Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 15 Mart 2019 · 1:04:43
Ses çaylarınızı içerken bende birkaç da soru var, onları cevaplandırayım inşallah. Tefekkürümüz nasıl olmalı? Hangi konu üzerine tefekkür etmeliyiz? Ölümü ve ahireti çok düşünmenin doğru düşünmemiz doğru olur mu? Ölüm anı dehşetli bir an mıdır? O insanlar düşündü mü ki, o insanlar düşündü mü ki, çok ayet-i kerime vardır, insanları tefekkür etmeyi, düşünmeye sevk eder. Tabi bu düşünmeye sevk eden ayet-i kerimeler, genelde dünya ve dünyanın içindekileri ilgilendirdiğinden dolayı, dünyadaki nimetleri, dünyadaki olan oluşumları falan sevk eder.
Bugün böyle taze sohbet olsun. Bu Çanakkale'de Mevlana Kültür Merkezi'nde Nuh Aleyhisselam faslını işliyoruz İbnü'l Arabî'den. Bu Nuh Aleyhisselam'la alakalı ayet-i kerimelerde Nuh'un tebliğ metodu var. Tebliğ metodunda Nuh, önce gece tebliğ ettim derken, işte Muhyiddin İbnü'l Arabî Hazretleri, gece tebliğin sırf mana olduğunu, metafizik olduğunu ve Nuh'un kavminin bunu anlamakta güçlük çektiğini, bunu anlamakta güçlük çekince ardından gündüz tebliğ ettiğini, bu da meselenin zahir boyutu olduğunu, bu sefer de Nuh'un kavmi bu noktada tenakuza düştüğünü,
ardından Nuh'un kavmi ayet-i kerimelerde var ya, Allah size bağlar, bahçeler, oğullar, çocuklar, evlatlar verir, yağmurları yağdırır, siz tövbe edin, ondan sonra Allah'tan af dileyin der, ardından da o kavmin gözünün gördüğü şeyleri, nimetleri tefekkür etmesini ve onların devamının sağlanması için Allah'tan da af dilenmesini söyler. Tefekkür bu manada, yani sufiliğe adım atmamış olan kimseleri, Allah'a yaklaştırıcı, akli delilleri ve akli kıyasları ortaya çıkaran, akli ilimleri meydana çıkaran bir ilim dalıdır, öyle söyleyelim. Ama sufiler genel manada sevginin üzerine, aşkın üzerine kurulu sufi toplulukları, tefekkürün üzerine çok fazla durmazlar.
Onlar daha fazla Cenab-ı Hakk'ı zikrullah ve onu sevme yolunda dururlar. O yüzden ölümü düşünmek, Cenab-ı Hakk'ın vermiş olduğu nimetleri düşünmek, bunları tefekkür etmek, varlığın üzerinde düşünmek, bunları tefekkür etmek, muhakkak ki insanın ilmini arttırır. Muhakkak ki insanın Allah'ın zahir sıfatlarının tecelliyatını öğrenme, bunları tanıma, bunu bilme noktasında bir merhale kat ettirir. Ama ve lakin bu biraz uzun yoldur. Sufiler Allah'ı çok severekten ve Allah'ı çokça zikrederekten, farzları yerine getirip, nafilelerle Allah'a yaklaşaraktan, işin merkezine doğru daha hızla ilerlerler. Ben 5. sınıfa gidiyorum. Din kültürü dersinde bir arkadaşım öğretmenime, ahirette diriltildiğimizde ruh olarak mı, yoksa beden olarak mı diriltileceğimizi sordu.
Öğretmenimiz bunun ihtilaflı bir konu olduğunu söyledi. Biz de arkadaşlarımızla bunun tartışmasını yaptık. Bu konu hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Normalde insanoğlu ve yaratılan her şeyin bir sureti vardır. Yaratılmış olanların hiçbirisi yoktur ki bir surete sahip olmamış olsun. Ve yaratılmış olanların hiçbir şey yoktur ki bir vücuda sahip olmamış olsun.
Sureti varsa vücudu da var. Vücudu varsa sureti var. Ruhlar aleminde ruhlar yaratıldığında dahi, ruhlar alemindeki ruhların suretleri vardı. Bu suretsiz değildi. Ruh ne zaman ki bedene üflendi, bedenin içerisinde bedenle beraber hayatını kabir alemine kadar götürdü. Ve orada vücudun işi bitti. Kabir alemine bu vücutta gitmedi. Kabir aleminde yine ayrı bir vücut var. Orada vücutsuz, suresiz değil yine. Ve kabir aleminden mahşere geçerken, o vücutla mahşere geçmeyecek. Mahşerde yeniden bir vücut var. Bunun üzerinde ihtilaf yok. Bunu konuyla alakalı hadis-i şerifler var. Ve mahşerde yeniden diriltileceğine dair de hadisler var.
Ve nasıl bu dünyada size bu vücudu verdi, sizi diriltteyse, mahşerde de onun için zorluk yoktur diye, mahşerde de bizim bir vücutla diriltileceğimiz, bir vücudumuzun olacağına dair, hem ayetler var hem de hadis-i şerifler var. Bunlar ihtilaflı konular değiller. Mahşerdeki vücudumuzla da cennete girmeyeceğiz. Mahşerdeki vücutla insanlar cehenneme girmeyecek. Cehennem vücudu ayrı, cennet vücudu ayrı. Cehennemde bir müddet ızdırap çeken, ceza görenler, yine o cehennem vücutlarıyla cennete girmeyecekler. Onlar yine hadis-i şerifte, Cenab-ı Hakk'ın bir rahmet ırmağı var. Onlar rahmet ırmağına girecekler. Rahmet ırmağında vücutları değişecek, üzerindeki cehennem kokuları silinecek.
Yok olacak, öylesi cennete gidecekler. Herhalde bunu cevaplamaya çalışan öğretmen, kimsenin bu konuda hadis bilgisi olmayabilir. Allah sevgisi, sevgi nedir? Allah sevgisi, peygamber sevgisi, üstadını sevmesi, bu sevgilerin hepsinin bir arada gem olması nasıl mümkün olur? Bilgi, tecrübe ve görüş. Sevgi tektir. Ama normalde bir kimsenin sevgi tektir derken, sevecek olduğu yere göre şiddeti değişir. Hani ayeti kerimede o müminler Allah'ı çok şedid bir sevgiyle severler. En yüksek, en şedid, sevginin en yüksek derecesi Allah'adır.
Mesela Allah'ı sever gibi bir kimse peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sevmez. Mesela Hazreti Peygamber der ki, gözünüzün gördüğü her şeyden fazla beni sevmedikçe imanınız kemale ermez. Yani o hadis-i şerifin metni annelerinizden, babalarınızdan, eşlerinizden, çocuklarınızdan, malınızdan, mülkünüzden fazla beni sevmedikçe imanınız kemale ermezler. Mesela orada Allah'tan fazla demez. Örneğin. Çünkü neden? Hani söz zannediyorum şeyindi. Allah'ı sevmenin sınırı yoktur. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin de Necip Fazıl Kısakörek.
Bir kimsenin şeyhini sevmesinin sınırı yoktur. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin geçmediği müddetçe, Hazreti Muhammed Mustafa'nın sevmenin sınırı yoktur. Hazreti Allah Celle Celaluhu geçmediği müddetçe. Söz Necip Fazıl'ındır, Necip Fazıl'ındır. O yüzden normalde bir kimsenin üstadını sevmesi muhakkak haktır. Bir eşini sevmesi haktır. Çocuğunu sevmesi haktır. Arkadaşlarını sevmesi haktır. Fıtridir. Ama eşini, çoluğunu, çocuğunu severken şeyhi gibi sevmez, peygamberi gibi sevmez, Allah gibi sevmez. Sevmek, muhabbetin üstünde bir şeydir. Muhabbet etmek, sevmenin altındadır, beğenmenin üstündedir.
Bunun hepsi de sevginin dereceleri gibidir. Sevmek, bunun daha üstündedir. Muhabbet etmenin. Aşıklık, sevmenin de üstündedir. Ama insan o noktada devamlı duramayacağından dolayı bu noktada bir çıtkeri sevmek olarak nitelendirir. Ama hepsini de içine alır. Belediyeden, köyümüze kullanılmak üzere aldığımız malzemelerden artanlarını köylü geri vermek istemiyor.
Zamanen bu malzemelerin hurda olacağını düşünüyorum. Köylü ısrarlı vermek istemiyor. Ne yapmak lazım? Normalde bir malzemenin fazlalığı var ise, köyde buna ihtiyaç varsa kullanın. Ama köyde ona ihtiyaç yok ise, kullanılmayacaksa, onu normalde geri vermekte fayda var. Çünkü milli servet. Allah muhafaza eylesin. Yaşlı bir teyzemiz sormamızı istedi. Günlük sure okuyorum. Bunları Kur'an-ı Kerim'den değil, küçük kitaplardan. Bazen Kur'an-ı Kerim'i açamıyorum. Acaba bu günah oluyor mu? Olmaz. Neden günah olsun? Allah muhafaza eylesin inşallah. 37. hadiste kalmışız.
Genelde hata yapmıyorsak, yanılmıyorsak. Evet. İbni Abbas radiyallahu anh naklediyor. Hazreti Ebu Bekir radiyallahu anh, Ya Resulullah, ihtiyarlayın dın deyince, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Beni Hud ve Vakıa sureleri ihtiyarlattı, buyurdu. Tirmizi. Hud suresi, Mekke'de inzal olmuş bir sure tamamı. Henüz daha Medine-i, Münevvere'ye hicret edilmemiş. İslam olanlar, Müslüman olanlara henüz daha ibadetler emredilmemiş. Ama Hud suresinin en önemli özelliklerinden birisi, Nuh aleyhisselamın, Hud aleyhisselamın, Lut aleyhisselamın ve Firavun'un ve peygamberlerin etrafında inanmayan müşriklere gelen tufanlarla, onlara gelen azaplarla alakalıdır.
Bütün peygamberler, kendilerinden önce gelen peygamberlere inanmayanların değişik tufanlara, azaplara bu dünyada duçar olduklarını bilirler. İlk tufan, malum Nuh aleyhisselamın inanmayan topluluklarının üzerine gelmiştir. İnsanlar zaman içerisinde sapkınlığa dalmışlar.
Zaman içerisinde dinlerini, diyanetlerini unutmuşlar. Zaman içerisinde nefislerine uymuşlar. Değişik putlar edinmişler. Ve değişik putlar edinerekten o putlara tapar olmuşlar. Ve Nuh aleyhisselamla alakalı kıssaya baktığımızda, Nuh aleyhisselam bütün gayretlerine, bütün bu noktadaki çabalarına rağmen kavmi ona iman etmemiş, hatta eşi bile iman etmemiş, hatta oğlu bile iman etmemiş ve Cenab-ı Hak da o günün insanlığını komple helak etmiş.
Nuh da zaten bir tane yeryüzünde kafir kalmayınca kadar hepsini helak eyledi, dua etmiş. Cenab-ı Hak da onun duasına icabet etmiş. Bir gemi yapmasını, işte hayvanlarından ve insanlardan kendisine iman eden ve hayvanlardan birer çift gemiye katıp kattırmış. Ve büyük tufan başlamış. O büyük tufanı görenler hayatlarına devam ederlerken, bir müddet sonra yine azıp satmışlar. Yine azıp sattıktan sonra, Nuh'dan sonraki peygamber Hud'dur. Hud aleyhisselam zamanında insanlar zenginleşmişler, maddi varlıkları çoğalmış, hanlar, hamamlar, saraylar, köleler, bağlar, bahçeler, dağların tepesine muhteşem villalar, muhteşem bahçeler, dağların tepesine su götürmüşler.
O kadar çok kendilerince şatafata, şataata düşmüşler. Ve ne yazık ki Hud aleyhisselamı da dinlememişler. Hud aleyhisselamı da dinlemeyince, Cenab-ı Hak da Hud'un duasına icabet etmiş. Hud, çünkü kavmi onun rüzgara emretmesini istemiş. Madem ki sen peygambersin, hadi demişler, sen bize bir mucize göster, şu rüzgara hükmet, şu rüzgarın yönünü değiştir.
Hud aleyhisselam da rüzgarı kendi emrine istemiş. Cenab-ı Hak da Hud'a o emri vermiş. Rüzgarı iki eliyle beraber sevk etmeye başlamış. Ama yine inanmamışlar. Yine kabullenmemişler. Ve Cenab-ı Hak da Hud aleyhisselam'ın zamanında inanmayanları rüzgarla helak etmiş. Her biri gelen rüzgarla hızla buz gibi donmuşlar. donduktan sonra bir şey hani buz gibi olur da çarparsınız yere tuz dağılır gibi dağılır ya, böyle rüzgar hem dondurmuş, hem de onları almış çarpmış yere her birisi tuz dağılır gibi dağılmışlar. tabi insanoğlu azgınlıkta sapkınlıkta zaman içerisinde vermiş olduğu sözleri unutup yine isyan etmiş.
Yine değişik zamanlarda değişik peygamberlerin üzerinde imtihanlar sudur etmiş. ve ona inanmayanlara bu tip afatlar, onlara inanmayanlara bu tip değişik sıkıntılar sudur etmiş. Ve burada en önemli şey şu, bunları böyle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin bu ayetler gelince, bu ayetleri bizim okuduğumuz gibi okumuyor.
Allah-u Alem bu ayet-i kerimelerin yaşandığı zamanlardaki perdeleri görerekten o peygamberlerin, ümmetlerinin nasıl helak olduğunu, o peygamberin zamanındaki insanların neler yaptıklarını, peygamberlere ne eziyet ettiklerini ve aynı zamanda da nasıl tufana, nasıl helaka duçar olduklarını görünce o kimse o hal ile hallenince muhakkak ki benim ümmetim de ne olacak diye bu şekilde saçı sakalı ağarmış, ihtiyarlamış oluyor.
Şimdi zaman zaman hava karardığında Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri göğe bakar, geçmiş ümmetlere gelen tufanlar, azaplar benim ümmetime de gelir mi diye tereddüt ederdi ki ta ki bunun taahhüdü Hz. Allah tarafından Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine verilinceye kadar. O yüzden Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ümmeti geçmiş peygamberlerin zamanında gelen afatlara, geçmiş peygamberlerin zamanında olan helak oluşlara duçar olmayacağı onların bu noktada çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin duası var ve Cenab-ı Hak da onun duasını kabul etmiş.
Ve ondan sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri hava karardığında artık gökyüzüne bakmaz olmuş, tufan, afat beklemez olmuş. Yoksa o zamana kadar her gökyüzü karardığında Hz. Muhammed-i Mustafa tufan beklerdi. Ve bunu etrafına da söylerdi. Hani bir gün böyle hava çok karargın olunca öğlenle ikindi namazını cem etmişti ya cem etmesinin sebeplerinden birisi de Allah'a alem yine bir tufan olabilir mi? Bir helakiyet söz konusu olabilir mi? Böyle bir şey olur tereddüdüyle öğlenle ikindi namazını cem etmişti. Allah'a alem. O yüzden insanların bu manevi halleri tecelliyatları yaşaması onları görmesi onları normalde ama rüyasında ama halinde ama zikrullah esnasındayken bu tip şeyleri yaşıyormuşçasına yaşaması böyle sıkıntılı problemli meseleleri böyle işte azablı helaklı meseleleri seyretmesi o kimseyi ihtiyarlatır.
Sufi kardeşler derviş kardeşler bir Abdülkadir Geylani Hazretleri'ni görmenin yolundadırlar. Bu işin tabi güzel zevk tarafıdır. Mesela bir Hud Aleyhisselam'ın zamanında o rüzgarla gelen o afatı izlemek veyahut da yine Zünivas'la alakalı sohbet ederiz ya şehirlerin içerisine hendekler kazdırıp inananlara ateşe attırması gibi veyahut da İbrahim Aleyhisselam'ın ateşe atılması gibi veyahut da Firavun'un Musa Aleyhisselam'a zulüm ettik için yaşanılan şeyler onu öldürmek için yaptığı şeyler gibi veyahut da peygamberlerin
başından geçen zorluklar sıkıntılar bunları hal perdesinde veyahut da bunları rüya perdesinde görmek bunları yaşıyormuşçasına o esnada yaşıyormuşçasına görmek bu sıkıntılarla sıkıntılanmak veyahut da kendi zamanında kendi dairesinde kendi sıkıntılarını görüp kendi sıkıntılarıyla uğraşmak muhakkak ki o kimseni kimseyi bazen kabız haline sokar o kabız haline girmesi o kimsenin normalde onu yaşlatır kocatır tabiri caizse kabız hali bu noktada işte yemekten içmekten neşelenmekten gezmekten gülmekten beri tutar insanı hani az önce
tefekkür vardı ya ölümü düşünmek işte ölümü düşünürsünüz ama ölümü yaşamazsınız ölümü yaşamak insanı kocatır düşünebiliyor musunuz siz ölümü yaşasanız son nefeste kekelediğinizi görseniz ne yapardınız acaba veya ölümü yaşasanız son nefesinizi vermek noktasında imanla gelip gitmeyeceğinizde şüpheye düşseniz o esnada uyansanız o esnada kendinize gelseniz haliniz ne olurdu acaba ki veyahut da insanların halleri ne olurdu ertesi gün sabahleyin gülüp oynayabilirler miydi ertesi gün sabahleyin neşelenebilirler miydi ertesi gün
sabahleyin bilmem hangi restoranın bilmem hangi kahvaltı bölümünde 30-40 çeşit kahvaltı yapabilir miydi acaba boğazından bir lokma bir şey geçer miydi onun veya öğlenle yemeğini nasıl yerdi acaba boğazından bir şey geçebilir miydi veyahut da kendi perdesinde kabir haline kabir sorgusuna düçar olsaydı acaba ne kadar kendinden geçerdi kaç gün kendine gelemezdi veyahut da mahşeri kendi perdesinde bir estantane olarak görseydi mahşeri görseydi mahşerden küçücük bir kesit görseydi 5 saniye değil 2 saniyelik bir kesit görseydi
inanmayanların halini bir görseydi ertesi gün sabahleyin hangi türküyü dinlerdi acaba hangi ankara havasını dinleyerekten işine giderdi veyahut da ertesi gün sabahleyin hangi çorbayı içerdi ertesi gün sabahleyin ne iş yapacağım diye hesaplar mıydı düşünür müydü ki acaba ben bazen zaman zaman derim ya evet kardeşler hal görmek için can atarlar dervişlik güzel bir şeydir bu iş sadece Abdülkadir Geylan Hazretleri'ni görmekle kalmıyor ki bu iş sadece şeyhini görmekle kalmıyor ki genelde kardeşler burada kalıyorlar benim dediğim nokta da
bu zaten derslerde şeyhini gördü mü zikrullahta ala bir de işte Pir Efendileri gördü mü nur ala nur bir de Hz. Muhammed Mustafa'yı gördü mü ala harika hak mı? hak doğru mu? doğru bu işin neşe tarafı acaba Nuh Aleyhisselam'ın tufanını yaşasaydı ne olurdu ki orada kalıyoruz veyahut da gecenin yarısında bir yerde tecavüze uğrayan bir mümin kızın bağırışlarını duysaydı Suriye'de Irak'ta Bangladeş'te Doğu Türkistan'da
İsrail'de Mısır'da herhangi bir İslam ülkesinde gavurlar tarafından ırzına geçilen kadınların bağırışlarını duysaydık ne olurduk acaba? veya açlıktan inleyen bir çocuğun sesini duysaydık ne olurduk acaba? zaten bunları duymuyorsak bunları görmüyorsak gideceğimiz çok yol var daha yürünecek çok yol var daha biz gece aç kalan bir kimseyi görmüyorsak rüyamızda halimizde gidecek çok yolumuz var daha yarabbi yok mu bana yardım
edecek bir kulun o feryadı duymuyorsanız kulağınızda kulağımızda ben de dahilim buna gidecek çok yolumuz var daha bunlar insanı ihtiyarlatır bunlar insanı gocatır bunlar insanı çökertir bir derviş kardeşinizin acısını hissedemiyorsanız bir derviş kardeşinizin sıkıntısını hissedemiyorsanız bir derviş kardeşinizin yardıma ihtiyacı olduğunu hissedemiyorsanız veya hissetmek istemiyorsanız gidecek çok yolumuz var daha bunlar insanı yaşlatır bunlar insanı gocatır bir kimse Geylan Hazretleriyle kol kola zikrullah yapmış harika
havalara uçar o muhteşem ama aynı estanteninin yan perdesinde ırzına geçilen kadınları görürse ne yapar ki acaba orada hayat duruyor veyahut da yan perdesinde müslümanların başına bombalar yağdığını görürsen orada her şey duruyor ve dünya üzerinde her gün müslümanlar bombalanıyor dünya üzerinde herhangi bir yerde her gün müslümanlar adaletsizliğin caniliğin vahşetin altında inim inim inliyor bizde böyle zaman zaman saman alevi gibi yanıp sönen şeyler var
yani siyaseten bir filistin diyorlar biz ooo filistini yaşıyoruz biz üç gün beş gün bir hafta bütün haberler kanallar bir hafta sonu bitti veyahut da bir işte keşmir oluyor bir ne bileyim işte eee çinde doğu türkistan oluyor kalıyor arkası yok aynı şey türkiye içinde geçerli hangi müslümanın üzerinde mümin olduğu için bir adaletsizlik onda zuhur etti de biz acı hissettik gece uykumuz kaçtı bunlar sıkıntı Allah iyi etsin inşallah bunların hepsi de
insanları ihtiyarlatan kocatan şeyler manevi olarak bunları yaşıyorsa insan bunlarla dertleniyorsa gelse bir kimse bir derdini anlatsa size bir yarısı yüreğini bir aktarsa bir müddet sonra dert dinlemek istemezsiniz dinlemek istemezsiniz şimdi duyuyorsunuz ya böyle oradan buradan bana da şeyden ne o böyle soruyorlar işte bir İzmir'de sordular değişik yerlerde soruyorlar işte öyle insanlar var ki habire derdini anlatıyor bunların derdini dinlemek istemiyoruz artık doğru mu yapıyoruz yanlış mı yapıyoruz diye biz çok
dert anlatan bir kimseyi de sevmemeye başladık yani bu çok dert anlatıyor biz aman dinlemeyelim buna dokunmayalım Allah muhafaza eylesin bunlar gocatıyor tabi insana devletin en üst makamından en alt kademesine kadar tüm atanmış ve seçilmişler yaptığı hizmet karşılığında ücretini alıyor durum böyleyken atanmış ve seçilmişlerin Allah için hizmet etmeleri nasıl olmalı canım kardeşim sen İslam sistemi içerisinde mi yaşıyorsun ki Allah için hizmet etmeleri nasıl olmalı diyeceksin onlar devlet layık demokratik hukuk devleti
layık demokratik pardon insan haklarına saygılı bir hukuk devleti inanırsan öyle olunca devletin en üst kademesinden en alt kademesine kadar devletin malıyla devletin hazinenin parasıyla ne yapıyorsa yapıyorlar karşılığında da ücretlerini alıyorlar onlar devlet hizmeti yaptıkları için karşılığında da ücretlerini aldıkları için ekstradan bir sevap aldıklarını düşünmüyorum belki de hani şuradan sevap alıyorlardır bunu normalde kendi uhdesine almaya alevere dalavere yapıp bunu kendi uhdesine bu parayı kendi uhdesine veyahut da
bir eşyayı bir arsayı öyle ya mesela işte bir yerden ne o imara açılacak biliyorlar nereye imara açılacağını gidiyorlar köylünün elinden oradan ucuz paraya oraları alıyorlar görünüşe göre zahiren şeriaten bunda bir sıkıntı yok adam gitmiş oradaki tarlaları almış ama o kendisi biliyor ki oraya imar açıl imar verilecek orayı topluyor örneğin bu kendi menfaatine döndürmesi bunları veyahut da önceden de böyle yapıyorlardı bunu şimdi de yapıyorlar Allah'u alem şimdi artık iş daha da büyüdü bu normalde Süleyman Demirel bu kapıyı açtı
Çankaya'yı da veririm dedi ya Sekaya'yı verdiğinde ondan sonra onun etrafında böyle bir manevi evlatları vardı onun o manevi evlatlarına devletin bazı şeylerini peşkeş çekmişti onlara bu böyle Osmanlı'dan itibaren bu var ama Cumhuriyet döneminde Demirel'le bu böyle daha fazlalaştı Demirel'den sonra da bu arttı eksilmiyor ivme yukarıda artarak devam ediyor da bunlar normalde mesela devletin imkanlarını veyahut da devletin parasını pulunu kendi menfaatine kendi âli menfaatlerine döndürmeye güçleri yetiyorken bunu yapmıyorlarsa
buradan gerçekten sevap alacaklarına inanıyorum hani bunu içmeye muhtedir buna gücü kuvveti yeter ama bunu böyle bu tüyü bitmemiş yetimin hakkı var bunda deyip bunu yapmıyorsa o kimse gerçekten büyük bir nefis mücadelesi bu büyük bir cihat bakın bu büyük bir cihat yani oradan maaş almasına rağmen bunu yapmıyorsa mesela işte bir ihale x firmaya vereceksin x firmaya verince o sana diyelim atıyorum bir milyon dolar sana kıyak geçecek sen buna düşünmeden işte ihale şartlarına uygun bir kimseye ihale ettin bunu normalde
buradan kendine bir pay çıkarabilir miydin çıkarabilirdin çıkarmadıysan gerçekten büyük bir nefis mücadelesi ama bu pek böyle olmuyor bu ne acı bu çok acı bu çok acı bunun daha acısı şu biz böyle ben yeni müslüman olunca bu isim vererekten söyleyeceğim benim korkum çekintim yok kimseden Allah'tan başka bu milli görüşün hatipleri çok ateşli o zaman öylesine ateşliler öylesine
konuşmalar yapıyorlar böyle müthiş benim bulunduğum yerlerde de sufileri ve sufi toplulukları eleştiriyorlar yani eğer refah partisine oy atarsan iyi sufisin eğer refah partisine oy atmıyorsan onları desteklemiyorsan kötü sufisin o zaman o zaman da ben arkadaşlara diyordum bizim bir siyasi hizbimiz bir kliğimiz yok ben size hiçbir zaman şu partiye oy atın demeyeceğim diye ben o zaman da söylüyordum şimdi de söylüyorum ben hiçbir zaman şu partiye oy atın demeyeceğim demedim bugüne kadar bugünden sonra da demeyeceğim
inşallah Rabbim benim bu noktada dilimi muhafaza eylesin o zaman böyle ne kadar ateşli hatipler var ne kadar ateşli konuşuyorlar ve günün iktidarını yerden yere vuruyorlar şurada şöyle yediniz burada böyle içtiniz burada şöyle peşkeş çektiniz doğru ama dediklerinin hepsi de söylediklerinin hepsi de doğru yani gerçekten öyle yapıyorlar o zaman gerçekten öyleler yani az önce Süleyman Demirel ve avanesini anlattım ya bu ardından ana vatan gelmişti Turgut Özel muhafazakar bir yapıyla o da ilk yıllarda böyle çok kendini
disipline etti etrafı disipline etti ama sonra bozuldu o da o da papatyalar çıktı çiçekler çıktı güller çıktı işte ihaleler onlar bunlar bir sürü lüks şatafat içerisinde hayatlar yaşayanlar birden böyle durumları değişenler oldu oldu tabii şimdi Süleyman Demirel ve ekibini tanıyoruz Süleyman Demirel ve ekibi yani böyle işte kendisini muhafazakarmış gibi gösteren dinle diyanette ilgisi alakası olmayan kendisi de mason zaten mason olduğunu da inkar etmeyen etrafında da mason insanların bulunduğu hasbelkader işte nurcuları
onları bunları da böyle kendi bünyesinde ondan sonra toplamak için onların önünde Risale-i Nur'un önünde pozlar veren bir kimseydi öldü gitti Allah hesabını verecek Allah hesabını verecek Allah onun da hesabını dürecek görecek neyse ne bizi ilgilendirmez eyvallah ama ondan sonra ana vatan partisi gelince işte şey Turgut Özal dindar muhafazakar etrafındaki insanlar böyle dindar insanlar görünümleri o ama onlar böyle devletin devletin hazinenin elindeki güce ve kuvvete ve kudreti eline geçirip etraflarına peşkeş çekmeye
başlayınca bu acı oluyor ve onların içerisinde milli görüşten gelme insanlar vardı hacı hoca işte ne bileyim böyle cemaat sahibi işte böyle tarikat sahibi kimseler vardı onların bu tip işler yapmaları bu tip işlere girişmeleri bize Uhud'da okçu tepesine anlatanların Uhud'da ganimet sevdasına düşüp tepeyi terk edip nöbeti terk edip ganimete üşüşen sahabelerin hikayesini anlata anlata bağıra bağıra insanları bunu söyleye söyleye gelen bir topluluğun üyelerinin elemanlarının aynı Uhud'daki okçu
tepesinin üzerinde duran sahabelerden daha vahşi onlardan daha adi onlar hiç olmazsa kılıç hakkına gelip almaya çalışıyorlar kılıç hakkını onlar bir cihada girmişler canlarını koymuşlar orta yere canlarını koyaraktan kafirin malının üzerine üşüşmüşler kafirin malının üzerine dikkat edin onlar müslümanların malının üzerine üşüşmedi kafirin malına üşüştü ve kafirin malına üşüşmekten dolayı Uhud'un galibi veyahut da mağlubiyeti belli değil ve Uhud'u anlata anlata gelen bir topluluğun kendi elemanları müminlerin malına
müminlerin parasına müminlerin malına mülküne arsasına evine tarlasına üşüşmesi kadar rezilce üşüşmesi kadar adice üşüşmesi kadar şerefsizce üşüşmesi kadar necisce bir şey olamaz siz diyeceksiniz ki sözleriniz çok ağır vallahi değil billahi değil sahabenin Uhud'daki bir anlık gafletini ayıka çıkarıp kafirin malına gidenleri bize hikaye anlata anlata yetişen bu milli görüşün içerisinde büyüyen refah partisinin içerisinde büyüyen bu insanların Türkiye Cumhuriyeti
devletinde iktidara veya belediyelere geldiklerinde ama devletin ama milletin malına akbabalar gibi solucanlar gibi böcekler vahşi çekirgeler gibi şerefsizce adice haysiyetsizce üşüşmeleri kadar büyük bir rezillik ve haysiyetsizlik olamaz üşüştüler acı olan bu bakın acı olan bu insanın ağrına giden bu benim ağrıma giden bu benim ciğerimi yakan bu benim içimi parçalayan bu beni lime lime
eden bu beni lime lime eden bu beni lime lime eden bu ve böyle yapan kimselerin böyle yapan kimselerin insanların gözünün içine baka baka hala daha utanmazca arlanmazca hiç düşünmeden hiç utanmadan haysiyet ve şereflerini unutaraktan milletin içerisinde dolaşmaları ciğerimi yakıyor ciğerimi yakıyor bir tarafım hadis-i şerif bir tarafım hadis-i şerifte diyor ki işte ahir zamanda ümmetin önüne çıkan
bu siyasilerle alakalı söylüyor bunların diyor benim anladığım hadis-i şeriflerden Bab-ul Fiten'de bunlar bizim dilimizden konuşacaklar bunlar diyor sizin dilinizden konuşurlar sizin gibi davranırlar sizdenmiş gibi olurlar ama bunlar sizi aldatırlar kandırırlar diyor kıymetli kardeşlerim asıl müslümanlar dünyayla imtihan oluyor asıl müslümanlar makamla mevkiyle imtihan oluyor şeytan bizim içimizde kol geziyor yani bir kimse bir yer tutma nereden üç kağıt beş kağıt yaparım diye düşünüyor yani böyle baktım sağlığım bozuluyor
hani bir ara sayışta raporları okuyordum ya yani sağlığım bozulmaya başladı baktım şeker inmiyor aşağı yani her gün oradan bir sayfa iki sayfa bakıyorum okuyorum aa yok sağlığım bozuluyor üzüntüden sıkıntıdan stresten dedim yok bırakıyorsun Mustafa Özbağ dedim sen dedim dön sen dedim hadis oku işte bunlarla ilgilenme dedim insanın sağlığı bozuluyor çünkü benim sağlığım bozuluyor şimdi onlar devletten maaş alıyorlar evet yapmış oldukları yapmış oldukları işlerden maaş alıyorlar evet maaş onların aldıklarının yanında
devede kulak kalmaz ya bizim Ahmet dedi bir tane Adıyaman'dan bir tane belediye başkanı söyledi değil mi Ahmet Nizip Antep Nizip'ten bir belediye başkanı söyledi adam iflas etti dedi o yüzden bir tane gösterin demeyeceğim şimdi Ahmet gösterdi bir tane Antep Nizip'ten yani bu çok acı bir şey bakın bu topraklarda Kur'an sünnet mücadelesi verenler bu topraklarda yıllardan beri ben 86 benim dervişlerim 86 2018 2019 33 yıl pardon 33 mı 33 yıl ben hakkımı helal etmiyorum
ben dinini dindarlığını dile getirerekten Müslümanların muhafazakarların oyunu alaraktan belli yere gelenlerin insanların bu devletin ama milletin malından üşüştükleri şeylerden üşüştülerse ki üşüşüyorlar ben hakkımı helal etmiyorum sizleri bilemem siz haklarınızı helal ediyor musunuz istiyorsanız ediyoruz deyin evet bu acı bir şey kıymetli kardeşler bu topraklarda 200 yıldan beri İslam'ın mücadelesi var bu mücadeleyi biz başlatmadık ben
başlatmadım ben derviş olduğumda kendimi o mücadelenin içinde gördüm ondan öncesinde ülkücülüğüm vardı benim yine ayrı bir mücadelemiz vardı tam böyle dini kaydelerin içerisinde olmasa da kendimizce vatan millet deyip yürüyorduk kuran sünnet diyorduk yaşamıyorduk bayrak inmez ezan susmaz deyip yürüyorduk eyvallah ezana icabet ediyor muduk hayır bakın ezana icabet ediyor muduk hayır tuhaf algılanabilir şimdi bu ya o topluluk namusluydu ya o topluluk namusluydu o topluluk
gerçekten şerefliydi haysiyetliydi o topluluk mücadeleciydi gözünü kırpmazdı o topluluk valla mülke paraya makamı bozulan bir topluluk değildi bozulanın cezasını kendi içimizde kendimiz görür döverdik ağzını burnunu fatar atardık dışarı bakın bir güzel sopadan geçirir ağzını burnunu kırar dağıtırdık onu biz kapının önüne de bırakırdık o topluluk ülkücü bacılarına bakamazdı bakarsa onun gözünü kaşını çıkarırdık biz arkadan dolaşıp o ülkücü bacıların arkasından dolaşıp puan almaya çalışmazdı
onlarla konuşmaya çalışmazdı böyle bir şeyle karşılaşırsak yemin ediyorum biz onun ağzını burnunu yüzünü gözünü kırar fatar kapının önüne koyardık kimse böyle bir şeye cesaret edemezdi kimse böyle bir şeye tevessül edemezdi tevessül ederse bir güzel sopadan geçirileceğini adı gibi bilirdi adı gibi bilirdi o topluluğun içerisindeyse bir kimse o topluluğun içindeki bir kadın bir kız onun bacısıydı kardeşiydi evlenmesi haktı ama arkadan dolaşıp puan alması şerefsizlik haysiyetsizlik hala da öyle inanıyorum hala da aynıdır
inancım benim evleneceksen çıkarsın delikanlı gibi evlenirsin evleneceksin çıkarsın kadınsan delikanlı kadın gibi evlenirsin oradan buradan dolaşıp puan alıyorsan sen ihanetin ihanetin ihanetin içindesin bazen diyorum ki alayım sopayı elime bakın o topluluk böyle temizdi gerçekten birisi memur olsa amir olsa müdür olsa bir yerde bir makam sahibi olsa ülkücü kardeşlerini düşünür orada yanlışlık eksiklik yapamazdı orada üçkağıtçılık beşkağıtçılık yapamazdı eğer bunu duyarsak biz dernek olarak duyarsak dernek olarak onun cezasını
keserdik şahıs olarak duyarsak şahıs olarak cezasını keserdik valla da billa da tilla da hiç kimse hiçbir şey yapamazdı yapamazdı bu adam namaz kılıyor şerefsizin teki oruç tutuyor şerefsizin teki müslümanmış gibi görünüyor şerefsizin teki evet bunları yaşıyoruz ve otuz yıllık ben kendimce diyorum bundan öncesi var ya kıymetli dostlar bu ülkede şeyhim diyen dervişim diyen gecede üç yüz tane dört yüz tane beş yüz tane idam yaşadı istiklal mahkemelerinde can verdi insanlar şehit oldular çanakkale'de
şehit oldukları yetmiyormuş gibi kurtuluş savaşında şehit oldukları yetmiyormuş gibi bir menemen hadisesinden bir de istiklal mahkemelerinden asıldı sokaklarda asıldı insanlar sokaklarda sokaklara dar ağacı kuruldu nerede dervişim var diyen varsa asıldı nerede şeyhim var diyen varsa asıldı kayıtlara bile geçmedi millet korkusundan gidip benim kocam asıldı benim abim asıldı benim babam asıldı deyip gidip şikayet dahi edemediler dergahları basıldı yakıldı dergahları dergahların içerisinde üç yüz yıllık beş yüz yıllık
yazıtlar kitaplar hepsi de haraç mezat satıldı boşaltıldı yıkıldı kimisi samanhane olarak kullanıldı kimisini spor testi yaptılar kimisini hayvan da mı yaptılar hayvan da mı yaptılar camiler satıldı tekkeler satıldı medreseler satıldı yıkıldı bu mücadelenin içinden geldi sufiler bu Türkiye'deki Müslümanlar bu mücadelenin içinden geldi bu mücadeleyi satan paraya pula makama mevkiye değişen kadına kıza değişen avrana değişen valla da billaha da şerefsizin haysiyetsizin namussuzun tadikalası aşağının aşağısı onlar aşağının aşağısı
onlar onlar çünkü 200 yıllık bir mücadeleyi hanterliyorlar onlar dünya Müslümanların ümidini hanterliyorlar onlar halife-i Osmaniye'nin mirasını hanterliyorlar 5 paraya değişiyorlar 10 paraya değişiyorlar 1 kadına değişiyorlar 1 kadına değişiyorlar be ahlaksız canın kadın istiyorsa git Ukrayna'da duruyor orada bilmem neresi de duruyor gelen başörtülü kadına mı gözünü diktin senden iş isteyen senden iş bekleyen başörtülü kadına mı kıza mı gözünü diktin gözün çıksın başka göz dikecek bir şey bulamadın mı gittin de evli kadınlara
sarktın gözünü ona mı diktin sakalından ahlaksız şerefsiz gözünü dikecek başka bir yer bulamadın mı gözünü ona mı diktin zayıf gariban bir kimse bir işe gireceğim diye üç bin lira getireceğim beş bin lira getireceğim beş bin lira getireceğim parti genel merkeze bu yatırılacak yatırdığın yatırmadığın belli değil cebine mi aldın nereye aldın ciğerine otursun ona mı gözünü diktin ciğerim yangın içim yangın içim yangın hadis şerif tutuyor beni diyor ki bunlar etrafında topladıkları insanları ümitsizlik deryasına götürürler
cenabı hakka hamd ediyorum ki bir herhangi bir partinin peşine takılmamışız kendimce hamd ediyorum kendime ve diyorum ki yani gerçekten o bataklığın içine gidecek insanlar ve ümmet ümmetin en acı durumu bu ümmet günden güne ümidini yitiriyor buna üzülüyorum insanlar ümitlerini yitiriyorlar insanlar geleceğe dair gelecek ümitlerini yok ediyorlar ve farkında değil bu insanlar bu insanların gelecek ümitlerini yok ettiğini farkında değil bu insanlar çünkü bunlar mal gözlerini bürümüş para gözlerini bürümüş hırs gözlerini
bürümüş bunların her şey gözlerini bürümüş bunlar fakiri fukarayı Müslümanı unutur hale gelmişler bunlar ne kadar para kazanacağız diye düşünüyorlar ne kadar parayı sahip olacağız diye düşünüyorlar şu laflarımı kaldırabilirler mi kaldıramazlar bu laflarımı yutabilirler mi yutamazlar ama bunlar yutarlar herkes yutar o adili o şerefsizliği o haysiyetsizliği yapanlar yutarlar benim de sözüm onlara zaten adam kendini temiz tutmuş bu noktada bir sıkıntım yok ama çok zor temiz insanlar da bir yerde tutmuyorlar acı olan bu
temiz insanları bir allem gulleme diyorlar bir alevere dalavere yapıyorlar tertemiz adam gidiyor bir tarafa ya bozulacak ya bozulacak ya da adam çek çek gidecek ikisinden biri oluyor o yüzden evet hakkınızı helal edin belki de duygularıma gem vurmam lazımdı ama benim de işim o değil ben de gem vuramıyorum o yüzden sürçülisan ettiysem affola ama sözlerimin arkasındayım arkadaşlar bu herkese sözüm bir davanın peşinde misiniz evet dava insanı dava insanı kendini paraya bozmaz kendini makama bozmaz kendini kadına erkeğe bozmaz
bozmaz evlenir evlenmesi haktır kimse bunun önünde duracak değil arkadan dolaşıp puan almaz alıyorsa dediğim laf yine geçerli o şerefsizin adinin tekidir benim namusum benim ailem benim her şeyim bu dergahın içerisinde herkesin namusu ailesi bu dergahın içinde bu dergahın içerisinde birisi yan gözle bakıyorsa bizim kardeşimiz değildir onun gözü çıksın amin burada dergahın içerisinde birbirlerimizin eşlerine çocuklarına bacılarına kardeşlerine arkadan dolaşıp puan almaya çalışan
var ise tekrar söylüyorum tekrar söylüyorum gözü çıksın amin bu kim olursa olsun bu şerefsizliği bu haysiyetsizliği hiç kimse yapmayacak bakın dilim ağır evet yapmayacak biz bu topluluğu bu topluluk var ya biz bu topluluğu gittiği yere kadar kıyamete kadar bu şekilde paraya makama mevkiye şeytani olan şeylere bozulmadan götürmeye gayret edeceğiz inşallah biz bu topluluktan geçinmeyeceğiz bu topluluk bizim geçim kapımız olmayacak bu topluluk bizim tekrar söylüyorum geçim kapımız olmayacak içimizde para konuşulmayacak
içimizde makam mevki konuşulmayacak biz Allah için toplanacağız Allah için birbirimizi seveceğiz Allah için Allah'ı zikredeceğiz Allah için dinimizi öğrenip Allah için dinimizi yaşamaya ve yaşatmaya gayret edeceğiz çok devasa belki de bir işler yapamayacağız biz öyle ya devasa topluluğumuz olmayacak belki de ama bu kadar ne bu kadarız ama samimiyetimizi muhabbetimizi kardeşliğimizi kenetlenerekten yaşayaraktan devam edeceğiz inşallah söz mü söz Allah sözümüzde sadık eylesin amin fâlebennâhû lelâhi rabbil alemin el-fâtiha mâ selavat
amin
Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür.
Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.