mustafaozbag.org

61. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:04:03

Birbirimize Jûf, Eûf, ağzıl, salâta dî mûûdiş şerzi, ilâkâsadîm, ve Kur'ânâel Teşri kâne meşgudâ. Ve Efendimiz, Allah'ımme, gâlik-i bûmâdînî fiûlihâ. Ümmetinin erken kalkan ve geçmezse bu barış olsun, berek oldu, erken kalkan ve geçkide imanetinden, fikirler. Sonra yine bu zikirler var ya, zikirler ruhlarımızı bilinmiyor.
İşte peki maksap, ruhlarımızın bilinmesini ve ruhlar bilince Allah'ın emirlerini yapmak olacaktır. Türkiye Aleyhisselatü Vesselam, zikrederler, dini dil neyenler böyle gezdikler, zuri fikirlerde de sırrı fikir de olur, kafir fikir de olur, bir de gehri fikirlerde de böyle kafette olan insanlardır. Bir de cemaatler kurulan kardeşlerimiz, eşitli efendim, Kevin Nâbult, efendim, kocaları, değişikliklerimizden, hele baş gelmiş, beş vakit namaz kılanların imanına şansı.
Ama bir durum, bir cemaatli serbiyesinde de, olduğun devam ettir. Olsun, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum, başka bir durum. yalnız fazla ihtilaf etmede. Kötü, kitab, bir böyle gedeple, söyler, o kadar da, böyle gedep etmeyecek. Benim anımız namazıların ve nafihatta da çok şey var. Allah tahta ile selaluyum ve zekil seninle dikla temavuz. Söz söyleyelim. İnananlara söz söyleyin, söz söyleme kayda düştü.
Allah'ın peygamberimiz de bir şey El Din, El Din'ün Nasihat, El Din'ün Nasihat, El Din'ün Nasihat'la sayılır. Çok hayırlar gördünüz. Gezilerimizde, bizlerden çok yerde de selamlar geceleriz. Mekke'nin üzerinden alimlerden emine verelim. Gezdiğimiz ülkelerde hepsinden Vuhud şehitlerimiz, hep hacılara ziyaret ettiğiniz gibi konuşuyor, bize söylüyorlar ya, Hepsini sıvacanınıza geldik, o halde de yiyip kalsınlar.
Gitte kalsınlar. Gitte kalsınlar. Bir vekil kardeşimiz devam ediyoruz. Olsunuz bunlardan bir şeyle geldik. Hepimizi, rükküden, gitte, hepsini kabul etmezsin Allah kahretsin. Sevdiklerini kabul etmezsin. Fitil toplanması, fitil toplanması. Siz, siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Ben bir şey soruyorum. Hanım cemaatleri gelebiliyor muyuz? Yok değil mi hanım? Onlara da ayrı yapıyorsunuz. Ey Allah kabul etsin. Onlar aralar da var. Bizim başka bazı yerlerde bazı yerlerde de biz gelin, bize de bir ter de koyuyorlar.
Siyah yolu, birbirler da siyah etmiyorlar. Öyle münasip olursa, ileride baktınız, Allah mücrab edersin. Onlara da bir selam verin. Siz seyredin onlara. Halet'in de söylediğiniz sözler var mı? Onlara da söyleyeyim inşallah. Evet, şimdi birer birer söylemeye kaydettireceğiz. Allah kahretsin. Siz iman etmedikçe işlerden giremezsiniz. Birbirimizi sevmedikçe iman etmiş olmalısınız. Birbirinizi sevmek için. Türkçe seni söylüyorum daha çok, daha kolay bir şey olur diye. Birbirinizi sevmek için size bir yol göstereyim mi? Selamlaşırsanız birbirinizi sev. İman etmiş olmalısınız.
İman eden insanın kendilerini buluyor. Zikredilen yerler de kendilerini buluyor. Dine, dünyaya faydalı kelimeler konuşurken, Ben demek istiyorum. Müritler de talep edecek. Masihat dinleyenler, kitap okuyanlar, Kul kitaplar okuyanlar da Sen talep et, öyle diyenler talep et. Çoğu şeylere yetişmek nasip olmuştur. Hani talepetlerinin son zamanını ağır istifade etmek nasip. Ulu diyebilirim de bir hoca. Ben de onlardan kalmıştır öyle.
Askerliğimize kadar memleketimiz var. Oraları İstanbul'da da, İstanbul'a gelmişler. Askerliğimize çok şeyh efendiler. Nimet bu hoca. 64'e yıla etken gelirken, Orada da, biz ikil halkalar, İmmi şeylere, medreselere filan da, Kardeşlerimiz çaldı olmaz.
Ya kalktı yedin mi? Yol estağfurullah. Buyur buyur. Hakkınızdalar bir şey var. Estağfurullah. İhtilaf etmeyin. Allah Allah. Görüşmüşsünüzdür. Evet. Birincisi, nimetleri, İnsan yarattı en büyük birbirine.
İslam'ı verir. Peygamber Efendimiz de ümmet eğitledi. Ve Efendimiz de ümmet olarak iki vazifeler. Dinimizi öğlelere yaşamaya gayret etmek, yaşamaya. İkincisi de Sibirya'yı gördük. O yüz senede.
Beş yüzünü şehit etmişler. Yüz kalmış. Oralarda gelen mühsul kardeşlerimiz, biz de getirdik. Oralarda size selam etkisi. Onlar bize haber veriyorlar. Diyorlar ki daha şimdiye kadar onların edebi var. Sibirya taraflarında var. Gezerler, gezdirirler. Müyükler, gezdirirler. Hadis-i Ağzikleri de zaten. Diyerlerden birbirine sesladılar. Ondan sonra o mülüklerde. Talebe'yi diyene Cenab-ı Allah iki büyük nimet veriyor. Birincisi de Talebe'ye mülükler de Talebe'dir. Vaaz-ı nasihata cevap edenler de Talebe'dir. Talebe'dir. Talebe'dir. Talebe'ye iki nimet Rabbimiz buyuruyor. Ve Talebe'ye tevin.
Nerede ne halde olsa talebe. Allah'ın ima hesabı. İkincisi de nerede vefat ederse, Şerifler de felaket. Ziklerine devam ederler de böyle. Şahade Efendi Hazretleri vardır. Nefisle mücadele, zikline devam etmek demek. Nefisle mücadele olduğu için o da şehit oldu. Verilen, hicret devam edenler. Şehit şu şekilde. Talebe'dir. Talebe'dir. Tebrikat etmek. Edebler dinlemek. Edebler. Edebimize göre devam et. Allah'ın kuruyor. Euzubillahimineşşeygalir. Bismillahirrahmanirrahim.
Allah'ın emirlerinden. Allah'ın emirlerinden. Allah Teala'nın emirlerinden. Allah Teala'nın emirlerinden. Makturetiyle Allah Teala Hazretlerinin nimetlerinden mahrum olmak. Yasaklarını yapmak suretiyle onları da koydunuz. Gece gündüz oku. Hem yedir, hem içir, hem muallıklar. Her yerde bilgiden.
Yani hedef de bilmemek. Öğrendiklerinizle amel etme. Yedir, adıdan adamlar meşhur sanal. Birbiri de kimlerizde. İşte gel.
Gece gece, biz gel diyor. Gece gece sütler gibi mübarek hizallar götürüyor. Biz de daha üstünde. Onun içinde dual ediyoruz. Üstün olacağını bize de bayramı doldur. Üstüncüsü de bu ilim, emâmet, ihtiyat, her yere götürmeyenliğe. Öğrendiğimiz kazançını kanatlı ve nasip et. Yesen'in ihtiyacını niye görebiliyorsunuz?
Söyledim de doğuştuk İstanbul'da. Bana selamlar getirdik. Çok yalnız her yerinden meramlar getirdik. Şeh Efendi Hazretlerinden böyle bir sikip gelebiliyorlar. Mert memleketimizden gelen alimler, şeyhlerimiz şeylere götürüyor. Şerikler, seyitler, onlarda nöblü şerikler olurdu. Her şeyler beraberiz gidiyoruz. Ailemle beraber müstük ettik diye. Şimdi bu, bu şekilde. Demek ki talebelikler, müşeğer. Hedefleri öğrenmek. Öğrendiklerini damir etmek. Ve onları başka yerlere götürmek. Bakın edepsiz, bir insan vefat ettiği zaman ana etkili, ana etkili kapanış.
Değil mi? Zikredemez. Namaz gılamaz. Kuş tutamaz. Şimdi o günlere yaklaşıyor. Recep-i Şerif Efendimiz dua ediyor. Madarik lana fi recebe ve şafan. Ve bellilna ramazan. Vaktin lana ma'edin. Recep-i Şerif ve şafan. Şimdi bize mütalet eyle. Ramazana kavuşmayla nasip eyle. Ramazandan haydalak haydalak. İmanları duruma baktığımız bu zaman. Serşembe Hazir teslimleri oluştursa çok yok. Şimdi bir an daha Hazretlerimiz. Ramazan gelirse, Ramazan geliyor diye sevinenlerin geçmişini İmanları Allah'a afir edeyim.
Evveli rahmet duyuluyor. Ocuna afir et. Allah'a afir ediyoruz. Sonra da Cehennem'de, Da'aç da. İslâm Fetikleri olmuştu. Bedir Fetikleri, Uhud Fetikleri. Mekke-i Kerem'in Fetik Ramazan'da oldu. Ramazan'da çok İslam Fetikleri olmuş. İslam tarihi. Gördünüz, onlar tehtike bildiniz. Hepimiz böyle. İftarlar, şeyler. Allah'ın büyük rahmetleri. Onun için şimdiden seviniyoruz. Ramazan, Allah'ın ailesiyle kavuştu şimdiye. Değil mi? Bu şekilde. Böyle cehni zikirlerin de çok saygısı varmış. Efendimiz şeye gelmiş, Mescid-i Şerif'e girmiş, Ebu Bekir Efendimiz böyle oturmuş öyle. Ne yapıyorsun Ebu Bekir? Mikrediyorum yarısıyla.
Nasıl böyle kimse, kimse, gıyımda bir şey olmasın diye böyle kendi kendime Rabbim'i zikrediyorum. İlerisi takıyor, Hazreti Ömer Efendimiz, penceren yana oturmuş, aşk iler, zikrediyor öyle. Cehni zikirler. Ne yapıyorsun Ebu Bekir Efendimiz? Belki penceren o da bir geçen olurdu o da bir Allah de şimdi. Zikirleri çok seviyorum ben. Hazretler olan insanlar da uyanır. Ondan sonra devamlı zikreder. Çok hikmetleri var. Üç şeyi çok yapan insanlar gerçek oldu. Rahmetli Babam oralara nasıl çok zikre geldi. Üç şeyi zikretmek. Zikri daimi, devamlı zikreder. İkincisi de her çift namaz, gece de her çift namazına herhangi ettirme.
Üçüncüsü de gezmettiğim için. Bunlar insanı genç bırakıyor. Aklınız olsun da böyle. Sözlerde de bir şey de var. Bir de Efendimiz giremez ki Dinebevi'ye girdiğinde bakmış, bir de bana zikrediyor. Efendimiz duymuş. Ümmetim bunu yapacak. İleriye bakmış. Birisi Kur'an okuyor. Onlar yanına da gidiyor. Ne yapıyorsun? Birimiz Kur'an okuyor. Ümmetim bunu da yapacak. Üçüncü bir halaka görüyor. Biri anlatıyor. Abdest böylenir. Namaz böyletlidir. Böyle sahiden bir zikri akdesi öğreten mübareklerine kadar şey kalede okurken İstanbul'da Hoca Efendi'den Efendimiz kusul akdesinden sonra kusuldan sonra akdesi almak lazım mı?
Yeni cami imamını Sultan Abdülhamit Hacı Feslamanı'ndan alanlar buradan. Sultanahmet Cami İmamları, Karnış Cami İmamları Hepsinin ders almak lazım oldu. Arda böyle Hemen bir şey söyledi. Çok güzel bir soru soruyorsunuz. Acaba bu süreden yıkanan insan ellerini, ayaklarını dışarı mı bıraktı acaba? Ne kadar güzel söyledi. Başına meselerdi, ayaklarını yıkayacaktı. Bu abdest eti yıkayacağı yerleri dışarıda mı bıraktı da tekrar akdesi alacak? Irmağa düşüveriş, saniye yıkandı tamam. Karnış Cami İmamları daha iyi.
Ben içeriye de oraya oturttum. Ketekiler zikredenler Cembe Celal'i diye oraya geldim. Kur'an okuyanlar sana salakallah deyip oraya, ya Resulallah bizlere böyle buyurdunuz, buraya oturmadınız, Kur'an okuyanlar size de böyle buyurmuştunuz, ya Resulallah bunların hepsi güzel olacak, bu hadis şerif tümdür. Kolay hadisler. Bir kelimelik hadis söyleyelim, size de ona elbetteyelim. Ben söyleyeceğim, ondan sonra siz söyleyin diyeceğim. İRHAM TURHAM Bir daha söyleyeyim ben. İRHAM TURHAM Siz söyleyelim. İRHAM TURHAM Merhamet et, merhamet olurursun demek. Efendimiz'e de bir hadis yapılır. İRHAM TURHAM Merhamet et, merhamet olur.
Buyurur musun? Merhamet et, merhamet et. Şimdi Efendimiz'in İnnemâ huğuştû minuallimennâsat hayr Ben muallimi hayr olarak görmedim. Minuallimennâ benim işimi yatıyor da bunlar mı çıkıyor?
Daha şey yapalım, onları zikirlerde Ben çok vaat ediyordum. Hemen öğrendi bana söyleyemez. Gezmeye, öyle gezmeye Allah gergilemez. Rüyalardan mahalimden selamlar getirdim. Sibiryalardan, Pakistanlardan, Türk kabirleri gördüm. Filipinler, böyle diğerlerden nasihat ederek böyle geliyordum. Yastıdan sonralarda, arkada da hanımlar dinliyor daha. Gece saat 12'de oluyor. Böyle de konuş konuş, arkadan hanımlar da ne olur.
Bu gece de bu gece de uyuma, bize söyle. Tabi orada Arapça konuşuluyor, bize tercüme ediliyor, şey yapıyor hadisler yazılıyor, duvarlara hadisler yazılıyor. Birisi İngilizce yazıyor, duvarlara yazıyorlar, ondan sonra artık ezberliyorlar. ne kadar onlar, ne kadar seviniyorlar böyle. Gezmeler de çok iyi bir şeyler. Zikredince, zikredene zaten Allah şehrine baktığı duyurur. benim kulum zikrederse ben yanımda otururum. Ya Rabbi dersem muhabbet ederim. Bunun için zikreden işler kuvveti. Sonra Efendimiz buyuruyor, siz gizli zikrederseniz, kendi kendinize zikrederseniz, bende sizi kendi kendime zikrederim.
Bir cemaatla beraber zikrederseniz, sizden kıymetli bir cemaat içinde meleklerle, cihli zikirler de var, yeni zikirler. Her zaman Allah'la beraber zikreder var. Elhamdülillah, memleketimizde, Rusyalarda, onu da ziyaret ediyor.
Bu da güzel. Bir de tarikatlarla, Rusya'da da yaşayan, masaydı Rusya'da. Her yer mi gezdi? Allah gezdirdi. Bu verdiler, camilere girip ağlayıp ağlayıp, eczadımız ibadet etti.
adam bizimle, yani her yerden. Niyet etmek de iyi bir şey. Yani aynı onu yapmak için. Niyeti mütminin niyeti amelinden ayrıdır. Bundan hepimiz böyle toplanırken, birbirimizi sevip, yarattı. Bu iki duayı da herkese tavsiye ediyorum. Bizden çok dua istiyorlar. Telefonlar geliyor, hastasına, duasına, çocukların evlenmesine, çeşitli şeyler, hep şeylerimizden de böyle isterlerdir. Bizden de şey yapıyorlar. Şu iki duayı yaparsak, hep birbirimize dua etmiş oluyoruz ve Allah Teala'nın ne hoşuna gidiyor. Ya Rabbi dinimizde yardım edenlere yardım eyle.
Ya Rabbi dinimize yardım edenlere yardım eyle. İkincisi de Rabbana Firli Cemî de olabilir. Rabbana Firlenâ da olabilir ama Rabbana Firli yeter ya. Rabbana Firli yarası bizi affeyle. Vel valideyye, ana babalarımıza. Burada ben bir şey daha düşündüm. Anne babalarımız derken bizi terbiye edenler. Mesela Vuhan bizi valideyye dersen, ana babalarımız, ecdadınız ve bizi terbiye edenler.
Mübarekler, gece günümüzü duymadılar. Gezenler devamlı şeydi. Çoğun valideyler. İnsanların evine giderlerdi. Evler gideriz.
Bu valideyler gezer evlerde sohbetler yapamaz. Bizde de çeşitli yerlerde evine çalışanlar var. Rua gerek oldu. Cennet. Haftada bir gün ne yapıyoruz? Böyle yerlere cihada gider gibi gizlere gelmeye. Gizlere gelmeye. Gelecek de her gün bir kişiyi yeminlerden de getirmeye. Yeminler gelmesin. Hazretlerinin eminlerden istifade etmeye. Ve eminim işte bu. Bizi affeyle, ana babalarımız, müstaklarımız, terbiye edenlere affeyle.
Biz de veril müdkili. Doğanımızın okuşunu. Onun için birbirimize böyle çok dua edenler gördüm. Onların hepsi size hayır doğayla Türkiye'mizi de her seviyede İslam büyük toplantılarda bulunuyor. Türkiye'mizi temsil eden, Japonya'yı temsil eden. Oralarda böyle mevzu şerifler oluyor, bitikler oluyor. Her yerde yani elhamdulillah Allah'a şükürler olsun. Böyle İslam'a adetleri, ahlakları, edebli insanlar, çok edebli insanlar az yiyorlar, çok çalışıyorlar, çok da geziyorlar. Gezdiği yerlerde de Müslüman oluyorlar.
Nevşehir. Nevşehir şey değil mi o, kerecalık, bacaları o zaman. Oradan gençlerimiz, Japon kızları Müslüman etmiş de, iyi işler yapıyorlar. 5-6 çocuklar okutuyoruz. Bütün Japonya'yı, bir şehre uğrasa iyi olur.
Bu, Angilizce, İngilizce, herkes okuyor. Rusça, Almanca, tablo tablo nimet kullanıyor. Zikil yoruluyor, davetliyoruz. Hemen 3 kere kelimeyi, tehlikeli söyletiyorum, cehil olarak söylüyor, çöpülecek. Evine gidiyor, telefon kızlarından bitir, bit, sıkın.
Şimdi nereye geleyim, nereye gideyim, öyle şeyler olur. bizi çoğu çoğu, kimse de verilsin, fotokopüler yapılsın herkes. Müslüman'ın imanını tazeleniyor, günahlarınız afoluyor. Efendimiz'den çok deliller var bu şekilde. Bir Yahudinin kendi, Efendimiz'in, eziyet yapan Yahudi'nin, kendi oğlu, Medine'nin merdelerde, hastalanmış. Efendimiz, haber gönderiyor, davet etmek için. Haber gönderiyor, hastayı ziyaret için. Hasta ziyareti çok büyükse var. Sabahleyin ziyaret edersek, akşama kadar 70 bin melek günahlarınıza devri istifa ediyor. Akşam ziyaret ederse, sabaha kadar 70 bin günahlarınızı affediyor, hastalıklara şifalıyor Cenab-ı Hak. Cennetten her ziyarete, her insan, bir insan ziyaretinde gelsin diyor.
Ona söylüyor hemen, la ilahe ne olasın? Söyle.
Biraz sevinçli, görmedik. Bir kere, öyle hadis-i şerifde var, bir kere okuyan bile cennete gidecek. Biraz şey düşünen, hocam sen ne yaptın yahu, namaza neye gidecek? O zaman bizimle güneğine giniyor. Zahmet bize ondurdu, zahmet sanıyoruz da. namaz yok, oruç yok, zekat yok. Hemen bir kere şey yapalım. En azından siz güzel anlaştınız. Bakın, biz vazifemiz yalnız oluyoruz. Bizim söylediğimiz zaman biz vazifemiz. Ondan sonra da adamın öğrenmeye fırsatı olmamış, öğrenememiş, ilk günün haram olduğunu öğrenememiş. Bunların hepsi, yani söylenince, söyler, siz biliyorsunuz.
13 senede, 13 sene Mekkev Kereme, 10 senede binemede öyle de. İslam tamamlandı, Kur'an tamamlandı. Buçuk seneye kadar, imana dağılacak. Oraya işte, miras yapın. Bütün günahlar da, bu şeyini alacaksın.
Önceli ayrıntılmaya başladılar, bir şey yap. Hatta ben bunu da çok söylüyorum, duyuyorum. Zengin insanlar var, güzel adetler var. Zengin adamlar, bizim evinde, bir dün bilinde, bir dün bilinde, kuvvetinde falan, toplanıyorlar. Dünyada ne var ya? Yok. Nerede Kur'an bursuna ihtiyaç var? Nerede cami gibi şey? İnanın, böyle konuşuyorlar. Ben, kuvvetle bir de baktım, orada kuvvetle, işte biz cami, cami işin yardım için gittik, Tokyo cami. Biz de Tokyo bir şey var.
Birisi dedi ki, Tokyo'da dedi, bir cami yapıyormuş, bir cemaat, bir Pakistanlılar geldi, ben yüz bin dolar verdim diye, ne yaptılar diye, bana soruyor. Çok güzel yaptılar mı? Yaptılar, oldular, görürler. Orada böyle güzel şeyler de oldu. Ben orada, herkese, bir hocafendi oradan, ondan biraz ses meşrediyor. Beş vakit, namaz dolanın, imanına, İslam'a şahit olun. Ondan sonra yavaş yavaş, gidelim inşallah. Bir halim dedi, büyük bir can, dedi ki, ben Nimetullah Hoca'ya şey yapmıyorum, tasdik ediyordur. Doğru söylüyor. La ilahe yalan onları falan. Bir kere söyleyen bir de müşküman oldu. Hadisi şerif oldu.
Efendim, birine de buyurmuş, La ilahe yalan burada da, muhtemelen. Sen La ilahe yalama mesela söyler misiniz? Söylemeye değilim gibi, hiç sevmediğim bir tür. Bunu söylerse siz, tabi anlıyorsam, bunu söylerse, adam 360 kutunu minter etti. Söylemem bir tür. Hiç de sevmiyorum. Efendinizdeki şefkata bakın, muhterem kardeşim, insanlı kardeşiz hepimiz. Muhterem kardeşim, lütfen sevmeyerek söylermişim, sevmeyerek söylermişim. Sövgüleri yok, burada Müslüman oluyor. çeşitli yerlerde. Yani insanlar, kolay Müslüman oluyor. İslam amelleri çok. Sekar'da, fakir, zengin, karısında muhabbet ediyor.
Anlasam ben, biraz da dişim gülüm. Ben işte, yani, az bir ilim, emanet diye, yoksa, söylenerek çok, söyler de çok yani. Mesela, içkinin, mahrumiyeti, şeyde geldi. Medine'nin, eğer diyor, içki haramdır diye, Mekke'de gelseydi, Mekke mükelemede, zannetmiyorsa, aileler kolay bırakır.
Onun için, ilk ayette, yarısı da var, zararı da var, zararı da var, zararı da var. Çok. İkinci ayette, üçüncü de şey, geliverince, katresi de haram, alet, geliverince, küpler, küpleri dökmüşler, küpler kalır.
Bak size gülecek bir şey, ikinden doğru geldi, yeşil bir şey var, cehennet tembiyatı, 150 seneli, 100 seneli şarabı olan, evinde 150 seneli şarabını olan, ne isterse, sen kaç,
yarısına kadar içtiği bardağını dökmüş, 20 sene evvela kadar, iki cami, bütün camisidir.
Yokohama'da, en büyük bir camiye, bir çekirdek atılmış, dedi ki, ben anladım ki, sizin dini, ibadet ettiğiniz de, sizi çok seviyorum.
Hacıhanemiz, o küçük camide, 40 sene kadar, oralarda, gidip geliyordum, sonunda bir de baktım, Japonlarmışım, anlıyordum, 50 kişi birden, 100 kişi birden, kalıverdim orada, diyor. 12 sene filan buralarda, bu küçük yerde, siz ibadet ederken, sizin Rabbimiz, sizi çok seviyor, onu anladım ben. Televizyon yüklersi, çok seviyor ki, size o büyük cahililer, daha evvel şeyler yapmışlar, 18'lerde, 18'lerde, inşallah, biz bir şeye bakma, oca nokta net, arasında şey, tablon, nimet, oca nokta net, bu malumatlar var o zaman, Japonlar'a koşuyor, biz nasıl edeblediğimizi, yalalım, böyle bir haberler var, inşallah, burada telefonumuz, Türkiye telefonu da var, devamlı geliyor, gece gündüz telefonlar geliyor, neymiş bu güzel, bir söyle şey, Türkler de söylüyor, başkasında şey yapıyor, şimdi burada bir şey söyleyeceğim esas,
dedi ki, aklınız da sizi çok seviyor ki, adet edersen, bir kişi namazı var, ilk imamda Bursa'da, size biliyorum efendim, müslüman olacağım ama, esas müslüman olacağım ama, ben, içkiye bir tedarik, bi bırakamam da, onun için, müslüman olmak, içkiyi bırakmakla mı,
başlayacağım, çok mühim bir şey, dedi ki, sen bizimle beraber, üç kere lalayla bunları, Resulullah söylesen müslüman, iç de demedim, iç mi de demedim, adam çekiyor bunlardan, ara sıra bizimle, cami aramıştık, camimiz de, Pakistanlılar, cami, zihirine, şehir oldu, şehir oldu, diye, cami şehir dediği gibi, camimiz, şehit olmuş, cami mescid oluyor adam, geldi adam, getirdi adam, namaz buladı, geldi dedim, çok güzel, sen ne iyi adamsın,
kardeşimizi buraya getirdiğin, öyle kırıktır, İngilizce biraz, öyle, sen de Müslüman olabilirsin, dedi ki, la ila illallah, şöyle dedi adam, tamam, sen müslüman oldun şimdi, tamam, söyleyen bilermiş, o televizyoncu, Elhamdülillah, Müslüman oldu, sonra ilan etti, ama, girmek çok olaymış, dedi, bu ayrı mevzu, öteki, cami arıyor, yazdı bize, ikindi namazı bilmeçak, dedi, Türkler, müslümanlar, daha da, saba saba saba …
dedi ki, bu Amerikalı, yeni müslüman oldu şimdi, biraz kolay görsün, hadi hemen, başladık, iyi bir şey, niye az yaptık, diyor, daha yok mu, biraz daha yapalım, dedi, bu namaz, Mekke'ye, bu türleri doğru şeye, terarlı namazlar, iyi bir şey, hangi de buraya çakalım, iyi nasıl? Bu da bir de gece namazı, diye, tam bir de her gün, Allah razı olsun, daha yok mu, biraz daha yapalım, değil, onlar şey ama, hareket ediyor, öyle şey, eğiliyor, doğruluyor, vücudu, iyi olsun diye, koşuyor, eliyor, bu sebeple, teherkide daltı verse, başarısı, elbim varmaz, yurdur da, bunun için, yani, dünya, İslam alim, dünya, dünya, dünya alimle, eskiden, insanlar, Peygamber'in zamanında, inatçıydı, mucizeleri görüyor, iman etmiyor, şimdi, arıyorlar, yani, çok konuşuyoruz, hedefliğinde, müslüman oluyor, dışarıda da oluyor,
dışarıda da oluyorlar, ve bir de, onlar, şunu da söylüyor, ey müslümanlar, bize, İslam'ın, nurunu getirmeye, neden geciktikler, biz anlarız bu söz, sahabelerin, nasıl gitmesi böyle, 124 gün sahabe, dünyaya yayılmasın, değilmiş öyle, yetimizde de çalışacağız, asırlar, memleketimizde, en büyük bir şey, inşallah hepimiz, niye bitirelim, biz dinimizi yaşamaya, efendim, mümmet olduğumuz için, bu güzel bir aziteler, yoksa, çok, yani, böyle hemen, kolayca müslüman oluyor, bana soruyorlar, dilini nasıl yapıyorsun, işçeyi nasıl yapıyorsun,
hiç, efendim, her amel, ezanı eşitir, müslüman olanları görürür, sadece abdesti görürler, müslüman olanlar, namaz diliyoruz, sağımıza, solumuza, duruyorlarlar, istasyonlarla, şeylerden, namaz, sağımıza, solumuza, arkadan misaf yapıyorlar, biz namazın içindeyiz, bilmiyor ne olduğunu, sanki, tutmazdan sonra, arkadaşlar, onlar bilir, la ilaç alamıyor, demek ki, herkes sıkıntı içinden, herkesin sıkıntısı var, herkes sıkıntı var, o neden diyor geciktirken, biz bizden çok evvel komşularımıza getirdiğiniz, Çin'e getirdiğiniz,
Filip, buraları İslam devleti yapın diye kadar çalıştığınızda, biz insan değilmiş, inanın böyle söylüyorlar, o husurları diyor, bizim sonumuz İslam devleti, Japonya, sonu İslam devleti, iki sebep var, birisi Endonezya, Malazya, Urnay, bizim gibi, Budizim'di, onlar müslüman olmuşlar, ikinci sebep de, her müslüman başkasını davet ediyor, Avrupa'da, orada, nerede müslüman olursa, gece gündüz davet etmeye başlıyor, hepimiz, bir de, şeyler arasında söylüyorlar, ne buyurursunuz,
bir İslam hakkında, Resulallah, ne söylemeyiz ki, düşmandık, bizi kardeş ettin, vahşiydik, bize İslam'ı deneyip getirin, öyleyse, burada bulunan var, bulunan var, götürsün. Üçüncüsü de, benden bir ayet ediyorsanız, onu da yapıyorsanız, Şehafetname, dördüncü de, siz, dillerini söylerseniz, dillerine, onlar, daha çoğuna söylenir.
İngiliz, kısımış, duman etti, altı dilden, orada daha hareket ediyorlar. Hizmet sırası, Türklere de gelince, Viyana'ya kadar, Viyana kapıları kadar, Viyana'ya kadar, Viyana'nın kapısına kadar, Viyana'nın kapısına kadar, girmişler, geriye girememiş, şimdi Viyana'nın içindeki, gidilirse, önce şeye gitmek, çabuk.
Gene de, şey yapalım, Şeh Efendi, zikri seviyorum, dinleyeceğim, elhamdulillah. Bu, cehbi şeklini, bilmeyenlerin, kenarda, seyreden, başka, oturan kardeşlerden, bir kenarda, bitecek değil ama, Efendimiz en son, biterden söylüyor, Ya Resulallah bana, bana İslam'dan birşey öğret, hiç kimseye sormayın sizden.
Efendimiz'i duyuyor, Kul amen subillah, şimdi destek. Allah'a inandın de, ondan sonra, istikamette devam ettik. Olsun, bu sektik yerine kadar. Övet'in muhtasını, hep birbirimizi seviyoruz, israf edecek. Eskiden, hâlimlerimiz, masyadık derler kız, bayın, sakın biz de söylüyoruz. Birbirimizi, birbirimizi, idade edemem. Beş vakit namaza, dikkat edemem. Niyasının cenneti de, ahiretinin cenneti de, derin duyuyor Allah'ımız. Bunlar, birbirimizi de şöyle, söyleme, söylemenin faydası var. Bir alimler, öyle derdik, fatihlerden, şeylerden mübarisler. Bir de, bak, arkamıza bakın eğer, Hoca Efendi'de gelerek, limancı da, nerede, kezilerden kalmasın.
Öyle dedi de, ben sabah namazını hiç terk etmedim. Sabah namazı, cemaatlerde az oldu, ben söyleyeyim. beş yılda hanımlar, erkeklerden ilergeçti. En sizin davetine, ilk iman eden, ahlice var. Efendimiz. Efendimiz'den sonra, en büyük alim, o da hanımlardan, Ayşe var. Ömer'in dediği zatın, İslam'a girmesine, kız kardeşinin evinde, burası olmaz.
Şerit, ahlice var. Üçüncüsü, ilk şehit, simeye var. Dördüncüsü, Aziz Ömer Efendimiz, kız kardeşinin evinde, Kur'an'a koyacak. Öldürmeyi arıyor, Peygamber. Beşincisi de, çocuk terbiyeleri. Ben de, Allah'tan hayırlı olarak, size de böyle bir şey yatsın da, tekrar görüşmeler, nasip edelim.
Onun için, şimdi bir şey yatsın, benimki cürbelerim oldu, böyle bağlı ediyorum. Çok, on beş daha, gelen şeylerimize de var, diyoruz. Varlı şeylere de, Cenab-ı Hak Küsüvet. Önce, sabah namazından sonra, öğleden önce, üç saat, böyle günlerimiz var. Öğleden sonra, harun gelmişten, mübarekler, Bincan-ı Kerim. İkilden sonradan, ardından zikirlere gidiyor. Gitti, zikre gitti, neredesiniz daha çok, ne için soruyor, nerede zikir var, nerede bir şey var. Hoca Efendi'yi tanımak, önünden, Hoca Efendi, Neymetullah Hoca, dünya çapında, elham tanınan bir zat, ilk defa, 92'de, hacca gittiğimizde, Şeyh Efendi Hazretleri'yle, tanışmıştı.
Diyor, bir şey yaparlar. 92'de, Şeyh Efendi Hazretleri'yle, hacca gittiğimizde, tanışmıştı. Sonra, 96'da tekrar, ömreye gittiğimizde, yine orada, sohbetimiz devam ettiydi. Şeyh Efendi Hazretleri, her ömreye gittiğinden, galaramat eylesin. Orada karşılaştığında, sohbet ederler. Birbirleriyle muhabbetleri, birbirleriyle sevişmeleri iyiydi. O yüzden, Neymetullah Hoca, benim tanışıklığım, 92'den, kendisiyle. Allah razı olsun, kendisinden bütün, hep böyle, yurt dışında çalışır, koştur. Biz, Tokya'da cami yapılmını, ben, 96 yılında, kendisinden öğrenmiştim zaten. Hem de, işte, Tokya'ya gideceğim. Oraya şimdi, yavaş yavaş gidip gelmeye başladık, dedi. Allah razı olsun, kendisi kursaya gelmiş.
Bizim kardeşler de, tanışmışlar, görüşmüşler. Çok memnun kaldık. Allah razı olsun kendisi. İnşallah, Rahman, devamı olur. Buraya geldiğinde, her daim, bekleriz inşallah. Başımın, hızının üstünde tacı var. Allah razı olsun inşallah. Çok kıymetli bir kimsedir. Benim nazarımda. Allah hepimizi affeylesin. Allah hepimizi affeylesin. Amin inşallah. Allah'ın yeri, hefendiden bir şey, buyurun. Şeyh Efendi Hazretleri, bir şey söyledi. Siz de onun yerine, madem sizin kimmet edin. Müritlerine, ille de peygamberimizi gösterilmiş yani, mübarek. Öyle bir şey. Medine-i Münevvere'ye gidenler için, derdi Şeyh Efendi Hazretleri. Evladım ev sahibi, size hoş geldiniz dedi mi?
Allah Allah. Allah Allah. Her yerine bir ev sahibi vardır, bir yere gittiğinizde ev sahibi size hoş geldiniz dedi mi derdi. O yüzden hoş geldiniz demeyenler boynlarını bükerlerdi. Yani, Allah Allah. Allah Allah. Her yerine bir ev sahibi vardır, bir yere gittiğinizde ev sahibi size hoş geldiniz dedi mi derdi. O yüzden hoş geldiniz demeyenler, boynlarını bükerlerdi. Yani, onlara dememiş. Evladım, demek ki tam sevmemişsiniz, tam aşık olmamışsınız. Onun sünnetlerini yerine getirmemişsiniz. Evet, Allah razı olsun. Her ev sahibi, gelen misafir, bir hoş geldin demeli. Öyle değil mi? Evet. İnşallah. Allah bu zorunlardan eylesin. Amin. İnşallah. Ünce inas fıfa. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme gelmiş geçmiş.
Bütün Peygamberimiz, inşallah efendilerimizin ruhlarına ayrı ayrı hedirdik. Vası ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Haberdar eyle ya Rabbi. Fezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Amin. Dünar-i yâri güzün, Ebubekir, Sıddık, Kumari, Faruk, Osman, Murtaza radıyallahu aleyhi ve sellemizin. Evlâb-ı Resulullah, Şühedâ-ı Resulullah, Ashab-ı Resulullah'ın ruhlarına ayrı ayrı hedirdik. Vası ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. İmam-ı Ağur'un ve muhalife, İmam-ı Şafi'yi, İmam-ı Malik İmam-ı Muhammed'e, Hazretlerini uzarına ayrı ayrı hedirdik. Vası ve sadar eyle ya Rabbi. Amin. Sırt eyle ya Rabbi. Fezatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbi.
Amin. İlâs-ı Fatihâ. Amin. Pirimiz Seyyid-i Kadir-i Geylan-ı, Pirimiz Seyyid-i Ahmed-el-Ruf'ai, Pirimiz Seyyid-i Ahmed-el-Medevi, Pirimiz Seyyid-i İbrahim'i dilüsüki, Pirimiz Şah Ephrani Şahinin Şahatil stabilization Şahınzie에liğe regulate Şoh engl-muhammed-i vá úベhattini Şahı mevzaledelselâ zührü hum'acinti pektâşibeli Hazretlerinin ruhlarına Mehmed- islands Man-u Muhuddın iftada Hazretlerinin ruhlarına ayrı ayrı hedirdik asıl ve sadar eyle ya Rabbi.
Amin. Allah'âre hâ eyliye. Fazerle yâ Rabbi beydatlar, Ezzatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbim. Amin. Hiç ihlas bir Fatiha. Geçmiş mürsü kamilleri, merilerin, evliyaların, dervişlerin, hükmünlerin ruhlarına ayrı ayrı heder edik.
Vâsıl ve esedâle eyle ya Rabbim. Amin. Hepimiz üstadımız, müşkimi, canımız, canımız, canımız, sultanımız, bayındırlâhı Mustafa Efendi Hazretleri'nin ruhaneti yükselerlerine heder edik. Vâsıl ve esedâle eyle ya Rabbim. Amin. Hediye ale Râsıl'ın ruhaneti yükselerlerine heder edik. Vâsıl ve esedâle eyle ya Rabbim. Amin. Şu an güçlü kamillerin, velilerin, evliyaların, dervişlerin, hükmünlerin ruhaneti yükselerlerine heder edik. Vâsıl ve esedâle eyle ya Rabbim. Amin. Çünkü alemizde gelmiş geçmiş Osman Ali'den gelmiş geçmiş Akrabayi tarikatımızdan gelmiş geçmişlerin ruhanetlerine heder edik. Vâsıl ve esedâle eyle ya Rabbim. Amin. Heder edile ya Rabbim. Bu felidatlarını, himmetlerini, şefaatlerini üzerlerimizden eksik eyleme ya Rabbim. Amin.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi