mustafaozbag.org

6. Mesnevi Şerhi (30-35 Beyit)

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Mesnevî Şerhi · 19 Temmuz 2020 · 37:28

Her şey sevgilidir. Otuzuncu bey, aşıksa bir perde, diri olan sevgilidir, aşıksa bir ölür, kimin aşka meyidi yok ister, yanıksız bir kuşa döner, sevgilimiz ışığa akıl edebilir, istersin ister, silinmemişsa ondan, aziz Allah, kerim Allah, cehil Allah, semâil Allah, seddâr Allah, var Allah, her şey sevgilidir. Hazret-i Mevlânî, Rûmî Hazretleri öyle bir müfi anlayışı, öyle bir tasavvuf anlayışı, öyle bir din anlayışı, sanlık anlayışı, var eden anlayışın üzerine öyle bir metafor, öyle bir anlayışı, öyle bir derinlik, öyle bir genişlik, o her şey sevgilidir.
Vücut, bir din arabinden çıkmadan, düşüncesinin üstünde bir felsefe ve düşüncesi. Bunun üzerinde çok hakkınızı helal edin. İnsanları, bütün insanları, bu duyguda, bu felsefede var olduğuna, kendince, benimki hayalperestlik ve bütün hercesi şöyle bir tefekkür edin, kendiniz de şöyle bir düşünün, kendiniz de şöyle bir algınızı açın, her şeyi sevgili gördüğünüze bakın, karşınızdaki insanın da öyle gördüğünü düşünün. Ve bütün insanların, siz de daim, her şeyi sevgili olarak görmeye bakın.
Dünya üzerinde yanlışlık ve eksiklik kalmayacaklar. Bir tefekkür edin. Evinizi tefekkür edin. Evinizdeki eşinizi, çocuklarınızı, eşyalarınızı, gördüğünüzü görmediğinizi, elinizin altında bulunan, bulunmayan, her şeyi tefekkür edin. Eşlerinize bakın bakalım, onlar size sevgili mi? Sevgili değilse sevgili görünsün onu. Eşinizi sevgili görün, çocuklarınızı sevgili görün, koltuğunuzu sevgili görün, kitabınızı sevgili görün, içecek suyunuzu sevgili görün, iftarlığınızı sevgili görün, zeydinin çekirdeğiniz sevgili görün, hurmanın çekirdeğiniz sevgili görün,
atacağınız domatesin kabuğunu sevgili görün, sıkacağınız bulaşık deterjanını sevgili görün, tarayacağınız tara, saçınızı taracağınız tara, sevgili görün, saçınızı sevgili görün, saçınızın bir tanesini sevgili görün, tırnağınızı sevgili görün, tırnağınızın bir tek ucunu sevgili görün, basacağınız toprağı sevgili görün, basacağınız taşı sevgili görün, armanızı sevgili görün, kontağınızı sevgili görün, oturacak koltuğunuzu sevgili görün, iş yerinizi, iş yerinizin anahtarlarını, eşyalarını sevgili görün, dışarı çıkın, elektriktörlerini sevgili görün, ağaçları, çiçekleri, böcekleri, meyveleri, sebzeleri, yolunuzda gördüğünüz çöp müdürlüğünü sevgili görün, çöpü sevgili görün.
Bir hayvan leşini sevgili görün, onun kokusunu da sevgili görün, ve kainatta sevgili görmediğiniz bir derde kalmasın, esbabınıza bakın gömleğinize sevgili görün, bakın kravatınıza sevgili görün, pantolonunuza bakın sevgili görün, iç tamaşınıza bakın sevgili görün, koltuğunuzun altında temizleyeceğiniz kıllarınızı sevgili görün, kullandığınız suyu sevgili görün, dışkınızı sevgili görün. Sevgili görün, sevgili görün, sevgili görün, her şeyi, kelimeyi sevgili görün, sevgilinize konu, tükürürken tükürünüzü sevgili görün, tükürürken tükürünüzü sevgili görün, tükürceğiniz yeri de sevgili görün. Tebessüm edinize sevgili görün, haykıracağınızı sevgili görün, küseceğinizi sevgili görün, darılacağınızı sevgili görün, size laf söyleyelim sevgili görün, laf söyleyeceğiniz de sevgili görün.
Tefekkürlerinizi genişledik, işte meleklerin üstüne çıkmak, melekler olsun, saçını, başını, şöyle bir algılayın. Sevgili gördüğünüz hiçbir şeyimiz yok.
Ne kadar vahşetin içinde yaşıyoruz, ne kadar karanlığın içinde yaşıyoruz, ne kadar kavuz halinin içinde yaşıyoruz. Meğer ben ne sevgisizmişim, meğer ben ne açsız bir insanmışım, meğer ben taş toprak dahi değilmişim, onun dahil sevgisi var. Meğer ben, ben ne zarim bir insanmışım, ben ne karanlıkların içerisinde dolaşan bir kimseymişim. Sevgili görememişim, gözümün gördüğü her şeyi, sevgili görememişim, elimin tuttuğu her şeyi, sevgili görememişim, yüreğimin hissettiği her şeyi. Eğer sevgili görebilmiş olsaydım, sevgilim diyebilmiş olsaydım her şeyi, her şey bana aşık, ben her şeye aşıktım. Ama öyle görememişim.
İşte Hz. Mevlana diyor ki, her şey sevgilidir. Ne derinlemesine bir söz, ne büyük bir söz, ne kutsi, ne kutsal bir söz. Söz, Allah'ın, Hz. Mevlana'nın gönlüne akıttığı bir kelam. Her şey sevgili. Baktığın, gördüğün, duydun, duymadığın, hissettiğin her şey sevgili. Her şey. Ve her şey sevgilise, her şey hürmete layık. Her şey sevgilise, her şey kıymete layık. Her şey sevgilise, her şeyi baş tacı etmeye layık. Ve her şey sevgili. Kıymetli dostlar. Hz. Mevlana der ya, benim dinim aşk dini. Benim kitabım aşk kitabı. Benim peygamberim, benim anam da kendisinin doğduğu yeri dair aşk olarak söyler.
Nesinin babasını söylemez. Nesinin de babasının olduğunu söyler. Annem de babam da sensin. Anneyi ve babayı görmez. Ve kendisini aşkın çocuğu olarak dillerlerim. Aşkın çocuğuyum. Aşk dinine mensup olun. Bu öylesine yüksek bir sevda, bu öylesine yüksek kutsi bir duygudur ki, bütün kainattaki gözünün gördüğü her şeyi sevgili görür. Bu kainattaki gözünün gördüğü her şeyle barışır demektir. Onun savaş halinde olduğu bir tek şey vardır. Allah'ın sevmediği şeylerdir. Savaş halinde olduğu bir tek şey vardır. Nefsidir ve şeytandır. Savaş emrini verdiği için savaşır. Onlardan nefret ettiği için değil.
Cenab-ı Hakk'ın başını emrettiği için onlarla savaşır. Yoksa onlardan nefret ettiğinden değil. İnsan nefret etmediğinden savaşır mı? Emirle savaşır. İşte o da emirle savaşanlarındandır. Emirle, nefsiyle ve şeytanla savaşır. Emirle, ahkızlıklarla savaşır. Aksızlarla değil, ahkızlıklarla savaşır. Kutsi görür. Bu savaşmayı yüce görür. Savaşmayı mutlaka ve mutlaka olması gereken olarak görür. Hazreti Mevlana, bir şey var ise, o şey sevgilidir. Aşıksa bir perdedir.
Şey sevgilidir, onun üzerinde yansır. Bütün bir perdedir. Üzerinde her şey simüasyon gibi üzerine nakşe olur. Aşığın üzerinde görünür her şey. Ve aşık bir perdedir. Aşığın perdesidir. Varlığın derecelerinin perdesidir. Ve onun üzerinde varlığın bütün dereceleri an ve an görülür. Gün üzerinde tecelli etmektedir. Gün tecelli edeceği aşıktır. Bütün dereceleri an gün ve gün, ay ve yıl bunun üzerinde tecelli etmektedir. O yüzden siz aşkı seyretmek istiyorsanız, ağır bakacaksınız. Üzerindeki varlığın derecelerine bakacaksınız. Gün üzerindeki tecelliyatı seyrederekten, ağırda çünkü. Anlayacaksınız.
Aşkı dinleyeceksiniz. Aşkı bileceksiniz. Aşkın hikmetine dalacaksınız. Büyahasına dalacaksınız. Bunun için bir aşık gerek. İzlemek gerek. Meyveyi istiyorsan aşık da. Üzümü görmek istiyorsan aşık da. Sen aşık istiyorsan aşık. Aşıklar.
Her şey sevgilidir. Aşkın tecelliyatını göreceksin. Varlığın tecelliyatını göreceksin. O zaman bir aşık bul kendine. Ve aşıkın derinliklerinde dolaş. Uzayın derinliklerini anlamak istiyorsan, Aşkın derinliklerinde dolaş. Sen Merihir, Merkür'ü, Mars'ı istemek istiyorsan, Aşkın derinliklerinde dolaş. Sen aşıkın derinliklerinde dolaş. Sinemada kimlik, sinemada götünün önünde canlıymış gibi dolaşır. Heyecanlanırsınız, hüzünlenirsiniz, ağlarsınız.
Bir sinema vardır. Aslında şeyi izlemektesiniz. Perdedeki kimlikleri, perdedeki kişilikleri izlemektesiniz. Gözünüz yanıldı. Kol boy silahını çektir. Bam, bam, bam vurdu. Perde de vurdu. Perde de vururken aslında senin beynin içinde vurdu. Senin beyninin içinde dolaştı o. Senin beyninin içinde var oldu o. Aslında sahte bir. O sahteyi senin beynin canlandırdı. Senin beynin onu sahte olan şeyi gerçekmiş gibi gördü. Alemde işte o perdi. Beyninde senin canlı.
Bu sohbet senin beyninde canlı. Bu sohbet senin beyninin içinde dolaştı. Bu sohbet de senin için geçildi o fani. Sahte. Aşığı iyi dinlen. Aşığı iyi sev. İyi tutun. Aşık seni gerçeğe götecek çünkü. Aşığın üzerinde tecellen eden gerçek. Aşığın üzerinden. Ve aşık. Görebilirsiniz belki de. Okumadım ama görebilirsiniz.
Okuyabilirsiniz. Engel noktası noktasında değil. İman yetmiş perdedir. Yetmiş perde. Siz her la ilahe illallah deyişte bir perdeyi açarsınız. Bir perdeyi kaldırırsınız. Gerçeğe ulaşan kulumun kalbine sığdın. Bunun gören gözü, duyan kulağın, tutan eli, söyleyen dili o.
Bir perdedir. Bu noktada var derecesidir. Ön salallahu aleyhi ve sellem adetinin derecesidir.
İşte aşık üzerinde hepsini de. Benim varizlerim İsrail peygamberlerinin üstündedir. Gökteki yıldızlar gibi.
Gerçeğe ulaşılan yolda engel değil. Gerçeğin yansıdığı, gerçeğin tecelli ettiği perde. Dili olan sevgilidir. Aşısa bir ölür. O zaman senin gördüğün aşık, gerçekte bir ölür. Senin gördüğün her sevgili dediğin şey, gerçekte ölüdür.
Dili olan tecelliyatını izledim. O zaman senin diri gördüğün şey, aldırdığın şey, diri olarak duyduğu şeyi at dirilmiştir. Sakın dütlerine aldanma, dütlerine kanma.
Kansımaya yanılma. Rüyanda kolunu mu gibi gör bu alemi? Terlersin, terlersin, terlersin ya. Gerçektir aslında. O rüya gibi gördün. Nasıl uyandığında kolun yerindeymiş diyorsun ya. Oysa acısını hissetmiştin. Bu dünya aslında o rüya gibidir. O zaman gördüğün şeyler aslında canlı değildi. Sana öyle geliyordu. Aslında onlar canlıydı. Bunlar sevirmez. O gerçekti aslında. Birirten şey, kendini diri zannediyorsun.
Filmdeki senaryodur, filmdeki kovboy. Filmdeki kovboy, filmdeki kovboy canlı görüyorsun ya. İşte bu alemize sen öyle canlı görüyorsun. Allah bizi muhafaza edesin. Aşık ölür. Kimin elinde, kimin elinde maşukun elinde. Onu istediği gibi evirip çeviriyor. Onun üzerine istediği gibi tecelli ediyor. Ona istediği rolü oynatıyor. Ona istediğini yaptırıyor. Aşıksa onun istediği rolü oynuyor. Onun istediği hale veriyor. Onun istediği gibi oluyor. Aslında Aşık, kendisi değil. Öl biçenin rolünü oynuyor. O zaman ölür. Kovukla kaldırdı oraya koydum. Benim dediğimi yerine getirdim.
Öbürkü aklına vurdu. Bunu ben koymasak olmaz mı? Olur. O da koymadı. Aklına vurdu o. Öbürküne kaldırdı. Aklına uymadı. Vay ne kadar güzel. Aşık, aklına vurmayan. Şeytan değil. Şeytan aklına vurdu. Dedi ki, benim yardımcım farklı. Benim yaratılışım farklı. Ben ona nasıl secde değilim? Dedim ki, sen yeryüzünde fetne fesat çıkaracak bir tür mü yaratmak istiyorsun? Aklına uydu şeytan. Şeytan aklına uyduğu için aşıklıktan payı olmadı. Aklına vuranlar aşıklıktan az eşeklerden bir fark, eşeklerden bir farkınız olmazsa bu dünyadan böyle göçüp gideceksiniz.
Aklına vurdu çünkü. Şeytan ebediyen huzurtan kovdu. Aklından dolayı. İşte Hazreti Mevla'nın diyor ki, bin aşka meyli yok ise, sus kuşsun. Neysin sen? Tepemizde, şimdi de uçan bir varlıktır. Uçan bir hayvandır. Uçabilene kuş denir. Kanatlıya kuş denmez. Uçmaz. Biz onu uçuyor görmeyiz. Üç metre, beş metre gider, tönel eder gider o. Kuş uçan.
O uçar. Temsil vardır. Aşık değilsin. Yine kuş değilsin, uçamazsın. Kuşa benziyorsun, kuş değilsin. Kuş gibisin, kuş değilsin ama. İnsan gibisin, insan değilsin. Kutun insan, yahu görüntün insan. Ahlak et insan değilsin. Nice görüntüsü kuşa benzeyenler var, uçamıyorlar. Görüntüsü insan olarak. İnsanlıktan uzun. Onlar hayvanlar, yürüyeni insan zahmetme. Kuşa benzersin.
Eyvahlar. Sevememiş, adım atamamış. Bir şeye aşık olan burnundan sümüğünü akıtamamış. O da için ağzından tükürüklerini çıkaramamış. Ağzını akıtamamış. İlip başını dağa taşı... Kuşsuz gece... Yağmurunun günlerde aşkına... Yağmurun arasından gitmeyi hesaplayamamış. Islanmadan diyorum sana deyin. Yakmamış. Yeri yaralan...
Bir sesi yırtılmamış. Onun için ah vah... Her şey menfaat gözüyle bakmış. Gözüyle bakmış. Kendinde.
İslam, infak... Paylaşım üzerine değil. Aşık, infak eder, paylaşmaz. İslâm, infak eder, paylaşmaz. Paylaşmak bir sana, bir banadır. Paylaşmak, bana da der. Sözü güne yiyecek bir buğday kamesi, bir hurma.
Kamesi kalmaz idi. Aşık olduğundan her şeyi sevgili görürdü. Ve her şeyi sevgilinin sevgililerine infak ederdi. İslâm, infak dinidir. İnfak televizyonlardaki insanların İslam paylaşımlığı nedir dediğine inanmak, infak. Neyin?
Kimi, kimi de paylaşır. Senin mi ki? Senin gördüğün anlamı. İnfak eder. Aşık, infak eder. Sevgiliye. O bir tane can infak eder. Ona o bin bir tane can verir. İster verir, ister verir.
Her şeyini sevgiliye harcar. Çünkü her şey sevgilidir. Sevgili ise, sevgiliden sevgilisini mi kıskanıyorsun? Sevgilinden sevgili mi kıskanıyorsun? Madem her şey sevgilinde, sevgiline verdiğini ben verdim olarak mı görüyorsun? Sevgiliden sevgiliye gitti. Sevgiliye geldi, sevgiliye gitti. Sevgiliye geldi, sevgiliye gitti.
Sevdiğiniz bir şey olsun. Sevdiğiniz olsun. Sevdiğiniz. Sevilmeyi bekler. Sevilmeyi. Sevilmeyi bekler. Nasibi onlar yükseklerdedir. Onlar sevilmeyi beklerler. Birisi gelsin onun başını okşasın. Birisi gelsin onu sevsin. Birisi ona fedak alın. Birisi ona infakta bulun. Birisi ağızın onu verin. Tembeli aymaz. Sevilmez.
Beni hiç kimse sevmiyor ki. Sen hiç kimseyi sevemedin o yüzden. Sen beni sevmiyorsun ki. Sen sevmedin de o yüzden. Olsaydın, herkes sana aşık olurdu. Sen nefsini sevdiğin müddetçe aşık bulunmayacak. Senin yolun gerçek aşıkları doğuramayacak.
Sen debelenip duracaksın bataklığa saplamış eşekler gibi. Debelenip duracaksın. Bu gece tövbe gecesi. Hadi bu gece Ramazan gecesi. Hadi bu ay oruç ayı. Bu ay Kur'an'ı gibi hayvanına katıl. Hadi sen de şu sevenler kervanına. Hadi sen şu sevgililer kervanına takıl. Şu nefsini vur taşa. Al bir kenara. İki evinle tut. Ne tut. Adın işlerine tut. Gözlerine tut. Hurma çıkacak ondan.
Meşe dalından hurma çıkacak mı diye düşünme. Öylesine sev. Vallahi hurmayı yiyeceksin ondan. Ülesine inan. Ne yaptı Hazreti Muhammed Mustafa? Hurma, hurma çöpünü dikiverdi. Dikiverdi herkesin gözünün önünde. Herkesin gözünün önünde. Töne saplayıverdi mübarek. Hemen dallarını eğiverdi. Hurma meyvesini dikiverdi. Hemen yediler anında. Aşık hurmayı arındayım. Mahşeri bekliyor o kardeş. Mahşer her gün hurma yiyor. Gökten sofraya iner. Sen mahşer uzar. Mahşer uzun. An ve an.
Gökten sofralar iner ona. Sen aşık ol. Hemen aşıceksin. Ateşin de hamle. Çocukların da oğlundu. Sen yürü sevdana doğur. Sevdanda senin sen. Senin aşıklığına aşık olacak herkes. Karısında kalsın. Çocuksuz da bir tane karın gitse bir tane karın var. Hem sevgili sen. Kalsın payı yoksa.
Eyvahlar eyvahlar eyvahlar eyvahlar olsun sana. Sıklıktan payı olmayanlar. Orucu kasten terk edenler. Namazı kasten terk edenler. Farzları kasten terk edenler. Sıklıktan payı yok. Sıklıktan payınız yok. Allah bizi eylesin aşıklardan eylesin inşallah.

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi