mustafaozbag.org

612. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 24 Mayıs 2019 · 43:18

Selamun Aleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Çaylarınızı içmeye devam edin. Çayları bırakmayın inşallah. Medine'den gelince sanki bu dünyaya alışamadım. Hep sevgiler, sahte, yalan, dolan. Allah ile aldatma çok. Medine'den geldim, hiç gelmek istemedim. Son otobüse beni bindirdilerken zorla bindim. 2021'de hacca gitmek için niyet ettim. Allah için bana dua eder misiniz? Allah kabul etsin, Allah yardımcı olsun inşallah. Ben para biriktiririm inşallah giderim.
Sizi çok seven uzaktan ama içine kapanıklığım yüzünden bu sevgimi dillere dökemeyen bir günahkar. Allah iyi etsin inşallah. Neden insanlar, insanların sevgilerini, muhabbetlerini sahte görürler ki? Allah iyi etsin inşallah. Şekerci dedemiz rahatsızmış.
Allah hayırlı şifa versin inşallah. İtikafa giren erkek ve bayanların yanına çocuğu olmayan kardeşler için elma koydurabilir miyiz? Bir mahsuru var mı? Yok. Elma'ya okuyacaklar, her gün ona bağışlama yapacaklar. Ondan sonra bir de dua edecekler. Ya Rabbi bunu yiyen kardeşimize hayırlı evlat nasip eyle diye. İnsanın akıllısı kim? Allah'a iman edip salih ameller işleyen. Şeytana çok kurnaz diyorlar. Kurnaz da neden cehennemlik oluyor? Şeytana kimse kurnaz demez. Allah iyi etsin inşallah. Ben eşimden boşanmak istiyorum. Fakat eşim boşanma isteğimi kabul etmiyor. Ben bunu defalar dile getirdiğim halde benimle tartışıp ben boşanmak istemiyorum diyor.
Ve beni bu evliliğe mecbur bırakıyor. Neden erkekler kadınları kendilerine mecbur bıraktırıyorlar? Biz kadınların da boşanmaya hakkı yok mu? İstemediğimiz bir evlilik gerçekten isteği üzerine, erkeklerin isteği üzerine bu evliliği yürütmek zorunda mıyız? Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bile kadınlara özgürlük hakkı verdiği halde neden biz bu haktan yararlanamıyoruz? Dervişlik adabı neyi gerektirir? Kadına eziyet çektirmeyi mi? Yoksa kadın haklarının eşit olduğu bu ülkede bizim de boşanma hakkımız olamaz. Evliliği korumak, muhafaza etmek, evliliği yürütmek güzel bir şey. Ama evliliği korumak, muhafaza etmek, onu yürütmek tek kişilik değil. Tek kişilik olmadığı için normalde insanlar evliliklerini bir şekilde karşılıklı eşler arasında anlayışla, özveriyle, toleransla yürütülmesi gereken bir şey.
Bu tabi Kur'an sünnet dairesinde bir kadın normalde veya bir erkek boşamasını Kur'an ve sünnet dairesinde oturtturacaksa önce Kur'an ve sünnet dairesinde haklı veya haksızlık aranır. Ama hiç haklı haksız olmasa dair bir kadın veya erkek boşanmayı istiyorsa birbirinden bu onun hakkıdır, boşanabilir. Bakın bu onun hakkıdır, boşanabilir. Burada normalde boşanma sürecinde ve boşanmadan sonra tarafların hangisi boşanmayı istediyse farklı hukuk ve haklar girer işin içerisine. Şimdi eğer normalde bir erkeğin bir kadını kendine mecbur etmesi doğru bir şey değil. Bu şimdi burada bir de yani işte dervişlik adabı neyi gerektirir denilince bu kardeşin de derviş olduğu belli.
Eşinden boşanmak istiyor. Bakın bu bunu bana böyle söylediğinizde benim şeyim çok açıktır bu konuda. Söylemim. Kur'an sünnet dairesinde bir kadın eşinden ayrılmak mı istiyor? Evet, oturur erkek ona normalde nasihat eder evliliğini bozmaması için birkaç sefer söyler. Ama hala da evliliğini götürmek istemiyorsa kadın erkeğin onun nikahında tutup zulmetmeye hakkı yok.
Aynı şekilde erkek de boşanmayı isteyebilir. Erkek de boşanmayı istediğinde kadın da oturur onunla normalde bir şekilde anlaşmaya çalışır. anlaşmaya çalıştıktan sonra o da normalde erkeğe zulmetmemesi gerekir. O da erkeğin normalde boşanma isteğine olumlu cevap vermesi lazım. Ne yazık ki insanlar ama dini istismar ederekten ama dervişliği, dergahı istismar ederekten bu meselede sıkıntı çıkarıyorlar. Kadınlar da sıkıntı çıkarıyor, erkekler de sıkıntı çıkarıyor. Taraflardan birbirisi boşanmayı istiyorsa istemiyor kadın bir kadın evliliği devam ettirmek istemiyorsa hangi güç, hangi kuvvet, hangi kudret hangi erkek o evliliği makul bir şekilde götürmeye gücü yeter ki? Mümkün değil bu. Ancak erkek zulmeder.
Başka bir şey yapmaz, arkasından başka bir şeyler alınır. Ona intikam hırsıyla davranıyordur, ona zulmetmek istiyordur. Veyahut da ondan maddi beklentileri vardır. Veyahut da erkek bu noktada ne bileyim başka şeyleri vardır. Allah muhafaza eylesin. Benim şimdi ben Ramazan mübarek gün kimseyi kırmak istemedimden yani içimden geleni saklamaya çalışıyorum. böyle bastırıyorum. Yani bir kadın bir adamdan boşanmak istiyorsa adam ondan daha ne bekler ya? Bir kadın bir adamın önüne geldi beni boşa diyorsa, boşanmak istiyorsa adam ondan ne bekler daha? Adamın ondan bekleyeceği hiçbir şeysi yoktur.
Şimdi bir erkek normalde işte kadından boşanmaya çalışsa kadının ondan beklentisi olabilir. Çünkü ayeti kerimede der ki anlaşmaya çalışınız. bir usulü ne anlaşaraktan boşanınız. Kadınlara bunu tavsiye eder. Neden? Kadın anlaşaraktan usulüne uygun boşanacak erkekten bir hakkı var ise hakkını alması açısından. Ona anlaşın der. Kadınlara bu noktada hani anlaşarak boşanmaya çalışın bunu tavsiye eder. Neden anlaşarak boşanmaya çalışır? Çünkü kadının hakkını alacak, hukukunu alacak neyse onları alacak. Yoksa kadın anlaşmadan adamdan zorla bir şey almaya kalksa adamdan alamaz ki. Adam zulüm eder ona. O yüzden ona anlaşma yolunu koyar. E normalde şimdi bir kadın boşanmayı istiyorsa adamın söyleyeceği ancak şu olur.
Benden hiçbir şey isteme. Ma selama. İşin gücün rast gelsin. E tamam bitti. Ver dilekçeyi bir celsede boşan. Bu zulüm bu kim olursa olsun bir kadın bir erkekten boşanmayı istiyorsa ve erkek ona boşanmaya yanaşmıyorsa kadına zulmediyor. Demek ki kadın evliliğin kurtulabileceğine artık inanmıyor. Bunun üzerine gidecek bir şey yok ki. Bunun üzerine konuşulacak bir şey yok. Oturdum konuştum nasihat ettim. Burada çünkü birkaç sefer dile getirilmiş bu. Ben bunu defalarca dile getirdiğim halde benimle tartışıp benden boşanmak istemiyorum diyor. Şimdi bu bizim derviş kardeşimizdir. Ben şimdi dengeli konuşayım.
Gönlünü incitmeyeyim onun. Bizim öğretimiz bu değil. Bizim öğretimiz şu. Bir kadın bir erkekten boşanmayı istiyorsa erkek usulüne uygun bir şekilde nasihat eder, anlatır, söyler. Yine boşanmak istiyorsa dakikada boşar onu. Bir erkek bir kadını boşanmak istiyorsa kadın der ki benim şu hakkımı ver usulüne uygun. Benim geçinecek kadar işte üç aylık iddette iddet döneminde ne kadar onun geçimin hayat seviyesi standardı neyse onu ister anlaşır.
Biter mesele bu kadar basit. Bunu böyle insanların birbirlerine zulmetmeye götürmesi doğru değil. Bizim kardeşlerimizin arasında böyle bir şey olması bu meseleyi zulme götürmesi de doğru değil. Allah muhafaza eylesin. 17. ayette Rahman suresi 17. ayette o iki doğunun ve iki batının Rabbidir yazıyor. Bu iki doğu ve iki batı nedir? Bunlar müteşabi ayetler. O yüzden biz iki doğu şu desek, üç yıl sonra beş yıl sonra iki doğu başka bir şey olur. Müteşabi ayetlerin üzerinde olduğu gibi onu kabul etmek, onun üzerinde fazla yorum yapmamak hoş bir şey. Cenab-ı Hak doğunun da batının da Rabbidir. Alkol kullanan insan ahiretteki hükmü nedir? Alkol kullanan bir insana Rabbimiz Kur'an, sünnet, vatan, millet yolunda başarılar nasip eder mi?
Alkol haram, Allah inşallah onlara da hidayet eylesin, tövbe etmeyi nasip eylesin. İnşallah onlara hidayeti nasip edip Kur'an, sünnet dairesinde düp düzgün yürümeyi nasip eylesin. Alkol kullananları çok böyle haram işliyorlar. Ben haramı helal edecek veya haramı mazur görecek değilim. Ama alkol kullananları böyle çok cephenize almayın. Allah'ın izniyle iyi insanlardır onlar. Tövbe ederlerse benim diyen Müslüman'dan daha iyi bir Müslüman olurlar. Ben bugüne kadar alkol kullanıp tövbe edenlerden zarar görmedim. Adam, hatta onlar böyle yol bilir, yordan bilir. Nerede nasıl davranacaklarını bilirler.
Kalender olurlar, alçak gönüllü olurlar. Ham sofu olmazlar. Yürü dediğinde nereye diye sormaz. Sevdiğimi tam severler, güzel severler. Sevdiklerine laf söyletmezler. Onlar kerekörler alkol kullanıyor diye. Bizim Bayındır'a gittiğimizde bizim mahallede Yakaköy'lü Selahattin vardı.
Normalde cemaat tanır hep ismini söylerim. Orada karşılaştık bir sarmaştık dolaştık. Ondan sonra kulağıma diyor ki adam 80 yaşında var. Babamla yaşıt babamdan bir yaş mı, iki yaş mı, ne küçük o. Onun büyüğü babamla asker arkadaşı yani aynı yaşıt. Babam 35'li, işte o da 37'lidir. Ne oluyor? Kaç yaşında oluyor? Kaç? 82 yaşında. Tabii daha böyle ayakta böyle birkaç onların cinayetleri 6-7 tane yaralamaları herhalde cezaevi onlar için şeydi, yorgan yatak orada duruyordu. Bir de yakındı da evden cezaevi. Onlar gidip geliyorlardı, habire girip çıkıyorlardı böyle. En son bayağı kalabalık bir cinayet işlediler. Bir müddet yattılar, çıktılar. Şimdi adama desen ki adam işte altıncı kol, şu bu.
Kulağıma eğilmiş. Bizim oğlan, bak işimiz bitmedi daha ha. Benim işim kötülerle, iyilerle değil. Varsa bir durum bana söyle, ben gündüz külahlı, gece silahlı. Ben gece gelir hallederim. Benim için adam vuracak yani. Dikkat edin bak ya ona göre. Dedim içimden, adam kaç yaşına gelmiş. Ondan sonra hala da bizim oğlan söyle, bir durum varsa gelecek vuracak burada. Abisi de öyle diyordu. Hayrettin abi vardı kulakları çınlasın. Bir ara böyle işte sıkıntılı zamanlar oldu. Beni yakaladı bayındırdı abi. Bir arkadaşın dükkanın önündeyiz. Tabii onun öyle olduğunu bilmiyor o dükkan sahibi. Ondan sonra bana diyor ki bizim oğlan söyle, anam avrad olsun geleyim diyor.
Beni tanımazlar ya diyor. Bana diyor fotoğrafını göster veya kendisini göster. Ben böyle nasıl hırsla söylüyorum. Soku sokuvereyim, soku sokuvereyim. Yani böyle sanki karşısında onun birisi var, vuruyor yani o esnada. Allah'ım dedim ya bununla haşır neşir oluyor insanlar dedi. Şimdi normalde dersin ki bu adam işte sarhoş veyahut da işte içki içmiş. Onlar tövbe eder geri dönerlerse muhteşem insan olurlar. O yüzden onlara dua edin. Öyle kalkıp da onları böyle kerih görmeyin, tepeden bakmayın. Onlardan iyi derviş olur. O böyle sevdim onlar tam severler. Şimdi imam hatipliler, ilahiyatlılar canları sıkılmasınlar. Onlar bakar işte şu caiz miydi, bu değil miydi, bu oraya uydu mu, bu buraya uydu mu.
Sabah olur o zamana kadar. Onlar işin fıkıhi meselesinin ortasından çıkınca kadar sabah olur. Ama onlar öyle değil. Yürü dedim de yürür, vur dedim de vurur. Ya buraya gitmemiz lazım gider onlar. Sormazlar hiç. İşte onlar yanlış yere bağlanırlar aslında sıkıntılar. Öbür türlü bir problem yok Allah'ın izlerine. Onlar hiç ölümüne gider onlar. Ölümü ne sever. Hiç unutmuyorum. Bir gün Bayındır'da Şeyh Efendi Nuri'nin dükkanının önünde oturmuşlar. Orada konuşuyorlar. Ben de orman işletmesinden çıktım, onların yanına gittim. Şeyh Efendi daha iyi yanına gittim. Selamünaleyküm dedim. Mustafa Efendi dedi. Buyurun efendim dedim. Dağın başını gösterdi bana. Zeytinlik dağın başı.
Oğlum oradan dedi su çıkar mı dedi bana. Himmetiniz de çıkar efendim. Ne çıkmasın dedim. Dağın başında cıbıl, ağustos zaten yanıyor ortalık. Döndü. O imam bir arkadaş vardı ona döndü. Onu ben gelmezden önce ona sormuş. Buradan dağın başından su çıkarım demiş. O da çıkmaz efendim demiş. Bana sordu çıkar dedim ben. Himmetiniz de çıkar. Aranızdaki fark bu dedi bana. Sen dedi aklına mantığına vuruyorsun dedi. Çıkmaz diyorsun dedi. Bu aşkına muhabbetine vuruyor dedi. Çıkar diyor dedi. Haa dedim tamam. O yüzden öyle sarhoşları şey yapmayın. Kerih görmeyin. Onlarla arkadaş olun. Onlarla muhabbet kurun. Onları tövbe etmesine sebep olun.
Vesile olun. Bişri Hafi'yi unutmayın. Hazreti Ömer Efendimiz'i unutmayın. Ebu Zer-i Gifari'yi unutmayın. Bunlar sahabenin içerisinde bahadır olanlar. Ama her birisi içerken küple içiyorlar. Öyle bir kadehle sarhoş olmuyorlar. Küple içiyorlar. O küple içen adam döndü mü Mansur şarap içer küple. Öbürki iki rekat namaz kılar yeter cennetlik oldum der. Öbürki yok mu daha der. Alışmış yok mu daha demeye. O yüzden yok mu daha de diyen lazım bize. İnşallah. Geçen sene namazanda bir saatlik de olsa itikafa girdiğinizde haber verin demiştiniz. Bu sene de aynı şey geçerli mi?
Evet. İtikafa girecek olanlar muhakkak haber verecekler. İtikafa girmezden önce ben böyle böyle böyle itikafa gireceğim diye. Ya zakirlerine söyleyecekler, zakirler bana aktaracak ya da direkt bana söyleyecekler. İtikafa girenler itikaf günleri içerisinde çok olağanüstü bir şey olurlarsa bana ulaşabilirler. 7-24 telefon açık benim. Ama öyle yok kuş geçti, yok yaprak kımıldadı, yok rüzgar geçti, yok işte benim kalbim ürperdi öyle şeyler değil. Dost doğru bir rüya görür, hal görür işin içinden çıkamazsa o zaman ulaşabilirler. Allah itikaflarını mübarek eylesin kardeşler. Allah izin verirse cuma günü akşam namazında itikafa girecekler arkadaşlar. Yani yarın akşam namazından sonra bayram sabahı çıkacaklar.
Bayram namazını kıldıktan sonra camilerde girenler, erkek kardeşler muhakkak sünnet olan camilerde girecekler. İtikaf erkekler için camide, evde erkeklerin itikafı olmaz. Dergahta erkeklerin itikafı olmaz. Erkeğin itikaf mahalli sünnete göre camidir. Gidin diyanete başvurun, nereye başvuruyorsanız başvurun, bu sünnet. Bir de hani yavaş yavaş terk edilmeye giden sünnet. Bir beldede muhakkak itikafa giren bir kimsenin olması lazım. Yoksa bütün belde halkı sorumludur bundan. O yüzden bizim ders yapılan yerlerde de muhakkak bir kardeşimiz itikafa girecek. Eğer oralarda itikafa giren kimse yok ise o zaman bir kardeş bunun birisine söyleyecek bir şey yapacak olmadı kendisi girecek.
Muhakkak bizim ders yapılan yerlerde itikaf ibadeti yerine getirilecek. O yüzden kardeşler bu noktada erkek kardeşler bu meseleyi titizlensinler. Bayan kardeşler de titizlensinler. Evli olanlar eşlerinden izin alaraktan itikafa girebilirler. Eşleri on günlük izin vermeyebilir mesela diyebilir sen gündüz niyetle gece itikafa girme. Çünkü itikafa giren bayanlar evlerinde girecekler. Tekrar söylüyorum evin haricinde günlük veyahut iki günlük üç günlük bayan misafirhanelerinde bayan dergahlarında itikafa girmek yok. Bayanlar itikaflarını evlerinde yapacaklar. Çünkü hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri onların evlerinde itikaf etmelerini öngörüyor.
İstisnalar vardır. O istisnalar da benden izin aldılar zaten. Bunda bir sıkıntı yok. Mesela istisna işte birisi yurdun yurtta girmek istiyor. Saatlik orada işte iki saatliğine üç saatliğine yurdun mescidinde girecek. Bunun gibi istisna dediğim bunlar. O yüzden evli olan kardeşler eşlerinden izin alacaklar itikaf için. Eş izin verirse on günlük itikafa girecek. Veya eş üç günlük verdi beş günlük verdi o kadar girecek. Veya eş dedi ki sen gündüzleri itikafını yap sahurdan iftara kadar, iftardan sonra da itikaftan çık. O bayan o zaman normalde sahurla iftar arası itikafa niyet edecek, iftarda çıkmış olacak. Veya resmi dairede çalışanlar, özel bir görevi olanlar, bayanlar için söylüyorum.
Erkekler için de geçerli. Eğer bir göreve çağrılacaksa, bir gitme zorunlu olursa, bir mecburiyeti olursa bunlar on gün olarak niyet etmesinler. Çünkü on gün olarak niyet ederse, niyet ettikten sonra itikaf ona vacip olur. Eğer üç gün sonra, dört gün sonra, beş gün sonra itikafı terk ederse geri kalan gününü iade etmesi gerekir. Oruç tutarak hem bir de. Yani Ramazan'dan sonra oruç tutarak o itikafı ne yapacak? İade edecek. O yüzden kardeşler normalde itikaflarına düzgün bir şekilde niyet ederekten inşallah girecekler. Yarın on gün girecek olanlar, yarın akşam namazında girecekler inşallah. İş yerinden verdikleri malzemelerin yerine yenilerini verdikleri zaman, eski olanları evde kullanmak doğru mudur?
Tornavida, yan keski, iş elbisesi gibi. Eğer normalde iş yeri, belli bir takım taklavat, iş elbisesi bir, mesela Muhta'da bağlamış. İki yılda bir bunları veriyor, her yıl veriyor diyelim. Eskisini istemiyorsa sizden, eskisini evlerinizde veya kendi işlerinizde kullanabilirsiniz. İkindi ve akşam namazını kılamıyorum, evde cem ediyorum, namazlarım eda olmuş oluyor mu? Normalde ikindi namazını ve akşam namazını kılamayanlar, vakti geçti yatsı okundu. Yatsı okununca önce ikindinin farzını kılacak, ardından akşamın farzını kılacak, ardından yatsıyı kılacak. Bu cem olmuyor, bu normalde ikindi namazı kazaya kalmış namaz oluyor. Akşam namazıyla yatsı cem olur ama bu kazaya kalmış oluyor.
Geçen başımdan bir olay geçti, bu bir rüya değildir. Park halindeki arabamın içinde otururken adamın biri bana bir hediye vermek istediğini söyleyerek cebinden çıkardığı ufak şişelerde olan sürülebilir kokulardan verdi. Ben de aldım, teşekkür ettim ve cebime koydum.
Daha sonra torpidonun üzerinde az önce arkadaşımın bana emanet bıraktığı paraları göstererek bu paralardan bir miktar Allah rızası için istedi. Ben de paraların bana emanet bırakıldığını bu yüzden veremeyeceğimi söyledim. Daha sonra da adam yanımdan ayrıldı, aynı günün akşamında kokuyu sürmek için cebimden çıkartıyordum ki yere düştü ve kırıldı. Bu olayın hikmeti nedir? Mübarek insanlar hep biz buradan olayların hikmetlerini araştıracağız. Birisi gelmiş senden koku satmak istemiş. Bu kadar basit. İnternet bankacılığı üzerinden altın alım satımı caiz midir? Arkadaşlar ben bunların hiçbirisinin bilgisi olan bir kimse değilim. Ben işin reel kısmına bakarım. Altın mı alacaksın, git kuyumcudan 10 gram mı alacaksın, 20 gram mı alacaksın, git al.
Döviz mü alacaksın, git dövizciden dövizini al. Benim bildiğim budur. İnternetten işte böyle satılıyormuş, beni ilgilendirmez. Ben böyle şeylere girmem, girişmem. Bunun fetvasını verebilirler, beni ilgilendirmez. Birine de tavsiye etmem. Bakın herhangi birine tavsiye etmem. İşte yok neymiş de borsadan çok para kazanıyorlarmış. Tavsiye etmem. Bana üçkağıt işi geliyor onlar. Senin çalışıp çabaladığın var mı ona bak sen. Alnının terini ye. Git bir yerde çalış, maaşla çalış, önemli değil. O bereketlidir. Bir şey al sat, o bereketlidir. Cebinde kaç para var? 10 lira. 10 liralık bir mal bul, al sat.
Bir sanatın varsa git sanatını icra et. Git bir yerde çalış. Bunlarla yaşayın. Hayal ile yaşayan müziksiz dans edermiş. Ay işinde olursa daha romantik olur. Real hayat yaşayın. Yok işte bilmem kim borsadan şu kadar para kaldırmış. Bunlar vahşi kapitalist sistemin insanların paralarını üttüğü şeyler. Sen real olana bak. Çalış çabala. Bir ara vardı ya. Adamlar ne o çiftliğin var diyordu. Tosuncuk gitti sonra. Paralarla beraber gitti. Bana da soruyorlardı. Buraya hatırlıyor musunuz? Neydi o? Çiftlik bank. Girelim mi girmeyelim mi? İnek satın alacak. Lan hayal satıyor adam. Yok inek alıyormuş da, iğneği soyuyormuş da.
Ali kaç inek var sizde? Var mı hayvan? Sağınlı mı? Ha bebesi yapıyorsunuz. Ha bitti adamın real. Adam sabah olunca danaları görüyor. Akşam ölünce de danaları görüyor. Canı istediğinde danaları görüyor. Ne çiftlik bank kurmuş adam. Oradan alacak parayı. Bir kuruş, iki kuruş, beş kuruş, on kuruş tatlı geliyor tabi. Ondan sonra yatırıyorlar. Saadet zinciri kuruyorlar. Sonra hepsi birden gidiyor. Şimdi ara adamı. Bizim gibi ülkelerde bunlar normalde açık. Bunların kanuni prosedürleri yok. Bizde hırsızlığın, böyle aleverenin, daleverenin, böyle üç kağıtçılığın, beş kağıtçılığın, orada uygunsuzluk, burada uygunsuzluk bunların kanunları açık.
Bizde bunlar yasak değil. Biz böyle soyulmaya, ütülmeye, öpülmeye hazırız hep. Girmeyin böyle şeylere. Bakın, ben hadis üzerinden gideceğim. Hatta bugün Abdüllatif geldi, Abdüllatif'e söyledim. Hazreti Ömer Efendimiz'in oğlu Abdullah diyor ki, birisiyle diyor para, yani diyelim ki altın verdin, gümüş alacaksın. Altın verdin, gümüş alacaksın.
Bugün için ne yapıyorlar insanlar? TL veriyorlar, dolar alıyorlar. TL veriyorlar, euro alıyorlar. Dolar veriyorlar, TL alıyorlar. Diyor ki, verdin adama parayı. O diyor, senin elinden parayı aldı, başladı koşmaya, sen de arkasından koş diyor. O duvardan atlarsa sen de duvardan atla, ondan ayrılma. Ayrıldığın anda faiz olur diyor. Yani faiz sadece bir şeyin, bir şeyin artması, eksilmesi değil. Yani dolar mı alacaksın, evet. Al kardeşim Türk parasını, ver dolarımı. Abi bir saat sonra gel. Bir saat sonra gittin, bir saat sonra dolar almaya faiz oldu o. Olmadı.
Faiz oldu. O zaman sen ona Türk parasını borç verdin. Veya emanet verdin. Emanet verdin, Türk parası duruyor. Gene senin o emanet paranla dolar alamaz. Sen müsaade edeceksin. Diyeceksin ki, benim emanet paramla dolar alabilirsin. İnce. Şimdi internetten altın satıyor adam. Gördün mü altını? Hayır. Gördün mü doları? Hayır. Nerede var? İşte orada rakam var. Ulan rakam para mı? Rakam para değildir. Rakam bir meta değildir.
Aslında İslam hukukuna göre kağıt para da yoktur. Bakın kağıt para yoktur. İslam ticaret hukukunda kağıt kullanılmaz. Ama Osmanlı bunun kağıdı kullanmış. Kullanmış zaten perişan olmuş. İslam ekonomik hukukunda kağıt yok. Gümüş basarsın, altın basarsın. Karşılıklı mal vardır. Mal takası gibi. Adam normalde çalıştı. Günlük ücretini alır. Aylık yoktur İslam hukukunda. Adamın günlük yevmesine kadar beş kuruş. Her gün çalışır, her gün beş kuruş alır.
Aybaşı değil yoktur İslam hukukunda. Ekonomi hep canlıdır o yüzden. Adam bugün evine giderken şeker alır. Yarın evine giderken işte pirinç alır. Ertesinin evine giderken fasulye alır. Ertesinin evine giderken yeşillik alır. Ertesinin evine giderken yağ alır. O her gün o parayı harcar. Böylece ekonomi devamlı canlıdır. Devamlı canlıdır. E biriktirme de yok İslam'da. Bu sefer para bir merkezde beklemez. Şimdi para nerede? Bankalarda. Şimdi parayı da görmüyorsun. Bir tane plastik var elinde. Plastik.
Para yok orta yerde. Plastikten rakama dönüyor. Plastik geçiyor o rakam. O rakamdan o rakama gidiyor. O rakamdan o rakama gidiyor. Rakamlar dolaşıyor orta yerde. Para dolaşmıyor. Para dolaşmıyor. Allah bizi yesin. Bu kapitalist sistem. Alıyor bütün nerede ne varsa hepsinde. Senin eline bir tane kağıt veriyor. Madeni alıyor sana bir tane kağıt veriyor. Petrolü alıyor sana kağıt veriyor. Aldığı ne? Petrol. Verdiği ne? Kağıt. Ondan sonra diyor ki bu diyor dolar kağıtlar var ya. Bunları sen afun tufun edersin şimdi diyor. Oraya buraya harcarsın. Kendi diyor vatanına milletine insanlarını harcarsın. Sen bunu diyor dosdoğru.
Ondan sonra harcayacağın yeri bilemezsin. Onları ver. Ben sana beyaz kağıt vereyim diyor. Beyaz kağıt ne? Tahvil. Dolarları alıyor. Sana bir de ABD merkez bankasının tahvilini veriyor sana. Senin elinde oluyor beyaz kağıt. Verdi aldı yeşilleri sana verdi beyaz kağıdı. Beyaz kağıt var elinde. O beyaz kağıtları kullanmaya kalkarsan Çin'e savaş ilan ettiği gibi savaş ilan eder. Sen o beyaz kağıtlar onun elinde. Ondan sonra Suud'un kralına diyor ki 500 bin dolar gönder bana. Yani gönder dedi sanki gönderdi mi? Oradan onun hesaplarından indir gandı yaptı. İndir verdi. Bir rakamı oradan oynattı geçti bitti. Elinde zaten o kağıtlarda onun elinde. Her şey onun elinde. Bu kapitalist sistemin çarkı bu.
Siz de şimdi bir ay çalışıyorsunuz parayı görüyor musunuz? Hayır. Nereye yatıyor para? Bank hesabına. Size diyor ki parayı siz elinize almayın. Parayı elinize almazsanız harcamazsınız. Para size sıcak gelir. Tatlı gelir. Kenara 100 lira koyarsınız. 200 lira koyarsınız. O yüzden elinize almayın. Ne yapayım? Alın size bir tane plastik. Harca buradan. Sanki para senin değilmiş gibi. Ondan sonra her ay açık. Ondan sonra telefon aç. Mustafa Özbağ'la mı görüşüyorum? Evet. Ben şimdi neredeyim biliyor musun? Hayır kardeşim. Ben şimdi Setbaşı Köprüsü'nün oradayım. Ben kredi kartı mağduruyum. Ben buradan kendimi atacağım. Bütün Müslümanlar bundan sorunlu. Sanki kredi kartından yerken bana sordu.
Dedim bekle beni de taş niyetin. Ne yapayım? Alın size bir tane plastik. Harca buradan. Sanki para senin değilmiş gibi. Ondan sonra her ay açık. Ondan sonra telefon aç. Mustafa Özbağ'la mı görüşüyorum? Evet. Ben şimdi neredeyim biliyor musun? Hayır kardeşim. Yerken bana sordu. Dedim bekle beni de taş niyetine bağla dedim ayağına. Ben de bıktım bu dünyadan dedim. Beni de ayağına taş olarak bağla. İkimiz beraber cumburlop gidelim. Bu durdu. Bu vakti gördüğü şey yok. Yani kredi kartını çekerken bana sordu. Ben bir kimsenin kredi kartı borcu var mı? Hiç üzülmüyorum. Harcama kardeşim. Ya çok sıkıştım. Al meyver. Yemeği ver ya.
Al meyver. Yemeği ver. İçmeği ver. Eski usul. Anamın cebinde varsa alır. Anamın cebinde yoksa almaz. Allah bizi affetsin. Çalışan bayanlar Ramazan itikafına çıkıncaya kadar diniyet edip girebilir mi? Evet. Böyle niyetlendiğimizde 70 bin tehvit tamamlayamazsak nasıl bir yol izlemeliyiz? Bütün itikafa giren kardeşler normalde günlük 70 bin tehvit. İşte günlük 70 bini akşam namazına girdi bir dahaki akşam namazına kadar bitirmesi lazım. Disiplin edecek kendini. Bitiremedi yassıya kaydı. Yassıda bitirdiğinde ikinci 70 bini normalde niyetlenecek böylece kaymış olsa dahi 70 binleri bitirecek.
Yarısında çıkmak zorunda kaldı. Kadın veya erkek önemli değil. Kaç çekti? 35 bin çekti. 35 bini sonradan tamam edecek. Siz Allah'ın yardımcısı mısınız? Kim Kur'an ve sünnet tarihinde mücadele eder, Kur'an ve sünnetin hakim olması için koşuşturursa onlar Allah'ın dinine yardım ederler. Öyle söyleyelim. Falevennehu Le El Fatiha Amin Hatırlatmakta fayda görüyorum.
Arkadaşlar normalde biz Ben bu dergaha girdiğimden beri bir usul söz konusu oldu. Biz Ramazan ve Kurban bayramlarında son 10 gün Bütün dersleri iptal ederiz. Yani normalde mahallelerde, beldelerde, hiçbir yerde ders yapılmaz. Şimdi Benim bir işim gücüm yok. Boşta gezenin boşta kalfası değilim ama Yani o yüzden biz burada Perşembe ve Cumartesi derslerine devam edeceğiz.
Bu Perşembe ve normalde Cumartesi'leri tekkede. O yüzden Bursa içi ve Bursa dışı Bütün dersler bu noktada Ramazan'ın üçüncü gününe kadar Bayramın üçüncü gününe kadar dersler iptal edilecek. Hiçbir yerde arkadaşlar toplanıp da ders yapmayacaklar. Herkes serbest. İtikafa girenler itikafına girecek. Bayram hazırlığını yapacaklar. Bayramlarını bayram gibi yaşayacaklar. Ama Perşembeleri bizim burada dersimiz devam edecek. Son on gün esnaf olan kardeşler var kapalı çarşıda orada burada. Hiç kimse mecbur değil son on gün derslere. Aynı zamanda Cumartesi günü de Cumartesi sohbeti için de öyle. Arkadaşlar mecbur değiller. Kimisi gece meslekleri icabı dükkan açmak zorunda.
İşte son on gün normalde alışveriş yapacak olanlar dükkanlar olanlar dükkanlarını açıyorlar. O yüzden o arkadaşlar da mecbur değiller. Kendi kendilerine psikolojik olarak problem yaşamasınlar. O yüzden diğer beldelerde de son on gün toplanıp da ders yapılmayacak kadınlar da erkekler de buna dahil. O yüzden bir yerde ders var bir yerde ders yok. İşte bizim bir işimiz yok biz burada ders yapalım. Böyle bir şey yok. Sanki ders yapanlar çok kıymetli, ders yapmayanlar kıymetsiz gibi algılanılmasın. Adap adaptır, edep edeptir, usul usuldür. O yüzden herkes usule adaba Erkan'a uysun. Perşembe günleri burada dersimiz devam edecek. Cumartesi günleri tekkede devam edecek ama diğer Bursa'nın içi dahil buna.
Örneğin işte dik kaldırımda ders olmayacak örneğin. Veya teleferikte ders olmayacak örneğin. Bunun gibi. Burada normalde arkadaşlar perşembe günleri ve aynı zamanda da cumartesi günleri dersimiz devam edecek inşallah. Haklarınızı helal edin. Destur.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi