mustafaozbag.org

640. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 27 Aralık 2019 · 59:36

Allah gecenizi hayırlı eylesin, inşallah. Cenab-ı Hak ömrünüzü hayırlı eylesin, inşallah. Anneme, babama söz veriyorum, namaz kılacağım diye sözümde durmuyorum, ne olur? Geceniz hayır olsun. Allah'a, Resulüne, annene, babana söz ver. Allah'tan da yardım dile. De ki, Ya Rabbi, benim sözümde durmama yardım eyle. Cenab-ı Hak cümlemizin sözlerinde durmamız için Allah yardım etsin, inşallah. Maddi, manevi sözlerimizi yerine getirelim, inşallah. İlahi okumak için ne yapmalıyız? Hemen başlayacaksın ilahiyi ezberlemeye. Hemen geleceksin, Adnan Hoca'yı bulacaksın, diyeceksin ki ben ilahi okumak istiyorum. İzmit'ten ise Semih'i bulacaksın. Veyahut da bizim buradan ilahici kardeşlerden birisini bulacaksın. İlahi öğrenmeye başlayacaksın, inşallah.
Zikir halakasında telefon ile mesajlaşma, sufilik açısından ne derece doğrudur? O zikir halakasında her şey yapıyor bizim arkadaşlar. Mesajlaşma olsan olacak. Zikrullah devam ederken her türlü mesajlaşma, haberleşme, muhabbet, yanındakinden kritik her şey var. Sohbette, zikirde. Bu zamanın dervişliği, bu zamanın böyle Müslümanlığı öyle oldu. Yani camiye gidiyorsun, cuma namazında adam cep telefonunu açıyor. Çok önemli çünkü herkesin sosyal medyada olması. Tabii. Cuma namazında normalde hoca şeyde ne o vaaz ederken, bir de hutbe okurken. Hutbeyi dinlemek farz, hutbe okurken.
Biz yan geliyoruz hutbe okunurken, rahat oturuyoruz. Rahatımıza çok düşkünüz. Müslümanlar rahatlarına çok düşkün. Sosyal medyaya çok düşkün. Orada kadını dövüyorlar, millet şey yapıyor, kadını kurtaracağım diye uğraşmıyor. Yani sosyal medya önemli, onu atacak, ben çektim diyecek. Herkes fotoğrafçı, herkes videocu, herkes sosyal haberci, herkes gazeteci. Herkes çok önemli şimdi. O yüzden sohbette, zikrullahta, her yerde. Sevgilisinden konuşuyor, iki sevgili cep telefonlarıyla uğraşıyorlar. Mesajlasın dedim beraber, masada karşı karşıya var, mesajlasın. Muhabbet etmeye gerek yok. Evlerde de aynı. Çocukların elinde telefonlar veyahut da tabletler. Ondan sonra evin hanımında telefon veya tablet.
Evin kocasında da öyle. Herkesin o kadar çok işi çok ki, kim kimi dürtükledi, kim kimi beğendi. Kim kime ne yaptı, bunlar önemli. O yüzden zikrullahta da mesajlaşmak, yanındakinden kritik yapmak, ondan sonra maillerine bakmak, sosyal medyaya takılmak, zikrullahta da sıkıntı yok ya. Veya sohbet esnasında, tekkede de oluyor, burada da oluyor. Yani açıyor böyle, telefona yanından bakıyor. Çaylarınız da içine. Tabii sevgilisinden mesaj gelecek. Orada sohbetin, zikrulluğun ne anlamı var? Hiç önemli yok. Allah iyi etsin inşallah. Şey bir de, biz cep telefonunu yeni görmedik. Şimdi böyle konuşmak istemiyorum. Cep telefonu daha yeni çıktıydı, takozdu. Biz Şeyh Efendi ile rahat görüşelim diye.
Hem Şeyh Efendi de vardı, hem bende vardı. Takozdu daha cep telefonlar. Normalde millet belinde bir tane araba parası taşıyordu. O zaman da ilk çıktığında 3500-4000 dolardı. Az değildi ki. Normalde o zaman da vardı. Ben kendi nefsim için söyleyeyim, ben Şeyh Efendi'nin yanında, Şeyh Efendi'den izinsiz telefonumu açtığımı hatırlamıyorum.
O şimdi herkes her şeyi yapıyor. Şeyh Efendi'nin yanında birisi telefonunu açsın, baksın. İşte, selamün aleyküm, aleyküm selam, şöyle yapsın. Şeyh Efendi böyle bana bakar. Hani bu nereden geldi? Bizim hamdolsun, benim etrafımdakiler hiç öyle bir şeyle karşılaşmadım ben. Bizim Bursa'daki arkadaşların yüzde sekseniyle öyle karşılaşmadım. Benim yanımda hiç yapmadı kimse. Benim yanımda derken Şeyh Efendi'nin yanındayken ben, hiç kimse yapmadı. Beni kimse bu konuda arkadaşlar utandırmadılar.
Yüzde sekseni. Ama başka yerlerde olurdu. Bir müddet sonra o adam daha oturuyor ya, Şeyh Efendi'nin tarzı şuydu. Evladım sen işine bak hadi. Senin işin çok, sen işine bak. Efendim ben işlerimi ayarladım. Böyle bakar. Hadi oğlum sen işine bak dedim ya sana. Bu yavaşça gitmek zorunda kalır. İşin varsa ne işin var? Şeyhin yanında bak işine. İşin sıkıntılı bak işine kardeşim. Şeyhin yanında ne işin var? Telefonda görüşeceksen. Çık yanından dışarı git. Görüş. Nerede görüşüyorsan görüş. Şimdi ben buraya gelirken, benim telefonumdan daha yoğun telefonu olayı yoktur herhalde. Ne yapayım telefonu buraya getireyim ben burada da bakayım mı?
Arkadaşlar bazı şeyler vardır, özeldir insanın. Zikrullah halakası benim için özeldir. Sohbet benim için özeldir. Bir kimsenin muhabbet beslediği, sevdiği bir kimseyle sohbet etmesi özeldir. Bir arkadaşı özeldir. Özeldir. Bir dostu özeldir. Ama insanlar kendi kendilerine namütenayi bir şey görüyorlar. Yani o çok önemli bir şahsiyet. Her daim telefona bakması lazım. Her daim telefondan konuşması lazım. Bir de çok önemli şahsiyetler var. Kadınlardan da, erkeklerden de. O size bir mesaj attığında, mail bir şey attığında sizin anında cevaplamanız lazım.
Sizin kimliğiniz önemli değil. Kim olursanız olun. O sana bir mesaj atmış ya. Sen hemen cevap yazman lazım. Bir de bu başladı şimdi. Yani sen şeyh misin, sen işte zakirmişsin, nakipmişsin, nukabbaymışsın, şey önemli değil. Hemen ona cevap yetiştireceksin. Bütün işini gücünü bırakacaksın. Tabii çok önemli o. Mail atmışsın. Anında cevaplayacak o. Bir dağıtıyor, maili bir dağıtıyor, bir dağıtıyor, bir dağıtıyor. Şimdi kaç tane mail attığını söylersem, o kimse hatırlar kendisini. 183 tane bir günde mail atıyor. Tabii. Yakalamış seni. Cevap yazacaksın yani sen ona. Bunlar oluştu.
Bunların hiçbirisi de İslam ahlakıyla alakalı değil. İslam kültürüyle alakalı değil. Erkekler siz de yapmayın. Bak yapmayın, karşılığını siz de alın. Veya kadınlar siz de yapmayın. Evde eşiniz oturuyor. Girdiniz cep telefonuna değil mi? Taraflardan birisi girdi. Hayırlı geceler, işin gücünün rast gelsin. Selamünaleyküm. Senin insana ihtiyacın yok. Sen cep telefonuna yat, kalk. Bu kadar. Gelse benim arkadaşım, ne bileyim işte, birisi ben sohbet ediyor olsam, ikide bir de cep telefonuna yok, mail'e bakacak, yok, Facebook'una bakacak, hadi işin gücünün rast gelsin derim. Benim yanımda kimse yapmıyor, Allah razı olsun yani.
Ben derim, sözümü de esirgemem. Çalışan bir kimse vardır, gündüz mesaisi vardır. Gelmiştir benim yanıma, ben ona derim, telefon çalıyordur, bak telefonuna. Neden? İşini aksatma. Tüccardır o kimse, bir şey danışmaya gelmiştir, bak telefonuna. Anında bir mal vereceklerdir, mal alacaklardır, onun teyidi lazımdır. Baksın, çok uzun konuşmasına gerek yok. Örneğin. Ama öbür türlü laylı öyle ama gerek yok. Hele zikrullah alakasında, hele dergahta, sohbette, bu şeyde daha fazla oluyor. Ne o? Tekkede. Tekkede şimdi derviş olmayanlar da geliyor ya, onlar da cep telefonlarını açıyor, bizimki nerede onlardan özeniyorlar, arada kayarız diye düşünüyorlar. Görüyor mu işte? İşin en ilginç noktası bu.
Gözlerim günden güne görmeyeceğine günden güne iyileşiyor. Görmeye başlıyor. Allah bizi yeyesi. Kur'an kursuna gidiyorum. Kursta her gün, neredeyse Kur'an kursu yapımı için para isteniyor. Kursta hocamız sürekli meal okuyan, tefsir okuyun diyor. Hadis okumak ve okuyun demek yok. Hocam hadis okuyalım dedim. Müfredatta yok dedi. Peygamberlerin zellilerinden bahsetti. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri için de zellesi olduğunu örnek olarak da Ümmü Mektup hadisini söyledi. Bu konularda bizleri bilgilendirebilir misiniz? Allah razı olsun. Öyle onların müfredatlarında hadis-i şerif okumak yok. Allah bizi affetsin.
Ben Ümmü Mektup meselesinde de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zelleye düştüğünü kabul etmiyorum. Bütün peygamberlerde zelle görüldü. Evet. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde görülmedi. İmam Maturidi'nin çizgisinde İmam Maturidi, İmam-ı Hanefi, İmam Muhammed, İmam Yusuf ve aynı zamanda da hakayet olarak İmam Maturidi, İmam-ı Nesefi, Sabuni. Bunlar önemli kimseler. En azından İmam Maturidi ile Nesefi önemli kimseler. Bu çizgide olan kimseler Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde zellenin olmadığına dair hükmetmişler. Bunların geniş açıklamaları var. Bu son dönem, bu 150-200 yıldan beri Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin üzerinde biraz masumane olanlar zelle olduğunu söylüyor.
İşi haddini aşanlar, terbiyesizliğe, ahlaksızlığa, sütü bozukluğuna götürenler, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinde günah işlediğini, Allah'ın onun günahını affettiğini söylüyorlar. Ben onları normalde dediğim gibi nitelendiriyorum. Allah bizi affetsin. Namaza yeni başlayan arkadaşım zikrullah hakkında anlamsız cümleler kuruyor, inkar ediyor. Nasıl davranıyor? Yavaş yavaş namaza yeni başlayan bir kimse zikrullah'tan bahsetmenize gerek yok. Bu şuna benziyor. Normalde yeni bir doğmuş çocuğa anne sütü vereceksiniz. Yani o çocuk Hazreti Mevlana'nın dediği gibi yavaş yavaş büyüyünce ekmek isteyecek. Biraz daha büyüyünce et isteyecek. O şimdi süt zamanı. O yüzden sufilik zaten yeni doğmuş bir çocuğun işi değil.
Şimdi bir kimsenin ben onu istidat olarak demiyorum. Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri onu istidata bağlıyor direkt. Muhyiddin İbni Arabi Hazretleri diyor ki bir kimsenin dervişlikte sufilikte istidatı var ise ancak öyle derviş olur. Ondan sonra sufi olur. Eğer istidatında dervişlik sufilik yoksa bir zaman dervişlik sufilik yapsa da o normalde sonradan o dervişlikten o sufilikten vazgeçer veyahut da oradan düşer veya oradan ayağa kayar gider der.
Muhyiddin İbni Arabi. Hatta bunu bir de şey olarak hadis-i şerif olarak nitelendirir. Hani bir kimse mümin doğar mümin yaşar kafir ölür mümin doğar kafir yaşar mümin ölür buna bağlar hadis-i şerif olarak da veyahut da işte bir hadis-i şerif daha var ya hani bir kimse salih bir amel işler işler işler işler ömrünün son döneminde öyle bir yanlışlık yapar o küfür olarak üzerinde küfür olarak ölebilir. Bir kimse küfür bir hayat yaşar ömrünün son döneminde öyle bir iş yapar o kimse iman ederekten göçer gider bunları buraya bağlar yani o kimsenin der istidadı mümin ise o istidadı nispetinde müminliğini yaşar o kimsenin sufilik noktasında istidadı var ise o sufilik noktasında yaşar ama istidadında sufilik yok ise bir müddet sonra yaşamış olsa dahi der.
Şimdi Çanakkale'liler bu mevzuyu daha iyi şey yapacaklar ne olur hatırlarlar istidat meselesini sohbet ettiydik orada Arabi'den konuşurken zannediyorum şey Adem'den sonra şitfasında mıydı neydi istidatla alakalı. 4-5 kere geçti hep böyle anlattık bunu orada ondan sonra normalde aslında o Çanakkale'deki Muhyiddin İbni Arabi'nin füsus sohbetlerini bütün dergahın iyi dinlemesi lazım. Yani orada sadece Arabi'yi anlatmadık çünkü orada normalde hani Arabi'den pasajı aldık ama bizim görüşümüz de budur veyahut da bunu böyle kabul ediyoruz deyip öyle yürüdük. Çünkü orada normalde tabiri caizse bizim sufi anlayışımızın temeli var orada öyle söyleyeyim. Sufilik anlayışımızın temeli yani orada sadece Arabi konuşulmadı veyahut da şimdi bugün dağıtacaklar ya mesela şey olarak kitap olarak normalde o şeyin bizim Hakan kardeşinin sorularına cevaplar ama yani o sadece sorulara cevap değil bizim bu noktada duruş noktamız yani hem akait noktasında hem sufilik noktasında hem mezhep meşrep noktasında bizim duruşumuzu anlatan bir nokta bir eser öyle söyleyeyim eser demeyeyim de bir risale veya bir kitapçık diyelim.
Yani çok iddialı değiliz bu noktada o yüzden mesela şeyin Çanakkale'deki Muhyiddin İbni Arabi sohbetleriyle şu kitap bizim bu noktada hatta mesnevi şerhleri de bunu böyle cem edersek bizim tasavvuf noktasında duruşumuz akait noktasındaki akait noktasında duruşumuz da bizim bu noktada aynamız gibi göstergemiz gibi veya delilimiz gibi. Şimdi Muhyiddin İbni Arabi sohbetleri istidada çok önem verir ama onun o bakış açısını tam algılayamayan insan o istidat meselesinden şeye düşebilir cebriye düşebilir. Hatta bir kısım Arabici bir müddet sonra onları düzgün analiz edemezlerse yanında Arabiyi anlayacak yol haritasını çizecek veyahut da o meselede ona şerh edecek onu dizayn edecek bu noktada bir kimse bulamazlarsa onların büyük bir çoğunluğu füsüsü okuyanlar hatta fütuhatı okuyanlar cebriyeye düşerler.
Ve başlarlar cebriyeden yürümeyen Allah muhafaza eylesin. O yüzden iyi analiz edilmesi lazım. Aynı şey Mesnevi için de geçerlidir. Hz. Mevla'nın Cennet-i Rum Hazretleri için de geçerlidir. Onu düzgün okuyup analiz edemeyen. O yüzden bu kitaplar zaten dergahlarda, tekkelerde herkese okutulmamış. Mesela Mesnevi okumak için üstattan izin alınması gerekiyor. Mesneviler normalde Mevlevi hanelerde kilitli durur. Mevlevi hanelerde kilitli durduğundan dervişler o alıp Mesnevi okuyamazlar. Şimdi tabii herkes okuyor kendi kafasından bir Mesnevi çıkarıyor da normalde okuma icazeti olması lazım. Şerh icazeti olması lazım o kimsenin. Veyahut da Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin füsüsü veya fütuhatı hiç önemli değil. Bunlar alelade okunacak, alelade herkesin okuyacağı kitaplar değil.
İyi bir Kur'an bilgisi, iyi bir tefsir bilgisi, çok iyi bir hadis bilgisi, iyi bir akaid yani normalde imanla alakalı normalde hadiseleri veyahut da işte akaidle alakalı genel meselelerden çok iyi bilgili olması lazım ki o böyle kendini muhafaza edebilsin. Şimdi dervişlikle alakalı bir kimse Arabi'ce bakarsan istidadında dervişlik varsa dakika bir gol bir gelir oturur o.
İstidadında dervişlik yoksa Arabi'ce söylüyorum. Sen o dakika bir gol bir otursa da bir gün gider o. Bu Arabi bunu istidadla açıklar. Ben bunu istidadla açıklamak istemem. Ben derim ki o kimsenin nasibi varsa ve gayret ederse oturur dergaha. Bu konuda bizim de sünnete uyup onlara aktarmayla alakalı belli bir stratejiye sahip olmamız lazım. Bizde şöyle bir şey var. Bu derviş kardeşleri de var genelde. Tuttuğumuzu biz hemen bütün her şeye aktaralım. Anında derviş olsun diye bakıyoruz. Anında kabir hali açılacak, anında hali açılacak. Bir de bunlar eşkar anlatılıyor. Bak işte kabir hali de var. Kabrin başına gittiğinde selam ver. Ya sen o hali yaşıyor musun?
Başka anlatılacak bir şey yok mu? Her şey bitti o mu başladı? Veya aşırı derecede şeyhi met etme. Otur oturduğun yerine. Gerek yok. Met edilecek bir zat varsa o da Hz. Muhammed Mustafa'dır. Sallallahu aleyhi ve sellem. Tanıtılacak bir kimse varsa odur. Hz. Peygamber'dir. Sallallahu aleyhi ve sellem.
Ölçüyse Hz. Peygamber'dir. Sallallahu aleyhi ve sellem. Biz onu anlatalım. Biz ona doğruyu, iyiyi, güzeli tebliğ edelim. Yolunu bulur o. O yolunu bulur. Bir de anlatıyorsun. Biliyor musun ki dervişlik var mı yok bu nasibinle? Dakika bir gol bir keletirden kafasından aşağıya indirir gibi indiriyorsun. Allah bizi affetsin. Veyahut da adam daha yeni o kimse daha, kadın erkek önemli değil. Yeni daha bir şeyle tanışmış, dinle tanışmış. Gerek yok. Veyahut da yeni bir yere gittiniz. Hemen orada cehri zikrullah, 3 kişi, zikrullah yapacağız diye uğraşıyorlar. Bırak kardeşim. La ilahe illallah, la ilahe illallah. Tamam bitti.
Veya bazı yerlere gidiyorum ben, çok yere gidiyorum. Gittiğim yerlerde 10 kişiler, 5 kişisi ilahi okuyor. Ya bırak kardeşim, herkes ilahi okuyacak diye bir kaydı yok. Allah'ı zikredin. 10 kişiler. Bir gün bir yerde saydırdım, say dedim, saydılar 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10. Kaç kilometre dedim burası. Şimdi kilometresini söylerse bunlar da anlayacaklar, ayıp olacak şimdi. Dedim ben bunca kilometreyi, sizin ilahinizi dinlemeye mi geldim? Mübarek insanlar, Allah'ı zikredin. Dedim 10 kişisiniz, 5'iniz ilahi okuyor dedim ya. Bırakın ilahi okumayıverin dedim ya. Veya bir yerde 10 kişi, sema edeceğiz, bendir vuracağız, neyi üfleyeceğiz diye uğraşıyorlar.
Kadınlardan da var, bu erkeklerden de. Arkadaşlar gerek yok, bunu bütün arkadaşlara söylüyorum. Bütün Türkiye'ye söylüyorum bunu. Bizim asli vazifemiz, neyi üflemek, bendir vurmak, ilahi söylemek, sema etmek değil. Bizim asli vazifemiz bu noktada Allah'ı zikretmek. Kur'an ve sünneti iyi öğrenip Allah'ı zikretmek.
Bizim asli vazifemiz bu. Bakın bizim asli vazifemiz bu. Allah'ı zikir en büyük iştir. Bizim asli vazifemiz bu. O yüzden Bursa, çevre, diğer il ve ilçeler. Herkese söylüyorum. Asli vazifenize dönün. Asli vazifeniz. İnsanları normal, evet bendir de vurulur, semada olur, neyde olur. Eyvallah. Ama asli vazifeniz bu değil. Bütün her yere söylüyorum. Şimdi son program yarın İzmit'te Şebarus var. Bütün beş kişi var bir yerde. Beş kişi arkadaşlar, beş kişiler ya.
Diyorlar ki burada Şebarus yapalım. Ben gideceğim belediyeyle konuşacağım. Bir yerde üç tane bayan var. Üç kişi bayanlar. Telefon açıyor. Burada Şebarus yapabilir miyiz diye. Bu değil asli vazifemiz. Şebarus yapacaksak her yerde yaparım ben. Kendim bizatihi yaparım. Ne bir belediyeye ihtiyaç var. Ne valiye ihtiyaç var. Ne devlete ihtiyaç var. Ne de başka bir şeye ihtiyaç var. Hiçbir şeye ihtiyaç yok. Bursa'da dahil buna. Hiçbir şeye ihtiyacım yok. Hiçbir şeye. Asli vazifemiz bu değil ama. O yüzden hani şeyden çıktı.
Söyleyiver şunu. Zikrullah'ı anlatmaktan çıktı. O yüzden evet. Yani yavaş yavaş ısındıra ısındıra inşallah. Mevlana Celalettin Hazretleri'nin kitabı İran Şahı tarafından çalındı mı? Çalındıysa nasıl alındı? Vallahi ilk defa duyuyorum ya. Amma şehir efsanesi var.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem abdest alan saat yanına uğradı da bu israf ne dedi? Saat abdeste israf var mıdır buyurdu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem evet nehirde bile olsa israf vardır buyurdu. Uzvu üç defa yıkamanın sünnet olduğunu itikad ettiği halde üçten fazla yıkamak mekruhtur buyururlar. Buyurulur. Emanet ve ehliyeti İslam ilmanında ise abdest üzerine, abdest nur üzerine nurdur. Bu doğrultuda abdest alma noktasında hangi yolu izlemeliyiz? Abdest üstüne abdest almak farklı bir sünnettir, ibadettir. Abdest uzuvlarını mesela üçten fazla hoş beş de yıkanabilir onun hakkında da hadisi var. Yedi de yıkanabilir. Onun hakkında da hadisi var.
Ama işte böyle vesvese derecesinde abdest uzuvlarını daha fazla yıkamak yıkamak o zaman o söz konusu olan israfa giriyor. Abdest üzerine abdest almak nur üzerine nur bir kimse öğlen namazını kıldı abdeste duruyor daha. İkincinin vakti geldi. İkincinin kılmazdan önce o abdestini bozmadan onun üzerine bir abdest daha almak bu sünnettir. Bu israfa girmez. Bunu aklınızla yormaya kalkmayın. Bir daha abdest almak israf değil de uzvunu işte beş on sefer yıkamak mı israf? Evet. Din böyle bir şey çünkü. Yani kolunu yıkıyorsun üç sefer kolunu yıkacaksın tamam mı? Daha fazla yıkamak israfa giriyor Hanefi'ye göre. Bu hadis-i şerifi ölçü almışlar.
Hanefiler üç sefer demişler. Bir kimse işte kolunu üç sefer yıkacak. Yüzünü üç sefer yıkacak. Fazlası israf demişler. Bu hadis-i şerife binayen. Emanet ve ehliyet kitabında abdestin mekruhlarında güneşli ısıtılan su ile abdest almanın mekruh olduğunu söyler. Resil-i Ekrem Hz. Aişe'nin suyu güneşli ısıttığını görmüş. Yapma Hümeyra. Çünkü o baras illetini doğurur buyurmuştur. Peki başka yollarda ısıtılmış su ile abdest almak caiz olur mu? Olur. Bununla alakalı bir böyle şey var. Şerh var. Güneşle dünyanın belli bir noktada güneş ışınlarının o suya normalde farklı tecelli ettiğinden dolayı o sudan rahatsızlık duyulacağına dair ilmi bir açıklama var.
Bu onunla alakalı. Abdestin manevi faydaları nelerdir? Abdest zırh en azından. Abdest zırhtır. Şeytan o kimsenin üzerine çok musallat olmaz. Abdest ölen şehittir. Allah bütün sınava girecek olanlara yardım etsin inşallah. 55. hadis Ebu Said El Hudri anlatıyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem mescid-i itikafa girmişti. Oradakilerin cehri olarak Kur'an okuduğunu işitince oradakilere perdeyi açtı ve şöyle dedi. Dikkat ediniz. Hepiniz Allah'a münacatta bulunuyorsunuz. Bir kısmınız bir kısmınıza eziyet etmesin.
Bazınız diğerlerine Kur'an okurken veya namazdayken sesini yükseltmesin. Şimdi buradan bir kimse kendince çok edep çıkarır. Bir demek ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadetleri itikafta itikafta ne yapılıyor? Allah'a zikrediliyor ve namaz kılınıyor. İtikafın en önemli iki ibadeti vardır. Birisi zikirdir birisi namazdır. O yüzden mesela bir kimse itikafa girse namazsız itikaf olmaz diye hüküm vardır. O kimse namaz kılmalı. Mesela kadınlar o muayyen zamanlarında o yüzden itikafa giremezler. Örnek. Şimdi namaz itikafın olmazsa olmaz ibadetleridir.
Zikirde itikafın olmazsa olmaz ibadetleridir. Sahabe Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadetleri mescitte itikaftayken dışarıda Kur'an-ı Kerim okuyorlar. Dışarıda. Kur'an-ı Kerim okurlarken seslerini yükseltiyorlar. Kur'an-ı Kerim okurken sesleri yükseltince Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadetleri müdahalede bulunuyor. Diyor ki kiminiz Kur'an-ı Kerim okur kiminiz ne ibadet ediyorsa diğerlerini rahatsız etmesin. Bir kimse ibadet ederken bir başkasına eziyet etmesin. Şimdi bir bunda sessiz zikir men edilmemiş. Bir kimse hani sessiz zikrullah yapabilir mi? El cevap yapabilir.
İki camilerde Kur'an-ı Kerim okuyanlar seslerini çok yükseltmeden okuyacaklar. Namaz kılanları etkilememek için. Camilerde Kur'an-ı Kerim okuyanlar bir başkası duysun diye uğraşmayacak. Sebep camilerde namaz kılıyorlar. Camilerde Allah'ı zikredecek olanlar namaz kılanları etkilemeyecek zamanlarda ve saatlerde zikir halakası kurmaları lazım. Mesela siz camide namaz vakti zikrullah halakası kuramazsınız. Şimdi buradan biz yürüyelim biraz daha. Apartmanlarda zikrullah yapacak olanlar. Apartmanın içindesin. Bütün apartmanı ayağa kaldırmana gerek yok. Bütün apartmanın içerisinde zikrullah yapacak olanlar. Orada bendir vurmanıza gerek yok. Ne üflemenize gerek yok.
Kadın erkek herkese söylüyorum bunu. Orada çok yüksek sesle ilahiler söylemenize gerek yok. Orada çok yüksek sesle zikrullah yapmanıza gerek yok. Biz Allah affetsin bu fakirin yıllardan beri böyle özel yerler tutup oralarda zikrullah halakalarını kurmasının sebebi bu. Yani gösterişe riyaya ihtiyaç yok. Apartmanı ayağa kaldırmana gerek yok. Mahalleyi ayağa kaldırmana gerek yok. Çok matah bir iş yapıyormuşsun gibi. Biz Allah'ı zikrediyoruz ya kim karışacak bize demene gerek yok. İbadet ederken başkalarını rahatsız etmek yok. Ya işte arkadaşlar toplandık biz işte bendir vurduk ilahi söyledik işte ne yüfredik.
Kardeşim hastası vardır yaşlısı vardır ihtiyarı vardır şizofrenisi vardır psikolojisi bozuk olanı vardır küçük çocuğu olanı vardır yarın işe gidecek olanı vardır var var çalışanı vardır nefret ettirmeyiniz sevdiriniz hadisi şerif bunu dersi yaptıran zakirler dersleri yaptıran çavuş kardeşler bunları normalde gözetecekler zikrullaha gittikleri derse gittikleri yerini ahvalini konumunu durumunu öğrenecekler analiz edecekler orada ona göre zikrullah yapacaklar bu çok basit ben sizin şimdi hepinizi toplarım buradan zikrullah
yapa yapa biz heykelden aşağı doğru ineriz bir sefer olur ama bu biz bir şey yapmış olmayız on katlı apartmanın altıncı katında derviş kimse çağırmış davet etmiş gelin evde bir sohbet edelim zikrullah edelim demiş on katını birden ayağa kaldır bu dervişlik değil bu bir şey yapmak değil bulunduğunuz yere konuma duruma göre strateji üreteceksiniz o kimsenin orada normalde evini etrafını o kimsenin hiyerarşisini yani işte birisi resmi dairede görevli bir makamı var resmi dairede müdür müdür yardımcısı amir memur neyse
ya ya o da böyle işte niyet etmiş kendince istemiş evinde bir sohbet olsun bir zikrullah olsun bir yemek ensin orada ayağa kaldır zikrullah da sen ortalığı gel kardeşim burada dar bir zikrullah yapacaksan biz burada yapıyoruz burada nakşibendiler gibi kafanı salla oraya gidince avazın çıktığı kadar bağır bu dervişlik değil buna dikkat edecek herkes camide 4-5 kişi namaz kıldın 4-5 kişi namaz kıldıktan sonra sen orada gösteriş yapar gibi cehri zikrullah yapacağım diye uğraşma 3 tevhid oku la ilahe illallah la ilahe
illallah la ilahe illallah selamünaleyküm bitti orada zikrullah yapacağım diye uğraşıyor uğraşma kardeşim e tanısınlar ya tanısınlar tanımasınlar sen yapma e koy gülen sen gülsün ya bırak senin derdin o değil ki sen yunus gibi çöllerde mi yaşıyorsun dağlarda mı yaşıyorsun şehrin içindesin senin bir davan var bir işin var ne insanları İslam'a sufiliği ısındırmak sen kendine sufili değilsin ki bundan 300 yıl önce herkes kendine sufiydi şimdi kendine sufili değilsin şimdi senin bir misyonun var sen sufiliği herkese sevdirmek
zorundasın sen sufiliği anlatacaksan sufiliği sevdireceksen bir kişinin dahi sufi olmasını istiyorsan stratejini değiştireceksin öyle paldır küldür eşekte paldım ben sen aldım yok öyle sufilik olursa olur ya iyi ben sana da olursan ol diyeyim o zaman öyle bir şey yok sufiler sözlerine dikkat edecekler karşıdaki kimsenin anlayıp anlamayacağını tartacak karşıdaki kimse o sözü anlamayacaksa konuşmayacak onu ben şakadan söyle dedim yapma şaka Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetinde öyle şaka
yapmak var mı konuşma öyle sufiler lafızlarına dikkat ederler konuşmalarına dikkat ederler hareketlerine dikkat ederler biz sevdirici olalım insanları yokuş yukarı gösterip daha bakalım çıkabileceğim mi çıkamayacağım mı buna gerek yok size yokuş yukarı gösteren bir dervişlik anlatmıyorum yokuş yukarı dervişlik anlatırsam buranın yüzde sekseni gider size yapılmayanı sizde bir başkasına yapmayın size yokuş yukarı vurulmuyorsa sizde bir başkasını yokuş yukarı vurmayın kelimelerinizde dikkat edin sözlerinizde dikkat edin
tarzınıza dikkat edin tavrınıza dikkat edin hal ve hareketlerinizde dikkat edin zakirlerden çavuşlardan dervişlere kadar herkes bir şaka yaparsam incinebilir mi kırılabilir mi bir laf söylersem bunu anlamazsam ters tepebilir mi hep geçmişten örnekler veririm ya anlatıyorum ya naziliye gittim geldim gittim geldim gittim geldim 35-40 kişi oldu naziliye şeyh efendiyi götüreceğim bizim bir hacı abimiz vardı ben de geleceğim dedi Allah'ım götürmek istemiyorum onu geleceğim dedi anladı şeyh efendiyi götürmek istemedi olsun
Mustafa efendi gelsin oğlum ben sustum gittik şeyh efendiyi sohbete başladı böyle bir kahve içiyor bir su içiyor bir şey oluyor bakın kardeşlerim araya giriyor bir şeyh konuşurken araya girilmez soru dahi sorulmaz bir zakir konuşurken araya girilmez soru dahi sorulmaz velev ki yanlış konuşsun sus otur oturduğun yere sana mı sordular yanlış mı doğru mu diye sonra git abi böyle değildi ya böyle dedi sonra git şeyh efendine de efendim hakkınızı helal edin öyle değildi böyle dedi araya giriyor anlattığı dervişliğe bakın arkadaşlar
sabah namazından iki saat önce kalkarsın bir cüz kuran-ı kerim okursun ondan sonra bir müddet tevhidi şerif getirirsin okursun sonra sabah namazını kılarsın sabah namazından sonra bir müddet daha beklersin Allah'ı zikredersin sonra işrah namazı kılarsın hafif bir kaybüle yaparsın ben böyle ara ara anlattığını toparlıyorum şimdi ondan sonra kalkarsın sonra dua namazı kılarsın ardından dua namazından sonra bir miktar daha kuran-ı kerim okursun sonra öğlen namazı öğlen namazından sonra kalkar bir dolaşırsın derviş ziyareti
yaparsın sonra ikindi ikindiden sonra bir müddet yeni zikrullah yapar kuran-ı kerim okursun akşam namazı akşam namazından sonra evvabin kılarsın dünya kelamı konuşmadan evvabin kılarsın ondan sonra bir müddet daha zikrullah yaparsın yassıyı kılarsın yassıdan sonra oturursun dünya kelamı konuşmadan dersini çeker virdini çeker az bir şey kaybüle yapar sonra teheccühe kalkarsın biriniz desin ki ben bu dervişi yaşarım o yaşardı karı koca emekliydi ev kirası vermiyordu elektrik su parası vermiyordu odun kömür parası vermiyordu
o yaşardı ödemişin köyünden bir tane adam bulduydu ondan ıspanadı pransası lağalası gelirdi o yaşardı her sabah odun kömürünü Mustafa Özbağ değiştirirdi sobasından yeniden yakardı akşam olduğunda bir daha giderdi gene yakardı külünü atardı o yaşardı bunu o böyle bir dervişlik yaşardı ama bir tane derviş yapamazdı hiç kimseye çünkü onu dinleyen hiç kimse dervişlüğe göz önünü alamazdı ve kırk kişi kırk iki kırk üç kişi sohbet ettim zikullah yaptım yerden bir kişi ders almadan çıktık bir yağmur yağıyor nazilide bir yağmur yağıyor
silgeçler silmiyor biz o gece orada kalacaktık dedim biz gidiyoruz şeyh efendi baktı benim kafa dönük işte kalacaktık da şöyle dedi de böyle dedi de hani o da diyor Mustafa efendi gidiyoruz dedi gidiyoruz dedi arabanın sahibi arkadaş kullanamadı bir kilometre filan gitmedi silgeçler silmiyor çünkü şeyh efendi bana Mustafa efendi geç dedi emredersiniz efendim yanına o da yan tarafta rabıtanı kur öylesi git dedi yürü onun rabıtanı kur da yürü yani zahiren gitmek mümkün değil ben zaten gideceğim zaten kafam dönük benim yolu
görmesem bile gideceğim bir benzinlikte durduk tabi abdest almaya gitti iki kişi biz şeyh efendiyle kaldık içimden geçiriyorum yani benzinlikte diyeceğim ki siz kalın burada buradan binin bir otobüse gidin şeyh efendi diyor ki Mustafa efendi sakin ol oğlum yaşanır böyle şeyler ya oluyor oğlum görüyorsun ben hiç seslenemiyorum neyse şeyh efendi ben İzmir'de kalacağım dedi İzmir'de bir tane derviş var o zaman ona içimden dedim ki dervişsen çık dedim sokağın başına ben dedim evi bulacak halim yok benim sokağın başında
böyle duruyor Mustafa efendi sen mi söyledin dedi evet efendim ona teslim ettim şeyh efendi şeyh efendiye dedi ki beni bırakma dedi bunun eline gibisinden ben de kalayım burada dedi yok dedi sen gideceksin onunla biz onu ben ödemişe getirdim mi ağzım bıçak açmıyor benim yalnız yolculuğumun hemen hemen oturduğu yerdir o gün ben bir daha yanımda hiç kimseye götürmedim uzun müddet hala da yanımda kolay kolay birisinin gelmesini gitmesini istemem imtihan bu orada boşlukta bulunur bir laf söyler teksinirim ondan açık net
mesajım o yüzden derim ben zakir çavuş hepsinde yanınızda götüreceğiniz insanlara dikkat edin konuşmasınlar yemesinler içmesinler uyumasınlar kafalarını kaldırıp oraya buraya bakmasınlar bir şeye maydanoz olmasınlar fazla gülmesinler yemesinler dedim yemeyecek fazla önüne koymuş gübür gübür gübür gübür yemeyecek zakirin yanında mısın yemeyecek şeyhin yanında mısın yemeyeceksin yemeyeceksin şeyhin yemeği bıraktı mı sen de bırakacaksın zakirin yemeği bıraktı mı sen de bırakacaksın o bir şeye elini dokunmadı mı dokunmadı
sen ne ama dokunuyorsun ya dokunma dokunma edeb et edeb etmeyeceksin git kendine yol ara git kendine yol ara git kendine şeyh ara git kendine zakir ara ara işin ne Allah muhafaza eylesin dikkat edecek herkes hele bu dergahta yaşayanlar bu dergahta duranlar artık böyle fazla bohuşluya fazla böyle lay lay loma fazla böyle gevşekliğe şeyiniz yok yok insanlar sizi örnek alıyorlar gelen misafirler sizi örnek alıyorlar sizin oturmanızı
kalkmanızı yemenizi içmenizi tavırlarınızı misafirperverliğinizi edebinizi adabınızı sizi örnek alıyorlar böyle paldır küldür gireyim yok öyle şey bir misafir var orada o tekkedeki odada ne var bilmem zaten o tekkenin misafir odasında ne var bilmem oraya oturan kral mı oluyor sultan mı oluyor ne oluyor böyle değil ya burada bir misafir mi var burada şey efendi mi var burada bir üstad mı var burada kim var ya açan giriyor orada bir misafir var ya senin çağırmasını bilmiyor mu oranın sahibi ben hepinizde samimiyim burada samimi olmadığım
hanginiz var ki yol yürümüşsüz 30 yıllık 25 yıllık 20 yıllık 15 yıllık istersen 5 günlük olsun samimiyim ben onunla ben onunla samimiyim ama edep lazım dışarıdan şeyh efendiler gelmiş Allah gerek yok gerek yok sen hizmet edeceksen orada gözümün gördüğü yerde elimin tuttuğu yerde bekle içeride oturmana gerek yok onun söyleyeceği bir şey vardır diyeceği bir şey vardır adam bana diyor ki sizinle özel bir şey görüşeceğim ben benim soyunduğum giyindim odaya götürmek zorunda kalıyorum sebep dolu etraf o odada ben oturmuyorum orada
herkes doluyor oraya ben bakıyorum dolu gidiyorum odaya oturuyorum ben kadına gelir erkeğe gelir kızı gelir karı kocası gelir ben oraya randevu veriyorum millete herkes samimi bir şey söylediğim yok ama edep lazım ya bir işi varsa ya birisiyle görüşecekse ya bir zakirle görüşecekse ya bir dervişle görüşecekse örnek alınıyorsunuz artık bu benim için büyük bir mutluluk bu dergahın örnek olması büyük bir mutluluk insanların kendilerine buradan ölçü çıkartması büyük bir mutluluk gelen şeyh efendilerin gelen hoca efendilerin
buraya örnek alması büyük bir mutluluk ama bu bizi gevşekliğe bu bizi böyle Allah muhafaza eylesin disiplinsizliğe götürmesin bizim sorumluluğumuz daha fazla biz kendi kendimize eğer bir şey oluşturacaksak hiçbir şeye ihtiyaç yok ama öyle değil bizim bir hedefimiz var bizim bir hedefimiz var ben hedefsiz bir kimse değilim ben bu hedeflerimi çok açık bir şekilde söylüyorum biz doğru sufili yani Kur'an ve sünnet dairesinden Kur'an ve sünnetten süzülmüş gelmiş Kur'an ve sünnetten kendisine kaidesini çıkarmış Kur'an ve sünnetten
bu doğru sufiliği Osmanlı'dan kalan bütün alanlara götürmek bu doğru sufiliği gücümüzün yettiğince nefesimizin yettiğince bütün Osmanlı'dan kalan bütün dergahlara birer protip örnek olarak götürmek bizim onlardan alacağımız bir şey varsa alalım öğrenelim onların bizden bir şey alacakları varsa alsınlar öğrenseler o yüzden erkeklerin de bayanların da hepimizin sorumluluğu çok fazla hepimizin sorumluluğu çok fazla küçük düşünemeyiz küçük hareket edemeyiz küçük davranışlarda bulunamayız sözlerimize davranışlarımıza hareketlerimize
tavrımıza tarzımıza yolda yürüyüşümüze alışverişimize dikkat etmek zorundayız davranışlarımıza dikkat etmek zorundayız dikkat etmek zorundayız o yüzden mahallelerde ders yapanlar evlerde ders yapanlar öyle böyle bir kenar mahallede dahi orada çavuşluk yapıyorsan önemsiz görme herkes üzerine düşen vazifeyi bir tamam yapmalı insanlara nefret ettirmemeli sevdirmeli insanları bu noktada gözünde kötü bir imaj bırakmamalı sormaya ne dervişlikmiş bu ya geldiler yediler yediler yediler doymadan gittiler öyle değil elini uzatma
senin olana dahi elini uzatma bir şey senindir elini uzatma haddini bil elini uzatırsın bir el senin elini aşağı doğru çekiverir ömründe görmediğini görürsün haddini bil ömründe yaşamadığını yaşarsın haddini bil haddini bil Allah muhafaza eylesin sufilik haddini bilmektir erdemlilik haddini bilmektir biz böyle vay şurada biz zikrullah yapalım da apartmanı ayağa kaldıralım yok kardeşim bizim amacımız apartmanı ayağa kaldırmak değil bizim amacımız Allah'ı zikretmek ya şuraya bir inletelim ya bizim amacımız inletmek değil kardeşim
biz Allah'ı zikretmek için buradayız ama gaflete de yok hani böyle kenarda durmuş herkes burada cehri zikrullah yapıyor bir kısmı da ön halkada birinci, ikinci, üçüncü halkada yapma kardeşim sesin çıkmıyorsa gırtlağını düşünüyorsan olabilir yani yarın akşam sayonara gazinasında sen nereden sevdiğim o zalim kadını diye şarkı söyleyeceksen birinci, ikinci, üçüncü halkada durma bizim de iştahımızı kesme ben seni görmüyorum böyle ağzın yumuk kafasını sallıyor yapma kardeşim ya yapma en arkada beni kimse görmez yapma bu halakanın önü arkası yok
önü arkası yok halakanın dosdoğru disiplinli bir şekilde verilen esmayı çek kendi kendine de esma üretme o sesi alıyorum ben içeriden sen kendi kendine ses üretiyorsun evet harika başardın nefsine uyduğunu gözlerdin bana nefsine uyduğuna duyurdun bana nefsine uyduğunu doyurdun duyurdun sen ta en arkadan kendi kendine mesela vuruntulu esma çekmiyoruz o vuruntulu çekiyor arkadaş hani eski derviş gerek yok gösterme kendini dostlara Allah'ı zikret o yüzden kıymetli dostlar bu hani sesini yükseltmesin diyor ya buna dikkat edelim
apartmanlarda orada burada mahallelerde ders yaptıranlar seslerinizi yükseltmeyin gösteriş yapmayın şatata düşmeyin insanları ürkütmeyin orada beş kişisiniz yeni yeni alışıyorsunuz illaki darbi yapacağız diye uğraşmayın beş kişi darbi yapsan ne olacak yapmasan ne olacak yavaş yavaş yeni yeni alıştır söyle la ilahe illallah la ilahe illallah al tesbih eline yüz seferde la ilahe illallah la ilahe illallah ne var bunda al tesbih eline Allah sonra anlat de ki kardeşler bunun bir de böyle çekiliş şekli var la ilahe illallah
la ilahe illallah bunu ne zaman söyle daha sonra söyle sen dakika bir gol bir ben de üstüne gittim geçmiş dönemden zikrullah yapıyorlar beş altı kişiler böyle bir tanesi böyle ay baba derviş o Allah Allah öbürkünler böyle bakıyorlar ne yapıyor diye ben yavaşça girdim halakanın dışına oturdu mu arkadaş tabi kendinden geçmiş ya böyle Allah Allah zikrullah yapıyor öbürkünler de onu seyrediyor Allah yaptım bana tak sustu dedim nefsinden yapmamış olsaydın susmayacaktın şimdi nefsinden yaptığından sustun dedim dışarı çıktın
gençlik ya şimdiki gibi değil arkadaşlar zikrullahın adabı erkanı böyle başlamaz sıfırdan başladım anlatmaya dedim siz daha yeni arkadaşsınız böyle zikrullah dedim karşı karşıya kaldığınız için sizden özür diliyorum ama dedim siz yeni başladığınız için böyle başlayacaksınız la ilahe illallah la ilahe illallah birisi dayanamadı ya abi dedi böyle zikrullah can kurban dedi biz her hafta geliriz siz her hafta gelin buraya dedim o her hafta geliriz diyene bundan sonra dersi sen yaptıracaksın burada böyle yaptıracaksın dedim
öbürkün çavuş o geldi dedim sen bunlara çavuşluk yapmayacaksın git dedim nerede yapıyorsan yap bunları yapmayacaksın ben çavuşum dedi bir laf daha söylersen çavuşluğun da kalmayacak dedi tık yok makam öyle bir şey adam sımsıkı sarılıyor çavuşluğuna evet biz adabı erkanı koruyacağız muhafaza edeceğiz zikrullahlarda evlerde ne bileyim işte şehrin herhangi bir yerinde sesimizi yükseltmeyeceğiz kadın erkek beş on tane bayan orada zikrullah yapıyorlar hepsi de bendir vuruyor yapmayın apartmanda bendir vurmak zorunda değilsiniz
bendir çalışması yapacağız yapmayın apartmanı ayağa kaldırmak zorunda değilsiniz yapmayın hemen hemen her yerde kadınların da erkeklerin de toplanabileceği yerler var gidin orada çalışmalarınızı yapın haklarınızı helal edin bizden yana da helal olsun inşallah fa'alemen lehu el-fatiha ma'a selamat

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi