dedem Mehmet onun olsun o dedemin oğlu yanındayım da Mehmet onun oğlu da Mehmet babana söyle de dedemin babasının adı neymiş onu bir öğrensin şeyden ne o sileden Ahmet Özba geldi mi ki ya bir baksın o öyle şeyleri çok meraklı ya o da mi Mehmet bak o meraklı tabii o zaman dördüncü Mehmet mi oluyor kuyucu bizim beşinci Mehmet mi oluyor
e onun da dedesi oluyor ya tabii dedem öyle yapmış annemin babası yani kahveye getirmiş buyur dememiş almış kahveye dökmüş bir kahve daha yap bana demiş bir yere döküyor bir de öyle başka bir yere değil yani gidiyor anneannem bir kahve daha yapıp geliyor buyur demeyi unutmuş kadıncağız bir daha döküyor üçüncüsünü bir daha döküyor anneannem diyor ben diyor bir daha yapayım önemli değil diyor ha bak ben bir daha yapayım ha lafa bak ben diyor bir kahve daha yaparım ama diyor benim suçumu söyle ha neden döküyor sen nasıl dökersin diye bir şey yok
sen kimin kahvesini döküyorsun sen neden yere döküyorsun halıları batırdın kilimleri batırdın ha öyle zannetmeyin böyle sizin halılarınız kilimleriniz şimdi kıymetli dedem o gün için Bayındır'ın en zengin ailelerinden birisi dedem o gün için Bayındır'ın en zengin ve en köklü ailelerinden birisi dedemin oturduğu ev yaklaşık dört yüz yıllık beş yüz yıllık hani bizi götürdüler ya Bosna'da Osmanlı evi diye ben eve girmeden tarif ettim ya size dedemin evi öyle çünkü kaç yıllık dedim ben bu ev üç yüz yıllık dediler değil mi
dediler ki üç yüz yıllık lan benim dedemin evi beş yüz yıllıktı dedim ben ne olmuş yani bu üç yüz yıllıksa anne dedemin evi öyle beş yüz yıllıktı yani öyle bir de halleri vakitleri yerinde Bayındır'ın ekonomik olarak iyi ailelerinden bir de anneannem de böyle öf öflü bir aile anneannemin iki tane abisi var ikisi de Efe onlar da normal diyecekler onların da ayarı kaçık o geliyor ya ilk kurşun onun dedesi oluyor artık anneannemin oğlan kardeş onun dedesi onlar da Efe onların da ayarı kaçık bir tanesi zaten cezaevinde
ölmek üzereyken gönderiyorlar geriye yani zaten geldiğinde iki üç ay sonra dödüyor zaten ölüyor şimdi yok cezaevinde kalıyor şimdi öyleyken kahveye döküyor siz sakın dökmeyin yani normalde ama kahve de bir ritüeldir sonuçta bakın onlar da önünden ve arkasından su içiyorlar bu eski kültür su temizliyor çünkü bakın su temizliyor yemekten sonra ağzını temizliyor ağzını gargara yapıyor şimdi korona çıkınca bakın mecburi istikamet herkes sünnetleri öğreniyor ben radyodan böyle radyonun isminde böyle NTV'den dinliyorum hep radyo NTV'de
benim haber ya sınıf ya habere işte konuşmacı çıkarıyorlar konuşmacılar boyuna işte nasıl korunacağını söylüyorlar diyorum ki her söylediği şey sünnette var her söylediği şey bakın her söylediği koronadan veyahut da işte bu virüslerden korunmanın yolu sünneti seniyede sünnet olan abdesti guslü temizliği yapın virüslerden korunun ölmeyecek diye bir kaide yok hepimiz öleceğiz bu dünyaya kazık çakacak değiliz e bunları yapınca işte ya ölmeyecek böyle bir şey değil onunla savaşmıyoruz canım kardeşim biz sünnetleri işleyelim
biz sünnetleri işleyelim o sünneti seniyenin bereketiyle Cenab-ı Hak bizleri muhafaza eder evin temizliği zaten sünnet tuvaletler banyoların temiz olması lazım zaten sünnet e temizlik imanın yarısı demiş hadis-i şerif temiz olacağız sünnet en az haftada bir gün koltuk altı ve etek tıraşımızı olacağız sünnet en az haftada bir gün ölçüsü ne hanefilere göre bir buğday büyüklüğünde bir arpa tanesi büyüklüğüne geldiğinde muhakkak temizlenecek sünnet sebep altında bakteri var virüs var altında dişler misvaklanacak dişler temizlenecek
sünnet kardeşim sünnet biz sünneti seni yerine getirirsek her meselede Cenab-ı Hakk'ın lütfü ikramı bereketiyle her şeyi atlatırız inşallah haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun fe alemen la o la ilahe el fatiha amin
amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.