Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 17 Ocak 2020 · 1:03:17
Bir kimse haberi olmadan üzerinde bulunan bir necasetle namaz kıldı. Ve o vakit geçti, vakit geçtikten sonra necasetin üzerinde olduğunu fark edince namazını tekrar eda etmeli mi? Fark ettikten sonra kılınan namaz ile tam vaktinde kılınan namazın sevapları aynı mıdır? Normalde burada necasetin, necaset nasıl bir necaset? Eğer necaset üç dirhemi geçiyorsa, namazın dışındaki farzlardan birisi necasetten taharet, yani pislikten temizlenmek. Eğer bu kimsenin üzerinde o pislik var ise, o zaman normalde namazın dışındaki farzı yerine getirmemiş oldu. Böyle bu noktada, bunu tekrar söylüyorum, Hanefiler üç dirhem miktarında necaset olarak bunu dirheme bağlamışlar.
Üç dirhem kaç grama tekabül ediyor bilmiyorum şu anda. O yüzden normalde eğer bir kimsenin üzerinde bu kadar necaset var da, öyle namaz kıldıysa namazını iade edecek farzı terk ettiği için. Farzı fark ettikten sonra kılınan namaz ile tam vaktinde kılınan namazın sevapları aynı mıdır? Değilir. Vaktinde kılınan namaz ile vaktinin dışında kılınan namazın sevabı aynı olmaz. Erkek ve kız çocuğunun necasetinin hükmü nedir? Zannediyorum necasetin hükmü çok değişmiyor. Çocuklar, yani bir yerde bir şey okuduydum. Kız çocuğunun necaseti ile alakalı, yeni doğan çocukla alakalı ama şimdi karıştırabilirim. O yüzden bu soruyu cevapsız bırakıyorum. Hakkını vermesek de her sözünüze itaat etmeye çalışıyorum.
Fakat sigara içmeme konusunda zorlanıyorum, ne yapmalıyım? Bırakacağım. Arkadaşlar, ben dergaha girdiğimden beri sigara haram derim. O arkadaşlar sigarayı bırakmaları lazım. O yüzden sigara, bir kimse bir şey Allah için terk etmesi çok zor bir şey değildir ya. Allah için yapacak bunu çünkü. Allah için bir şey yapmayacak. Veya Allah için bir şey yapacak. Allah için bir şey yapıyorsa o kolaylaşır. Yani Allah onu kolaylaştırır. Allah için yapılan her şeyi Cenab-ı Hak kolaylaştırır. Hele bir de haramı terk etme. Yani bir kötülüğü terk etme. Bir yanlışlığı terk etme. Cenab-ı Hak kolaylaştırır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin değişik ibadetlerle alakalı duaları var ya.
Mesela haç ve ömre yaparken haç ve ömremi kolaylaştır. Veyahut da oruç tutarken orucumu kolaylaştır. Bunun gibi normalde bir ibadete niyet ederken ibadetlerinizin kolaylaşması için dua edin. Mesela namaz kılacaksınız. Namazda zorlanıyorsunuz. Abdestinizi aldıktan sonra Allah'a dua edin. Deyin ki, Ya Rabbi kılacak olduğum namazı bana kolaylaştır. Yapacak olduğum ibadetleri bana kolaylaştır. Hayatımı bana kolaylaştır. Dünyayı bize kolaylaştır. Kolay rızık toplayanlardan, kolay rızıklananlardan eyle. Dünya ve ahireti amellerimizi bizlere kolaylaştır. O yüzden biz Allah'tan kolaylığı isteyelim. Cenab-ı Hakk'ın kolaylaştırmasını isteyelim. Amin. Bu normalde bütün ibadetlerde, bütün her şeyde olabilir.
Sabahleyen kalktığınızda gününüzün kolay geçmesi için dua edin. Deyin ki, Ya Rabbi günümüz kolay geçsin. Veya bir sıkıntınız var. O sıkıntıya giderken dua edin. Ya Rabbi bu sıkıntıyı kolaylıkla benim üzerimden def eyleyin diye. Normalde insanlar hayatlarını kolaylaştırırlar. Dua büyük bir silah. Normalde böyle hani bir şey yapacağınızda zikrullah bunun en böyle yakın kestirme yoludur. Mesela bir kimse namaz kılacak gene baştan alalım. Namazda zorlanıyor diyelim. Abdeste zorlanıyor. Başlar tevhid çekmeye. La ilahe illallah. Allah için. La ilahe illallah. La ilahe illallah. Gider abdestini öyle alır. Kolay abdest alır. Ardından namaz kılacak. La ilahe illallah. Namaza normalde doğru yürür. Kolay namaz kılar.
Veyahut da tevhidle yapacak olduğu ibadette, yapacak olduğu ibadetin başlangıcında tevhidle devam ederse, zikirle devam ederse, bütün hayatı kolaylaştırır. Sabahleyen kalkın. Böyle dersiniz var muhakkak. Ama sabah kalktığınızda tevhid çekin. Güne tevhidle başlayın. Zikrullahla başlayın. Arabada gidiyorsunuz, yolda gidiyorsunuz, yürüyorsunuz. Bir iş yerinize doğru gidiyorsunuz. Bir Allah'ı zikrederekten yürüyün. Yolda giderken bağışlayın ders kağıdındaki makamlara. Ya Rabbi hepsinin yüzü sürümetine günümüzü hayırlı eyle. Günümüzü kolay eyle. İşlerimizi asan eyle. Dua ederekten yürüyün. Zikrederekten yürüyün. Bu insanın hayatını kolaylaştırır. O yüzden bir haramla karşı karşılayasınız.
Haramdan kurtulmak için Allah'tan yardım dileyin. Allah yardım etmezse insan kılını kımırdatamaz. Gözünü açıp kapatamaz. O yüzden Allah'tan yardım dileyin. Zikirle, namazla, duayla Allah'tan yardım dileyin. Bu konuda Cenab-ı Hak öyle bir kimse kendi nefislerle biz hiçbir ibadet edemeyiz, hiçbir şey yapamayız. Allah'ın yardımı olmazsa biz şuraya dahi gelemeyiz. Kendi kendimize, kendi nefsimizi böyle dağlara, taşlara çıkarmayalım. Yükseltmeyelim, büyütmeyelim. Ben kendi nefsim için söyleyeyim. Allah bana yardım etmezse biz nereye zikrullah'a geleceğiz? Biz derse geleceğiz, sohbetlere, zikirlere gideceğiz. Allah yardım edecek insana. Allah onun kalbine aşk verecek, şevk verecek, muhabbet verecek, gayret verecek, kuvvet verecek, idrak verecek, cesaret verecek, istikamet verecek.
Kolay değil bu işler. Adam 10 yıl sonra dervişliği bozuluyor. 20 yıl sonra dervişliği bozuluyor. 30 yıl sonra adamın dervişliği bozuluyor. Adamın 40 yıl sonra dervişliği bozuluyor. Allah muhafaza eylesin. Biz bu fakir nelerini gördük? Adamın dervişliği bozuluyor. Allah muhafaza eylesin. Körleşiyor adam. Rüya görenin rüyası kapanıyor. Göremiyor bir şeyi. Adam hal görüyor, hali kapanıyor. Herkes muhabbet beslerken adamı, adam unutuluyor, gidiyor. Neredesin diyen olmuyor. Bakın neredesin diyen olmuyor. O tabi herkese kızıyordur, vefasız herkes diye. Unutturanı görmüyor. Hiç kimse kendi nefsinde hata görmez.
Allah muhafaza eylesin. O yüzden Allah'tan hep yardım dileyelim. Allah bütün işlerimizi kolaylaştırsın bizim. Cenab-ı Hakk'a böyle münacat edelim. Öyle bir insanın kendi gayretiyle olacak bir şeyler değil bu işler. Hani Hz. Peygamber dahi sallallahu aleyhi ve sellem Allah'ın lütfu, ikramı olmazsa ben dahi cennete giremem diyorsa herkes ayağını denk alacak. Allah muhafaza eylesin inşallah. Eşimle arada tartışıyoruz. Her tartışmada babasına şikayet etmekle tehdit ediyor. Ben de babanı çağırırsam babanla birlikte eve geri dönersin diyordum. En son tartışmada annesi geldi. Ben de annesine defalarca kızını al git dedim. Nikah düşer mi? Allah sizden razı olsun. Al git derken eğer ki boşamak kastıyla al git dediysen bir talak yok al git derken boşamayı kastetmediysen bir talak yok.
On sefer söyledin boşamak kastıyla al kızını git diye kadına. Talak niyet ettiysen evet kadın boşandı. Bunlar bir de İslam ahlakı değil. Yani bir erkeğin eşini evden kovması İslam ahlakı değil. Cahiliye ahlakı bunlar. Bir erkek eşini evden kovuyorsa cahil insandır o. Cahil. Hele dervişse, sufiyse burada hiç sohbetlerimizi dinlememiş bizim. O cahilin kara kökü. Allah muhafaza eylesin. Şimdi bir yani bir kimse bir dergaha girdiyse bu hangi dergaha giderse gitsin.
Bir cemaate gittiyse, bir dergaha gittiyse Türkiye gibi ülkelerde, bütün herkesin gözü onun üzerinde olur. O bir hata yaparsa dergah lekelenir. Sen filanca dergaha gidiyorsun. O yüzden bak sen nereye gidiyorsun filancaya gidiyorsun. Dergaha laf getirir adam. Veya kadın önemli değil. Bir yere intisaplı mı? Evet. Onun hatası bakın bu yanlış. Bu yanlış bir taraftan da iyi. Bu yanlış iyi. Neden? Herkes kendini disiplin ediyor. Disiplin etsin. Sen sokaktaki bir insan değilsin. Sokaktaki bir insan olmadığın için kadın erkek herkes için geçerli bu. Yapmış olduğun şey dergaha mal olacak.
Evde bir erkek kadına bir laf söylese dergaha mal olacak. Kadın adama bir laf söylese dergaha mal olacak. Siz sokakta bir laf söyleseniz dergaha mal olacak. Çarşıda, bacada, orada, burada nerede olursanız olun. Dergaha müntesipliniz belli mi? Evet. Yapmış olduğunuz her yanlışlık, her hata, her kusur, her günah dergaha mal olur. Bunun bilincinde yaşamak var ya insanı Allah'a yaklaştırır. Şimdi o kimse ilk önce şeyhime laf gelmesin, dergaha laf gelmesin diye sabreder. Öğretidir bu. Bir çıt sonra Allah'ı görüyormuşçasına yaşamayı öğrenir. Bakın bir çıt sonrası.
O derviş önce terbiye ederken kendine ya şeyhime laf gelmesin. Ya işte yoluma laf gelmesin. Haklıyım ama yola laf gelecek şimdi. Veya haksızım. Hiç önemli değil. Yapmış olduğun şeyden yola laf gelecek. Laf gelecek. Ben hiçbir kardeşin, hiçbir arkadaşın yola laf getirmek istediğine ihtimal vermem. Eyvallah. Ama yapmış olduklarımızda yola laf geliyor mu? Evet. Söylediklerimizde yola laf geliyor mu? Evet. Bir yerde bir boşboğazlık yapıyoruz. Yola laf geliyor mu? Evet. Bir yerde sanki biz şaka yapıyoruz. Böyle ıydır kaydır, gevşek gevşek muhabbet yapıyoruz. Ki bazı şeyleri isimlendirerekten yasaklamama rağmen.
Bunu erkekler de yapıyor, kadınlar da yapıyor. Bunlardan biz yola laf getiriyor muyuz? Evet. Dergaha laf getiriyoruz mu? Evet. Diyorum ya, dervişlik disiplin isteyen bir şeydir. Dervişlik insanın kendisini disiplin edecek, yolunu kendince yola kendini adapte edecek. Yapmazsa sadece kendine zarar gelmiyor. Yola zarar geliyor. Yani benim şimdi birçoğa sakalımla buradaki oturduğum noktada kalkıp da işte millete faizle para sattı mı düşünün? Yola zarar gelmiyor mı? Gelmez mi? Adama demezler mi birçoğa sakalından bir de faizcilik mi yapıyorsun diye? Bu hafta gündemde mesela herkes soruyor. Diyanet işte token'in faizini faiz olmaktan çıkardı.
Bak ne kadar gücümüze gidiyor değil mi? Ne kadar böyle kendi kendimize ne oluyoruz diyoruz değil mi? Durduğumuz yerde yani Diyanet kalktı şimdi böyle bir fetva verdi. Okumadım fetvanın altını üstünü gerekçesini neye binayen onu verdiler. Darül Harp hukukundan mı verdiler? Darül İslam hukukundan mı verdiler? Nereden verdiler? Okumadım gerçekten incelemedim. Bakın incelemedim. Ama normalde bütün herkesin gündemine girdi mi? Girdi. Din hassas sebep çünkü bütün emperyalistler yıkılmayan ayette kalan İslam'a saldırıyorlar.
Dolayısıyla her ne kadar biz bangır bangır bağırsak da İslam'la Müslümanlar özdeşleşmez diye özdeşleşiyor. Aynı şey dergahlar için cemaatler için topluluklar için de geçerli. Yani bir kimse ben bir yere intisap ettim ben oradan ders aldım deyince orayla özdeşleşiyor. özdeşleşince o kimsenin hatası o yola vuruyor. Oradaki topluluğa vuruyor. Hele küçük yerlerde bu daha fazla fark edilir. Bursa'da dahi bu kadar dedikodu, gıybet bu çıkıyorsa düşünün her yerde nasıl çıkacağını küçük yerlerde.
şunu diyemeyiz ya ne alakası var ya filancanın hatasından dergah mı sorumlu olacak? E sorumlu değil ama dergahın adı lekeleniyor. Sorumlu değil ey Allah. Müslümanların ümmetin yapmış olduğu yanlışlıklardan peygamberini sorumlu kılmamış değil ki bizi sorumlu kılacak. Ama halk nezdinde insanlar dergahı bu noktada kötülüyorlar mı? Evet. kötülemek için yer bahane arıyorlar mı? Evet. Ve bundan dergahlar tekkeler cemaatler cemiyetler negatif olarak etkileniyor mu? Evet. Evimiz akrabalarımız bundan etkileniyor mu? Evet.
Bir şey oluyor biz o düğüne gitmeyiz. Ey tamam sen muhabbet bu haram dedi o düğüne gitmedi ama gittik böyle bir halt iş dedi. Muhabbet hazır. Bakın muhabbet hazır. Birisi ağzından bir laf söylüyor. Hiç aslı astarı yok. Muhabbet hazır. Bizim arkadaşlardan biri söyle demiş. Evleneceğim ben bir daha işte ya. Hanımı geldi böyle böyle diyor dedi. İyi dur sakin ol dedim. Ben açtım telefon gel dedim buraya geldi. Hadi evleneceksen evlendireyim seni dedi. Tık yok bunda. Oğlum evleneceksen evlendireyim seni. Ses yok. Oğlum ağzına ne namazsa kız ettin sen bunu. Namazsa kız ettin ağzını.
Yapamayacağım bir şeyi neden söyledin? Götüremeyeceğim bir şeyi neden söyledin? Senin hakkın var mı bu dergaha dedim böyle laf getirmeye? Eee ne dedi o? Efendim din caiz dememiş mi? İyi oğlum caizse yap hadi. Caiz tamam yap hadi. Ses yok. Hane huzurunu kaçırıyorsun. Evinin tadını kaçırıyorsun. Milletin tadını kaçırıyorsun. Siz köy kahvesinde oturan cahil insanlar mısınız? Onlar dahi konuşurken korkuyorlar. Ulan eve daha gidinceye kadar bu haber eve giderse diye. Gidiyor. Derviş tek başına değil.
Tek başına değilsin. Sen tek başına kafana göre mi yaşamak istiyorsun? Gel kardeşim dersini ver. De ki ben bu yoldan değilim. İşiniz gücünüz rast gelsin. Benim ben sıkıntıya fazla gelemem. Burnum kanıyor. ben gideceğim evde hanımımı istediğim gibi döveceğim. Veyahut kadın bunu yapan işte diyelim ki ben evde adama istedim lafı söyleyeceğim. Veyahut bir arkadaş diyecek ki ben hayatımı istediğim gibi ne canım istiyorsa onu yapacağım. o zaman o zaman derviçlikle bağın olmasın kardeşim. Olmasın. Bak işine Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde bir normal tırnak içerisinde söylüyorum bunu. Bir erkek eşini evden kovmakla tehdit eder mi? Eşinin annesini babasını çağırırım.
İşte geldiğinde alın götürün hanımınızı hanımı veya işte kızınızı der mi? Ne cahil insan bunlar. Sen evlenmişsin. Dosdoğru tuttur. Bakın tekrar söylüyorum. Ben bütün bayanlara diyorum ki evlerinizi terk etmeyin. Adam seni evden kovdu mu diyorum ben kovdu. Bir saat dahi durma diyorum. Sana defol git dedi mi dedi. Bir saat dahi durma diyorum. Kovulduğun yerde durma. Bir saat bile durma. Adam seni kovdu mu? Bir saat durma. Neden? İnsanların psikolojileri bozuk şimdi. Milletin nerede ne zaman patlayacağı ne yapacağı belli değil.
Okuyoruz gazetede. Karısını 65 sefer bıçaklamış. Okuyoruz. Adam eşine normalde bir jarjör boşaltmış. Ondan sonra olmadı. Bir jarjör daha doldurmuş. Bir de ayağından böyle bir iteklemiş onu. Öldü mi ölmedi mi diye. Ölüsüne bir jarjör daha boşaltmış. Ya bu insanlar ne oluyor? Hangi terbiye alıyor bu insanlar? Şeyh Efendi'nin zamanında gördüğüm bir yere gittik. Ya kadının yüzünde gözünde morarmamış. Kadının yüzünde gözünde patlamamış bir yer yok ya. İçim parçalandı. İçim parçalandı.
Dedim ki normalde erkek adamsın ne kadar haklı olursan ol. Yani çok kalk sen kadını döv. Veya kalk sen küçücük çocuğu döv. Kim olursa olsun. Yine döven bir adama dediydim. Çok delikanlısın dedim. Böyle baktı. Gel dedim döv lan beni hadi. Benimle döv hadi. Senin bir kafalık işin var. Sana dedim bir kafa vuracağım yarısı yabana gidecek. Sen şimdi adam mısın dedim. Erkek misin sen şimdi? Kadını dövdün. Ses yok.
Kadın dövmekle adamlık mı olur ya? Kadını evden kovmakla adamlık mı olur? Dervişlikten önce öğrendiğim delikanlılık kuralı bu. Bu dervişlikten önceki racon. Dervişlikten önce delikanlı adam hanımına vurmaz.
Delikanlı adam hanımını kovmaz evden. delikanlı yiğit adam eşini çoluğunu çocuğuna bakar. Taşı sıkar taştan suyunu çıkarır. Taştan suyunu çıkaraktan evine bakar. Hamballık yapar. Tuvalet temizler. Sokak temizler. Çalışmak ayıp değil. yiğitler. Gider iş bulur. 3 kuruş getirmez 1 kuruş getirir evine bakar. 3 kuruş getirmez 1 kuruş getirir evine bakar. Gider amelilik yapar. Gider inşaatta çalışır evine bakar. Ayıp değil çalışmak. Biz oturduğumuz sokağın en zengin ailesinin çocuğuyduk. Oturduğumuz sokağın bizim caddenin bizim caddede benim baba dedemden daha zengin kimse yoktu.
Bakın baba dedemden daha zengin hiç kimse yoktu. Babamın sağlığında da babamın zenginliği kadar bizim sokakta hiç kimse yoktu. Babam vefat etti. Bitti bizim bir şeyimiz kalmadı. Ben tarlada bedellik yaptım. Bugünkü tabirle. Gittim pamuk suladım ben. Orada yattım kalktım. Biz karpuz kırmak derler. Sabahları karpuz toplamaya gidiyorduk. karpuz kırıyorduk tarladan. Ben Furunlu köyüne gidiyordum. Furunlu köyünde ben kahvede yatıyordum. Masaları birleştiriyordum. Masaların üstünde yatıyordum. Sabahleyin çünkü saat dört buçuk beşte karpuz kırmaya gideceğiz. Çünkü gündüz Sican'da karpuz tarlasına girilmiyor.
Saat dörtte beşte gidiyorsun yedi buçuk sekize kadar karpuzu topluyorsun. Bir kamyon karpuz on ton. kaç kişi az gidersen o kadar fazla yövmi alıyorsun. Çünkü adam diyor ki kamyonun şu kadar. Çalışmak ayıp değil. Bakın çalışmak ayıp değil. Ben babamı ölmezden öncesinden daha öldükten sonra hariç ölmezden önce Allah razı olsun ondan. Maydanaz sattırdı bize çarşıda. Ben şimdi diyorum maydanaz satmadıysan garsonluk yapmadıysan insanları tanıyamazsın diyorum. Sebep adamı tanıyamazsın. Adam gideceksin garsonluk yapacaksın çay getireceksin çorba getireceksin adama. Adamın o kibrine adamın o normalde kendince ahlaksızlığına sabrediyorsun.
Sabrediyorsun ona. Para kazanacaksın çünkü. Para kazanmak kolay bir şey değil. Çalışacak insan evine bakacak çocuğuna bakacak. Etrafına faydalı olacak. Etrafına faydalı olacak. adam normalde evine bakmaktan aciz. Çoluğuna çocuğuna bakmaktan aciz. Bunlar dervişlikten önce bizim kendimizce öğrendiklerimizdi. Ben aynı o öğretinin üzerinde gidiyorum. Dervişlik bunu değiştirmedi benden. Ben hala diyorum ben derviş olmazdan önce de dahil buna. Daha ben bir kadına tokat vurmadım.
Daha ben bir kadının canını incitmedim. öyle etini sıkayım, kolunu sıkayım. Yok işte bileni burkayım. Daha benim bir çocuğa bir tokatım yok daha. Yok. Yani duyuyorum çok üzülüyorum. Gerçekten çok üzülüyorum. Boşa kardeşim dövmenin dövmenin ne anlamı var? Dövmenin ne anlamı var? Sokağa atmanın ne anlamı var? Allah muhafaza eylesin. O yüzden arkadaşlar kadınlar erkekler herkese söylüyorum. Yapmış olduğunuz hata, yapmış olduğunuz yanlışlıklar dergaha laf getiriyor.
Şeyhi çok seviyorsunuz. Yaptığınla şeyhe laf getiriyorsun. Yaptığınla şeyhe laf getiriyorsun. Söylediğinle şeyhe laf getiriyorsun. Yaptığınla dergaha laf getiriyorsun. Yola laf getiriyorsun. Yapma. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde eşiyle tartış her tartıştığında kadının annesini babasını rahatsız edip gelin kızınızı alın götürün. Olacak iş mi? Baya oluyor Bursa'da bir normalde böyle birisi işte istemiyorum evde. Kadın mutfaktan aradı beni. Böyle böyle diyor bana dedi. Topla eşyanı çık dedim. İşte adam da efelik yapıyor. Çocuklara gelin dersçi beraber çalışacağız. Dedim topla çık.
Dedim annen kabul etmeyecekse git dedim telefirikteki yerde dedim misafirhaneye git orada dedim otur. Bu kadar. Aldı valisini gitti annesine. E sonra adamın dediği bak ne vicdansızmış ya çocuklarını bıraktı gitti. Ahlaksız adam. Sen kadına defol git deyince ne yapacak kadın. Kadıncağız diyor ki böyle böyle annesine söylemiş. Git dedim annesine de ki Allah'a peygambere imana neye yemin edilecekse ederim. Ben bırakıp gitmedim. O bana evden defol git dedi. Sonra annesi çalmış oğlunu demiş böyle mi dedin ses yok böyle mi dedin demiş. Ve sinirle dedim onun da gitmesi mi lazımdı? Ha sinirle bıçakladı ne yapacaksın? bizim toplumumuzda böyle bir şey var.
Sinirle söyledim. Sen benden daha mı sinirlisin? Ben daha sinirliyim. Ben hepinizden de fazla sinirliyim. Hepinizin sinirini üst üste koysalar beninkinin yanında zerre olmaz. Ben hırsımdan sinirimden bir şey yapamazsam karşımdaki işte annemse ne bileyim büyüğümse benim ben duvara kafa atıyordum.
bildiğiniz duvara güm vuruyordum kafayı duvara ev sallanıyormuş. Tutturmuş herkes şimdi çok sinirliydim gel ben bir sinirleneyim de sinirleneyim de sen benim yanımda durabileceksin mi?
Ahlaksızlığın adı sinir olmuş ahlaksızlığın adı öfke nöbeti olmuş ahlaksızlığın adı her şey olmuş Allah muhafaza eylesin. Ama dervişler dikkatli olacaklar. yaptıkları hatalardan yanlışlıklardan dergaha zarar veriyorlar. Önceden önceden daha da keskinmiş dergahlar. Şimdi insanları eğitme adına mecbur kalmadıkça bir kimsenin dersini almak istemiyoruz.
Diyoruz ki eğitilsin burada eğitim görsün dışarı çıkarsa daha da kötüleşir diyoruz. Burada kalsın diyoruz. Yoksa insanların iyiliğinden değil Allah bizi affetsin. öyle kendi kendimizi ben de dahilim buna fasulye gibi nimetten saymayalım. Rabbim cümlemizi affetsin inşallah. Siz tarikatçısınız bu yüzden hakikati bulamıyorsunuz diyenler oluyor. Bunlara nasıl cevap vermeliyiz? Yol gösterir misiniz? Bediüzzaman saydı Nursi Hazretleri demiş ya diyor ya bir kimsenin tarikatta hiç sesi yoksa bugünkü zındıkanın karşısında imanını koruması müşkülleşmiştir. Ama adi samimi bir ehli tarikat silsiliye meşahiye duyduğu şedid muhabbetinden dolayı ümidini kesmez ümidini kesmezse de asla zındıkaya düşmez diye.
O yüzden Allah bizi onlardan eylesin. Söylerler herkes bir laf söyler herkesin lafına bir cevap vermeye kalksak biz doğruyu öğretmekten kafamızı kaldıramayız. Allah muhafaza eylesin. Varsınlar onlar hakikate erişsinler inşallah. Müslüman bir erkek Müslümanların Allah'ına Hristiyanların Tanrısına ve kendi Tanrılarına inanan bir Budist kadınla evlenebilir mi? Bu konuda ölçü nedir? Evlenemez. Müslüman bir erkek ancak normalde bir Hristiyan ehli kitabı alabilir veyahut bir Yahudi ehli kitabı alabilir. Ehli kitabı nikahlanmak bu noktada caizdir. Ama Budistlerle alakalı böyle bir şey yok. Hüküm yok. Hazreti Adem'in 7 bin yıl önce yaşadığı söyleniyor.
Son bulunan insan fosulleri için 10 milyon yıllık dediler. Bilim adamları mı bir yanlışlık yapıyor? Yoksa Hazreti Adem'den önce cinniler hariç dünyada yaşayanlar var mıydı? Bu noktada bu yıl verenler Adem Aleyhisselam'la alakalı hata yapıyorlar. Yani Adem kaç bin yıl önce dünyaya gönderildi. Bunu net olarak yani pozitif bilgi açısından bunu hesaplamak çok zor. Bunu bulmak çok zor. Burada Muhyiddin İbn-i Arabi Hazretlerinin hangi hangi Adem sözü bu meseleyi açıklıyor. Normalde işte dünya kaç sefer bu noktada helak oldu. Ne kadar böyle bir afat geçirdi. Biz sadece Kur'an'ın bize bahsettiklerini biliyoruz.
Bu kaçıncı Adem biz onu tam net olarak bilgimiz yok. Normalde işte değişik değişik bu konuyla alakalı Sufiler kendi rüyalarında hallerinde farklı şeyler işte görebilirler. İşte biz burada işte 7 bin yıl deriz. İşte Sufi'nin birisi örneğin işte bir böyle manevi bir perdede bir kimse zikrullah yaparken gördüğünde işte onun 15 bin yıldan beri aynı noktada zikrullah yapıyor burada dense adamın bu sefer o tarih şeyi karışır.
Veya başka bir Sufi örneğin yine ayrı bir perdede hatta gözünün önünde bir şey olmuş olsa işte böyle bir mağara gibi bir yer veyahut da ne bileyim bir dehliz gibi bir yer onu gece alsalar oraya götürseler işte burada da şu zikrullah yapan bu esma çeken bir kimse var. İşte 30 bin yıldan beri bu esma çekiyor burada. Henüz daha Allah bunun canını almadı. Bu normalde ayrı bir noktada yaşıyor dese o kimsenin bu sefer tarihle alakalı şeyi değişir durumu değişir. O yüzden kardeşler bu konuda bir tarih vermesinler. Hatta bu hali görse o kimse 15 bin yıldan beri işte bu perdede bu subhanallahi ve bihamdihi çekiyor. Bu bu zikirle bu hemhal olmuş.
Bununla rızıklanıyor. Bununla nefesleniyor. Allah bu zikirle ona bir ayrı bir hayat bahşetti. Hala da hayatı devam ediyor. Bunun henüz daha eceli gelmedi. Kıyamete yakın bunun eceli gelecek. Yok işte daha da teferratlı bir şey görse kıyamete yakın bu yeryüzüne inecek. İşte kıyamete yakın yeryüzüne bu zuhur edecek. Mehdi Allah Resul'e bu yardımcı olacak. Böyle bir hal görse böyle bir durum görse bu sefer onun tarih durumu değişecek. Şimdi bu meselede tarih verenler bir rüyaları halleri doğrudur ama kısa bir yeri görmüşlerdir. Kısa bir yeri gördüğünden bir evliyanın bir velinin eksikliği değildir bu. Ona beş bin yıl demişlerdir. O beş bin yılı bilir.
Veya öbür veliye on bin yıl gösterilmiştir. O on bin yıl görür. Öbür ki otuz bin yıl görmüştür. O otuz bin yıl görür. Örneğin o kimse kendi gördüğüyle bunu ayağın olur ve bu konuda bilgilenmiş olur. O yüzden buradaki hani tarihler bu pozitif bilimle alakalı değil. Bunlar manevi hal ile alakalı. Manevi hal ile alakalı olduğu için o kimse bunda bir tarih koyamaz. Ama o kimse dese ki ha kardeş bana gösterilen otuz bin yıllıktı. Yani yaklaşık işte otuz bin yıldan beri oradaymış. Çok eski bir insan. O otuz bin yılı bilir. Daha fazlasını bilebilecek mi? Yok. O yüzden Muhyiddin İbni Arabi'nin hangi Adem metaforu geçerli olmuş oluyor. Sema'nın amacı nedir? Dervişler neden sema ederler?
Her dervişin her sema edenin kendince bir sebebi vardır. Yani örneğin işte kimse bir ritüel olarak sema da öğrenebilir. Yani aslında o sema öğrenirken annesi babası ay sema ediyorlar ne kadar güzel Allah'ı da zikrediyorlar benim oğlum da benim kızım da sema etsin diyebilir. Bu da normalde caizdir. Sonuçta sema ederken zikrullah yapıldığından dolayı o bir zikir ibadeti işlemiş oluyor. O zaman normalde semanın amacı nedir? En alt seviyede hani böyle amaç noktasında bakacak olursak Allah'ı zikirdir. Ama bu noktada sema gerçek manada sema gerçek manada Allah'la aradaki perdeleri yakmaktır. Eğer semaya biz Allah'la aradaki perdeleri yakmak aradaki perdeleri kaldırmak olarak bakıyorsak o zaman muhteşem bir şey.
Aileden birinin güzel ahlaklı olması için nasıl dua etmeli? Dua duadır. Devamlı onun üzerinde dua edebiliriz güzel ahlaklı olması için. Onun üzerine tevhid okuyup onun üzerine bağışlayabiliriz. İhlas okuyup onun üzerine bağışlayabiliriz. Fatiha şerifi okuyup onun üzerine bağışlayabiliriz. Fatiha suresinde yalnızca senden yardım dileriz diyor ya Pir efendilerimizden yardım isterken himmet isterken nasıl istemeli nelere dikkat etmeliyiz. İyâ ken abudu ve iyâ ken hastain ancak sana ibadet eder ancak senden yardım dileriz. Bu tevhidin özü hükmündedir. Tevhidin özü. Biz ibadet ederken yalnız Allah'a ibadet ederiz. Bir şey isterken de yalnız Allah'tan isteriz. Ama Cenab-ı Hak hem ayet-i kerimelerde hem hadisi kutsilerde hem Hazreti Peygamber hadis-i şeriflerde sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri vesilelerle yaklaşın buyurmuş.
O yüzden biz Pir efendilerimizi vesile ederiz. Onlardan bir şey istemeyiz. Veya başka bir hadis-i şerif var ya normalde bir sıkıntınız olursa bir duanızın kabul olmasını istiyorsanız ehli kabirden bu noktada ehli kabiri vesile ediniz diye bu manada hadis-i şerif var. İşte hemen hemen her şehrin her kazanın bir evliyası vardır İslam dünyasında. Bir oranın kutbu vardır. Mesela işte Emir Sultan Hazretleri git onun başına onu vesile et. De ki böyle bir derdin var. Böyle bir sıkıntım var. Ya Rabbi Emir Sultan Hazretlerinin yüzü sürmetine şu işim asan olsun. Veyahut Üftada Hazretlerine git. Bu noktada isterken Üstadını vesile et iste. Şeyh Efendi öyle derdi Allah rahmet eylesin.
Oğlum dirisi varken gidip ölüleri vesile eder. İnsanoğlu enteresan derdi. Gerçekten mesela böyle bir yerin zakiri vardı. Milleti topluyordu. Hani Nevşehir'e gitmek için toplanıyorlardı. Bana da söylüyorlardı. Ben gelemem abi. Ben kendim gideceğim diyordum. Ben tabii işte çıkıp gidiyordum Nevşehir'de. Bir program var. Bir şey var. Daha o zaman ben İzmir'deyim. Bayınır'deyim. Ben cuma günü akşam otobüsüne biniyordum. Cumartesinde sabah Nevşehir'de oluyordum. şimdi onlar böyle toplanıyorlar ya bir işte Nasrettin Hoca'ya Akşehir'e uğruyorlar. İşte bu kısası eğer uzun giderlerse oradan Konya'ya gidiyorlar.
Hazreti Mevla'nı ziyaret ediyorlar. Dönüyorlar işte tam böyle akşam karanlığına akşam yemeğine doğru Nevşehir'e geliyorlar. Tabii Şeyh Efendi böyle bütün gün onları bekliyor. Hani gelecekler diye. bir gün böyle bana döndü sen ne gitmedin onlarla dedi. O gün de Konya'ya gitmemişler. İşte Akşehir oradan bir Ürgüp göreme peribacalarını görmeye gidiyorlar. Tabii haber geldi Ürgüp'e geçmişler peribacalarını görmek için. Ben de o güne kadar hiç gitmedim. Ne Ürgüp'e ne peribacalarına filan. Ben Şeyh Efendi gidiyorum ziyaret ediyorum. Oradan işte pazar günü akşam otobüse biniyorum pazartesi sabahleyin yine İzmir garajına iniyorum. Benim şeyim o usulüm kaidem öyle olmuştu.
Böyle gayri ihtiyar bana döndü. Sen ne gitmedin dedi onlarla beraber dedi. Ben böyle gayri ihtiyar söyleyince benden de gayri ihtiyarı dökülmüş. Taş toprak seyretmeye gelmedim efendim dedim. Taş toprak Ürgüp'te göreceğinde taş toprak onun huyşuna gitti. Başladı tebessüm etmez. Allah iyiliğini versin Mustafa Efendi. Taş toprak seyretmeye gelmedin ha. Estağfurullah efendim. Taş toprak seyretmeye gelmedin ha. Şimdi normalde onu tekerleğe tekerleğe başladı onu tekerliyor. Şimdi gelene diyor. Sen Ürgüp'e gittin mi? Gittim efendim. Bana deniyor şimdi. Taş toprak seyretmeye gelmiş. Hani hiç bu sefer ne Ürgüp işte ne ondan sonra ne Ürgüp göreme var ya o yerler böyle hani Peribacaları filan yeraltı şehirler filan nasibim yok benim.
Ya ben 18 yıl gittim geldim Nevşehir'e. Ben hiçbir daha hala da bilmem ben yoldan geçerken Kayseri yolu var. Kayseri yolundan girdiğinde Peribacalarını görüyorsun. Yani yol üstünde ha Peribacaları bunlar tamam o kadar gördük yeter tamam bu kadar. Şimdi Şeyh Efendi öyle derdi Allah rahmet eylesin. Oğlum dirisi varken ölüsünden gider hani insan ölüsünü ziyaret eder. Diri olanı ziyaret etmek lazım derdi. E şimdi de bazı arkadaşlar ne yazık ki öyle oldu. Yani normalde hani bu sözüm meclisten dışarı. Şimdi eski derviş kardeşler var. Onlar böyle ölüsünde kaldılar. Dirisinde yoklar. Allah muhafaza eylesin. O yüzden normalde hani hadis-i şerif de var. O büyük zatlar vesile edilir. Ehli kabir vesile edilir.
Bu noktada dua ederken vesile edilir. Onlardan bir şey istenmez. İşte bazı sufi kitaplarında yani bu tip sözlerle karşılaşabilirsiniz. Bunları ölçe almayın. Bunlar o yaşayan yaşayanın kendi manevi hali. Mesnevi'de de geçer bu. Hani İbrahim Ethem haç için yolculuğa çıkmış ya haç için yolculuğa çıkınca yolda zatın adaklılığıma gelmedi.
O zatla karşılaşmış. Zat da fakr-ı zaruret içinde. Demiş nereye gidiyorsun? İşte demiş hacca gidiyorum. Şu demiş haç için ayırdığın akçeleri demiş. Ver de bana demiş. Benim etrafımda yedi tavaf et. Yedi şavt et. Haccın haç demiş. İbrahim Ethem'e diyor bunu. Sen diyor Allah'ın nazar ettiği gidip diyor taşı toprağa tavaf edeceksin.
Oysa diyor Allah hani haşa oraya zatıyla tecelli etmedi. Hadisi Kudsi'yi söylüyor. Hiçbir yere sığmadım. Mü'min kulumun kalbine sığdım. Aradın burada diyor. Aradığın burada. E bu tabi onlara ait bir hal. Bu onlarla alakalı. Yani bunu kalkıp da şimdi böyle normal bir kimseye anlatsan siz küfür ehlisiniz. Der çıkar işin içinden. O yüzden bu o hali yaşayanlarla alakalı. Onlar için geçerli. Yoksa mesela işte kimisi demiş yani sen ne senin yok mu demiş üstadın. Demiş var. Ne ondan istemiyorsun demiş. Üstadın varken dışarıdan başka bir şey istemenin bir anlamı var mı demiş.
Sen şirk ehlisin. Bunlar tabi o hall ile hallenen kimselerle alakalı. Yani bunlar insanları ölçü olur mu? Olmaz. Hani halacı Mansur'un enel hak demesi o hallen hallen kimse ölçü olur mu? Olmaz. İşin edebiyatını yapıyor tabi herkes. Hallacı Mansur enel hak dedi. E dedi ama gecede yüz rekat namaz kılıyordu. E nasıl yani basbayağı. Sen de gecede yüz rekat namaz kıl. Sen de o hallen hadi bakalım. E hallacı Mansur'un cebinde ertesi güne bir dirhem kalmıyordu. Bir dirhem.
evinde bir lokma ekmek kalmıyordu ertesi güne. Kimisi onun sözü olduğu söyleniyor. Kimisi başkalarının sözü olduğu söyleniyor. Kimin sözü olursa olsun söz hak olsun da demiş ya ne yapıyorsun demiş birisine. O da demiş ki buluyorsam yeri yiyorum bulmazsam sabrediyorum. Yürü git demiş. Onu Bağdat'ın köpekleri de yapıyor demiş. Adam durmuş. O da veliden bir zat efendim siz ne yapıyorsunuz demiş. Bulursak dağıtıyoruz demiş. Bulmazsak sabrediyoruz. Bulursak dağıtıyoruz.
Bulmazsak dağıtacak bir şey bulamazsak o zaman sabrediyoruz. Bulursa yemiyor. Bulursa dağıtıyor. Bakın onlara ait bunlar. Ben o kitap hoşuma gider. Ahmet Rıfa Hazretlerinin Onların Alemi kitabı onlara ait. Onların Alemine ait. Burada normalde hadis okuyoruz. Biz bu hadisi burada kardeşlerin anlayacağı şekilde şerh ediyoruz. Onların Aleminden o hadisi okuyorsun hop oturup hop kalkıyorsun. Yani hadisi normalde yüzünden okuyorsun. Hadisin yüzü ayrı anlattığı ayrı. E sebep o onların Aleminden konuşuyorlar onlar. Allah cümlemizi onların Alemine ulaşmayı nasip eylesin. Amin. 59. Hadisteyiz.
Öksürümden dolayı özür dilerim. Hakkınızı helal edin. Ne yapalım böyle bir kaç yıldır kışları şey gribel enfeksiyon geçmiyor artık. Tazeleniyor. Hep yeniliyor kendine. Hep tazeleniyor. Her şey kendini yeniliyor ya tazeliyor ya hastalık da kendini yeniliyor tazeliyor. Elhamdülillah. Ebu Hureyre radıyallahu anh hazretleri naklediyor. Müslim Ebu Davud İbn-i Mace'de geçmiş hadis. Sizden birisi geceleyin kalktığında Kur'an diline dolaşır ve ne dediğini bilemezse hemen yatsın. Demek ki birisi geceleyin kalktığında Kur'an diline dolaştı artık ne okuduğunun farkında değil.
Ne okuduğunun bilincinde değil. Veya okuduğu net değil. İbadet edecek ama okuduğu net değil. Yani uyku basmış ona. Yorgunluk basmış. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki o yatsın. Şimdi bazen böyle bunu kardeşler günlük hayatlarında çok yaşamazlar. Çünkü o kadar ağır ibadet eden yok aranızda. Ama itikafta belki de bu olur. Yani itikafta mesela bir müddet sonra artık böyle tevhid dile dolanmaya başlar. İlk birinci gün ilk defa girenler ikinci gün ilk defa girenler 70 bin tevhid çekiyorsun günlük yaklaşık çok diri çok böyle canlı olursan en az 15 saat sürüyor.
Bunu gözünüzü korkutmak için söylemiyorum. Yani bu işin şeyi bu çok diri çok canlı olursanız ancak o da birinci gün olur. 15 saat 16 saat bitirirsiniz. normal şartlarda ikinci gün 18 19 saate çıkar zorlanırsınız. Üçüncü gün 20 saate çıkar zorlanırsınız zaten dördüncü güne o ders şey olur ne o sarkar sarkmayan çok azdır çok nadirdir. Ben de sarkmadı ya otur kardeşim ya yapma yani düzgün çekersen sarkar yetiştiremeyiz yoruyor insanı çünkü itikaf yorar oturduğun yerde yorulursun hiçbir iş yapmadığın halde yorulursun yorar insanı öyle olunca zaman zaman insanın dili pertekleşir söyleyemez hale gelir bazen dili şişer içeride yeni girenlerin ya da şişmiş gibi geliyor insana ağırlaşıyor dili insanın o zaman normalde kalbi devam etmeye başlıyor işte la ilahe illallah çekmeye karışınca bırak bırak kalk abdest al abdestin var deme kalk abdest al iki reket
namaz kıl başla sonra tekrar bir abdest al buradan bir o perdeden çık yani bir kendini oradan kurtar sebep hadis-i şerif bakın diline dolaşırsa uyusun evet o zaman kur'an-ı kerim'i mesela bir kimse bildiği kadarıyla okusa bir harfi eksik kalsa bir şeysi eksik kalsa başka hadis-i şerif var hadis-i şerif diyor ki Allah melekleriyle o tam telaffuz edilmeyen tam okunmayan harfi tamamlar katına öyle çıkarır eyvallah öyle kur'an-ı kerim'i tam okuyamıyorum deyipte kenara atma az da okusan başta okumaya eksik okuyabilirsin
kelimeleri tam anlamıyla çıkaramayabilirsin öğreninceye kadar öyle devam et ama komple kur'an-ı kerim'i atma kenara dervişlerde böyle bir şey var ne o sufilerde böyle bir tembellik var kur'an'la bağ tam kurmuyor sufiler yani zikrullah'la bağını güçlendirirken kur'an'la olan bağını tam güçlendiremiyorlar bu yaz döneminde kafamdaki proje bütün gençler yaşlılar hepimiz böyle yaz döneminde tekkeyi kur'an evine çevireceğiz inşallah böyle kafamda hem erkeklere hem bayanlara yazla alakalı böyle bir kafamda proje var yazın böyle
herkes kur'an-ı kerim'i öğrensin böyle bir kurslar yapalım büyükler yaş grupları herkes harıl harıl bütün dergah böyle bir kur'an ayı kur'an iki aylık mesela kur'an öğrenme kur'an'ı pişirme olarak hem bayanlarda hem erkeklerde bu konuda biraz herhalde bende eksiklik var o yüzden ben herkeste eksiklik var diye düşünüyorum bende eksik inşallah ama o kur'an'ı eksik okusa bir kimse cenab-ı onu tamamlar öğreninceye kadar ama bu ayrı bakın bu ne o kimse ibadet etmek için riyazat yapıyor ibadet edecek dili damağına dayanmış
yok o bırakacak o zaman veyahut da işte kaç rekat kıldığının farkında değil o bırakacak o zaman bu da ramazan ömresinde olurdu şeyh efendiliyle beraber giderdik Allah rahmet eylesin tabi koşuşturma var ya işte normalde koşuşturmayla beraber işte uykusuz kalıyorsun koşuşturma var bir de teravih var ya eyvah ben kim var benim sağımda solumda en sağlam iki tane iki arkadaş ben onların ortasına giriyordum uyuyordum çünkü bildiğiniz uyuyordum böyle iyice yaslanıyorsunuz ya birimiz ayakta uyudum ben biliyorum uyuyordum rekatı
bilmiyorsun hadi orada imama tabi oluyorsun esselamu aleyküm ve rahmetullah selam veriyorsun çıkıyorsun namazdan kaçıncı rekat oldu gidiyordu bende bazen yorgunlukla alakalı uykusuzlukla alakalı bu olur mu evet kılmayacaksın o zaman namazı bakın kılmayacaksın diyeceksin ki ya şu uykum bir geçsin hemen kalk abdest al abdest alacak halde değilseniz burnunuza üç sefer su çekin şeytan insanın burnundan girerekten uykusunu getirir ne zaman uykunuz gelirse bu size bir şey olsun tiyo olsun uykunuz geldi mi geldi hemen kalkın
burnunuza üç sefer su verin bu sizin uykunuzu açar mümkünse abdest alın yok burnunuza üç sefer su verin gece zikri yapanla Allah bizi onlardan eylesin o yüzden normalde hani bir kimse bizde aşırılık yok orta yol var aşırılık yok orta yol var ola ki bir ibadeti yetiştiremedi bir kimse o zaman ne yapacak inşallah kalkacak bırakacak şimdi buna ilave edeyim aslında önümüzdeki haftanın dersi 60. hadis var hani öyle ya gece adam virdini bıraktı yani her gece örneğin işte diyelim ki 10 rekat namaz kılıyordu uykusu geldi bıraktı
veyahut da işte gece dersi vardı o kimsenin kiminizde var sabahlı akşamlı ders çekenler var aranızda e sabahlı akşamlı ders çeken sabah dersi işte onun sabah namazında başlıyor akşam namazında günü bitiyor sabahlı akşamlı çekenler sonra akşam namazında akşam dersinin saati başlıyor sabah namazında bitiyor onun dersi bu sabahlı akşamlı çekebilenler bunu çekebilirler bir de ama bunu bir hani üstad verirse vacip olur o zaman böyle aranızda öyle dersli olanlar var sabahlı akşamlı çekiyorlar o sabahlı akşamlı çekenler mesela
sabah dersini akşam namazına kadar çekecekler akşam dersini de akşam namazında sabah namazına kadar çekecekler çekemedi uykusu geldi hadis-i şerif bir kimse hizmini veya cüzünü okumadan uyur da onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa kendisine geceleyin okumuş gibi sevap yazılır işte bir kimse gece zikrini yapamadı uykusu geldi ne bileyim misafir geldi bir şey oldu yorgun düştü kadınlar evde temizlik yaptı misafir ağırladı işte vakti olmadı erkek yorgun geldi yoldan geldi vakti olmadı gece dersini yapamadı
veyahut da işte her gece iki rekat namaz kılıyor kılamadı veya her gece on rekat namaz kılıyor kılamadı veya her gün gece virdi var çekemedi veya kendine vird edindiydi geceleri beş bin tehlit çekiyordu çekemedi o zaman ne yapacak onu sabah namazıyla öğlen namazı arasında onu yerine getirirse o kimse bu sefer gece çekmiş gibi vaktinde yapmış gibi ne olacak sevabını alacak Allah bizi onlardan eylesin önümüzdeki hafta 61. hadisten inşallah devam edeceğiz Humayun Al Fatiha
as-salamu terni üy Ed예
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.