Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 2 Ağustos 2019 · 48:06
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüz hayırlı eylesin. Ayınız, yılınız, ömrünüz hayırlı olsun inşallah. Bugün kurbanla alakalı inşallah Allah nasip ederse birkaç hadis okuyalım diye niyet ettim inşallah. İnsanoğlu kurban bayramında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinden naklediyor.
Hazreti Aişe annemiz. İnsanoğlu kurban bayramında Allah'a kan akıtmaktan daha sevimli hiçbir amel yapamaz. Kurbanlık hayvan kıyamet gününde boynuzları, tüyleri ve tırnakları ile Allah'ın huzuruna gelir. Kurban kesilirken kan yere düşmeden Allah katında yüksek bir mevkiye çıkar. Öyleyse kurbanı gönül hoşluğu ile kesiniz. İbn-i Mace Tirmizi ve Hakim rivayet etmiş. Tirmizi de Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurdu, rivayet etti. Kurbanlık hayvanın sahibine her kılı için bir sevap verilir. Tirmizi'nin işaret eti bu hadisi İbn-i Mace Hakim ve diğerleri, Aizullah Ebu Davud ve Zeyd bin Erkam yoluyla rivayet etmişlerdir ki, rivayet şöyledir.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ashabı, ya Resulullah bu kurbanlar nedir diye sordular. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, babanız İbrahim aleyhisselamın sünnetidir buyurdu. Ashab bize bundan ne kadar sevap vardır dediler. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem her kılına karşılık bir sevap buyurdu. Ashab yünleri deyince Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yünlerin her bir tüyü için bir sevap verilir buyuruldu. Kurban ve Ramazan bayramı malum, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Mekke'den Medine'ye hicret ettikten sonra bayram olarak tespit edilmiş ve Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin hadis-i şerifleriyle bayram olarak kalmıştır.
Hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri size iki bayram bırakıyorum diye Ramazan'ın sonunda, oruç ayının sonunda bayram, bir de kurban haç dolayısıyla haccın bittiği günde kurban olarak İslam tarihine, İslam gününe gelmiş. Tabi bunların normalde geçmiş ta Adem'den itibaren tarihi bir süreci var.
Bu tarihi süreçte mesela oruç, geçmiş ümmetlere size farz kılındı gibi size de farz kılındı. Böylece geçmiş ümmetler oruç tuttular. Hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında bu oruç hem gün olarak orta noktaya, mükemmel noktaya hem de orucun sonunda bütün ümmetlerin bayramı gibi orucun sonunda da Cenab-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bayram günü ilan etti.
Aynı şekilde kurban kesme ibadeti de geçmiş peygamberlerde var idi. Ama İbrahim aleyhisselam da bu tabiri caizse zirve haline geldi. İbrahim geçmiş peygamberlerdi çünkü kurban keserlerdi. Ama İbrahim aleyhisselam da geçmiş peygamberlerin sünneti olarak kurban kesme onda vardı. Ama oğlu İsmail'i kurban ettiğini gördü. Oğlu İsmail'i kurban ettiğini görünce rüyayı hiç tevhil etmeden oğlu 7 yaşına gelince onu kurban etmeye yürüdü. Kurban etmeye yürürken de yürüdüğü yer şu anda hacıların kurban kestiği yer. Şeytan taşladığı yerlerde İbrahim aleyhisselamın oğlunu kurban kesmeye götürürken işte küçük şeytan, orta şeytan, büyük şeytanın onlara musallat olmasıyla, onların da şeytanı taşlamasıyla ibadet olarak kaldı.
Ve kurban ibadeti bu manada, bu şekliyle İbrahim aleyhisselamın sünneti oldu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri İbrahim'i soyundan gelme bir peygamber. Onun çünkü normalde İbrahim'in İsmail'i soyundan. İbrahim'in İsmail'i soyundan gelenler normalde Hz. Muhammed Mustafa'nın soyudur. Bir de İbrahim'in İshak soyu vardır. İshak soyu da Yahudi peygamberlerin geldiği soydur. Biz o soyu reddetmeyiz. O soyu da bu noktada peygamber değil diye görmeyiz. İshak'tan da gelenler, İbrahim'den de gelenler, Hz. Cenab-ı Hakk'ın emriyle hepsi de peygamberdir. Hepsinin peygamberliklerine iman ederiz. O yüzden normalde İbrahim aleyhisselam nasıl kurbanı kestiyse, İbrahim'i olan bütün peygamberler kurban kesmişler.
Bütün peygamberler haç ibadetini yerine getirmişler. O yüzden Muhammed'iler de haç ibadetini yerine getirirler. Ve ardından haç ibadetinin bir menakısı olarak kurbanlarını keserler. Haç ibadetini yerine getirmeseler dahi her Müslüman kurban kesebilir. Hatta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, Medine-i Münevvere'de hiç terk etmediği için, hiç olmazsa bir Müslüman ömründe bir sefer de olsa, bu sünneti işlemeli ve kurban kesmeli.
Eğer kurbanı sünnet olarak görenler, şafiler, malikiler, hanbeliler gibi. Hanefiler ise kurbanı vacip hükmünde görmüşler. Kime vaciptir? İşte zekat veren kimseye kurban vacip hükmündedir. Hanefiler de. Bir kimse zekat vermeye muktedir değil ise, nafil olarak yani sünnet olarak kurban kesilebilir mi? Evet. Bu hatta Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin devrinde öyle bir hale gelmişti ki, o ev halkı kurban kesmeye muktedir olmasa dahi, sahabeler o ev halkına niyet edip bir kurban keserlerdi. Hatta bazı rivayetleri öyle okuyabilirsiniz. Hani derler ki, biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında bir hane için bir kurban keserdik, o bütün haneye yeterdi diye.
hadis-i şerifleri veyahut da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretten ashabının sözlerini okuyabilirsiniz. Bu normalde işte vacip, hükmündü olmayan kurbanlar için geçerlidir. Bir kimse nafile olarak evinde bir kurban kesse, sünneti yerine getirmiş olur. Hatta bu öyle bir nafile ibadet için bütün hane halkı da ona niyet etse, hane halkının adına niyet etse, sünnet olduğu için o nafile kurban olarak geçer mi? El cevap evet. Ama ve lakin içlerinden birisine kurban kesmek vacip ise, o kimsenin kurban kesmesi muhakkak şart olur. O zaman nisap miktarı paraya sahip olan bir kimse, nasıl zekat veriyorsa, zekat ona farz ise, her zekat veren kimseye de kurban kesmek vacip olur. O yüzden kardeşler mümkün olduğu müddetçe, güçleri yetiyorsa, vacip olanlar bu vacibi yerine getirecekler, kurbanlarını kesecekler.
Vacip olmayanlar eğer kurban kesmeye muktedirlerse, üç beş kuruşları varsa bu noktada, kendilerince bir nafile ibadet hükmünde, hane halkına da kurban kesebilirler mi? El cevap kesebilirler. İnsanoğlu bugün de akrabasıyla ilgilenmesi hariç, kan akıtmaktan daha faziletli hiçbir amel işleyemez. Bir kimse kurban kesmekle, o gün, yani kurbanını kesti, birinci gün, ikinci gün, üçüncü gün, ikinci vaktine kadar ne zamansa, kurban kesti günde, o kimse ya akrabalarıyla ilgilenecek, hani böyle normalde akrabalarını ziyaret edecek,
akrabalarını ağırlayacak, onları gönülecek, bayramı bayram gibi yaşayacak, veyahut da o kimse diyor ki, yani bu ilgilenmesi hariç, onun da sevabı çok büyüktür, kurban kesmesi kadar o gün için daha sevap bir ibadet yoktur. O gün için. O yüzden biz inşallah kurbanı kurban gibi yaşayıp, o gün kurbanlarımızı kesmeye gayret edeceğiz inşallah. En önemli, benim çok önemsediğim, yani bütün hadisler önemli, ama ben kurbanla alakalı bunu çok önemsiyorum, özellikle. Ey Fatıma, kurbanlığının başında durup hazır ol, çünkü onun kanının ilk damlasıyla, geçmiş günahların bağışlanır buyurdu. Hz. Fatıma, Ya Resulallah, bu biz ehli beyte mi hastır, yoksa hem bize, hem de diğer Müslümanlara mı dedi.
Resulallah sallallahu aleyhi ve sellem, bilakis hem bize, ve hem de diğer Müslümanlara buyurdu. Şimdi, kurbanlığının başında bulunma, yine ben başka bir rivayete de, onu dokuyayım inşallah. Ey Fatıma, kurbanlığının başında bulunup hazır ol, çünkü onun kanının ilk damlasıyla, her günahın bağışlanır. Haberin olsun ki, kurbanlığının eti ve kanıyla getirilip, mizanına yetmiş kat olarak konulur. Ebu Said, Ya Resulallah, bu özellikler Muhammed ailesi için mi? Çünkü onlar kendilerine verilen hayra ehildirler. Yoksa umumi olarak bütün Müslümanlar için mi? deyince, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, özellikle Muhammed ailesi için, ve genellikle Müslümanlar için buyurdu. Şimdi kıymetli kardeşler, kurbanlığınızın başında bulunma, kurbanınızı keserken başında durma, hatta kurbanınızı kesme.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, böyle ölümüne yakın kurban kesmemeye başladı, ama başında dururdu. O zamana kadar ne yaptı? Kurbanını kendisi kesti. Kendisi nasıl kesileceğini öğretti. Nasıl yüzüleceğini öğretti. İçinin nasıl temizleneceğini öğretti. Çünkü, İslami usullere göre, kurban kesmek, yani, sünnet-i seneye uygun kurban kesmeyi, ne yaptı? Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, ashabına öğretti. Hayvanları kıbleye doğru yönlendirdi. Yüzü, hayvanın başı, kıbleye gelecek şekilde, onları yatırdı. Onlara eziyet etmedi. Kurban kesileceği yere, onları sürükleyerekten getirmedi. Onları döverekten getirmedi. Kurbanlığın üzerine herhangi bir zulüm yapmadan ne yaptı?
Onları getirdi. Tabiri caizse, hoş tuta tuta, tabiri caizse, onları severek getirdi. Ve onları kıbleye doğru yatırdı. Başında tekbirini getirdi. Ve kurban duasını, normalde okuyaraktan, ilk bıçakta, ilk bıçakta, nefes borusuyla, yemek borusuyla, atar ve toplar damarları kesti. Tek bıçakta. Ne yapacakmış o kimse? Tek bıçakta atar damar, toplar damar, ve nefes borusuyla, yemek borusunu kesecek. Said doğru değil mi? Başkasap orada. Normalde bunu tek bıçakta yapacak. O yüzden, kurbanda, bıçakların bilenik olması, kurban bıçağının keskin olması, boğazlama bıçağının özel olması lazım.
Onu sadece boğazlamada kullanacaksın. Onu normalde birinci bıçağı atacaksın. Birinci bıçağı attığında ne yapacaksın? Bakın tekrar söylüyorum. Atar damar, toplar damar, nefes borusu, yemek borusu. Bunun dördünü keseceksin tek bıçakta. Tam böyle çenesine doğru elini getireceksin. Çenenin bittiği yere ne yapacaksın? Bıçağı atacaksın. Çenenin bittiği yere. Ve kurbanı da mümkünse kardeşler, sünnet bu. Kendisi kesecek. Öyle yıl 364 gün münafıklık yapan, içki satan, ondan sonra kumar satan, her türlü melaneti satan, ya filanca markette böyle yapıyorlarmış, pişmanca markette böyle yapıyorlarmış. Bu değil bu. Bunlar bidat hepsi de. Bunlar bidat.
Sünnet olan kurbanının başında durma. Biz et için kurban kesmiyoruz. Biz ibadet için kurban kesiyoruz. Et alacaksan kaldır kasaba telefonu, bana şu kadar et gönder, bu kadar kıyma gönder, bu kadar şunu gönder de, kasaptan aldır, getirtir veya git kasaba al. Kurban bir ibadettir. Kurban ibadettir. Başında duracaksın. Bir şeye neden vekalet eder insan? Mahcurludur, kısıtlıdır. Yaşlıdır, elaya tutmuyordur, zayıftır, muktedir değildir. Muktedir olmayan kimseler ne yapar? Vekaletle işlerini yürütürler. Vekalet müessesesi, muktedirliğini kaybedenler içindir.
Eğer bir kimse muktedir ise, muktedir ise, vekalet müessesesini kullanmaz. Olur, kan tutuyordur, bayılıyordur, vekalet eder. Benim kurbanımın kesinler, yine kurban mahalline gider. Muktedir değildir. Örneğin, büyükbaş kesiliyor. Büyükbaş keserken, herkes şimdi büyükbaş kesecek bir noktada değil. Ama derviş kardeşler, bu sünneti işlemek için, kurban kesim yerlerine de gidecekler. Herkes eli bıçak tutacak orada. Görecek. Kendi kurbanını kesecek, veyahut da yardımcı olacak orada. Ben Allah rahmet eylesin, anne dedem öğretti bana kurban kesmeyi. Babam öldükten sonra, normalde işte, kurban kesmek için, bizi yanında, beni yanında götürürdü, abimle beraber, bizi taşırdı yanında.
Şurasından tut, burasından tut, şöyle bıçak vuracaksınız, böyle yatacaksınız, böyle yüzeceksiniz. Yaşlılığına da denk geldik. Biz tutuyoruz, kaldırıyoruz, hoplatıyoruz, zıplatıyoruz. Allah razı olsun, kendisinden vefat etti, gitti. Ben kendi kurbanımı, kendim kesebilecek noktadayım. Kendim keser, kendim yüzer, kendimi parçalayabiliyorum. Hamdolsun. E büyükbaş da kesmişti o zaman o. Biz o büyükbaş keserken de gördük. Hatta yardımcı olduk, baktık, ettik o zaman için. E şimdi de hamdolsun, ben büyükbaşta da boğazlayabiliyorum. E şimdi büyükbaşta, bir insan tek başına, muktedirliği olamayabilir. Onu devirmesi var, yatırması var, bağlaması var, gerçekten zor.
Yani hiç kimse çoban değil ki, çobanlar bile tek başına zor yapar onu. Muhakkak bağlayıp devirmesi lazım. Sait sen tek başına boğazlarsın. Ama normalde onu bilmeyen bir kimse, tek başına boğazlamaz. Veya boğazlamaya kalkanların, kendi kendine bir şey yapmaya kalkanların, videolarını da izledik kaçın kaçın diye. Yani bu iş biraz daha maharet işi tabi, bilmek lazım. Ondan sonra bütün Türkiye'ye video yayılıyor, kaçın kaçın videosu. Arkada bir tane hayvan, ön taraf tuz buz dolmuş, dağılmış. Nereye kaçacağını şaşırmış insanlar. İyi ki yakalamamış hayvan yani. Hayvan yakalasa kendisini kurban edecek olanları, kurban edecek. Cenab-ı Hak korumuş, muhafaza etmiş. O yüzden normalde büyükbaş, öyle herkesin maharetle halledebileceği bir şey değil.
O yüzden yardım lazım, destek lazım, bu konuda bilgi ve beceri lazım. O yüzden kardeşler bu sünneti değişecekler. Ne yapacaklar? Kurban kesilen yerlere gidip, sırf o sünneti öğrenecekler. Orada bir şeyin bacağından tutacaklar, yüzmesini öğrenecekler. Bir insan kendi işini kendisi görebilmeli. Bunu yapmalı, bu fakirlikle, zenginlikle alakalı değil. Bir sünnet işliyor. Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, hayvanını kendisi keser, kendisi yüzer, kendisi parçalardı. Bu bir sünnet. Bunun bir faydası daha var. İşte zaman zaman, hacca gidemeyen kardeşler, işte kasap olarak, kasap işçisi olarak hacca gidiyorlar. Birkaç bin dolar da ucuza gidiliyor öyle bir şey olunca.
Hiç olmazsa, hem haç ibadetini yerine getirmiş oluyorlar, bu sanatlarıyla. Bir iş öğreniyorlar çünkü. Hamdolsun, birçok kardeş de böyle, kurban, kesme veyahut da orada işte, kesimde işçilik yaparaktan, çalışaraktan, haç farizasını da yerine getirdi. O yüzden normalde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin, Hz. Fatıma'ya, aynı söz, Hz. Ayşe'ye de söylemiş. Hz. Ayşe annemize de diyor, kurbanının başında dur diye. Hz. Fatıma annemize de diyor, kurbanının başında dur. O zaman herkes kurbanının başında durmaya gayret edecek. Şimdi Hz. Fatıma'ya, kurbanının başında dur deyince, kadınların da, kurbanlarının başında durmaları emredilmiş. Sünnet bakın bu. O yüzden ya kadın başında ne işin var senin orada?
Var ya, Hz. Fatıma radıyallahu anh hazretlerinin ne işi varsa, senin eşinin de o işi var. Yoksa derdi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sen ne işin var burada? Git evinde otur. Yok, ona demiş ki, kurbanının başında dur. Biz sünneti yerine getirelim. Eşlerimizle, çocuklarımızla ne yapalım? Kurbanının başına götürelim. Demek ki o kurban ibadetini görecekler. O kan akıtılmayı görecekler. Onun adına da orada kurban kesildiğinde, o kan akılır, akıtırken daha, onun da ne olacak? Günahları affolacak. Demek bunda bir hikmet var. Her sünnette türlü türlü hikmetler vardır. Siz bakmayın o sütü bozuk hadis inkarcılarına.
Onların sütleri, kanları bozuk, kalpleri bozuk onların. Onlara kulağınızı tıkayın. O yüzden kurban ibadetini, düzgün bir şekilde yerine getirin. Tatile filan gitmeyin, kurban ve ramazan bayramlarında. Yapmayın. Bu sünneti dolu dolu yaşayın. Bayramı bayram gibi yaşayın. Kurban bayramını, kurban bayramı gibi yaşayın. Gidin annelerinize, babalarınıza kahvaltıya gidin, yemeğe gidin, bayram ziyaretine gidin, büyüklerinize gidin, kurban ziyareti yapın, bayram ziyareti yapın. Muhakkak bayramı bayram gibi yaşayın. Onlar gidiyorlarsa gitsinler. Onlar kapılarını kapatıyorlarsa kapatsınlar. Onlar kaçsınlar. Siz kaçmayın.
Siz bu noktada ibadetinizi yerine getirin. Kim? Amca. Git amcana. Kim? Dayı. Git dayına. Kim? Kayınpederin. Git. Kim? Annem babanın. Git. Muhakkak. Muhakkak. Böyle ya işte bu bayramda gitmesek olmaz mı? Olmaz. Gideceksin. Ne kadar amca var dolaşacaksın. Ne kadar dayı var dolaşacaksın. Dedeler, nineler dolaşacaksın. Dergahın içerisinde dahi. Küçükler, büyüklerini ziyaret edecek. Ne gün dergahın bayramlaşması? İkinci gün. Tamam. İkinci gün bayramlaştık. Biz. Aa orada bayramlaştık nasıl olsa ya? Yok hayır. Üçüncü gün, dördüncü gün arkadaşlar birbirlerine gidecekler. Büyükler evlerinde oturacak.
Herkes onu ziyarete gidecek. Bir yerin zakiri oturacak. Herkes ona ziyarete gelecek. Zakirine gidecek, ziyaret edecek. Bayramlaşacak orada. O da evinde otursun. Beklesin arkadaşları. O da bir gün koysun örneğin. Desin ki, üçüncü gün arkadaşlar benim evde bayramlaşma var. Dördüncü gün benim evde bayramlaşma var. Dileyen istediği zaman gelsin. Ben dördüncü gün evdeyim. Veya ben üçüncü gün evdeyim. Örneğin. Herkes alsın eşini, çoluğunu, çocuğunu gitsin. Bayramlaşsın büyükleriyle. Ve aynı şehrin içerisinde, aynı mahallenin içerisinde birbirlerine gitsinler gelsinler. Bayramı bayram gibi yaşasın herkes. Bu çocukların iliklerini işlesin. Bayram günleri, sevinç günleri, yeme içme günleri, eğlenme günleri, her ne kadar eğlenecek halde değil isek de, ümmet olarak, her tarafımızda sıkıntı, her tarafımızda problem olmasına rağmen, sırf düşmana, kinaye olsun diye,
kürdanı kulağa, kürdanı dudağımıza katıp, bayramı bayram gibi yaşayacağız. Bunu unutmayacağız inşallah. Hazreti Ali radıyallahu anh hazretlerinden, Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğu rivayet edildi. Ey insanlar, kurban kesiniz. Kanlarıyla Allah'tan sevap isteyip umunuz. Çünkü kurbanın kanı her ne kadar yere düşse de, hakikatte Allah Azze ve Celle'nin himayesindedir.
Sen onu zahir olarak kurbanının kanını yere düştüğünü düşünürsün. Öyle görürsün. Ama kurbanın kanı Allah'ın neysindedir? Hakimiyetindedir. Tabiri caizse o Allah'ın avucuna dökülür. O yüzden kurban kesenler ne yapacak? Cenab-ı Hak onları mağfiret edecek. Onlara sevap verecek inşallah. O yüzden kurban kesmenin faziletiyle alakalı Hazreti Ali Efendimizin aktardığı hadis-i şerif. Yine Hazreti Ali'nin oğlu Hüseyin radıyallahu anh naklediyor. Kim gönül hoşluğuyla mükafatını Allah'tan umarak kurban keserse, bu kendisini cehennem ateşinden korur. Gönül hoşluğuyla ne demek?
Yani ulan tüh ya yine kurban parası vereceğiz şimdi. Yani şimdi ya işte ık çıktı, ık çıktı, bık çıktı. Gönül hoşluğuyla, ibadet şuuruyla. Öyle horozdan kurban olur, ayakkabıdan kurban olur laflarına bakmayın. Yok birisine işte bir pantolon gömlek alırsın, o da kurban yerine geçer. Bunlara bakmayın. Bunlar sünnet-i seneyi sulandırmaya çalışan, yine tabirim ağır gelebilir ama bu komple hadislerin hepsini inkar edenlerin sütleri bozuk.
Bu bütün hadisleri inkar eden bu uydurma reformistler var. Bunların ne oldukları belli değil. Bunlar nereden besleniyorlar, bunlar nereden paralanıyorlar, bunlar nereden palazlanıyorlar. Bunları destekleyen güçler, o karanlık güçler kimlerdir? Bunlar nereye binayen böyle cesaretliler? Bunların arkasında hangi devletler var? Hangi kurum ve kuruluşlar var? Bunların Türkiye içerisindeki siyaset ayağı ne, devlet ayağı ne, bürokratik ayağı ne, medya ayağı ne? Bunlar önemli. Bunlar mantar gibi çıkıyorlar ortalığa. Ve insanların inançlarını, dinlerini ifsad ediyorlar. Bunlar bu sütü bozuklar, hadislerin komplesini inkar ederekten insanların din algılarını, din anlayışlarını, tertemiz imanlarını ifsad ediyorlar.
O yüzden şimdi televizyonlarda çıkarlar yine, yok işte bir yetimi giydirirsen o da kurban yerine geçer. İşte kurban da tasadduktur, bir yetim giydir, onun yerine kurban yerine geçer. Geçmez kardeşim, geçmez. Kurban, kurban kurbandır. Hanefi fıkıhına göre bir kimse zekat veriyorsa ona vaciptir. Şafi Maliki Hanbeli ulemasına göre kurban kesmek nafile ibadettir. Hanefiler için vaciptir. Kurbanının başında bulunaraktan kurbanını kestirmek de sünnettir. Kurbanının başında duraraktan kurbanını kestirmek sünnettir. O yüzden herkes kurbanını kesecek inşallah.
Başında da duracak. Ve gönül hoşluğu ile yapacak bunu. Kurbanı alırkenden, niyet ederkenden daha gönül hoşluğu ile yapacak. Vay be ya bu sene kurbanlıklar çok pahalı, nasıl alacağız bilmem. Yok kabızlık yapma. İbadet ediyorsun. Elbiseni alırken parasını düşünmüyorsun, ayakkabı alırken parasını düşünmüyorsun. 400 liraya, 500 liraya, 1000 liraya, 2000 liraya ayakkabı alıyorsun, düşünmüyorsun. Kurbana gelince mi düşüneceksin? Gönül hoşluğuyla kurbanını alacaksın, gönül hoşluğuyla keseceksin ibadetini yapacaksın inşallah. Bayram gününde İbn-i Abbas bunu naklediyor.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurdu, rivayet edildi. Bayram gününde gümüş para Allah katında kurbanlıktan daha sevinli bir şeye harcanmaz. Demek ki kurban gününde en güzel harcama kurbanlık almak. Daha iyi bir harcanılacak bir yer yok. Ancak kurbanlık almak için o para en hayırlı yere harcandı.
Hadis-i Şeref, Ebu Hureyre naklediyor. Kimin kurban kesmeye gücü yeter de kesmezse namazgahımıza gelmesin. Yani o kurban kesmeye muktedir olduğu halde kurbanını kesmedi, bizimle yollarını ayırdı, bizim sünnetimizi terk etti, bizim yolumuzu terk etti. Bu manada söylüyor. Kurbanın en hayırlısı koç ve kefenin en hayırlısı hulledir. Kurbanın en hayırlısı neymiş? Koçmuş. Mümkün ise koç yani erkek kuzu. Yok ise erkek büyükbaş. Dişi kurbanlık almamaya gayret edin. Hangi dişi alınır?
Bir, sütten kesildiyse. İki, kısır ise. Üç, yaşlı ise. Yani o inek olmuş artık. Süt verimi düşmüş. İşte doğurması da artık kısırlaşmış. O kurban edilir mi dişilerden? Evet. Mümkün olduğunca dişi kurbanlık almamaya gayret edin. Dişi kurbanlık alacak olanlar da belli, tanıdık, bildik yerlerden alacaklar.
Hayvanın kısırlığını bilecek çünkü. Dişi hayvan kurban etmek bu ülkeye en büyük kötülüklerden birisi. Dişi hayvandan kurbanlık almamaya, yani eğer doğurgansa, eğer normal bir şekilde süt veriyorsa, bazı dişi hayvanlar var, bizim gençliğimizde, çocukluğumuzda vardı. Bir türlü gebe kalmazdı. Yani işte danaya gelir, götürürüz, danaya çekerler onu. Yine gebe kalmaz. Bir daha giderler, yine gebe kalmaz. İki, üç sefer denerlerdi. Eğer gebe kalmazsa onu keserlerdi. Ama herkes bilirdi. Bu hayvan hani gebe kalmıyor, tutmuyor, kısır. O kurban edilir. Bunda bir sıkıntı yok. Veyahut da bazı hayvanlar mesela işte şey, bir müddet sonra sütten kesiliyor.
Eyvallah. O kurban edilir. Öbür türlü dişi hayvan kurban etmekten uzak duracağız. Özellikle. Neden? Dişiler doğuracaklar, üreyecekler. Ben şimdi gözümle gördüğüm, şahit olduğum bir şey anlatacağım size. Bir sene bizim Hacı Said'in evinde kurban kesiyoruz. Onun evinin bahçesi var. Evinin bahçesinde kurban kesiyoruz. Orada birkaç arkadaş da kurbanlı kalmışlar. Onlar da getirmişler oraya. Onun evinin arkasında o zaman dam vardı. Dam gibi bir şey vardı değil mi Hacı orada? Neyse biz tabii hayvanı kestik. Ben böyle eğleniyorum orada yani yardımcı oluyorum. Şimdi orada ben bırakıp gitmedim. Hacı Said bizim bir araba, bir hayvanı yatırdı, kesti.
Hatırlayacak şimdi o. Hayvan yattığı yerden tabii işkembesini alacak ya. Yani bir yardı içine bir tane buzağa çıktı küçücük. Hatırladın mı Hacı? Kaç aylık vardı o öyle? Üç dört aylık vardı. Böyle elim ayağım gitti benim. Dedim bu hayvan kimin Hacı? Dedi ki filan canım. Bunlara dedim ha bu hayvana sen mi baktın dedim. Yok ben bakmadım dedi. Kim baktı dedim ben? E onlar bana söylemediler dedi. Gidip kendileri bakmışlar dedi. Ya dedim kendi başlarına neden bu hayvanı almışlar? Bir bileni neden götürmemişler yanlarında dedim. Allah affetsin o zaman için söylediğim şey.
Dedim üç beş kuruşsa dedim söz konusu olan şey. Dedim ben vereydim ya dedim. Yani yazık değil mi bu hayvana şimdi dedim. Tabii bizim Hacı Said sustu. Ses yok. O arkadaşlar da orada değiller o esnada. Ondan sonra hayvan tabii ölü içeriden. Ondan sonra aldı onu o. Dedim içim parçalandı. İçim yaralandı benim böyle. Ben bir dahaki seneye onun etkisinde kaldım. Kurban kesemedim kendimi. Böyle birkaç yıl böyle gitti bu bende. Böyle içim yaralandı ya böyle olmadı. Hacı Said'e dedim. Said sen kes getir. İşte ya da boğaz diyordum. Çıkıp gidiyordum oradan. Yani şey yapmıyorum. O onun etkisinde kaldım. O yüzden dişi hayvan alanlar karşıdaki hayvan satıcısına güvenecekler, inanacaklar, bildikleri insan olacak.
Allah muhafaza eylesin. Hamile olabilir hayvan. Büyük veya küçük baş hiç önemli değil. O yüzden böyle bir şeyle karşılaşmamak için mümkün olduğunca dişi hayvandan uzak durun. Ve dişi üreyecek. Doğuracak o. O yüzden aslında bütün ülke olarak karar almalıyız. Demeliyiz ki dişi hayvan eğer doğuruyorsa asla ne kasaba et için ne de kurbanlığa verilmesi lazım. Bunu devletin önlemesi lazım. Eğer hayvancılığı geliştireceksek biz, hayvancılığı büyüteceksek dişi hayvan kesimini yasaklayacaklar. Ve bir veteriner gözetiminde yani onun kısır olduğu, onun sütten kesildiği, artık onun böyle hani ekonomik rantabılığını kaybettiğini onun tespit edilecek.
Ondan sonra o kurbanlık olacak veyahut da kasaba gidecek. Eğer normalde böyle bir rapor alınmıyorsa, böyle bir teknik bir hukuk oturmazsa biz sıkıntı yaşarız Türkiye olarak. O yüzden devletin bunun üzerine muhakkak gitmesi lazım. Ve dişi hayvanları ne etlik olarak kestirmesi lazım ne de kurbanlık olarak kestirmesi lazım. Buna müsaade etmemesi lazım. Her bir dişi demek büyük başı olarak seneye bir büyük baş daha demek. Küçük başı olarak şu anda en az doğuran iki tane üç tane doğuruyor koyunlardan. Çünkü onları böyle bir aşıladılar, cins yaptılar. Said var değil mi öyle üç tane doğuran? Üç tane doğuran, dört tane doğuran şeyler var, koyunlar var.
Sizin getirdikleriniz onlar kaç? Kaç tane doğuruyor? Üç dört tane doğuruyor. Yani öyle doğuran hayvanlar var. Onlar çünkü dişi hayvan önemli. Yani dişi hayvanın kesilmemesi de önemli. Allah bizi muhafaza eylesin inşallah. Kurbanın derisini satan, kurbanından tam sevap alamaz. O zaman ne yapacak? Bir kimse kurbanının herhangi bir şeyini satmayacak. Yok boynuzuydu, yok kellesiydi, yok bağırsağıydı, yok derisiydi, yok tüyüydü. Kurbanın herhangi bir şeyi satılmaz. Kurbanın kestirdiğin yere deri, kesme parası karşılığı olarak bırakılmaz. Kurbanın işkembesi, kurbanın kellesi, kurbanın ayakları, kurban kesilen yere veya kurban kesene kesme ücretinin karşılığı olarak bırakılmaz.
Kurbanın eti, kesme ücreti olarak kesen kimseye veya kestirilen yere ücret olarak bırakılmaz. Kurbanın hiçbir şeyi satılmaz. Çok affedersiniz, hayvanın içinden kurbanı kestikten sonra içinden çıkan necaseti bile kesilmez, satılmaz. Yok, kurban sahibi kurbanı tasadduk eder.
Ne iyi çıktıysa, kellesini tasadduk ediyorsa, kellesini, derisini, bağırsağını, işkembesini tasadduk ediyorsa tasadduk eder. Kurbanın etinden tasadduk eder. Ama asla o satılmaz, asla. Kurbanı kesen kimse o kurban etini satamaz. Bir de kurban eti, tasadduk edilen yerler var. Adam kurbanın etini tasadduk etmiş. Demiş ki, bunun fakir fukarayı yedirin. Bunu öğrencilere yedirin, örneğin. O vakıfa göndermiş, demiş ki vakfa yedirin bunu. Ya bu görüldü ya, Böyle vakıflara kurbanlık verenler, kurban ibadetini yerine getirenler, devlet mahkemelerinin açtığı davalar bunlar. Adamlar gitmişler, oraya bir tane et şirketi kurmuşlar. Kurbanda vakıflarına verilen etleri götürmüşler.
Devlet ihalelerinde ucuz et sataraktan ihalelere girmişler. Topladıkları etleri satmışlar. Topladığı eti satmış adam. Kurban etini satıyor. Bursa'da mahkemesi oldun. Bir şirket kurmuşlar. Etlerin hepsini de şirkete devretmişler. Şirkete gitmiş, devlet ihalelerine girmiş. Devlet ihalelerini ucuza satmış orada. Et piyasada kaç para? 50 lira. Bunlar 30 liraya satmışlar. 35 liraya satmışlar. Neden? Karşılığında para vermedi ki. Karşılığında para vermedi adam. Girişinin ücreti yok.
Sıfır maliyet. Nasıl olsa vakıf elemanları var. Kurbanı topluyorlar. Deriyi topluyorlar. Topluyorlar onları. Şokluyorlar. Ondan sonra satıyorlar. Devlete. Bu yok. Kurban tasattuk edilecekse fakir fukaranındır. Fakir fukaranın. Fakir fukaranın hakkına gözünü dikenin gözü oyulur. Allah bu dünyadayken onun gözünün oyulduğunu gösterir. İbretlik. Dini istismar eden. Yolunu istismar eden. İnsanların inançlarını, imanlarını istismar edenler. Bu dünyadayken görürler göreceklerini. O yüzden ihlası, samimiyeti bozmadan, ibadetin derinliğini bozmadan hayatımızı yaşayanlardan olacağız.
İnşallah. Rabbim bizleri cümlemizi muhafaza eylesin. Cümlemizi bu noktada korusun inşallah. Yine birkaç tane bu kurban kesmeyle alakalı. Bıçak bilemeyle alakalı. Diyor ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ayağını koyunun yüzüne koymuş. Koyun kendisine gözünün ucuyla bakarken onu kesmek üzere bıçağını bileyen birine uğradı ve bundan önce bıçağını bileyemez miydin? Yoksa koyunu iki defa mı öldürmek istiyorsun buyurdu. Yine başka bir ifayette onu defalarca mı öldürmek istiyorsun diyor. O zaman normalde bıçağını göstermemek, hayvanın bıçağını keskin tutmak, Allah kurbanın bu noktada kesecek olanların riayet etmesi gerektiği hadiseler ve haller. Haklarınızı helal edin. Cenab-ı Hak şimdiden kesecek olduğunuz kurbanları kabul etsin inşallah.
Bayramı bayram gibi yaşayan kullarından eylesin inşallah. Tabi bayram pazar günü mü pazartesi mi? Pazartesi değil mi? Bayram pazar günü. Cumartesi Arife. Bayram pazar günü. Çünkü cuma günü zilhiccenin biri, yarın zilhiccenin biri. Zilhicce'de dokuz gün oruç tutmak sünnet. O yüzden tutabilenler zilhicce'de dokuz gün oruç tutsunlar. Tutamayanlar cumartesi gün Arife. Cumartesi gün oruç tutmaya gayret etsinler. Cumartesi günkü oruç önemli. Arife orucunu Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri haçta meşakkat olur, güç yetiremezler diye oradaki hacılara yasaklamış. Yoksa mukim olanlar ne yaparlar?
Arife günü oruçlarını tutmaya gayret ederler. Yapabilenler dokuz gün. Yapamayanlar, güç yetiremeyenler, işte hiç olmazsa en düşük ne yapacaklar? Arife günü oruç tutacaklar. Arife günü oruç tutmak. Yani bu cumartesi değil, bir dahaki cumartesi oruç tutmak, bütün herkes inşallah bu konuda gayret edip o oruç tutmanın sevabını ve o oruç tutmanın faziletini inşallah nail olsun. Haklarınızı helal edin. Faleven nehu El Fatiha Amin Destur
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.