mustafaozbag.org

617. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 5 Temmuz 2019 · 29:50

Selamun Aleyküm, Allah gecenizi hayırlı eylesin, Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin, ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin, hem çaylarımızı içelim, hem sohbetimizi edelim, inşallah. Günlük yaşamımda ve ibadetlerimde duygumu sorguluyorum, her geçen gün daha şevkli ve istekli olmam gerekirken, her geçen gün daha duygusuzlaşıyorum sanki, bu halden nasıl kurtulabilirim?
Her şeyde duygu ararsanız, o duyguyu korumak, o duyguyu yükseltmek insanı aldatabilir. Normalde bir sefer yapman gerekenize kendinizi odaklayın, meselenin duygusuna bakmayın. Meselenin duygusu bu farklı şeydir. Yapmam gereken ne benim? Ben bugün derse gideceğim, bugün derse gitsem. Derse yapman gereken ne? Allah'ı zikretmek. Sen Allah'ı zikret. Yani o duygu iniş çıkışlarına bakaraktan kendini böyle bir böyle dizayn etmeye kalkarsan yanılırsın. Namaz kılarken duygu iniş çıkışlarına bakarsan yanılırsın. De ki benim akşam namazını kılmam lazım, farz. Onu duygu bağlamında alma. Allah'ın emri. Kıl namazına. Onun üzerinde fazla böyle duygu noktasında düşünürsen, yani duygun kalmayınca namazı terk mi edeceksin?
Örneğin, bir çıt üstü duygu aldatır insana. Duygunun çünkü sağlaması hakikatle olması lazım. Hakikat olmazsa o kimsede duygu sağlamasını gerçekleştiremez. O zaman duygu aldatabilir kimseyi. Ama o kimsede bir hakikat perdesi var ise, evet. O zaman o kimsenin duygu yanılma payı azalır. Duygularıyla, hareket eden duygularıyla meselelere bakan kimseler yanılabilirler. Söz konusu olan din ise, din kuran sünnettir. Söz konusu olan tasavvuf ise, tasavvufun kaideleri bellidir. O kaideler üzerine yürür.
Yani normalde o kaideleri, evet. Duygusuz din olmaz. Eyvallah. Yani bir kimsenin namazı severek kılması, işte hoşlanaraktan kılması, zikrullahı severek yapması, zikrullahtan hoşlanması güzel bir şey. Ama normalde diyelim ki, duyguya bağlı kalırsa, bu sefer yani sevmezse, hoşuna gitmezse, yani nefsi onu istemezse, bırakıp çekip gidecek mi? O zaman mücadele. Orada hakikat devreye girer. Kur'an sünnet devreye girer. Der ki Allah'ı zikretmek farz. Kim Allah'ı zikrederse Allah da onu zikreder. Bu nedir? Bu hakikat bilgisidir. Ayet-i Kerime. Hemen hadisi kutsiler aklına gelir. Kim Allah'ı zikrederse, arş-ı alyanın etrafında arılar gibi dolaşır. O zaman o normalde hakikat bilgisi devreye girdi.
O kimsenin duygusu belki de hani kendince törüştü. Nevşehir'in dili öyleydi. Şeyh Efendi Allah rahmet eylesin, törüşmek derdi. Yani normalde onun o duygusu törüştü. Çünkü duygu ya bu. Birisi ters konuşur ona. Duyguya bağımlı olan kimse çeker gider veya şeyhi azarlar onu. Şeyhi azarlayınca duygu ya insanın nefsi azarlanmayı kaldırmaz. Bu sefer o duygu aldatır onu. Çeker gider veya şeyhi ona öte git dedi. Öte git deyince vay bana öte git dedi. Bak haydi yürür giderim ben der. Bu insanın normalde duygusu olan hadiselere göre değişir. Çünkü burada duygu lazım pozitif anlamda. Eyvallah. Pozitif anlamdaysa bunda bir sıkıntı yok, bir problem yok. Ama pozitif anlamdan çıkarsa o zaman sıkıntılı.
Yani insanların büyük bir çoğunluğu da duygu dairesinde durur. Yani onu normalde işte bir kimse sever, sevilmeyi bekler. Duygudur bu. Hakikatte değildir bu. Veya bir şeyi ister illaki elde edecek. O hakikatte duygu noktasında o. O yüzden normalde kendinizi pozitif duyguda bir sıkıntı yok. Eyvallah. Ama böyle duygu geriye gittiğinde o hakikat ilmi harekete geçmesi lazım. Bu da ne? Bir şeyin doğrusu, bir şeyde yapman gereken, bir şeyde olman gereken, bir şeyin olması gerek, gereken şey. Bu hakikatidir bu meseleyin. Hakikatin bir zahir noktası vardır. İşte Kur'an, sünnet imamların iştahıdır. Bu işin zahir noktasıdır. İşin batına doğru yürüdüğünde işin işte metafizik olgusu çıkar. O kimsenin rüyasıdır.
Rüya peygamberliğin 46 cüzünden bir cüz, sahih rüya ümmete mübeşşirat kapısı, sahih rüya ümmete bir hakikat kapısı, sahih rüya ümmete bir işaret. O zaman bir kimse rüyasında görmüş işte o yüzden derim rüyanızda görüp de ders alın. Oldu ya sana neden böyle yaptın dedi. Öte git dedi sana. Seni gözüm görmesin biraz arkada dur dedi. O esnada onu orada tutacak olan hakikat bilgisidir. Nedir hakikat bilgisi? Zahiri Kur'an sünnetir. Öbür küsü nedir? Görülen rüyalardır. Görülen hallerdir. O kimseyi ne yapar o? Hakikate doğru götürür. O çünkü rüyası delil olur ona manevi olarak. Gördüğü hal delil olur ona manevi olarak. Veyahut da aşina olduğu veyahut da tecelliyatına rağm olduğu gördüğü bir keramet ona bu sefer delil olur.
Bu işin hakikati manevi boyutudur. Bu biraz daha artarsa işte o adamı döv üstüne debelen o hiçbir yere gitmez. Neden? O çünkü biliyor neyin ne olduğunu. O yüzden gitmez. Ama öbür türlü hani duyguya bakıyor. Ay sakalı ne kadar güzel ya. Boyu posu yerinde, endam yerinde. Yakışıklı ya ben bir ders alayım buradan. O bir küçücük bir sıkıntı da gitti. Aynı şey eşler arasında da aynıdır. Yani normalde o nefse dayalı, duyguya dayalı olunca duygu kalmadı. E han ben bu adam beni sevmiyor ya. Duygu kalmadı çünkü ya. Ben bu adamla mı evlendim? Veya ben bu kadınla mı evlendim? Ne oldu ki ya bu kadın ya? O normalde duyguya dayalı. Yani hakikate dayalı bir nokta değil. Hakikate dayalı bir şey olunca bu benim eşim.
Allah'ın bana bir emaneti kadınsa, erkek öyle düşünecek. Kadın da diyecek ki bu benim eşim. Allah'ın bana bir emaneti. Ben oturayım oturduğum yerde evliliğimi düzgün yürütmeye çalışayım. Bu çocuklarımın babası, bu çocuklarımın anası, bu evimin anası, evimin direği. Bu kadın olmazsa benim evim yıkılır. Bu adam olmazsa benim evim yıkılır. Bu kadın olmazsa benim evim yıkılır. Bu işin normalde o kimseye hakikat noktasında götürdüğü şey. Benim ben evliliğime Allah için sahip çıkmamam lazım. Ben eşime, çoluğuma, çocuğuma, evime, barkıma sahip çıkacağım. O zaman normalde evliliğe bakış açısı değişmedi. Sağlam duruyor. Bugün yemek tuzlu oldu deyip kızıp çanağa çarpmıyor.
Veyahut da vay bugün işte bak kadın benim yüzüme bakmadı. Ben de çeker giderim. Böyle nefis yapmıyor. Meseleye hakikat perdesinden bakmak. Hiç olmazsa Kur'an sünnet dairesinde durma. Ama asıl sufi için geçerli olan ne? Metafizik, manevi olgular. Manevi hakikate doğru kana çırpma. O kimsenin rüyasında görmesi, halinde görmesi. O zaman o kimsenin bağlılığı, o kimsenin durduğu yer daha farklı olur. Allah cümlemizi onlardan eylese. Sihir, büyü ve cinler için hocaya gitmek doğru mudur bozdurmak için? Böyle şeyler yapanlar var. Bu tip şeylerde gerçekten ehil olan bir kimse var ise o ehil kimseye insanlar gidebilirler. O ehil kimseye bu tip şifa niyetine bir şeyler yapabilirler.
Biz bunu, ben bunu din doğrusunda söylüyorum, şeriaten söylüyorum. Bizim kardeşlerimiz gitmesinler. Bizim kardeşlerimize yasak. Ben yıllardır derim, arkadaş bizim dersimize gelen kardeşlerin böyle bir şeye gitmelerine gerek yok. Gitmesinler. Bir, eşlerine, kızlarına, çoluk çocuklarının böyle yerlere göndermesinler. Tevessül etmesinler. İki. Ama bu şimdi bu tip şeylerle uğraşmak, bunları okumak, hadis-i şerifte var mı? Var. Ashab bunları okumuş mu? Evet. Ashab'dan sonra Selefi Salih'in bunları okumuş mu? Evet. Böyle bir ilim var mı? Evet. Bunu reddedebilir miyiz? Hayır. Ama bununla iştiklal edenlerin büyük bir çoğunluğu soytarı. Allah muhafaza eylesin.
Yoksa kişinin kendisi bu konuyla ilgili dua mı okumalıdır? Ve normalde böyle bir şey olduğunu düşünüyorsa, Felak Suresi, Nas Suresi, Ayet-ül Kırsi var. Okuyabilirler. Bunda bir sıkıntı yok. Sayın hocam, size soracağım soruma samimi bir şekilde cevaplar mısınız? Allah Kur'an'da diyor ki, Kur'an her şeyin açıklayıcısıdır. Biz Kur'an'da hiçbir şey eksik bırakmadık. Enamut 8. Kur'an'ın yeterliliği hakkında ne düşünmeliyiz? Kur'an'ı kim yetersiz görürse bu manada küfre düşer. Kimse Kur'an'ı yetersiz göremez ki. Allah muhafaza eylesin. Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de her şeyi açıklamış. Bunda bir beis yok. Ama bu böyle, hani hadisleri inkar edenler için bir dayanak değil yalnız bu.
Bunları hadisleri inkar edenler, bu ayet-i kerimeleri dayanak yaparak da, Kur'an bize yeter, hadislere gerek yok. Kur'an bize yeter, sünnete gerek yok. İyi, Allah'a itaat edin, Resulüne itaat edin. Nereye koyacağız ayet-i kerimeyi? Sizden olan emir sahiplerine itaat edin. Bize peygambere itaati kim anlatacak? Kur'an'ı açıklayıcı olarak peygamber gönderdim diyor. Kur'an tamam yeterli. Kur'an açıklansın ve yaşansın diye peygamber gönderdi. Yani siz Kur'an'ı kendi kafanızdan tefsir etmeyin. Kendi kafanıza göre açıklamayın. Kendi heva ve hevesinize göre Kur'an'ı yorumlamaya kalkmayın diye peygamber gönderdi. Onu nereye koyacağız? Samimi bir şekilde söylüyorum ben de.
Kur'an bir bütüncüllük teşkil eder. Kur'an bütün peygamberlerin bize kısalarını anlatır. Ve bütün peygamberlere kendi ümmetleri kendi zamanlarında kendi ümmetlerine tabi olmalarını emreder. Ve bütün peygamberlere kitapla beraber bir hikmet verdiğini söyler. İyi o hikmeti nereden öğreneceğiz? O hikmetten kasıt ne? Bu hadis inkarcılığının saklandığı ayet-i kerimeler. Namaza yaklaşmayınız ayet-i kerimesi gibi. Ayet-i kerimenin sadece orasını alırsan namaza yaklaşmayınız. Tamam bitti. O zaman öyle mi yapacağız?
Bu hadis inkarcılığı kadar zarar veren ümmet-i muhammede başka bir topluluk yok. Yemin ediyorum bunlar kafirden de kafir. Çünkü bir kafir normalde kafir biliyorsun gavur. Bunlar onlardan daha şerit. Bunlar sinsice giriyorlar münafık. Sinsice giriyorlar. Ayet-i kerimelerle giriyorlar insanlara. Düz ayet-i kerime mantığıyla yürüdüğünde iyi. Bütün Hristiyanları, Yahudileri öldürün hadi. Düz ayet-i kerime mantığıyla gidin. Allah'ın hükmüyle hükmetmeyen kafirin ta kendisidir. Hadi kafirlere cihat açın o zaman.
Amaço değil. Şu anda İslam dünyasında sağlam duran, gerçekten sağlam duran böyle bir çok ender ülke bazında alacak olursak bir Türkiye var. Hani böyle Kur'an sünnet dairesinde kendince her ne kadar biz kendi kendimizi beğenmesek de, kendi ülkemizi beğenmesek de, Şia ve Vahabi saplantılarından temiz bir şekilde duran bir Türkiye kaldı. İşte Balkanlar var, oradaki Müslümanlar var. Onlar uyandılar bu Vahabi, Şia saplantılarından kurtulmaya çalışıyorlar. Normalde bir Türkiye kaldı. Yani gerçekten ciddi söylüyorum bunu. Yani o Vahabi, Şia saplantısına kapılanlar, İslam dünyasının her tarafına yayıldılar. Bunlar, sıkıntı büyük. Yani hadisleri inkar edenler, hadislerin üzerinde oynayanlara Allah manevi tokat vuruyor bunlara.
Bunların hiçbir şeyleri kalmayacaklar. Ne devletleri kalacak, ne huzurları kalacak. Bunlar çünkü son kale olan Osmanlı'nın yıkılmasına da sebep oldular bunlar. O yüzden Cenab-ı Hakk'ın manevi tokatından kurtulamaz bunlar. Hiç kimse kurtulamaz. Şunu kardeşane söylüyorum. Kim Kuran, tertemiz Kuran ve Sünnet'e bile bile o yola ihanet ederse, Kuran ve Sünnet yoluna ihanet ederse, Kuran ve Sünnet yoluna nankörlük ederse, Kuran ve Sünnet yolunu bozmaya, bozdurmaya meyyal ederse, bu tasavvuf, tarikat da dahil buna.
Biz de dahiliz buna. Bizim içimizdeki arkadaşlarımız da dahil buna. Buna ben de dahilim. Hepimiz dahiliz buna. Bu öyle bir şey ki, Bu böyle o ince mahrem noktayla, Kim böyle, Hani, Kendi nefsinden, Veyahut da heva hevesinden, Şeytana tapınmaktan, Veyahut da maddi manevi bir menfaate kavuşmaktan, İşte, siyaseten, bürokraten böyle bir şey yapmaya kalkarsa, Onlar manevi tokadı yiyorlar. Benim 30 yıllık dini hayatımın tecrübesi bu. Ben çok geriye gitmeme gerek yok. Yaş belirli bir noktaya geldi, belirli şeyleri gördüm ben. Bir birey bazında, Eğer o kimse gerçekten göz göre göre, Kur'an ve sünnetin, İmani noktasına dokunuyorsa, Adam içki içebilir, Kumar oynayabilir, Zina edebilir, Bazen böyle söylerim ya ben, Sanki yapın der gibi anlamayın bunu.
Bakın, Günah-ı Kebar, İşler o kimse. Hepimiz için bir günah-ı Kebar vardır, Tepemizde duran. Ümmetten hiçbir kimse yoktur ki, Bir günah-ı Kebar onu, Kendi elinin altına, Avucunun altına almamış olsun. Hadis-i Şerif, Bir günah-ı Kebar onu yakalar paçasından. Hadis-i Şerif devam ediyor. Ama diyor, O günah-ı Kebar işleyenlerin en hayırlısı, Günahına tövbe edenlerdir. Günahına tövbe eden, Hiç günah işlememiş gibidir. Bakın, Bu kimsenin amelde sıkıntısı var. Ameli bir problemi var. İşte, Hani var ya sahabe, Gitmiş, İçki içmiş defalarca. İçmiş. Hani var ya sahabe, Oruçluyken gitmiş, Çok özür dilerim böyle, Hanımıyla ilişkiye girmiş. Oruçlu, Yapmış, Veyahut da sahabe zina etmiş.
Gelmiş, Demiş ki, Beni temizde ya Resulallah. Ben zina ettim. Bakın, Bunlar günah-ı Kebar işliyorlar. Günah-ı Kebar işleyen, Günahın diyetini öder, Tövbe eder, Bir şey yapar, Cenab-ı Hak onu affeder. Onu affeder. Ama yolda bozgunculuk çıkaran, İnsanların tertemiz inancını ifsad eden, Tertemiz Kur'an ve sünnet yolunu ifsad edici hal ve hareketlerde bulunan, Bunlar manevi tokadı yerler.
Kim olursan ol. Siyaseten de manevi tokadı yerler, Tarikaten de manevi tokadı yerler, Cemaat olarak da manevi tokadı yerler. O yüzden ben hiç üzülmem onlara. Böyle tuhaf karşılayabilirsiniz siz benim bu tutumumu. Ben hiç üzülmem. Derim ki, Bir kimse, Bir Müslüman içki içebilir mi? Evet. Kumar oynar mı? Evet. Zina eder mi? Evet. Yalan söyler mi? Hani hadis-i şerif asla diyor. Evet. Eder. Söyler. Günah Kehbair'e girer mi? Girer. Bizim için bu mevcut. Ama işte, Bir kimse Kur'an ve sünnete ihanet ediyor. Göz göre göre bir şeyi inkar ediyor. Veyahut da tertemiz Kur'an ve sünnet yolunu kirletiyor. Felsefi olarak, İnanç olarak.
Veyahut hadisleri inkar ediyor. Veyahut da bir kimse tarikatın olmazsa olmazının işlevini değiştirmeye kalkıyor. Yola zarar veriyor o kimse. Veyahut da bir komple bir dergah düşünün. Komple ehli sufiye zarar veriyor. Öyle bir çığır açıyor ki, Ehli sufi ondan zarar görüyor. Veyahut da bir kimse öyle bir şey yapıyor. Örneğin oradaki ehli tarikat zarar görüyor. X bir yerdeki kardeşimiz oranın sorunlusu bir şey yapıyor. Oradaki dervişler zarar görüyor. Bunların işleri çok zordur. Ben bunu geçmiş örneklerden alarak da gelirim. Aynı bizim dergahımızın içinden de örnekler alırım. Ben o yüzden uyarım. Arkadaşlar, sakın ha! Bir yerde zakiriz, çavuşuz, dervişiz. Yok hal dervişiyiz, yok kal dervişiyiz.
Biz şöyle dervişiz, böyle dervişiz. Diyip, insanların yollarını ifsad etmeyin. Bunun altından kalkamazsınız. Bunun altından kimse kalkamaz. Kimse kalkamaz. Böyle paralı, pullu, akçeli işlere tevessül etmeyin. Dervişlerin parasına, puluna, malına, mülküne tevessül etmeyin. Altından kalkamazsınız. Ve işte normalde dervişlerin bu noktada herhangi bir mahremine dokunma. Altından kalkamazsınız. Dervişliği söz konusu ederekten. Altından kalkamazsınız bunu. Allah muhafaza eylesin. O yüzden bu normalde hadis inkarcıları, sünnet inkarcıları altından kalkamazlar. Doğulacaklar. Bunların normalde devletsel bazda arkalarında duran Suudi Arabistan. Altından kalkamaz.
Huzur bulamazlar vahabiler. Asla. Bakın, Arabistan yarımadası. Hiçbir zaman huzur bulamaz. Sebep? Onlar Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dahil. Peygamberden sonra gelen Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek torunları, evlatları, ashaba. Onlar hep sıkıntı çıkarmış olan toplulukta. Onlar bir türlü tövbe edip geri dönüp kendilerini temizleyemiyorlar. Ardı ardına, ardı ardına, ardı ardına ilave olunuyorlar. Ardı ardına. Onlar normalde düşünebiliyor musunuz? Yani halifeler şehit edildiler hepsinde. Şehit edildiler. İnsan düşündüğünde bu büyük bir mesele. Hazreti Hasan Efendimiz, Hazreti Hüseyin Efendimiz, Ehli Beyt, baskı altında, zulüm altında kaldılar.
O bölgenin insanları yaptı. Diyeceksiniz ki, torunlarının ne suçu var? E torunlar da o yoldan gidiyor. Torunlar yollarını değiştirmiyor ki. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin mübarek torunlarını cariye yaptılar bunlar. Biz ansa sattılar. O toprakların insanları. Biz tarihe bakaraktan düşmanlık yapmıyoruz. Eyvallah yapmıyoruz kardeşim. Ama torunlar olarak o yoldan yürüseniz de. Yok yürümüyorlar. Onlar satmaya alışkınlar. Bakın Filistin'i bile sattılar. Satarlar. Osmanlı'yı sattılar. Filistin'i nasıl satmasınlar? Satarlar. Onlar habire satarlar.
Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleriyle beraber savaştarken, savaş meydanından geri döndüler. Bunlar yeni değil. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini yapayalnız bıraktılar. Hepsi de geri döndüler. Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sağlığında, henüz daha sağ, savaş meydanında, etrafındakiler teker teker geri çekilmeye başladı.
Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri seslendi. Ey Abbas! Amcasına! Bunlar nereye gidiyorlar? Bunlar nereye gidiyorlar? Geri döndü çünkü hepsi de. Hazreti Abbas vardı. Ey filan oğulları! Siz ki şöyle şöyle şöyleydiniz. Hazreti Muhammed'i bırakıp nereye gidiyorsunuz? Ondan sonra teker teker geri dönmeye başladılar. Ben onları kötülemek için söylemiyorum. Asrap yıldızlar gibidir demiştim. Biz dil uzatamayız. Ama bir karakteristik yapı var. Bunu koymaya çalışıyorum orta yere. Bir karakteristik yapı var. Neden Hazreti Peygamber, sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin yakın dairesindeki tabiri caizse, bugünkü manada korumalar Türkler'de?
Evet. Bunu söylemezler. Bunu dillendiremezler. Bunu anlatamazlar. Kılıç ustası hepsi, Cengaber, Çeliğe yön verenler. Hepsi de Muhammed Mustafa'nın, sallallahu aleyhi ve sellemin etrafında. Ölür geri dönmezler çünkü. Ölürler geri dönmezler. Ürdün kralının korumaları çerkezlerden. Evet. Bir çerkez damar var böyle. Türk çerkez damar. Suriye'de var, Irak'ta var, Ürdün'de var. Suudi Arabistan'da var, Yemen'de var onlar.
Türk. Yani o bir şey, bir olgu bu. Hani var ya siz azar saparsanız öyle bir kavim getirir ki onlar Allah'ı sever, Allah da onları sever. Ben o ayeti kerimenin bin yıldır Türklerin üzerinde kurulu olduğuna inanıyorum. Irkçılık değil bu. Ama şu anda Kur'an ve sünnetede sımsıkı yapışan, yine her ne kadar bakın kendi içimizde biz beğenmesek de, felsefi olarak, inanç olarak, hatta yaşantıya daha güzel adapt eden yine Türkiye var. Yine bu Anadolu Müslümanları var. Bu derdimiz, bu bilinci, şuura varalım iyice. Daha iyi bir İslami anlayış, yaşayış, tarz, derinlik sağlayalım.
Derdimiz bu. Ve bu normalde hadis inkarcıları, bunların arkasında duran devletler, bunların arkasında duran şirketler, bunların arkasında duran bürokratlar, bunların arkasında duran her ne kadar ne var ise hepsi de perperişan olacak. Cenab-ı Hak hepsini de perişan eylesin. Amin. Hepsini de helak eylesin. Amin. Hepsini de Cenab-ı Hak yerin dibine batırsın. Amin. Bizim bu konudaki tarzımız ve tavrımız belli. Hiç bu konudan taviz verecek noktada değiliz. Ne kadar hadis inkarcısı var ise, Cenab-ı Hak hepsini de helak eylesin. Amin. Hepsini de ecmayın. Günlerdir bir hadis okuyacağız, gene okuyamadık. İnşallah önümüzdeki haftaya kaldı.
O yüzden bu ayet-i kerimeler böyle dolaşırlar, işte hadis, yani sünnete uyalım, hadisler yok mu deyince, Kur'an yetmez mi? Doğru söylüyorsun kardeşim. Bana şu peygambere itaati anlat. Ayetle sabit. Bu böyle ucuz kurnazlık yapıyorlar. Allah o kurnazlık, kurnazlıkların, kurnazlıklarına yem olanlardan, cümlemizi muhafaza eylesin inşallah. Amin. Fâlevenle hû. La, la, Allah. El-Fatiha mâ sâvâdâ.
Amin. Eşmeyin. Desul.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi