mustafaozbag.org

595. Mustafa Özbağ Efendi Dergah Sohbetleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbeti · Dergâh Sohbetleri · 18 Ocak 2019 · 41:54

Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gündüzlüğünüzü hayırlı eylesin. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin inşallah. Kadın ve erkeklerin birbirleriyle tokalaşması ve el öpmesi yasak. Bu konunun içine insanın şeyhi de daim midir? Resulullah kadın gibi giyinen erkeğe erkek gibi giyinen kadına lanet etti. Bu hükmü nedir kadın için?
Evet, İslam tarihi boyunca kadınla erkeklerin tokalaşması diye bir mesele olmamış hiç. Bu son iki yüz yıllık mesele. Çünkü normalde hiçbir yerde, hiçbir zaman kadınlar da erkekler bir yerde değiller. Bir yerde olmadıkları için onların da böyle tokalaşması söz konusu değil. Yani normalde tokalaşma, el öpme, ayrı tokalaşmayla alakalı konuşuyorum şimdi.
Hiçbir kültürün içerisinde tokalaşma kültürü yok. Hristiyanlar dahil buna. Yahudiler dahil, Müslümanlar dahil. Hatta daha böyle ileri gidebiliriz. Hindularda, ondan sonra Budistler'de. Hiçbirisinde kadınla erkeğin tokalaşma kültürü yok. Hiçbir yerde göremezsiniz. İşte bir kadınla bir erkek karşı karşıya geldiğinde merhaba deyip tokalaştığını. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında da böyle bir şeyin olması mümkün değil. Onların zamanında da yok. O yüzden tokalaşma dediğinizde yani bir kadının bir erkekle tokalaşması zaten abesse iştihar. Batı toplumunda da yok bu. Ama ne zaman modernleşme, çağdahtılaşma diyorlar ya, Batı toplumunda modernleşme, çağdahtılaşma dedikleri şey, kadının ekonomiye katılması, fabrikaların kurulması, kadınların aktif olarak fabrikalarda orada burada çalışmaya başlaması, çalışmaya başlamasıyla erkeklerle aynı ortamı paylaşması, aynı ortamı paylaşınca
normalde kadından da erkekler tokalaşma Avrupa'da başlıyor. Kadın erkek tokalaşması. Bu konuda hakkınızı helal edin. Üzerinize de alınmayın. Kadın ve erkeklerin tokalaştığı Avrupa'da avam kısmı. Yani işçi çalışanı, böyle normalde hani elit tabakanın tokalaşması söz konusu değil. Hala da Avrupa'da elit takımı tokalaşmaz.
Tekrar söylüyorum, elit takımı Avrupa'da tokalaşmaz. Merhaba, merhaba deyip tokalaşmaz. Avrupa'da tokalaşanlar elit takımı değildir. Avrupa'nın elitleri asla tokalaşmazlar. Orada kadın elini uzatırsa erkek onun elini öper nezaketle, alnına götürmez. Bu modelleşme dediğimiz şeyle beraber avamın içerisinde tokalaşma başlıyor. Biz Avrupa'nın zaten avam kültürünü alıyoruz. Biz Avrupa'nın düşük paspayeliğini kendimize örnek alıyoruz. Bakın Avrupa'nın paspayeliğini örnek alıyoruz biz. Avrupa'nın düşük avam takımının yaptıklarını, ettiklerini alıyoruz. Avrupa'da avam takımı tokalaşmaya başlayınca bizim de burada modelleşme, çağdaşlaşma, ileri ülkeler seviyesine gelmekten anlaşılan bu olduğundan Türkiye'de de tokalaşılmaya başlanıyor.
Tokalaşmak. İşte kadın erkek tokalaşıyor. Kadın erkek bulunduğu yerde, durduğu yerde tokalaşıyor. Erkek elini uzatıyor, o kadının elini tutacak. Tokalaşıyor. Kadın elini uzatıyor, erkekle tokalaşıyor. Tokalaşmaya başlayınca Türkiye'de de çağdaşlığı, ilericiliği, işte ne bileyim aydınlanmayı savunan kesim o zaman ülkenin içerisinde, Müslümanların içerisinde tokalaşma caiz mi, değil mi diye tartışma çıkıyor. E bunun şimdi geriye doğru döndüğümüzde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin zamanında böyle bir adet, böyle bir gelenek, böyle bir görenek, insanların içerisinde böyle bir şey yok ki insanlar durdukları yerde kadın erkek tokalaşsınlar veya karşılaştıklarında tokalaşmaya ihtiyacı duymuyorlar ki tokalaşsınlar veyahut da işte hala da bugün bir kırsal kesime gitse insan, küçük kazalara gitse, karşı karşıda işte mahallede bir teyzeyi görünce aa teyze nasılsın deyip tokalaşmıyor ki gene.
Böyle bir şey yok yine. Siz Konya'nın, Sivas'ın, Ankara'nın bir köyüne gitseniz orada bir bayanına tokalaşma ihtiyacı duymazsınız ki veya Çanakkale'nin köyüne gitseniz, Tekirdağ'ın köyüne gitseniz veya İzmir'in herhangi bir köyüne, kasabasına gitseniz orada tokalaşmazsınız ki gördüğünüz, tanıdığınız bir kimse dahi olsa. Bu nerede kaynaklanıyor? İş yerlerinde kaynaklanıyor. İşte ne bileyim şirketlerde kaynaklanıyor, bankalarda veyahut da işte devlet teşkilatında da kaynaklanmıyor ki siz gidip de vergi dairesinde Veznadar'la bir bayansa tokalaşmıyorsunuz ki veya vergi dairesindeki bir memure hanıma gittiğinizde kim tokalaşacak? Yüzünüze bakmıyor zaten o sizin.
O zaten memure bayanlar veya vergi dairesinin veya devlet kurum ve kuruluşlarının halka, vatandaşa bakış açısı o vatandaşın eli sıkılacak bir noktada değil ki zaten. Öyle bir anlayış da yok. O zaman tokalaşma aslında bize sonradan gelmiş. İslam'ın kendi içerisinde bir kültür olan bir şey değil. Ama bir şeye haram dememiz için de elimizde ayetten, hadisten bir şey lazım. Ölçü lazım. Bir de işin bu tarafı var. Şimdi el öpme, bununla alakalı fetva var. El öpmeyle alakalı. Bu fetva nereden çıkıyor? İnsanlar el öpüyorlar. Ya nasıl el öpüyor? Çocuk babasının elini öpüyor, annesinin elini öpüyor. İşte büyüyor, evleniyor, kayınvalidesinin elini öpüyor, kayınpederinin elini öpüyor. Veya alim bir zat oluyor, onun elini öpüyor.
El öpmeyle alakalı böyle bir şey var. İş tabii normalde yabancı erkeklerin elini öpüp öpülmemesi çıkıyor meydana. Kimlerin eli öpülür? Kimlerin eli öpülmez? Hadi kimlerin eli öpülür? İşte insanın annesinin, babasının, dayısının, amcasının, kayınvalidesinin, kayınpederinin elini öpebilir. İşte alim, usta bunların elini öpebilir fetva bu konuda. Kadınların ve erkeklerin, yani normalde işte bir şeyhin eli öpülür mü öpülmez mi? Veya bir bayan işte üstadının elini öper öpmez mi? Bununla alakalı tartışma çıkıyor. Bir kısmı demiş ki öpemez, cahiz değil. Bir kısmı demiş ki öpebilir. Bunun da normalde tekrar geriye döndüğümüzde bunu biatlaşmadan çıkarıyoruz. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ve sahabenin biatlaşması.
Bu normalde bu haram diyenlerin dayandıkları bir tek hadis var. O hadis de Hz. Ayşe annemizin tespiti. Diyor ki Hz. Ayşe annemiz, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin eli hiçbir mahrem kadının eline değmedi. Hadis bu. Eyvallah. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıkan böyle bir yasaklama yok benim okuduklarımın içerisinde. Hz. Ayşe annemizin tespiti var bu konuda. Ama diğer tespitler var. Medine-i Münevvere'de kadınlar toplanıyorlar. Kadınlar toplandıklarında biat etmek istiyorlar. İslam'a girecekler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri Hz. Ömer efendimizi gönderiyor. Hz. Ömer efendimizi gönderince kadınların toplandıkları odanın, evin penceresinden içeriye elini uzatıyor.
Bu bir. Yani kadınlar onun elini tutmayacaktı veyahut da bu yorum tabi. Elini uzatıyor bu konuyla alakalı. Ama elini tuttu işte Medine'li kadınlar bunu anlatırlarken Hz. Ömer diyor radıyallahu anh hazretler için. Ömer elini pencereden aşağı elini uzattı. Biz de diyor biat ettik İslam olduk. Mekke fethediliyor. Mekke fethedilince işte Hz. Ömer efendimiz bir yerde, Hz. Ebubekir efendimiz bir yerde, Hz. Hatice annemizin kız kardeşi bir yerde, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri bir yerde. Biatları alıyorlar. O esnada Hint geliyor. Hint biatlaşmak için elini uzatıyor. Elini uzattığında tabi ağzını, yüzünü, gözünü sarıyor tanınmamak için.
Elini uzatıyor. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri diyor ki bu el kadın eli mi? Erkek eli midir? O da kadın elidir diyor. O da kadın eline benzemiyor diyor. Bu sefer Hint gidiyor, ellerine kına yakıyor. Ellerine kına yaktıktan sonra geliyor. Tekrar elini uzatıyor biatlaşmak için. Bir de bunun gibi hadisler var yani bu noktada. O yüzden bu noktada böyle hadisler de olduğundan dolayı işte bazı şeyh efendiler ellerini bayan dervişlerini öptürmüşler. Kimisi öptürmemiş. Kimisi öptürmüş. Öptürenler bu hadisleri kendilerine ölçü alarak öptürmüşler. Öptürmeyenler de demişler ki işte normalde caiz değildir demişler. Öptürmemişler.
Bu noktada normalde bir üstadın eli öpülür mü? Fetva var. El cevap öpülür. Buna karşı çıkan Türkiye'de belirli tarikat ve cemaatler var. Onlar diyorlar ki asla olmaz haramdır. Bir kimsenin bir şeye haram diyebilmesi için de tekrar söylüyorum. Yasaklayan ayet ve hadis olması lazım. Biraz tehlikeli bir nokta. İkincisi Resulullah kadın gibi giyinen erkeğe erkek gibi giyinen kadına lanet etti. Bu konuda pantolonla namaz kılmanın hükmü nedir? Kadın için. Kıymetli kardeşler. Bayan kardeşler bugün adı pantolon denilen giysiler giyiyorlar. Bir kısım yine ehli tarikatın bir kısmı.
Bayan kardeşlerin o giydikleri kıyafetler pantolon adı altında olduğu için ve olar ki sizler erkeklere benziyorsunuz. Lanetlenmişsiniz. Bu çok ağır bir şey ya. Bunu bir Müslümana namaz kılan bir kimseye sen bu kıyafetinden dolayı lanetlenmişsin demek gerçekten çok kara cahillik bir şey. Bu düpödüz kara cahillik.
Gerçekten bunu bir kimse namaz kılan bir kimseye bunu söylüyorsa yemin ediyorum o kara cahilin karasının karasından. Bakın kara cahilin karasının karasından. Sebep bu kardeşler İslam dini niyet dinidir. Namaz kılan bir kadın işte dışarı çıkarken tesettür maksadıyla daha rahat ederim işte mantonun altına bir pantolon giymiş veyahut da işte evinin içerisinde eşofmanla veya evinin içerisinde pantolonla namaz kılmasını erkeğe benzemek için mi yapıyor ya?
Herhangi bir kadın eline bir tane bıçak alsa o bıçakla ben erkeklere benzedim, erkek gibiyim derse o dahi lanetliğin içine girer. Buradaki niyeti ne onun? Erkeklere benzemek. Sahabeden bir bayan omuzuna yayı oku almış böyle Medine'nin ortasında Rab, Rab, Rab, Rab erkek gibi yürüyor. Allah Resulü diyor ki işte bu diyor erkeklere benzemeye çalışan Allah'ım lanet onun üzerine olsun diyor.
Neden? Erkek gibi yürüyor ve oku da arkasına asmış erkek gibi gidiyor. Yoksa bayanın ok atmasından dolayı değil. Bakın bayanın ok atmasından dolayı değil. Burada bir erkek herhangi bir kazak giyse bildiğiniz kazak veya bir tişört giyse kendince o kaza ve tişörtü giyerken bayanlara, kadınlara benzeme kastıyla giyse o lanetin içerisine o da girer.
Herhangi bir eşyayı, herhangi bir kıyafeti bir kadın veya erkek karşı cinse benzemek için alsa kullansa ve niyeti kadına veya erkeğe benzemek ise lanet onun üzerine vacip olur. Eyvallah, buna söyleyecek bir sözüm olmaz. Ama bunu böyle namaz kılan sırf dışarı çıkarken ölüm var, baygınlık var, düşkünlük var, trafik kazası var, her şey var. Her şey var. Ve bir kimsenin işte mantosunun altına veyahut da neyse üst girafetinin altına pantolon giymesi dışarı çıkarken tesettüre daha uygun. Kapalı çarşıda esnaflık yapıyorum.
Kadın o ana caddenin üzerinde yürüyor, ayağı bir kaydı bir düştü ayakları havada. Millet geldi başına toplandı. İşte hani şey yapacak, seyrediyor herkes. Ben hemen üstümdekini çıkardım, örttüm kadının bacaklarının üzerine. Dedim kalk bacı, kaldırdım ben bunu. Orada bir kuyumcu bir genç bir çocuk vardı. Ona dedim bir sandalye ver. Oraya sandalye oturtturduk, sumu verdik. Utanıyor kadıncağız, her tarafı göründü. Dedim ki kendi kendime kadınların dışarı giderken mantolarının altına, seyahate çıkarken, şehir içerisine giderken mantolarının altına pantolon giymeleri daha evlat. Şimdi önceden annelerimizin kara donları vardı. Benim annemin bir normalde donları vardı.
Peştaman'ın altına giyerdi, eten altına giyerdi, dizine kadardı, lastikli. Onun üzerine de çorabı geçirdi, öyle giderdi. Kimde kaldı bu şimdi? Hiç kimsede kalmadı. Şimdi de insanlar mantolarının altına pantolon giyiyorlar. Onların niyetleri, kasıtları erkeğe benzemek mi ya? Yapmayın. Ama biz yapmayın desek de Türkiye'de belli bir cemaat var, belli bir tarikat var. Her şey bitti. Her şey bitti. Kadınların, normalde mantolarının altına giydikleri kıyafetle işleri. Her şey bitti ülkede. Öyle ki, İslam güldü, gürül gürül yaşanıyor. Hem hukuki olarak, hem ahlaki olarak, her şey gürül gürül.
Gürül gürül İslam yaşanıyor, artık sıra kıyafete geldi. Gürül gürül İslam yaşandığından biz insanların giymiş olduğu donlara bakacağız. Gürül gürül İslam yaşanıyor ya, faiz ortadan kalkmış, fuhuş ortadan kalkmış, uyuşturucu ortadan kalkmış, rüşvet ortadan kalkmış, yalakalık kalkmış, salaklık kalkmış, yamacılık kalkmış, rüşvetçilik kalkmış.
Belediyelerde, kamu kurum kuruluşlarında, hukuk dairelerinde, İslam gürül gürül ya. Öyle ki, İslam miras hukukuyla, evlilik hukukuyla, ticari hukukla, bankacılık hukukuyla, gürül gürül her şeyle yaşıyor. Sıra dona geldi. Sıra dona geldi. Her şeyi bırakacağız şimdi. Yüz bin tane kadın var. Devlete müracaat etmişler. Diyorlar ki bize vesika verin, biz fuhuş yapacağız. Yüz bin kadın, yüz bin kadın devlete müracaat etmiş. Demiş ki, biz vesika alıp fuhuş yapmak istiyoruz.
Biz namaz kılanın donunla uğraşıyoruz. İngiliz soytarısı bunlar. Bunlar İngiliz soytarısı. Bunlar İngiliz soytarısı. Tekrar söylüyorum. Bunlar başka bir şey değil. Zaten din üzerinde CIA'si, Mossad'ı, M16'sı, KGB'si hepsi de elini uzatmış. Dinin içerisine, din adamlarının üzerinden uzatmış. Şeyhlerin üzerinden, cebaatların üzerinden, tarikatların üzerinden uzatmış. Okulların önünde bin lira uyuşturucu, bir sigara yüz lira okulların önünde uyuşturucu, bir sigara yüz lira. Yüz lira bir sigara, okulların önünde uyuşturucu. Devlet okullarının önünde uyuşturucu satılıyor.
Yüz lira sigaranın tanesi. Biz donla uğraşalım. Namaz kılanların donuyla uğraşalım. Biz bırakalım işimizi, gücümüzü. Namaz kılanlar donlarından dolayı erkeklere benziyorlar, lanetlik. Canım kardeşlerim, İslam hukukunu istemeyen kimse lanetliktir. Canım kardeşlerim, İslam'ın hakim olmasını istemeyenler lanetliktir. Asıl lanetlik olanlar, İslam'ın hukukuna karşı çıkanlardır. Asıl lanetlik olanlar, İslam'ın hukukunu istemeyenlerdir. Namaz kılana sen tesettüründen dolayı, rahatlığından dolayı, pantolon giymiş, sen ona lanetlik diyorsan, yemin ediyorum vallahi de, billahi de, tillahi de, senin İslam gibi bir derdin yok. Yok. Yok.
İslam'ın evlilik hukuku yok. İslam'ın ticaret hukuku yok. İslam'ın ceza hukuku yok. İslam'ın hiçbir hukuku yok. Hiçbir hukuku yok İslam'ın. İslam'ın hiçbir hukukunun olmadığı yerde, sen namaz kılanın donunla, namaz kılanın tumanınla uğraşıyorsan, yemin ediyorum sen satılıksın. Başka bir şey değilsin. Sen başka bir şey değilsin. Ya ahmaksın, ya cahilsin, ya satılıksın. Üçünden beri. Ya ahmaksın, ya cahilsin, ya satılıksın. Üçünden beri. Başka bir şey değil. Kardeşler, tekrar söylüyorum. Gidin ya, bu tuiki okumuyorsunuz ya. Okuyun tuiki. Yüz binin üzerinde kadın müracaat etmiş devlete. Demişler ki, biz fuhuş yapacağız, vesika almak istiyoruz.
Sen bırak bunu. Yüz binin üzerinde vesikalı kadın var. Türkiye'nin konuşmadığı meseleler bunlar. Bunu hacısı, hocası, alimi, şeyhi, diyanetçisi, ilahiyatçısı, hiçbirisinin kafasının kuma gömdüğü yerler bunlar. Kafasının kuma gömdüğü yerler. Kafayı almışlar, deşmişler oradan bir kum, deşmişler bir kum. Oraya koymuşlar kafayı. Düşünseniz ya, biraz insan okusa, akletse, biraz dinlese, biz oturacağız, milletin sakalının santimine bakacağız.
Vay vay vay … Sizin sakallarınızın hiçbirisi de sakal değil. Alacağız bir tane kumpas, sakalı ölçeceğiz. Kaç santim? Alacağız bir tane kumpas, donlarınızı ölçeceğiz. Donlarınızı ölçeceğiz sizin. Donlarınız nasıl? Renkleri nasıl? Tabii. İşimiz o bizim. Dinin işi o. Tabii. Hani gelmiş ya birisi Hazreti Mevlana'ya. Demiş ki efendim bir sorun var. Demiş sor evladım. Demiş ki her şeyimi Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve selleme benzettim demiş. Acaba demiş, kuşağını nasıl bağlardı Hazreti Peygamber demiş. Kuşağımı da ben ona göre benzetsem, ona göre taksam demiş. Hazreti Peygamber ona böyle bir bakmış.
Sen demiş, kuşağını da ona benzetersen tam bir Ebu Cehil'e benzersin demiş. Ebu Cehil'in kıyafetiyle Hazreti Muhammed Mustafa'nın kıyafetinin arasında bir fark yok. Altını çiziyorum. Ebu Cehil'in kıyafeti ile Hazreti Muhammed Mustafa'nın kıyafetinin arasında bir fark yok. Fark nerede? Bedir'de. Neyle? Sarık'la. Şu başlarımıza sardığımız alamet-i farika var ya, şu. Bu, bu İslam'ın alamati farikası. Bu. Sarık. Sarık, İslam'ın alamati farikasıdır. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin terk etmediği Bedir'den sonra yegane sünnettir. Sarık, melekler kafalarında sarıkla geliyorlar Bedir'e.
Bir kimse o yüzden sarıkla alay etse, sarıklıyla alay etse, başında sarığı olan bir kimseyle alay etse, küfür ehlidir, tecid-i imam, tecid-i nikah gereklidir. Sarığı küçük görse, sarıklıyı küçük görse, sakalı küçük görse, sakallıyı küçük görse, sakala laf söylese, sakallıya laf söylese, tecid-i imam, tecid-i nikah gerekli.
Ancak gavurlar laf söyler, ancak gavurlar laf söyler, ancak kafirler küçük görür sarığı, başka kimse değil. Eee geri kalan kıyafet Ebu Cehil sünnet mi işledi şimdi? İman, niyet, iman, niyet.
Canım kardeşlerim, dikkat edin. Bunların hepsi de birer oyun, hepsi de birer tezgah. İnsanların asıl kendilerini hedefleyeceği yerden uzaklaştırma oyunları bunlar. Biz orada asıl kendi hedefimize koyacağımız, istikametimizi koyacağımız şeyler değil. Değil. Bunlar değişik mahvellerde, değişik yerlerde organize edilip organize işler bunlar. Bunların hepsi de organize işler. Asıl insanların hedeflerine, kendilerini kilitlemeleri gereken yerler değil. Tahlih meselelerle uğraşıyorlar. Allah bizi affetsin inşallah. Tahiyyata işaret parmağımızı tam olarak ne zaman kaldırmamız gerekiyor? Bu sünneti yapmalı mıyız?
Doğru yapmazsak yapmayın deniyor. Tam doğrusu nedir? Yapmayın var. Doğu Türkistan'da zulüm gören Müslümanlara dua eder misiniz? İnşallah. Rabbim bütün zulüm gören Müslümanlara yardım eylesin. Amin. Zalimleri ve zalimlere yardımcılık ve yataklık edenlere Allah kahru perişan eylesin. Amin. Cenab-ı Hak bütün İslam alimini her türlü zulme, zalimliğe, adaletsizliğe, hukuksuzluğe karşı bir ve beraber eylesin. Amin. Şimdi neden Türkiye'nin bir Doğu Türkistan meselesi olmaz? Bir Filistin meselesi olur. İyi. E neden Doğu Türkistan işi olmaz? Kendi kendimize düşünelim.
Filistin'dekiler Müslüman da Doğu Türkistan'dakınlar Müslüman değil mi? Filistin'dekiler Müslüman da Yemen'dekiler Mısır'dakınlar Sudan'dakınlar Müslüman değil mi? Neden Doğu Türkistan'ı hükümet yetkilileri ve devlet hiç diline dolamaz? Milliyetçilikse milliyetçilik kendi ırktaşlarımız değil mi? Bir sohbetinizde Osman'la yıkılırken kim bir tuğla çekerse mesuldür dediniz.
Ülkemiz ekonomik kuşatma altındayken kısa vadeli düşünmek, dolara yatırım yapmak, üretimi kısmak, kar marjını arttırmak, yüksek fiyata mahsatmak vs. Bunlar aynı kategoriye girer mi? Bizlere tavsiyeleriniz nelerdir, neler yapmalıyız? Canım kardeşlerim, ticaret helal. Ticaret helal. Doları yasaklasınlar ülke içinde madem dolarla bu kadar manipüle oluyoruz. Dolardan çıksınlar, neden bu kadar manipüleye müsaade ediyorlar ki o zaman? O zaman dolara ve dolarla ülkenin içerisinde dolaşmasına müsaade edenler ülkenin yıkılmasını mı istiyorlar yoksa? Bu sorudan oraya gidebilir bir insan.
Dolara ben müsaade etmedim ülke içerisinde dolarla insanlar alışveriş etsin diye. İslam'ın da böyle bir derdi yoktur. İslam bir para birimini illa ki şundan kullanacağınız, bundan kullanacağınız demez. İslam'ın kendi para birimi altındır. Dönsün ülke ekonomisinin altına. Bak ne kadar hiçbir şey kalmaz. Ne enflasyon kalır ne de deflasyon kalır. Evet bir döndürelim altına. Hiçbir şeyimiz kalmaz. Kağıtla uğraşıyoruz. Biz uluslararası üç kağıt ekonomisi diyor ya bir tane profesör var. Bunlar diyor üç kağıt ekonomisi diyor. Biz o üç kağıt ekonomisiyle uğraşıyoruz. Barnabas İncil'in önemi nedir? Muhsin Yazıcıoğlu'nu şehit ettiler bundan dolayı. Sıra Barnabas'la alakalı konuşanlara mı geldi şimdi?
Evet, Barnabas'la aleyh sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerinin son peygamber olarak geleceği, İsa aleyhisselamın Allah'ın oğlu olmadığını, güçlü tesis inancını reddettiğine dair bir rivayet var. O yüzden zaten aforoz edilmiş Barnabas İncil'i İznik konsülünde. Bunu normalde işte bulunduğunu, bunu da bulan kimsenin ülkücü olduğunu, ondan sonra bunu normalde şeye, Muhsin Yazıcıoğlu'na verdiğini, Muhsin Yazıcıoğlu'nun da bunun yanında taşıdığını, hatta Huzisi helikopterle oraya gittiğini, helikopterle oraya gidiş sebebinin
ondan sonra miting değil, aslında o Barnabas İncil'ini almak olduğunu, ama o Barnabas İncil'ini aldığını da derin devletin içerisinde bir kısmının bunu tespit ettiğini, ondan onu istediklerini, o da vermediğini, vermeyince de helikopteri düşürdüklerini ve Barnabas İncil'ini aldıktan sonra onun yerini söylediklerine dair rivayetler var. Bizim de bir şey bildiğimiz yok. Yarın öbür gün bir de vay sen bu konuyla alakalı biliyorsun deyip de basın savcısına gideyim, ayıkla pirincin taşını deyip. Yani böyle bir söylenti var ortalıkta. Bu söylentiye normalde YouTube'da da insanlar dile getiriyorlar, her yerde dile getiriyorlar. Doğru, yanlış. E şimdi onu da normalde işte bir örgütün üzerine, bunu da diyor FETÖ örgütü yaptı diyorlar, onun üzerine normalde bu meseleyi, onlara bu kıyafeti giydiriyorlar.
Diyorlar ki onlar yaptı ondan sonra. Onlar üzerinden işte o zaman CIA yaptı. E CIA yaptıysa o zaman CIA'nin demek ki devletin içerisinde kolu kanadı var. Derin devletin içerisinde de kolu kanadı var. İş farklı yönlere gidiyor. Bu sürü şey çıkıyor. Benim buraya üçüncü gelmem, ikinci gelmemin gecesinde rüyamda zikir gördüm. Buraya ilginç olan ise zikir sonunda aksakallı, aksaçlı birisi Celle Celaluhu dediğinde herkes gülüyordu. Ne anlam içerir. Canım kardeşim ben. Buradan rüya tevhül etmiyorum ama buraya gelen her şeyi okuyacağım diye söz verdim, okuyorum. Sizin bulunduğunuz programları, dersleri eşimizle veya arkadaşlarla giderken bulunduğumuz şehrin zakirine haber vermeli miyiz?
Böyle bir usulümüz yok. Bizde seyahat özgürlüğü var. Herkes istediği yere gider. Haber vermeden yola çıkarsak edepsizlik mi olur? Hayır. Bu konuyla alakalı bizi bilgilendirir misiniz? Edep, adep nedir? Bu konuyla alakalı bütün dergah bu konuyu bilir. Herkes üstadının sohbetine, zikrine, dersine hiç kimseden izin almadan gidebilir. Cumartesi günü insan uyurken ruhunun bedenden çıkıp gittiğini buyurdunuz. Gece gördüğümüz rüyalar ruhumuzun gittiği yere büccet midir, delil midir? Delildir diyemeyiz. Delil değil de diyemeyiz. İki senedir Hoca Hasan Mahallesi caminde çalışıyorum. Beni sadece tuvaletlere bakacaksın diye aldılar.
Fakat kapıcı yaptılar, komşular çaycı yaptılar, cemaat çöpçü yaptı. Daha nazikçesi mevkici yetmedi, camiye bekçi yaptılar. Bir güzel de kullanıyorlar. Allah için katleniyorum, hiç şikayetim yok. Ama hakkımı vermiyorlar. Allah için yapıyorsan neden hakkını istiyorsun ki o zaman? Çok az para veriyorlar. Allah için olmadı, para için oldu. Bunlara Nisan elinde Ümre'ye gideceğimi inşallah, üç aya kadar sure tanıdım. Ve helalleşip ayrılacağım. Eğer hakkımı verirlerse çalışırım. Burada çok madde bağımlısı, sarhoş, psikopat insanlar var. Hep kedi köpek besliyorlar. Hem de evin içinde çok zor bir yer. Hırsız çok, kamera yok.
Dernek başkanı, muhtar görevini yapmıyor. Ben ne yapayım kardeşim? Cumhuriyet savcısı mıyım ya? Mübarek insan. Öğrenmek amacıyla söylüyorum. Yeni evli oldukları için evlenir, evlenmez. Bebeklerinin olmasını istemeyen, çiftin, kadın doğum uzmanına gitmeden korunma amacıyla doğum kontrol hapı kullanmaları uygun mudur? Uygun ama sağlıkları bozulur. Doğum kontrol hapı kullanan kadınlar, sağlık olarak çok fazla yan etkisi olduğu söyleniyor. Problem yaşıyorlar. Doktor öyle mi? Tabii kullanımda daha fazla olur ama, yine de hormonal dengeyi değiştirdiği için muhakkak etkisi olacak. Evet, doktor da benim söylediğimi destekliyor ve tasdikliyor. İsterse yapmasın.
Bir hadis okuyayım. Ubade bin Samit'ten Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in üzerine vahiy indirilirken, bundan dolayı sıkıntıya girer ve yüzünün rengi değişirdi. böyle gaybi, vahiy gibi, ilham gibi, tecelliyat gibi şeylere mazhar olanların fiziken üzerlerinde, yüzlerinde, gözlerinde her an bir değişiklik olur. onun etkisi olur.
Bu manevi varidatların, o etkiyle o kimsenin yüzünde, gözünde, vücudunda farklılıklar olabilir, normaliteden çıkar. Bu da onun hak olduğunu, caiz olduğuna dair delil adı şerif. O yüzden bazen sufilerin üzerinde de Allah'ı zikrederken kendi kendilerine evde, işte herhangi bir yerde veya namazda böyle ilhama maruz kalma, herhangi bir sıfatın tecelliyatına mazhar olma gibi bir şey olursa, o zaman onun onda da, yüzünde, vücudunda değişiklikler söz konusu olabileceğine dair bir delil hadis-i şerif.
Sufilerle alakalı. Allah cümlemizi affetsin. Amin. Cenab-ı Hak doğruyu ve hakikati görüp konuşanlardan eylesin. Amin. Fâlemennehu. La illa illa Allah'ın

Bu metin konuşmadan otomatik çıkarılmıştır, hatalar içerebilir. Esas olan videodaki sözdür. Bir cümleyi aktarmadan önce kaydın kendisinden doğrulayın.

bütün sohbetlerin metinleri · söz fihristi