mustafaozbag.org

648. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 6 Mart 2020 · 44:04

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Gündüzünüzü hayırlı eylesin. Cenab-ı Hak ömrünüzü, nefeslerinizi hayırlı eylesin inşâAllah. Bir kardeş iş yerinizde görüşmeye gelebilir miyim demiş. Arkadaşlar ben şimdi saat veriyorum, dakika veriyorum, şu, şu diyorum. Ama orada bulunamıyorum. Bu sefer de ben üzülüyorum. O yüzden bayanlar da işte görüşmek için genelde randevu istiyorlar.
Ben oradaysam görüşüyorum zaten herkesle. O yüzden şu gün gelin, bu saat gelin demin noktasında değilim. Hakkınızı helal edin inşâAllah. Bazıları askeri ücrete geçinebilir, bazıları yüksek geliri olmasına rağmen para yetmiyor. İnsanın hak ettiği para bereket hükmüne girer mi? Helalından olursa bereket de olur. İnsanın kazandığı. Bereket az da veya çok da değildir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri tabaktan düşen bir pirinç tanesinde veya buğday tanesindedir bereket diyor. O yüzden bereket önemli bir şey. Cenab-ı Hak'tan bereket niyaz edin inşâAllah. Rabbim cümlemizin kazançlarına, yediğine, içtiğine bereket ihsan eylese.
Türkiye, Rusya anlaştı. Anlaşmış mı? Hiçbir devlet, hiçbir devletle anlaşmaz. Bu anlaşmalar kağıt üzerinde olur. Sahaya inilince, orta yerde bir kurşun varsa, orta yerde bir bomba varsa, orta yerde silahlar konuşuluyorsa, normalde oradaki anlaşmaların hepsi de bir kurşunun patlamasına, bir bombanın patlamasına, bir roketin gelmesine veyahut da bir yerden bir top ateşine veyahut da bir yerde herhangi bir işte elle yapılmış patlayıcı bombaya, bakar. O yüzden bu tip anlaşmalar sizi aldatmasın. Zannediyorum devletleri de aldatmaz. Bunlar böyle uluslararası birer oyun, birer tezgah, birer güç gösterisi.
O yüzden Türkiye Cumhuriyeti devleti antlaşma yaptı. Rusya veya Amerika kadar güçlü bir devlet değil. Sonuçta kendince orada bir varoluş mücadelesi veriyor. Vermeli de zaten. Ben o varoluş mücadelesini destekliyorum. Bundan bazen arkadaşlar diyorlar ki, 4-5 yıl önce veya 10 yıl önce desteklemiyordun. Ben 10 yıl önce diyordum ki, önce içinizi temizleyin. Siz bu arsaklarınızı temizlemedikçe, içinizi temizlemedikçe, siz dışarıda operasyon yapamazsanız. Normalde önce içerideki terör örgütlerini, içerideki normalde yabancı devletlerin elini kolunu keseceksiniz ki dışarıda bir şey yapasınız. Demezler mi insana sen içindekileri temizle önce diye? Ama Türkiye Cumhuriyeti devleti şu anda içini 3 aşağı 5 yukarı temizledi sayılır.
En azından Irak'ta, Suriye'de, Libya'da operasyon yapacağım diye uğraşırken arkadan askeri olarak veya terör olarak hançerlenmiyor. O yüzden içi temizlenmeden bir insanın dışarı yürümesi çok hoş değil. Türkiye o iç temizleni tam anlamıyla da olmasa da yaptı. O yüzden normalde yaptıktan sonra dışı operasyon yapacak insan, ne bileyim sınırları biraz daha dışarı doğru taşıyacak, işte terörü oralarda engelleyecek.
Böyle kendi kendinize de işte bizim orada ne işimiz var düşüncesinde olmayın. Bu düşünce de doğru değil. Bir yerde bir zulüm varsa, bir yerde bir Müslümanın kan akıyorsa, normalde orada olmalı Müslümanlar. O yüzden bu gönül arzu eder ki Müslümanlar çok güçlü olsun, Türkiye Cumhuriyeti devleti çok güçlü olsun. İşte Hindistan'da, Bangladeş'te ne bileyim daha ileride, Çin'de, Doğu Türkistan'da, İşte Azerbaycan'ın malum işgal altında olan Karadağ'da, normalde oradaki Müslümanların da haklarını korusun.
Malum Afrika'daki Müslümanların haklarını korusun. Yemen'deki Müslümanların haklarını korusun. Genel arzu eder ki Mısır'daki Müslümanların haklarını korusun. Fas, Tunus, Cezayir, o bölgede Kuzey Afrika'da veya Orta Afrika'da veya Güney Afrika'da Müslümanların haklarını korusun. Çünkü dünyanın her tarafında Müslümanlar eziliyor, Müslümanların kanı dökülüyor. Bakın normalde insanın içi parçalanıyor, öyle değil mi? Yunanistan sınırında onca Müslümanın hepsi de sonuçta, bizim din kardeşimiz. Ve kapılarda sürünüyorlar. Kendi kendime bazen düşünüyorum, o kadar can hıraş, Avrupa'ya geçeceğiz diye uğraşacaklarına, kendi ülkelerindeki hak ve adalet için savaşmış olsalardı, kendi ülkelerindeki problemleri çözerdi.
Ama tabii davulun sesi uzaktan güzel, biz şimdi kendi oturduğumuz yerde orada kalsaydınız, orada savaşsaydınız diyoruz. Ama işin içerisine girilince öyle olmaz belki de muhakkak. İnsanın eşi var, çoluğu var, çocuğu var. Ne zaman öleceği belli değil, ne zaman bombanın patlayacağı belli değil. Herkes bir zulüm yaşıyor. O yüzden dünya üzerinde bütün Müslümanlara zulüm ediliyor şu anda. Bu sadece Suriye'de değil. Bu bakın dünya üzerinde diyorum, dünya üzerinde deyince bizim kendi ülkemizde girer işin içerisine. Dünya üzerinde Müslümanlar rahat değil, Müslümanlar huzurlu değil. Dünya üzerinde Müslümanlar hür değil. Dünya üzerinde Müslümanların nerede, ne yaşayacakları belli değil. Çünkü dünya üzerinde hukuku, İslam olan hiçbir devlet yok.
Öyle olunca hiçbir Müslümanın can güvenliği, mal güvenliği, namus güvenliği, akıl güvenliği, din güvenliği ne yazık ki yok. Hiçbir yerde yok. O yüzden herhangi bir yerde bir Müslümanın canına, malına, namusuna, şerefine, haysiyetine, her şeyine tasallutta bulunabilirler. Bu illaki kurşunla olacak, bombayla olacak diye bir kaide yok. Bu basınla, medyayla, ne bileyim işte değişik enterekalarla her türlü Müslümanların normalde ne yazık ki haysiyetiyle, şerefiyle oynanıyor. Müslümanların ne yazık ki kanıyla, namusuyla oynanıyor. Müslümanların ne yazık ki diniyle, aklıyla oynanıyor. Ne yazık ki bu saldırının altında bütün dünya üzerindeki Müslümanlar.
Dünya üzerindeki Müslümanların dini bir liderleri yok. Dünya üzerindeki Müslümanların dini bir askeri teşkilatları yok. Yok. Olmadığı müddetçe de dünya Müslümanlığı garip. Dünya Müslümanlığı kimsesiz. Dünya Müslümanlığı zulüm altında. Komple bakın. Türkiye'deki hadis düşmanları, Türkiye'deki sünnet düşmanları, Türkiye'deki Kur'an-ı Kerim'deki ayeti kerimeleri değiştirmeye bir kısmını reddedenler. Bunlar zulüm değil mi? Türkiye'deki cemaatlerin, tarikatların, dini oluşumların baskı altında tutulması zulüm değil mi? Zulüm.
O yüzden dünya Müslümanlığı ne yazık ki en karanlık günlerini yaşıyor. 150 yıldan beri, 200 yıldan beri. Karanlık. Ve Müslümanlar ne tarafa, ne yöne gideceği belli değil. Çok özür dilerim, şaşkın. Yani bugün destekledikleri herhangi bir kimse 10 yıl sonra hain olarak önümüze çıkıyor.
Hiç unutmuyorum. Yani Çeçenistan'da, Çeçenlerin ünlü komutanı, İngiltere pasaportu çıktı, gitti İngiltere'ye yerleşti. İngiltere pasaportu çıktı, gitti İngiltere'ye yerleşti. Şu anda İngiltere'de İngiliz vatandaşı, orada villalarda yaşıyor. Kesin İngiliz derin devletten, kraliyetten maaş da alıyordur. Ve bu Çeçen komutandı. Yani İngiltere'nin komutanıymış orada. O yüzden bu Müslümanlar için acı. Mesela Filistin Kurtuluş Örgütü'nün başındaki Yaser Arafat'ın Mossad'la beraber olduğu çıktı meydana. Bu Yaser Arafat'tan sonra şimdiki devlet başkanının Mossad'la beraber hareket ettiği, yani İsrail'le beraber hareket ettiğine dair evraklar çıktı meydana.
Basından öğreniyoruz. Yalansa yalandır. Basına da güvenilecek bir noktada değiliz ama sonuçta ne Yaser Arafat'ın tam sonraki onun halefleri ne de şu anki Filistin Kurtuluş Örgütü'nün başındaki kimse bunları yalanlamadı. Yalanlasa diyeceğiz ki yalanladı. Yalanlamadı. O yüzden Dünya Müslümanlığı satılmaya hazır. Kurbanlık koyun gibi hepsi de. Yani bir kurtuluş ümidiyle birisinin veya birilerinin veya bir grubun peşine takılıyor. Bir bakmışsın 3 yıl sona, 5 yıl sona, 10 yıl sona, 20 yıl sona satılmış, peşkeş çekilmiş. Ben hep sonuna bakın dememin sebebi bu. Bu cemaat, bu tarikat, bu işte parti sonuna bakın dememin sebebi o hep benim.
Yıllardan beri ihtiyatlı davranmamın sebebi bu. Sonuna bakalım kardeşim. Ömrümüz yeterse sonunu görelim biz onun. İhtiyatlı davranmamın sebebi bu. Bir bakıyorsunuz harika İslami çalışmalar var. Arkasından Mason olduğu çıkıyor adamın. Veya bir bakıyorsunuz çok milliyetçi. Bir bakıyorsunuz ki arkadan ABD çıkmış. Amerika Birleşik Devletleri gelmiş orada bir ekip kurmuş. Yürüyün arkadaşlar herkes yürümüş. Belli yıldan sonra bir bakmışız ki ABD'ye çalışmış o topluluk. Veya dünyayı solla kurtulacağız demişiz. Bir bakmışız ki arkasından Rusya çıkmış. Bir bakmışız ki arkasından Çin çıkmış.
Bir bakmışız ki arkasından onun da arkasından ABD çıkmış. Yaş 58 aldatıla aldatıla geldik. Öpüle öpüle geldik. Aldatıla aldatıla öpüle öpüle geldik. Kandırıla kandırıla geldik. Ben bazen öyle diyorum. Cumhurbaşkanı dedi ya kandırılmışız diye. Ne dedi aldatılmışız mı kandırılmışız mı dedi. Kandırıldık dedi. Değil mi kandırılmışız dedi. O kandırıldıktan sonra hepimiz haydi haydi kandırılırız. Devletin bütün organları elinde olan bir kimisi kandırılıyorsa hepimiz kandırılırız. O yüzden Allah affetsin. Ya ben diyorum ki Cenab-ı Hak korusun. Bazen işte Halit'le konuşuyoruz. Halit diyor bizi de mi yönlendiriyorlar diyor.
Veya diyor siz de mi yönlendiriliyorsunuz diyor. Evet. Yani böyle düşünmek normal. Sebep. Yani sebep sonuç ilişkisi. Oradan bir bomba patlarsa sen bu tarafa doğru koşarsın. Eğer normalde bombanın üzerine koşuyorsan o zaman bomba seni yönlendirmedi. Ben hep buna dikkat ederim. Orada tüp alev aldı. Tüp alev aldığında siz hızla buradan uzaklaşıyorsanız siz bir problem gördüğünüzde kaçacaksınız demektir.
Tüp orada alev aldı. Eğer içinden birisi o alev alan tüpü söndüreyim ben bunu kucaklayayım dışarı atayım diyorsa o yönlendirmeye girmedi. Orada bir sıkıntı var o sıkıntıyı problemi çözüyor. Yoksa her an için bir bomba bir yerde patlayabilir. Bunun gibi. Yani normalde dünya insanlığı yönlendiriliyor. Yönetiliyor. Bir şekilde. Mesela şimdi yönlendirmede yönetilmede en büyük silah medya. Hakkından gelemiyorsunuz. Cumhurbaşkanı dair çıkıp medyadan şikayet ediyorsa ve hakkından gelemiyorsa kim hakkından gelecek ki kimse hakkından gelemiyor. Bunun gibi normalde şimdi o yüzden dünya Müslümanları sıkıntının içerisinde.
Suriye'de şu anda problem çözüldü gibi görünür. Çözülmez. Bunu hep söyledim. Çözülmez. Bir Türkiye'nin tavrından dolayı çözülmez. Ya Türkiye sessiz, sedasız kalacak, çekilecek kabuğuna. Orada da ABD ile Rusya paylaşacaklar. Çelik çomak oynar gibi oradaki insanlarla oynayacaklar. Sen de sine ne çekeceksin? E Türkiye'de yeter artık benim sine'me çektim diyor. Biraz böyle kafasını kaldırıyor. Ben burada abilik yapacağım biraz diyor. Ağlık değil, paşalık değil. Abilik yapacağım. Burada biraz da benim sözüm geçecek diyor. Öyle delilince de bu sefer ortalık A'ya kalkıyor. Devam edecek de ayağa kalkmaya.
Yani Türkiye askeri olarak Suriye'nin içerisinde bulunduğu müddetçe, askeri olarak Irak topraklarında operasyon yaptığı müddetçe sıkıntı olmayacak. Ha diyeceksiniz geriye dönsen olacak sıkıntı daha da büyük. Hemen tartışmanın ucunu gösteriyorlar Hatay. Tartışmanın ucunu gösteriyorlar Diyarbakır. Bugün İdlib'i konuşuyoruz. Aslında İdlib'i konuşmamamız lazım. Halep'i konuşmamız lazım. Nasıl İdlib'i konuşmayacağız? İdlib'e konuşlanmışız. Bitmiş Halep'e doğru yürümemiz lazım. Bu benim kendi şahsi kanaatim. Biz Şam'a doğru yürümemiz lazım. Diyecekler şimdi benden için. Bu normalde işte MHP kökenli, ülkücü kökenli. İşte Devlet Bahçeli'nin izinden gidiyor.
Değil. Halep, Atatürk'ün ilk çizdiği sınırların içerisinde. Kerkük, Musul, Atatürk'ün ilk çizdiği sınırların içerisinde. Misaki milli. Bütün Atatürkçülerin Misaki milli'yi desteklemesi lazım ve savunması lazım. Atatürkçüm diye bütün topluluklar, partisi, purtisi neyse.
Hepsi de Misaki milli sınırlarını savunması lazım. Çünkü Türkiye'nin güvenliği söz konusuysa Misaki milli sınırlarında başlamalı. Neden? Misaki milli sınırlarında kendi bizim kardeşlerimiz var. Türkmenler var. İdlib bir Türkmen kentidir. Halep bir Türkmen kentidir. Kerkük, Musul bir Türkmen kentidir. Orada Çeçenler var. Kafkasyalı Türkler var o bölgede. Siz Ürdün'e kadar, Kafkasyalı Türklerin Ürdün'e kadar gittiğini bilir misiniz? Kafkas Türklerinin, Suud'un içerisinde Mekke, Medine, Hicaz'a kadar gittiğini bilir misiniz? Bu yeni değil ama.
Bu Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden öncesinden bu. Türkler o bölgeye gitmişler. Çünkü Türklerin ataları peygamberlere dayanır. O yüzden. Birisi bu ırkçılıkla alakalı değil. Bizim için Urfa neyse Halep da aynı, Kerkük da aynı, Musul da aynı. Urfa neyse Şam da aynı. Beyrut da aynı. Bunu bir emperyalizm olarak düşünmeyin. Türkler hiçbir zaman emperyalist olmamışlardır. Emperyalist olsa Şam'daki kapalı çarşıyla İstanbul'daki kapalı çarşının arasında bir fark yok. Gidip gezenler, görenler varsa bunu bilirler. Gidin Şam'daki kapalı çarşıya İstanbul'da dolaştığınızı zannedersiniz.
İstanbul'daki kapalı çarşının aynısını Şam'a yapmış Osmanlı. Aynısını normalde Türkiye'deki kapalı çarşılar gibi Halep'e yapmış. O kapalı çarşılar gibi gitmiş şeyde yapmış. Ne o? Kerkük'te yapmış, Musul'da yapmış. Türkiye'de veya Osmanlı kendi bölgesinde yapmış olduğu camileri gitmiş Sudan'da yapmış. Sudan'ın baş şehrinde Osmanlı'nın yapmış olduğu cami var.
Osmanlı'nın camisi var orada. Osmanlı yapmış. Bizim ne işimiz var orada diyemezsiniz. O yüzden normalde bu kargaşalar, bu sıkıntılar da bitmez. Kendiniz ona göre dizayn edin. Bununla yaşamayı öğrenin. Yani böyle yarın bitecekmiş gibi insanların içerisinde bir hava oluşmasın. Biz bir savaşan milletiz. 30 yıldan beri, 35 yıldan beri biz savaşıyoruz zaten. Ben 84'te askerdim. PKK yeni başlamıştı. 84'te Doğu Beyaz'da. Yeni başlamıştı daha. 84, 2020, 36 yıl olmuş. 36 yıldan beri Türkiye'de savaş var.
Ama düşük yoğunluklu ama yüksek yoğunluklu. Adına terörle mücadele demişiz. Bize öyle söylemişler. Terörle mücadele diye. ABD'si, İngiltere'si, Fransa'sı, Almanya'sı, Rusya'sı. O bölgedeki kargaşalığı bitirmiyor. Tırlar dolusu silahlar kimin için geldi oraya? Kime kullanılacak onlar? YPG'ye verilen tırlar dolusu silahlar kimin için gönderildi? Kim için savaşacak onlar? Kimle savaşacaklar? Neyle savaşacaklar? Dayış, dayış dediler. Dayış da yok orada. Kimle savaşacak onlar? Fırsatını bulduğu anda Türkiye ile savaşacaklar. Fırsatını buldukları anda. Zayıfladığınız anda, böyle bir gaflete düştüğümüz anda bir bakmışsınız, bombalanıyoruz biz.
Gemisini kapan geliyor, uçağını kapan geliyor. Ne o uçak gemisini kapan geliyor. Hepsi de Akdeniz'e geliyor. Tarih boyunca bu kadar silah, mühimmat toplanmadı Orta Doğu'da. Tarih boyunca toplanmadı. Hala daha geliyor. E bunlar elini kolunu sallaya sallaya gidecek değil herhalde. Ya bir yerleri bombalayacaklar, bir yerleri kan gölüne çevirecekler. Pes ettirecekler bir yerleri. Ya da orada uzun zaman, uzun nefesli bir yıpratma olacak. Yani düşünsenize, sizin 10 kilometre, 20 kilometre, 30 kilometre ilerinizde bir sürü uçak gemisi var. Demirlenmiş vaziyette. Kaç tane alıyor?
80 tane uçak alıyor. 80 tane uçağın birden havalanıp herhangi bir yere 80'in birden bombalandığını düşün. 80'ini de düşürmeniz mümkün değil. Askeri olarak 80'ini de düşürmeniz mümkün değil. Zaten öyle bir savunma silahını da size satmıyorlar. Rusya satıyorum dedi, iğnesini vermesi hareket ettiremeyeceğiz. Bak duruyor öyle. Duruyor. Daha henüz hareket etmedi daha. Yok rampası geliyor, yok namlusu geliyor, yok bünnem nesi geliyor, yok kuruluyor. Olmuyor. Ne zaman harekete geçecek? Nisan'da olursa. Harekete geçse biraz daha rahatlayacak.
Ama Rusya, herkes diyor namaya gidiyor. Ne yapsın gitmeyip de. Almış milyon dolarla silahları yumuşak yumuşak tatlı tatlı götüreyim, bunların işlerini bitireyim de uğraşıyor. Bitirebildiği yere kadar. Bekara hatun boşamak kolay. Ama bitmez. O yüzden kıymetli dostlar burada normalde hiç kimse aldanmasın, rehavete kapılmasın. Orta yerde silahlar varsa uçan bir tanesinin havalanıp bir yere bombalamasına bakar. Bütün anlaşmalar. Ne oldu? Anlaştılardı. İdlib mutabakatı vardı. Ha ne oldu mutabakat? Adam bir gece geldi, askerleri şehit etti gitti. Mutabakat kaldı mı? Kalmadı. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre üç bine yakın rejim taraftarı, milis, asker öldürüldü.
Üç bine yakın. E adam şimdi üç bine yakın orada kayıp vermiş. Durur mu? E bir de fotoğraflıyorlar. Kaç tane tank vurmuşlar, kaç tane raket atar vurmuşlar, kaç tane işte şunu vurmuşlar. İşte uçakların düşsünü fotoğraflıyorlar, videoya çekiyorlar. Bildiğin uçak düşüyor, vuruluyor, düşüyor. Teknolojiye bak. Yani pilotuna kadar çekiyor. Pilot çakmış şeyi, ne o? Paraşütü. O yaylalar, yaylalar iniyor. Uçak gitti. Bir de neredeyse kameraya poz verecek, el sallayacak adam. Teknolojinin geldiği noktaya bak. Vuruyorsun bir de fotoğraflıyorsun. Türkiye için de önemli bir şey. Dünyaya gösteri yapıyor. Savaş aynı zamanda bir gösteri sanatıdır. Gerçekten.
Müthiş bir psikolojidir o. Şimdi bütün dünya neyi konuşuyor? Siyahları, İHA'ları sürüler halinde dolaştırdılar. Sürüler halinde bombaladılar diyorlar. Bak muhteşem bir şey. Herkes bayrakların önüne gelecek, sıraya girecek. Diyecek ki bize de sat, bize de sat. Milyon dolarlık olacak. Asıl Türkiye'de korunması gereken tek şirket var şu anda. Bayrakların şirketi. İçindeki mühendisler, onlar, bunlar, komplok, hepsinde korunması lazım. Sebep, yani şu anda dünya üzerinde böyle bir teknoloji yok. Allah razı olsun, yapandan, edenden, destekleyenden. Yüz akı oldu. Yüz akı oldu. Elini kuvvetlendirdi Türkiye'nin.
İnsansız hava aracı. Şu böcekleri de bir salsalardı çok sivil gider o zaman. Onların daha miniklerini yaptılar. Onları salmıyorlar daha meydana. Daha küçükleri var, kuş gibi. Yaptılar onları. Daha da sıkışırlarsa bir bakmışsınız kuş sürüsü gibi. Gidecek bir şehri komple yerle yeksan edecek. Ebu Abil gibi. Aslında adını da Ebu Abil koymaları lazım. Bunlar hepsi de birer Kur'an-ı Kerim'den çıkarılması gereken hikmetler. Mesela bir ses. Bir sesi bulması lazım Müslümanların. Hani bir Cenab-ı Hak ne diyor? Bir ses diyor. Onları donak aldılar ses gelince. Evet. O sesi bulması lazım Müslümanların.
O frekanstan o sesi yayınlayacaklar. Donak alacak. Ama tabii asker, sivil ayırmaz. Hayvan, haşat ayırmaz o. Ama olması lazım. Örneğin. Bunun gibi. Allah bizi affetsin inşallah. Mülteci konusunda politikalar doğru mudur? Normalde bu konuda mülteci konusunda politika hür olmalı. İnsanlar istedikleri yere yerleşsinler. Dünya üzerinde insanın kendince seyahat özgürlüğü ve istediği ülkeye gitme özgürlüğü olmalı. Hani dünya evrenseldi, küçücük bir köydü. İnsanlar istedikleri yerde istediği yere gidip ondan sonra hicret edebilirdi. Gidip oraya yerleşebilirdi. Avrupa insan hakları, Avrupa böyle düşünüyordu.
Hani nerede onlar? Hepsi de boşmuş. İslam'da ekonomi real dediniz. Real ekonomi faizsiz ve malın ortak olması mı? Ortada olmayan mal real değil midir? İslam real alışverişe bakar, üretime bakar. Sen bir şeyi üretmelisin, bunu üretmelisin. Sen ürettiğini satmalısın. Üreticidir İslam. Veya ticaret yapar, bunu alır, üretenden ihtiyacı olana satar. Real ekonomi budur. Bakın real ekonomi budur. Siz gider bir şeyi ya üretirsiniz, satarsınız ya da üreticiden alır satarsınız. Bu real ekonomidir. Bu ister tarım olarak üretici olun, ister hayvancılık olarak üretici olun, ister sanayi olarak üretici olun.
Real ekonomi budur. Faizin üzerine, üç kağıdın üzerine kurulu değildir bu ekonomi. Bakın kapitalist sistem üretir, ürettiğini satar, karıyla, karıyla gider fukaraya faizle para verir, onu bir daha üter. İslam üretir, kar eder, karıyla insanların refahını yükseltir.
Kapitalist sistem üretir, satar, insanların refahını düşünmez. Hala da sömüreyim, hala da onlardan kar edeyim diye bakar. Mesela İslam'da kar eden firmanın zekat dağıtması tekrar fukaraya, fukaraya tekrar zekat dağıtması, real ekonominin fukaralığı ortadan kaldırmasıdır. Sömürmeyi düşünmez. Adam ne kadar mal varlığı var, ticarette kullandığı, örneğin 40 trilyonu var. 40'ta 1, 1 trilyon adam zekat dağıtacak, düşünebiliyor musunuz? 1 trilyon zekat dağıtırken, Kur'an-ı Kerim'e göre ne yapacak? Önce fakirlere verecek, sonra miskinlere verecek, sonra Allah yolunda cihad edenlere verecek. Bakın neden sonunda, üçüncüsünde Allah yolunda cihad edenlere veriyor?
Çünkü din ve dünyanın beraber yürümesi lazım. Allah yolunda sohbet eden, Allah yolunda koşuşturan, işte Allah yolunda cihad eden, illaki cihad etmek, savaşmak demek değil. O yüzden normalde imamlar fetva vermişler. Yani bunu kendim için söylemiyorum. Allah yolunda sohbet eden, koşuşturan, bir kimse, bir alime, bir şehefendiye, örneğin, koşuşturuyorsa, onun odalar dolusu altına olsa ona zekat geçer yine diyor.
Sebep, Allah yolunda cihad ediyor çünkü o. Üçüncüye onu koymuşlar. Yani demişler ki fakiri kaldır ayağa, miskini de ayağa kaldır. Üçüncüsü, bu irşad görevini, vazifesini yerine getiren veya savaş meydanında Müslümanların namusunu, şerefini, haysiyetini, malını koruyan o mücahidlere destek ol. Sebep, yoksa sen o parayı kazanamazsın çünkü. Cenab-ı Hak sana onu verdi, bunun için verdi. Böylece ne yapar? Bunlar etrafındaki Müslümanların refah seviyesini yükseltir, yaşam kalitesini yükseltir. Onları sömürmeye çalışmaz daha. İslam odur, İslami bir sistem. O yüzden real ekonomi de budur. Borçlanma gibi tahhat, tahütsüz, borçlanma gibi tahatsüzü, borçlamada da bir sıkıntı var.
Burayı anlayamadım, burada bu soru mümkünse soran kimse burayı bize açıklasın, burayı anlayamadım. Ha borçlanma, tahütlü borçlanma. Eğer normalde tahütlü borçlanma şu, neden mal olmadan mı borçlanıyor? Malı alan kim, malı alacak olan malı almadan nasıl borçlanıyor? E tamam, onda bir sıkıntı yok. Yok, sıkıntı yok onda. Yok, onu anladım, sıkıntı yok. İslam'da üretmek, çalışmak ve birikim konusundaki tavsiyeleriniz nelerdir? Bir kimse üretir, çalışır, bunun üzerine birikim de yapar.
Şeriaten bir sıkıntı yok bunda. Yani normalde birikim yapması, zekat vermemesi demek değil. Adam birikim yapar, yatırım yapar onunla. Bunda bir sıkıntı yok. İslam'da haftada iki gün tatil uygun mu ya da ne kadar olmalı? Normalde tatille alakalı herhangi bir şey yok bu konuda. Ayet veya hadis ama dini bayramlar bu noktada tatil olabilir.
Bilhassa birinci günü. Cumalar tatil olabilir çünkü bayram gününüz diyor. Bunlar olabilir. Tarihte Sümerler yazıyı bulduysa Adem Aleyhisselam'a ne indi? On sayfa sur. Yani normalde onların ulaştıkları Sümerler. Bugün için insanlığın ulaştığı en eski Sümerlerdi. E şimdi Göbekli Tepe'yi buldular. Sümerlerden daha eski. Bunu böyle bu konuda kesin katli bir şey söylemek mümkün değil. Yani Göbekli Tepe Sümerlerden daha eski. Şu anda 13 bin yıllık bir kültürden bahsediyoruz. Bir bulunan arkeolojik kazıdan bahsediyoruz. 13 bin yıl. O yüzden normalde Sümerlerden daha eski. E tabi o zamana kadar herkes ilim olarak Sümerler'e kadar gitmişti. Söyleyecek bir laf yok.
Her Müslüman cennete girecek mi? Kim la ilahe illallah Muhammed'e Resulullah dediyse ve o iman üzerinde öldüyse evet cennete girecek. Ne diyor? Ebu Zer patlasa da girecek diyor. La ilahe illallah diyen sonunda cennete girecek diyor. Ebu Zer radıyallahu anh hazretleri hani nasıl olur böyle deyince Ebu Zer patlasa da girecek diyor. Cemel vakasını açıklar mısınız? Uzun bir tarihi bir mesele. Bunu birkaç sefer açıkladım. İnşallah tekrar bir dakikada açıklarız. Hakkınızı helal edin. Evet. 64. hadis. Enes bin Malik'ten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Sizden biri kendisine isabet eden bir müsibetten dolayı ölümü temenni etmesin.
Ölümü temenni etmek. Burada peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir müsibetten dolayı ölümü temenni etmenin uygun olmadığını söylemiş. Hastalık, borç, sıkıntı, eşinden, çoluğundan, çocuğundan, annesinden, babasından, malından, mülkünden bir imtihan yaşadı. Bir problem var. O problemden, o müsibetten dolayı ölümü temenni etmesi caiz değil. Ama sufiler Allah'a kavuşmanın ve Allah'a kavuşmanın bir daha ebedi bir şekilde devam edeceğinin bilinciyle onlar müsibetten dolayı değil, Allah'a kavuşma aşkından dolayı ölümü temenni ederler. Hani başka bir hadisi kudside kim Allah'a kavuşmaya arzu ederse Allah da ona kavuşmayı arzu eder.
Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez buyurur. O yüzden sufilerin Allah'a kavuşmayı arzu etmesi, sufilerin ölümü temenni etmesi müsibetten dolayı, sıkıntıdan dolayı değildir. Onlar Allah'a yakın olmayı, Allah'a kavuşmayı diledikleri için ölümü temenni ederler. Onların ölümü temenni etmesinin de değişik merhaleleri vardır. Mesela ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin üzerinde tecelli eden bir sufinin ölümü temenni etmesiyle bu ölmeden önce ölünüz hadisi şerifinin tecelli etmeyen sufinin ölümü istemesi aynı değildir. O yüzden bunlar da değişik hallerin üzerinde tecelli eder. O zaman kısaca şunu söyleyeceğiz. Bir musibetten dolayı, bir sıkıntıdan dolayı veya bizim kendi nefsimizce biz bu imtihanı kaldıramayız deyip de ölümü temenni etmemiz caiz değil.
İşte bir hastalıkla karşı karşıya geldik, kanser hastası olduk, ne bileyim işte verem olduk veya bir işte geçmeyen, şimdi şey var, ne o? Korona var, meşhur. İşte korona virüsü var, işte koronaya yakalandı, ölümü temenni edecek. Hemen işte öleyim de kurtulayım. Veya acısının, ağrısının fazlalığından, hastalığının şiddetinden dolayı ölümü temenni etmek. Bunlar normalde caiz değil. Bu hadis-i şerif ve bundan başka, başka hadisler de var bu konuda. Veyahut da işte borç altında kaldı, sıkıntının içinde kaldı, borçlar ödenmeyecek diye düşünüyor. Bu kadar borç nasıl ödenir diyor. Ümidini kesiyor. Şeytan onu ümitsizlik deryasına atıyor. O kimse de diyor ki öleyim de kurtulayım.
Kimisi intihar ediyor. Allah muhafaza eylesin. Adam borcu çok kafasına sıkıp gidiyor. Kendi kafasına sıkmıyor. Alacaklıların hepsini de kafasına sıktı, gitti adam. Adam kendince benim çekim nasıl döner dedi. Sıktı, Cafer'in 800 milyarı gitti. Adam sonuçta ama kendi kafasına sıktı. Değil. Bizim Hacı Cafer'i diri diri gömdü adam mezara. Yani o normal, tabi o psikolojiyle, o gelgitle kendi canına kıydı adam. İşte bu caiz değil. Bir kimsenin herhangi bir başındaki sıkıntıdan, beladan, müsibetten dolayı. Hani ölümü temenni etmesi doğru değil.
Ama Allah'a yaklaşma, Allah'a daha da yakın olma noktasında ölümü temenni etmesi caiz. Allah muhafaza eylesin. Bu da normalde şeriata ters değil. Zaman zaman ölümü temenni eden sufilere ölümü temenni etmek caiz değil. Nasıl ölümü temenni edersiniz diye uyarmanın cahillik olduğunu da insanlar öğrensinler. O yüzden sufilerin ölümü temenni etmesi artık gelgit yaşamamak. Yakınliğin de yakınliğine doğru koşup bir daha geriye doğru dönmemek içindir. Allah bizi öyle sufilerden eylesin inşallah. Fâlemennehu El Fâtiha mâ selam Amin
Recep Destur

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi