Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 3 Ocak 2020 · 51:59
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Kanal İstanbul konusunda tavrımız ne olmalı? Allah hayır versin inşallah. Cenab-ı Hak herkese hayırlı kararlar nasip etsin. Bu konuda vatandaşların çok fazla yapabileceği bir şey yok. Normalde bütün hemen hemen bu konuyla alakalı yazıları takip ediyorum. Sizin şer bildiğinizde hayır, hayır bildiğinizde şer vardır diyor. İnşallah hayır olur. Ne diyelim? Allah iyi esin inşallah. Kadın adetliyken erkek karısıyla zorla birlikte olursa ödemesi gereken kefaret nedir ve kimlere verilir? Böyle bir şeyde aklımda kaldığı kadarıyla zannediyorum, Ceziri'de okumuştum dört mezhebe göre diye.
Hanefiler bir altın miktarı demişler. Nerede kuyumcular? Yok mu? 292 lira. Bu normalde böyle bir şey var, kefaret var. Erkek bunu ödemesi lazım ama ağır hadisler var bu konuda. Bir erkeğin bunu bile bile zorla yapması büyük günah kebair. Bazı hadis-i şeriflerde daha da ağır, Allah muhafaza eylesin. Ama kefaret sorulduğu için böyle söylüyorum. Bundan erkekler kaçabildikleri kadar kaçsınlar. Bu normal bir şey değil. Böyle şimdi yeni yeni akımlar çıkıyor. Bu yeni yeni akımlarda bunları böyle basit almaya çalışıyorlar. Bunlar basit değil, Allah muhafaza eylesin.
Şeyden hareket ediyorlar ya, işte ay hali varken işte namazda kılınabilir, işte Kur'an-ı Kerim'de okunabilir, bunun akabinde işte Beytullah'a da gidebilir, bunları söylüyorlar ya. Bunun akabinde tabi o kimse bu sefer erkek cinsel ilişkiye de girebilir. Hükmü arkasından, kendiliğinden koşuyor. Allah muhafaza eylesin. Çok ağır hadisler var. Kafamdan geçiyor bazen, hani şunu bitireyim ondan sonra başlayayım diyordum ama bir hayli daha var. Cinsel suçlarla alakalı burada birkaç ders yapmayı planlıyorum. Gerekirse öne alabiliriz inşallah. Allah şimdi soru olunca, önümüzdeki haftalarda birkaç ders, böyle cinsel suçlarla alakalı bir sohbet yapalım. Çünkü insanlar sapkınlaşmaya başladı.
Allah muhafaza eylesin. Anlatılmış bir rüyasını anlatmak isteyen birini dinlemek doğru olur mu? Yani rüyasını anlat, şimdi rüya anlatılmaz diye bir kaydı yok. Salihleri anlatınız, eyvallah. Dervişler salih insanlardan sayılır mı? Eyvallah. Ama rüyadan bir işaret varsa eğer, umuma ait, dervişiye ait, işte o zaman normalde o rüya gerçekten böyle bir irşadi bir rüyaysa, bu anlatılır. Ama yok kendisinin meth edilmesini istiyorsa, çaylarınız da için. Kendisinin meth edilmesini istiyorsa, kendisi rüya satıcısı oluyorsa, bunlar sıkıntılı şeyler. Sufi eğitimi bunlara müsaade etmez. Kimisi böyle hal satar, rüya satar. Bu sefer görmediğini de söylemeye başlar. Bu sefer farkında olmaz. Karşıdaki insanları etkilemek için bunu yapmaya çalışır.
Bunlar çok hoş şeyler değil. Bunlar dervişlerin arasında böyle, iş farklı noktaya gitmeye başlar. Onu önlemeye çalışıyoruz. Yani bir kimse kendince, görmüş olduğu rüyayla veya halle, kendi nefsini yüceltmeye başlıyor. Sonra, işte ben böyle rüya görüyorum, bende hata mı olur? Ben böyle haller görüyorum, bende böyle şey mi olur? Veya ben bir şey yapsam beni uyarırlar, benim rüyam açık. İşte ben şöyle olmuş olsam, bana böyle olur. Bana böyle olmuş olsa ben böyle olurum. Bunlar duyduğumuz şeyler hep. Bildiğimiz, duyduğumuz şeyler bunlar. Bunu normalde kendi, hani dervişlik dönemlerimizde, bizatihi, yani birisini ikaz etmeye çalışıyorsun, birisine bir şey söylemeye çalışıyorsun.
O diyor ki, ben bir şey yapsam, beni rüyamda ikaz ederler. Allah Allah. Veya eşine öyle söylüyor. Çocuklarına öyle söylüyor. yani çok önemli bir kimse o. Yani o bir hata yapsa, ona söylerler, etrafı, onu muhakkak bildirirler. Bunlar dervişlerin, dervişliğini bozan şeyler. Arkadaş, günah-ı kebar, günah-ı kebairdir. İlaki bunun için, sana özel rüya gösterilmez. Kötü söz, kötü sözdür. Bunun için, sana rüya gösterilmez. Gösterilirse zaten, yerin dibine gir. Sebep, sen o kadar aşağının, aşağısına düşmüşsün ki artık, senin günah-ı kebairinin yüzüne çarpıyorlar senin. Yerin dibine girse.
Bakın, günah-ı kebar, günah-ı kebairdir. Şeyh de olsan, halife de olsan, zakir de olsan, nakip de olsan, nügabba da olsan, su gaba da olsan, ne olursan ol. Günah-ı kebar, günah-ı kebairdir kardeşim. Hiç kimsenin özelliği yoktur. Hiç kimsenin. Yok, o hata yapmazmış da, hata yapsaymış ona söylerlermiş. Otur edepsiz, terbiyesiz. Yol vuruculuk yapma. Kim dedi sana, elin karısına laf söyle diye? Kim dedi sana, başkasının kızına, karısına, iliş diye? Kim dedi sana, başkasına belaltı muhabbet yap diye? Sakalınla, çavuşluğunla, daha da ileri gidelim şimdi. Ders yaptırmanla. Kim dedi sana?
Hem cartıncaksın, ben iyi dervişim diyeceksin, hem de belden aşağı konuşacaksın. Hem bir de bu dergâhta konuşacaksın. Sonra geleceksin, bir de benim gözümün içine bakacaksın. Öven direkt mi zannettiniz? Sustukça, sustukça, sustukça, yeri yarmıyorsunuz. Gabak yarıyorsunuz. Yapanlar için söylüyorum. Dilinize sahip çıkın. Bırak. yok rüyasında görmüş de, onu onunla nikahlamışlar. Gel bana anlat. Kimden nikahlandığını söyleyeyim sana. Nerede görülmüş evli bir kadını, bir başkasıyla nikahlandı?
Yok manada nikahlanmış. Onun manasındaymış. Yerim senin mananı. Anlatmayın. Rüyam anlatacağım, buradayım ben. Bugün anlatamadın, yarın anlat. Üç gün sonra anlat. Anlatma ya, hiç anlatma. ne gidip sen gördüğün kadını anlatıyorsun onu? İçin gidiyor çünkü. Yavşıyorsun. Yavşıyorsun. İmtihanı kaybediyorsun. Arkadaşlar, yol disiplin ister, disiplin. Dervişlik disiplin ister, söz dinlemek ister. Dervişlik edep ister, terbiye ister. Dervişlik senin kendi olanına dair el uzatırken, dikkat etmek ister. Gözüne, kaşına, diline dikkat etmek ister. Öyle aman, bunlar böyle dervişlikten kaybolmasınlar da, biz bunlara seslenmeyelim.
Biz o yolları geçtik. Biz oraları geçtik. Alnına çakılacaksa, alnına çakarım. Kalbine çakılacaksa, kalbine çakarım. Gözüne çakılacaksa, gözüne çakarım. Almadın, bu dersten, bu sohbetten bir şey almadın, nerene çakılmak isteniyorsa, orana çakarım. Dergahını bırakacaksın. Allah yoluna çıkartsın. Yürü git. Çekip gideceksin mi? Şimdi git hem de. Şimdi git. Gözün varsa gözün çıksın. Gözün varsa gözün çıksın. Yapmayın. Bu sözüm erkeklere. Herkes dostları derviş olacak. Bir insan günah kebari işler mi? İşler. İşler ya, hepimiz işleriz.
Ben de işlerim. Hepiniz işlersiniz. Bunu sufilikle, tasavvufla örtmeye çalışmak büyük ahlaksızlık. Bunu dervişlikle örtmeye çalışmak büyük ahlaksızlık. Yapma. Dervişliği böyle öne sürme. Perdeleme. De ki, içtim ben ya. Gel seveyim seni ya. Yok. Hem içecek, hem biz haram işlemiş olsak, bize söylerler. Kimsin sen ya? Bu lafı söyleyenlere söylüyorum. Sen kimsin kardeşim? Sen kendini ne zannediyorsun? Sana neden söyleyecekler? Ne özelliğin var senin? Sen şeyhliğe mi koşuyorsun? Seçilmiş misin sen, sana söyleyecekler? Sen seçilmişsen, sen veliliğe koşuyorsan, senin çıtını dahi söylerler. Yapma diye. Ve zaten söyleseler, ödün kopar senin, elin karısına, kızına, ele bir şey yapacağım, zararı vereceğim diye.
Ödün kopar söyleseler. Tiril tiril titrersin. Öyle bir şey olmuş olsan, zaten birisine yan gözden baksan, bütün sabaha kadar, senin gözün patlar ağırdan. Sen ne oluyor? Bana söylerler diyorsun. Söylemezler. Miden patlar. Doktora gidersin. Midene ilaç bulamazsın. Yediğinde haram varsa, sen bekle. Sana söyleyecekler de. Ne söyleyecekler sana? Kimsin ki? Allah muhafaza eylesin. Nefsimize uymayalım. Kendimizi dev aynasında görmeyelim. Biz Kur'an ve sünnete sımsıkı yapışalım. Biz haramlardan uzak duralım. Biz eşimizi, çoluğumuzu, çocuğumuzu, yakın dairemizi, yakın dairemizi, güzel ahlakımızla süsleyelim.
Yakın daireni. Sen yakın daireni, sen hoşnut edemiyorsun. Yakın daireniyle geçinemiyorsun. Kimle geçineceksin sen? Eşin rahatsız, çocukların rahatsız, kayınvaliden rahatsız, kayınpederin rahatsız, annen rahatsız, baban rahatsız, kardeşlerin rahatsız. Senden. Sen nerede güzel ahlaklı dervişsin ya? Arkadaşlar, dervişlik güzel ahlak. Güzel ahlak, güzel ahlak. Dervişlik, Allah'tan korkmak. Dervişlik, Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellemin, sünnetine uymak. Dervişlik, dost doğru olmak. İp gibi olmak. Dervişlik, yol kesici olmamak. Dervişlik, yaptığın hatayı, dervişlikle örtmeye çalışmak. Onu böyle, ne bileyim işte, dervişiz biz ya, onlar değil.
Yaptıysan, dost doğru, yap. Ama bunu, dervişlik örtüsüne, büründürme. Yolun örtüsüne, büründürme. Bütün, silsileyi, bütün yolda gidenleri, lekeliyorsun o zaman. De ki, ben nefsime uydum. Gittim, bir kadınla konuştum. De ki, ben nefsime uydum. Aldım, o kör olmayasıcı telefonu. Gittim, oradan seks sayfalarını dolaştım. De ki, ben nefsime uydum. Gittim, o sayfalardan bir kadınla görüştüm. De ki, ben nefsime uydum. Dervişlik, abim abi dediler bana. Benim gönlüm kaydı ona. Vay, seninle benim nikahımı kıydılar dediler. Ben hata yaptım de ya. Bu kadar. Yakında, arenine niye geçin? Hem burada geleceksin, dervişlik yapacaksın. Hem de eşini döveceksin, söveceksin, hakaret edeceksin.
Hem geleceksin, dervişlik yapacaksın. Çoluk çocuk senden uzak duracak. Hem geleceksin, dervişlik yapacaksın. Her türlü, her da altı işleyeceksin. Bidonu diyeceksin ki, bize haber verirler. Yapmayalım. Ondan sonra rüya satacaksın her yere. Anlatma ya. Kabirde rüya kurtarmayacak seni. Seni kabirde rüya kurtarmayacak. Soracak Rabbike, Nebike, Dinike, İmanike. Bakın namazına. Mahşerde rüya seni kurtarmayacak. Hesaba çekileceksin. Zerrece hayır işleyenin hayrı karşılıksız kalmaz. Zerrece şer işleyenin şerri cezasız kalmaz. O günü düşün. Dervişlik, O günü düşünüp, O anı düşünüp, Oraya hazırlık yapmak.
Gözüne sahip çık, Kulağına sahip çık, Diline sahip çık, Eline sahip çık. Bir adam sen değilsin. Bir yakışıklı erkek de sen değilsin. Sen değilsin. Bir belagatlı sen değilsin. Allah muhafaza eylesin. O yüzden evet, Rüyalar güzel. Bu dergahta rüya çok görülür. Eyvallah. Hal de görülür. Eyvallah. Bizim istikametimiz bununla. Eyvallah. Yolumuzun delilidir. Eyvallah. Hadiste de sabit. Eyvallah. Ahir zamanda peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Sahih rüya. Eyvallah. Ahir zamanda mübeşşirat kapısıdır. Sahih rüya. Eyvallah. Nedir mübeşşirat kapısı? Müjdedir. Nedir mübeşşirat kapısı? Delildir. Eyvallah. Ama sakın böyle rüya gördük diye sizin başka yanlışlı işler yapmanızı, hatalı davranmanızı, göz göre göre günah kebar işlemenizi gerektirmez.
Göz göre göre anne babaya isyancı olmak, göz göre göre eş ve çocuklara zulmetmek, göz göre göre zinaya dalmak, göz göre göre fuhşa dalmak, göz göre göre göre derviş kardeşlerinden, Müslümanlarından kalkıp da, işte faiz yemek, göz göre göre kalkıp da, her türlü günah kebari, günah kebar olduğu halde, dervişlik örtüsünün altında, bunları saklamaya çalışmak yok kardeş bunla. Bir tek sen rüya görmüyorsun. Senin gördüğün rüyayı da gören vardır. Senin gördüğün hali de gören vardır. Sen bir tek gördüğün rüyayı, sen kendince rüyayı süslemeye çalışma. Senin rüyanı daha görmezden önce, senin rüyanı gören vardır. Sen bu yolları boş mu zannettin? Sen daha hali görmeden, daha senin halini gören bir kimse, halini de gören bir kimse vardır.
Sen bedava mı zannediyorsun bu işleri sen? Bedava zannediyorsan aldanıyorsun. Sen daha yavşarken, senin yavşadığını gören vardır. Sen bedava mı zannediyorsun dervişliği? Senin daha gönlün kayarken, gönlünün kaydını gören vardır. Allah gösterirse ne yapacaksın? Kadını erkeği. Neden sufi olur insanlar, kendilerini disiplin etmek için? Neden derviş olur? Neden? Kendisini disiplin etmek için, Allah'a yakın olmak için, Resulüne yakın olmak için. Sufiliği neden yaşar insan? Allah ve Resulüne yakın olmak için. Arkadaşlar, dikkat edin. Bizim burada hiç kimseden bir menfaatimiz yok. Hiç kimsenin burada bir menfaati yok.
Para toplamayız, pul toplamayız, kitap satmayız, dergi satmayız, CD satmayız. Ticaret yapmayız. Bizim işimiz yok. Biz Allah'a vakit etmişiz kendimizi. Paranız, pulunuz, malınız, mülkünüz, eviniz, barkınız, karınız, çolunuz, çocuğunuz, her şeyiniz sizin. Bizi ilgilendirmez. Bizi ilgilendirmez. Allah için burada duracak herkes. Allah için yaşayacak. Allah için burası. Bir cemaate, başka cemaatlere, tarikatlara, partiye, purtiye, ona buna benzemez burası. Karıştırmayın. İç cemaat, B cemaat, C cemaat, benzemez burası. A tarikat, B tarikat, benzemez burası. Adam orada ders kağıdını yüz liraya satar.
Adam orada rüya dinlemeye yüz lira alır. Adam orada şeyhi, camakanın içine koyar. Sen karşıdan, melül melül bakarsın. Adam orada dergi satar, CD satar, kitap satar, satar da satar. İçlerinden zekat toplama memurları tayin ederler. Zekat toplar, para toplar, himmet toplar. Toplar da toplar. Onların hepsini görmüş, yaşamış insanız. Burası karıştırmayın. Burada mana çalışır. Burada mana çalışır. Burada ilim manadır. Burada zahir çalışmaz. Burada mana çalışır. Sen alleme-i cihan olsan, burada senin hesabın görülür. Beş paraya satarlar seni burada.
Sebep, kalbin harekete geçmediyse, senin burada yerin yok. Kalbin harekete geçecek. Ne diyor Üstad Bediüzzaman? Kalbi harekete geçmemişse, tarikattan hissesi yok ise, bugünkü zındıkanın karşısında imanı muhafaza etmesi müşkülleşmiştir. Adi, samimi bir ehli tarikat. Adi, samimi bir ehli tarikat. Sisiliye-i meşahiye duyduğu şedid muhabbet cihetiyle asla zındıkaya düşmez.
Burası öyle bir yer. O yüzden dikkat edecek herkes. Herkes dikkat edecek. Ben dahilim buna. Hepimiz dikkat edeceğiz. Hepimiz nefsimizle, nefsimizle mücadele edeceğiz. hepimiz Kur'an ve sünnet tarihinde durmaya çalışacağız. Hepimiz. Hepimiz dosdoğru dervişlik yapacağız. Hepimiz. Burada şeyhti, nakipti, nükabbaydı, zakirdi. Yok kardeş burada. Burada herkes usta da bir, çırak da bir. Hazreti Mevlana ne diyor? Toprağa girdin mi diyor. Toprağın altında usta da bir, çırak da biz. Bir. Biz toprağın üstünde bir etmeye çalışıyoruz. Burada usta da bir, çırak da bir. Sohbet edeceksen gel burada otur, biz seni dinleriz. Şeyhlik yapacaksan gel burada otur, biz sana müritlik yaparız.
Pirlik yapacaksan gel otur kardeş, biz sana dervişlik yaparız. Hiç sıkıntımız yok. Şeyhlik, pirlik davamız yok. Davamız Kur'an, sünnet, vatan, millet. Bu kadar. Ta yıllar önce Bursa'da bir söz verdim. Dedim ki, bir gün gelip de sizin önünüzde milletvekili adayı olmayacağım dedim. Belediye başkanı adayı olmayacağım. Belediye, meclis adayı olmayacağım dedim. Olmayacağım dedim. Olmadım, olmayacağım da. Ta yıllar önce dedim, sizden bir kuruş istemeyeceğim dedim. Bir kimse diyemez bir kuruş istedin diye. Bir kuruş. Bir kimse diyemez bana bir kuruş borcun var diye. Bir mali müşaviri savaşa varsa vardır. Savaş neredesin? Sana borcun vardır herhalde şimdi.
Yok yok yok vardır ya. Vardır. Ona borcun bitmiyor. Yoksa başka hiçbir şey yoktur. Bitti. Arkadaşlar, dervişlik yapacağız hep beraber. Hep beraber dervişlik yapacağız. Neden bu kadar atarlısın diyeceksin? Onu da söyleyeyim. Geçen hafta cumartesi için bayanlardan birisi buraya bir yazı yazdı. Ondan sonra istişare ediliyormuş orada beylerimizden para isteniyormuş diye. Hüseyin'e sordum, Adnan'a sordum, Cafer'e sordum. Bilmiyoruz dediler. Arkadaşlar, onlara daha önce dedim, isterlerse vermeyin dedim. Benim adım kullanılırsa vermeyin dedim. Tekrar söylüyorum. Arkadaşlar, sizden bir ücret istenirse vermeyin. Kim istiyorsa da onun adını bana bildirin. Bu dergah adına kim para istiyorsa sizden onun adını bana bildirin.
Böyle bir şey yok. Allah muhafaza eylesin. Yok öyle bir şey. Arkadaşlar, burası sufi topluluk. Herkes gönüllülük esasına. Hiç kimse zorunlu değil hiçbir yere derse gitmeye, semaya gitmeye, şuna buna gitmeye. Zorunlu değil hiç kimse. Kadınlar normalde yazdılar bana. Dediler ki böyle böyle eşlerimiz işte derse çok gidiyorlar falan. Başkaları da telefondan söyledi. Erkekler söyledi. Arkadaşlar, benim adım Mustafa Özbağ. Ben otuz kusur yıldan beri dergah faaliyetlerinin içindeyim. Benim hiçbir dönemde hiçbir zorunlu bir şeyim olmamıştır. Burası gönüllülük esası. Canı isteyen sema eder, istemeyen etmez. Canı isteyen derse gelir, istemeyen gelmez. Canı isteyen herhangi bir iş programa gelir, canı istemeyen gelmez.
Netim, bu sorumluluğun altına girmem. Hiç kimsenin evi, işi, aşı, eşi benim yüzümden bozulmasın. Allah muhafaza eylesin. Bir yerlere güvenip de yola çıktıysam o yol bana haram olsun. Ben Bayındır'da bir kişiydim, ben kalktım ders aldım, bir kişiydim.
Ben tek başıma yola çıktım. Ödemiş'e gittim, ödemişte hiç kimse yoktu. Ödemiş'ten Bursa'ya geldim, Bursa'da da kimse yoktu. Bursa'dan Aydın, Nazilli, Denizli, Konya, Samsun, Kayseri, Şeyh Efendi'nin sağlığında gittiğim yerler, daha sayamadığım yerler var. Hiç kimse yoktu oralarda. Cenab-ı Hak bahşetti, oralarda şeyhimin zamanında bir sürü derviş oluştu. Şeyhim vefat etti, ben anahtarı teslim ettim. Dedim ki bugüne kadar yaptıklarımın hepsi de şeyhimin adına yapmıştım. Anahtarı teslim ettim. Dergan sahibi kimse gelsin, dergan başına otursun. Nerede ne ders yapıyorlarsa yapsınlar dedim. Bunu böyle konuşmak istemiyorum. Şeyh Efendi'nin gittiği bütün, Çorumlacı Mustafa Efendi'den haricinde gittiği bütün her yere, hepsinde emeğim vardır.
Hemen hemen hepsinde zakirleri bana aittir. Anahtarı teslim ettim, çektim kendimi kenara. Sonra yeniden başladım. Barbaros İstanbul'da tek başınaydı. Doğru mu Barbaros? Bursa'dan dedim ki göç İstanbul'a. Çanakkale'de hiç kimse yoktu. İlk Halit'le karşılaştık. Doğru mu Halit? Bir programda. Gelip oğlum evlan etsin. Evet. Hiç kimse yoktu. Bak bir tek Halit. Hayal sattım ona, hayal. Bildiğiniz hayal sattım. Ben iyi hayal satarım. Sattığım hayal tecelli etti.
Doğru mu Halit? Hiçbiriniz bilmiyorsunuz. Son programı Halit'e satmıştım ben. Kaç yıl oldu Halit? On bir yıl önce son yaptığımız şey Barbaros'u Halit'e sattım ben. Oturdum Halit'e sattım. Halit, Gelibolu böyle olacak dedim. Bütün dedim Balkanlarda ne kadar Şeyh Efendi varsa dedim Gelibolu'yu toplayacağız dedim.
Gelibolu dedim Balkanlara açış, çıkış noktamız bizim. Kapımız olacak dedim. Evet hayal sattım. Ben iyi hayal satarım. Bakın ne diyorum? İyi hayal satarım. Bak Yunak var orada. Yunak'ta hiç kimse yoktu. Doğru mu? Akşehir hiç kimse yoktu. Halbuki ileride Konya'da Şeyh Efendi'nin dervişleri var. Konya'yı ben kendi ellerimle kurdum. Ben buradan ayda iki sefer, üç sefer Konya'ya sohbete gidiyordum. Bursa'dak ya. Samsun. Kayseri. Kayseri'nin zakiri Bursa'dan gitme. O Kayseriliydi. Oraya göçtü. Onu zakir ettim. Dedim başlayacaksın orada dedim. Hayal satarım ben.
Nerede İzmit? Cemil. Cemil burada okudu. İzmit'e gitti. Bir kişiydi. Doğru mu Cemil? Kaç yıldır geliyorum oraya? On beş yıl olmuş. On beş yıl. Alnının terini yemek var ya. Bu muhteşem bir tattır. Dergahta, evde, işte. Alnının terini yersin. Alnının terini. Bu muhteşem bir şeydir. Neden yirmi sekiz Şubat'ta yıkamadılar bizi? Bir gediğimizi bulsalardı, dağıtırlardı. Bir götürdüklerinde üç dört gün birden götürüyorlardı.
İki gün, üç gün, bir gün. Tiftiklenmedik yanımızı bırakmıyorlardı. Hala da bırakmıyorlar. Sanki bırakıyorlar mı şimdi? O yüzden buradan bangır bangır bağırıyorum. Evet. Verilmeyecek hesabımız yok kardeşim. Kim para toplamaya kalktıysa bana bildirin. Bizim adımıza kim yapıyorsa. Ve kim yaparsa vermeyin. Vermeyin. Tekrar söylüyorum. Vermeyin diyorum bakın. Bizi kimse kirletmeye kalkmasın. Vermeyin diyorum bak. Tekrar tekrar söylüyorum. Yok böyle bir şey. Benim halim vaktim yerinde. Benim ticaretim yerinde.
Mal satarsam almasın dervişler benden. Evet. Aman ha. Asla. Sakın ha. O yüzden bu ara hani her kolaylığın yanında zorluk vardır. Her mutluluğun yanında bir mutsuzluk vardır. Programları yaptık. Artçıları sonradan içimizden geliyor. Dışarıdan geleceğine içimizden geliyor. Tövbe edelim hep beraber. Kendimize gelelim. Allah muhafaza eylesin. Amin. Cenab-ı Hak nefsimizi uydurmasın. Amin. Öyle yok işte zorla semaya. Kimi götürmüşüz kardeşim zorla semaya. Gelmeyin kardeşim. Zorla kimi ilahiye götürmüşüz. Gelmeyin kardeşim. Gelmeyin. Zorla gelecek olan gelmesin. Bu derse de gelmiş. Ha kendini disiplin etmek için zorluyormuş.
Beni ilgilendirmez. Ben hiç kimseyi zorlamam. Buna eşim ve çocukların dahil. Hayatımın hiçbir döneminde hiç kimseyi zorlamam. Ben içi dışı meydanda insanım. Ben eşimi de zorlamam. İstediği anda boşanabilir benden. Ben çocuklarımı da zorlamam. İstedikleri anda beni bırakabilirler. Benim hayatımda zorluk yok. Dervişler istedikleri anda bırakabilirler. Zorluk yok kardeşler. Zorla bir şey yok bende. Allah muhafaza eylesin. Hiç kimseye. Ben kendim hepsini zorlarım. Bu ayrı. Ben kendimi disiplin ederim. Bu ayrı. Ben kendimi süründürürüm. Bu ayrı. Ben kendimi gömerim. Bu ayrı. Ama bir başkasına zorla bir şey yok. Ha birisi de bir işin ucundan tutmuş mu ben yapacağım diye.
Ona derim ki sen bu işi yapacaksın kardeşim. Ya diyeceksin ki ben bu işi yapmak istemiyorum. Bırakacaksın gideceksin. Biz de senin yerine o işi yapacak birisini koyacağız oraya. Senin ya. Benim meşhur lafım. Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu. Hele sufilikte sakın ha yerim dolmaz diye düşünme. Bir pir efendi koca pir vefat ediyor da anında daha son nefesini verirken şak.
Öbürküne vazifeyi veriyorlar. Diyorlar ki pir sensin şimdi. O kırklardan eksilen yok. Seksenlerden eksilen yok. Yüz yirmilerden eksilen yok. İki yüz kırklardan eksilen yok. Üç yüz altmışlardan eksilen yok. O beş yüzlerden, binlerden eksilen yok. Daha vefat eder etmez. Tıkır tıkır tıkır … Ta! Anında. Sen kendi kendine de ki ben şöyleydim. Ben ağaydım. Ben paşaydım. Geç kardeşim. Nice ağalar, paşalar yatıyor toprağın altında. Nice veliler, nice peygamberler yatıyor toprağın altında. Nice şehitler yatıyor toprağın altında. Yenilerini gömüyorlar daha üstüne. Hiç kimse vazgeçilmez değil. Buna bütün herkes ve hepimiz dahiliz.
Biz dervişlik yapalım dost doğru. Biz sufilik yapalım dost doğru. Rüya satmayalım, hal satmayalım. Dervişlik satmayalım. Biz işimizi dost doğru yapalım. Nefsimizle mücadele edelim. Eşimizle, çoluğumuzla, çocuğumuzla, arkadaşlarımızla, kardeşlerimizle iyi geçinelim. Biz derinleşmeye çalışalım. Zikrimizi tam yapalım. Takva sahibi olalım. Haramlardan uzak duralım. Dervişliğimiz bizi aldatmasın. Vay filanca şeyh efendiye intisaplıyız. Bu bizi aldatmasın. Biz dost doğru dervişlik yapalım. İnşallah. Kanal İstanbul. Oğlum bu bizim insanımız ne kadar çok siyasetle ilgili. Hele dervişler bizim. Normalde Kanal İstanbul'la alakalı evet gerçekten araştırılıp soruşturulması lazım.
Bakılması lazım. Gizli bir ajanda var mı yok mu bilmiyoruz. Eğer varsa insanların bu memleketin zararına gizli ajandaları Allah onları yerli yerine getirmeden yerle yeksan eylesin. Sufiyiz bizim başka işimiz olmaz. Bu memlekete zarar verecek, memleketin zararına olacak, zararına her ne var ise Cenab-ı Hak yerle yeksan eylesin inşallah. Onların oyunlarını bozsun. Onlara oyun kurdurmasın inşallah. Cenab-ı Hak bu memlekete, bu millete, ümmet-i Muhammed'e zarar verecek kim varsa Cenab-ı Hak durdursun inşallah. Bizim davancamız yok, tüfeğimiz yok. Allah bizi yiyesin inşallah. Seferi olan bir kimse, seferi olmayan bir imamın ardında namaz kılıyorsa, iki rekattan sonra selam verir mi ya da namazı imamla beraber tamamlar mı?
Eğer seferi olan bir kimse, seferi olmayan bir imama tabi olduysa, dört rekatsa dört rekatsa, üç rekatsa, üç rekatsa namazını tam olarak kılacak. Seferi olana, muhkim olan tabi olduysa, eksini tamamlayacak. Bir kimse samimiyetini ve ihlasını nasıl arttırır? Allah'a yakınlaşarak, eski bir sohbetinizi dinlerken birbirinize hasbinallahu ve nimel vekil demeyin deyişinize rast geldim.
Normalde kullanıyordum ama dikkat etmeye çalışıyorum dememe sebebimiz nedir? Yani bir kimse, derviş kardeşler birbirlerine hata yaparlar. Eş, çoluk, çocuk herkes birbirine hata yapar. Ona karşı hasbinallahu ve nimel vekil demek, yani benim vekilim Allah, benim intikamımı Allah alsın demek. Yani eşinizden Allah'ın intikam olmasını ister misiniz? Çocuğunuzdan Allah'ın intikam olmasını ister misiniz? Arkadaşlarınızdan, kardeşlerinizden Allah'ın intikam alasını ister misiniz? O manada dedim. Hala da derim. Kardeşlerinize, eş ve çocuklarınıza karşı hasbinallahu ve nimel vekil demeyin. Bunu zalimlere karşı deyin, kafirlere karşı deyin, münafıklara karşı deyin. Mümin kardeşlerinize demeyin.
Bir adaletsizliğe uğradıysanız, eğer o adalet mekanizması müşrikse ona deyin. Ama bunu derviş kardeşlerinize, eş ve çocuklarınıza, anne babalarınıza demeyin. Allah muhafaza eylesin. Bir kimsenin eşine banyoda yaklaşması, cinsel ilişkide bulunması caiz midir? Haram eden bir ibare yok. Bakın arkadaşlar net, cinsel ilişkiyle alakalı haram olan. Bir, kadınların ay hali olduğu zamanlar cinsel ilişkiye girilmez. Diğerleri serbesttir. İşte böyle oynaşması, sevişmesi, öpüşmesi. O normalde erkek kendinden emin ise, tam bir cinsel ilişkiye girmeyeceğinden emin ise, yani ileriye kadar da gidebilir ama tam bir cinsel ilişki olmayacak.
Hadis-i Şerif'te der ki, hani oynaşabilir, ne bileyim. Yani böyle şimdi abiyane olacak ama erkek boşalabilir ama tam bir cinsel ilişkiye girmemiş olacak. Bir de bile bile kasti, bildiği halde arkadan ilişkiye girmeyecek. Bunun haricinde çok öyle haram olan bir şeyler yok. Geri kalanlar biraz İsrailiyetten kaynaklanma veyahut da gelenek, görenek, kulak duymasıyla alakalı. Allah muhafaza eylesin. Bana zaman zaman soruyorlardı, şimdi sormuyorlar artık. Telefon numaramı herkes bilmiyor ya. Ya normalde bazı tarikatlar var, bazı topluluklar var. Bu cinsellikle alakalı Yahudileri geçmiş vaziyetteler. Açık açık söylüyorum. Yani öyle şeyler soruyorlar ki Allah muhafaza eylesin. Yani bu gerçekten insanları sapkınlığa götürecek şeyler.
Yani tersine sapkınlık. İşte kadının soyunmaması hiç, işte sadece cinsel organının o bulunduğu yerin delik olması, başka her yerin kapalı olması, sadece oradan ilişkiye girilmesi gibi. Bu ciddi ciddi bunları soruyorlar bana. Allah muhafaza eylesin. Neyse bu konuda ders yapalım. Dergahta bir kişinin benim huyum böyle ama hemen geçer diyerek insanlara sert davranması doğru mu? Yanlış. Benim huyum böyle deyip de burnunun üstüne yumruk mu vuralım biz de ona? Ben böyleyim hemen bir sert davranıyorum ondan sonra yumuşuyorum. Ne alakası var ya? Sinirlenmek Allah için olacak. Allah sinirlenmeyi verdi. Allah için olması için.
Eşine, çoluğuna, çocuğuna, dervişlere karşı değil. Bir sohbetinizde, bir yerde toplandığınızda Allah'ı zikredebilirsiniz. Bunun için izin almanıza gerek yok demiştiniz. Bir diğer sohbetinizde de üstadınızın size vermediği esmaları çekmeyin. Aksi takdirde sıkıntı yaşanabilir dediniz. O zaman sadece tevhid mi çekmeliyiz? Hakkınızı helal edin. Diyor bu normalde size vermediği esma dediği bir kimsenin dersi var. Dersini çekiyor. Veyahut da o dersini çekiyor ya. Birisi bir rüya görüyor. O esnada ona diyoruz ki biz. Sen yedi gün işte hay hay hay Allah çekiyor yüzer tane. Ya ona dendi. Sen oradan ne yapma kendi kendine çektin? Bu onunla alakalı.
Veya birisine başka bir esma verdik. İşte sen sayısız hu hu hu Allah de. Veya sayısız hu hu de. O da kendi kendine onu yapmaya çalışıyor. Bunlar doğru değil. Sufilikte bir esma ancak üstad verir. Veya üstadın müsaade ettiği bir kimse vardır o verir. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin. Bana onu verdi de oğlum istediğinin esmasını değiştirirsin. İstediğine esma verirsin. İstediğinin esmasını alırsın falan diye. Ama o böyle manevi bir halle alakalı. Yani o kimsenin o meseleden bilgisi olması lazım. O zaman olur. E öbür türlü hiç kimse esma vermez dergâhta. Bir kimse de kendi kendine sanki ona esma verilmiş gibi kendisi de esma çekmez. Ne dendi sana? La ilahe illallah.
La ilahe illallah devam etsen, senin disiplinli bir şekilde la ilahe illallah'a devam etmen, öbürkünün hay esması çekmesinden aşağıda değil. Bizde böyle bir algı var. Ona hay hay hay Allah dedin ya, hemen otomatikman sarıyor. Bu diyor dördüncü makamda diyor. Nereden biliyorsun? Esma dördüncü makamın esması. Ama onun dördüncü makamda olduğunu nereden biliyorsun? Orada durabilecek mi? Nereden biliyorsun? Ona söylüyorum bir hafta sen yüz tane bundan çek diyorum ben. Bir hafta çekiyor. Bir hafta sonra diyor ki bitti. Var mı bir şey diyorum ben yok. E o esmada değil çünkü o. Oturmamış, yerleşmemiş daha orada. Örnek. E şimdi onu öbürkü bilmiyor.
Öbürkü bilmiyor. Aha ona hay hay hay Allah dedi. O kendi kendine de zorluyor. İşte bir hay sesi duyuyor. Yok canım ben tamam ben de hay esmasına geçtim. Başlıyor hay esmasını çekmeye. Yapma. Sana üstadın ne dediyse onu çek. Veyahut da kendi kendisine ona demişiz ki şu esmayı çek. O esmayı çekiyor ya. Yani kendi kendine ilave edecek. Kendine şeyhlik yapacak ya. Allah muhafaza eylesin. Amin. E toplandığında da insanlar Allah'ı zikredecekler. Ayette, hadiste sabit. E üç kişi, beş kişi toplanmış çay içiyorlar. E çayın sonunda bir kısa tehvit çekin. Öylesi de alın. Murala nur olsun. İnşallah. E onun için illaki izin alacaksın. Müsaade alacaksın. Yok işte.
Efendim biz burada beş kişi toplandık çay içiyoruz da burada zikrullah yapabilir miyiz? Oranın en eski dervişi kim? X kimse. Hadi kardeş bir bağışlama yap, bir tehvit çekelim, kalkalım. Bitti. Bu kadar. E burada perşembe gün burada ders var. E sen de git şimdi örneğin atıyorum. X mahallede topla milleti. E gelin biz burada ders yapalım. E gidemiyoruz biz oraya. Neden gidemiyorsun? Yayan çık gel. Cebinde paran yoksa çık iki saat öncesinden yayan gel. E daha da geç kaldıysan, işten çıktıysan. E iyi ya gece saat 10'da gel. 11'de gel. E 12'de gel ya. Dua yetiş. Gel.
E sen orada kalk şimdi ders yap. Allah muhafaza eylesin. O da doğru değil. Hakkınızı helal edin. Ben yine niyetimi tamamlayayım. Bir küçük bir hadis tersi yapalım inşallah. Hz. Aişe radiyallahu anh anlatıyor. Adamın birisi geceleyin kalktı, Kur'an okudu. Ve sesini yükseltti. Sabah olunca Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu. Allah filan kula rahmet etsin. Bana unuttuğum birkaç ayeti hatırlattı dedi. Demek ki bir kimse gece Kur'an-ı Kerim okumuş sesli bir şekilde. Ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de onu duymuş. Onu duyduktan sonra demiş ki Allah filan kimseye rahmet etsin. Bana unuttuğum ayetleri hatırlattı. Buradan çok sonuç çıkabilir.
Bir, demek ki geceleri hafif sesli Kur'an-ı Kerim okumak güzel bir ameldir. İki, sesli Kur'an-ı Kerim okunduğuna göre sessiz zikrullah da yapılır. Etrafı rahatsız etmemek kaydıyla. Üç, ben şeyhim, ben pirim, ben bir şey unutmam. Unutmak bizde yoktur. Yok. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki unuttuğum ayetleri hatırlattı. Onun peygamberliğine bir zarar mı? Değil. Bir şeyh de, bir veli de, bir mürşid de unutabilir mi? El cevap unutabilir. Onun unutması, onun veliliğine, şeyhline bir zarar mıdır? Değil. Bir derviş unutabilir mi? El cevap unutabilir.
Onun dervişliğine, maneviyatına zarar mı? Değil. Bir kemal ehli kimse. Birisi ona bir şey hatırlattığında o kimse için bir eksiklik, noksanlık mı? Değil. Ona hatırlatmak da ne oldu? Bir eksiklik, noksanlık olmadı. Bir zakir unutabilir, bir nakip unutabilir. Unutabilir. Bir şeyh unutabilir. Bir veli unutabilir. Hadis-i şerif, unuttuklarınızdan sorunlu değilsiniz. İkincisi, uykuda olan bitenden sorunlu değilsiniz. Üçüncüsü, deliler, deliliklerinden dolayı ne? Sorunlu değil. Dördüncüsü, esirsin. Zorla sana bir şey yaptılar. Bundan sorunlu değilsin. Öbür türlü sorumlusun. Allah muhafaza eylesin. O zaman bir şey gerçekten unuttun.
Yapacak bir şey yok. Bu senin insanlığına, bu senin kemalatına, bu senin dervişliğine, bu senin sufiliğine leke getirecek bir şey değil. Unuttun çünkü. Unuttuklarınızdan sorumlu değilsin, Aziz-i Şerif. İkincisi ne? Deli. Akıl gitti. Akıl gidince o kimse sorumlu mu? Değil. Üçüncüsü, uyku. Uyku halinde. Sorumlu mu? Değil. Yani Mustafa Özbağ hiç sorumlu değil. Kendime de nasıl fetva çıkardım bak. Delilik var mı? Evet. Unutkanlık var mı? Evet. Uyku var mı? Evet. Aha sorumsuzluk size.
Var mı akıllısın? Doktor akıllı mıyım değil miyim? Doktor ne diyeceğini şaşırdı. Oğlum diyorsun ya sen psikiyatriye gitsin sana kesin rapor verirler diye. Ha onlar verirler. Ha sen vermezsin. Neden? Sence akıllıyım öyle mi? Bir yanım çok akıllı, bu yanım çok deli. Oğlum sen yolun ortasını söylüyorsun. Halit hocandan mı ders aldın? Sen mi öğrettin böyle bunu? Sen öğretmedin değil mi? Tamam. Sen nerede öğrendin sen bunu? Ortası var mı? Adam ya mümindir ya kafirdir. Ya delidir ya akıllıdır. Ortası var mı? Ya uyuyordur ya uyanıktır. Akıllı mısın? Doktor fetva vermedi. Doktor akıllı olduğuma hükmetti.
Yapacak bir şey yok. Başka doktor var mı? Nerede ya? Übeyt kardeşin neredesin? Gelmedi mi? Gelmedi mi? Fatih Hoca akıllı mıyım diyeyim miyim? Akıllıyım. İki tane doktor akıllıyım dedi ya. Yapacak bir şey kalmadı ya. Akıllıymıştım sorumluyum o zaman. Yapacak bir şey yok. Fatih Hoca sen bari benden olaydın ya. Allah'ı yesin inşallah. Dervişlere sorsam şimdi deli miyim desem hepsi delisin diyecekler. Var mı dervişlerden deli değilsin diyecek olan? İki doktor çok cesaretli. Onlar tıbben konuşuyorlar. Allah'ı yesin inşallah. Evet Rabbim cümlemizi muhafaza eylesin inşallah.
Cenab-ı Hak hepimizi sevsin, sevindirsin, muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak cümlemizi korusun inşallah. Rabbim hakkı hak, batılı batılı bilenlerden eylesin. Cümlemizi inşallah Hz. Muhammed Mustafa'nın sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sancağının altında toplasın inşallah. Amin. Fâlevellehû El-Fâtiha Destur.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.