mustafaozbag.org

606. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 12 Nisan 2019 · 40:49

Allah gecenizi hayırlı eylesin inşallah. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim, yar ve yardımcınız olsun inşallah. Allah herkese hayırlı evlat versin inşallah. Ben hayattan soğudum. Allah ısındırsın inşallah. Hayattan soğumak var mı ya öyle? Muğrası ahiretin tarlası. İş yerinden bir arkadaşım bu soruyu sormamı istedi. Banka hesabındaki parasını akıllı telefonuyla banka sistemi üzerinde sürekli gram altın fiyatını kar amaçlı takip ederek alıp satmak faize girer mi? Hayır.
Allah'a teslim ve teslimiyet nedir? Açar mısınız? Allah'a teslim, Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'ına, Hz. Muhammed-i Mustafa'nın sünnetine teslim olmaktır. Kur'an ve sünnetin bir konuda emri varsa, bir konuda şunu şöyle yapacaksınız dediyse, Allah'a teslim olan bir kimse onu öyle yapar. Onun hilafına bir şey yapmaz. Onun dışına çıkmaz.
Allah'a teslimiyet budur. Yoksa Allah'a teslim, ben Allah'a teslimim demekle Allah'a teslim olunmaz. Yani bunu herkes böyle söyler. O ilmel yakin noktada herkes Allah'a teslim. İnanan da inanmayan da. Bakın onların hepsi de Allah'a teslimdir. Cenab-ı Hak bütün herkesi bu noktada inanan da inanmayan da. Bu kitabı da, bu daftere de, bardağa da, çanağa da, çömleğe de. Bütün her şey Cenab-ı Hak ilmel yakın noktasında her şeyle kuşatmıştır. Biz şimdi o her şeyle kuşatmışlığını biz bu noktada geri çevirmek, bu cebridir. Geri çevirmek mümkün değildir. Ama teslimiyet söz konusu olunca bir kimse kendi cüz-i iradesiyle bir şeye teslim olur. Kendi cüz-i iradesiyle.
Kendi cüz-i iradesiyle teslim olmaktır teslimiyet. Müslümanlar, müminler, la ilahe illallah Muhammeden Resulullah der, Müslüman olurlar. Müslüman olurlar ve başlarlar Allah'ın emirlerini yerine getirmeye. Ne kadar gücünün nispetinde Allah'ın emirlerini yerine getiriyorsa o kadar teslimdir. Bu nedir? Mesela bir önüne bir mesele geldi. O meselede Kur'an ve sünnetin hükmü var mı? Var. Genel manada teslimiyet haramları işlememekle alakalıdır. Birinci derecede. İkinci derecede teslimiyet o kimsenin Allah'ın emrettiklerini yerine getirmeye çalışır. Gücünün yettiğince. Bu sadece namaz değildir. Bu sadece oruç, zekat değildir.
Bu zaten normalde herkesin yapması gereken şeyler bunlar. Bu nedir? Bu normalde kendi içerisinde, Kur'an ve sünnetin kendi içerisinde nafileler. Yani bir açı gördün orada, onu doyurdun mu, doyurmadın mı? Bir yetimi gördün orada, o yetime yardımcı oldun mu, olmadın mı? Gücün nispetinde, gücün varken. Bir kimseye nasihat ettin mi, etmedin mi? Kur'an sünnet dairesinde. Yani biz sadece meseleyi haramlardan uzak durup farzları yerine getirme açısından baktığımızdan, bu bizim kendi nefsimizle alakalı sadece. Ama sizin en hayırlınız, etrafına en fazla faydası dokunanınızdır. Bizim ne kadar etrafımıza faydamız dokundu. Faydanın dokunması sadece zahiri, yani ekonomik de değil.
Ya meseleyi bir de o açıdan bakıyoruz. Yani normalde adam günlük 5-10 kuruş verdi, mesele bitti. E burada haram işleniyor. O harama karşı sen ne yaptın? Burada fuhuş var kardeşim. O fuhuşa karşı sen ne yaptın? Burada içki içiyorlar. Sen o içkiye karşı ne yaptın? Orada gencin birisi yanlış yollara gidiyor. Sen namazını kıldın, orucunu tuttun, zekatını verdin. O genci ne yaptın? Yani bütün İslam dünyasındaki yaşanabilirlik İslam'ı insanların kendilerine, kendi çaplarında, kendi dairelerine, kendilerine hapsediyorlar. Dikkat edin. Öyle bir kuşatılmışlık var ki, yani biz kendi kendimize namazlarımızı kıldık, orucumuzu tuttuk, zikrimizi de yaptık, bir şeyhe de bağlandık. Bitti bizim işimiz.
Değil canım kardeşim. Dini komple bireyselleştirme çalışmaları var. Bunu sufilerin üzerinde, cemaatlerin üzerinde, tarikatların üzerinde, risalenin üzerinde, bütün gözünüzün gördüğü, görmediği, bildiği, bilmediği, bütün cemaatlerin, tarikatların üzerinde, bilinçaltına yerleştiriyorlar bunu. Bunu siyasiler, entelektüel geçinenler, üniversite çevresi, diyanet çevresi, bütün herkes, particisi, purtucusi, hepsi de bu konuda el birlik yapmış vaziyette.
Yani İslam, bireyin kendi şahsında kalmalı. Bireyin kendi şahsının dışına çıkmamalı. Yani senin namazına karışan mı var, senin orucuna karışan mı var, senin zekatına karışan mı var, karışan yok. Hiç karışan yok ama on yılda uyuşturucu tüketimi, uyuşturucu kullananlar yüzde bin yedi yüz artmış. Bizim namazımızı kurtarmamız, bizim orucumuzu kurtarmamız yetmez. On yılda fuhuş yüzde iki bin yedi yüz artmış. Yüzde iki bin yedi yüz. Ümmet-i Muhammed kötülüklerle mücadele etmekle emrolundu. Allah'a teslim olan bir kimse, sadece kendi nefsindeki haramları temizlemekle yetinmez.
Mümkün değil, yetmez. Mümkün değil, yetmez. Siz evinizin içindekinlere, siz sokağınızdekinlere, siz mahallenizdekinlere, siz şehrinizdekinlere, siz ülkenizdekinlerden sorumlusunuz. Allah'a teslimiyet, senin gözünün önünde bir yanlışlık, haram hile hurda varsa, sen ona susuyorsan, sen onu destekledin. Sen onu destekledin.
Bir hile hurda var işin içerisinde. Sen sustun, onu destekledin. Allah'a teslim değilsin. Bir zulüm var orta yerde. Sen sustun, destekledin onu. Bütün Müslümanlar bundan sorumlu. O yüzden bir kimse, Allah'a teslimim dediğinde, o zaman Cenab-ı Hakk'ın ona emrettiği her ne var ise, gücünün yettiğince yapmaya çalışır.
O yüzden tam manasıyla bir Müslüman'ın, kendince ben Allah'a tam olarak teslim oldum deme noktası yoktur. Teslimiyet için uğraşıyoruz. Teslim olmak için uğraşıyoruz. Teslimi hiç aklımızdan, kalbimizden, gönlümüzden, gözümüzden çıkarmadan mücadele ediyoruz. İnşallah öyle olacağız. Bu normalde Müslümanların dinini bireysel dairede yaşama çalışması son 200 yılın projesidir. Bu proje son 20-30 yıldan beri hızla uygulanmakta. Hani ezanlar okunuyor, sizin camiye gitmenize engel mi var? Var.
Caminin yoluna o kadar gaflet, o kadar haram döşersen, o kimse camiye gidinceye kadar biter zaten, gidemiyor. Sizin namaz kılmanıza engel teşkil eden mi var? Var. Sen eğitim sistemi olarak çevresel hadiseler, sosyal hadiseler, ailesel hadiseler öyle bir noktaya getirmişiz ki, evet o kimsenin namaz kılmasına engel teşkil edecek çok şey var. Eğer onları görmezsek, yok bir müddet sonra din, Avrupalıların gibi insanların sadece vicdanlarında kalacak. Vicdanından dışarı çıkmayacak. Ben Müslümanım, Müslümanım. Her türlü haltı işleyecek. Zaten hızla oraya doğru gidiyoruz. 28 Şubat'ın ana sebeplerinden birisi oydu.
Ben 28 Şubat bitmedi dememin sebebi bu. 28 Şubat'ın ana sebeplerinden birisi insanlar dini takva dairesinde algılamasınlar. Takva dairesinde yaşamasınlar. Meselenin takva boyutundan dışarı çıktı. Dışarı çıkardılar insanları. Şimdi tırnak içerisinde Müslüman her türlü haltı karıştıran bir noktada oldu. Müslüman her türlü zulme yapan insan haline geldi. Müslüman haramlara açık. Müslüman tırnak içerisinde haramlara açık. Haramlara kapalı değil.
Allah'ın emir ve yasaklarına uyup da haramlara kendimi kapatayım. Ailemi, çoluğumu, çocuğumu kapatayım. Eşimi, dostumu haramlara kapatayım. Böyle bir ne yazık ki derdi kalmadı Müslümanların. Şekerci dedemiz ameliyat olacakmış. Allah şifa versin inşallah. Kafirleri dost edinmeyin ayeti mucibince benim bir ateist arkadaşım var. Yaklaşık 20 yıllık muhabbetimiz var. Bu insanla diyaloğu kesmem gerekiyor mu? Bana arkadaşını söyle. Senin dinini söyleyeyim. Bari hiç olmasa ateist arkadaşı olabilir bir insanın ona nasihat ediyorsa, tebliğ ediyorsa ona. Ateist, ona tebliğ etmeye başladın.
O kimse senin arkadaşı kalır mı? Her gün içki içiyor, arkadaşın var. Sen ona her gün nasihat ediyorsun. Yapma, etme, içme, gitme. O senin arkadaşlığı kalır mı? Sen zikrullığa gidiyorsun. Her gün o arkadaşın hadi zikrullığa gidelim de. Telefonunu açmaz bir müddet sonra. Kalmaz arkadaşlığı. Her gördüğün yerde de içme kardeşim, canım kardeşim içme. Bak bu akşam içme, ben seni derse götüreyim. Bu akşam içme, ben seni sohbete götüreyim. Bu akşam içme, ben seni yemeğe götüreyim. Bu akşam içme, gel benimle beraber takılalım. Bir gün, iki gün, üç gün. Eğer içkiyi bırakmaya niyetli varsa harika bıraktı.
Yoksa bitti. Senin arkadaşlığı kalmaz. Kalmaz. İnananların dostu ancak inananlar olur. Aylar öncesinde söylenen ve dün gerçekleşen projede kara deliklerin fotoğrafı çekildi.
Kur'an'da gök cisimleriyle ilgili ayetler bulunur mu ya da hadis var mı? Dolu. Göklerle alakalı neden olmasın. Hz. Aişe radiyallahu anh hazretleri. Normal mutat dersimize devam edelim inşallah. Hz. Aişe radiyallahu anh hazretleri naklediyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem. Onlar sadakalarını, kalpleri korku ve ürpererek verirler. Müminin suresi ayet 60 ayetindeki korku için onlar içki mi içtiler, hırsızlık mı yaptılar ki korksunlar diye sordum. Hani ayet-i kerime vahiy inince, ayet-i kerimede de onlar sadakalarını, kalpleri korku ve ürpererek verirler.
Ayet-i kerime sinince, Hz. Aişe annemiz diyor ki onlar içki mi içtiler, onlar bir haram mı işlediler ki korksunlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri cevap veriyor. Hayır ey Ebu Bekir'in kızı, onlar kabul edilmemesinden korktukları halde oruç tutanlar ve sadaka verenlerdir buyurdu ve şu ayet-i kerimeyi okudu. İşte onlar hayırlı işlerde yarış ederler ve onlar hayır için önde giderler. Müminin suresi ayet 61, bu ayet-i kerimeden sonraki ayet-i kerime. Şimdi bir kimse sadakasını ürpererek veriyor, yani bir kimse hayır hasenet işlerken, hayırlı bir amel işlerken ürpererek korku içerisinde o ameli işliyor. Bu korku içerisinde o ameli işlemesi de amelinin kabul olup olunmayacağıyla alakalı.
Ve her daim, hani meşhurdur ya, haf ve reca noktası. Hem korku ile ümit arasında olma. O kimse korku ve ümit arasında duruyor. Acaba namazım kabul olunur mu diye, yapmış olduğum hatalardan, yapmış olduğum kusurlardan dolayı, bazılarının namazlarının yüzlerine çarpıveririz. Ayetine, acaba bize de dokunur mu o ayet-i kerime? Veyahut da biz o sadakalarımızı verirken, o zekatlarımızı verirken gösteriş mi yaparız? Görsünler diye mi yaparız? Namazımızı kılarken görsünler diye mi yaparız? Zikrullahımızı yaparken görsünler diye mi yaparız? Meşhur olmak için mi yaparız? İşin içerisine rüya mı girer? Allah'ın rızasının dışında bir şey mi girer? O acaba, hani Allah gecenin karanlığında, bir karıncanın, ayağının çıkarmış olduğu sesi işitir.
Acaba gönlümüzde de o rüyanın, o gösterişin, o şataatın, şatafatın bir işareti olur da, en karanlık dehlizlerde, Cenab-ı Hak onu muhakkak görür de, o amelimize rüya mı karışır? Yapmış olduğumuz işin, normalde işte bu neyse, Allah adına yaptığımız bir şeyin, önünde Allah için, Allah adına, Allah'ın adını koyaraktan yaptık da, arkadan başka bir şeyler mi düşündük? Arkası başka bir şeyle mi doldu? Biz arkasından bir hinlik mi düşündük? Bir menfaat mi düşündük? Başka bir şey mi düşündük? Sırf Allah için, sırf Allah için mi yaptık biz onu? Yoksa, aman arkadan bir sürü kendi kendimize şeyler mi ekledik? Bir sürü şeyler eklemekten korkmak, ondan sakınmak, ve acaba bunun arkasında başka başka şeyler gizli bir şekilde nefsimiz ve şeytan koydu mu bunu?
Nefsimiz böyle bir oyun işledi de, nefsimiz bize şeytan sağdan girdi de, nefsimizi bu yönde aldattı mı ki? Aman sakalın çok yakışıklı olsun, dönsün insanlar bir daha baksın diye mi sakal bıraktık? Yoksa sırf sünneti Resulullah için mi bıraktık? Sarımızı sararken sünneti Resulullah için mi sardık? Yoksa aman ne yakışıklı desinler, ne baba et desinler diye mi sardık? Veyahut da bir açı doyururken, bugün kaç aç doyurduk biliyor musun? Mı dedik, buranın işleri hep bize bakar, biz yardımcı mı oluruz dedik. Burası ben olsak olmaz, sen olursan olur, sen olmazsan olmaz mı dedik kendi içimizden. Bir Allah için bir amel işlerken, bir şey yaparken, arkasında saklanılan şey ne, şeytanın gizlediği şey ne, şeytanın örttüğü şey ne, biz onu ortaya çıkardıktan sonra rezilzebil mi ettik onu, yoksa sakladık mı?
Ne için yaptık onu? Bu bütün Allah için yapmış olduğumuz ameller için geçerli bu. Bu sadece normalde sadakayla alakalı değil bu. Bu sadakayla alakalı görürsek ayağımız yere basmaz. Sadaka da bir ibadet çünkü. Sadakanın farz olanı biz zekat diyoruz. Bu sadece normalde sadakayla değil bu bütün farzlar, bütün nafilelere içine alır. Bir kimse bir ibadeti yaparken, ibadet kastıyla bir şey yaparken, bir kimsenin işi var, ticareti var. Alacak, satacak, çoluğunun, çocuğunun nafakasını sağlayacak. Ticaret yapıyor, işi o, onun o. Hüseyin Aga, halı, koltuk, mobilya satıyor. İşi o, ticaret o.
Şimdi emlakçılık da yapıyorsun değil mi? Emlakçılık da var. İşi o, o bir şey, ticareti o onun. Ticaretini çoluğunun, çocuğunun rızkı, nafakası için, kendisi için yapıyor. Orada helalı, haramı dikkat edecek. Eyvallah. Ama ona birisi gelip de, ya Hüseyin abi ya Allah için bunu da ver ya. Ya adamın ticareti o, bırak. Paran varsa al, paran yoksa yürü git. Örneğin dergah. Adam burada, Allah için burada duracak. Allah için. Ne için buradasın? Allah için. Başına taş da gelse duracaksın burada, Allah için buradasın. Nefsini, nefsini kıracaksın. Şeytanı uzaklaştıracaksın.
Allah için burada duracaksın. E bana orada yan baktılar. E ertesi günde düz bakarlar. Bugün yan baktı diyen, ertesi günde düz baktı der. Allah için oturacaksın burada. Başka bir derdin olmayacak. Başka bir hedefin olmayacak. Kendini Allah'a hedefleceksin. Kendini Allah'a hedeflediysen, yolda bütün başına gelecek olan, yolda çekecek olduğun her şey, Allah için. O zaman sıkıntı yok. Ama Allah için olmazsa sıkıntı var. Allah muhafaza eylesin. O yüzden o hav ve reca noktası, yani korku ile ümit arası, o yüzden yapılan ibadetlerde, yapılan işlerde, kılı kırk yarma. İç dizaynını düzgün tutma. İçini lekelendirmeme. Aman içimi lekelendirmeyeyim. Ben bu akşam zikrullaha gideceğim.
Zikrullah'ta içim lekelenmesin. Ben pimi pak bir şekilde zikrullaha oturayım. Ve zikrullahta da ben kalbimi başka bir şeyle lekelemeyeyim. Sırf Allah'ı sevdiğimiz için, sırf Allah'a yöneldiğimiz için, sırf Allah'a yaklaşmak için biz Allah'ı zikredelim. Bizim duamız kabul olacakmış, olmayacakmış. Bizim isteğimiz yerine gelecekmiş. Gelmeyecekmiş. Aman ben burada zikrullah yapayım da, nasibim açılır, evlenirim. Aman ben zikrullah yapayım da, işlerim düzene girer. Aman ben zikrullah yapayım da, aman borçlarımı ödeyeyim. Aman ben zikrullah yapayım şurada da, sıkıntılarım gitsin. Yok kardeş. Değil. Allah'ı zikir Allah için. Namaz Allah için. Ya namaza durayım da bir, ee?
Allah bana yardım eder ya, işlerim düzelir. Sen yevmiyeci misin ya? Namaz Allah için. Bu sufi öğretisidir. Namaz Allah için. Oruç Allah için. Biz Allah, birinci derecede Allah emrettiği için yaparız her şeyi. İkinci derecede sevdiğimiz için yaparız Allah'ı. Karşılık beklemek yok.
Karşılık beklemek yok. Ya Allah'tan bir şey beklemeyecek miyiz? Sen karşılık bekleme. Sen de ki, Ya Rabbi, ben seni sevdiğim için zikrullah'a geldim. Mustafa Özba kim? Ahmet Mehmet kim? O kim bu kim? Hepsi de gelecek geçecek. Herkes gelecek geçecek. Ama zikir halakaları duracak. Adem'den beri zikir halakaları var. Adem'den beri. Zahir manada Adem'den beri zikir halakaları var. Niceleri gelmiş geçmiş. Adem'den gerisi var daha. Zikir halakaları ta onun ilmi ilahisinde kuruldu. Sakın lekeleme kendini.
Sakın ucuza kendini verme. Sakın ha. Sen öyle elini kolunu sallayaraktan buraya mı geldiğini düşünüyorsun? Sakın ha. Ruhlar aleminde birbirlerini tanıyanlar, sevenler, sevişenler bu dünyada da birbirleriyle tanışırlar, birbirleriyle sevişirler. Sen, sen, ben, kimiz biz ya zikrullah alakasına oturacağız, bulacağız?
Biz kimiz? Aklımız mı yeter bizim? Bir mürşid tanıyacağız, bir kamil, bir kimse tanıyacağız. Kimin aklı yeter buna? Kimin aklı yeter bir mürşidi kamil bulmak, ona intisap etmek, onun sohbetinde bulunmak, onun zikrullahında bulunmak, onun dersinde bulunmak? Kimin aklı yeter? Valla da, billa da, tilla da hiç kimsenin aklı yetmez. Hiç kimsenin aklı yetmez. Sen okyanusun dibinde mücevher bulmak gibi bir şey bu. Hangi aklınla bulacaksın? Hangi ilminle bulacaksın? Hangi ilminle bulacaksın? Zahir ilminle mi bulacaksın?
Batın ilminle mi bulacaksın? Var mı ki? Var mı ki bulacaksın? Yok. İlimle bulunmuyor zaten. Kızacak şimdi herkes bana. İlimle bulunsaydı bütün alimler, bütün hepsi de gider bir yol bulurdu. İmam-ı Hanbel buldu, İmam-ı Hanbel'den sonra gelenler buldu mu ki? İmam-ı Şafi buldu, İmam-ı Şafi'den sonra gelenler buldu mu ki? İmam-ı Azam buldu, İmam-ı Azam'dan sonra gelenler buldu mu ki? İmam-ı Yusuf'un şeyhi kim? İmam-ı Muhammed'in şeyhi kim? Tahtazanenin şeyhi kim? Kastalaninin şeyhi kim? Hangi siyasetçinin şeyhi var?
Kaç tane profesörün şeyhi var? Diyanet profesörlerini söylüyorum. 9 Eylül Üniversitesi Tasavvuf Kürsüsü Başkanı. Tasavvuf Kürsüsü'nün ne oluyor? Ana Bilim Dalı Başkanı. Yemekteydik beraber. Ne dedi Orhan Hoca? Orhan Hoca dedi ki o Tasavvuf Ana Bilim Dalı Başkanı'na. Dedi ki hocam bir günlük dedi, bir gün. İtikaf yaptın mı? Bir gün dedi. Bir gün. Yaptın mı dedi? Yapmadım dedi. Ama bilirim dedi. Bilirim değil, yaptın mı yapmadın mı dedi. Bunu söyleyen genetik profesörü.
Kime söylüyor? Tasavvuf Ana Bilim Başkanı'na söylüyor. Adamın kitapları var. Eserleri var adamın. Bu adam bir gün itikaf yapmamış. Bu adam 9 Eylül Üniversitesi Tasavvuf Ana Bilim Dalı Başkanı. Yanında doçante asistanı. Orada ilahiyat fakültesinin dekanı da vardı. Dekan da orada. İçimden dedim ki ya Allah'ım dedim ya. Cenab-ı Hakk'ın işine bak. Genetik profesöründen dayak yediriyor. Adam genetik profesörü. Öbürkü tasavvuf. Ana Bilim Dalı Başkanı. O dayak yiyor. Kimden? Genetik profesöründen. Ona dedi ki ben bir gece, bir gün bir gece kaldım dedi bu arkadaşlarla dedi.
Bunlar dedi tekkede bir gün bir gece yaptılar. Ben dedi kaldım orada dedi. İzledim onları. Fotoğrafladım dedi. Ne yaşadıklarını gördüm dedi. Sen profesör olsan ne olacak? Sana nasip olmuyor. Akıl işi değil. O yüzden sakın ha Allah için durun. Kıymet bilin. Kıymet bilin. Sen alimmişsin, ulemamışsın, zenginmişsin, fakirmişsin, makamın varmış, mevkin varmış. Sen öyleymişsin, sen böyleymişsin. Ah yavrum. O zikrullah halakasından, Adem'den beri kimler gelmiş, kimler geçmiş. Sen de onlardan birisi olur. Gelir, gidersin. Sen kalmaya bak.
Allah için durmaya bak. Allah için. O korkuyu içinde hisset. De ki ben bir yanlışlık yaparsam, bir eksiklik, noksanlık yaparsam, ben Allah'ın zikir halakasına layık olmayacak işler yaparsam, nefsim, şeytan, benim önüme bir şey getirir, ben ona takılır giderim. Ondan sonra derim, Zakir bana şöyle dedi, Şeyh Efendi bana böyle dedi, Mustafa Özbağ sana şöyle dedi, filanca kimse bana biraz öte git dedi. Bahanesi çok, çok dinledim bunları. Çok dinledim bunları. Cevabım hazır. Neredesin şimdi? Bana nerede olduğunu söyle. Sen şimdi neredesin? He, istek, estekti, köstekti. Ha, bitti. Sen nerede olduğunu söyle. İlk hatayı gören sen misin?
İlk sana mı yanlışlık yapılmış bu alemde? İlahiyi dinlerken kulağım dinledi, kalbin dinlemedi. Nice başlar kesilir bu meydanda, kan parasını veren almaz. Eee, dinledin ilahi. Ayağın kayar kardeş, gidersin. O korkuyu içinde hisset. Bu gece zikrullaha gidemezsem, o korkuyu hisset. Ben dersimi çekemezsem, o korkuyu hisset. Nefsime uyar, buradan rızkım kesilirse, o korkuyu hisset. Kibirlenme, böbürlenme. Tevazu sahibi ol. Alçak gönüllü ol. Kendini bir şey zannetme. Sana gelen lütufları, sana gelen ikramları, sana gelen ihsanları kendinle görme. Cenab-ı Hak ayeti kerimesini indirdi.
İyilikler Rabbinizden. Sen bir zikrullah alakasına oturduysan, bu sana Cenab-ı Hak'ın lütfu. Sen bir hayır hasenette sebep olduysan, bu Cenab-ı Hak'ın sana lütfu. Sen bir kimseye bir şey nasihat ettiysen, bu Cenab-ı Hak'ın sana lütfu. Allah seni elinin altına almış. Sağ elinin altına almış. Seni hayırda, hasenatta, iyilikte, güzellikte, tatlılıkta, Kur'an ve sünnette istihdam ediyor. Seni cemaliyetinin altına almış. Seni cemaliyetinin altına almış. Bunun lütfunu, ikramını, ihsanını gör. Nankörlerden olma. Bir vakit namaz kılıyorsan, Cenab-ı Hak'ın lütfu, ikramı, ihsanı.
Sakın tevazuyu elden bırakma. Allah'a kibirlenme. Sakın. Nasıl? Basmaya. İyilikler Rabbinden. Sen onu kendinden görürsen, Allah'a kibirlendin. Sen bir şeyi kendinden görme. Allah'a kibir taslama. Allah muhafaza eylesin. O korkuyu hissedin. Bu kaybetme korkusu değil. Bu Allah'a yakınlaşma korkusu. Yakınlık yanında korkuyu da getirir. Onun korkusu cehennem korkusu değildir. Onun korkusu, yakınlığı elde ettin ya, uzaklığa düşmektir korkusu. Onun korkusu odur.
Sen zikrullah başladığında, Allah Allah derken, gönlünde bir karıncalanma, gönlünde bir kımıldama hissediyorsan, onu kaybetmek istemezsin. Dersin ki ya, bugün farklı bir şey oldu. Bugün içim kıpır kıpır oldu zikrullahta. Ne tatlıydı, ne hoştu, ne güzeldi. Bir dahaki zikrullaha iple çekersin. Onu kaybetmek istemezsin. Çocuk misali, çocuk annesinin memesini kaybetmek istemez. Anne değildir derdi. Çocuk memeye müştaktır o esnada. O çocuğun ağzına, özel bir çocuk değilse, hangi memeyi koysan emer. Çocuk o esnada memeye müştaktır.
Ve çocuk, emen çocuk, anneden ayrılsın, üç yaşında değil, üç aylık dahi olsa, o korkuyu çocuk hisseder. Tekrar anneden ayrılma korkusunu hisseder. Ve çocuk başlar ağlamaya. O korkudur. Memeyi kaybetme korkusudur. Böyle anneler, babalar aralarında kavga ederler. Ondan sonra cahilane, seviyesiz bir şekilde, birbirlerini çocukla tehdit ederler. Zalim. Anne de zalim, baba da zalim. Anne baba arasındaki problemde, birbirlerini çocukla, çocukla tehdit ediyorsa, her ikisi de cahil, her ikisi de zalim. O çocuk, anneyi, annenin kokusunu kaybedince, kendince yeniden kaybetme korkusunu bürür o çocuğu. O çocuk, anneyi yarım saat görmesin, başlar feryat etmeye.
O çocuk, bir saat anneyi görmesin, feryat etmeye başlar. Neden? Çocuk onu kaybetti bir sefer. O kaybetme korkusundan feryat eder. Bizler, hepimiz çocuğuz. Biz çocuğuz. Biz onun sütünü içiyoruz. Biz onun sütünü içiyoruz. O korku bizde olmalı. O korku içimizde olmalı. O korkuyu kaybettiğiniz an, memeyi kaybedersiniz. Allah bizi, onunla imtihan etmesin. Amin. O yüzden Rabbim, cümlemizi inşallah, kendisine yaklaşan, kullarından eylesin.
Amin. Al-Fatiha. Amin.
Nesran. Amin. Teşekkürler.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi