Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 26 Nisan 2019 · 48:29
Selamun aleyküm. Allah gecenizi ayıretsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Akıllı telefonları gereksiz kullanma son zamanlarda arttı. İnsanların bunlardan kurtulamaz olduğu ve sizin deyiminizle klavye kahramanları laf yetiştirmeye çalışıyorlar. Bizler internet ve telefonları nasıl kullanmamızı önerirsiniz.
Bu hastalık çocuklara kadar sirayet etmiş. Yeşilay'ın bölümlülük kategorisine girmiş oldu. İnternet ve telefon. Teknolojiyle alakalı bir sıkıntımız yok. Teknoloji olmalı, hatta teknolojiyi takip etmeli. Teknolojik gelişmeleri sonuna kadar bu noktada bilmeli.
Bununla alakalı gerçekten insanlar Türkiye olarak söylüyorum. Bundan geri kalmamalı. İnsanlar bu teknolojik aletleri kullanmakta maharetli olmalı. Eyvallah. Bunlar şey değil ama bunu böyle ailelerin içerisinde, ailelerin arasında denge bozucu şekilde gidiyorsa genel olarak insanlar bu hani sosyal medya dediğimiz şeyde çok fazla takılıyorlar.
Normalde o mesela teknolojiyi örneğin işte adam hadisleri yükleyip telefondan hadis okumuyor ki, telefondan Kur'an okumuyor ki, telefondan hayırlı bir kitap da okumuyor. Ama böyle olur olmaz her şeyleri normalde boş vakit geçiriyor. Bu sıkıntılı bir de bu iyice bağımlılık haline geldi. Gencinde yaşlısında onun üzerinde duruyor. Kendince farklı bir mecraya atıyor. Allah muhafaza eylesin. Bu normalden fazla. Biz şu anda Avrupa'da çok ülkelerden fazla internet kullanımımız. Biz çok ülkelerden fazla da böyle bu akıllı telefonlardan yüzdelik olarak çok fazla bizde. İnsanlar telefonu sadece haberleşme aracı kullanırken biz her şeyde kullanıyoruz. Allah muhafaza eylesin.
Ailelerin huzuru kaçtı bunda. Bilinçsiz kullanımlar arttı. İnsanların birbirlerine ulaşmaları kolaylaştı. Bir kadınla bir erkeğin rahat bir şekilde mesajlaşma birbirleriyle haberleşmesi arttı. Bu sefer şeytan, nefis kulağından üfülüyor onları. Hani ben bir hadis-i şerifi çokça söylüyorum ya. Hani ahir zamanda öyle bir zaman gelecek ki, Müslümanların, Müslümanlara diyecekler ki, kelerin deliğine gir, Müslümanlar oraya girmeye çalışacak.
Şimdi keler deliği dediği, kertenkele deliği, küçücük. Bir insanın kertenkele deliğine girmesi mümkün mü? Değil. Birisi ona söyleyecek. Bakın birisi ona söyleyecek. Birisi ona böyle bir tavsiyede bulunacak. Böyle bir emirde bulunacak. Ve Müslüman, o olmayacak olan, fıtrata aykırı olan bir şeyi yapmaya çalışacak. Bunu zaman zaman derslerde söylüyorum. Uyandırmak için söylüyorum. Bu neden? Bu o kimsenin birisi kulağına fısıldayacak bunu. Bunu kim yapacak? Bunu şeytan yapacak. Bunu deccal yapacak. Bunu şeytan yapıyor şu anda. O kimsenin kulağına fısıldıyor. Siz sadece bir müzik dinledik zannediyorsunuz. İşte bir müzik dinliyorsunuz. İşte ne bileyim işte farklı yeni olan o müziklerden dinliyorsunuz.
O müzikleri dinlerken kendinizce siz sadece o müziği duyduk zannediyorsunuz. O müziğin notalarında, o müziğin ritminde, o müziğin normalde sözlerinde gizemli şeytani ifadeler var. Oradan sesleniyor sana. Yani sen o şarkıyı 3-5 sefer dinleyince sende o yer yapıyor. Bazen zaman zaman diyorum ya onları dinleyeceğinize gidin Müslümü dinlenin.
Hüzünlenin. Gidin Orhan Gencebay'ı dinlenin. Kahırlanın. Gidin Türk sanat musikisi dinleyin. Ciddi ciddi söylüyorum bunu. Onları dinleyeceğinize gidin halk müziği dinleyin. Onları dinleyeceğinize. Çünkü bu son normalde 20 yılın, 15 yılın müziklerin hepsinde arkasında gizli sesler var. Gizli komutlar var. Gizli yönlendirmeler var. Son 15 yılın filmlerinde gizli yönlendirmeler var. Gizli komutlar var. Reklamlarda gizli yönlendirmeler, gizli komutlar var. Reklamlarda. Sen örneğin işte bir tavuk reklamı seyrettiğini düşünüyorsun. O o kadar masum değil. Sen bir işte lokanta reklamı seyrettiğini düşünüyorsun.
O o kadar masum değil. Sen bir rock müzik dinlediğini düşünüyorsun. O o kadar masum değil. Yönlendirmeler var. Yönetilmeler var. Mesela en fazla yönlendirmeye açık kesim kim biliyor musunuz? Şehirlerde yaşayanlar. Yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim, şehirlerde okumuş olan kesim. Siz şöyle düşünürsünüz şimdi. Yani ya sen ilme kapalı mısın, okumaya kapalı mısın? Bakın ben ilme kapalı, okumaya kapalı, eğitime kapalı bir kimse değilim. Ben yönlendirme ve yönetilme ile alakalı söylüyorum. En fazla, en çabuk, en rahat, en fazla yönlendirme ve yönetilmeye müsait olanlar, şehirlerde okur yazar olanlar, şehirlerde bu iletişim araçlarını çok kullananlar yönlendirmeye ve yönetilmeye açıklar.
En fazla Facebook'ta duran, en fazla Twitter'da duran, en fazla WhatsApp'tan herkeslerle görüşeceğim, konuşacağım diye uğraşan, sosyal medyayı en fazla kullananlar, en fazla yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim. İnternet, sanal medyayı en fazla kullananlar, en fazla yönlendirmeye ve yönetilmeye açık olan kesim. Biz şöyle zannediyoruz, ya üniversite okumuş o yönlendirme, yönetilme alır mı? En güzelini o alır. Siz bir küçük kasabada yaşayan veya bir köyde yaşayan bir kimseyi saf görürsünüz. Doğru.
Onu yönlendireceğinizi, yöneteceğinizi düşünürsünüz, yanılırsınız. O yönlendirilmez ve yönetilemez. Ama bir üniversite okumuş bir kimseyi yönlendirmek ve yönetmek kadar kolay bir şey yoktur. Neden? O çünkü sanal dünyada dolaşıyor. Sanal dünyada 10 tane reklam, 10 tane söz ardı ardına duydu mu bitti, onun beyin gerisi fethedildi.
O zannetti ki herkes böyle düşünüyor. O da sürü psikolojisine girdi, herkes gibi düşünür. Asıl sürü psikolojisi, bunun altını çizerekten söylüyorum, dikkat edin. Asıl sürüler, sanal medyada dolaşan, kendi kendisini orada bir şey zanneden insanlar. Asıl sürü psikolojisi onlar. Anadolu'nun safi evlatları, sürü psikolojisinde değil.
O sanal medyada dolaşan, okumuş olan, kendini okumuş, bilgili, çağdaş gören kesim sürü psikolojisinde Türkiye'de. Ama onda da bir algı operasyonu yapıyorlar. Bakın onda da algı operasyonu yapıyorlar. Sürü psikolojisini örneğin. Örneğin, işte bir tarikat ehli sürü psikolojisinde, bir cemaat ehli sürü psikolojisinde. Anadolu insanı sürü psikolojisinde. Öyle gösteriyorlar insanlara. Büyük bir aldatmaca var. Büyük bir aldatmaca var. Büyük bir aldatmaca. Bakın, çok büyük bir aldatmaca var. O kadar büyük ki aldatmaca.
O kadar büyük ki, o kadar programlı ki. Şeytan dizayn ediyor. Allah iyi yesin inşallah. Türkiye seçimden sonra ekonomik kuşatma ile karşı karşıya kaldı. Bize tavsiyeleriniz nelerdir? Uzun vadeli insanlar borçlanmalı mıdır? Sizce bu kuşatmadan başarılı bir şekilde çıkar mı ülkemiz? Bu kuşatma yeni değil ki. Seçimlerden sonra başlamış olsun. Bu kuşatma çok eski. Bu kuşatma ta NATO ile ittifak edildiğinden itibaren başlar bu kuşatma. Bu kuşatmayı yeni görürseniz aldanırsınız.
Bu kuşatmanın başı ta NATO ile anlaşma, NATO'ya girilince başlar. Buraya başladık mı şimdi bu akşam işin içinden çıkamayız? Bakın bu işin içinden çıkamayız. Buraya başladık mı? Bu kuşatma ne zaman Türkiye NATO'ya girmeye karar verdi ve Türkiye'yi paldır küldür NATO'ya aldılar? Bu kuşatma o zaman Türkiye'de başlamıştır. Aslında şu anda Türkiye'nin NATO'da olduğunu ve NATO'ya aldıklarına çok pişmanlar şu anda. Ama onlar için, Batı için herhangi bir şeyin böyle işte hukuku, kanunu yoktur. Herhangi bir şeyin vefası yoktur.
Batı vefasızlık yapılmak isterse anında yapar, anında istediğini yapar. Şu anda bize ne dayatıyorlar biliyor musunuz? Şu anda bütün ülkeye dayatıyorlar. Bu yeni değil ki. Türkiye'nin gayri safi milli hasılası kişi başına 10 bin dolar olmamalıydı. 10 bin dolar olunca sana her türlü baskıyı yaparlar. Sen çünkü yönlendirilemez ve yönetilemez olursun onlar tarafından. Sen İMF'ye borcumu bitirdim der, cartınırsan tekrar İMF'yi sana dayatmak için her türlü alavereyi, dalavereyi sana yaparlar. Türkiye sadece ekonomik kuşatma altında değil.
Türkiye hem siyasi kuşatma altında, hem askeri kuşatma altında, hem de kültürel, ahlaki kuşatma altında. Türkiye her yönden kuşatma altında. Bu kuşatma hem içeriden hem dışarıdan. Meselelere kısa bakmayın. Daha geniş çerçeveden daha yukarıdan bakın. Buna zaman zaman söylüyorum. 6. filonun Akdeniz'de ne işi var? Söylüyorum buna bunu. İngiltere 135 tane savaş uçağını Kıbrıs'a neden getiriyor? Fransa'nın, İtalya'nın Doğu Akdeniz'de ne işi var? Rusya'nın Doğu Akdeniz'de ne işi var? Çin'in Orta Doğu'da ne işi var? Bu kuşatma yeni değil. Türkiye bu kuşatmanın tam merkezinde.
Türkiye bu kuşatmanın tam merkezinde. Her an için Türkiye'de her şey olması mümkün. Bunu yıllardan beri söylüyorum. 2 tane uçağı havalandırırlar, bombalayıverirler bir şehrinizi. Neden Türkiye hızla S-400 almanın yolunu arıyor? Benim gördüğüm tehlikeyi onlar görmüyorlar mı sanki?
S-400'lerin teslimatı yaklaştıkça adam 6. filoyu da gönderdi. Tehdit ediyor Türkiye'yi. Sen diyor benim istediğim zaman bombalama gücümü engellemek istiyorsun. S-400 alarak benim uçaklarımı, benim her şeyimi, benim füzelerimi vurursun. O yüzden sana S-400 aldırmam. Her daim ben seni bombalayabilmeliyim. İsrail seni her daim bombalayabilmeli. İsrail uçakları Güneydoğu'da istediği gibi operasyon yapabilmeli. Veya NATO adı altında batının hegemonist güçleri senin ülkende istediği gibi uçak uçurmalı. İstediği gibi senin kara sularında gemi yüzdürmeli. İstediği gibi kara sularından veyahut da işte yerden, havadan, denizden sana füze atabilmeli.
Sen S-400 alarak sen bunların hepsini önlemeye çalışıyorsun. Bunları önlemeye çalışınca da sen bizim istikametimizden çıkacaksın diyorlar. Bu kuşatma yeni değil. Türkiye ekonomiden fazla askeri bir kuşatmanın altında. Ekonomi diyeceksiniz ki önemli değil mi? Bilinçli vatanperverler için önemli değil. Ama patlıcan 5 liradan 15 liraya çıktı deyip de günlük yaşayanlar için önemli. Ama vatanını seven, milletini seven, geleceğini düşünenler için isterse patlıcan 25 lira olsun yemeği veririz. İsterse domates 35 lira olsun yemeği veririz.
İsterse biber 50 lira olsun yemeği veririz. Yemeği veririz. Arttıran da eksiltan da Allah deriz. Boynumuzu bükeriz, otururuz. Vatan sağ olsun deriz. Bu şimdiki nesiller sana yağı kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller bildiğiniz vita yağı kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller çiçek yağı kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller sigara kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller benzin kuyruklarını bilmiyor. Şimdiki nesiller mazot kuyruğunu bilmiyor. Şimdiki nesiller bırakın 3 saat, 4 saati, 3 günlük, 4 günlük, 5 günlük, 1 haftalık elektrik kesintilerini bilmiyor. Bilmiyor şimdiki nesiller bunları.
Şimdiki nesiller rahat yaşamayı biliyor. Şimdiki nesiller yamalı ayakkabı bilmiyor. Yamalı pantolon bilmiyor. Bir söküğü dikmeyi bilmiyor. Bir yırtığı yama yapmayı bilmiyor. Kadınlar da erkekler de bilmiyor. Hiç kimse bilmiyor. Eskiyi yeni yapmayı bilmiyor şimdiki nesiller. Öyle olunca siz çok ekonomik kriz yaşarsınız.
Şimdiki nesiller tarana çorbası bilmiyor. Bulgur çorbası bilmiyor. Şimdiki nesiller bulgur pilavı yiyelim yanında ekmekle bulgur pilavı yiyelim bilmiyor. Şimdiki nesiller bulgur pilavının yanında turşu da bulmuş veyahut da yoğurt bulmuş. Harika bir menü olarak onu görmüyor. Harika bir menü olarak onu görmüyor. Bilmiyor. Şimdiki nesiller salça ekmek yemesini bilmiyor. Bizim Said bir gün ne yiyeceğiz ne yiyeceğiz diyor. Oradakiler pirinç pilavı yaptı. Said abi bunu mu yiyeceğiz ya dediler. Bilmiyorlar çünkü. Pirinç pilavı zenginlerindi sadece. Bilmiyor.
Önceden zenginler pirinç pilavı yer fukaralar bulgur pilavı yerdi. Bilmiyor şimdiki nesil bunu. Said onun üzerine bir de soğan da oradı ince ince kıydı. Üzerine bir de ince ince kıydı domates de oradı. Karşıdan dedi gidin oradan dedi taze çıtır ekmek alın dedi. Çıtır çıtır fırından çıkmış bir de ekmek aldırdı. Ben seyrediyorum. Ben öğlenleri yemiyorum işte. Gündüzleri yemek yemiyorum. Ulan Said ne kokuttun dedim ya. Dedim ne koydun bunun içine dedim ben. Kokuyor güzel kokuyor. Kuyruk yağı koydum dedi. Bilmiyor şimdiki nesiller kuyruk yağı bile yemiyorlar. Dayanamadım dedim bir kaşık da bana getirin. Daldırdım kaşığı bir lezzet dünyası ki sormayışsın.
İsmail yapamaz bizim aşçı öyle pilav. Ama bilmiyor şimdiki nesiller. O yüzden ekonomik kriz olur. Yemeği verin diyorum ya size. Size bu basit geliyor. Yemeği ver ya. Yemeği ver. 58 yaşındayım varlığı da gördük yokluğu da gördük. Hamdolsun Allah'a. Daha yiyecek bir şey için kuyruğa girdiğimi hatırlamıyorum ben. Yemeği verin der çıkarım ben. Bir şeye ihtiyaç görürsen onun kölesi olursun. Bir şeye ihtiyaç görmezsen onun efendisi olursun. Niye ihtiyaç görüyorsan kendine elzem görüyorsan onun kölesisin.
Neye ihtiyacım yok diyorsan onun efendisisin. Ekonomik kriz tabu olacak Türkiye'de. Bir sene hiçbir kıyafet almayın. Bir sene hiç ayakkabı almayın. En fukaranın evinde 3-4 tane ayakkabı var şimdi. Asıl önemli olan sıkıntı. Ekonomiden fazla benim daha fazla sıkıntı olarak gördüğüm şey askeri bir sıkıntı. Bu asıl önemli olan bu. Türkiye'nin gerçekten beka problemi var. Gerçekten çok sıkıntılı bir dönemden geçiyoruz. Gerçekten çok sıkıntılı bir dönemdeyiz.
Benim gördüğüm bu. Allah bizi muhafaza eylesin. Furkan Vakfı'nın yayınlarını ve sahibinin bastırdığı kitapları nasıl buluyorsunuz? Bu vakıf aynı zamanda bir cemaat midir? Bazı konuşmalarını anlayamadık. Topluma karşı faydalı mıdır? Tanımıyorum, bilmiyorum. Hakkınızı helal edin. Ben bunu zaman zaman söylüyorum arkadaşlar. Ben normalde böyle çok hani kitap kurdu olup da kim ne yayınlıyor bunu takip edeyim. Benim öyle bir kitap okuma alışkanlığım yok. Ben de klasik tefsirdir, hadistir, fıkıhtır onlar var. Zamanım olunca ben onlarla iştigal ediyorum. O yüzden bunları normalde tanımıyorum, bilmiyorum.
Mustafa abi ben Tuncay. Bu Tuncay ya nasılsın bu? Ben Tuncay kime yazdırdım bunu? He? Bir arkadaşa yazdırdın. Daimi namaz ne demek? Abim benim bildiğim abdest alıp namaza durulması lazım değil mi? Bazı kişiler abdest almadan namaz kılıyor. Allah'a emanet ol abi. Sen onlardan uzak dur. Sen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sünnetine uyu, abdestini al namazını kıl. Bir rüyanın bir şeye, pardon. Benim şeyhim binaya kafa atsa binayı yıkar.
Benim şeyhim al kılıcı eline şu insanları doğra dese gözüm kapalı önüme geleni keserim gibi sözler sarf etmek ne derece doğrudur. Hepsi de bidat ve yanlış. Bunların hepsi de boş söz. Bu sözleri çok işittik biz, çok duyduk. Bunların hepsi de boş söz. Benim şeyhim kılıcı eline al bunları doğra dese doğrarım. Kim diyorsa gelsin doğrasın hadi. Boş söz bunlar. Senin şeyhin Kur'an'a sünnete uyduyor. Uyumuyorsun. Asıl olması gerekeni yapmıyorsun. Haramı işleme diyor.
Haramı işliyorsun. Ben kılıcı alır doğrarım. Sen patates doğrarsın bir tek. Onun da elini kolunu kesersin. Bunlar sürüye kurt getiren sözler. Bunlar insanların tasavvufla, sufilikle alay ettirici sözler bunlar. Hani güya şeyhine olan bağlılığını gösterecek. Değil. Bu değil. Bir abimiz vardı bana dedi ki uçaktan atla dese atlarım. Ben de dedim abi sana uçaktan atla demez ama sana bir şey söyler dedim. Kalırsın öyle dedim. Ondan sonra dedi uçaktan atla demedi. Biz şeyh efendiyle beraber odanın içindeyiz. Allah affetsin.
Beni gösterdi. Bunun kadar olamadın dedi. Bu dedi kurt tavuk gibi herkes etrafında toplar dedi. Sen dedi onu bunu tiftikledin. Şunu şöyle yaptın bunu böyle yaptın ona söyledi. Nasıl böyle yani bir şeyh bir dervişe sen şunu şöyle yaptın böyle yaptın derken sus konuşma. Bu konuştu böyle çık dışarı dedi.
Bir çarptı. Kapıyı bulamadı. Ben elinden tuttum. Kapıya kadar götürdüm. Kapıyı bulamadı. Ben hayatımda unutmam o esna anteneyi. Allah hiç kimseye yaşatmasın. Amin. Dışarı çıkardım dedim. Şurada yan tarafta odada otur dedim. Kendinden geçti. Ben tekrar içeri girdim. Ondan sonra şeyh efendi bir şeyler daha söyledi. Çıktım. Diyor ki bana. Buna şikayet etmişler. Şişirmişler. Ben hacanneyle konuşacağım. Abi yapma. Senin şeyhin hacanne mi? Yapma diyor. Bak. Hani uçaktan atlardın ya dedim. Kaldı. Bak dedim uçaktan atlamana gerek kalmadı. İki laf söyledi dedim. Kapıyı bulamadı.
O laflar çok duyduk kardeşler biz. İstikamet lazım. Bazen anlatırım. Ömredeyim. Birisi başımda hıçkırı hıçkırı ağlıyor. Ben rüya görüyorum zannediyorum. İçimde diyorum ki ulan kim ağlıyor ya? Rüya mı görüyorum? Hal mi görüyorum? Gözümü açtım bizim arkadaşlardan birisi. Lan ne oluyor dedim ben. Şeyh Efendi'nin sağlığında oluyor. Bu dünya seni nasıl çekiyor abi dedi. Yerilen dedim bak işine. Ben şimdi buna. O bir. Ben dedim ilk hançeri sen vurursun dedim. Bunu söyleyen sensin. İlk hançeri sen vurursun dedim. İlk hançeri o vurdu. Bu laflar doğru laflar değil.
Kime intisap ederseniz edin. Bu dergahtasanız bu sözleri kullanmayın. Sana her şeyin feda. Bir pazarını feda edememişsin. Nereye her şeyini feda edeceksin? Seni çok seviyoruz. Pazar günü neredeydin? Ben herkes gelecek dedim. Gelebilenler dedim. Seni çok seviyoruz. Ne sırayı bozdun pazar günü? Seni çok seviyoruz. Neden görevlilere itaat etmedin orada? Şuraya git dediklerinde gitmedin. Buraya git dediklerinde gitmedin. Her şeyimizde emrinizdeyiz. Siz ne yapma gittiniz? Herkesten önce şehitliğin orada durdunuz.
Bunlar boş söz. Herkes sıraya giriyor amelede. Sen nesin? Herkes sıraya gidiyor dervişte. Sen nesin? Sen özel misin? Herkes disiplinli duruyor. Onlar safta. Sen çok mu yanıksın? Sen neden disiplini bozduğunda yerinden gittin, serpildin, orada burada kaldın? Dervişlik, ince, ince sanat, ince. Sen zannedersin ki görmezler, gören olur. Sen zannedersin ki duymazlar, duyan olur. Sen zannedersin ki bilmezler, bilen olur. Öyle uçaktan atla dese atlarım.
Benim elime kılıç verse, ben doğra dese doğrarım. Boş söz onlar. Burada dikil dediğimde dikilmektir önemli. Yürürken sırayı bozmamaktır. Bir iş varsa orada itaat etmektir başındakine. He şeyhim bana doğra dese doğrarım. Gel dedi. Ne gelmedin? Gel dediğim zaman gelmeyeceğim de ne zaman geleceksin? Ne imtihanı bekliyorsun da? Yürü dediğimde yürümedikten sonra ne imtihanı bekliyorsun da? Merak etmeyin hiç kimseye uçaktan atla demeyeceğim. Bunlar boş söz.
Yap dediğimi, yapın dediğimi yapmayan bir kimse nereye uçaktan atlayacak? Boş söz bunlar. O yüzden bunlar dervişliğe, sufiliğe, leke getiren şeyler. Adam kalkıyor, dervişliği böyle bir şey zannediyor. Olur olmaz yerde böyle şata atvari laflar söyleniyor. Şeyhim bana atla dese atlarım. Bir adım atlıyor mu atmıyorsun? Atla dedim de mi atlayacaksın? Hiç yolda yayan derviş gördünüz mü? Çanakkale'ye giderken. Var mı gören? Yok, paran yoksa yayan düşeydin yollara. Gidecek vasıta bulmasaydın da alaydın eline çıkını yürüseydin, dervişlik yapsaydın.
Yayan yürüseydin. Size menkıbe gibi geliyor. Boş muhabbet gibi geliyor. Şeyhim bana Furnu Köyü'ne derse gideceksin dedi. Ben her perşembe oraya derse gidiyordum. Her perşembe. Ve büyük bir çoğunluğunda gece saat on ikiden sonra beş kilometre yayan geliyordum Bayındır'a. Bana oraya derse gideceksin dedikten sonra bir gece, bir gece eksik kalmadı orada ders. Ne atlaması kardeş? Ben şeyhimin yanına, sohbetine daha tek başıma gittiğimi hatırlamıyorum. Beni tek çağırırsa gittim. Benim davetime icabet etmediler. Kimseyi götüremeyeceğim ben böyle şeyhimin yüzüne nasıl bakarım dedim. Ben çektim bir çağ feyzinin kahvesinde.
Binirler hepiniz dedim arabaya. Herkes güldür güldür güldür güldür arabaya bindi. Utancımdan yerin dibine girerim ben. Tek başıma gideceğim, üç kişiyle gideceğim, beş kişiyle gideceğim. Gitmedim ben. Ne uçaktan atlaması?
Ne uçaktan atlaması? Geçen Cafer'e dedim, Cafer kaç kişi gidiyorduk dedim Nevşehir'e. Uçaktan atlamak değildir sufilik. İtaat etmektir. Hedefe koşmaktır. Verilen işi harfiyen yerine getirmektir. Her ne pahasına olursun sen koşarsın hedefe. Kim sana uçaktan atla diyecek? Dersini yapmıyorsun sen. Ne uçaktan atlaması? Konuşmayın hatunlarla diyorum konuşuyorsun. Ne uçaktan atlaması? Oho. Allah muhafaza eylesin. Yok işte. Ne o? Benim şeyhim duvara kafasını vursa evi yıkarmış.
Ha olur. Başka işi yok ya. Şeyh süsken. Şeyh değil boğa. Boş muhabbet. Bir rüyanın her şeye karar verebilmek için, oy kullanmak için, evlenebilmek için vesaire gibi konularda önemli dikkat alması ne derece doğrudur? Rüya peygamberliği, sahih rüya. Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Biz kendimizce sahih rüyalara tabi oluruz. Mübeşşirat kapısıdır. Hadis-i sevkle sabittir. Sahih rüyalara tabi oluruz. Biz rüyamızda sahih bir şekilde buraya oy at derlerse gider oraya oyumuzu atarız. Bize rüyamızda git filancayı nikahına al derlerse gider onunla nikahlanırız.
Sahihse. Benim için sahih rüya şudur. Hz. Muhammed Mustafa'yı rüyamda görürsem bana bir şey emrederse, Adem Aleyhisselam'la her ikisinin arasında gelmiş geçmiş ne kadar peygamber var ise, onlardan birisini görürsem bana bir şey emrederse benim için sahih rüyadır. Cihar yari güzün efendilerimizi görürsem bana bir şey derlerse sahih rüyadır. Pir efendileri görürsem bana bir şey derlerse benim için sahih rüyadır. Şeyhime kadar, şeyhim dahil geçmiş şeyh efendiler bana bir şey söylerlerse benim için sahih rüyadır. Ben o rüyalarıma tevvili dairesinde kendimce itaat ederim. Benim için o sahihtir.
Peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür. Kim sahih rüyayı inkar ederse tecdi, diman, tecdi, nikah gereklidir. Sonuçta insan rüyasında her şeyi görebilir. Sevdiği, etkilendiği, korktuğu her şeyi rüyasında görebilir. Rüyalar üçe ayrılır. Sahih rüyalar, şeytani rüyalar ama böyle korkaraktan, etkilenerekten gördüğü rüyalar. Benim dediğim şey sahih rüyalar. Allah insana akıl vermiş. Bu kararları alabilmek için rüyaya gerek var mı? Bu ne kadar mantıklı? Allah insana akıl vermiş. Eyvallah. Ama normalde Allah insana metafizik güçler de vermiş. Rüyayı da vermiş. O rüyayı yorumlayacak olan da akıl zaten yine. Ama sonuçta rüya dini bir nokta inkar edemeyiz.
Zamanında devlet kadrolarına yerleştirilen cemaat mensuplarının fazlalığı dolayısıyla Muhsin Yazıcıoğlu gibi ülkenin geleceğine yön verebilecek büyük bir lider şehit edildi. Şu anda da bunlardan açılan kadrolara farklı cemaat müntesipleri çok hızlı bir şekilde yerleştiriliyor. Ülkemizin içinde bulunduğu bu kritik süreçte bu toplulukların yeniden yapılanması Ülke liderlerine yani suikastlerin yolunu açar mı?
Arkadaşlar hepimiz bu ülke vatandaşlarıyız. Bakın ne kadar acı bir şey söylüyor. Diyor ki zamanında devlet kadrolarına bir cemaate yer açtılar. Eyvallah şimdi başka cemaatlere yer açıyorlar. E ne kadar önemli tespit öyle değil mi? Sıkıntı bu zaten. O yüzden diyorum yapın dosdoğru bir sınav. Sınavda başarılı olan gitsin. Nereye atanacaksa atansın. Nereye atanacaksa atansın. Öbür türlü hep sıkıntı. Bu şahiyallar bitmeyecek. Bu sefer adalet mekanizması devletin elindeki kurum ve kuruluşlar doğru çalışmayacak. Annem işe giderken yolda karşıdan karşıya geçeceği sırada araç sarptı.
Çarpan kişi hatalı olduğunu biliyor. Annem şimdi hastanede yatıyor. Sağ dizi ve ayağı kırık. Çarpan kişiden şikayetçi olunmalı mı? Evet. İşe giderken olduğu için iş kazası mı oluyor? Ne yapmak gerek? Tanıdığımız bir avukat var mı? Valla bu konuda savaşa müracaat edeceksiniz. Bu işleri çok iyi bilen bir insan değilim. Soruyu soran erkeklerdense, savaşı tanımıyorsa tanıştıralım. Değil. O zaman soruyu soran bayansa ulaşabilir. Ben telefonunu verebilirim ona. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ben ve ümmetimin mutlakileri tekellüften uzağız. Benim için en sevimsiz ve meclisten en uzak olanınız ağzını eğip bükerek edebiyat yapmak için kendini zorlayandır.
Hadislerin bize anlatmak istediği konuyu geniş dairede anlatabilir misiniz? Çok basit. Edebiyat yapma. İşin hakikatini söyle geç. 80 dönemi ülkücü hareketine mensup bireyler tarafından baş yücü kitap olarak adlandırılan Niyazi Misri Divanı hakkında düşünceleriniz nedir? Hiç olumsuz düşünmüyorum. Keşke insanlar okuyup anlayabilseler. Niyazi Misri'nin şair, din alimi ve her şeyden evvel tabiri caizse Allah adamı olma vasıfları ile adalete bakışı sürgünlere mahkum olması, dönemin bazı devlet adamları ile celali vasfını bastıramamasından mütevellit anlaşamaması, hatta ve hatta sürgünde vefatı gibi birçok şey sırlarına bilinir.
Bu gibi ince nüanslar ülkücü hareket ideolojisinde önemli yere getirir diyebilir miyiz? Biraz daha konuyu derinleştirebilir misiniz? Yunus'un sevgisini, Mevlana'nın cezbesini, Mısri'nin celali ile birleştirmek tabirinden yola çıkarak ilahi reportörümüze Yunus ilahilerin yanı sıra Mısri ilahi eklenebililir mi? Eklenebililir. Bunda bir sıkıntı yok. Ama Yunus ilahisini yoldan geçen bir çocuk dahi anlayabilir. Mısri ilahileri ile alakalı bunun böyle biraz daha anlaşılması güç, dili vardır. O yüzden normalde Niyazi Mısri'nin o günkü çürüklüye, çarıklıya parmak basması ve o günkü saltanatın etrafında dönen kirli işlere değinmesi onun sürülmesine sebep olmuş.
Zaten Kur'an ve sünnet dairesinde duran bir kimse, bakın şunu hiçbir zaman unutmayın. Eğer bir cemaatin başındaki bir kimse, bir dergahın başındaki kimse, eğer net Kur'an ve sünnet anlatıyorsa her şeyle, onun dünya üzerindeki bütün sistemlerle sıkıntısı olur. Nereye giderse gitsin. Niyazi Mısri da bunu yaşayanlardan. O yüzden bakın, hangi devlet sisteminde yaşarsa yaşasın, bir kimse gerçekten eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü en Muhammeden abduhu ve resuluhu diyorsa, dünya üzerinde problem yaşamayacağı hiçbir sistem, devlet sistemi yoktur bugün için.
Bu ciddi ciddi. Çünkü dünya üzerinde anayasası, ceza hukuku, anayasası, ceza hukuku, sosyal hukuku, Kur'an ve sünnete uygun, Kur'an ve sünnet bağlamında hiçbir devlet sistemi yoktur. Hiçbir devlet sistemi. Allah bizi affetsin. Amin. Hadis-i şerifi okuyayım diyeceğim, yarım kalacak. Önümüzdeki hafta devam edelim inşallah.
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.