mustafaozbag.org

618. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Temmuz 2019 · 56:12

Allah gecenizi hayırlı eylesin inşâAllah. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşâAllah. Başkasının wifi'sini kırarsak ne olur? Geceniz hayır olsun. Çok hayır olmaz. Bir başkasının husisi malına, husisi dairesine müdahale etmek doğru değil. Annem diyor ki, namaz kıl, ben de kılmıyorum. Annem üzülüyor. Ne yapmalıyım? Kıl. Anneni üzme.
Bosna gezisiyle alakalı yorum yapmadınız. Yapmadığınız, rahatsızlık belirtmediğiniz şeylerle ilgili konuşuluyor. Böyle bir şey var mı? Bayanların da Bosna'ya gelmeleri gibi. Şimdi bazı kimseler vardır. O kimselerin kendince rahatsızlığını belirtme, dolaylı mesaj verme gibi şeyleri olabilir. Benim öyle şeyim yoktur. Ben bir şeyden rahatsızsam rahatsızlığımı, rahatsız olduğum kişiye beyan ederim.
Veyahut da bir rahatsızlığım varsa işte o meseledeki vazifeli kimse vazifeliği derim. Bu konuda rahatsızlığım, bunu böyle yapın. Bu konuda ben eğer bir rahatsızlığımla alakalı bir yorumda bulunmuyorsam, o zaman normalde bunu kendi kendisine yorumlayan kimseler hata yaparlar. Bir de benim üzerimden hata yaparlar. Çünkü şöyle bir şey olur bu tip meselelerden. Örneğin ben birisine bir şey söyleteceksem veya bir şey diyeceksem, ben kendim söyletir kendim derim mesela Cafer bunu böyle yapın veya Halit Hoca bunu böyle yapın veya
Hüseyin arkadaşları bunu böyle ilan edin örneğin. Bir işin vazifelisi vardır. Vazifelisine söylerim. Bunda bir sıkıntı yok. Veyahut da bir problem varsa orada yerde, problemi ben kendim çözmeye çalışırım. Çözdürürüm. Ama ben dolaylı mesaj vermem çok. Bunun çünkü dedikodusu bunun böyle herkes kendi algısınca, kendi anlayışınca bunun yorumlaması çok oldu mu ortalığa fitne olur. Bu doğru değil. Mesela Bosna gezisiyle alakalı herhangi bir rahatsızlığım yok. Hiç olmadı da. Bayanların da Bosna'ya gelmeleri gibi. Benim bütün derse gittiğim yerler ilan ediyorsam, herkes davetlidir diyorsam, herkes gelebilir. Bundan ne rahatsızlık duyacağım ki, rahatsızlık duymuş olsam, kendi kendime gider gelirim ki öyle yaptığım yerler var.
Veyahut özel bir şeyse derim. Arkadaşlar bu konuda kendi kendilerine yorum yapanlar, doğru davranmıyorlar. Hele Bosna'yla alakalı ise, bütün Bosna'ya gidenler zan altında kalıyorlar şimdi. Yani bu normalde bütün Bosna'ya giden kardeşler şimdi zan altında. Benim rahatsızlık beyanı etmediğim bir konuda rahatsız dedilerse, bunu kim dediyse bu sözleri geri toparlaması da zor şimdi.
Bayanların veya erkeklerin herkes dilediği yere gider. Eğer bakın bir kimse, bir üstad, bir zakir, bir nakip, bir nügabba gittiği yeri ilan ettiyse, filanca yerde ders ver arkadaşlar, herkes davetlidir dediyse, onu bir başkasının ona şerh düşmesi doğru değil. Örnekliyorum, ben pazar günü filanca yerdeyim, yer gök ehli davetlidir. Kim onu engelleyecek? Şu gün şuradayım, filanca yerdeyim, şurada ders var. Kim engelleyecek onu? Arkadaşlar herkesin hürriyet özgürlüğü var. Kimsenin kimseye yasaklama hakkı yok. Kaldı ki, bir üstad şurada ben filanca yerdeyim, burada ders var diyorsa, bir başkasının onun yasaklaması zaten zulüm.
Kim yasaklayacak ki onu? Ben gelinmesini istemiyorsam o zaman derim, arkadaşlar gelmesinler buraya. O yüzden Bosna'ya bu senede gelen oldu, bu önceki senede gelen oldu, ondan önceki senede gelen oldu, ondan önceki senede gelen oldu. Kim gelmek istiyorsa gelir. Biz yalnız şunu şerh düşüyoruz. Arkadaşlar bize güvenip de bir program yapmayın.
Ben neredeyim? X yerdeyim. Bana güvenip de program yapma. Geleceksen gel. Ben normalde salı gün Çanakkale'deydim. Ben ilan ettim mi? Ettim. Kimi yasaklayacağız? Kim istiyorsa binsin otobüse, binsin arabasına gelsin. Gelen oldu da kapıdan geri mi döndü? Siz giremezsiniz mi? Dendi. Bu da onun gibi bir şey. Bosna'dayım. Kim geliyorsa gelsin. Kendine güvensin gelsin.
Bu konuda kimsenin söyleyecek bir sözü olmaz. Kaldı ki tekrar söylüyorum. Birisinden rahatsızsam yüzüne söylerim. Bir meseleden rahatsızsam yüzlerine söylerim. İlan ettiririm. Hiç kimse benim hakkımda böyle yorum yapmasın, yapmaya hakkı yok. Hele Bosna ile alakalı böyle bir şey söyleyen kardeşler, bütün kim söylediyse, bir kişi, iki kişi, üç kişi, kim dediyse hepsini de zan altında bulunduruyor şimdi.
Bu daha büyük günah kebayır. Ben çok hiçbir konudan rahatsız olmadan bir seyahat yaptık. Gayet güzel oldu. Bu konuda Cenab-ı Hak tesirini halk etsin inşallah. Amin. Biz gezmeye gitmiyoruz. Bu arada arkadaşlar orada gerçekten gayret gösterdiler, mücadele ettiler. Uykusuzluk, yorgunluk kolay değil. Herkes böyle işte ya rahat işte ne bileyim gezmek gibi düşünebilir. Öyle değil. Yani sonuçta uzun kilometreler var. Otobüse gidiliyor. Ve işte gidiyorsun daha dinlenmeden program yeri, program talimi. Ardından program işte herkes ancak gece saat 12'de 1'de yatabiliyor. Veyahut da yatıyorsa tekrar yol gidilecekse bir daha yol gidiliyor gibi böyle kolay olmayan bir program, bir süreç.
Bu kardeşler böyle bir yol gittiler. Hepsi de emeklerini dedikodu ederekten zayi etmesinler. Bu emeklerini ortadan kaldırmasınlar. Çünkü hepsinden helallık alması lazım şimdi bunu kim söylediyse. Bir kaç kişiydi Hacı Cafer? 40 kişi. Özer nerede? Özer kaç kişiydiniz siz? 45 kişi. Yani bunu kim söylediyse şimdi bu 45 kişiden helallık kalacak 45'i de zan altında kaldı. Bu doğru bir şey değil. Allah muhafaza eylesin. Amin. Bizim böyle yumuşak durmamız, toleranslı durmamız, böyle işte hadi kalbini kırmayalım, hadi incitmeyelim, hadi bir şey demeyelim, hadi bir şey söylemeyelim.
Arkadaşlar yanlış anlaşılıyor. Kadınlara da erkeklere de bu sözüm. Bu yanlış anlaşılmasın. Benim toleranslı davranmam, benim böyle işte kendi kendimi frenlemem yanlış anlaşılmasın. Şataat yapmak istemiyorum, habersiz değilim bazı şeylerden. Sonra kapıya sallandırdığımda beni neden sallandırdınız diye hiç kimse bir şey demesin. Demeyin. Arkadaşlar benim akşam yemeğim dergahdaki dervişlerden gelmiyor. Ben derviş kardeşlere şehenlillah deyip harçlığımı, geçimimi dervişlerden sağlayan bir kimse değilim. O yüzden fütursuzum.
Ben dergahın adabını, erkanını her şeyden önde tutarım. Benim söylemediğim bir sözü söylüyormuş gibi davranmak veyahut da ne bileyim rahatsız olmadığım bir şeyde rahatsızmışım gibi davranmak, bunu böyle söz söylemek, önce bana zulmetmek. Önce o kardeşler benimle helallaşacaklar. Ya da bu işi ben Cafer'e vereyim şimdi, o arkadaşlar Cafer'e bunu ilan, beyan etsinler kimse ve onlar beyan ederekten helallı kalsınlar.
Bu doğru bir davranış değil. Ve o kardeşler de isimlerini böyle yazdırsınlar, bunu biz yorumladık diye. Yoksa Bosna gezisindeki bütün arkadaşlar zan altında kalır, hepsini de değiştiririm bir dahaki seneye. İçinde hatası, kusuru, suçsuz olanların da başını yakarlar. Disiplin en önemli şeydir. Demek ki biz orada bir tane tavuk kessek, bütün her tarafı duyuracaklar tavuk kestiler diye. Dervişlik disiplindir. Bir yola gitmişsin, zor dahi diyemezsin. Ondan şikayet dahi edemezsin.
Allah için yola çıkmışsın. Yoldaki sıkıntıyı dile getirmek nankörlüktür. Yolda problemi dile getirmek, şöyle problem yaşadık, şöyle sıkıntı yaşadık, böyle darlık yaşadık. Bu yola nankörlüktür. Bu doğru bir şey değildir. Hele bir kimse kendimi bir yerde gördüğümden dolayı değil, üstadınla, üstadıyla yolculuk yapıyorsa, o yolculuğun olumsuz yönleri olmasa dahi yok çünkü. Olumsuz bir şey varmış diye aktarması büyük hadsizliktir. Büyük edepsizliktir.
Kime ne ki benim bir şeyden rahatsızlık duyup duymadığımı? Benim kalbimi mi açmış, yarmış da görmüş? Ben bir şeyden rahatsızlığımı dile getiremeyecek kadar mahçurlu, kısıtlı bir kimse miyim? Parmağına hemen çocuk muyum ki ben bir şeyden rahatsız olacağımı da söylemeyeceğim? Ayıp. Büyük ayıp hem. Bir kimse kendini düşünmezse kardeşlerini düşünür. Orada abiler var, büyükler var. Birisinin kulağına giderse diye düşünür. Yolculuk önemli bir şeydir. Nasıl bir dervişlik olacak ki bu? Kim böyle yorum yaptıysa, Cafer'e adını, soyadını yazdırsın.
Helalık alsın. Kim yaptıysa, yanlış, doğru değil. Allah muhafaza eylesin. Tekrar söylüyorum, bu ara çünkü böyle bu bayadan beri, 2-3 aydan beri bu fazlalaştı. Kardeşler, arkadaşlar biz kardeşiz, biz arkadaşız, biz dostuz, biz yol kardeşiyiz.
Ama tavırlarımıza, sözlerimize, hal ve hareketlerimize dikkat edelim. Hem müridin müride karşı olan hedef ve adabı, müridin zakire karşı olan hedef ve adabı, müridin şeyhe karşı hedef ve adabı, zakirin mürşide karşı hedef ve adabı, herkes edebine, adabına, boyuna, posuna, ölçüsüne dikkat etsin biraz. Kadınlar da, erkekler de.
Bunun altını tekrar çiziyorum. Herkes boyuna, posuna, adabına, erkanına, tavrına, tarzına, söyleyiş biçimine dikkat etsin. Biraz edep, biraz disiplin, biraz ciddiyet lazım. Yol dervişlikse edep yolu. Yol dervişlikse adap yolu. Yol dervişlikse haddini, hududunu bilme yolu. Yol dervişlikse, ya kardeş ya biraz dikkatli ol ya. Zaman zaman şeyhimizde olan diyalogları söylüyorum, ders olsun diye ama, yani insanlar dikkat edecekler biraz. Kendisi için. Beni bir kardeş saymış, saymamış.
Benim ne sayarsa makamımı yüceltir, saymazsa ne de makamımı aşağı indirir. Bir derviş bir zakir kardeşe saygısız davranırsa, zakir kardeşin makamı düşmez yere. Kendine yapar herkes. Cafer'i saysan olacak, saymasan olacak. Cafer'i sayan saymış. Adnan'ı saysan olacak, saymasan olacak. Sayan saymış. Hüseyin'i saysan olacak, saymasan olacak. Sayan saymış. Halit'i saysan olacak, saymasan olacak. Sayan saymış. Erkan'ı, İsmail'i sayan saymış. Saymasan olacak. Çetin Kaya'ya sarsan, saysan olacak, saymasan olacak. Sayan saymış kardeşim. Herkes kendine.
O yüzden biz böyle kardeşlerin katı disiplinlerin altında, katı adaf ve erkanın altında ezilmesini istemeyiz. Yumuşak davranırız, hoşgörülü davranırız, toleranslı davranırız, görmüyormuş gibi zannederiz, davranırız. Yani normalde görmüyormuş gibi davranıyorum. Davranışımızın sebebi o kardeş utanmasın, o kardeş çekinmesin. Yani dervişliğine zarar gelmesin diye. Bilmiyormuş gibi davranıyoruz. Kardeşlerin dervişliğine zarar gelmesin diye. Yoksa başka bir derdimiz yok. Oturup da bütün derviş kardeşler nerede ne yapıyorlar, nerede ne halt işliyorlar. Bunları rabıta edecek noktada da değiliz. Allah bizi affetsin. Biz dönmüşüz yüzümüzü o tarafa.
Biz hiçbir şey yapmasak dahi Allah intikamını alır, daha feci olur. Allah rahmet eylesin. Şeyh Efendi derdi ki şu sana laf söyleyenlere, laf söyle Mustafa Efendi. Efendim nasıl laf söyleyeyim? Oğlum sen de söyle onlara. Allah'ım ne dediğim içimden. Ya nasıl söyleyeyim? Neden diyor böyle? Dur sustum. Oğlum sen laf söylemeyince dedi. Sudan çıkmış balıya dönüyor, maneviyat tokadı basıyor dedi. Temeli perişan oluyorlar dedi. Bunlara laf söyle dedi. Allah Allah dedim ya. E söyleyemedik. Bir kısmını söyledik, bir kısmını söyleyemedik. Arkadaşlar bunu hem erkeklere söylüyorum, hem de bayanlara yapmayın.
Yapmayın. Şataat gibi olacak. Dağın başına gider ağaçlarla, kurtlarla, kuşlarla zikir yapan kimseyim. Gider yaparım. Yapmayın. Günler günleri geçer. Kıymet bilmezsiniz. Çöker gider her şey. Yapmayın. Bir küçücük edepsizlik, adapsızlık siz küçük görürsünüz. Manevi tokadı yersiniz. Yapmayın. Hem hadisi kudsi anlatacaksınız, Allah intikam alır diyeceksiniz, hem de siz dikkat etmeyeceksiniz. Yapmayın.
Ya o hadisi kudsiye iman etmiyorsunuz ya da üstadınızı öyle görmüyorsunuz. Yapmayın. Eğer o hadisi kudsiye iman ettiysen üstadını öyle görmüyorsun o zaman. Al dersini git. Senin için daha hayırlı. Manevi tokat yemektense dersini alıp gitmek daha hayırlıdır. Manevi tokat yemektense zakirliğini, çavuşluğunu bırakman daha hayırlıdır. Manevi tokat yemektense bir vazifeyi bırakmak daha hayırlıdır. Bunun bilincinde olmayan kimseler kendilerince bunun farkına varmazlar. Yapmayın. Dervişlik ince sanat. İnce sanat. O ince sanatı işlemeye gayret edin. Allah bizi affetsin inşallah.
İşim nedeniyle haftalık mahalle derslerinden geri kalıyorum. İşim gece ve yerime bakacak kimsem yok. Dersler konusunda nasıl bir yol izleyebilirim. Yaptıklarını yapabileceklerinizden sorumlusunuz. Dersleri takip edebildiğiniz kadar edin. İşinden dolayı takip edemiyorum. Ona söyleyecek bir söz olmaz. Mehtala Resulü'nün Horasan'dan. Türklerden çıkacağına dair hadis-i şerif var. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu hadis sahih midir? Alametlerinden fiziki tanınabilirler mi? Yoksa iman nuru ile mi? Ben böyle bu hadisler sahih midir sözüne çok böyle itibar etmiyorum. Arkadaşlar bir hadis okuduysanız, hadisin ravisi hani kim almış?
Buhari mi, Müslümi mi, Tirmizi mi, İbni Mace mi, Ebu Davut mu? Nerede geçmiş hadis-i şerif? Bir bak. Hadis-i şerifin al geçtiği eseri, ben buraya gelen soruları okuyorum çünkü. O hadis-i şerifin geçtiği eseri al, getir burada o hadis-i şerif soracaksan eseriyle beraber sor. Burada dinleyenlerin, hem de internetten dinleyenlerin kafasında soru işareti belirmesin. Bu hadis-i şerif Tirmizi'de mi, İbni Mace'de mi, Ebu Davut'ta mı, İmam Hanbel'de mi, İmam Malik'te mi, Ebu Nunaim'de mi geçiyor, nerede geçiyor bu hadis? Bir tane hadis al, bu hadis sahih mi? Bu ilim değil, bu soru değil. Bunu nerede okudun? Takvimin arkasında mı okudun? Nerede okudun? Bunu al. Buhari'de böyle bir hadis geçiyor, Tirmizi'de böyle bir hadis geçiyor de.
Bu hadis sahih mi dedin de, sen de kafirlerin, gavurların oyununa düştün. Onların ağzıyla soruyorsun. Onlar da bu hadisler sahih değil. Bu hadis sahih mi şimdi? Bir hadis kitap okudun mu? Hayır. Bu hadis nerede geçiyor biliyor musun? Hayır. Milletin kafasında şüphe oluşturdun şimdi. Bu ilim değil. Bir kimse bir hadis naklederken, altına naklettiği yeri yazacak. Ben sosyal medyada hadis paylaşıyorum. Altına, metnin altına nerede geçtiğine, Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davut, İmam Mace, İbni Hanbel veyahut da onu kim söylemiş o söz? Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali, filanca sahabe. İsmini özellikle yazıyorum.
Sebep? Okuyan kimsenin kafasında soru işareti kalmasın. Kendince bu hadis miydi, değil miydi? İşte sahabe sözü müydü? Bir şey, şüphe kalmasın. Evet bu Tirmizi'de geçiyormuş. Otur Tirmizi'den o hadisi bul. Bu evet İmam Hanbel'de geçiyormuş. Otur İmam Hanbel'den o hadisi bul. Ben o paylaşacak olduğum hadisleri bazen kendi kendime, diyorum acaba bu gerçekten var mı böyle bir şey, benim gözümden mi kaçmış? Ben bir hadis paylaşacağım zaman, açıyorum normalde nereden? Tirmizi'den, Tirmizi'ye açıp o hadisi buluyorum orada. Bazen bir kelimenin söylenişini dahi anlamını değiştiriyor çünkü. Siz internetten kes, kopyala, yapıştır, hadis paylaşıyorlar. Doğru değil. Bakın doğru değil. O hadisi şerifi metniyle karşılaştırıp ondan sonra paylaşacaksın.
sebep, orada bir kelimeyi takdim tehir etse, mana değişiyor. Bir kelimenin takısını değiştirse, mana değişiyor. Veyahut da ayeti kerimelerin meallerini paylaşıyorlar. Kimin meali? Bir sürü kimsenin meali var. Herkes kendi dini algısına göre meal üretmiş.
Örneğin ben elmalının mealini devamlı gözde tutarım. Bir sürü mealciler çıktı şimdi. Ben ayeti kerimeleri paylaşırken, örneğin ben taberi tefsirinin mealini kullanırım. Ama bu konuda hassasım. Hadisler konusunda hassasım.
Buraya bir metin yazıp, bu hadis-i şerifi var mı diye sorarsan bana, böyle hadis-i şerifi var mı diye, e benim tüylerimi diken diken edersin ya, yapma. Yani böyle bir hadis var mı? 33 bin tane hadisin içerisinden biz onu mu bulacağız şimdi burada? Buharda geçen 9 bin kusur hadis. E tamam, kötü bir siddede 6 bin, 7 bin hadis var. 7 bin kusur hadis var. Ama 33 bin hadis var toplam. 34 bin, bazıları 35 bin hadis diyor. Hadisler konusunda tetiz olun inşallah. Çevremden sürekli namazı hızlı kılıyorum diye uyarı alıyorum.
Bir arkadaşım en büyük hırsız namazından çalandır hadisini söyledi. Bu konuyla ilgili bana nasıl, bana nasihat eder misiniz? O arkadaş densizlik etmiş. Allah bizi affetsin. Namazda hırsızlık, namazın vacibini terk etmektir. Farzı terk ederse zaten o kimsenin namazı fasit olur. Tadil-i erkan lazım ama bir kimse hızlı kılıyordur. Çabuk konuşan insanlar var. Ben bazen zaman zaman ben de imamlara yetişemiyorum. Ne çabuk okudular diyorum içimden. Ama onun namazının eksik olduğunu göstermez. Allah bizi affetsin. Huysuz, sıkıntılı bir babaya Allah rızası için baba hakkı deyip hürmet eden bir evladın evlatlık hakkı yok mudur? Hep susması mı gerekir?
Ne yapayım? Ben de huysuz, sıkıntılı bir babayım. Ne yapacak çocuklar şimdi benim karşımda? Susmayacaklar mı? Az önce estim, gürledim huysuzluk, sıkıntılık yaptım size. Şimdi ne yapacaksınız? Huysuz ve sıkıntılı olan Kur'an ve sünnetin dışında davranıyorsa ve Kur'an ve sünnetin dışında bir şey istiyorsa eyvallah. Ama bir türlü biraz huysuz, biraz sıkıntılı baba iyi babadır. Yok. Sabredin, cennet kazanın. Ne olacak böyle ıhlamur gibi, muhalle gibi baba? Onu baba yerine koymazsınız zaten o zaman. Bizim toplumumuz biraz böyle muhallebi gibi olmaktan hoşlanmıyor. Bizim arkadaşlar yani biraz böyle sert yapacaksın arkadaşlara.
Allah bizi affetsin. Hayvanların ruhları var mıdır, var ise nasıldır açıklayabilir misiniz? Ey Habibim sana ruhtan sorarlar, sen onlara de ki bu konuyla alakalı size çok az bilgi verilmiştir. Ahiret gününde hayvanların da biz insanlar gibi sorumlu olduğu şeyler var mıdır? Onların birbirlerinin arasında bir adaletsizlik, bir hukuksuzluk olduysa hadis-i şerif var ya, boynuzsuz olan, boynuzlu olandan hakkını alacak diye.
Aldıktan sonra onların hepsi de yok olacaklar. Evde hangi hayvanların bakılması caizdir? İnek, koyun, yük taşıyorsanız, katır, eşek, tarlada, takılada çalışıyorsanız, evde deyince evin içi hükmünde oluyor. Evin içi hükmünde siz hayvanlarla beraber yaşayabilecekseniz yaşayabilirsiniz. Ev deyince evin içi anlaşılıyor, öyle değil mi? Hayvanlar da yaşamak istiyorsanız evinizin içinde söyleyecek bir laf yok. Kim var evinin içerisinde hayvanlarla yaşayabilirim diyen? Bakın, köpek beslemeye müsaade etmişler çobanlara. Köpek beslemeye müsaade etmişler.
Yani normalde güvenlik amacıyla alakalı, koyunları gidiyorsa, çobanın varsa, inekleri varsa, işte orada bir deposu varsa, bir bahçesi varsa, oraya domuzlar falan giriyorsa, ayılar giriyorsa, hani ayıları kaçıran köpekler ayrıdır, domuzları kaçıran köpekler ayrıdır. O bölgede ne var? Fazla domuz var. Mesela her köpek domuzu sarmaz. Domuza saran köpek ayrıdır. Her köpek kolay kolay ayıya sarmaz. Ayıya saran köpek ayrıdır. Her köpek kurda sarmaz. Kurda saran köpek ayrıdır. Cins köpeklerdir bunlar. Mesela her köpek, örneğin kurdu görse kaçacak yer alır bazı köpek. Ama mesela asıl Sivas kangalı kurttan korkmaz. Sivas kangalı kurdu kaçırır.
Sivas kangalı ayıyı kaçırır. Ayıya sarar Sivas kangalı. Ayıya sardı mı domuza haydaydı sarar mesela. O yüzden Sivas kangalı normalde ama batıda Sivas kangalı tutmuyor. Sebep sıcak. Sicağa gelmiyor Sivas kangalı. Batının köpeği ayrıdır. Ama batıda da normalde çobanlar için ne bileyim işte domuzdur, ayıdır çok şey yapmazlar, sarmaz hayvanları. Neden? Batıda yiyecek içecek bulur ayısı da domuzu da. Ama doğuda bulamaz. Doğuda bulamayınca sarar. Cenab-ı Hak dengelemiş. Doğuda bulamayınca saracak. Sarınca da orada Sivas kangalı onu püskürtecek. Normalde ayı rahat edemez çünkü Sivas kangalıyla. Veyahut da domuz rahat edemez Sivas kangalıyla. Onu boğamasa da büyükse onu rahatsız eder, onu kaçırır.
Onu orada tutmaz. Ha evde hayvan bakacaksanız ne bakacaksınız? Evinizde fare varsa alın kedi tutsun. Olur mu olur? Adamın bahçeli bir evi vardır. Eski bir evdir. Bizim evde öyleydi. Olimpiyatlar oluyordu. Tavanda bizim. Işıklar söndü. Sessiz olunca bizim tavanda, çatıda olimpiyatlar başlıyordu. Ses kesildi mi bir bakmışım güldür güldür güldür güldür. Bir tarafa ben dört çarpı dört başladı diyordum ben. Olanca toz da aşağı iniyor tabii. Bir ara baktık gördük olmayacak. Yokluk da var. Nylon çaktık. Tavana. Dedik toz bari inmesin aşağı. Bizde olimpiyatlar vardı. Her gece. Bazılarını kediler ürküp kaçıyordu.
Onlar nasıl oluyorsa diskarefiye mi oluyorlar? Dışarı çıktıklarında sokağa filan. Biz tanıyoruz. Onlar böyle lap lap koşuyorlar çünkü. Külolu. Onları kediler de onu tutamıyordu. Böyle bir şey varsa kedi de besleyin. Bunda bir sıkıntı yok. Allah tüm ameliyat olacak olanlara şifa versin inşallah. Mehdi âlâ Resûl yaşıyor diyorlar.
Gizleniyor ama neden bulunamıyor? Efendim bizim gözümüzde toz mu var? Gözlerden uzak bir yaşam mı sürüyor? Demek ki tozluyuz biz. Göremiyoruz. Bunu çok bize söylediklerinden dolayı biz artık bunları doğrudur. Yaşıyordur. Yani ben dinle tanıştığımda yıl 86'ydı. O zaman için işte yaşıyor diyorlardı. 96 oldu, hâlâ da yaşıyor. 2006 oldu, hâlâ da yaşıyor. 2016 oldu, yaşıyor. Yani yaklaşık 30 yıl geçti. Herhalde o ara 30 yaşında filan diyorlardı. Şimdi 60 yaşında olması lazım. Hâlâ da duruyor. Demek ki öyle görüyorlar, öyle gösteriliyor. Ben bunların gördükleri yalan demiyorum. Doğrudur, öyle gösterilmiştir. Dergâhta namazı hızlı kılıp kıldırıyorlar.
Bu normal mi? Namazı nasıl kılmamız daha hayırlıdır? Neye göre hızlı, neye göre yavaş? Bir kimse Fatiha'yı okuyorsa, dili çabuk soğunun, ne yapacağız şimdi ona? Sen hızlı mı kıldırıyorsun diyeceğiz. Dergâhta kılınan namazı neye değişilir ya? Derviş kardeşlerinle kıldığı namaz neye değişilir ya?
Mesnevi'de geçer bu hikaye. Mesnevi'de bir hikaye var. Mesnevi'deki hikaye şu. Hani bir sahabeden birisi, Bilal-i Habeşi'nin Hayyâle Selah demesini doğru çıkarmıyor diye dedikodusunu yapmış. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri de Bilal-i Habeşi'nin ezanını beğenen kimse. Hz. Pir bunu böyle söyleyerekten der ki, senin beğenmedin ya der.
Onu sevgililer sevgilisi beğenmiş. Onun eksiğini o düzeltir. Arkadaşlar, birbirlerinizle kusur aramayın. Burada namaz kılıyorsunuz. Bir kardeş geçmiş, namazı kıldırmış. Sen madem onların hızlı kıldığı, hızlı kıldığını veya hızlı kıldırdığını düşünüyorsan, ayrı bir yerde sen kıl Tadil-i Erkan ile çok takva sahibiysen. Öyle ya. Bizim kardeşler bu kadar. Geç sen Tadil-i Erkan ile kıldır. Şu hadisi de unutmayın. Arkanızdaki yaşlıları, emziklileri, çocukları olanları, abdest tutamayanları unutmayın. İmam olacak olan kimse, kısa surelerle, makul dairede, mesela imam olacak olan kimse, üç sefer subuhane rabbiyele ala der, beş diyemez.
Neden? Arkasındaki cemaati düşünmek zorunda. Sen git evinde, ister yedi de, ister dokuz de, ister on bir sefer de. Ama cemaatte namaz kıldırıyorsa, bir kimse, üç sefer söyleyecek bunu. Zamm-ı surelerin en kısasını seçecek. İmamın birisi öyle dedi, ben bir sayfa okurum, isteyen gelsin, kılsın, isteyen kılmasın dedi. Dedim ki, bunu demeye hakkın yok. Sen dedim, hatalı davrandın şimdi. İsteyen gelsin, kılsın, istemeyen kılmasın diyemezsin. Sen imamsın, en kısa sureyi okuyacaksın. Sebep, arkandaki insanların, şeker hastasıdır, kalp hastasıdır. Çocuğu vardır, yaşlıdır. Dizleri ağrıyordur, beli ağrıyordur.
Yapamazsın. O yüzden burada da namaz kıldıran kardeşler, mümkün olduğu müddetçe, mümkün olduğu dairede, kısa surelerle kıldıracak. Sen git evinde, 8 rekat, 12 rekat, 20 rekat namaz kıl. Tadili Erkan ile kıl. Burada namaz kılan kardeşlerde eksiklik arama. Allah bizi affetsin. Selam verdiğimizde, yüzünü ekşiten zorla selam alan bir kişiye nasıl davranmak gerekir? Selam vermeye devam et. Evimizde Fiyizilal Kur'an tefsiri var. Bunu okumayı tavsiye eder misiniz? Seyyid Kutup kimdir? Ehli sünnet birisi midir? Normalde Fiyizilal bende vardı bir ara. Ben hiç onu incelemedim. O yüzden onu hediye mi ettim, bir yere mi verdim bilmiyorum.
Seyyid Kutup ehli sünnet midir? Araştırmadığım, bilmediğim bir kimse için ehli sünnettir, değildir. Onun tefsiri okunabilir, okunmayabilir. Görüşünü belirtmem mümkün değil. Bu boş bir söz olur çünkü. Ama bildiğim kadarıyla Seyyid Kutup edebiyatçı olması lazım. Bilineniniz var mı bu konuda? Ben öyle biliyorum. Ama bir şey var, ne o tefsir kitabının olduğunu biliyorum. Eski refah partili kardeşler kızıyorlar böyle deyince. Seyyid Kutup'u Hasan el-Benna'yı ondan sonra Ramazan el-Buti'yi Türkiye'ye getiren bu konuda onun eserlerini Türkçeleştirip ondan sonra doğru mu değil mi ne kadar Anadolu'daki din anlayışına uygundur değildir.
Bunun incelemesini, araştırmasını yapmadan Türkiye'ye bu çevirileri getirdiler. Sattılar, dağıttılar. Böyle diyeceğim şimdi gene kızacaklar bana ama mesela el-Kaide sonradan el-Kaide'den sonra devşirildi dayış ondan bir daha bir sürü şeyler devşiriliyor. Bunların hepsinin temelinde ihvan-ı müslümin vardır. Temel olarak. Mesela refah partisinden önceki milli selamet ondan önce milli nizam partisi bunun temel öğretisinde bu normalde müslüman kardeşler ihvan-ı müslümin işte şeyde Mısır'da ihvan-ı müslümindir adı Suriye'de ayrıdır Irak'ta ayrıdır Ürdün'de ayrıdır bunların isimleri bunlar yatar temelinde.
Mesela milli nizam partisinin ilk kuruluşu Necmettin Erbakan hocanından hemen bir çıt önce şeyin görüşüdür Nakşibendi şeyhi Mehmet Zahid Kodku hazretlerine aittir Mehmet Zahid Kodku hazretleri ilk başlangıçta 5-6 tane talebesine bu talebelerden birisi de Necmettin Erbakan hocadır 5-6 tane talebesine böyle bir partinin kurulmasını söyler ama parti başkanı olarak Necmettin Erbakan'ı düşünmez ama Necmettin Erbakan hoca partiyi kurar ve kendisini de başkan ilan eder bu sefer de
Mehmet Zahid Kodku hazretleri Necmettin Erbakan'a parti başkanından istifa etmesini söyler ama o istifa etmez Mehmet Zahid Kodku hazretleri şeyhiyle ters düşer ve Mehmet Zahid Kodku hazretleriyle o zaman için Necmettin Erbakan hocanın yollara ayrılır ve Necmettin Erbakan hoca dışarıda ehli tasavvufa karşı değilmiş gibi dururken kendi iç dünyasında ehli tasavvufa karşı bir hareket oluşturur karşı derken yani onların bir partilinin veya bir partide yöneticilik yapan bir kimsenin bir şeyhe intisaplı olmasını istemez ve Mehmet Zahid Kodku
hazretlerinin sağlığında Milli Nizam Partisi'yle yollar ayrılır hala da ayrıdır onların yolları Mehmet Zahid Kodku efendi hazretleri vefat ettikten sonra damadı profesör Esat Coşan efendi efendi geçer Esat Coşan efendi de zaten o görüşmelerin merkezindedir Esat Coşan efendi de normalde Refah Partisi'yle olan yol ayrılığını devam ettirir şimdi Mehmet Esat Coşan efendi de vefat etti onun yerine oğlu geçti hala da yine Refah Partisi'yle onların yolları ayrıdır ve Mısır'daki İhvan-ı Müslümin Hareketi veya Müslüman Kardeşler Hareketi
bu Irak'ta Suriye'de Mısır'da Ürdün'de Fas'ta Tunus'ta Cezayir'de yapılanmıştır bu yapılanma kendi görelerindeki Ehli Sufi'yle çatışmalıdır hepsi de Ehli Sufi'yi reddederler onları ağır kelimelerle eleştirirler bu hareket şeydir ne o kendine münhasır Mısır'da oluşturulmuş bir harekettir incelense çok laf söylenir ama hani bir Ehli Sufi'ye böyle işte kardeşleri eleştiriyormuş gibi anlaşılıyor tarihi notlar var aslında bu tarihi notları görmezden geliyor Ümmet-i Muhammed tarihi notları görmezden gelince hata yapıyor
yani normalde perdenin gerisini görmekte sıkıntı yaşıyoruz yani İslam dünyasında örneğin ihvan-i Müslüminin kurulmasına sebep kim niçin böyle bir şey kuruldu ve önceden oradaki sistemi değiştirmek için oradaki sistemi mevcut sistemi değiştirmek için ortak hareket edilirken mevcut sistemi değiştirdikten sonra ne hale geldiler hareket içerisinde yıllar içerisinde bunların iyi analiz edilmesi lazım veyahut da işte milli nizam partisi milli nizam partisi kapatıldıktan sonra tekrar milli selamet partisi olarak açılırken
nasıl açıldı kim getirdi onu 12 eylülden sonra necmettin erbakan hoca isviçre derken kim özel uçağıyla onu aldı getirtti özel uçağıyla o buraya getirttirildiğinde onun siyasi yasaklılığını kim kaldırttırdı siyasi yasaklılığını kaldırttıktan sonra bir sürü kendi ekibinden siyasi yasaklılar vardı o mahkemeler nasıl düşürüldü ne adına böyle bir şey yapıldı kim adına yapıldı ondan sonra yapıldıktan sonra onunla CHP'yi kim ortak iktidar yaptı koaliyosunu kim zorladı sabahtan akşama kadar kahrolsun CHP diyen ve CHP uygulamalarına
laf söyleyen o zaman için MSP nasıl gitti Bülent Ecevit'le ortaklık kurdu bunların oturup analiz edilip tartışılması lazım ondan sonra nasıl 28 Şubatçılarla beraber oldular nasıl gitti imzayı attı altına bunlar normalde söylediğimizde ha bu adam ülkücü o yüzden böyle söylüyorlar diyor ben onlara da söylüyorum benim bu noktada benim pervarsızlığım meydanda ben de diyorum ki madem bu arkadaşlar milliydi maneviyatçıydı millet cezaevinde aç susuz dururken Alparslan Türkeş'in İsviçre bankalarındaki bu para neydi onu da söylüyorum
nereden kazandı bu parayı hangi ticareti yaptı neyi sattı da milyon dolarlar İsviçre bankalarında çıktı öldükten sonra da çocuklar birbirine düştü birbirleriyle dövüş kavga ettiler o paradan dolayı dövüş kavga olmasaydı o para da çıkmayacaktı meydana benim bu noktada pervarsızım sıkıntım yok benim ama bunların geldilerini gittilerini yol yürünürken yol yürünürken yapılanları edilenleri görmezsek onun üzerinde sağlam bir analiz sahibi olamayız yani öyle değil mi sabahtan akşama kadar sen CHP aleyhine propaganda yap
ondan sonra git onunla ortak hükümet kur Allah Allah kim seni hükümet kurdurdu ki neden kurdurdu seni İsviçre'den getirenler kurdurdu o hükümeti insanın kafasına soru işareti gelmiyor mu geliyor sebep daha önce siyasetin içindeydim ya bu notlar bizde var bende var bende yakın tarihi birebir yaşayan bir insanım sizlerle beraber e bunu normalde belirttiğim zaman ya işte ya kardeşim ben bir not düşüyorum yalansa yalan deyin yalan deyin biz de gelelim burada tekrar özür dileyelim açın sorun bakın son dönem aydınlatan eserlere bakın
kitapları okuyun okuyun inceleyin Türkiye'deki nakşibendiliğin bazı nakşibendi dergahlarının öyle söyleyeyim geldisine gittisine bakın şeyhlerine bakın bazı dergahların geldisine gittisine bakın bakın arkasında hangi devlet var hangi kurum var hangi kuruluş var nereden geçinirler paraları nereden gelir ben basit bir şey sorarım çok basit şeyhiniz ne iş yapıyor basittir benim sorularım sorarım halifeniz ne iş yapıyor basittir benim sorularım aa
ticaret yapıyor ala çok güzel basit bir kimsenin yaptığı işte kazancını karşılaştır yolu bulursun kazancıyla yaşantısını karşılaştır yolu bulursun yolu bulursun Allah Allah bütün herkes yasaklı kendisi de yasaklı bir gecede yasak kalkıp İsviçre'den geliyor ertesi gün parti kuruyor yolu bulursun bundan 20 yıl önce de aynı şeyi söylüyordum yolu bulursun ha ya o zaman için şöyle diyebilirler ya o zaman için onu kullandı o eyvallah kullanmıştır bir şey demem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
hazretenin yolu değil nasıl basbaya Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri gidip gavurlarla gavurların çizgisinde yürümedi yolu değil Medine-i Münevvere'yi savunmak için ittifak etmişti onlar da ittifakı bozdular zaten küfre rıza göstermedi Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem fa'alem ellahu el-fatiha m-sallallahu aleyhi ve sellem
amin ejmah desul

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi