Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Aralık 2020 · 21:35
Gölgeden çık, gölge yüzünden bir güneş bul, padişah Tebriz-i Şemstir, onun eteğine sarıl. Her şeyin gölgesi vardır, şeyhin de gölgeleri vardır, peygamberin de gölgeleri vardır, her şeyin bir gölgesi vardır. Hazreti Mevlânâ da burada gölgeden çık, gölge yüzünden bir güneş bul, padişah Tebriz-i Şemstir, onun eteğine sarıl diyor.
Demek ki şeyhin de gölgeleri var etrafında. Bu şeyhin gölgeleri kimdir? Zakirlerdir, çavuşlardır, nakiplerdir, nükabbalardır, baba dervişlerdir, kendilerini entelektüel gören dervişlerdir, etrafındaki böyle oluşan kendi kendisini bir şey zannedenler vardır. Bunların hepsi de gölgedir. Yalnız bunlar seni şeyhe ulaştırır. Nasıl şeyhe ulaştırır? O der ki gel burada bir üstad var ona intisap et, ondan ders al. Onun vazifesi o kadardır. Ama bazen gaflete uğrayan, gaflete düşen dervişler ve zakirler, dervişler ve zakirler ikisi de, dervişler nasıl? Gölgede kalırlar.
O zakiri, o çavuşu, o nakibi aktap kabul ederler. Böylece dervişler onda kalır. Güneşe yani Tebriz-i Şems'e ulaşamazlar. Bunu bir kısım zakiran, bir kısım nakiban, nükabba bunu bilerek bilmeyerek bu hataya düşer. Benden şeyhe ulaşılır, der.
Önce bende vuslat olacağınız, der. Önce beni tanıacağınız, der. Önce benim elimi öpacağınız, der. Aman yanımdan ayrılmayın, der. Aman etrafımdan ayrılmayın, der. Aman benim yaptığım gibi yapın, der. Allah rahmet eylesin. Bir abimiz vardı bizim. Şeyh Efendi Hazretleri ile gittiydik oraya. Şeyh Efendi oturun dedi. O abinin bir dervişi var orada. O böyle duruyor orada. Abiye bakıyor. O otur derse oturacak. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi baktı ona. Buraya direkt lazım değil oğlum dedi. Buraya direkt lazım değil. Hani otur, herkes oturun demiş. O ayakta duruyor. O abi açık verdi, gafleti düştü.
Ona döndü, onun ona döndü. Otur dedi ona. O da tak oturdu. Gölge. Gölge. Gölgede kaldı. O abi de gölge oldu. Gölge, gölgeye gölge oldu. O yüzden o gölge, seni güneşe götürdüğü müddetçe makbul.
O gölge güneşe devşirdiği müddetçe makbul. Ama o gölge engelse, Allah muhafaza eylesin. Amin. Ben, perişan olanları gördüm. Beni sevmeniz lazım diyenleri gördüm. Perişan oldular. Bu sözüm dergâhtaki bütün zakir, çavuş, nakip, nügabba'ya. Bizde yok bunlar da, isim olarak söylüyorum.
Bizde hiçbir şey yok. Bizde ders yaptıran kardeşler var. Sözüm bu ders yaptıran kardeşlere. Nefsinize uyarsanız, perişan olursunuz. İnsanları, kendi gölgenizde bekletmeyin. Hazreti Mevlana diyor ki, gölge seni güneşe götürmelesi gerekir. Yürü diyor. Tebriz-i Şems'in eteğine yapış. Bu sözün bütün derviş ana. Şeyhi kim olursa olsun. Eğer şeyhiniz de sizin aranızda birisi perdeyse ve sizi perdeliyorsa, yırtın o perdeyi. O perdeyi kendi ellerinizle yırtın.
Eğer şeyhiniz sizinle görüşmeyecekse, gitsin dağda çobanlık yapsın, beş tane koyun verirler sonra. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle hedef ve adab tarihinde bütün sahabe onunla görüştü, konuştu, istediği zaman. Namaz saati belliydi. Namaz saatinden sonra otururlar. Ashab-ı Resulullah Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soracaklarını sorarlardı.
Onunla alakalı ayeti kerime indi, kapıyı çalın, seslenin. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlere ses veriyorsa, içeri girin, soracağınızı sorun. Ses vermiyorsa, rahatsız etmeyin dendi. Bitti. Dünya üzerindeki dervişlere sözüm. Şeyhiniz bir telefon kadar yakın değilse size sünnet-i Resulullah'a aykırı. Siz gölgedesiniz. Siz gölgedesiniz. Bütün derviş ana sözüm. Şeyhinizden başka bir aktap kabul ediyorsanız şeyhiniz odur sizin. Şeyhinizden başka bir kimseyi bu noktada bir kimseyi gönlünüz kaydıysa şeyhiniz odur sizin.
Bu kim olursa olsun. Eski yaşadığım dergahta ayakları kayan kardeşlerin ayakları buradan kaydı. Hataya buradan düştüler. Beni sevin demekten hataya düştüler. etrafında toplanan derviş kardeşleri kendi malları gibi gördüklerinden hataya düştüler. Etrafındaki toplanan derviş kardeşleri kendi askeri gibi gördüklerinden hataya düştüler.
Derviş kardeşler herhangi bir kimseyi şeyhinden başka aktap kabul ettikleri için yanıp perişan oldular. Gölgeden çık gölgeden çık gölgeden çık senin başında ders yaptıran bir abi var ona da saygısızlık etme saygıda kusur etme onu görmemezlikten gelme onu hiçe saymaktan gelme o senden önce gelmiş tecrübeli bilgili onun tecrübesinden faydalan onu da es geçme hiyerarşiyi bozma ama onu da kendine ahtap kabul etme etme çok kardeş gördüm ben şeyh efendi orada işte şunu şöyle yapın der ondan sonra adam zakirine bakar başındaki çavuşuna bakar veya şeyh efendi bir şey söyler orada işte Mustafa efendi şunu şöyle yaptırılım der ben derim giderim arkadaşlar bunu böyle yapın bizim zakirimizin haberi var mı?
iyi oğlum sen yapma iyi oğlum sen yapma çekil yapacak olan kim var gel sen yap ha o da yapmıyor hiç benim tarzım bellidir ben öyle çok zamandır Bursa'dan arkadaş isterdim Cafer'e kaldırırım çağını falan Cafer yarın burada bir iş var beş kişi al gel bu kadar basit biz Konya'ya ev döşeceğiz o zaman ev şey yapacağız ben diyorum arkadaşlar gelmiş bir de hizmet etmeye gelmişler şunu şöyle yapın bunu Nuru hocanın haberi var mı?
ulan başlarım sizin Nuru hocanız da size dedim çekilin defolun gidin şuradan hepinizden hepsi de gitti Cafer'e telefon açtım Cafer yanına dört beş kişi al gel buraya dedim ben güldür Cafer ertesi gün hemen sabahtan geldiler evi tuttuk düzenledik haydi bir araba daha buradan eşyaları getirttirdik biz döşüyoruz yapıyoruz biz sonradan birisi geliyor ben kovuyum gidin kardeşim bakın işinize biz hallediyoruz yoktur böyle bir şey edepte adapte böyle bir şey olmaz gölge muhafaza eylesin o yüzden Hz Mevlana diyor ki gölgeden çık gölge yüzünden bir güneş bul bak vesile o sana sadece vesile ve padişah Tebriz-i Şemsir onun eteğine sarıl
kendi nefsini dahi koymuyor orta yere padişah Tebriz'i Şems'tir diyor mesnevi yazdığında Şemsettin Tebriz Hazretleri vefat etmiş vefatından sonra ama şeyhine olan inceliğe bak şeyhine olan işarete bak kendi benliğini koymuyor orta yere mahlas kullanıyor sen onun eteğine yapış onun vazifesini yerine getirenin eteğine yapış başka bir kimseyi kendine aktap kabul etme bu düğüne bu geline varacak yolu bilmiyorsan Allah'ın ışığı Hüsamettin'e sor sen yol yordan bilmiyorsan bu işi bilmiyorsan Hüsamettin Çelebi kim Hz Mevlana'nın halifesi aynı zamanda Şemsettin-i Tebriz Hazretleri'nin de halifesi
Hüsamettin Çelebi asıl Şemsettin-i Tebriz Hazretleri'nin dervişidir daha gençtir onun dervişliğinde gençtir daha genç olmasına rağmen çok atak çok dirayetli çok maneviyattı çok ehil bir kimsedir kumaşı temizdir harika bir kumaşı vardır zaten Hz Mevlana Celalettin Rum Hazretlerinden sonra da posta oturan Hüsamettin Çelebi'dir Ondan sonra Sultan Veled oturur Sultan Veled de Şemsettin-i Tebriz Hazretlerinin devrişidir dikkat edin ve Hz Mevlana bir incelik daha yapıyor Eğer sen diyor bu güneşi bulabilecek bilgi beceriye sahip değilsen yol yordan bilmiyorsan bunu Hüsamettin'e sor yani halifeye sor
Halifeye sor Hüsamettin Çelebi Hz Mevlana Celalettin Rum Hazretlerinin halifesi yani nakib-i nükabbası veyahutta zakiri orada ders yaptıranı o zaman sen yolu yordamı ona sor De ki ben şeyhe nasıl bulurum ben ona nasıl ulaşırım ne zaman namaz namaza çıkar ne zaman ben onunla sohbet edebilirim bunu ona sor Hani Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Allah'a ibadetle alakalı diyor ki benden öğrenin nasıl ibadet edileceğini Sen Allah'a kendi kafandan ibadet edemezsin kendi kafana göre ibadet edemezsin yeni bir ibadet oluşturamazsın üniversiteye girme namazı icat edemezsin sen üniversiteye girme orucu icat edemezsin sen yapamazsın
Yapamazsın bunu yapmaya muktedir değilsin ibadetleri Hz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine soracağım Yolda yolda haset gelir çatar da gırtlağına yapışırsa bil ki bu hasette şeytanın azgınlığı var yolda en büyük en büyük Dervişin yoluna biçak vuran dervişin yoluna balyoz vuran bir yolda yürüyen insanın yolunu engelleyen Tıkayan şey yol kardeşlerini haset etmen kıskanmam gıpta değil haset etmen o nasıl yakın olabilir o nasıl böyle olabilir o rüya görür de ben nasıl göremem onun görmemesi lazım Onun olmaması lazım bu olmaması lazım
Haset insanlığı içinden kemiren en büyük şeytani ateştir Bu kimya bu arabaya binecek bu kimya bu eve sahip olacak bu kimya dergâhta bu konuma gelecek bu kimya sema edecek bu kimya bize ders yaptıracak bu kimya bize öğüt veriyor böyle Haset Allah kime verirse hesapsız verir Allah verdiklerinden sorumlu değil Cenab-ı Hak birisine ilim verir Verir sen sorarsın o cevap verir sen sorarsın o cevap verir Sen bütün kitapları yutmuşsundur iki kelimeyi bir araya getiremezsin Ama öbürküne sor sabaha kadar sabaha kadar sana cevap versin
Allah kime ilim verdiyse vermiş Sen bir şeyi beş sefer okur ezberleyemezsin o bakar ezberler Allah vermiş Birisi de çok çalışmış vermiş sana bak bu da yol hak Bu yol da hak O çalışmış gece gündüzüne katmış çalışmış Allah da vermiş ona Ne haset ediyorsun sen de çalış senin de olsun Yolda bir tehlike var demek Yoldaki tehlike ne Haset Haset Haset kurutur insanı Haset insanı deli danalar gibi bağırır Çünkü o haset yüzünden Ahmet'i ayıplı kusurlu görüp utanır Haset yüzünden kutlulukla savaşa girişir O haset eder yoldaki hastalık odur
Haset Bende yok onda da olması Onda var nasıl onda olur onda olmaması lazım Hani Allah birisine bir ilim verir Haset eden der ki o nasıl bu ilme sahip olabilir Allah birisine lütfeder O der ki ya bu nasıl o buna sahip olabilir Bunda olmaması lazım Haset etmektir bu Bu adam evlendi mi ya Bu adam evlendiyse herkes evlenir Ya bu evlenebilir mi bu adam ya Haset Bu kız nasıl evlendi ya Bu kızın evlenmemesi lazım Haset Ya senin nasıl evin olabilir Senin evinin olmaması lazım Haset Ya senin nasıl araban olabilir ya Olmaması lazım
Haset Ya sen nasıl rüya görürsün kardeşim ya Sen benim gibi amel işlemiyorsun Namaz kılmıyorsun benim gibi Dosdoğru Allah'ı zikretmiyorsun Rüya görüyorsun Yalan söylüyorsun sen Haset O kimse Hazreti Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerini göremez Haset Yolda en büyük tehlike Hasettir Bu haset yüzünden Ebu Cehil dedi ki Peygamber oluncaksa olsaydı Peygamberlik birine verilecek olsaydı Bana verilmesi lazımdı Bu yetime öksüze fukaraya Peygamberlik mi gelir Haset Ya o nasıl peygamber olur Ya o nasıl peygamber olur
Bizim gibi yiyor, içiyor, uyuyor Bizim gibi evleniyor Allah madem bir melek gönderseydi ya Bula bula bu yetimi mi buldu Haset İşte insanları yakıp bitiren, helak eden hasettir İnsanları perperişan eden hasettir Haset insanı kurutur İlini kemiğini götürür Toplumu bozalar Aileleri bozar Yolu bozar Yoldaki insanları bozar Fitne çıkarır Haset Haset Qibirliler haset Gönlünce zerrece Kibir bulunanda Asla cennete giremez Hasetin sebebi Qibirdir İşte Mazlana celaleti Rumu Hazretleri diyor ki Haset Haset
Haset eder ilim adamında hata kusur aratır. Haset eder. Şeyhde hata aratır. Haset eder. Zakirde hata aratır. Haset eder. Bir ilim erbabı, bir esnaf erbaptan hata aratır. Tenekeci bakar başında. Haset eder. Bu nasıl? Ya ben bile kıvırırım bunu der. Tenekeciliği teneke kıvırmaktan ibaret zanneder. Haset eder. Bir teneke kıvırıyor bu kadar paralıyor, bu kadar iş oldu der. Haset eder. Haset insanı Allah muhafaza eylesin. Yerle yeksan eder. Toplumun içerisinde de ne olur? İnsanın yeri olmaz. Yolda bundan daha sarp bir geçit yoktur. Ne mutlu o kişiye ki yoldaki yoldaşı haset değil. Demek ki yolda bundan daha diyor sarp bir geçit yoktur. Haset etme.
Etrafında var olanlardan sen kalkıp da onları al aşağı etmek için uğraşma. Kimse haset etme. De ki Ya Rabbi daha fazlasını ver onlara. Dua et. Birine haset ettiniz. De ki Ya Rab ona lütfundan ver. Ya Rab ona ikramından ver. Ya Rab ona ihsanından ver. Dua edin. Haset etmeyin. Allah bizi muhafaza eylesin. İnşallah. Önümüzdeki hafta buradan devam edeceğiz. El Fatiha. Allah'a selamat.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.