mustafaozbag.org

62. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:01:38

İnsanların büyük ve küçük abdest dökmeleri yapmalara uygun değil. Yani ağaç gölgesini uygun, ağaç gübünü uygun görmemiş. İnsanlar orada oturuyorlar, dinleniyorlar. İnsanların abdest aldığı, su içtiği, bir ihtiyacını karşıladıkları yerleri uygun görmemiş. Deniz de bunların içine katılabilir. Yani insanlar işte deniz ne kadar büyük ya, buraya küçük abdestin mi yapsam ne olur diye düşünmemesi gerekir. Denizde de küçük abdestimizi ve büyük abdestimizi yapmamamız gerekir. Ve aynı zamanda da aslında bu çok dünyanın gündeminde veyahut da Türkiye'nin gündeminde, herkesin gündeminde olan bir şey. Denizleri, gölleri, akarsuları kirletmememiz gerekir. Yani akarsuya kirletmemenin şimdi öğrendiği insanlar. Oysa Peygamber Sadullah ve Selam Hazretleri 1400 yıl önce bunu yasakladı.
Ve bu yasaklayarak aslında insanların içme sularını mafaza altına alıyor. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Siz bir akarsudan su içiyorsunuz. Yoksa komple akarsudan su içiyor öyle değil mi? Peki o akarsuyu yukarıda insanlar gölge verlerse, insanlar yukarıda onların küçük abdestlerini, büyük abdestlerini yaparlarsa, normalde ilaçlanmış olsa dair biz o suyu içmiş olacağız mı? İçmiş olacağız. Bakın Peygamber Sadullah ve Selam Hazretleri 1400 yıl öncesinden bize işaret veriyor. Diyor ki, akarsulara bevletmeyiniz. Oralara küçük abdestlerinizi yapmayınız. Göllere, duran sulara bevletmeyiniz. Oralara büyük bir küçük abdestlerinizi yapmayınız. Deniz de onun içerisine girer. Denizden sonra boya abdestleri almak gerekir mi?
Gerekmez. Cifir ilminden bahseden misiniz demiş. Böyle bir ilme sahibi olmadığınızı bahsedemeyeceğim. Bunlar muhakkak ki geçmiş dönemlerde var olan şeyler. Mesela işte o evce tesabı da var. İşte başka bunun arkasından gaybi meseleleri, inceliği, ilimler de var. Arkası arkasına geliyor. Bir halis de sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğrenen ve öğreten misiniz? Kişi Kur'an'ı sadece okusa ve hayatından uygulamasa, din söylese kalbi de harekete geçirilirse Kur'an'ı boşuna mı okumuş olur? Birisinin boşuna okumuş dedi de yanlış söylemiş. Bir kimse otursa, Kur'an'ı Kerim okusa devam eder.
Kur'an'ı Kerim'in buna bir muhakkak ki faydası olur. Kur'an'ı Kerim'in bütün hükümleri yaşayamayabilir, hepsini uygulayamayabilir. Kur'an'ı Kerim'i okuma bir lütuftur, bir berekettir. Kur'an'ı Kerim bir şifadır. Kur'an'ı Kerim bu noktada insanlara bir hidayet rehber eder, yol göstericidir. İnsanlar bunu anlayamayabilirler ve ilk etapta yaşayamayabilir. Yani anlayamıyorsan okuma, yaşamıyorsan okuma ve böylece insanlar Kur'an'dan uzaklaşıyorlar. Allah muhafaza edilsin. Anlayamasanız da okuyun, yaşayamıyorsanız da okuyun. Bunun arkasında gizli bir oyun var. Bunun arkasında gizli bir tehlike var. Bunu Türkiye'de belirte cemaatler yapıyor, bir de ehli tasavvuf adına yapıyorlar.
Sen Kur'an'ı okuyorsun, Elif ne demek? Söyle bakalım. Elif'in manasını bilmeden neden okuyorum ki? Allah. Bir mevzu oldu bundan 15 yıl önce, 20 yıl önce. İşte Kur'an'ı okuyorlar, Elif ne demek biliyor mu? dedi. Ben de sordum ne demek? Öyle ya ne demek dedim ben. Sen söyle. Böyle baktı şimdi. Dedim neden böyle kitaptan okuduğunuzu papağan gibi insanlara naklediyor musunuz ki? Ne demek? Elif söyledi. Allah bundan neyi kassetmiş? Senin haberin var mı? dedi. Sustu. O herkesin kendi maneviyatınca olan bir şey.
Kendi kalbinca olan bir şey. Müfessirler sonuçta onun ne manaya geldiğini bir kısmı bir şeyler söylemişler. Doğrusunu Allah bilir demişler, atmışlar. Onun üzerinden tasavvuf yürütecek, tarikat yürütecek. İşte bilmiyorsan okuma diyecek. Allah muhafaza eylesin. Efendim bu deli fazlalar ne zaman bidecek? Peygamber Efendimiz zamanı bidecek. Şimdi mi bidecek? Herkes vazifesini yerine getiriyor. Allah Resul diyor ya cennetlik olanlar cennetlik ama işlerler, cehennemlik olanlar cehennemlik ama işlerler. Hani cennetlikler belli, cehennemlikler belli. O zaman yarıştır ola biz niçin ibadet ediyoruz deyince Aslan Allah Resul da diyor ki cennetlik olanlar cennetlik ama işlerler, cehennemlik olanlar da cehennemlik ama işlerler.
Bir kimsenin nereyi gidecekse ameliz öyle olacak. Bu noktadan bakılırsa, ya bir kimse cennetlik ama işlerken cehenneme gidecek değil ya. Eğer cehennemlik ama işlerken de cennete gidecek değil. E cehennemlik olanlar cehennemlik ama işecekler. İçki içecekler, kumar oynayacaklar, zina içecekler, dedikodu, bilbet, iftira, suizan, mühtan, anneye babaya ağası olacaklar, söyleyecekler, hanımlarımı dövecekler, söyleyecekler, cehennemlik ama işecekler. Şirke düşecekler, günahı hukukluya düşecekler, düşecekler, küfre düşecekler, cehennemlik olacaklar. Yani sonuçta bir kimse cehenneme gidecekse boş yere cehenneme gidecek değil, sonuçta cehennemlik ama yaparak da gidecek. Hocam nefsiz mertebeleri nasıl geçtiğinizi anlarız, nasıl geçeriz? Yani normalde nefis meraketlerinin geçtiği bir kimsenin anlaması çok iyi değil.
Yani bir kimseye dese ki, sen ona diyorsun ki, işte sen bundan sonra hay esmasını çektin, yüz tane ya hay ya hay de veya işte yüz tane hay Allah de, daha o esnada kültürtek düşüyor. Onu söylerken düşüyor. Düşmesinin sebebi şu, nefsinde hemen bir iyilik görüyor. Nefsinde hemen bir hoşluk görüyor. Kendi kendini yukarıda görüyor. Kendi kendisini başkalarının üstünde görüyor, Allah muhafaza eylesin. Düşüp gidiyor. Yani burası kaygan bize, tehlikeli bize. Bunun en doğrusu şu, bir kimse nefis melâtipleri olarak nereye geldiğini bilmesin daha iyi. O yüzden tevhide devam etsin. Esma ile gitmesin, tevhide gitsin.
Onun için daha selam etsin. Allah muhafaza eylesin. Gıybet kaç türlüdür ve riyaya mafadılır mısınız? Gıybet, sonuçta gıybet, gıybet. Müfessirlerin bazı bölüm bölüm ayırmışlar. En önemli olanı şu, bunu bilirsiniz mi yeter? Bir kimsenin hoşuna gitmeyecek bir şeyi arkasından konuşmanız. Doğru dahi olsa, doğru arkasından konuşuyorsanız, bıybet olmuş oluyor.
Doğru değilse iftira olmuş oluyor zaten. Allah muhafaza eylesin. Riya bir kimsenin fi sevilillah, Allah rızası için değil, bir başkası beğensin, bir başkası işte onu güzel görsün, bir başkasının hoşuna gitsin diye bir kimsenin hal ve hareket içerisine girmesi. Allah muhafaza eylesin. Bunu anlayan çekim yasası, seçiminiz kaderimizdir. Ayetin açılımı mıdır? Ben böyle bir ayet okumadım ama seçiminiz kaderimizdir. İnsanın kaderi mutlak kader verilidir. Bir kimsenin doğumu, ölümü, rızkı, cinsiyeti mutlak kaderdir. Mutlak kader noktasında, kader dediğimizde algılayabileceğimiz şey bizim bu.
Bir kimsenin doğumu, cinsiyeti, rızkı ve ölümü. Cenab-ı Resulullah Hz. Şeride Allah resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e der ki, Allah sizi bir muhteden yarattı. Ve onun 40 gün içerisinde o bir işte el parçası oldu. kampı kısmı. Ondan sonra et parçası, toprak, ondan sonra et parçası. Yüzde bir gün. Ondan sonra ruh üflendi diyor. Ruh üflendikten sonra diyor, ruh üflendikten sonra Cebrail gelir onun cinsiyetini, rızkını ve ölümünü ona yükler. Bu mutlak kaderdir. O yüzden İmam-ı Azam Hz. der ki, bütün senin doğumu, cinsiyeti, rızkı, ölümü mutlak kaderdir. Bunun haricindeki şeyler insanların kendi hayatlarıdır. Ha bu düzeksiniz ki, o da kader değil mi?
O da kader. Ama o mutlak değil, emir vaki değil. O bizim kendi ihtiyarımızla işlediğimiz şeyler. Kendi ihtiyarımızla. Biz onu kendi cünsi irademizle hareket ediyoruz. Cünsi irademizle biz onu talep ediyoruz veya etmiyoruz. Yoksa kader eğiciler gibi adam ben içki içmeyi istedim. Bu benim kaderimmiş, içtim. Gevriyar, bundan kurtuluşu yok. Böyle bir anlayış bizim için küfür Allah muhafaza eylesin. Efendim doğru yolu bulup tövbe etmeden önce sıkıştığımda bankadan kredi çekiyordum. Çok borcum vardı. İnsanlara borçlarıma bedeyemiyoruz. Evimize korkarak giriyoruz. Eşimin ruh hali çok bozuldu. Tam tövbe etmiş ve yaradan için gözyaşı döktüğüm bu dönemde kredi çekmen konusunda bir baskı görüyorum.
Hayatın gerçekleri ve tevekkül akıllı yüksek bir berenize ihtiyacım var. Yani sonuçta Allah muhafaza eylesin. Bankalara parmağını veren konuyu kopartır. Nereden tutturursa vücudunu alır bankaların sana. Bunu dar halde bana fetva alarak sıralarsa bankayla çalışmakta hükümde dediler varca caiz demişler dedim, caizdir derim. Ama normalde eğer insanlar belli bir noktada değiller ise banka borcuyla ödemeye uğraşıyorlarsa onun altından kalkamaz hiç kimse. İşte araba alacak, ev alacak adam, dipkan alacak hadi bunlara neyse. Ama borcu, borcu var adamın. Bunu banka borcuyla ben kredi alırım, kapatırım, örterim diyorsa yanılıyor Allah muhafaza eylesin.
Arkadaşlar, azla yetinim, azla yetinim. Adamın 500 milyon maaşı var, cebinde 3 tane kredi kartı var. Ben öyle söyleyince herkes zannediyor ki ben hainim çok iyi de o yüzden kredi kartına ihtiyacı yok zannediyor. Şükür haline şikayetçi olma noktasında değilim, Allah muhafaza eylesin. Ama kredi kartından uzak duruyor. Banka kredilerinden olabildiğince uzak durmaya çalışıyor. Bunlar insanın her şeyini bozar. Ana, çizdir Allah çizdir, çizdir Allah çizdir. Ceminde var, yok, parası var, yok, ödecek, ödemeyecek belli değil. Ondan sonra mağdurum ben diyor. Yeme kardeşim, içme, gezme, alma, alma. Bir milyar sekiz yüz milyar lira yatak odası almış, ödeyecek para yok.
Ödeyecek parası yok, yatak odası almış adam bir milyar sekiz yüz milyar lira. Gitmiş bir milyar dokuz yüz milyar lira dolap almış. Telefon açıyorlar, çok sıkışıkız. Hocam bize yardımcı olun, yardım ettin bize. Dervişlerinize söyleseniz de bizim borcumuzu ödeseler. Ne borcu? Bir milyar dokuz yüz milyar lira. Valla yok, ben de öyle dolap dövmem. Öldürüyor şimdi. Neden böyle bir dolap almışım ki? Git iki yüz milyarlık dolap al. Git üç yüz milyarlık dolap al kardeşim. İki buçuk milyarlık dolap almak zorunda mısın? Yani bunu harcamak zorunda mısın insanlar? Allah muhafaza eylesin.
Allah muhafaza eylesin. Borçlanmayın. Cebinizdeki kadar yaşayın. Kazandığınız kadar yaşayın. Kazandığınızdan aşağıya yaşayın. Kazandığınızdan aşağıya harcamayın. Harcamay, alma, giyme, giyme. Adam iki milyarlık kiralık evde oturuyor. Beş yüz milyon altı yüz milyarlık kiralık evde oturuyor. Oturma kardeşim. Oturma. Standartını yükseltme. Allah muhafaza eylesin. E perişan oluyor. Ondan sonra üzerinde var olanlara düşman oluyor. O zenginler neden vermiyor ki? Ya sana vermek zorunda mı lan? Bunların hepsi de fartsın canım perişan olsun.
Ya neden olsun? Sen adamla beraber mi kazandın? Bir buçuk milyar maaşı var, gitmiş yedi yüz, yedi yüz arabaya yazılmış. Yedi yüz milyarı, yedi yüz milyar araba taksit ödecek. Yahu ağırından çocuk dönecek ve size kendisi yiyecek. Ya o araba olmayamak için o arabada kapının önünde duracak. Ne var? Araması var adamın diyecek. Alma kardeşim. Ondan sonra telefon açıyor. Hocam araba taksitini ödeyemedim. Arabamız satılacak bize yardımcı olur musunuz? Benim de kalıbımızı güzel yaptık. Allah bizi affetsin inşallah. Himmet nedir? Himmet bir kimseye destek olmak. Bir kimseyi desteklemek.
Bir kimseye Allah'ın izniyle yardım etmek, onun önünü açmak, onun elinden tutmak Allah'ın izniyle. Kimmet bu. Edeb, ahlak, iman, kur'an, zekir, sünnet, sadık olmak. Nurda bir tacıymış, gel o tacı emin ol her belada. Ben zekir çekip feyiz alıyorsam, gözyaşı döktüysem Allah'ın için bunu hazım etmeyen, laf edeni Allah'ım görüyor.
Allah'ın iyisi, bir kimse bir şeyi yaptım demektense yapmadım demeyi tercih etsin. Bunlar ki soru değil zaten, mahvet değil bundan. Sağlık durumunu iyi olmayan, sosyal güvencesi olmayan, kişi evi, variyeti olmayan, halde üç beş bekar oğlu varsa, bekar nasıl yaşasın İslamiyet'i. Hep yaşamışlar bunlar yeni değil ki, oruç tutacak geçecek.
Yani bunlar nasıl yaşasın İslamiyet'i, yaşamasınlar. İnanmadan sallallahu aleyhi ve sellem adetleri, evlenemeyen, fakir, genç erkeklere oruç tutmayı tavsiye ettik. Ve bu genç arkadaşların ben evlenememe gibi bir dertlerinin olacaklarına inanmıyorum. Fakirlik evlenmeye engel bir şey değildir. Bir kimse fukaralığından dolayı evlenememezlik edemez. Bunların hepsi de boşluğa, hakkınızı helal edin. Ben evleneceğim zaman cebimde on bir gün için on lirasım, yirmi lirasım ne dahil, o para dahi yoktur. Boşla bunların hepsi de. Boşla. Fukaralık, fukaralık.
Hiçbir zaman, hiçbir şeye engel değildir. Engel olan tembelliktir. Engel olan cesaret olmamasıdır. Engel olan ihlatsızlık, samimiyetsizliktir. Engel olan insanın mücadelesinin olmaması, hırs da olmamasıdır. Başka hiçbir şey değil mi? Başka hiçbir şey değil mi? Bak, samimiyetimle söylüyorum, başka hiçbir şey değil mi? Hırsı yok, çalışması yok, mücadelesi yok. Dumbul, kenarda, kıyında, köşede oturacak her şeyi hazır bekliyor. Çalışmaya, çalışmaya yok. Ne aklı var, ne fikri var. Dolaşacak boyun. Allah muhafaza eyla. Tembel derviş, hiçbir işe yaramaz. İşi olmayan, boş derviş, hiçbir işe yaramaz.
Adam çalışacak, yorgunluğundan dolayı gelsin burada, sohbette burada, uyuklasın. Yorgun adam. Eyvallah. Eyvallah. Uyuklasın burada, oturduğu yerde uyuklasın. Kafasını düşürsün buradan. Herkese sınır, bu adam uyukluyor ya. İyi uyuklasın, yorgunluktan uyukluyor, çalışmış adam. Ama pazarda çalışmış, ama bahçede çalışmış, ama tarlada çalışmış, ama inşaatlı çalışmış, ama dükkanda çalışmış, bir yerde çalışmış. Gelsin uyuklasın adamı buradan. Tembel ara. At kenara gitsin. At kenara gitsin. Geçenlerde bizim yakınımızın bir kızını istiyorlar, bana telefon açtılar. Sülaleden yani. Ağlı, sen bu işleri iyi biliyorsun. Eee, böyle bir durum var.
Eee, işte geldiler kıza dünürmüş. Eee, şey, iyi, tamam. Ne iş yapıyormuş dedim ben. Hafızmış dedi. Ne? Hafızmış. Ya ben size dedim, dinini sormadım, işini sordum dedim. Ne iş yapıyor? Sormuşlar aile, karşı tarafın ailesine. Ne iş yapıyor? Oğlunuz demişler. Oğlunuz hafız demişler. Yani dedim, bir şey yapmıyor mu? Yok, yapmıyor. Ne olacakmış dedim ben. İşte yapacakmış. Kaç yaşında bu adam dedim ben. 27-28 yaşında. Ya bu adam şu ana kadar bir iş yapmamış mı? İşte bilence cemaatın evlerinde, yurtlarında kalmış. Eee, bir işi yok. Ya ne yapacakmış? Onu söyleyeyim bana. Dedim, babası mı bakacak bu eve?
Öyle ya. Duruyorlar şimdi, benden öyle bir şey beklemiyorlar. Bu demiş ki, sor ona benden için. Hafız ya, ben de verin diyeceğim. Yani. Dedim, o adam böyle hafız damat bulduk diye dedim. Damada bakacaksanız verin. Nasıl, basma edin mi? Allah Allah. Kimisi dedim, benim damadım hafız olsun, işi gücü olmasın. Ben ona bakarım derdim. Ömür boyuya bakarsınız siz dedim ben. Öldüğünüzde kim bakacak buna dedim ben. Öldüm ya adam dedim ben ben. Telefondakine. Allah muhafaza eylesin. Adam limon satsın. Ne iş yapıyor? Pazarda limon satıyor. Canımı ye. Evet. İlk pazarda sarım sat, soğan sat.
Al mendil sat, çorap sat. Üçü bir milyon nerede. Git altısı bir milyondan al, üçü bir milyondan sert pazarda. Sert kahve için iş yap. Çalış. Allah muhafaza eylesin. Dünyanın en kötü insanıdır, terber insan. En kötü insanıdır. Allah muhafaza eylesin. Ankslarından dolayı, öğle ve ikindi namazlarının kazasını kılamıyor. Sünnetlerini yerine kılıyor. Ha, kazanı kılamadan sünnetlerini yerine kılıyorum. Sünnetlerin yerine kıldığım kazan namazlarından önce ezan okuyor. Sonra kâhmet getiriyorum. Ve ardından vakit namazını kılıyorum.
Farzını doğru mu yapıyorum. Doğru yapıyoruz. Esselamun aleyküm. Biraz da olsun Hazreti Ali'den anımsatır mısınız? İnşallah. Bugün anlatırım inşallah. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin birçok hadis-i şerifinde Hazreti Mahdeli Aleyhisselam'ın aynısında kendisi beklemesi zaman ehli beytten olur.
Evet, Mehdi Aleyhi Vesselam ehli beytten olacak. İsmi Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin isminden olacak. Annesi ve babasının isminde Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesselam Hazretleri'nin annesinin ve babasının isminden olacak. Evet, Muhammed Mustafa onu çok metesmiş, ölmüş bir sürü hadis-i şerifleri. İnşallah, hatta bir hadis-i şerifte dünyanın bir günü de kalsa diyor, Allah Mehdi'yi yeryüzüne gönderecekler diyor. İnşallah. Allah'a döndürülecek, döndürüleceğiniz, sonra da herkese hak ettiğiniz, eksiksiz verileceği ve kimsenin haksızlığı uğratılmayacak o günden sakınır. O günden sakınmak için o kimsenin bir haramlardan uzak duracak, haramlardan uzak duracak, namazını kuracak, zikrini yapacak, tövbesini yapacak, duasını yapacak, arkadaşlar haramlarla ilişkisini kesmeyenler ve de haram işlediğinde tövbe etmeyi alışkanlık haline getirmeyenler, o dehşetli günden sakınsınlar, haramlarla ilişkimizi keseceğimiz, dervişlik, müminlik, haramla ilişkini kesmektir.
Bir kimse inatla, hâlâ da haramla ilişkisini devam ettiriyorsa, o derviş deyip, hangi noktada olursa olsun Allah'ın azamı ona ulaşır. Allah muhafaza eylesin. O yüzden haramlarla ilişkimizi keseceğimiz, bütün azalığın haramlarıyla olan ilişkilerini keseceğimiz. En önemlisi dil, göz, en önemliler. Dil ile haramı keseceğimiz, diliniz haram işlemeyecek, ferziniz haram işlemeyecek, cinsel organlarınızla haram işlemeyecek, diliniz de haram işlemeyecek, gözünüz de haram işlemeyecek, azalarınızı haramla alakalarını keseceğimiz.
Ve insanların bu zamandaki en büyük problemi dilleri, dil. Adamın arkasından konuşuveriyorlar, adamın ardından söyleyiveriyorlar. Söylemediğini söyledi diyor, anlamadığını anlamış gibi gösteriyor, böyle söyledi diyor, böyle dedi diyor, ben duydum diyor ama neler var neler. Düzeltmek de bitiremezsiniz. O yüzden Allah Resulü ne kadar güzel söylemiş. Duyduklarınızı söylemeniz size yalan olarak yetermiş. Bitti. Haramla ilişkinizi kesin. Allah aşkına, Allah rızası için söylüyorlar. Haramla ilişkinizi kesin. Yani bugünün ehli tasavvufu, füzeyle, füze gibi yol alması işlendi. Geçmişin ehli tasavvufu, kendini kapatacaktı, dağlara çekilecekti, mağaralara çekilecekti, hücrelerle çekilecekti, işte Hiti kafadalarına, Erbayin odalarına çekilecekti, günlerce açık meydanda kalacaktı, bolta beslenecekti, çökle beslenecekti, öylece yol alacaktı.
Çok basit ya. Çok basit. Haramla ilişkinizi kesin. Beş yavuk namazınızı vaktinde kılmaya gayret edin. Allah'ın zikredi, dersinizi çekin. Tövbe edin ve dua edin. Size din olarak çok fazla bir şey anlatmıyorum. Tasavvuf yolu olarak da fazla bir şey anlatmıyorum. Bunları yapmaya gayret ederseniz kalbiniz incelecek, gözünüz incelecek, kulağınız incelecek, içiniz yumuşacak, dışınız yumuşacak, hayatınız yumuşacak, beyniniz yumuşacak, vücudunuz yumuşacak.
Haramla ilişkiye girdiğiniz anda bütün dengelinizi bozuyorsunuz. Bütün dengelinizi bozuyorsunuz. Dil ile olan haramdan, göz ile olan haramdan, kulak ile olan haramdan dengelinizi bozuyorsunuz. Kalbinizi bozuyorsunuz. Normalde kalbi bozulan bir kimsenin baktığı yerde bozulur. Adamın kalbi bozulsun, yediği yemek dahi bozulur baktığında. Yediği yemek etkilenir kalbi bozuk olan insandan. Adam suizatlarla, hihmetle, dedikoduyla, olumsuz bir noktada dursun, içtiği yemek, su, baktığı her yerde bozulur. Siz bilmezsiniz onu. İnsanın kalbinde bir sizin anlayacağınız enerji vardır. Şu var. Kalbinde. O bütün vücudunu akseder onun. Adamın kalbinde kin varsa gözünde kin vardır. Kulağında kin vardır.
Ağzalarında kin vardır. Onun düşüncesinde kin vardır. Adamın kalbinde günah işlemek varsa, günah varsa bütün vücudunda günah vardır onun. Böyle bütün vücudunun bütün organlarına saldırır. O günah enerjisi öyle söyleyeyim size. Adamın gözünden, kalbinden, ondan sonra saçlarından, renginden, teninden, dilinden günahmış kalır. Günahmış kalır, günah. O kimse suya baksa suyun rengi, suyun hali, suyun içi dahi değişir. Çaya baksa çay değişir. Yemeğe baksa yemek değişir. Günah düşünen kadının pişirdiği yemekler, günah düşünmeyen, zikrullah yapan kadının yemeği farklıdır. Aynı kadın bir gün zikrullah çekerekten yemek yapsın,
ertesi gün böyle işte kalır bela yemek yapsın, aynı yemeği yapsın, hem mallarda hem illarda iki yemek arasında bunu da olarak kadar fark olur. Aynı şey hepiniz için geçerli. Hepiniz için geçerli. Ne iş yapıyorsanız yapın, eğer kalbinizde olumsuzluk var ise dışarı olumsuzluk verirsiniz. Şimdi suya okur, adam Fatih'e okuruz ya üfler, iç sudan şifa olsun dedi. O esna, o adam o suda şifa olsun dediğimiz suya bakar ki var, sudan şifa mı olur da içer, işin iksirini bozar. Salakalar. O su şifa olsun dediği anda suyun içerisindeki
suyun içerisindeki melaküllerle değişir. Onu bilmez ki o. Getirin burada suyu okuyun, okuyalım diyoruz ya burada o zikrullah da okunan suya. Temiz ya, önemsiz alıp götürüyor. Önemsiz alıp götürdün, anda onun melakülünü bozuyorsun, iksirini bozuyorsun sen. Ona çekilen o esna, suyun içerisindeki hüviyetini değiştiriyor. Hani ben diyorum ki ya gelin zikrullahla buraya gelin, halakaya oturun, cemaatla zikrullah yapın diye. Buradaki zikrullah da melaküllerimiz değişiyor, içiniz değişiyor. Vücudunuz değişiyor. O enerjiyle değişiyor. Günah insanın içini dışını bozar. Kötü sözler insanın içini dışını bozar. Etrafını da bozar. Sen hanımına döner kötü konuşursan, kötü gözle bakarsan, suizan beslersen, mühtem beslersen, kadının fizyonomisi değişir.
Çocuğuna öyle bakarsan, çocuğun da fizyonomisi değişir. Ondan sonra der ki adam, benim çocuğum neden kötü? Ya senin çocuğun neden kötü olacak? Sen kötü davranıyorsun önce. Sen onun üzerinde kötü düşünüyorsun. Veya karşıdaki kimse beni sevmiyor. Ya sen sevmiyorsun önce onu çünkü. Sen onu sevsen, senin ona karşı bir muhabbetin aksar. Onun fizyonomisini değiştireceksin sen muhabbetinle. Siz birisini sevseniz, onun karşıdaki sevdiğiniz kimsenin fizyonomisi dahi değişir. O yüzden haramlar insanın içini dışını bozar. Yanlış düşünce, yanlış kelam, yanlış fikir insanın içini dışını bozar. Kardeşler, haramlarla alakamızı kesin. Yani ufak bir şeydir. Siz bir kıymet edersiniz değil mi? Ufak bir şeydir. Size ufakmış gibi gelir.
Ama sizin bütün melekullerinizi değiştirir. Bütün ruhaniyetinizi değiştirir sizi. Bütün maneviyatınızı değiştirir. Ondan tövbe etmediniz müddetçe, siz o hal ile yaşarsınız. Tövbe o yüzden lazım. Temizlenecek insan devamlı. Ve siz her an ya Rabbi beni affeyle deseniz, her an temizlenirsiniz. Siz her ya Rabbi beni affeyle dedikçe, ruhunuz o nefsin karanlığından kurtulmaya başlar. Siz her zikruma çekişinizde sizin o Allah'ın cevheri olan o ruh, o nefsin bataklığından kurtulmaya başlar. O bataklıkta, o çukurun içerisinde, karanlıkta. Onun günahınla, suizanla, bühtanla, gıybetle dedikoduyla haramla onu taldırmışsın. Nereye? Gaye atlıyorsun. Ruhun gaye atlıyorsun da çırpınıyor bana. Çırpınıyor. Asıl cehennemi burada yaşıyor.
Ya o da o cehennemi, kardeşim cehennemi burada yaptın sen. Burada yaşattın senin. Ve kendi ruhunu kendi ellerine cehennemin gaye atlıyorsun attın. Oradan çıkarmak yine senin elinde gel tövbe et. Senin ruhunu kimse atmadı gaye atlıyorsun. Sen gittin aşağıdan ne yaptın kendine gaye atmadın. Kendi elinle yaptın. O yüzden tövbe. Her gün için tövbe çok önemli.
Siz böyle tövbeyi çekerken, subhanallah ve mihamdeye subhanallah yaratın ve mihamdeye estağfurullah yaratın. Bitse de ya, bunun şey efendim de nereden bulmuş bu tövbeyi? Bir de yüz tane ya. Bitmiyor ya bu ya. Biraz daha böyle bir hafif tercih olsa olmaz mıydı ya? Ah be kardeşim. Kimsini vermedik onu biz? Bunu kurtarasın diye. Biz böyle iş olsun diye dersler nedir? Allah bizi affetsin.
İnsanlar manevatlarını yükselsinler diye vermek. Bildiğiniz, bildiğiniz ekmeğinize bir dilim ekmeğinize odursanız vallahi de billahi de bir sefer la ilahe illallah deseniz kalbiyle aç giler bir lokma ekmekle doyarsınız. Bir lokma ekmek sizi doyurur. Bir yudum suya bir tevhid çekin, bir yudum su içinizde derya olsun. Derya olsun içinizde. Bir yudum su, bir damla suya tevhid çekin, içinizde derya olsun. Derya. Şifa olsun bütün hayatımıza. Şifa olur mu? Kapat kapat. İçme o zaman. O suya da öyle bakma. Sen öyle baktığın zaman sen de ekserini bozuyorsun onun. Şifasına engel oluyorsun. Bir başkasının şifasına engel oluyorsun.
Bir başkasının maneviyatına engel olma. Fikriyatını bozma. İnanmış insanların içerisinde münafıklık yapma inancını bozarak da. O yüzden aman kardeşlerim. Tövbeyi haliç bir şekilde yapın. İçiniz dışınız temizlensin. Evet. Gerçekten tövbe eden bir kimsenin maneviyatı yükselir. Ruhu yükselir. Çünkü o tövbeyle kurtulur ruh.
Gerçekten zikrullahı düzgün yapan bir kimsenin ruhu prangalardan kurtulur. Tabiri caizse miraç eder. O ruh miraç eder. Uruç eder o ruh. Şu gibi göklerde seyran eder. Gök halkı kapılarını açar. Niçin? O çünkü öyle bir zikrullah yapmıştır ki o zikrullahla bataklıdan kurtulmuştur. O zikrullahla prangalardan kurtulmuştur. O zikrullahla vücudu da onun kristalleşmiştir. Ruh gibi olmuştur.
Artık onun bedeni dahil ruh mesafesindedir. Bedeni bedeni dahil. O yüzden aman kardeşler. Allah muhafaza. Dermişliği hafife almayın. Zikrullahı hafife almayın. Tövbeyi hafife almayın. Namaz kılmayı hafife almayın. Dua etmeyi hafife almayın. Dua ile koltunur. Dua ile iksir, öyle bir maktuk vermiş ki oturun onu dağı defa versin duayla.
Duayla kaldırılmayacak taşı kaldırırsın. Duayla oturun. Evet Cenab-ı Hak oturun. Cenab-ı Hak oturun. Çam ağacında şeftali ol demiş. Birine çam ağacı ol demiş. Durursun sana şeftali. Oturursun yalvarırsın. Dua edersin. Bana şeftali lazım dersin.
Allah çam ağacında sana şeftali verir. Merak etme. Verir. Verir çam ağacı. Yaşama imanmamış. Oturursunuz. Bir şey vardır. Onu öğrendersiniz. Dua edersiniz. Yalvarırsınız. O sözün sahibinden duyarsınız. Sözün sahibinden.
Evet Deytan-ı Hazretlere gelin. Bunu ben söyledim. Bunu duyarsınız sözün. Sözün sahibinden duyurursanız. Zikredin. Tövbe edin. Bu seşi dökün. Bedava yaşamayın. Hiç anlatmayın. Ama isteyin. Yalvarın. Ama hele hele hele olmaz. Allah muhafaza eyleseyim.
Uzun muhabbetinizi, bağlılığınızı hafaza edin, koruyun. Birinize de o gözle bakın. Birinize kendi gözle bakan, yanlış gözle bakan. Bırak Mehmet'i ya. Yaramaz adam. Mehmet'i sen yaramaz hale getiriyorsun öyle. Peki güzel kardeşimiz. Allah razı olsun. Seviyoruz kendisini. Yaramazlığından selam bir fayda mı olacak? Allah muhafaza eyleseyim.
O yüzden aman dikkat edin dermişliğinize. Allah muhafaza eyleseyim. İbn-i Abid'in de şöyle geçer. Eğer ki dar-ül harp değilseniz, Cuma-i Müslümanlar bir imam tayin eder, o şekilde kılarlar. Bu döneme baktığında ve diyanet mantığına baktığında biraz kafam karışıyor bizimle paylaşır mısınız? İyi karışması daha iyi. Karışırsa insan işin doğrusunu bulmak için çaba gösterir. İlm şüphenin üzerine kurulur çünkü. Bir kimse şüphe ediyorsa ilmi bulur. Şüphe etmişsiniz, ilmi bulursunuz. İnşallah. Eğer dar-ül harpte bir Cuma'yı kıldıracak imam bulamazsa bir kimse kendileri içlerinden bir imam tayin ederler. Seçerler daha doğrusu. Tayin ederler demiyor. Bir imam seçerler içlerinden diyor.
Bir kimse Cuma'yı kılacak, kıldıracak bir imam bulamazsa Müslümanlar otururlar kendilerini bir imam seçerler. O imamın arkasında namazı kılarlar ve o imamın tayin ettiği bir kimsenin arkasında namazlarını kılarlar. Evet doğru. Namazda seyir seyir getiren haller nelerdir? Misal 3. rekata kalktı Fatihadan sonra Zammut Sûresi'ye başladı hatırladım. Hatırladığın yerleri kesmen mi gerekir, bitirmeni mi gerekir? Hatırladığın yerleri keseceğim yine de seyir seyir seyircisi gerekir. Her 4. rekatlık faz namazı etmesin. Fazla namazı etmesin. Zammut Sûresi'yi okuyunca kadıl olur. Olağın arzusu. Gerektirmiyormuş. Doğru. Olağın arzusu. Dar-ül harpte zalimler saçını kollarını açması için zorlarsan, açmazsan, işten çıkaracağız derlerse, öbürtülü olarak çalışacak yer bulamayınca kadının kolları açık çalışması, imam-ı şufa göre caizdir diye okuyun. Doğru mudur? Doğrudur.
Kur'an-ı Kerim, Tövbe mealleri, Türkçe meallerinde Allah bazı yerlerde biz gönderdik, biz yaradık diyor. Neden Allah biz yerine ben demiyor? Allah benliği sevmediği için. Bazı şeyler de Arapça lisanlarda bir kimsenin sudret ve kuvveti elinde tutup da biz demesi bir belagat örnek. Yani belagat yüksek konuşma, düzgün konuşma siddirle ve sistemidir.
Allah doğrudur biraz belagat tavrı gösteriyor. Arap edebiyatına göre. Yatsın namazının fazlında iki rekatta oturmayıp, direkt olarak kalka, kıyama kalkın, dört rekatın sonunda seviş sezisi yapıp namazı bitirdin. Yani oturuşu terk etti, olmaz. Oturuşu terk etmiş, seviş sezisi. İlk oturuşu terk etmiş. İkinci rekatta oturmayıp, direkt olarak tekrar kıyama kalkın, dördüncü rekatın sonunda seviş sezisi yapıp namazı bitirdin.
Namazı tekrar gerekir miydi? Oturuş, birinci oturuş vacif, ikinci oturuş az, birinci oturuşun vacibin terkinde seviş sezisi gerekiyor. Doğru yapmışsın. Erkek hanımına, anneme benziyorsun, nikahdan düşer. Estağfurullah. Buradaki anneme benziyorsun dedi, yemeği yapar, anneme benzedin, annemin yemeği yaptığında, örtüyü annemin bağladın der. Bu manadası bir şey olmaz. Ama cinsel manadası, nikah düşer. İnsanın ruhu yaşlanır mı? Ruh yaşlanır mı? Allah'ım hafız eylesin. Ruhu yaşlanmaz insanlar. Şaban ayı. Hemen birkaç tane hadisi okuyayım Şaban ile, meseleyi bitirelim. Hakkınızı helal edin. Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı.
Şaban benim ayımdır. Şaban günahını temizleyerdir buyuraraktan kadrini yüceltirdi. Temiziden, Ya Resulallah, Ramazan'dan başka en faziletli oruç hangi aydadır? Bu soruya Peygamber Aleyhisselatü Vesselam, Ramazan'ı tazim için, Ramazan hürmetine Şaban'da tutulan oruçtur cevabını verdi. Hazreti Aleyhisselatü Vesselam diyor ki, Ramazan'dan başka bir ayın orucunu tamamladığını görmedi. Şaban'daki kadar kendisine çok oruçlu olduğu bir ay da görmedi.
Duhari, yani Ramazan ayında Peygamber Aleyhisselatü Vesselam Hazretleri çok oruç tutarmış. Bir enteresan İbn-i Macede geçiyor. Şaban ayının tamamını oruçla geçirerek nihayet Şaban'ı Ramazan'la birleştirdi diyor. Tabi, burada küçük bir tehlike var. İmamlar bununla bir şer düşmüşler. Demişler ki, Şaban'la Ramazan'ı ayırt etmek için Ramazan'dan bir gün, iki gün önce oruç tutmamakta fayda var demişler. Yine Hz. Hüsame sormuş, Ya Resulallah, Şaban ayında tuttuğumuz kadar hiçbir ayda oruç tuttuğumuzu görmedi. Bunun üzerine Peygamber Aleyhisselatü Vesselam şöyle buyurdular. Recep ve Ramazan ayları arasında şu Şaban ayında insanlar gafildir. Bu öyle bir aydır ki, ameller, alemlerin nafini bu ayda yükseltirler. Ben oruçluyken amellerimin yükseltilmesini severim.
Yine bir rivayette Şaban'dan sonra Şaban'ın tümünü tutardı. Şaban'ın birkaç gün ardı Şaman hemen hepsini tutardı. Yine Übnü Selem'e rivayet etmiş. Demiş ki, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi Vesselam, Şaban ile Ramazan'dan başka iki ayın ardı ardından oruç tuttuğunu görmedi. Yine Hüsame nakletmiş. O Recep ile Ramazan arasında insanların gafil oldukları bir aydır.
O amellerin, alemlerin Rabbine yükseltildiği bir aydır. Onun için amellerin Rabbine ben oruçluyken yükseltilmesini isterim. Bunu okumuştum herhalde. Devamı var bunun. Şerval ayının orucunu tut. Ondan sonra haram ayların orucunu terk etti. Bunun yanı sıra ölünceye dek bir daha Şerval ayının orucunu bırakmadı. Malum Şaban ayı. Üç ayların ikincisi mi? Bu ayda inşallah kardeşlerimiz ibadetlerini ve salat-ı şeriflerini çok getirecekler.
Değil mi? Recep'te tutturdun bize tutanlar için. E tutanlar zarar etmediniz herhalde öyle değil mi? Bitti bak Recep. İşte geldi Şaban. İnşallah Şaban'da da bol bol oruç tutur. Tutabildiğiniz yere kadar. Zaten Ramazan geliyor. Aynı zamanda Ramazan'a da bir hazırlık olmuş olur. Ve böylece Ramazan'a hazır bir şekilde girersiniz. Tövbe etmiş, temizlenmiş, günahlardan, kusurlardan arınmış bir derviş olarak inşallah Rahman Ramazan'a gireceğiz. Ramazan'dan önce de bir hat mevcut olacak zaten. İnşallah Rahman öylece bayrama ulaştırdığı kullarından eylesin bizim cümlemize inşallah. Üç İhlas-ı Fatiha şerika. Seyyidat, Tahir-i Kaila, Tula, Sayın ve Cuda, Sevgili Peygamber Efendimiz, Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendilerimize bu üşeklerden evlendirsen bahasındaysa.
Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. Azam Aleyhisselam'la hep sırasına gelmiş geçmiş bütün Peygamber-i Zişan Efendilerimizin ruhdan ehl-i lisan bahasındaysa. Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. Salli Gözün, El-Fakir, Sıddık, Ömer, Faruk, Osman, Azimür el-Aleyhi ve Murtaza aracılan ruhdan evlâd-ı Rasûlullah, Azr. Câb-ı Rasûlullah, Ashab-ı Rasûlullah, İmam Hasan, İmam Hüseyin 72 şüedanın imam ve imameyni de ruhdan ehl-i lisan bahasındaysa. Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. İmamımız İmam-ı Azami, Bu Hanife, İmam Şafi, İmam Farik, İmam Ahmet bin Hameli de ruhdan ehl-i lisan bahasındaysa. Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. Dar el-Yarabbi. İlimiz bir Seyyid Abdülkadir-i Geylani, Ahmet el-Rufayi, Ahmet el-Bedevi İbrahim Dursi ki, Şehir Rasûlullah, Şah Erdî Ömeri, Şah'ın Akşi Veli, Muhammed-i Batil Azir Bektaş ve Hacı Baylan-ı Ümeri, Mevlana Celalettin-i Mumi, Muhammed Mehmet Müftadi ve bütün bir İpilân efendilerimizin de ruhlarına ehl-i lisan bahasındaysa. Dar el-Yarabbi.
Dar el-Yarabbi. İhlas bi-Fatiha-i Şerif. Bütün geçmiş şeye efendilerimizin, müşid-i kamillerin, velilerin, salihleri, yamanı, dervişler, ruhlarla, hali hazırlasına olan bütün müşid-i kamillerin, velilerin, salihleri, dervişler, ruhlarla, ebeveksan, vasıf ve isedareli arabeyim.
Rabbim. Şansımız Fahindan'ı Mustafa Rez. Halid-i Müselelen'e, ebeveksan, vasıf ve isedareli arabeyim. Rabbim. İki aliyemizden Osmanlı Aleyhisselat'ten gelmiş geçmiş aşkan, sadıkan, muhiban, la ilahe illallah, Muhammedun Resulullah, den müminat, müslim, yüslüba, Kalk ve ehli imanın da ruhdan edersen, vasıf ve isedareli arabeyim. Rabbim. Estağfirullah. El-Azim. Estağfirullah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi