mustafaozbag.org

60. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 22 Mayıs 2011 · 1:04:19

Kurbanda zeli çalışması gündeme gelmedi, bir sene mahallelerde çalışma olacak mı? Evet. Abdestli yapılan zikir ve abdestsiz yapılan zikir önemi. Ve rahıtanın önemi denmiş. Abdest nasıl bozulur? Hane denen nikâhı bozulur mu? İki dua, Sübhane ki ihlâ, tesbih çekilinler, parışlanabilirler, parışlanan, parışlanan, Kur'an alfabesini öğrenirken abdestli olmak, şart mı ve bilgisayardan çalışırken abdestli olmak gerekir mi? İnşaat değil, gerekmez.
Gece hastalığı olan birisi altını satıyor ne yapması gerek, abdestli olmalı mı? Vücudunu silmesi yeterli. Veyahut bir yıkacak veya yıkanmıyorsa silmesi yeterli. Dervişlik nedir? Dervişliğin atalı nelerdir? Güzel bir soru ya. Trafik kazasında yanlışlıkla adam öldürdün mü? Cezası nedir? Yanlışlıkla ölümün cezası ağır değildir. Eşim adetinin gittiğini söyledi. İlişkide bulunduk. Bir gün sonra iki gün daha devam ettiğini söyledi. Bir sorunu neydi? Tövbe edin. Hazreti İsa Aleyhisselam, Hazreti Meryem'in oğludur. Babası, dünyaya gelişi, İsraoğlu'nda Hazreti Meryem hakkında kötü zannedilmiş. Ben bunu cezalandırdı.
Ben kitap veriyor, benim peygamber yaptım, Meryem oğlu'nun sözleriyle. Aleyhisselam, Hazreti Meryem'in açıklamasını yapar mısınız? İman et. Açıklamasına gerek yok. Ağız olursa olsun, kusmak orucu bozar mı? Bozar mı? Çözse bozursun. Kendi isteğiyle kusmazsa bozmaz. Adam kendi evli kızına zekat verebilir mi? Kızına veremez, damada verir. İlah yapabilmesi ne kadar bekler? Kefareti var mı? Kefareti var. Kazancı haram olan arkadaşın ikram ettiği yenilip içilir mi? Hediyesi kabul edilir.
Yenilir, içilir, hediye edilir. Hediyesi de kabul edilir. Merhametten, merhametten maraz doğar mı? Merhametten maraz doğar diyen insanlar, Allah'ı sevmeyen insanlar. Allah'ı sevmeyenler kaçar. Derler ya, merhametten maraz doğar diye, iyilikten kötülük var filan. Bunlar Allah'ı sevmeyen insanlar.
O sıcak noktada değiliz. Yatarken salavat-ı şerif okunur, okunur. Doğulacağı çocuk adedi mutlak kader midir? Yoksa cüz-i irade midir? Kadın korunsa da, korunmasa da ondan doğacak çocuk sayısı belli midir? Bellidir. Hakiki iman nedir? Nasıl hakiki iman erdedildir? İman nasıl, artan nasıl eksilir? İman artmaz, eksilmez. İman kemale erer. İmanı artan, eksilten bir olgu olarak görmeyin. İman kemale erer. Bir şeyin kemale ermesi, olgunlaşması farklı bir şeydir. Onun artması veya eksilmesi farklı bir şeydir. Hanefiler, imanın artıp eksilmeyeceğine kâne olmuşlar. ve iman artmaz, eksilmez demişler. Şafirler ise, ibadetleri, ibadetleri, imandan görmüşler.
İbadet artarsa, imanı da artar. Eksilirse imanı da eksil olarak görmüşler. Hanefiler, imanla ibadet ayırmışlar. İman yalnız, ibadet ve kemale erer. Bu farklı bir şeydir. O yüzden, hanefilerce iman artıp eksilmez, kemale erer veya olgunlaşır veya gökleşir. Yani, olgun noktan uzaklaşır. Böyle bileceğiz, inşallah. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şüphesiz yaşantısında ve sözlerinde muhakkak hikmetler vardır. Bazı adreslerimiz, bizden değildir kelimesi kullanılmıştır. Örneğin, göbekli, şişman insanlar için. Yani, bizden değildir kelimesini Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem mahvetleri, o sıfat için kullanmıştır.
O hareket için kullanmıştır. Yoksa, bizden değildir. Yani, ümmetten dışarı, ümmetin değildir manasında değildir. Bakın, bir kimse günah-i kebahir işleyebilir. O günah-i kebahir, helal, onu görmediği müddetçe o kimsenin tövbe etmesi gerekir. Eğer helalı haram görürse, haramı helal görürse, o ümmetlikten çıkar, imandan dışarı çıkar. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri, işte çok yiyenler için, göbekliler için, çok konuşanlar için, yalan söyleyenler için, zina edenler için, işte haramla iştigal edenler, bir kısmı için bizden değildir demiştir. O bizden değildir manası, o sıfat bizden değil. O halk bizden değil. Onun yaşadığı o hayat bizden değil.
Yani o müminliğin dışında bir şey. Yani ama İslam'ın dışında bir şey değil. müminle, Müslüman'ı ayırt edeceğiz. Mümin, günah-i kebahirlerden kaçıp, Allah'ın farzlarını yerine getiren kimsedir. Müslüman ise iman etmiş o kimse. Eşhedü en la edahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulü demiştir. O kimse Müslüman, o kimse müsli, o kimse iman ehli, onun imanından şek ve şüphemiz yok. Ama o kimse mümin değil. Mümin, Allah'ın emirlerini yerine getiren, haramlardan uzak durup, farzları ihya etmeye çalışan kimsedir. O kimse mümindir. O yüzden bir kimse günah-i kebahir işleyebilir, hata işleyebilir, kusur işleyebilir. Veyahut da herhangi bir sıfatı, herhangi bir sıfatı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin sıfatına uymayabilir.
O kimsenin kafir olduğuna işaret değildir. Yani bizden değildir demiş Allah Resulü. Göbekli bir sahabenin göbeğine parmağını sokmuş, bizden değil demiş. Şimdi bizden değil dediği göbeği, bizden değil dediği onun o esnadaki hali, ahlakı. Yalan söylüyor, bizden değil. Mesela elini buğdayın altına, buğdayın çuvalına daldırmış, bakmış ki altı yaş üstü kuru. Demiş ki bunun altı yaş üstü kuru. O tüccar demiş ki ya Resulallah yağmur yağdı da demiş. Biraz ıslanmıştır. Demiş ki bizi aldatan bizden değildir. Burada bizi aldatan bizden değildir dediği imanın yok olması demek değil. Öyle anlaşılmasın. Aldatma ahlakı ümmet-i Muhammed'de olmayacak. Bir şeyi aldatmayacak ümmet. Bir şeyin altı ayrı, üstü ayrı olmayacak.
Bir şeyin içi ayrı, dışı ayrı olmayacak. Aldatan bizden değildir. Bunu ticaretten tutun da insanın ahlakına varıncaya kadar. Aldatan bizden değildir. Bir kimse takva olmadığı halde takva süsü veriyor kendisine. Derviş olmadığı halde derviş süsü veriyor kendisine. İşte çok namaz kılmadığı halde kendisine çok namaz kılmaz süsü veriyor. Çok zikrullah yapmadığı halde kendisine çok zikrullah yapıyormuş süsü veriyor. İşte üstadını dinlemediği halde üstadın emrindeymiş gibi gösteriyor kendisini. Üstadını çok sevmediği halde çok seviyormuş gibi gösteriyor. Dervişlerin arasında, insanların arasında kendine bir yer etmeye çalışıyor böylece. Bizden değildir.
Aldatıyor. Allah muhafaza eylesin. Veya ahlaki olarak aslında düzgün bir ahlak sahibi değil. emanete hiyanet ediyor, söz veriyor, yerine getirmiyor, işte yalan söylüyor, bu gibi şeyleri var. Ama insanlara kendini düzgün gösteriyor. Ağzından mal şeker akıyor. Ağzından mal şeker akıyor. Bizden değildir o hali. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri enteresan. Yani bir cümleyle aslında hayatın anatomisini koyuyor önümüze. Aldatan bizden değildir. Her alanına çekin bu hadis-i şerifi. Her alanınıza çekin.
Bunun üzerine oturtturun. Aldatan bizden değil. Allah muhafaza eylesin. Kurbanda oruç tutulur mu? Kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü gün oruç tutulmaz. Selamun aleyküm. Aleyküm selam. Şüphesiz kişi kaza namazlarından sorguya çekilecektir. Eğer kişi dünya hayatında kaza namazlarından, farz namazlarından sorar, düzenli olarak kılarsa, ama kaza namazlarının, örneğin on yıllık kazası var ise, bunun beş yıllık kılarsa, veya mürriyetten ise Allah geri kalan kaza namazlarının kurundan sorar mı?
Sormaz. Sormayacağını beyan etmiş. Allah hesaba sondan başa doğru gider. Eğer ki bir kimse sondan kendini düzeltir de, kazalarını kırmaya başladı, kaza oruçlarını tutmaya başladı, kendisini disiplin etti, tövbe etmeye başladı, ama ömrü vefa etmedi. Yetiştiremedi. Cenab-ı Hak bunu affeder. Cenaze namazını kılarken kadınlar ve erkekler aynı safta durabilirler mi? Aslında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında durmamışlar. Ama o cenaze namazı dua niteliğindedir. Durulmuş olsa bir şey de gerekmez. Durulsa bir şey gerekmez. Dua niteliğindedir çünkü. O normal cenaze namazı, normal bildiğiniz zaman değildir. Durulsa da bir şey gerekmez.
Duruyorlar şimdi ama aslında çok uygun değil. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri zamanında kadınlar hep erkek cemaatin arkasında durmuyorlar. Şimdi yeni bir modalar çıkıyor ya, yeni modalardan birisi. Yani işte cenaze, öğlen namazını kılmıyorlar, cenaze namazını kılıyorlar. Bir kimse cenaze namazını kılmadı diye sorgulanmaz. Öğlen namazından sorgulanın. Cenaze içeride, sahipleri dışarıda. Sahipleri siyahları giymişler, siyah aynalı gözlükleri de takmışlar. İçerideki saplar namazı kılsın da, biz ölümüzü alalım götürelim diye bekliyorlar. İçerideki saplar da kılıyorlar namazı. Kim olduğunu bilmeden. Bir de hoca soruyor, nasıl bilirdiniz? İyi bilirdin diyor.
Tanıyorsun mu? Yok tanımıyor. Nereden iyi biliyorsun? E öyle demeyelim mi? Ya deme. Sana emir mi var öyle de diye. Bir de en meşhur camiye götürüyorlar, en kalabalık yere. Ve baktığın zaman o cenaze sahiplerinin hepsi de dışarıda. Üç yüz kişi, dört yüz kişi. Bir de en enteresanı. Cenazenin bir baş ucuna, bir ayak ucuna, iki tane kravatla, hızmanlık tibadan bekliyorlar. Sanki cenazeyi kapı götürecek birisi. Gelmişler siyahları, lacilerin ve elinde böyle bekliyor. İşi işi. Ya olur mu olur birisi cenazeyi götürür, öyle değil mi ya? Ne namaz? Ya namaz. O cenazeyi bekliyor. O cenaze önemli, mühim işi var onun.
Yani o öğlen namazından daha mühim. O cenazeyi bekleyecek ya o. Ya kapıp götürürse birisi. Öyle ya. Allah muhafaza eylesin. E nasıl olsun cami cemaatında var. Namazı kılıyor, çıkıyor dışarıda. Nasıl bilirdiniz? İyi bilirdik diye. Kola halinde cemaat da var. Tamam. Mesele bitti. Allah muhafaza eylesin. Siz dışarıda sohbet yapıyordunuz. Biz daha dergaha girmek için sırtını dönük olarak üstada sırtını dönmeyin deniliyor. Evet üstada sırtı dönmemek tasavvufun içerisindedir. Tasavvufun adabının, erkabının içerisindedir. Bu noktada üstada sırtı dönmemek buradadır.
Bu üstada sırtı dönmemek değildir yalnız aslı. Dergaha sırtını dönmez insan. Bu tasavvufun bir edemidir. Bu adaptır. Hatta dergaha giren kimse sol baş parmağının üzerine sağ baş parmağını koyar ya elini kalbine koyar. Kadirler, rufaylar elini kalbine koyaraktan boyun keserler, eğilmezler. Boyun kesmek denir onu kalbe, kalbe nazar eder derviş. Der ki kalbimde ne varsa masiva olarak dışarı attım. Dünyevi, buhrevi, hayatımla alakalı neyim varsa dışarıda koydum. Kalbimin içerisinde Allah sevgisinden başka bir sevgi kalmadı.
Boynumu büktüm bu dergaha, bu dergahın öğretimini, eğitimini bu dergahta bana ne söylenirse Allah için onu yapmaya söz veriyorum der. Buna boyun kesmek denir. Kadirler, rufaylar boyun kesmek denir. İşte Mevleviler ellerini şey yaparlar, çapraz getirirler omuzlarına doğru. Mevleviler öyle boyun keserler. Onlar da kalbine nazar ederler. Ama sonuçta boyun kesmektir o. Ve boyun keserken derviş, içeri girerken boyun keser girer, çıkarken de boyun keserekten dışarı çıkar. Ve içeri girerken her içeri girişinde selam verir. İlk giriyor ya, girdi selam verir. O kapının ağzındaki duyacak kadar. Kapının ağzında, aslında eski dergahlarda kapı çavuşu veyahut da ayakkabı çavuşu vardır.
O görevli kapının ağzında durur. O kapının ağzında duraraktan içeri giren, yeni gelen, bilmeyen, tanımayan insanlara yol gösterir. Ve ayakkabılar işte problemli olmasın, çalınmasın, çırpılmasın, değişmesin diye de ayakkabılara bakar aynı zamanda. Ve o gelen kimseye de yol gösterir. Bu tarafa geç, şu tarafa geç, şuraya otur diye. Ve onun duyacağı kadar bir kimse selam verir. Öyle selam verdikten sonra, burada içeri girer, içeride dolaşır. İçeride üstada mümkün olduğu müddetçe sırtını dönmemeye çalışır. Ama mevkur kalırsa da döner. Bunda da bir şey olmaz. Kasıtlı sırtını dönerse, manen o kimse edeben aşağı düşer. Kasıtlı sırtını dönmedikten sonra bu olmaz.
Ve dergahın adabı erganı, dergah sınırlarının içerisinde geçer dedi. Yani buradan, sınırdan dışarı çıktığı zaman, işte örneğin ben Hüseyin'in dükkanına gittim, Hüseyin bana orada boyun kesmeyecek. Veya birisi birisinin dükkanına gitti, orada boyun kesmeyecek. Dergahın adabı erganı, şekli şemali dergahın içerisindedir, dışında değil. Dışarıda bunu belli daha yetmez insan. Bizim yolumuzda dışarıda bunu belli etmek uygun değildir. Biz dışarıda, dışarıda normal insanlar gibi hayatımıza devam ettireceğiz. Dışarıda birbirimizi seveceğiz, muhabbet besleyeceğiz, sarmaşacağız, tokalatacağız. Ama dergah adabı olarak birbirimize işte boyun kesmek, baş kesmek, ne bileyim işte ayak çivilemek olmayacak.
Allah rahmet eylesin. Yani normalde şey hemenli zamanda da ben arkadaşlarımı dışarıda yapmayın derdim. Ve aynı şekilde devam ediyorum. Aynı görüşümde devam edeyim. Dışarıda siz bir cemaate bağlı olduğunuzu gösterecek simgelerden uzak duracaksınız. Kendi dervişliğinizi anlatmak zorunda değilsiniz. Bir yere derviş olduğunuzu belirtmek zorunda değilsiniz. Derdinizi anlatın. Ahlakınız da anlatın. Derdinizi anlatın. Aşkınız da anlatın. Derdinizi anlatın. Muhabbetiniz de anlatın. Tahke ile dervişlik olmaz. Cübbe ile dervişlik olmaz. Sarıkla dervişlik olmaz. Bu bizim düsturumuzdur. Bu bizim düsturumuz. Velilik yolu ahlakla gidilir.
Bizim yolumuzda çok ibadetle gidilmez. Bunu ibadetten soğutmak için söylemiyorum sizi. Biz tipik bir tarikat değiliz. Ben size hiçbir zaman demedim sabahlara kadar namaz kılın diye. Demeyeceğim ben. Size şunu söyleyeceğim. Çok tövbe edin. Şunu söyleyeceğim ben size. Çok zikredin. Şunu hep söyleyeceğim size. Her terste söyleyeceğim. Allah'a çok, Allah'ı çok seveyim. Ona çok muhabbet besleyin. Evet namazınızı kılın. Orucunuzu tutun. Gönül ister ki onu da fazla fazla yapın. Gönül ister onu da fazla fazla yapın. Buradan şu çıkmasın. Ya bizim namazımıza kılmayın dedi.
İşte orucu fazla tutmayın dedi. Böyle de çok affedersiniz. Embesli beyinliler gibi anlamayın. Velilik Allah'ı sevmekten geçer. Velilik Resulullah'a muhabbetten geçer. Velilik velileri sevmekten geçer. Allah'a dostluk onunla muhabbetten geçer. Allah için sevmekten geçer. Allah'ı Allah için sevin. Allah'ı Allah için sevin. Allah'ı Allah için sevmek mangal gibi yürek ister. Yürek ister. Çünkü Allah'ı Allah için sevenlerin ne yazık ki derti çok olur. Ne yazık ki başına bela çok gelir.
Eğer Allah için siz Resulullah'ı çok severseniz mihnetten kurtulamazsınız. Geçim sıkıntısından darlıktan kurtulamazsınız. Siz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerini Allah için her şeyinizden fazla severseniz muhakkak ki bir sıkıntının içerisine girersiniz. Muhakkak girersiniz. Sevmek ise insanlara dostluk kapısını açar. İnsanlara evliyalık kapısını açar. Müminlere ayaksız yürümek kapısı açar. Allah için sevmenin kapısı aralınırsa. O yüzden size ömür, ömrümün boyunca, hayatım boyunca size tavsiyem hep bu olacak. Namaz kılacaksanız Allah için namaz kılın.
Oruç tutacaksanız Allah için oruç tutun. Allah'ı zikredecekseniz Allah için Allah'ı zikredin. Tövbe edecekseniz Allah için tövbe edin. Allah için tövbe edin. Hakkak ki sizi günahlardan koruyacaktır. Günahlarınızı silecektir. Ama tövbeyi asıl günahlardan kurtulmak için değil. Allah emrettiği için tövbe edin. Sizin tövbenizin sonunda sizi affetmeyebilir. Sizin tövbenizi kabul etmeyebilir. Sizin tövbenizi sizin başınıza tekrar geriye vurabilir. O zaman Allah'ın emrini yerine getirmeyecek misiniz? Tövbe etmeyecek misiniz? Siz günahtan günaha dalabilirsiniz. Kusurdan kusura dalabilirsiniz. Sizi her gün bir kusurdan öbür kusura atabilir.
Hiç kimse ne gibi yapandır. İstediğini istediğine verendir. İstediğini aziz edip istediğini zelil edendir. Sakın kibirlenmeyin. Kibirlilik de getirir insana. Zikretmek kibirlilik getirir. Farkında olmazsın. Gizli bir şekilde nefis ve şeytan seni aşağı indirir. Bu için yaparsanız gözünüze görünmez o zaman. Allah için tövbe edilirsen ben tövbe ettim. Allah benim günahlarımı affetti. Senin memur bunu neden böyle yaptın? Bu ne için böyle oldu?
Bu nasıl böyle oldu? Kibirliliktir. Allah senin memurun değil. Allah senin amirin değil. Bu noktada emret. Faza-i resim. Bizim yolumuz Allah için sevme, Allah için yaşama yoludur. Sen Allah için yaşarsan Allah senin her şeyine vekil ve kefildir. Sen Allah için seversen Allah senin her şeyini yerli yerine getirir. Sakın Allah için bir şey yaparken bir şeyin ücretini Allah'tan dahi bekleme. Allah için yapmanın, Allah için işlemenin karşılığı Allah'tır. Allah'ın mahlukatı yarattığı değildir. Eğer cennet için yaparsan Allah için yapmadın. Cehennemden kurtulmak için yaptıysan Allah için yapmadın. Beni iyi görsünler. Beni temiz görsünler.
Beni güzel görsünler. Bana şeyh desinler. Bana veli desinler. Bana üstad desinler. Bana derviş desinler. Bana güzel ilahi söylüyorsun. Güzel zikrullah yapıyorsun. Senin gibi dönen yok. Senin gibi sema eden yok. Senin gibi uçan yok. Senin gibi Allah diyen yok. Desinler diye dediysem hem vallada hem billada burada daha kaldın. kapıdan dışarı çıkamadın. Birisine tebessümümüz Allah için olacak. Bu bana mal versin para versin diye değil. Bu benimle arkadaş olsun. Bu benimle samimi olsun. Ben bundan faydalanırım. Bu beni sevsin. Bu bana karşı muhabbet beslesin. Bu benim koluma girerse iyi olur. Bu benim koluma girerse şöyle olur.
Aman benim buna ihtiyacım var. Aman bu kardeşle ben iyice geçineyim. diye düşünürsen yolda kalırsın. Yayan kalırsın. Allah için. Kardeşini Allah için tebessüm et. Kardeşine Allah için yardım et. Kardeşine Allah için başını okşa. Kardeşine Allah için arkasını sıvazla. Birisine Allah için tebliğ et. Birisine Allah için muhabbet et. Birisinin Allah için elinden tut. Sana saygı göstersin. Sana merhamet etsin. Veya sana duygusal yaklaşsın diye değil. İşte öyle olursa Allah'a dostluk kapısını açarsınız. Öyle olursa Resulullah'a dostluk kapısını açarsınız. Benim derdim insanlara çok namaz kıldırmak değil. Benim derdim çok derviş toplamak değil.
Benim derdim sizin bana bakmanız sizin bana iyi aşa etmeniz değil. Hayatımda mı olmalı? Ben 15 yaşında babasız kaldım. Sık endişesi yaşamış insan değilim. Bir an bile olsa. Ama sebepleri de terk etmedim. Tevessül ettim. Sebeplere. Çalışılması gerekiyorsa çalıştım. Hala daha çalışıyorum. Ve size iki şey tavsiye ediyorum. Çalışın. Hayatınızı insanların üzerine bağlamayın. Asalak olursunuz. Derdinizi anlatamazsınız. Problemlerinizi aşamazsınız. Bizim para kesemiz yok derken dilenmemiz yoktur. Yoksa bize de para kesesi lazımdır. İkinci tavsiyem size tevekkül edin.
Allah'a. Eğer iman ehliseniz tevekkül edersiniz. Eğer iman ehli değilseniz tevekkül etmezsiniz. Süfyan-ı Selvi Hazretlerinin tasavvuf ilmine girdiğinde bir kesesi vardı. Rivayet edilir. Ve kesesinde beş yüz dinar altın vardı. Kesesine vururdu. Derdi ki sen bana lazımsın bu yolda. Hem kendi iaşesini sağlardı. Akçesini verirdi. Hem de etrafa kesesinden hediye ederdi. Tasadduk ederdi. Derdi ki insanların arasında sevilir sayılmama sebeptir derdi. Kesesine vururdu. Sakın dervişliği başka türlü anlamayın. Bunu söylüyorum ki dervişlik hırkaya bürünüp kenarda oturmak değil.
Yolda insana bu iki şey lazımdır. Bir kese kese için çalışmak yani tevessül etmek sebeplere bağlanmaktır. Şunu unutmayın bütün peygamberler çalışmıştır. İşi olmayan hiçbir peygamber yoktur. Ve eğer velilik iddiasında bulunan bir kimse var ise mesleği var olacak. Iaşesini temin edecek. Iaşesini temin noktasında dervişanına yüzünü çevirmeyecek. İnsanlara yüzünü çevirmeyecek. Mahlukata yüzünü çevirmeyecek. İkinci gerekli olduğu şey Allah'a muhtaç olduğunu bilecek. Devamlı. O yüzden size kardeşler iki şey tavsiye ediyorum bu gece. çalışacaksınız. Ne kadar zorsanız kalın.
Ne kadar borcunuz harcınız olursa ne kadar sıkıntınız olursa olsun. Gökyüzünün Süfyan-ı Serginin dediği gibi gökyüzünün demir kütleleri olduğunu görseniz. Yeryüzünün bakır kütleleri haline geldiğini görseniz endişeye düşmeyin. sebepler dairesinde devam edin. Allah ot verir. O demir kütlesinden Allah rahmet verir. Siz sebeplere bağlı hayatınıza devam ettirin. Ümidinizi kesmeyin. Ve muhakkak bu yolda herkese sıkıntı gelir. Ama maddidir ama manevidir. Ama eşinden ama çocuğundan ama annesinden ama babasından ama sülalesinden. Muhakkak gelir.
Muhakkak gelir. Sakın o senin yoldan saptırmasın. altını ateşle imtihan ederler. Altının hastını ateşle içindeki cürüflarını ateşle çıkarırlar. Bu yol ateşle imtihan yoludur. Bilmez misin İbrahim'i nasıl denize ateş attırdı? Ateşle imtihan etti onu. Yol ateşle imtihan olma yoludur. Eğer ben bu dergişliği çekemeyeceğim diyorsan ben ateşle imtihan olmak istemiyorum diyorsan vereyim dersini aha kapı Allah yoluna çıkersin. Biz adam toplamaya çıkmadık. Benim öyle bir derdim yok. Çok basit bakın.
O yüzden bu yolda bu iki şeye dikkat edeceksiniz. Çalışacaksınız sonuna kadar. Yıpranabilirsiniz, borçlanabilirsiniz, sıkıntıya düşer olabilirsiniz. Bütün bela ve musibetlerin sizin başınızda toplandığınızı düşünebilirsiniz. Evet. Ne kadar sıkıntı, ne kadar dert, ne kadar mihne, ne kadar problem varsa hepsi de toplanmış gibi hissedebilirsin. Allah'tan ümidini kesme. Allah'a yalvarmaktan geri durma. Mücadele etmekten geri durma. Tırmalamaktan geri durma. Hem maddi, hem manevi. Sakın ha! Bir kısmı da böyle sıkıntıya düşer olunca yolu terk eder. Evet. Ben içimden derim ki eyvah görüntüye gitti adam. Sıkıntıyı gördün açtı gitti.
Sıkıntıyı gördün toz duman oldu gitti adam. mahafaza eylesin. Sıkıntı seni Allah'a yaklaştırsın. Başına gelen dert, müşribet, başına gelen bela seni Allah'a yaklaştırsın. Allah senin yalancı olup olmadığını, senin sahtekar olup olmadığını denemek istiyor. Allah seni veliler sınıfından mısın değil misin diyor deniyor. Sana ispat ediyor sana. Seni seninle ispat ediyor. Kendisiyle değil. hengame önüne getiriyor ki sen o hengamenin altında boğulacağını düşünüyorsun, boğulduğunu düşünüyorsun, torbistan çekip gidiyorsun. Seni sınadı Allah. Kimlerden yanasın? Kimlerdensin? Ona baktı. Sen şeytan ve nefse mi aitsin? Sen dünyaya tapanlardan mısın?
Sen ahirete tapanlardan mısın? Sen mala mülke tapanlardan mısın? Yoksa gerçekten Allah'a tapanlardan mısın? eğer sen gerçekten Allah'a tapanlardansan senin kaçacak bir yerin yok. Sen o ateşi helva ekmek gibi yiyeceksin. Sen o belayı kendine bir nimet bileceksin. Sen o derdi kendine bir nefes bileceksin. Deceksin ki bana nefes verdi sevgili bir derdin var. Ayağım ağrıyor, belim ağrıyor, başım ağrıyor, karnım ağrıyor. Şuramda sıkıntı var, buramda sıkıntı var. Sakın şikayet etme. Sevgili sana bir nefes açmış. kendisiyle alışveriş etmek için bir kapı aralamış sana. Ve sende geçim sıkıntısı varsa evet sevgili seninle kapı aralamış.
Aman ne güzel. Sakın o kapıyı kapatacaksın diye uğraşma. Bırak o sıkıntının içerisinde sen devam et çalışmaya. Tevessül et. Sebeplere bağlı kal. Çok nadir hattandır. Velilerin dünya olarak sıkıntısız geçirdiği. Evet ama veliler belli bir hale gelinceye kadar o sıkıntıyı çekerler. O hale ulaştıktan sonra o sıkıntı onlara sıkıntı gibi gelmez. Sana sıkıntı gibi gelir. Tatlı gelir. Elba şekeri gibi yalarlar. Ateşi yalamaya ateşi yalamaya ram olacak olanlar bizde yol yürüyecekler. Derde sıkıntıya belaya probleme isyan etmeyecek olanlar bizde yürüyecekler. Bizde yürüyecek olan kardeşlerle mandal gibi yürek olacak. Allah sevgisi noktasında Resulullah sevgisi noktasında velilerini sevme noktasında müminleri sevme noktasında etrafındaki olaylara sevgiyle yaklaşma noktasında mangal gibi yürek olacak.
Evet. O mangal gibi yürek olması için ihlas ve iman gerekli. İman ise Allah'a teslimdir. İman Allah'a teslim olmaktır. İman nedensiz niçinsiz nasılsız Allah'a teslim olmaktır. İman kimliksiz kişiliksiz Allah'a teslim olmaktır. İman kelime-i tevhid getirir o kimse La elen illallah Muhammedun Resulullah der o işin yüzeysel yanıdır. İçini yaşamaktır. Gevin Allah'a teslim olun. Kaderine takdirine razı olun. Bu başıma neden geldi demeyin. Bu bana nasıl gelir demeyin. Niçin böyle oldu demeyin. Allah'la savaşmış olursunuz. Böyle derseniz Allah'a tibirlilik taslamış olursunuz.
Böyle derseniz kadere iman etmediğiniz meydana çıkar. Böyle derseniz takdire razı olmadığınız meydana çıkan. İstediğine istediğini veren de verirken alırken hiç kimseye hesap kitap sormaz. Senin malını alırken kimseye hesap vermez. Malını aldığını görürsün. Sana mal verirken de hiç kimseye bir şey sormaz. Verdiğini görürsün. o zaman verirken de alırken de ona tabi ol. Ama sebepleri bırakma. O zaman ihlas ve samimiyetini hiç kaçırma. Devamlı ihlas anlamasında dur. Ve muhakkak o ihlasından imtihan olacaksın. Bunu unutma. Muhakkak ki samimiyetinden imtihan olacaksın. Bunu unutma. Muhakkak ki aşkından imtihan olacaksın.
Bunu unutma. bir gün birisi geldi dedi ki ya Resulallah ben Allah'ı çok seviyorum. Dedi ki bela ve musibetlere karşı hazırlıklı ol. Allah'ı seviyorum demenin karşılığında bela ve musibet vardır. Allah kendisine olan sevgide senin yalancı olup olmadığını ölçecektir. Ölçerken sana ölçecek kendisine değil. O senin ne olduğunu biliyor. Ama seni sana ispat edecektir. Sen ilk bela geldiğinde bu bana neden geldi? Ben iyi dermiştim. Bu bana neden geldi? Ben güzel zikrular yapıyordum. Bu bana neden geldi? Ben beş vakit namazımı kaçırmıyordum. Dersen imtihanı kaybedersin. İmtihanı kaybedersin. Allah'ı seviyorum demenin tedaviyatı var.
Birisi geldi ki dedi ya Resulallah ya Resulallah ben seni her şeyinden fazla seviyorum. Ona dedi ki geçim sıkıntısına hastalıklara mihnete karşı insan üzerindeki müminin üzerindeki tecelliyatı sakın o zaman seviyorum demenin altını doldurmak gerekir. Ve Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri dedi ki bela ve musibetlerin büyüğü peygamberlere gelir. Ondan sonra velilere gelir dedi. Ondan sonra ya Resulallah velilerin etrafındakilere gelir dedi. eğer ateşten korkuyorsan gelme yanımıza. Sıkıntıdan korkuyorsan gelme yanımıza. Bizi uzaktan sevmek açlarının en güzeli demişler.
Yalan. Sen de o yalana kan git yakın durma. Demiş ya aşık. Bu meydan derince başlar kesilir kan parasını veren olmamış. Allah bizi muhafaza etsin. O yüzden Allah'ı çok sev. Diyeceksiniz ki bu kadar bela musibet anlattın sevenlere gelecek olanı. Bir de şimdi diyorsun ki Allah'ı çok sev. Evet. Bu enteresan bir çelişkidir. Bu enteresan bir şeydir. İnsan bunu helva ekmek yalar gibi helva ekmek yer gibi bunu ister mi? Allah aşkı istedir insana. Bu ateşe insanlığı çekmeye çalışır. Gelin buraya ateş eder. İbrahim öyle bağırmıyor onu. İbrahim ateşin içerisinden diyordu ki gelin gelin sizin bildiğiniz gibi değil.
Ve sare o çağrıya kulak verdi. Ben İbrahim'e iman ettim dedi. Yürüdü. Ateşin içine girdi baktı ki dışarıdan ateş içeriden serin ve selametlik annesine yalvarmaya başladı. Anneciğim gel. Burası ateş değil. Burası serinlik selametlik. Burası gül bahçesi. Burası nur bahçesi. Burada gül kokuları var. burada iç kokusu yok. Ateş kokusu yok. Yanık kokusu yok. Burası Allah'ın cennet bahçesinden bir bahçe. Gel anne diye yalvardın. Ama annesi ateşi gördü. İçerisindeki gül bahçesini nur bahçesini cennet bahçesini gördü. Aynen bu da öyledir. Ehli tasavvuf dışarıdan ateş gibi görünür.
Allah'ın velileri Allah'ını dışarıdan ateş gibi görünür. Ama içi gül bahçesidir. Nur kokulu dur. Dışarıdan bakan ülken der ki bunların içerisine girilmez. Der ki bunlara aman ulaşmayalım. Ulaşmayalım. Der ki aman bu adamın her tarafından bin bir tane dert akıyor. Ben buna yakın durup da kendi başımı derde salmayayım der. Evet doğru. Ama içerisinin gül bahçesi olduğunu ancak ehli bilir. Ehli bilince de hep oraya girmek ister. Ne yazık ki oranın da kapısı hep içeriden açılır. Az önce salonda bir kardeşe de dedim. Gönül kapısının anahtarı ve kolu yoktur. O kapı içeriden açılır. O yüzden dervişe kapının önünde durmak yarışır.
Eğer seviyorsan kapının önünde duracaksın. Kapının eşiğinde duracaksın. Eşiğine kapını yaslayacaksın, gönlünü yaslayacaksın, gözünü yaslayacaksın, elini yaslayacaksın, gözünün yaşını kapının eşiğinde akıtacaksın. Ümit edeceksin. bir gün kapı açılır diye. Ümit edeceksin. Bir gün kapı açılır da ben içeri giderim diye. Ümidini yitirmek yok. Gözünün yaşını kurutmak yok. Ağlamanın feryadını dindirmek yok. Şunu unutma. Kapıdan içeri girdiğin anda, girdin dediğin anda önünde daha kocaman bir kapı göreceksin. O kapıyı geçtiğin anda daha büyük bir kapı göreceksin. O kapıyı geçtiğin anda daha büyük bir kapı göreceksin. Her sabahleyin ümitle yeni bir kapıyı aralamak içimine başlayacaksın.
Belki de sen hep o aynı kapıyı göreceksin. Diten ki ben hep aynı kapının içerisinde evet bizim kapımız hep aynı. O kapının önünde biz açılsın diye geçeceğiz. O kapının önünde açılsın diye hep ümit edeceğiz. Dervişin hali bu. Evet ateşin içerisinde yanarken dahi derdin içerisinde derdin içerisinde koşarken dahi kendisini o kapının önünde tüp görecek. Dicek ki bu kapı bana aralanır mı bir gün inşallah aralanır deyip tövbeye zikre sevmeye yalvarmaya devam edecek. Buradan geri görüşüyor. Eğer o kapıda durmak o kapıda yalvarıp yakarmak o kapıda mücadele etmek o kapıda boynunu büküp kumbanıp kuzular gibi beklemek senin hepsini alır gelecekse git kardeş şuralarda işin yok senin.
Git sen bir gece zikredip bir gece zikretmeyeceksen bir gün sevip ertesi gün nefret edeceksen bugün aşık olup yarın nefret eden noktada duracaksan kah öyle kah böyle yaşayacaksan bu tasavvur bu tasavvur gelin aşıklık sadıklık ister aşıklık vefa ister aşıklık niçinsiz nasılsın kimliksiz durmak ister aşıklısı aşıklık sebepsiz sevmek ister aşıklısı aşıklık sebepsiz ne dersiz niçinsiz ibadet ister aşıklısı aşıklık hiçbir şeysiz sevgilinin önünde beklemek ister eğer öyle aşıklık yaşamayı göze alıyorsanız o zaman tasavvurun
içerisine getireceksiniz bir velinin elinden tutacaksınız eğer velinin önünde hala da aklınızı kullanacaksınız hala da nefsinize uyacaksınız hala da şeytanlaşmış beyinlerinizle oynayacaksanız varın gidin bakın işinize bakın işinize zamanınızı harcamayın bunu samimiyetim mi söylüyor zamanınızı harcamayın dostluk yolunda sizin işiniz olmalı siz bakın normal cami cemaatı gibi kıl peşi bitirişi deyin gidin cennetinize oturun ne güzel cehennemlerden kurtulun cennetinize oturun bir yeriniz yağda olsun bir yeriniz balda olsun
hatunlarınız var çolunuz çocuğunuz var oturun evinizde evinizde çok rahat veya adam toplamaya çalışan tarikatlar cemaatler var ya onlara gidin intisap edin onlara gidin tabi olun tabii rahat edersiniz yaz gelince dersler tatil kış gelince dersler tatil ha o bugün karlıl derse gitme bugün yağıştı gitmesen de olur ya bugün yorgunum canım evde otursan da olur ya işlerin bozuk sen gidip de ne yapacaksın bir faydası mı oldu gidiyorsun yıllardır orada Allah diyor sana beş kuruş yer otur evinde bunları alay bari söylemiyorum
ciddi söylüyorum kıyamatsan canı sakın çıkma o meydanı kıyacağım canına kıyacağım nefsine kıyacağım rahatına kıyacağım parana kıyacağım nefesine kıyacağım gözyaşına kıyacağım rahatına kıyacağım kıyacağım gece hatunu bırakıp oturacaksın zikrullah edeceksin sıcak evini bırakacaksın geleceksin derse kıyacağım bu akşam da ben evde ders çekelim diyeceksen gelme kardeş açın gelme rahatını bozma sen evde rahatın laf söylemesin boşu boşuna sana evet evinde rahat et çoluğunla çocuğunla otur bebeklerini piş piş de o da lazım
ne güzel öyle değil mi otur evinde dersini de çek kendi kafandan bir ders uydur bizde iş yok biz illaki mecbur kılıyoruz derse gelecek korkturacak korktacak zıltacak yanacak yıkılacak acı çekecek sıkıntı çekecek ne çekecek bunlar hep yüzleşecek hayatla kendi nefsiyle yüzleşecek insanlarla yüzleşecek şeytanıyla yüzleşecek rahatıyla yüzleşecek parasıyla malıyla mülküyle her şeyle yüzleşecek ve her şeyini geçmesini öğrenecek geçecek rahat hat geçecek hatun geçecek çocuk geçecek arabası geçecek malın mülkü geçecek onun muhabbetini
geçecek ona bağlılığını geçecek insanlara olan bağlılığını geçecek ben sıkıntıya düşersem annem bana yardım eder ben borçlu olursam babam bana verir ben şöyle olursam bana şöyle dua edem olur geçer geçer bunların hepsi zor gelecekse bizden de geçer ama bunları geçtiğin zaman Allah'ı bulacaksın bunları geçersen Allah'ı bulacaksın bunları geçmezsen hiçbir şey bulmayacaksın bunları geçmeden mutmainliğe geçmeyi hayal etme rahatından geçmeden huzurundan geçmeden uykundan geçmeden canından geçmeden malından mülkünden geçmeden
kendi nefsinden geçmeden mutmainliğe geçmeyi hayal etme madneye geçeceksem bunlardan geçecek o zaman o zaman Allah sana sır kapılarından bir kapıyı aralacak o zaman Allah senin gönül kapını aralacak gönül gözünü aralacak o zaman Allah senin kalbine ilham etmeye başlayacak Allah senin kalbini akıtmaya başlayacak ilahi aşkını Allah senin kalbini akıtmaya başlayacak hikmet deryasından damlalar kaşıkla kepçeyle kazanla gelmeye başlayacak ne inanacaksın o zaman iman ettiğinin tadına varacaksın o zaman lezzet duyacaksın imanından
o zaman lezzet duyacaksın hayatından o zaman lezzet duyacaksın zikrullahından neyi zikrettiğini göreceksin neyi zikrettiğini duyacaksın neye iman ettiğini göreceksin geçin gelin geçin geceler sizin olsun gelin geçin adım atarken ve hikude geçirmeyin ömrünüzü tarikat yaşantı 5 yıldan beri yalvarıyorum size 17 yıldan beri yalvarıyorum 20 yıldan beri yalvarıyorum ben etrafımdaki insanlara yalvarıyorum diyorum ki kalkın Allah'ı zikredin insanlara yalvarıyorum
diyorum ki kalk kalkın tövbe edin Allah için gözeş akıtın ağlayın gece bir tesbih la la illallah demek nasıl hepsinize zor gelip Allah dostunlar olacaksınız gece iki damla gözeş akıtamıyorsanız nasıl Allah dostu olacaksınız düz derviş mantığıyla düz tasavvuf tarikat mantığıyla yaşayan üzülüyorum üzülüyorum bir gece bir gece şey yaptık hatma yaptık orada itikaf yaptık bir gece hepinizin hali değişti bir gecede hepinizin bakışı değişti
nefesi değişti kalp atışlarınız değişti hepinizin üzerindeki maneviyat değişti ruhlarınız değişti bir gecede bir gecede oradaki insanların hepsi de bunu konuşmak istemiyordum hepsinin mülhüve noktasına geldi bir gecede kıldırdığında dönüp diyecektim bütün evinizde huayet bağlasını çekin diyecektim şimdi nefislerine uyarlan bu rüyalarında gördüler size sadece rüyalarında görenlere vereyim bir gecede kardeşler bir gece bana dışarıda telefon açıyor diyorlar ki Mustafa Efendi o gece ne vardı tekkenin üzerinde boyuna aydınlık bir şey
gördük biz semaya doğru çıkıyordur bir şey mi yaptınız tekkenin dedi sordu birisi bana evet dedim ben o gece bizim itikafımız vardı bir gün bir gecemiz vardı dedi ki sapsarı bir yol çıktı dedi şeyden şeyin üzerinden tekkenin üzerinden öyle bir yol gördük sapsarı dedi etrafındakilere göstermiş demiş bakın bakın tekkenin üzerinden sapsarı bir yol var nur bir gecede kardeşler Allah'ı sevin Allah için bir gece ya bir gece bir gece orada zikrullah'tan zikrullah'taki halin perdesi açılıp hali gören kardeşler oldu öğlen namazına
kadar yatsında girdi öğlen namazına kadar hali açılanlar oldu öğlen namazına kadar öğlen ikindi akşam trend yaptı bir gece kardeşler bir gece bir gecenizi feda edin bir gündüzünüzü feda edin Allah'a sevin Allah için Allah için kendiniz için sev bırakın kendinizi bir başkası için sevmeyin bırakın Allah için sevin rejallaha Allah için sevin üstadınızı Allah için sevin kardeşlerinizi Allah için sevin eşlerinizi çocuklarınızı Allah için sevin malınızı mülkünüzü katınızı yatınızı arabanızı Allah için sevin lazım bana deyin ki
bu ev Allah için lazım bana deyin ki bu ev Allah için lazım bana benim çoluk çocuk oturacak misafirler gelecek Allah diyenler gelecek yemek yiyecek içecek yatacak kalkacak koltuk al kimse oturmasın aman kirlenmesin araba al kimse bitmesin aman kirlenmesin Allah para vermiş aman kimseye verme koklatma eksilir imtihan ediyor seni imtihan ediyor Allah için Allah'ı sevin gelin Allah için Resulullah'ı sevin derdim bu benim başka bir derdim yok beni Bursa 17 yıldır tanıyor bir günden bir güne kendi nefsime bir kuruş para toplamadım
sizden başka derdim yok bir günden bir güne bana akşam yemeği getirin demedim başka derdim yok benim bir günden bir güne bana araba getirin kat getirin yat getirin para getirin dedin diyen varsa gelsin şimdi alnımı açaksın benim başka derdim yok kardeşler göçüp gidiyoruz bu dünyada benim mal mühk derdim yok ben kenarda oturuyorum bayındırda bizim 4-5 tane ev var yıkılıyor hepsi de benim derdim para pul mal mühk değil benim derdim bakım değil biz bir girmişiz hayulanın içerisine neye girdiğimizi de bilmiyoruz niçin girdiğimizi
bilmiyorduk nedensiz sebepsiz nasılsın sorunda kendimizi burada gördük başka bir derdim olmadı benim 20 yıldan beri eğer makam isteseydim eğer halifelik şeyhlik isteseydim ben daha ödemişteydim İzmir'den 2-3 tane şeyh gelmişti bana halifelik vermeye makam isteseydim şeyhler toplantısı oluyordu oradaki şeyhlerden 3-4 tanesi şeyhin varken daha bana halifelik teklif etmişlerdi öyle bir derdim yok eğer öyle bir derdim olsaydı şeyhim kendi şeyhim daha ölmezden evvel bana hatta ameliyattan çıktık buraya geldi bir kısa sohbet ettiydi
hatırlıyorsa eski arkadaşlar burada 20-30 kişi 40-50 kişi kadar vardı buraya gelirken bana defalarca dedi bu akşam senin kim olduğunu açıklayacağım orada senin halifeliğini de açıklayacağım ben dedim ki efendim orada dedim arkadaşlarım size karşı gelmek istemiyorum ben böyle bir şey istemiyorum oğlum sen ne biçim adamsın söyleyeyim ben orada efendim Allah razı olsun ben istemiyorum efendim benim böyle bir derdim yok efendim benim böyle bir derdim yok benim böyle bir benim böyle bir yerde de becim de yok zaten miler
beni nasıl tanıyorsa tanısın umurumda değil umurumda değil hepiniz bu akşam diyeceğiniz gibi videoyu bıraktık seni yemin ediyorum umurumda değil bir bu kadar daha insan gelecek dışarıdan ders alıyor senden diyecekler yine yemin ediyorum bir cumurumda değil ben yine her akşam bir kişi de bulsam ona Allah'ı anlatırım on kişi de bulsam Allah'ı anlatırım elli kişi de bulsam Allah'ı anlatırım derim ona diyeceğim yine çok basit kardeş gel Allah'ı sev gel Resulullah'ı sev gel bir Allah dostunu sev bu kim olursa olsun rüyasında görmüş birisin
gitsin bağlansın sevsin Allah mübarek et Allah Allah ona ona layık görmüş bitti Allah'la mı yarışlar takdir o tecelliyat o tahdi takdir o bulacak eğer sende bir şey varsa o seni bulacak hangi Allah'ın dostluğundan velisinden hangi salihlerin zümresine girecek sen oraya gireceksin rüyanda göreceksin halinde göreceksin birisi elinde tutacak götürecek o senin takdiri mücadele edersen batarsın Allah'ın takdiri o takdire bilmeyenler o takdiri o takdire inanmayanlar mücadele ederler çırpınırlar bana şu verildi bana bu verildi
ben şöyleyim ben böyleyim o debelenecek o o takdire tabi değil o kumda oynuyor o takdire tam ise o Allah'ı sevmeye devam edecek Allah'ı sevdirmeye devam edecek Allah yolunda koşmaya devam edecek o isteyelim ona getirir isteyelim Allah bizi onlardan eylesin Cenab-ı Hak bizi sevdiklerinden eylesin Allah'ın boyasıyla boyanlar onun sıfatlarıyla sıfatlanmaktır Allah'ın boyasıyla boyanmak onun ahlakıyla ahlaklanmaktır onun yönünden gitmektir onun sevme yolundan gitmektir Allah'ın boyasıyla boyanmak Resulullah'ın ahlakıyla
ahlaklanmaktır velilerin haliyle hallenmektir Allah'ın boyasıyla boyanan onun ahlak onun ahlakına ram ol onun sıfatlarına ram olur gelin Resulullah'ın ahlakıyla ahlaklanın onun haliyle hallenmeye çalışın. Onun sevgisiyle nemalanmaya, onun sevgisiyle büyümeye çalışın. Allah bizi onlardan eylesin. Cenab-ı Hak bizleri korusun inşallah. Korktuklarımıza nail eylesin. Korktuklarımıza da kız muhafaza eylesin. Bu organ nakliyle alakalı diyordum ya organ nakli, can gitmedikçe verilmez diye bir kardeş bana telefon açtı. Dedi ki sen değil mi İzmir'den dedi ki dediğiniz çıktı can dedi gitmedikten sonra Allah dedi yeniden beyin ölümü gerçekleşmiş Amerika'da bir hastanın. Bana telefonda anlattıydı kardeşimiz okumuş ben okumadım haberin içeriğini.
Beyin ölümü gerçekleşmiş. Beyin ölümü gerçekleştikten sonra yeniden ayağa kalkmış. Organ nakli beyin ölümü gerçekleşince caizdir diyenden duyurulur. Bir bedende kalp attığı müstece. Kalp atıyor mu? Atıyor. Allah'ın ümit kesilmez. Onu öldüremezsiniz. Bunu katledemezsiniz. Onun kararını siz veremezsiniz. O can size verilmedi çünkü. O can size verilmedi. O canın tasarrufu sana ait değil. Yani tasarrufu sana verilmedi. Senin değil onun tasarrufu. Allah'a ait. Ve arkasındakiler mirasçılarına da ait değil.
Sen diyemezsin kardeşim öldürün kardeşimi. Öldürün kardeşimi, öldürün karımı, öldürün babamı, öldürün çocuğumu diyemezsin. Katil olursun. Birisi hastaysa, onun bakımı için parası var ise, parası var ise parasından o bakılır. Parası yok o hastanın. Yapacak bir şey yok. Devlet bakacak, devlet de bakmıyorsa, devlet çeksin fişini. Sen çekin fişi diyemem, deme. Kardeşim bunun beş lira parası vardır, beş lira var. Biz tedavisini ettirdik, ettirdik. Başka parası yok. Karar sizde haydi. Biz çekiyoruz fişini. Sen çekiyorsan çek. Sen çekiyorsan çek. Sen fişini çektirme, katil olursun. Allah muhafaza eylesin.
Cenab-ı Hak korusun cümlemizi inşallah. Ayın on yedisinde ceb-i arzumuz var. On yedisi pazartesiye giriyor. Dışarıda kardeşler afişlerin bir kısmını getirmişler. Kapatın ya.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi